YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Soytarı saklandığı yerden çıktığı sırada kendi kendine güzel numara diye gülüyordu. aynı anda karşısında duran üç kişiyi gördü....dudakları asıldı ve içinden okkalı bir küfür etti.
Adamların ve bir hatunun gittiği yere baktı...ama ona anlamlı gelen birşey göremedi....
"D.B mi? nedir bu?"
Adamların ve bir hatunun gittiği yere baktı...ama ona anlamlı gelen birşey göremedi....
"D.B mi? nedir bu?"
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Malhevian, yuvarlak salonu dikkatle inceledi, tahtı orağı herşeyi.. hiçbirşeyi yanlış yapmak istemiyordu, atalarının güvenini sarsmamalıydı, hala odada dönmekte olan gözleri tahta dayanmış olan orağa takıldı kaldı, yakından incelemek için yanına doğru ilerledi, eskinin dehşeti.. hala kanın üzerindeydi.. kurumuş, sanki sonsuzluğa kazınmışlardı.. bir anda Malhevian'ın gözlerinde bu orağın, kurbanın üzerinde yarattacağı dehşet canlandı.. hoşnutlukla bu imgelerin aklından geçişine izin verdi yarı şeytan ve gözlerini açtığında bu orağa karşı hissettiği arzuyu bastıramıyordu..
"Birine ait.. ama umurumda bile değil.."
Elini orağa doğru uzatırken, aklından geçen son düşünceler bunlardı..
"Birine ait.. ama umurumda bile değil.."
Elini orağa doğru uzatırken, aklından geçen son düşünceler bunlardı..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Ã?enesini kaşıdı soytarı 'hmmm'larken. Sonrada diğer tiplerin yanından geçip tahta lakayıt bir biçimde oturdu...
"Evet rahatmış. gerçekten! kimse pek şanslı arada bende otursam iyi olacak. ehehe..."sonra eli orağa gitti ve onu kavradı.
"Fevkalede...kendime böyle bir şey almalıyım bazen çok işe yarayabiliyor. Gerçekten." Kahkahalar atarken karnını tutup, aykalrını kaldırıp havayı tekmeledi adam. Tahtta yan oturmuştu. gerçektende gülünç bir tabloydu...
"Evet rahatmış. gerçekten! kimse pek şanslı arada bende otursam iyi olacak. ehehe..."sonra eli orağa gitti ve onu kavradı.
"Fevkalede...kendime böyle bir şey almalıyım bazen çok işe yarayabiliyor. Gerçekten." Kahkahalar atarken karnını tutup, aykalrını kaldırıp havayı tekmeledi adam. Tahtta yan oturmuştu. gerçektende gülünç bir tabloydu...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Malhevian tam orağa uzanmıştı ki, çelimsiz şaklabanın onu kavradığını farketti.. yarı şeytan kızıl kızıl parıldayan.. ve öfke ile çarpılmış bir yüz ifadesi ile.. karşısındaki cılız adama döndü...
"Ã?ek elini ordan seni ufak yaratık.. yoksa kollarını vücudundan ayırırım!!!"
ses yaratığın içinden öyle bir yükselmişti ki.. uzunca bir süre salonda yankılanacaktı...
"Ã?ek elini ordan seni ufak yaratık.. yoksa kollarını vücudundan ayırırım!!!"
ses yaratığın içinden öyle bir yükselmişti ki.. uzunca bir süre salonda yankılanacaktı...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Soytarı zaten ince olan sesiyle bi çığlık attı güreleyen adam yüzünden...tahttan elleriyle güç aldı ve geriye doğru bir takla attı. Orak hala elindeydi adamın...
Kahkahlar attı. Ã?enesi delicesine aşağıya yukarıya oynayıp duruyordu...
"Ne yapacaksın bu orağı? Neden bu kadar önemli senin için?" tekrar gülmeye başladı orağı elinde rahat bir havayla atıp tutarken...
Kahkahlar attı. Ã?enesi delicesine aşağıya yukarıya oynayıp duruyordu...
"Ne yapacaksın bu orağı? Neden bu kadar önemli senin için?" tekrar gülmeye başladı orağı elinde rahat bir havayla atıp tutarken...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Malhevian hırs'la soytarının karşısında yükseldi, çok küçük birşeydi.. ve çok hızlı.. ona doğru bir iki adım attı.. aralarında bir kaç metre vardı, öylece durmuş saygısızca elindeki orağı sallıyordu.. bu yarı şeytanı dahada sinirlendirdi... gözleri artık karanlıkta net bir şekilde parlıyordu.. bu Malhevian'ın öfkesinin göstergesiydi.. ağzını açtığında sesi bir kaplanın kükremesini andırır şekilde çıktı...
"Sen şaklaban.. karşıma çık.. ve erkek gibi benimle dövüş.."
bu bir barbarın yapabileceği en ağır tehditti.. ve yarı şeytanın bildiği tek yaşam şekliydi...
"Sen şaklaban.. karşıma çık.. ve erkek gibi benimle dövüş.."
bu bir barbarın yapabileceği en ağır tehditti.. ve yarı şeytanın bildiği tek yaşam şekliydi...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Karşısında yaşanan bu luzümsuz tartışmaya karşılık küçük bir kahkaha patlattı "Siz ikiniz birbirinizi kesmek için henüz erken değilmi" dedi yarı ciddi yarı alaycı bir ses tonunda.Soytarının hareketlerini kestiremiyordu ama yarı şeytan bu durum karşısında epey sinirlenmiş görünüyordu,ne vardı bu orak ta o kadar ilgi çekici olan,soytarının elindeki orak'a bakıp ver anlamında bir işaret yaptı "Merak etme ona sahiplencek değilim,sadece üzerindeki yazıyı merak ettim" dedi tabi soytarının vermek gibi bir niyeti olmadığını anladı "Bence bu orak'ın sahibi geri dönünce silahını geri isteyebilir onu aldığınız yere koyun hem başka görevlerimiz olduğunuda hatırlatırım size"
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Malhevian hırsla karşısındaki şaklaban'a bakıyordu, ona meydan okumuştu ama adamın ona verdiği tek cevap sessizlikti.. barbar için bundan daha büyük bir utanç olamazdı..
"Benden korktu, ödlek yaratık..." diye geçirdi aklından... yüzündeki öfke maskesi, bir anda bir tiksinti ifadesine dönüştü... o ana kadar ağzında topladığı tüm balgamı, şaklabanın hemen önüne doğru tükürdü...
ardından sessizce arkasını dönüp geldiği yere doğru yürümeye başladı.
"Benden korktu, ödlek yaratık..." diye geçirdi aklından... yüzündeki öfke maskesi, bir anda bir tiksinti ifadesine dönüştü... o ana kadar ağzında topladığı tüm balgamı, şaklabanın hemen önüne doğru tükürdü...
ardından sessizce arkasını dönüp geldiği yere doğru yürümeye başladı.
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Soytarı önüne düşen balgama baktı sonrada arkasını dönüp dönen kıl yumağına...Dudaklarını ısırdı ve gözleri parıldadı. Sonra da elindeki orağa baktı. Tekrar kıl yumağında ve tekrar orağa...
Dudaklarını daha fazla ısırdı ama titremesini kontrol edemedi ve korkunç bir kahkaha attı. bu bir neşe kahakasından öteydi...korkunçtu. İnce sesin çıkardığı tiz ses duvarlara yankılandı yavaş yavaş...
Orağı gidip yerine koydu ardından ve tahta oturdu büyük bir ciddiyetle...hala dönüp giden kıla yumağına bakıyordu...
"Eee yavrucuğum kıl yumağını takip etmiycek misin bakalım?" dedi yanındaki kadına...
Dudaklarını daha fazla ısırdı ama titremesini kontrol edemedi ve korkunç bir kahkaha attı. bu bir neşe kahakasından öteydi...korkunçtu. İnce sesin çıkardığı tiz ses duvarlara yankılandı yavaş yavaş...
Orağı gidip yerine koydu ardından ve tahta oturdu büyük bir ciddiyetle...hala dönüp giden kıla yumağına bakıyordu...
"Eee yavrucuğum kıl yumağını takip etmiycek misin bakalım?" dedi yanındaki kadına...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Soytarıya keskin bir bakış attı "Eee yavrucuğum kıl yumağını takip etmiycek misin bakalım?" diyerek soytarının ince sesini taklit etti.sonra kendi sert tavrını takınarak konuşmaya başladı"bu seni niye ilgilendiriyor?aslında ilgilendirmeli bu göreve beraber çıkıyoruz ama senin tercihin gizli saklı köşelerde saklanmak" bu sözleri söylerken ilerlemeye başlamıştı "neyse bildiğin gibi davran soytarı görevini yerine getirdiğin sürece üslubun hiç faketmez". Reda bir asker olarak yetişmişti ve bir asker gibi davrandığı için verilen görevlere bağlıydı...
Ellerini saçlarında gezindirerek adımlarını hızlandırdı.
Ellerini saçlarında gezindirerek adımlarını hızlandırdı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Malhevian kızgındı, sert ve sinirli adımlarla koridor boyunca ilerledi, kesik kesik nefes alıyor, ne orakla ilgili nede soytarı ile ilgili hiçbir şeyi düşünmemeye çalışıyordu.. ama elinde değildi, bu adam ona saygısızlık yapmıştı, Malhevian bunu unutmazdı...
"Zamanı gelince yeniden yüzleşiriz sefil yaratık.."
yarı şeytanı rahatlatan tek düşünce buydu, arkadan gelen sert topuk sesleride, insan savaşçının onunla olduğunu anlatıyordu.... öfkesi yatışacaktı, daha şimdiden azalmaya başlamıştı..
Malhevian kuru kafalarla süslenmiş koridorun ardından, Mabedden dışarı çıktı..
"Zamanı gelince yeniden yüzleşiriz sefil yaratık.."
yarı şeytanı rahatlatan tek düşünce buydu, arkadan gelen sert topuk sesleride, insan savaşçının onunla olduğunu anlatıyordu.... öfkesi yatışacaktı, daha şimdiden azalmaya başlamıştı..
Malhevian kuru kafalarla süslenmiş koridorun ardından, Mabedden dışarı çıktı..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Giden iki 'yeni arkadaşının' arkasından baktı soytarı. Diliyle dişlerinin arasını temizlemeye çalışıyordu. Yandaki tahta oturdu az bir az ve orakla oynadı...D.B...D.B neydi bu? kimdi?...hatırlamaya çalışıyordu. Biliyordu sanki. Orağı tekrar yerine koyduktan sonra kalktı tahtan ve odadan çıktı ardından da mabetten...
Nereye gideceğini biliyordu. Bir şarkı dolayıp diline yoluna çıktı...
Nereye gideceğini biliyordu. Bir şarkı dolayıp diline yoluna çıktı...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Soytarı o kadar gittiği yolu geri gelmişti.
10 Kasaba'ya gittiğinde yerinde yeller estiğini gördü soytarı ve bundan gerçekten hoşnut olmamıştı. Tüm yol boyunca ellerini ceplerine soktu ve önündeki taşları tekmeledi.
Mağaraya geldiğinde ise yere uzandı adam tam pentagramın ortasına gözlerini tavana dikip durdu öylecene...
Hiçbir şey yapmadan durdu öylece boylu boyunca uzanmış vaziyette...
10 Kasaba'ya gittiğinde yerinde yeller estiğini gördü soytarı ve bundan gerçekten hoşnut olmamıştı. Tüm yol boyunca ellerini ceplerine soktu ve önündeki taşları tekmeledi.
Mağaraya geldiğinde ise yere uzandı adam tam pentagramın ortasına gözlerini tavana dikip durdu öylecene...
Hiçbir şey yapmadan durdu öylece boylu boyunca uzanmış vaziyette...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Miria, bulunduğu yerden ayrıldı sinirli bir şekilde. Sinirinin kaynağı insanlardan kaynaklanıyordu. İnsanlar, druid'in ailesini yok ediyorlardı belirsiz bir amaç uğruna. Ve artık Miria'nın dayanacak gücü yoktu. Bu insanlarla karşılaşıp cezalarını vermeliydi. Bu düşüncelere o kadar çok yoğunlaşmıştı ki, karşısındaki kim olursa olsun onu tek bir hamlede yenebileceğini seziyordu. Düşüncelerine dalmış yürürken, doğanın varlığına tüm benliğini adadığı, sakinleştiği bir anda, tekrar fırtınalar estirecek bir öfkeye kapıldı. Nedeni ise yerde gördüğü ayak izleriydi. "Evet" dedi "İşte tam aradığım fırsat" ve takibe koyuldu.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Malhevian mabedden ayrılalı fazla bir süre geçmemişti ki, hava karardı, sıcaklık ve kızıllık bu kayalığı terk ederken, Malhevian üşümeye başlamıştı, öyleki ağzından çıkan buhar bazen önünü görmesini zorlaştırıyordu.. ama gece; yarı şeytan için her zaman daha iyiydi, geceleri kendini her şekilde daha güçlü hissediyordu sanki.. yanındaki kadına baktı sessizce, yorgundu ve üşümüştü.. şeytani bir gülümseme yüzüne yayıldı..
"Hah!! cılız insan.. hemen pes edecek.. hahaha!!"
Bu düşüncenin kendisini eğlendirmesine izin verdi, güç.. Malhevian'ı bundan daha fazla mutlu eden birşey yoktu.. kadının sinirli bakışlarına aldırmadan kendi kendine gülmeye devam etti.. sonra sessizlik.. Yarı şeytan bir şey görüyordu.. evet, gözleri ona karanlıkta bu cılızlardan daha iyi görme fırsatı veriyordu.. ve ilerde bir kadının cılız siluetini rahatlıksa sezebiliyordu.
Elini kaldırarak Reda'yı uyardı.. bu kadın her kimse, Atalarının topraklarına girmeye cüret etmişti.. Yarı şeytan buna izin vermezdi.. Atalarının karşısında hesap verecek yada ölecekti...
"Karar ona ait !!!"
Yarı şeytan içinden haykırıyor.. hem koşuyor, hemde sırtındaki kanatları çırpıyordu.. Koştu ve koştu... bir taraftan bir kaplanın kükremesine benzer sesler çıkarıyor.. diğer taraftanda sırtından çift bıçaklı kılıcını çıkarıyordu... Kadına yaklaştıkça Malhevian yavaşladı.. yeterince korkunç olmuş olmalıydı.. sonra 2.40'lık bedeni ile kadının hemen karşısında yükseldi..
"Sen!! kadın, ya teslim ol yada öl!!"
"Hah!! cılız insan.. hemen pes edecek.. hahaha!!"
Bu düşüncenin kendisini eğlendirmesine izin verdi, güç.. Malhevian'ı bundan daha fazla mutlu eden birşey yoktu.. kadının sinirli bakışlarına aldırmadan kendi kendine gülmeye devam etti.. sonra sessizlik.. Yarı şeytan bir şey görüyordu.. evet, gözleri ona karanlıkta bu cılızlardan daha iyi görme fırsatı veriyordu.. ve ilerde bir kadının cılız siluetini rahatlıksa sezebiliyordu.
Elini kaldırarak Reda'yı uyardı.. bu kadın her kimse, Atalarının topraklarına girmeye cüret etmişti.. Yarı şeytan buna izin vermezdi.. Atalarının karşısında hesap verecek yada ölecekti...
"Karar ona ait !!!"
Yarı şeytan içinden haykırıyor.. hem koşuyor, hemde sırtındaki kanatları çırpıyordu.. Koştu ve koştu... bir taraftan bir kaplanın kükremesine benzer sesler çıkarıyor.. diğer taraftanda sırtından çift bıçaklı kılıcını çıkarıyordu... Kadına yaklaştıkça Malhevian yavaşladı.. yeterince korkunç olmuş olmalıydı.. sonra 2.40'lık bedeni ile kadının hemen karşısında yükseldi..
"Sen!! kadın, ya teslim ol yada öl!!"
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
