YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Soğuktan korunmak için yolculukta giydiği Pelerinine birazdaha sarılmıştı,yarı şeytanın aşağılayıcı bakışlarına karşılık sert ve kızgın bakışlar atıyordu,sadece bu soğuğa pes ediceğimi sanıyorsan çok yanılıyorsun! diyordu yarı iblise ama bu sözleri sesli dile getirmemişti
İblisin koşturmasıyla birden irkildi "lanet olsun yine ne oldu buna" diye söylenerek iblisin peşinden koşturmaya başladı,henüz birşey göremiyordu ama iblise yaklaştıkça uzun boylu bir siluet görüş alanına girmeye başlamıştı,koşmayı durdu ve iblisin bir kaç adım gerisinde adımlarını yavaşlattı.Eli kılıcının kabzasındaydı,karşılarında bir kadın duruyordu.
bakışlarını kadına sonra iblise çevirdi "onu öldürmekte acele etme yandaş toplama fikrini ne çabuk unuttun belki bu kadın işimize yarabilir" dedi fısıltıyla,tekrar bakışlarını kadına çevirdi yüzüne ölümcül bir gülümseme yayılmıştı.
İblisin koşturmasıyla birden irkildi "lanet olsun yine ne oldu buna" diye söylenerek iblisin peşinden koşturmaya başladı,henüz birşey göremiyordu ama iblise yaklaştıkça uzun boylu bir siluet görüş alanına girmeye başlamıştı,koşmayı durdu ve iblisin bir kaç adım gerisinde adımlarını yavaşlattı.Eli kılıcının kabzasındaydı,karşılarında bir kadın duruyordu.
bakışlarını kadına sonra iblise çevirdi "onu öldürmekte acele etme yandaş toplama fikrini ne çabuk unuttun belki bu kadın işimize yarabilir" dedi fısıltıyla,tekrar bakışlarını kadına çevirdi yüzüne ölümcül bir gülümseme yayılmıştı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Miria kararlı adımlar attıkça daha da sinirleniyordu. Ve işte sonuca yaklaştım derken karşısında iki kişiyi gördü. Tam olarak seçemiyordu. Belki dedi içinden aradığım insanlardır. Yürümeye devam etti tam emin olmak için. Karşısında duranları şimdi daha net görüyordu. Bir kadın ve bir adam. Meraklanmıştı, bekledi hiç bir söz söylemeden...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
"Dilsizmisin yoksa sağırmısın?" diyerek Kadına doğru birkaç adım daha attı "niye konuşmuyorsun ?" sesi bir tıslamayı andırıyordu yüzünde yapmacık bir öfke ve alay vardı "Bu topraklara gelebilecek kadar cesaret buldun sanırım kendinde umarım buraya neden geldiğini biliyorsundur ve burdan çıkış olmadığınıda" kılıcını kabzasından çıkardı ama herhangi bir saldırıda bulunmadı hatta karşısındakine bile doğrultmadı, sadece Kadın daha fazla sessizliğini korursa başına neler gelebileceğinin göstergesiydi..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
"Sana söylüyorum kadın!! Buraya girdiysen eğer, buranın sahiplerine hesap vermek zorundasın.. şimdi ya bizimle geleceksin, yada savaşıp öleceksin!! karar senin"
Malhevian yüzünü bu kadına yakınlaştırmak için hafiften eğilmiş.. yüz ifadesini sertleştirmişti...
Malhevian yüzünü bu kadına yakınlaştırmak için hafiften eğilmiş.. yüz ifadesini sertleştirmişti...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Miria alaycı bir ifadeyle "sana hesap verecek değilim. Gerektiğinde çıkmasını da bilirim sen merak etme!" dedi.Sinirliydi Miria ve bu kadının sözleri daha da sinirlenmesine neden oldu. "Benim derdim sizinle değil, insanlarla" diyerek tamamladı sözlerini.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Tehdit edercesine parladı yarı şeytanın gözleri.. kızıl'ın bir tonunda, ona bakanın aklına dehşet saçıyordu sanki.. bir kükreme ile elindeki çift bıçaklı kılıcı, 360 derece avuçlarında çevirdi.. sonra kılıcın uçlarından birini Miria'ya doğru doğrulttu... bu sefer bağırıyordu..
"Bu sana son uyarım olacak, ya bizimle gelirsin.. yada kafanı o narin bedeninden ayırırım!!!"
Yarı şeytanın sesi öyle bir gümbürdedi ki.. karşısında duranın yüzüne bir darbe gibi çarpabilirdi...
"Bu sana son uyarım olacak, ya bizimle gelirsin.. yada kafanı o narin bedeninden ayırırım!!!"
Yarı şeytanın sesi öyle bir gümbürdedi ki.. karşısında duranın yüzüne bir darbe gibi çarpabilirdi...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
"Bu topraklardan ancak lordumuz izin verirse çıkarsın" kara gözlerini kadına kitledi "şimdi bizle mabede kadar geliceksin herhangi bir itiraz ölümüne sebep olur" dedi bakışlarını iblise çevirerek kadına ne ima ettiğini gösteriyordu.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Kadının bu sözleri üzerine gözlerinde şeytanca bir parıltı belirdi.Ölümcül bakışlarını kadının üzerinde sabit tutarak kadının arkasına doğru bir hamle yaptı,kılıcın kabzasıyla kadının ensesine sert ve güçlü bir darbe indirdi kadın yüzükoyun yere kapaklanmıştı,ayağıyla kadının bedenini çevirip sırtüstü yatar konumuna getirdi,çizmesinin topuğunu kadının boğazına doğru bastırıyordu,yerde yatan kadın kesik kesik soluyordu.Redanın yüzünde tatmin olmuş bir ifade vardı "Bu topraklarda küstahlığın bedeli ölümdür" dedi kadının baygın yüzüne tepeden bakarak,daha sonra bakışlarını iblise çevirdi "Onu hemen şimdimi öldürmek istersin?" dedi sesindeki şeytani tıslamayla..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Malhevian, yerde yatan kadına tiksinti ile baktı..
"hah bir darbe ile yerde, ne kadar da basit!!"
ağzından bu sözler bir refleks gibi dökülmüştü, hatta ona bakan Reda yarı şeytanın güldüğünü bile görebilirdi.... sonra Malhevian eğilerek yerdeki kadını belinden kavradı, basit tek bir hamle ile onu omuzuna attı.. yürürkende alayla konuşmaya devam ediyordu..
"haha, bunun gibi yirmi tanesini taşırım ben!!, bu cılızı efendiye götürelim, o ne yapacağına karar verir.."
Geldiği yoldan aynen geri döndü şeytan.. arkadaki kadın üşümüş ve yorulmuştu.. Zavallılar asla kendisi gibi olamayacaklardı, o atalarının en iyi savaşçısı olacaktı... Mabed'in mağara girişinden sessiz adımlarla girdi, aynı rüzgar aynı koku, aynı çığlıklar.. herşey aynıydı.. ama değişecekti..
Yarı şeytan kararlı adımlarla pentagramın bulunduğu odaya doğru ilerledi....
"hah bir darbe ile yerde, ne kadar da basit!!"
ağzından bu sözler bir refleks gibi dökülmüştü, hatta ona bakan Reda yarı şeytanın güldüğünü bile görebilirdi.... sonra Malhevian eğilerek yerdeki kadını belinden kavradı, basit tek bir hamle ile onu omuzuna attı.. yürürkende alayla konuşmaya devam ediyordu..
"haha, bunun gibi yirmi tanesini taşırım ben!!, bu cılızı efendiye götürelim, o ne yapacağına karar verir.."
Geldiği yoldan aynen geri döndü şeytan.. arkadaki kadın üşümüş ve yorulmuştu.. Zavallılar asla kendisi gibi olamayacaklardı, o atalarının en iyi savaşçısı olacaktı... Mabed'in mağara girişinden sessiz adımlarla girdi, aynı rüzgar aynı koku, aynı çığlıklar.. herşey aynıydı.. ama değişecekti..
Yarı şeytan kararlı adımlarla pentagramın bulunduğu odaya doğru ilerledi....
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Malhevian elindeki kurbanla tapınağa girince ruhların uğultuları artmıştı. Koridor boyunca cehennem rünleri kırmızı alevlerle parıldadılar. Duvarlardaki kurukafaların çeneleri ölümlü canına, kanına ve sıcaklığına susamış bir şekilde takırdadılar. Tapınak bir anda canlanmış gibiydi... Cehennem büyüsünün değiştirdiği ve kaosun alevini üflediği tapınak sürekli bir değişim içerisindeydi. Tapınakta yalnızca Lanetli lejyonun askerleri rahatça gezebiliyordu, diğer her ölümlü hatta ölümsüzün zihninde korkunç bir terör dalgası hakim olurdu...
Pentagram kurbanın yaklaşmasıyla kara-mavi bir ışıkla cevap verdi adeta... Odanın karanlık köşelerinden garip dua sözleri ya da ölüm fısıltıları uğuldamaya başladı...
Pentagram kurbanın yaklaşmasıyla kara-mavi bir ışıkla cevap verdi adeta... Odanın karanlık köşelerinden garip dua sözleri ya da ölüm fısıltıları uğuldamaya başladı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Soytarı yattığı yerin altının parıldadığı gördü ve bir sıçrayışta yağa kalktı. Tapınak belli belirsiz hareketlenmiş, pentagramın etrafı ise kara-mavi bi rşıkla aydınlanıyor...hafif hafif kıkırdayarak ne oluyor diye düşündü ve o sırada elinde bir kadınla gelen adamı ve arkasındaki kadını gördü....
Etrafına çabucak bakarak pentagraım dışına çekildi ve çömeldi.
Olayları kendine has bir zevkle izlemeye başladı soytarı...tabii ki hafif hafif gülüyordu.
Etrafına çabucak bakarak pentagraım dışına çekildi ve çömeldi.
Olayları kendine has bir zevkle izlemeye başladı soytarı...tabii ki hafif hafif gülüyordu.
Malhevian, onu karşılayan çığlıklar eşliğinde koridor boyunca ilerledi.. artık ruhunun bir parçası olmuştu bu çığlıklar.. sanki Malhevian'ın yıkılmayacak iradesini haykırıyorlardı karanlığa.. her an, her adım yarı şeytanı tanrısına biraz daha yaklaştırıyordu sanki.. şu an kendini inancının doruğunda hissediyordu.. Malhevian ömründe ilk kez, kendini bir iradedeye bu denli bağladığını hissediyordu...
Kadının baygın bedenini pentagramın üzerine yüzükoyun yatırdı.. çevresindeki ruhlar şu an çılgınlar gibi bağırıyorlardı.. pentagramın bulunduğu oda, mavi siyah bir ışık altında aydınlanmış.. yeni gelen kırılgan ruha hoşgeldin diyordu...
"lordum, senin adınla yola çıktım.. sana bu ruhu armağan ediyorum.."
Malhevian pençeli ellerini kadının savunmasız karnına daldırdı, sonra iki taraftanda kavradığı et ve yağ parçalarını, iki yana doğru açarak kadının karnını ortadan ikiye yardı..
Miria'nın zavallı bedeni şiddetle titriyor.. acıyı hazmetmeye çalışıyordu.. bir imkansızlıkla savaşıyordu bur beden.. sonra Malhevian kadının bedenini iki eliyle kavradı ve yerden yukarı kadırdı.. kadını başının üzerinde tutuyordu şu an.. vücudundan boşalan kanın kendi üzerine akmasını sağladı böylece...
"RAAAAAAAAAAAAAAAARRRR!!!"
Yarı şeytan zevkle bağırdı.. kadınsa hala ellerinde titriyor.. bedeni kendini son nefesini vermeye zorluyordu... artık ritüel'in sonunun gelmesini düşünen yarı şeytan kadının bedenin aşağı indirdi.. yüzünü kendi yüzüne yaklaştırdı.. hiddetle kadını kendisine bakmaya zorladı ve artık son darbe gelmeliydi.. Malhevian'ın pençesi kadının boğazını parçalayıp. onu sessizce pentagramın üzerine devirdi.. yaratığın gözlerindeki kızıl ışık sönerken.. kadının kanı pentagramın üzerine doğru boşalıyordu..
Kadının baygın bedenini pentagramın üzerine yüzükoyun yatırdı.. çevresindeki ruhlar şu an çılgınlar gibi bağırıyorlardı.. pentagramın bulunduğu oda, mavi siyah bir ışık altında aydınlanmış.. yeni gelen kırılgan ruha hoşgeldin diyordu...
"lordum, senin adınla yola çıktım.. sana bu ruhu armağan ediyorum.."
Malhevian pençeli ellerini kadının savunmasız karnına daldırdı, sonra iki taraftanda kavradığı et ve yağ parçalarını, iki yana doğru açarak kadının karnını ortadan ikiye yardı..
Miria'nın zavallı bedeni şiddetle titriyor.. acıyı hazmetmeye çalışıyordu.. bir imkansızlıkla savaşıyordu bur beden.. sonra Malhevian kadının bedenini iki eliyle kavradı ve yerden yukarı kadırdı.. kadını başının üzerinde tutuyordu şu an.. vücudundan boşalan kanın kendi üzerine akmasını sağladı böylece...
"RAAAAAAAAAAAAAAAARRRR!!!"
Yarı şeytan zevkle bağırdı.. kadınsa hala ellerinde titriyor.. bedeni kendini son nefesini vermeye zorluyordu... artık ritüel'in sonunun gelmesini düşünen yarı şeytan kadının bedenin aşağı indirdi.. yüzünü kendi yüzüne yaklaştırdı.. hiddetle kadını kendisine bakmaya zorladı ve artık son darbe gelmeliydi.. Malhevian'ın pençesi kadının boğazını parçalayıp. onu sessizce pentagramın üzerine devirdi.. yaratığın gözlerindeki kızıl ışık sönerken.. kadının kanı pentagramın üzerine doğru boşalıyordu..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Malhevian pentagramın ortasında kadının kanıyla yıkanırken, bir karanlık zihnine girdi... Güç ve vahşet zihnine aktı adeta onu kendinden geçirdi... "Sana Lejyon komutanlığı veriyorum Malhevian... Ve de kara dinin güçlerini..."
Malhevian vücudundaki derinin garip bir kaşıntıyla değişmeye başladığını hissetti. Kaos'un gücünü her saç telinden ayak parmaklarına kadar hissettiğinde değişim başlamıştı... Derisi değişime uğrarken ufak bıçaklar cildinin altında oynamaya başladılar ve onu kan içerisinde bırakarak dışarı fırladılar... Vücudundaki kılları keskin bıçaklara dönüşmüştü ve her birini ayrı ayrı hissedebiliyordu. Bıçakları isterse derisinin içine geri sokabiliyordu... Bıçaklar acı vermiyorlardı hatta garip bir güven ve güç duygusu veriyorlardı. Kaos hediyesini vermişti, ya da lanetini...
(RP dışı: Malhevian 1 Cleric Level aldı, bir süresini tapınakta kara dini öğrenerek geçirecek.
Kaos tepkisi seviye 1-> Kaos'un bıçakları: otomatik +1 Doğal Zırh, boğuşmalarda bıçaklar çıkarılırsa düşmana 1d6 hasar verir )
Malhevian vücudundaki derinin garip bir kaşıntıyla değişmeye başladığını hissetti. Kaos'un gücünü her saç telinden ayak parmaklarına kadar hissettiğinde değişim başlamıştı... Derisi değişime uğrarken ufak bıçaklar cildinin altında oynamaya başladılar ve onu kan içerisinde bırakarak dışarı fırladılar... Vücudundaki kılları keskin bıçaklara dönüşmüştü ve her birini ayrı ayrı hissedebiliyordu. Bıçakları isterse derisinin içine geri sokabiliyordu... Bıçaklar acı vermiyorlardı hatta garip bir güven ve güç duygusu veriyorlardı. Kaos hediyesini vermişti, ya da lanetini...
(RP dışı: Malhevian 1 Cleric Level aldı, bir süresini tapınakta kara dini öğrenerek geçirecek.
Kaos tepkisi seviye 1-> Kaos'un bıçakları: otomatik +1 Doğal Zırh, boğuşmalarda bıçaklar çıkarılırsa düşmana 1d6 hasar verir )
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
