YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
-
Eldarin
Myrthul bomboş bir koridordaydı ve açıkçası buraya nasıl geldiği hakkında hiçbir bilgisi yoktu.
etrafına bakındı.müthiş karanlığı yoketmeye çalışan birkaç meşale vardı koridorun uzaklarında.ona doğru yöneldi ve meşaleyi kavramak için o tarafa doğru uzandı.
tam meşaleyi kavrayacaktı ki başka bir elin _ölümün tüm soğukluğunu üstünde taşıyan bir el_ onun bileklerinden kavradığını gördü.gafil avlanmıştı ,elini kurtarmaya çalıştı.başaramadı.bileğini tutmakta olan el çok güçlüydü.
karşısındakinin bir undead olduğunu anlamıştı.çirkin suratından belli belirsiz kopmuş et parçaları Myrthul un öğürmesine neden oldu.ve kendisine temas etmekte olan kemikli el bedenine daha önce hiç yaşamadığı bir soğukluğu akıtıyordu.
Myrtul un diğer eli kemerinde asılı duran büyü karışımlarına yöneldi.doğru olanı bulmaya çalışıyordu bir taraftan da onu vahşice ısırmaya çalışan ölünün saldırılarından sakınmaya...
undead bir hamle daha yaptı ve Myrtul un omuzunu pençeleriyle parçaladı.acıyla haykıran Myrtul tüm gücüyle diğer elini ölününkinden kurtardı,diğer eliyle aradığı büyülü karışımı kesesinden çıkarttı.
''Hyrkden Drus'tian Feliah,resh kimern fah!''
Myrtul un ellerinden ayrılan bembeyaz bir büyü enerjisi karşısındaki undead a çarptı.undead durduğu yerde donup kalmıştı ve bu sırada arkadan başka seslerde geliyordu.şuursuzda böğüren başka sesler.
''burası nasıl bir yer böyle.lanet olsun!başkaları da geliyor olmalı!!!''
Myrtul yaralı olan sol omuzunu sıkıca bastırarak diğer tarafa doğru olabildiğince hızlı bir şekilde yöneldi.tek düşüncesi buradan kurtulmaktı...
etrafına bakındı.müthiş karanlığı yoketmeye çalışan birkaç meşale vardı koridorun uzaklarında.ona doğru yöneldi ve meşaleyi kavramak için o tarafa doğru uzandı.
tam meşaleyi kavrayacaktı ki başka bir elin _ölümün tüm soğukluğunu üstünde taşıyan bir el_ onun bileklerinden kavradığını gördü.gafil avlanmıştı ,elini kurtarmaya çalıştı.başaramadı.bileğini tutmakta olan el çok güçlüydü.
karşısındakinin bir undead olduğunu anlamıştı.çirkin suratından belli belirsiz kopmuş et parçaları Myrthul un öğürmesine neden oldu.ve kendisine temas etmekte olan kemikli el bedenine daha önce hiç yaşamadığı bir soğukluğu akıtıyordu.
Myrtul un diğer eli kemerinde asılı duran büyü karışımlarına yöneldi.doğru olanı bulmaya çalışıyordu bir taraftan da onu vahşice ısırmaya çalışan ölünün saldırılarından sakınmaya...
undead bir hamle daha yaptı ve Myrtul un omuzunu pençeleriyle parçaladı.acıyla haykıran Myrtul tüm gücüyle diğer elini ölününkinden kurtardı,diğer eliyle aradığı büyülü karışımı kesesinden çıkarttı.
''Hyrkden Drus'tian Feliah,resh kimern fah!''
Myrtul un ellerinden ayrılan bembeyaz bir büyü enerjisi karşısındaki undead a çarptı.undead durduğu yerde donup kalmıştı ve bu sırada arkadan başka seslerde geliyordu.şuursuzda böğüren başka sesler.
''burası nasıl bir yer böyle.lanet olsun!başkaları da geliyor olmalı!!!''
Myrtul yaralı olan sol omuzunu sıkıca bastırarak diğer tarafa doğru olabildiğince hızlı bir şekilde yöneldi.tek düşüncesi buradan kurtulmaktı...
Myrthul şuursuzca etrafına bakındı her yer karanlıktı aydınlık olan bölümden ise ölemeyenlerin canlı olana karşı nefretleri duyulabiliyordu.Ã?aresizce karanlığa doğru yöneldi,tek şansı buranın bir çıkışı olmasıydı.El yordamı ile duvarlara tutunuyor mümkün olduğu kadar hızlı hareket etmeye çalışıyordu.Sağ eli duvarda bir boşluk yakaladı evet burası başka bir koridordu ama görüş yeteneği olmadığından bir süre kararsız kaldı ama düşünecek zamanı yoktu.Hızla yeni bulduğu koridora daldı,bir kaç kez tökezledi ve koridoru takip etti.Koridorun ucunda çok az bir ışık sezinledi hızlandı Myrthul.Koridorun sonuna geldiğinde yukarıdan sızan küçük bir ışık hüzmesi gördü,dönüp arkasına baktı ve bir ses duydu.
Efendi dönene kadar buraya giren ölümün lanetini üzerinde bulur.Myrthul anlamayan gözlerle konuşan kurukafaya baktı.Arkasını döndüğünde küçük basamaklar şeklinde yükselen toprak zemini gördü.Ölümün yaşadığı bu yerden çıkması için tek gereken bir tetikleyici oldu,o da tanıdık olan undead sesleriydi.şimdi Dharmon Brenne'nin,kendisini ölümün efendisi olarak tanıtırken ne kastettiğini anlamıştı.Ve o iskelet ne demişti:Efendi dönene kadar...Yani Brenne buradan ayrılmıştı.
Efendi dönene kadar buraya giren ölümün lanetini üzerinde bulur.Myrthul anlamayan gözlerle konuşan kurukafaya baktı.Arkasını döndüğünde küçük basamaklar şeklinde yükselen toprak zemini gördü.Ölümün yaşadığı bu yerden çıkması için tek gereken bir tetikleyici oldu,o da tanıdık olan undead sesleriydi.şimdi Dharmon Brenne'nin,kendisini ölümün efendisi olarak tanıtırken ne kastettiğini anlamıştı.Ve o iskelet ne demişti:Efendi dönene kadar...Yani Brenne buradan ayrılmıştı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Eldarin
Re: YER ALTINDA BİR MABED
Myrthul suratına sert bir tokat gibi çarpan sözler onun sinirlerini altüst etmeye yetmişti.yeraltındaki mabedinde kendisini karanlığın efendisi olarak tanıtan birisi tam manasıyla Myrtul u buraya kıstırmıştı.CHANGES wrote:Myrthul şuursuzca etrafına bakındı her yer karanlıktı aydınlık olan bölümden ise ölemeyenlerin canlı olana karşı nefretleri duyulabiliyordu.Ã?aresizce karanlığa doğru yöneldi,tek şansı buranın bir çıkışı olmasıydı.El yordamı ile duvarlara tutunuyor mümkün olduğu kadar hızlı hareket etmeye çalışıyordu.Sağ eli duvarda bir boşluk yakaladı evet burası başka bir koridordu ama görüş yeteneği olmadığından bir süre kararsız kaldı ama düşünecek zamanı yoktu.Hızla yeni bulduğu koridora daldı,bir kaç kez tökezledi ve koridoru takip etti.Koridorun ucunda çok az bir ışık sezinledi hızlandı Myrthul.Koridorun sonuna geldiğinde yukarıdan sızan küçük bir ışık hüzmesi gördü,dönüp arkasına baktı ve bir ses duydu.
Efendi dönene kadar buraya giren ölümün lanetini üzerinde bulur.Myrthul anlamayan gözlerle konuşan kurukafaya baktı.Arkasını döndüğünde küçük basamaklar şeklinde yükselen toprak zemini gördü.Ölümün yaşadığı bu yerden çıkması için tek gereken bir tetikleyici oldu,o da tanıdık olan undead sesleriydi.şimdi Dharmon Brenne'nin,kendisini ölümün efendisi olarak tanıtırken ne kastettiğini anlamıştı.Ve o iskelet ne demişti:Efendi dönene kadar...Yani Brenne buradan ayrılmıştı.
Myrthul un zayıf bir bedeni vardı ve herhalde bu ; karanlığın efendisinin* kendisi hakkında bu çeşit bir izlenim oluşturmasına yol açmıştı.
yahut sahip olduğu güç hakkında hiçbir fikir oluşmamıştı zihninde...
''bekletilmekten hoşlanmam!''diye hırladı birbirine kenetlenmiş dişlerinin ardından.
''ve sen ölü!'' ses burada nefret in sonsuz izlerini taşıyordu.
''sen öleceksin...''
ve Myrthul ellerini geniş bir yay çizerek iki yana açtı;belindeki büyü bileşenleri şimdi ellerindeydi.ağzından birkaç büyü fısıltısı çıktığı duyuldu ardından tüm öfkesiyle karşısındaki şuursuz undead e saldırdı...
Eldarin yerin sarsıldığını hissetti. Karşısında duran undead kendiliğinden yere düştü. Koridor tamamen karanlığa boğuldu. Eldarin anlamadığı bir dildeki sözlerin ve duaların kanını adeta dondurduğunu hissetti.
Yerde pentagram şeklinde bir rün alev alev yanmaya başladığında Eldarin öleceğini hissetti. Pentagramdan yanan alevler tavana kadar yükseldi ve vahşi çığlıklar tapınakta gaddarca yankılandı. İğrenç bir koku etrafa yayılmaya başladığında, Eldarin siyah kanatların gölgesinin karanlıktan bile daha korkunç olduğunu düşünmeye başlamıştı. Kahkaha sesleri fısıltı gibi kulağına doluyordu. Ya tapınaktan kaçacak ve hayatını kurtaracak ya da kalacak ve ortaya çıkacak varlıkla yüzleşecekti.
Yerde pentagram şeklinde bir rün alev alev yanmaya başladığında Eldarin öleceğini hissetti. Pentagramdan yanan alevler tavana kadar yükseldi ve vahşi çığlıklar tapınakta gaddarca yankılandı. İğrenç bir koku etrafa yayılmaya başladığında, Eldarin siyah kanatların gölgesinin karanlıktan bile daha korkunç olduğunu düşünmeye başlamıştı. Kahkaha sesleri fısıltı gibi kulağına doluyordu. Ya tapınaktan kaçacak ve hayatını kurtaracak ya da kalacak ve ortaya çıkacak varlıkla yüzleşecekti.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Myrthul şimdi başının gerçekten belada olduğunu biliyordu,burası her neresi yada her neyse sadece zayıf undeadlerce değil başka şeyler tarafından da korunan bir yerdi.Bir an için bir ürperti hissetti,etrafta hayalet sesleri yankılandı.Myrthulun önünde iki ruh koridorun sonunda gözle görünür oldu.Ama asıl başını ağrıtacak sorun pentagramda şekillenmeye başlamıştı ve biliyordu ki daha bu sorunla uğraşamadan yüzleşmesi gereken onlarca undead buraya doğru geliyordu.Sesleri tüm koridorlarda yankılandı.Zamanın daraldığını farkeden büyücü harekete geçmek için acele etmesi gerektiğini biliyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Eldarin
Myrthul karanlığa baktı gözleri nerede olduğunu unuturcasına bir an daldı.karşıdan iki hayaletin ona yaklaştığını hissetti.bu onun için bile tüyler ürpertici birşeydi ve derinlerde hissettiği kudretli canlıda onu tehdit edercesine zihnini ve bedenini zehirlemişti.
''herhangi bir yer olabilir fakat burası asla!burası dehşetin ve lanetin göbeği!''
bir an kaçmayı düşündü.elinde bunun için çok etkili bir scroll vardı ve onu kullanmasını bekliyordu.fakat iradesi hala ona beklemesini emrediyordu.
ilerisindeki pentagram kızıl ışıklar saçarcasına parladı ve şimdiye kadar görüp görebileceği en devasa yaratıklardan biri kara alevlerin içini yararak ortaya çıktı!
'bir şeytan belki de!'
Myrthul un vücudu öncelikle korkuyla sarsıldı.fakat sonrasında geniş bir haz bütün yüzünü sardı.Hışırdayan cüppesinin içinden dizleri üzerine eğildiği görülebiliyordu.
''Lordum!'' diyebildi.gözleri şeytani biçimde dikilmiş karşısındaki müthiş varlığı izliyordu...
''herhangi bir yer olabilir fakat burası asla!burası dehşetin ve lanetin göbeği!''
bir an kaçmayı düşündü.elinde bunun için çok etkili bir scroll vardı ve onu kullanmasını bekliyordu.fakat iradesi hala ona beklemesini emrediyordu.
ilerisindeki pentagram kızıl ışıklar saçarcasına parladı ve şimdiye kadar görüp görebileceği en devasa yaratıklardan biri kara alevlerin içini yararak ortaya çıktı!
'bir şeytan belki de!'
Myrthul un vücudu öncelikle korkuyla sarsıldı.fakat sonrasında geniş bir haz bütün yüzünü sardı.Hışırdayan cüppesinin içinden dizleri üzerine eğildiği görülebiliyordu.
''Lordum!'' diyebildi.gözleri şeytani biçimde dikilmiş karşısındaki müthiş varlığı izliyordu...
Alev alev yanan varlık ortaya çıktığında 4 metre boyundaki iblis kanatlarını gerdi. Bu haliyle koridora zar zor sığıyordu. Yanan vücudundan yayılan alevler bir anda koridoru aydınlığa boğdu. Kafasının iki yanından fırlamış kara boynuzlar ve ağzında yüzlerce diş vardı. Ateşten yapılmış kırbacını yere vurdu ve boş olan sağ elini sıktığında elinde alevden bir kılıç belirdi. Anlaşılmayan korkunç dilde söylediği sözlerin tercümesini Eldarin zihninde duydu:
"Konuş!"
"Konuş!"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Eldarin
''uzun bir süredir muazzam derecede güçlü bir tanrının varlığını hissetmekteyim.ve ona kavuşma isteğiyle o kadar doluyum ki kulemden ve bağlı olduğum diyardan vazgeçtim ve anlayamadığım birtakım güçler tarafından buraya getirildim.duvarlarda daha önce hiç görmediğim ve aşırı derecede anlamsız gelen rünik sembollerle karşılaştım.bu semboller rüyalarımda gördüklerimle tıpatıp uyuyordu.sonrasında Dhamon diye biriyle karşılaştım fakat kendisi artık buralarda değil sanırım.''Raistlin wrote:Alev alev yanan varlık ortaya çıktığında 4 metre boyundaki iblis kanatlarını gerdi. Bu haliyle koridora zar zor sığıyordu. Yanan vücudundan yayılan alevler bir anda koridoru aydınlığa boğdu. Kafasının iki yanından fırlamış kara boynuzlar ve ağzında yüzlerce diş vardı. Ateşten yapılmış kırbacını yere vurdu ve boş olan sağ elini sıktığında elinde alevden bir kılıç belirdi. Anlaşılmayan korkunç dilde söylediği sözlerin tercümesini Eldarin zihninde duydu:
"Konuş!"
Myrthul asasını tutan elini gevşetti.karşısındaki soğuk gözler ifadesizce kendisini izliyordu.söylemek istediklerini söylemişti Myrthul başını biraz daha yukarı kaldırdı ve devasa bedenin kusursuz hatlarını baştan aşağı izledi.
''peki iblis.diyeceklerim bunlar.fakat varlığını hissettiğim güç senin bedeninden yayılmıyor.şimdi bana o gücün sahibine nasıl ulaşacağımı söylersen efendini memnun etmek konusunda bir hata yapmamış sayılırsın tahminimce.''
Myrthul ısının kendini aşırı derecede rahatsız ettiğini biliyordu.yüzü sertleşmiş ve buruşmuştu.fakat beklemeliydi.aradığı gücü bulana kadar....
Balor kırbacını bu kez büyücünün üzerinde şaklattı. Eldarin alevlerin vücudunu yakıp dağladığını hissetti ve iğrenç kahkahasıyla ağzından alevler saçıldı.
"Hizmet et ya da öl ölümlü... "Karanlık olan"a ulaş, o sana istediğini verecek... istediğini senden aldıktan sonra..."
Eldarin alevli kırbaç cüppesini yakıp etine değerken bir anda kendinden geçti... Her yer karanlıktı...
(RP dışı: URL= http://frpworld.com/modules.php?name=Fo ... 0336f92e67 )
"Hizmet et ya da öl ölümlü... "Karanlık olan"a ulaş, o sana istediğini verecek... istediğini senden aldıktan sonra..."
Eldarin alevli kırbaç cüppesini yakıp etine değerken bir anda kendinden geçti... Her yer karanlıktı...
(RP dışı: URL= http://frpworld.com/modules.php?name=Fo ... 0336f92e67 )
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Ölemeyen huzursuzlar mabedde kendilerine emredilen görev için dolaşmaya devam ettiler buraya giren her yaşayanı yok etmekti bu görev.Ã?nlerine bir tanesi çıkmıştı ondaki bütün hayatı emecekler yaşama olan tüm kinlerini kusacaklardı ancak bir anda ortaya çıkan dev yaratıktan yayılan güç hepsini geri döndürdü o soğuk o sessiz taş ve kemik duvarlı koridorlara.Yolunu kaybetmiş yeni bir yaşayan yada bir maceraperest buraya girene kadar.2 huzursuz ruhun ızdırap içerisindeki ulumaları koridorlarda yankılanırken vücuda bürünmüş olanların inlemeleri ile karışıyor ve burayı daha da korkunç bir hale getiriyordu.Büyük sunak odasında ise Balor dev kanatlarını germiş kendisinin geldiği kara pentagramın üzerinde beklliyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Hissediyordu..
Yarı şeytan onca yolu boşyere katetmemişti, kendi içinden, kendi özünden birşeyler arıyordu.. derinlerde hissettiği birşeydi bu, ona yol gösterecekti..
Güneşin son ışıklarıyla aydınlanmış patikada ilerliyordu bu dev beden.. öyleki boyu neredeyse 2.40 kadardı, ince kızıl pullarla ve boynuzlarla çevrili yüzünü bir kapşonla örtmüştü, ama kızıl bir renkte parıldayan gözlerindeki ışık.. hiç sönmüyordu...
Bir kas yığını olan bedenini arkadaki kanatları ile desteklemişti, ama bu ağırlığı havalandırmak o kadarda kolay değildi, Malhevian zorla uçmayı başarıyordu...
"Zamanı gelince kanatlarım daha güçlü olacaklar" dedi içinden..
Herşey güç içindi, yarı şeytan bunun sadece fiziksel güç olmayacağınıda biliyordu, Clan'daki diğer ork'lar.. hepsi gerizekalıydı, onların arasından bu sebeple ayrılmıştı, üstelik onların en iyi savaşçısıyken....
"Aptal değilim.. Malhevian doğru gücü bulacak.."
Bu düşünceler kendi kendine bir iç hesaplaşmaydı aslında, yola çıktığından beri kendini sorguluyordu sürekli.. ama derinden doğru yolda olduğunu hissediyordu...
Başı öne eğik, düşünceler içerisinde ilerlerken.. içerisindeki hisde artmaya başladı bu bölgede, bir tür çekim.. içinde artıyor, kalbinin çarpmasına sebep oluyordu.. biraz daha devam etti.. ilerde kayalıkarın arasında birşeyler seziyordu.. bir tür mağara olmalıydı burası.. ilerlemeye devam etti, şimdi mağaranın girişindeydi.. içerden gelen havayı sezebiliyordu.. atalarının sezisiydi bu.. onu çağrıyorlardı.. tereddüt etmeden içeri daldı.. bir rüzgar dalgası geçti üzerinden..
şimdi duvarlarını binlerce kuru kafanın süslediği karanlık bir koridordaydı, atalarına giden yol bu olacaktı.. onların kara hileleri ile yaratılmış olmalıydı bu duvarlar.. ve yine onlar, bu yolu yabancı gözlerden saklamışlardı... onların gücünü şimdiden hissetmişti, Malhevian daha güçlü olacaktı.. biliyordu bunu, hissediyordu..
Karanlık koridor boyunca yürümeye başladı...
Yarı şeytan onca yolu boşyere katetmemişti, kendi içinden, kendi özünden birşeyler arıyordu.. derinlerde hissettiği birşeydi bu, ona yol gösterecekti..
Güneşin son ışıklarıyla aydınlanmış patikada ilerliyordu bu dev beden.. öyleki boyu neredeyse 2.40 kadardı, ince kızıl pullarla ve boynuzlarla çevrili yüzünü bir kapşonla örtmüştü, ama kızıl bir renkte parıldayan gözlerindeki ışık.. hiç sönmüyordu...
Bir kas yığını olan bedenini arkadaki kanatları ile desteklemişti, ama bu ağırlığı havalandırmak o kadarda kolay değildi, Malhevian zorla uçmayı başarıyordu...
"Zamanı gelince kanatlarım daha güçlü olacaklar" dedi içinden..
Herşey güç içindi, yarı şeytan bunun sadece fiziksel güç olmayacağınıda biliyordu, Clan'daki diğer ork'lar.. hepsi gerizekalıydı, onların arasından bu sebeple ayrılmıştı, üstelik onların en iyi savaşçısıyken....
"Aptal değilim.. Malhevian doğru gücü bulacak.."
Bu düşünceler kendi kendine bir iç hesaplaşmaydı aslında, yola çıktığından beri kendini sorguluyordu sürekli.. ama derinden doğru yolda olduğunu hissediyordu...
Başı öne eğik, düşünceler içerisinde ilerlerken.. içerisindeki hisde artmaya başladı bu bölgede, bir tür çekim.. içinde artıyor, kalbinin çarpmasına sebep oluyordu.. biraz daha devam etti.. ilerde kayalıkarın arasında birşeyler seziyordu.. bir tür mağara olmalıydı burası.. ilerlemeye devam etti, şimdi mağaranın girişindeydi.. içerden gelen havayı sezebiliyordu.. atalarının sezisiydi bu.. onu çağrıyorlardı.. tereddüt etmeden içeri daldı.. bir rüzgar dalgası geçti üzerinden..
şimdi duvarlarını binlerce kuru kafanın süslediği karanlık bir koridordaydı, atalarına giden yol bu olacaktı.. onların kara hileleri ile yaratılmış olmalıydı bu duvarlar.. ve yine onlar, bu yolu yabancı gözlerden saklamışlardı... onların gücünü şimdiden hissetmişti, Malhevian daha güçlü olacaktı.. biliyordu bunu, hissediyordu..
Karanlık koridor boyunca yürümeye başladı...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Malhevian koridor boyunca ilerlerken etraftan gelen uğuldamalar kulağına çalındı.Bunlar huzursuz ruhların hiç bitmeyen inlemeleriydi.Suratını soğuk bir rüzgar okşadı,bulunduğu koridora bağlanan on kadar koridor farketti.İnlemeler ve uğuldamalar her yeri dolduruyordu.Kendi yaradılışından bir enerji sezdi etrafta,koridorun sonundan geliyor olmalıydı.Bir kırbaç sesi ve ardından gelen o korkunç gülüş etrafta yankılandı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Sunak odasında yerde büyümekte olan pentagramın içerisinde bekleyen metrelerce yükseklikteki Balor yeni geleni algıladığında uzun tınılı bir çığlık attı *abyssal*. İğrenç tiz çığlık, yeryüzündekilere yasaklanmış bu lanetli dili bilenlere kısa bir mesaj veriyordu.
" *O*nun topraklarındasın. Kendini tanıt ya da öl..."
Dev iblis sağ avucunu açtığında kara bir alev yanmaya başladı ve ateşten bir kılıca dönüştü.
" *O*nun topraklarındasın. Kendini tanıt ya da öl..."
Dev iblis sağ avucunu açtığında kara bir alev yanmaya başladı ve ateşten bir kılıca dönüştü.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Malhevian koridor boyunca ilerledi, her tarafta yankılanan uğursuz çığlıklar, yakarışlar umurunda bile değildi, atalarının sesleri olmalıydı bunlar... biraz daha ilerledikten sonra yolun pek çok yola ayrıldığını gördü,
"Bir başka sınav.." dedi içinden, yenilmeyecekti.. ve hislerine güvendi,
onca koridorun arasından doğru olanı seçmiş olmalıydı ki, koridorun sonunda dizlerinin bağının çözülmesine sebep olan bir yaratıkla karşılaştı, tüm görkemi ile Malhevian'ın önünde yükseldi adeta...
Boyu Malhevian'dan kat kat daha büyüktü, ne olduğunu Malhevian'ın tam olarak çözemediği bir sembol'ün içinde duruyordu..
Alev ve kudret.. yarı şeytan tam olarak bunu seziyordu.. Balor kendinden yaydığı bir tür kudretle odayı kızıl tonlara boyamıştı, her tarafta oynaşan, ve insanı korkutan gölgelerle doluydu şu an burası.. sonra iblisin sağ elindeki oluşumu dehşet içinde fark etti Malhevian, bu deneyim ona çok fazlaydı, yenilmez savaşçı.. Klan'ın en güçlüsü.. bu kudret karşısında diz çökmeye zorunlu hissetti kendini ve başı öne eğik olarak diz çöktü.. gözleri sıkı sıkıya kapalıydı, belkide bir tür ölüm beklemeliydi..
" *O*nun topraklarındasın. Kendini tanıt ya da öl..."
Yarı şeytan daha önce hiç duymadığı bir dili algılıyordu şu an.. ama ne ilginçtir ki söylenenleri anlamıştı ve aynı dilde sözcükler ağzından dökülmeye başladı...
"Ben Malhevian lordum.. Greg Klan'ının en güçlü savaşçısı.."
"Bir başka sınav.." dedi içinden, yenilmeyecekti.. ve hislerine güvendi,
onca koridorun arasından doğru olanı seçmiş olmalıydı ki, koridorun sonunda dizlerinin bağının çözülmesine sebep olan bir yaratıkla karşılaştı, tüm görkemi ile Malhevian'ın önünde yükseldi adeta...
Boyu Malhevian'dan kat kat daha büyüktü, ne olduğunu Malhevian'ın tam olarak çözemediği bir sembol'ün içinde duruyordu..
Alev ve kudret.. yarı şeytan tam olarak bunu seziyordu.. Balor kendinden yaydığı bir tür kudretle odayı kızıl tonlara boyamıştı, her tarafta oynaşan, ve insanı korkutan gölgelerle doluydu şu an burası.. sonra iblisin sağ elindeki oluşumu dehşet içinde fark etti Malhevian, bu deneyim ona çok fazlaydı, yenilmez savaşçı.. Klan'ın en güçlüsü.. bu kudret karşısında diz çökmeye zorunlu hissetti kendini ve başı öne eğik olarak diz çöktü.. gözleri sıkı sıkıya kapalıydı, belkide bir tür ölüm beklemeliydi..
" *O*nun topraklarındasın. Kendini tanıt ya da öl..."
Yarı şeytan daha önce hiç duymadığı bir dili algılıyordu şu an.. ama ne ilginçtir ki söylenenleri anlamıştı ve aynı dilde sözcükler ağzından dökülmeye başladı...
"Ben Malhevian lordum.. Greg Klan'ının en güçlü savaşçısı.."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
"Malhevian, kara alevin evladı...
Ölümlülerin soyundan uzak olan...
Ben *O*'nun bir hizmetkarı ve tapınağının bekçisiyim...
Buraya girerek çok büyük bir risk aldın. Eğer Katliam'ın Tanrısı'na hizmet etmeye layık değilsen sonsuza kadar lanetleneceksin...
şimdi *O*'na amacını ve arzularını anlat... Ve karşılığında ona önerdiklerini..."
İblisin yanan vücudu sunak odasını alevlere boğarken korkunç yaratığın arkasındaki kara boyut kapısı siyah sisler saçarak hareketlenmeye başladı...
Ölümlülerin soyundan uzak olan...
Ben *O*'nun bir hizmetkarı ve tapınağının bekçisiyim...
Buraya girerek çok büyük bir risk aldın. Eğer Katliam'ın Tanrısı'na hizmet etmeye layık değilsen sonsuza kadar lanetleneceksin...
şimdi *O*'na amacını ve arzularını anlat... Ve karşılığında ona önerdiklerini..."
İblisin yanan vücudu sunak odasını alevlere boğarken korkunç yaratığın arkasındaki kara boyut kapısı siyah sisler saçarak hareketlenmeye başladı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest