Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Efla wrote:Uykunun karşı koyulmaz sıcaklığına bıraktı. Huzur dolu bir uyku olmuyordu. Kabuslar peşini bırakmadı. Zaman sanki yavaşça akıyordu. Gece bitmeyecek gibiydi...
Efla'nın gördüğü rüyalarla ilgili hatırladıkları fazla değildi. Fakat zihni yorgun düştüğünde Andero'nun içinde bir caninin uyandığını görüyordu. Andero öfke içinde Majenta'yı öldürüyor ve karanlık daha da büyüyordu.
Efla Majenta'nın korkunç sonunu gördü, onunla aynı sonu paylaştığını da...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

majenta wrote:Cübbesinin kırışmasını hiç umursamadan tekrar yatağa uzandı. Göz kapakları gittikçe ağırlaştı...
"Neden buradasın elf? Canına mı susadın? Arkadaşına yardıma mı geldin? Yoksa kendi anlamsız yaşamına bir yön bulmaya mı? Arkadaşını kurtaracaksın ölümlü... Ama bedelini de ödeyeceksin..."
Majenta uyandığında rüyalarıyla ilgili hiç bir şey hatırlamıyordu... Bu sözleri belki de sadece son nefesini verirken hatırlayacaktı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Eldarin wrote:
Raistlin wrote:Siyah cüppesi yanmakta olan büyücü bir anda yerdeki su birikintisine düştü. Artık iyice sağnak bir hale gelen yağmurun da etkisiyle Eldarin'in yanmakta olan cüppesi söndü. Büyücü tenine değen yağmur damlalarının yaktığını, yanmış etine değenlerin ise korkunç bir acı verdiğini farketmesi zor olmadı. Ciğerlerine dolan sülfür bileşimli gazlar başının hafif dönmesine yol açırken, kokusu ise midesini bulandırmıştı. Fakat vücuduna dolan inanılmaz kuvveti farketmemesi de imkansızdı. Etrafına baktığında sol kolu istemsizce sallanan ağır zırhlı bir şovalyeyi ve dev fırtınanın merkezine yakın kara bir nehire delirmiş gibi koşmakta olan ince uzun Elfi farketti.

(RP dışı: +4 Str -2 Wisdom)
Eldarin ayağa kalkmaya çalıştı.
olmadı kırbaç vücudunda derin bir yarık oluşturmuştu ve verdiği acı dayanılmazdı.sonra etrafında başkalarının da bulunduğunu farketti.

Eldarin ağır zırhlı savaşçıya döndü.
''Yardım!yardım et bana.''
vücudu iki büklüm olmuş bu sözleri sarfederken adeta ruhuna işlenmiş sözcükleri tekrar tekrar duyuyordu...

"Hizmet et ya da öl ölümlü... "Karanlık olan"a ulaş, o sana istediğini verecek... istediğini senden aldıktan sonra..."...
Eldarin bir zavallı gibi etrafındakilerden yardım dilendi. Fakat ağzından sözler dökülmedi, savaşçılar ise onu ne gördüler, ne duydular...
Kulaklarında o korkunç bilindik kahkaha yeniden uğuldadı... Ölüm yakında, yerde yattığı her saniye büyücünün derisini daha fazla yakıyor. Yağmur damlalarının her biri adeta tabutunun üzerine atılan topraklar gibiydi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Turkleader wrote:
Sakin sakin ilerliyordu. Daha bir kilometre kadar yolu vardı yıldırımların düşmekte olduğu yere. Bulutlar yüzünden, yerden yükselen garip hava ve belki kokudan bile hava kararıyordu. Bir yere kadar karanlık görüşü olan gözleri onu idare edecekti... Sonra?
Sonrası için ise, ruhunun gözlerine ihtiyaç duyacaktı...
Toprak kapkaraydı... Yağmur ise sarı... Tadı ekşi, kokusu ise yumurta çürüğü gibiydi... Ã?oraklaşmış toprakların üzerinde külleşmiş hayvanların ve çürümüş bitkilerin artıkları vardı. Dev hortumun etrafındaki kara nehir anlamsız şekiller çizerek etrafta dolanıyordu. Hortum gökyüzündeki karabulutları emerek ortaya çekiyor gibi gözüküyordu, fakat karabulutların da birşekilde büyüdüğü belliydi. Kara topraklara adım attığı anda korkunç bir kuvvetin vücuduna toplandığını farketti. Daha önce hiç bu kadar kuvvetli hissetmemişti ya da bu kadar kudretli olabileceği aklının ucundan bile geçmemişti. Zihninin hafif bulandığını hissetti. Bu biranın sarhoşluğu ya da yorgunluktan gözlerinin karardığı anlara benziyordu fakat kendinde de olduğundan emindi...

Merkeze yaklaşmanın tek yolu en dıştaki garip kara nehiri aşmaktı...
(Rp dışı: Ezakiel +4 STR -2 WIS)
(Rp dışı: Emrahab +4 STR -2 WIS)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

CHANGES wrote:Brenne efendisiyle olan iletişimini bitirmişti,ona saatler gibi gelen süre boyunca gördükleri ve duvarda danseden gölgelerin anlattıkları,aslında bir kaç saniye içerisinde olup bitmişti.Henüz kesikten çıkan kan yere düşmemişti Brenne kendisine geldiğinde.
Gördüklerini düşündü kafasında tekrar yorumlamak istedi ama gördüklerini anlayabilmesi için zamana ihtiyacı vardı.
Changes bileğini kesmek için bıçağını derisine değdirdiği anda gözleri alevlere dönüştü. Her yer sonsuz bir karanlıkla kaplıydı, fakat o etrafındakileri sezebiliyordu. Etrafında korkunç varlıklar birbirlerini parçalıyor ona dokunmaya ise cüret edemiyorlardı. Cehennemin savaşçılar ve hiç şüphe yokki Efendi'nin köleleri, birbirlerini öldürüp daha fazla güç için yalvarıyorlardı. Brenne, şeytanların ona lanet okuduğunu farketti. Kendilerinin yerine Brenne'nin seçilmesine küfürler savuruyorlar lanetler okuyorlardı. Bazıları diyarı küle çevireceğine yeminler ediyor ve Brenne'yi öldürmek için izin istiyorlardı. Bu sözleri söyleyen iblislerin çığlıklar içerisinde toza dönüştüğünü farketti Brenne.

Karanlığın içerisinde efendinin ayaklarını seçebildi sonunda... Dev yaratık gökyüzüne kadar uzanıyordu ve yanan gözleri kör gözleri bile buharlaştırabilirdi. Brenne vücudunun kavrulup yanmaya başladığını hissediyordu.

"Brenne... beni sakın hayal kırıklığına uğratma"

O anda Brenne korkunç yolculuğa başladı. Gölgeler gerçeğe dönüşmüşlerdi ve gölge oyunu ona dehşet dolu tuzakları gösterdi... Kara nehri aşmak görülenden daha zordu ve çok basit görünen her tuzak aslında ölümün kapılarına uzanan bir koridordu...

Brenne yolculuktan sıyrıldığında görüşünün daha azalmış olduğunu farketti. Körlüğe giden bir işkencenin ilk aşamasındaydı...

RP dışı: (Blindsight 10ft. 3/day)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Oren_Dautry wrote:Bu belirtiler aşırı stres sinirlilik kabuslar ve vahşilikse bende de var..Ancak amaç birliğimiz bozulmadıkça sizlerden hiçbirine zarar vermeyeceğime dair, Elf kanım üzerine yemin ederim..
"Hahahahahahahaha..." Talon tipik kahkahayı duyduğundan emindi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

logan wrote:sonra ahırdan atını cagırdı atına bindi ve ufuga dogru at sürmeye başladı.....
Kudretli bir deprem daha yerleri sarsmaya başladı.
Kara topraklar hızla büyümeye başladılar. Karanlığın eni 2 Kilometre daha artmaya başladı. Logan arkasından hızla yaklaşan karanlığı farkettiğinde artık çok geçti. Atı korkuyla daha hızlı koşmaya başladı, logan onu yavaşlatmaya çalışsa da...
"Nereye gidiyorsun şovalye? Topraklarımdan çıkış yok artık..."
Kara topraklar ata yetişip ona değdiğinde at birdenbire küle dönüştü. Logan yüz üstü yere çakıldı ve bir kaç takla attı. Ölüm hızlı ve acısız olmuştu. Vücudu cansız bir şekilde yerde yuvarlandıktan sonra çorak yolun kenarında duruverdi. Birkaç dakika sonra Logan ayağa kalktı:

(Rp dışı: Karakter Logan Ghoul (advanced)
Type: Undead
Size: Medium
HD: 7
Speed: 50ft.
Special Qualities: Acıyı hissedebilir / İnsan görünümünde(True Seeing'le bakılırsa ghoul şeklinde) / Zeki / +4 turn resistance
)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Kharon wrote:///Edit by Raistlin: Daha önce aynı konuda uyarılmıştınız. Başkalarını konuşturamaz ya da yönlendiremezsiniz... Siz yalnızca kendi yaptıklarını söylersiniz ve olanlara tepki verirsiniz. Başkalarının yerine bunu yapmanıza izin verilmez... Kharon Büyücüye charge etmiştir.


Talon uyarısını yapmıştı ve bu hareket üzerine kılıcı ile havayı yararak Orcun karnına doğru bir hamle yaptı, O kısa an ise ona uzun gelmişti ve hatta "Sisdağıtan gene sahnede" diye düşünebilme fırsatını bulmuştu...

İnsan sevgilisinin ölümünden sonra çok az şeyden zevk alır olmuştu, bunlarda biri ise savaşmaktı....
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

'Güneş kılıçlarınızda parlasın...' Adam ve genç atın üzerinde Dulbırakan'a ilerlerken Tenthor onları izledi. 'Zaman en iyi ilaç' demişti Tudor. Oysa onun için zaman bir işkenceydi, zehrin vücudunda daha fazla yayılmasıydı zaman. Zaman acı, paslı ve soğuktu. Onu içten içe kemiren bir yaratıktı zaman... Zaman Claidya'nın kanlı başıydı... 'LANET OLSUNNNN!!!' diye bağırdı Tenthor. Dizlerinin üzerinde toprağa çökerek lanetler savurdu.
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Kharon wrote:///Edit by Raistlin: Daha önce aynı konuda uyarılmıştınız. Başkalarını konuşturamaz ya da yönlendiremezsiniz... Siz yalnızca kendi yaptıklarını söylersiniz ve olanlara tepki verirsiniz. Başkalarının yerine bunu yapmanıza izin verilmez... Kharon Büyücüye charge etmiştir.
Ork bir hışımla büyücünün üzerine doğru koşmaya başladı, Thlyrotel'de tam bu hareketi bekliyordu.. süratle yayını gerdi, nişan alması, kirişi bırakması.. bunlar basit bir refleksti elf için... sonra boşalan bir kiriş sesi, handa kesin ve basit bir ses çıkardı.. öyleki bu ses yarı-ork'un savaş narası arasında kaybolmuştu...

///Edit by Raistlin: Kharon bir yarı-ork'tur. Babası Melkotr tam orktur.
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by findor »

Findor günlerdir yollarda olmanın verdiği yorgunlukla atını artık eskisi gibi hızlı süremiyordu..
Geldiği yerlerden aldığı haberler ilerideki köyde garip şeylerin tapınağın yıkılışından ve tanrının diyardan çekilişinden sonra çok ilginç karanlık olayların olduğunu biliyordu.
İçindeki merak onu ateşledi ve " dulbırakan" köyüne doğru ilerlemeye başladı.
Bir süre ilerledikten sonra bir tepenin üstünden kara vadiyi ve köyü görebiliyordu.
Tepeden aşağıya atını sürmeye başladı köy çok uzak değildi ama yinede vakit alıyordu.
Geldiği yerlerde bir çok maceraya katılmıştı ama artık başka insanlarla tanışıp başka yerlere gitmek istiyordu . Köye yaklaştı ve girişinde biraz duraksadıktan sonra içeri adım attı.
İleride han gibi bbir yer kestirdi ve oraya harakte geçti.
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Dragonfly wrote:Çalılarla çevrilmiş yarım daire şeklindeki alanda oturdu aklını tokken daha iyi topladı ve meditasyona başladı.
Doğanın özünü kirleten kara nehirleri gördü... Binlerce yıl önce ya da binlerce yıl sonra yine bu nehirlerden akacak ve doğayı kirletecekti. Kara toprakların yayıldığını hissetti. Ã?öl kadar ölümcül, ölüm kadar soğuk, soğuk kadar acı verici topraklar. Dragonfly yerin sarsıldığını hissetti. Ayağa kalktığında uzaktan kara toprakların yaklaştığını ve ilerlediğini farketti. Yapabileceği hiç bir şey yoktu... Etrafındaki bitkiler toza, hayvanlarsa küle dönüştüler...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Dragonfly
Kutsanmış Kişi
Posts: 1262
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Doğu Limerik
Contact:

Post by Dragonfly »

Ayaklarının altındaki toprak gece kadar kararmıştı.
Sabahleyin hayat veren yeşil renkle kaplı zemin güneş ışıklarını terk ettiği zaman ölüm kadar sesiz ve kapkara olmuştu.
İçinde ki sıkıntı kalbini acıtmaya başladı nefesi derinleşti duygularını daha fazla gizleyemedi önceleri küçük olan inleme sesi hırltıya dönüştü yavaş yavaş yükselen sesi acı bir çığlık gibi ,orman için ağlayan bedeninden dışarı bulutları yaran bir yıldırım gibi çıktı.
Bağırdı bağırdı nefesi kasilene içindeki hava tükenene kadar bağırdı tek bir kelime bile çıkmıyordu ağzından.Anlamsız bir bağırıştı bu ,sanki O nun içindeki hayvan bağırıyordu. İnsanoğlunun bu kadar canı acıyamazdı.
Duyguları artık insan değilmiş gibi davranıyordu artık içgüdüleri ile hareket eden bir varlıktı.
Avuçlarının içindeki simsiyah toprağı sıktı defalarca yeri yumrukladı.Herşey onun için büyük bir zaman gibiydi ama olanlar bir anlıktı.
Güneş , toprak ve siyah bir dalga bu üçlem arasına sıkışan lanetli bir zaman o kadar acı vermiştiki bedenine ağlamaktan kan dolan gözleri ile etrafında bunun sorumlusunu aramaya başladı.
Bulsa ölene kadar onunla savaşacak hırstaydı.
Bakındı bakındı ama hiç bir ize rastlamadı.Taki o ana dek.
Her şey için bir kez daha bakınırken uzakta bir kasaba gördü.
Ã?ncelikle oraya gitmeliydi.
TÃ?m vücüdü bir yay gibi gerildi ayakları sanki toprağa çiviliymiş gibi basıyor her adımında yerden bir parça toz kalkıyordu.Bastığı yerlerde bir zaman olan ruhu düşündükçe içi acıyor ve dahada ,hızlanmak için beyni ile ayaklarına daha fazla kuvvet vermeye çalışıyordu.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne bu sefil yaratığın kendisine doğru koşusunu gördü,ama Brenne yapacağı büyü için araya yeterli mesafeyi koymuştu.Bu yarı orkun hücumu aslında Brenne nin zaferi idi,çünkü daha ork koşarken vücuduna saplanan ok ve ona doğru savrulan kılıç Brenne ye ulaşamadan öleceğinin habercisiydi ama Brenne bunları göremedi,o büyüsü için konsantre olmuş ve ağzından o kadim kelimeler dökülüyordu.
Bu handa yapacağı büyüyü çok iyi seçmeliydi alan etkili büyüler gereksiz sonuçlar doğurabilirdi.Aslında bunun Brenne için tek önemi diğerleri ile gereksiz bir tartışmaya girmek olurdu.
Brenne nin sözleri tamamlandı.Bu sırada ork ile arasındaki mesafe çok azalmıştı.Brenne elini ileri doğru uzattı ve yavaş yavaş kendine çekmeye başladı.Brenne nin avucundan çıkan mor bir ışık orkun vücuduna kadar uzanıyordu.Yarı ork vücuduna gitgide yayılan bir soğukluk hissetti sanki kanını donduran bir şeyler oluyordu aklı karıştı beyninde yüzlerce imgelem hissetti.Kendini güçsüz ve hantal hissetti üzerinde taşıdıkları hatta elindeki savaş çekici bile bir an ona fazla geldi.Sanki birşeyler aklından vücudundan çekiliyordu.Zaten aldığı darbelerden etkilenmiş yarı ork ne olduğunu anlamaya çalıştı ama nafile bir çabaydı.
Brenne bu büyüden sonra kendisini Talonun arkasına attı, elinde kılıçla bu yarı orkla yüzleşen Talon'un kendi tarafında olduğunu biliyordu artık.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Han Kavgası İllüstrasyonu
--------------
-----Ta------
--------K-B--
-----Th------
--------------

Hareket sırası: Kharon - Talon(ready) - Thlyrotel(ready) - Brenne(ready)

Round 1:
Kharon'un gözü döner (rage) Brenne'ye charge eder. (+4 Str, +4 Con, +2 Will, -2 AC, +4 Attack, +2 Damage, +14 Hp)

Talon rapier'i ile yanından geçen Kharon'un boşluğuna saldırır. Kharon'un sol kol altını yaralar. Ã?eviklik savaşçısı müthiş bir hızla iki saldırı daha yapar. Saldırılardan ilki Kharon'un hızla karnına saplanıp çıkar, Kharon acıyla böğürür (critical), ikincisi ise Kharon'un sol omzunu yaralar. (Kharon -28 hp)

Thlyrotel yayının kirişini gevşetir ve ok büyük bir hızla Kharon'un koluna saplanır, half-orc umursamadan koşmaya devam edince, Thlyrotel ikinci şansını da değerlendirerek bir kez daha okunu yayınma sürer ve serbest bırakır. Kharon'un göğüs kafesini sıyırıp kanatan ok kenara fırlar. (Kharon -11 hp)

Brenne üzerine saldıran Kharon'a büyüsünü yapar. Kharon vücudundan yaşam enerjisinin emildiğini ve bir soğukluğun yayıldığını hisseder. (Kharon -1 Attack roll, -1 For, -1 Ref, -1 Will, -20 hp )

Kharon düşmanına ulaştığında çektiği acıya rağmen öfkeyle Warhammerını Brenne'nin omzuna indirir ve kulağına gelen kemik kırılma sesiyle tatmin olur. Warhammerını yeniden savuran Kharon Brenne'nin kaburgasına vurmayı başarır. (Brenne -21 hp).

Kharon arkasında ona ok atan Thlyrotel'e kafasının üzerinde çevirdiği warhammerını savurur. Fakat Thlyrotel hafifçe eğilerek bu darbeden kurtulur.

Brenne, Talon'un arkasına geçme çabasındadır.

Round 1 Sonu:
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests