dm lere soru
-
Shadowmaster
- Kullanıcı

- Posts: 402
- Joined: Thu Oct 09, 2003 10:00 am
- Contact:
Açık konuşmak gerekirse, bu soruya hiçbir zaman dürüst olarak yanıt vermedim ve de vermeyi düşünmüyorum.
Neden?
Bir.
Eğer ''Karakterlere göre hikaye yazılmalı,'' kuralını kabul edersem bütün objektifliğimden ödün vermiş olurum ki DM olarak benim bir zevkim kalmamasıyla birlikte oyuncularım da dünyanın kendi etraflarında dönüyormuş izlenimine sahip olacaklardır. Oyuncular dünyanın kendi etraflarında dönmediğini gerçek hayatlarından bildikleri için oyunun aslında oldukça uydurmasyon olduğu daha açık seçik görülecektir.
Bence bir DM'i iyi bir DM yapan, bu uydurmasyonluğu örtebilmesidir.
İki.
Eğer ''Hikayeye göre karakter yaratılmalı,'' dersem, o zaman da ben, dünyanın benim etrafımda döndüğüm hissine kapılır, oyuncuların da istediği karakteri oynatamaması sonucuna varılır.
Doğru olansa, kanımca şudur.
Siz bir DM olarak karakterleri unutun. Oyuncuları unutun. Dünyayı yaratın.
Bırakın dünya kendi etrafında dönsün. Ama dünya kendi etrafında dönsün diye de gidip oyuncuların yapabileceği tetikleyicileri kaldırmayın. Tuzak mı konulması gerektiğini düşünüyorsunuz? Grubun içinde bir Rogue olup olmadığını boşverin, eğer gerekiyor diyorsanız, onu oraya koyun.
Bırakın o problemi oyuncular çözsünler.[/quote]
Neden?
Bir.
Eğer ''Karakterlere göre hikaye yazılmalı,'' kuralını kabul edersem bütün objektifliğimden ödün vermiş olurum ki DM olarak benim bir zevkim kalmamasıyla birlikte oyuncularım da dünyanın kendi etraflarında dönüyormuş izlenimine sahip olacaklardır. Oyuncular dünyanın kendi etraflarında dönmediğini gerçek hayatlarından bildikleri için oyunun aslında oldukça uydurmasyon olduğu daha açık seçik görülecektir.
Bence bir DM'i iyi bir DM yapan, bu uydurmasyonluğu örtebilmesidir.
İki.
Eğer ''Hikayeye göre karakter yaratılmalı,'' dersem, o zaman da ben, dünyanın benim etrafımda döndüğüm hissine kapılır, oyuncuların da istediği karakteri oynatamaması sonucuna varılır.
Doğru olansa, kanımca şudur.
Siz bir DM olarak karakterleri unutun. Oyuncuları unutun. Dünyayı yaratın.
Bırakın dünya kendi etrafında dönsün. Ama dünya kendi etrafında dönsün diye de gidip oyuncuların yapabileceği tetikleyicileri kaldırmayın. Tuzak mı konulması gerektiğini düşünüyorsunuz? Grubun içinde bir Rogue olup olmadığını boşverin, eğer gerekiyor diyorsanız, onu oraya koyun.
Bırakın o problemi oyuncular çözsünler.[/quote]
Hold me near, unravel the stars
As I speed through the heavens
Speed through the night
For you are my blade and my rope
You are my
Lethe
As I speed through the heavens
Speed through the night
For you are my blade and my rope
You are my
Lethe
-
Türklider
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1308
- Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
- Location: AFYON! Hehehehe...
Abi bence hikaye gerçeğe ne kadar yakınsa o kadar iyi. O yüzden özgün bir hikaye olmalı. Karakterlerden bağımsız olmalı. ama karakterleri de ezmeye lüzum yok.
Ã?ncelikle DM meta olayını aşmalı. "Grupta rogue yoksa tuzak da olursa en iyisi tuzağı alt edecek bir yöntem vereyim" gibi bir düşünce yanlıştır. Rogue yoksa ölsünler... Varsa da ölsünler...
Saygılarımla...
Ã?ncelikle DM meta olayını aşmalı. "Grupta rogue yoksa tuzak da olursa en iyisi tuzağı alt edecek bir yöntem vereyim" gibi bir düşünce yanlıştır. Rogue yoksa ölsünler... Varsa da ölsünler...
Saygılarımla...
Türklider...
önemli olan oyunculara serbestlik hissini verebilmektir ama adamları da hikayeye yönlendirebilmeli.Serbest bırakırsan zaten hayal ürünü ve tasvirlerle ilerleyen dünyada alakasız şeylerle uğraşabilirler.O yüzden bir kaç sınır taşı yada yönlendirici olay koymakta fayda var.Güneye gitmeleri gerekirken batıyamı gidiyorlar,bırakın gitsinler siz yolu güneye çevirmeyi bildiğiniz sürece dmsiniz zaten.Tabii ki oyuncuya göre senaryo yazılmaz ama modifiye edilebilir.Ã?ünkü playerları oyuna dahil etme ve tanışarak yada tanışmadan başlama olayları zorlar senaryoyu.Bazı playerlar vardır ki ben evil olcam der bazıları abartıp necromancer olcam der.İşte burada diğer oyuncuları bu adama muhtaç etmezsen almazlar gruba ha bu adamı da onlara muhtaç etmezsen hepsini öldürür vs.O yüzden modifiye iyi bişiydir.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
En önemlisi DM kısaltmasının gerçek anlamını unutmamaktır. Dungeon Master.
Eğer bir DM'in işi hikaye yazmak olsaydı adı da Tale Master olurdu.
Hayır. DM'in işi dünyayı yaratmak , bu dünyayı çeşitli zorluklarla , questlerle , sürpriz hediyeler veya tuzaklarla bezemektir. Ne eksik ne fazla.
DM'in oyun sırasındaki görevi de oyuncuların yarattığı dünya içinde kaybolmasını engellemektir. Bu da ne eksik ne fazla.
Fazla uzatmaya gerek yok. Kanımca budur.
Eğer bir DM'in işi hikaye yazmak olsaydı adı da Tale Master olurdu.
Hayır. DM'in işi dünyayı yaratmak , bu dünyayı çeşitli zorluklarla , questlerle , sürpriz hediyeler veya tuzaklarla bezemektir. Ne eksik ne fazla.
DM'in oyun sırasındaki görevi de oyuncuların yarattığı dünya içinde kaybolmasını engellemektir. Bu da ne eksik ne fazla.
Fazla uzatmaya gerek yok. Kanımca budur.
lil'grin'brin'
-
Lean-The-Bard
- Kullanıcı

- Posts: 22
- Joined: Wed Aug 20, 2003 10:00 am
- Contact:
Bence karakterler var olmadan hikayeyi oluşturmak pek mantıklı değil. Hayat her ne kadar insanın karakterine veya kabiliyetine yönelik gelişmiyorsa da karakterlerin de bazı yönelimleri var. Eğer karakterler göz önünde bulundurulmadan oluşturulursa oyun havada kalır. ayrıntılı bir özgeçmiş özellikle dm için de faydalı olur çünkü bir karakter oyuna biryerden başlıyor ancak orada var olmak için buna yönelik bazı seçimlerden haberdar değilse oyun çelişkiye açık olur. Gelecekte bir oyuncunun önceden gittiği bir yere gidecek olması oyunun bütün şeklini ilginç bir yönde değiştirir. oyunun arasında ''sen burada daha önce bulunmuştun'' gibi birşeyi sonradan uydurmak oyunun dinamiğini baltalar. En önemlisi de örneğin dm bir chaotic good gruba yönelik oyun oluşturdu, oyunu oynayacak kişilerin lawful good oynamak istemesi durumunda ya oyuncular bütün oyun boyunca sırf oyun olsun diye istedikleri ancak uyumsuz karakterlerle oynarlar, ya da sırf oyuna uysun diye istemedikleri karakterleri oynarlar. Bu durum çok önemlidir...oyuncuların istedikleri karakterleri oynamaları. Belki hayat istediğimiz gibi gitmez ancak biz herzaman bizizdir. Hayat değişti diye başka bir insan ya da birden cüce olmayız. öncelik oyuncunun karakterini benimsemesidir. 
ayrıca karakterlere göre olmaz ise oyun, karakterler(oyuncular değil) hiç katılmak istemedikleri bir göreve ya da maceraya macera olsun diye katılmazlar ama gel gör ki oyun önceden hazır olunca karakterler vaya oyuncular ne yapsındır. onların o duruma ya da o şeye katılmak onların seçimidir. Herkesin hayatında kontrolü altında gerçekleşmeyen birçok şey vardır ancak bulunduğumuz yer özellikle bir maceracı için seçtiği yerdir. Yönelim çok önemlidir. Bir insanı ya da karakter birşey yapmak zorunda olabilir ancak bu onun değer yargılarına yöneliktir, oyuna oturunca da herşeyi yapmak zorunda kalmak sözkonusudur. DM bu durumda onları ya normal karakterlerine göre yapmak zorunda oldukları birşeyle donatmalı kendisini ya da gerçekten yapmak istedikleri şeyleri bilip ona göre bilgilendirmeli kendini. Sonuç itibariyle oluşturduğumuz karakterlerin yaşamlarından kesitlerdir. Kimsenin hayatı kendinden bağımsız gelişmez, herkesin hayatı seçimleriyle değişmiştir. Bir oyuncu thief diye karşısına tuzak çıkarmaktan ibaret değildir oyun, çok daha karmaşık bir olgu olması itibariyle zaten olacak birşeyin içine alakasız karakterleri yerleştirmek, ne yaparsak yapalım bu olmalı düşüncesini uyandırır, ancak karakterler seçimleriyle o güne kadar geldilerse oyun sırasında da seçimlerinin kaderlerini değiştireceğini bilirler.
Bu durumdaki düşüncem ise karakterlerin kendi mantık çerçevelerinde gidecekleri biryer vardır. Bir dm, oyuncular illa da güneye gidecekler çünkü görev orada düşüncesiyle devam ederse oyun sonuçta seçimin bir anlamı olmaz ve üstelik onları oraya yönlenmek zorunda bırakmak yerine oraya gerçekten gitmeleri için mantıklı sebepleri olsa onlar oraya çoktan yola çıkmış olurlar. Amaç belirli olabilir ama yolculuk her yönüyle karakterler tarafından yönlendirilir, nasıl gidileceği yoldaki görüşmelerindeki yaklaşımları... Bunun için birkaç güzergah ayrıntılı biçinde önceden düzenlenir. Normal hayatta da bir yere ulaşmak için birkaç seçenek oluşturulabilir. Bu seçeneklerden haberdar edilen oyuncu bir yolu seçer. Bu yolu kendi isteğiyle seçmiştir. Bu seçimi oyuncuya sunabilmek de önemlidir. Önemli bir surette karakterlerin mantık çerçevesinde (oynatılan karakter deli ise bile) yapmak isteyeceği ya da zorunda kalacağı her yeri ve her şeyi bilmek dm in görevidir. Oyuncu sizin istediğiniz gibi yol almıyorsa tabii ki onu zorla oraya götürmek ya da birsürü şeye hazırlıklı olup oraya gittiklerinde görevden ve asıl oyundan uzaklaştıklarını değil gerçekten başka bir yere gittiklerini ve orada da başka bir yerde olacağı kadar ilginç ya da sıradan birsürü şeyle karşılaşacaklarını hissetmeliler. Tabii burada oyuncuya da büyük rol düşüyor. DM ben nereye gidersem gideyim böyle kabul etmeli hazır olmalı düşüncesiyle değil oynattığı karakterin yapacaklarını veya seçimlerini göz önünde bulundurmalıdır....
Böyle durumlarda vardır:
dm de oyuncu da hata payına sahiptir:
DM: Karşında bütün heybetiyle yükselen mystra tapınağı bulunuyor. Giriş katındaki pencerelerden ilginç ışıklar gözünü kamaştırıyor. Sağında ve solunda da küçük önemsiz gözüken evler var.
oyuncu: evlere yöneliyorum(ben böyleyim)
DM: Ama tapınak var, evler böyle sönük filan, birşey bulamayacağını hissediyorsun..(ne?)
oyuncu: Yok abi! ben evlere gidiyorum (iyice uçuyoruz, abi filan)
dm: Birden gözlerin karardı ve yere düştüğünü hissettin, zihnin kapandı....
uyandığında bir tapınağın içindesin (yuuuuuuuuh!!!)
ayrıca karakterlere göre olmaz ise oyun, karakterler(oyuncular değil) hiç katılmak istemedikleri bir göreve ya da maceraya macera olsun diye katılmazlar ama gel gör ki oyun önceden hazır olunca karakterler vaya oyuncular ne yapsındır. onların o duruma ya da o şeye katılmak onların seçimidir. Herkesin hayatında kontrolü altında gerçekleşmeyen birçok şey vardır ancak bulunduğumuz yer özellikle bir maceracı için seçtiği yerdir. Yönelim çok önemlidir. Bir insanı ya da karakter birşey yapmak zorunda olabilir ancak bu onun değer yargılarına yöneliktir, oyuna oturunca da herşeyi yapmak zorunda kalmak sözkonusudur. DM bu durumda onları ya normal karakterlerine göre yapmak zorunda oldukları birşeyle donatmalı kendisini ya da gerçekten yapmak istedikleri şeyleri bilip ona göre bilgilendirmeli kendini. Sonuç itibariyle oluşturduğumuz karakterlerin yaşamlarından kesitlerdir. Kimsenin hayatı kendinden bağımsız gelişmez, herkesin hayatı seçimleriyle değişmiştir. Bir oyuncu thief diye karşısına tuzak çıkarmaktan ibaret değildir oyun, çok daha karmaşık bir olgu olması itibariyle zaten olacak birşeyin içine alakasız karakterleri yerleştirmek, ne yaparsak yapalım bu olmalı düşüncesini uyandırır, ancak karakterler seçimleriyle o güne kadar geldilerse oyun sırasında da seçimlerinin kaderlerini değiştireceğini bilirler.
senin fikrin yanlış olduğunu düşündüğüm ve tartışma olsun diye bu alıntıyı yapmadım biladerciğim.yanlış anlaşılma olmasınCHANGES wrote:önemli olan oyunculara serbestlik hissini verebilmektir ama adamları da hikayeye yönlendirebilmeli.Serbest bırakırsan zaten hayal ürünü ve tasvirlerle ilerleyen dünyada alakasız şeylerle uğraşabilirler.O yüzden bir kaç sınır taşı yada yönlendirici olay koymakta fayda var.Güneye gitmeleri gerekirken batıyamı gidiyorlar,bırakın gitsinler siz yolu güneye çevirmeyi bildiğiniz sürece dmsiniz zaten.
Bu durumdaki düşüncem ise karakterlerin kendi mantık çerçevelerinde gidecekleri biryer vardır. Bir dm, oyuncular illa da güneye gidecekler çünkü görev orada düşüncesiyle devam ederse oyun sonuçta seçimin bir anlamı olmaz ve üstelik onları oraya yönlenmek zorunda bırakmak yerine oraya gerçekten gitmeleri için mantıklı sebepleri olsa onlar oraya çoktan yola çıkmış olurlar. Amaç belirli olabilir ama yolculuk her yönüyle karakterler tarafından yönlendirilir, nasıl gidileceği yoldaki görüşmelerindeki yaklaşımları... Bunun için birkaç güzergah ayrıntılı biçinde önceden düzenlenir. Normal hayatta da bir yere ulaşmak için birkaç seçenek oluşturulabilir. Bu seçeneklerden haberdar edilen oyuncu bir yolu seçer. Bu yolu kendi isteğiyle seçmiştir. Bu seçimi oyuncuya sunabilmek de önemlidir. Önemli bir surette karakterlerin mantık çerçevesinde (oynatılan karakter deli ise bile) yapmak isteyeceği ya da zorunda kalacağı her yeri ve her şeyi bilmek dm in görevidir. Oyuncu sizin istediğiniz gibi yol almıyorsa tabii ki onu zorla oraya götürmek ya da birsürü şeye hazırlıklı olup oraya gittiklerinde görevden ve asıl oyundan uzaklaştıklarını değil gerçekten başka bir yere gittiklerini ve orada da başka bir yerde olacağı kadar ilginç ya da sıradan birsürü şeyle karşılaşacaklarını hissetmeliler. Tabii burada oyuncuya da büyük rol düşüyor. DM ben nereye gidersem gideyim böyle kabul etmeli hazır olmalı düşüncesiyle değil oynattığı karakterin yapacaklarını veya seçimlerini göz önünde bulundurmalıdır....
Böyle durumlarda vardır:
dm de oyuncu da hata payına sahiptir:
DM: Karşında bütün heybetiyle yükselen mystra tapınağı bulunuyor. Giriş katındaki pencerelerden ilginç ışıklar gözünü kamaştırıyor. Sağında ve solunda da küçük önemsiz gözüken evler var.
oyuncu: evlere yöneliyorum(ben böyleyim)
DM: Ama tapınak var, evler böyle sönük filan, birşey bulamayacağını hissediyorsun..(ne?)
oyuncu: Yok abi! ben evlere gidiyorum (iyice uçuyoruz, abi filan)
dm: Birden gözlerin karardı ve yere düştüğünü hissettin, zihnin kapandı....
uyandığında bir tapınağın içindesin (yuuuuuuuuh!!!)
Bence Dm yönlendirmeleri daha yumuşak yapabilir.Ã?rneğin karşısına bir npc çıkartıp diyalog ile onları tapınağa yönlendirebilir.Bunun gibi bir çok yaratıcı yol ile bu işi yapabilir.Ama tabii ki höyt tapınaktasın höyt madenlerdesin olmaz.Eğer yapabiliyorsan o karakterin oraya gitmeyi istemesini sağlamalısın,tabii mutlaka gitmesi şartsa.Ancak bu şekilde oyuncu kararı kendisi vermiş gibi hisseder ve senaryonuz akmaya devam eder.Onu bir şey yapmak zorunda bırakırsanız hem oyundan soğur hem de sizi iyi dm olmamakla suçlar.Lean-The-Bard wrote: DM: Karşında bütün heybetiyle yükselen mystra tapınağı bulunuyor. Giriş katındaki pencerelerden ilginç ışıklar gözünü kamaştırıyor. Sağında ve solunda da küçük önemsiz gözüken evler var.
oyuncu: evlere yöneliyorum(ben böyleyim)
DM: Ama tapınak var, evler böyle sönük filan, birşey bulamayacağını hissediyorsun..(ne?)
oyuncu: Yok abi! ben evlere gidiyorum (iyice uçuyoruz, abi filan)
dm: Birden gözlerin karardı ve yere düştüğünü hissettin, zihnin kapandı....
uyandığında bir tapınağın içindesin (yuuuuuuuuh!!!)
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Aslında sorunun cevabı basit.
Oyunculara karekterlerini sorarsanız paşa paşa karekterlere göre seneryo yazarsınız.Yok elinizde sağlam bir seneryo varsa seneryoya uyan karekterleri oyunculara yamamaya çalışırsınız
Ben hiç bir oyunumda hayır yapamazsın demiyorum. Ã?rnek:
Yaklaşık 30kg zırh taşıyan bir oyuncu Dm'e sorar.
Oyuncu:şimdi ben yukarı doğru 2 metre kadar zıplamak istiyorum.
DM:Tabii biz zar görelim.
Oyuncu:Hoba 20 geldi haha.
DM:şÖle bir gerildin gerçektende yükseğe zıpladığını hissettin.Yukardaki nesneleri neredeyse tutacaksın gibi.
DM diğer oyunculara döner.
DM:Siz buna baktığınızda yerden 2 veya 3 parmak kadar zıpladığını gördünüz.
Grup:haha salakmısın ne yapıyorsun.
Sonuç:hem bölece hayır demeyerek gelicek tepkilerden açıklamalardan kurtulduk hemde oyuncu yaptığının absürd olduğunu anladı.
Oyunculara karekterlerini sorarsanız paşa paşa karekterlere göre seneryo yazarsınız.Yok elinizde sağlam bir seneryo varsa seneryoya uyan karekterleri oyunculara yamamaya çalışırsınız
Ben hiç bir oyunumda hayır yapamazsın demiyorum. Ã?rnek:
Yaklaşık 30kg zırh taşıyan bir oyuncu Dm'e sorar.
Oyuncu:şimdi ben yukarı doğru 2 metre kadar zıplamak istiyorum.
DM:Tabii biz zar görelim.
Oyuncu:Hoba 20 geldi haha.
DM:şÖle bir gerildin gerçektende yükseğe zıpladığını hissettin.Yukardaki nesneleri neredeyse tutacaksın gibi.
DM diğer oyunculara döner.
DM:Siz buna baktığınızda yerden 2 veya 3 parmak kadar zıpladığını gördünüz.
Grup:haha salakmısın ne yapıyorsun.
Sonuç:hem bölece hayır demeyerek gelicek tepkilerden açıklamalardan kurtulduk hemde oyuncu yaptığının absürd olduğunu anladı.
-
Türklider
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1308
- Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
- Location: AFYON! Hehehehe...
Bana kalırsa oyuncuya öncelikle geçmişini yazdırmak ya da oynatmak en iyi çözümdür. Böylece hem karakterine alışmış hem de diğer karakterlerle biraraya gelmek için mazereti olmuş olur... Tabi burada, DM'in kurnaz olması ve saman altından tesisatlar kurarak, "sınırlı kader" anlayışını yerleştirmesi gerekir...
Ã?rnek olarak şunu düşündüm;
Ejderha mızrağı'nı bir oyun olarak düşünecek olursak, o karakterlerin hiç birinin pax tharkas'a gitmek için geçerli bir nedeni yok (nehiryeli ve altınay haricinde...) fakat başlarının belaya girmesi, onlara karşı yaşlı adamın yaptıkları ve yol göstermesi vs... bu şekilde çaktırmadan yönlendirilip, külli irade DM'de kalmak üzere oyunculara cüzi iradeyi bırakırsa, bu DM'in oyunlarına muhteşem denecektir... Hatta kitaba çevirildiğinde bestseller olacaktır...
Ama bir DM ayrıntılı bir dünya yaratmamış, her tür karakterin geleceğini sağlamasını düşünememiş ve oyunu bir paladinin üzerine kurmuşsa, oyuncu kötü bir ruhban olduğunda elbette en büyük sorunu yaşayacak olan, kendisi olacaktır...
Yukarıda belirttiğim sorunların yaşanmaması için önceden hazırlanmış bir "dünya" gerekir ve oyuncular karakterlerini hazırladıktan sonra küçük bir hikaye ile derinleşmeleri sağlanmalıdır. Karakterlerini ve Rollerini oturttuktan sonra da daha genel sorunlarla uğraşılmaya başlanabilir...
Yine küçük bir örnek vermek istiyorum;
Baldur's Gate oyununda, önce kim olduğunuzu bulmalı, hayatınızı ne yönde geçireceğinizi belirlemeli ve ondan sonra bhaal'ın gücünün peşine düşmelisiniz. (Baldur's Gate 1'den itibaren söylüyorum...) Yani, ana görevler gelmeden önce, karakterler kendilerini tanıyorlar...
Zaten dünyada profesyonel DM diye bir şey var ise, öncelikle karakterleri adam gibi hazırlatır ve bu karakterlerden "bağımsız" bir senaryo kurgular. Kurguladığı bu senaryoya, bu karakterleri ne kadar oturtabilirse, o kadar başarılı olur. Ayrıca, zaten dünyanın hiç bir yerinde "ben korucu olacam atıyom zarları" diye bir karakter yapma şekli yok... "Ben korucu olacam, benim geçmişim şu, davranışlarım bu. şu ana kadar şunu şunu yaptım, bundan sonra da şunları düşünüyorum. şimdi zarları atabilir miyim?" vardır...
Türkiye'deki oyuncular, DM'lerden fazla şey bekliyor. Mesela, "ben dünyanın en abuk ve garip ırkının, en asi bireyini oynayacam... O garip ırka bile ters düşecek kadar garip olacam!" gibi isteklerle gelinebiliyor... Daha eline oyuncunun el kitabını almamış adamlar gelip "ben psionic oynayacam" diyorlar... Ondan sonra da "DM'ler bizi kısıtlıyor!"... E adam ol da kısıtlanma, Allahım yarabbim...
DM'ler oyuncuya göre karakter, karaktere göre senaryo yapmak zorunda değildir. Aynı şekilde oyuncular DM'e ve onun senaryolarına göre karakter yapmak zorunda değildir. DM, uyumsuzlukları gidermekle yükümlüdür ve bunu da geniş çaplı, zekice senaryolarla becerebilir ancak...
Kısaca; iyi DM olmak büyük sorumluluk, zeka ve yetenek ister. Bu yüzden herkes iyi DM olamaz...
Saygılarımla...
Ã?rnek olarak şunu düşündüm;
Ejderha mızrağı'nı bir oyun olarak düşünecek olursak, o karakterlerin hiç birinin pax tharkas'a gitmek için geçerli bir nedeni yok (nehiryeli ve altınay haricinde...) fakat başlarının belaya girmesi, onlara karşı yaşlı adamın yaptıkları ve yol göstermesi vs... bu şekilde çaktırmadan yönlendirilip, külli irade DM'de kalmak üzere oyunculara cüzi iradeyi bırakırsa, bu DM'in oyunlarına muhteşem denecektir... Hatta kitaba çevirildiğinde bestseller olacaktır...
Ama bir DM ayrıntılı bir dünya yaratmamış, her tür karakterin geleceğini sağlamasını düşünememiş ve oyunu bir paladinin üzerine kurmuşsa, oyuncu kötü bir ruhban olduğunda elbette en büyük sorunu yaşayacak olan, kendisi olacaktır...
Yukarıda belirttiğim sorunların yaşanmaması için önceden hazırlanmış bir "dünya" gerekir ve oyuncular karakterlerini hazırladıktan sonra küçük bir hikaye ile derinleşmeleri sağlanmalıdır. Karakterlerini ve Rollerini oturttuktan sonra da daha genel sorunlarla uğraşılmaya başlanabilir...
Yine küçük bir örnek vermek istiyorum;
Baldur's Gate oyununda, önce kim olduğunuzu bulmalı, hayatınızı ne yönde geçireceğinizi belirlemeli ve ondan sonra bhaal'ın gücünün peşine düşmelisiniz. (Baldur's Gate 1'den itibaren söylüyorum...) Yani, ana görevler gelmeden önce, karakterler kendilerini tanıyorlar...
Zaten dünyada profesyonel DM diye bir şey var ise, öncelikle karakterleri adam gibi hazırlatır ve bu karakterlerden "bağımsız" bir senaryo kurgular. Kurguladığı bu senaryoya, bu karakterleri ne kadar oturtabilirse, o kadar başarılı olur. Ayrıca, zaten dünyanın hiç bir yerinde "ben korucu olacam atıyom zarları" diye bir karakter yapma şekli yok... "Ben korucu olacam, benim geçmişim şu, davranışlarım bu. şu ana kadar şunu şunu yaptım, bundan sonra da şunları düşünüyorum. şimdi zarları atabilir miyim?" vardır...
Türkiye'deki oyuncular, DM'lerden fazla şey bekliyor. Mesela, "ben dünyanın en abuk ve garip ırkının, en asi bireyini oynayacam... O garip ırka bile ters düşecek kadar garip olacam!" gibi isteklerle gelinebiliyor... Daha eline oyuncunun el kitabını almamış adamlar gelip "ben psionic oynayacam" diyorlar... Ondan sonra da "DM'ler bizi kısıtlıyor!"... E adam ol da kısıtlanma, Allahım yarabbim...
DM'ler oyuncuya göre karakter, karaktere göre senaryo yapmak zorunda değildir. Aynı şekilde oyuncular DM'e ve onun senaryolarına göre karakter yapmak zorunda değildir. DM, uyumsuzlukları gidermekle yükümlüdür ve bunu da geniş çaplı, zekice senaryolarla becerebilir ancak...
Kısaca; iyi DM olmak büyük sorumluluk, zeka ve yetenek ister. Bu yüzden herkes iyi DM olamaz...
Saygılarımla...
Türklider...
Gördüğüm kadarıyla genelde senaryoya göre karakter denmiş. Zaten ilk başta böylesi daha mantıklı görünüyor. Ama ben tam tersini söyleyeceğim. Ã?nce oyuncular karakterlerini oluşturmalı, daha sonra DM oturup bu karakterlere göre güzel bir senaryo yazmalı bence. Sebeplerini uzun uzun anlatacak kadar vaktim yok. Ama inanın böylesi daha pratik ve oyuncular için de daha eğlenceli oluyor. Tecrübeyle sabittir.
bence iyi bir senaryo her turlu karaktere ve gruba uyum saglamalıdır. En kotu ihtimalle npc destegi yetmeli bence boylece beklenmedik problemlerden kurtulmus oluruz mesela bi kere priestsiz bi grup oynatmak zorunda kalmıstım haliyle pek bi sansları yoktu ama ilerleyen dakikalarda hemen iyi bir npc ayarladım sorun cozuldu...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests