BILGELIK YOLU (TANRI:YEMİNER) (BİLGİ,KARANLIK,ÖLÃ
Sensei karşısındaki iki ölü bedene doğru yeşil gözlerini dikti, ikisi de sensei"ye çok dikkatlice bakıyorlardı. Yere koyduğu zümrüt kılıcını alıp sırtındaki kınına soktu.Arkasını ölü bedenlere dönerek"
--Karanlık takipçiniz olsun"!!
Dedi ve arkasından kapıyı kapatarak, karanlılarla karıştı. Dışarıdan ölü ruhların bedenini okşayan iç ürpertici melodi seslerinin geldiğini işitti. O anda yanında kara cüppel bir rahip belirdi"
---Efendim , yeni ziyaretçilerimiz var, karanlık ormanı geçmeyi başarabilmiş biri.
Karanlık ormanı geçmeyi başarabilmiş kişi, kalbinde karanlığı bulunduran kişi, kötülüğün gücünün damarlarında aktığı kişi , başka hiç kimse o ormandan geçemezdi, kötülük ona yol gösterir ve tapınağa getirirdi.Yanındaki rahibe..
--Anlaşıldı, şimdi gidebilirsiniz geleni bizzat ben karşılayacağım"
Karanlıklar arasına çok seri bir şekilde karıştı. Tapınağın girişine geldiğinde dışarıda eğilmiş bir şekilde efendisine yakaran bir drow gördü. Drowun önüne geldi, o hala dua etmekteydi. Drow sensei"nin önüne geldiğinde yavaşça kafasını kaldırdı ve sensei ile göz göze geldi. Sensei kan kırmızısı gözlerdeki karanlığı görebiliyordu.
--Ayağa kalk"!!
Sensei"nin bu sözü drowun ruhunda yankılanmıştı, gözleri sensei"nin kine odaklanmış bir şekilde ayağa kalktı. Drow un bir elinde sıkı sıkı tuttuğu lavtayı gördü.Sensei"nin gözleri aniden yemyeşil parlamaya başladı, drowun gözlerine bakıyor, ruhunda bulundurduğu kötülüğün gücüne bakıyordu.
--Ey karanlığın evladı, kalbindeki kötülük seni buraya, karanlığın merkezine getirdi. Ruhunu efendim çağırdı, beni takip et"
Sensei ozanın omzuna elini koydu ve onunla tapınağın karanlıklarına karıştılar"Ozanın eğilip dua ettiği yerde kara otlar çıkmaya başlamıştı. Belli bir süre sonra bu otlar kana dönüşmeye başladılar ve yavaşça toprağa karıştılar...
--Karanlık takipçiniz olsun"!!
Dedi ve arkasından kapıyı kapatarak, karanlılarla karıştı. Dışarıdan ölü ruhların bedenini okşayan iç ürpertici melodi seslerinin geldiğini işitti. O anda yanında kara cüppel bir rahip belirdi"
---Efendim , yeni ziyaretçilerimiz var, karanlık ormanı geçmeyi başarabilmiş biri.
Karanlık ormanı geçmeyi başarabilmiş kişi, kalbinde karanlığı bulunduran kişi, kötülüğün gücünün damarlarında aktığı kişi , başka hiç kimse o ormandan geçemezdi, kötülük ona yol gösterir ve tapınağa getirirdi.Yanındaki rahibe..
--Anlaşıldı, şimdi gidebilirsiniz geleni bizzat ben karşılayacağım"
Karanlıklar arasına çok seri bir şekilde karıştı. Tapınağın girişine geldiğinde dışarıda eğilmiş bir şekilde efendisine yakaran bir drow gördü. Drowun önüne geldi, o hala dua etmekteydi. Drow sensei"nin önüne geldiğinde yavaşça kafasını kaldırdı ve sensei ile göz göze geldi. Sensei kan kırmızısı gözlerdeki karanlığı görebiliyordu.
--Ayağa kalk"!!
Sensei"nin bu sözü drowun ruhunda yankılanmıştı, gözleri sensei"nin kine odaklanmış bir şekilde ayağa kalktı. Drow un bir elinde sıkı sıkı tuttuğu lavtayı gördü.Sensei"nin gözleri aniden yemyeşil parlamaya başladı, drowun gözlerine bakıyor, ruhunda bulundurduğu kötülüğün gücüne bakıyordu.
--Ey karanlığın evladı, kalbindeki kötülük seni buraya, karanlığın merkezine getirdi. Ruhunu efendim çağırdı, beni takip et"
Sensei ozanın omzuna elini koydu ve onunla tapınağın karanlıklarına karıştılar"Ozanın eğilip dua ettiği yerde kara otlar çıkmaya başlamıştı. Belli bir süre sonra bu otlar kana dönüşmeye başladılar ve yavaşça toprağa karıştılar...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
tapınakta çengele asılmış şekilde duran bedenin etrafında dönüp duruyordu Findor'un ruhu uzun zamandır fakat bir türlü bedenini kontrol edemiyordu.. Bedeni korunmuştu bir bakıma... Fakat yaşayan bir beden kadar sağlamn olmadığı açıktı. Findor bir kez daha denedi vücuduna geri dönmeyi ve bu kez hauyretle fark etti ki, vücut onu kabul ediyordu ve bu anda findor geri dönmesine izin verildiğini anladı. Ã?negelden kurtulabilmesi için sadece biraz doğrulması yetmişti... Uzuvları üzerindeki kontrolü çok iyi değildi fakat yuakında bunu başarabileceğini biliyordu.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
findor ruhunun bedenine girişine şahit oldu ve gerçek gücü yeniden fark edince toparlanmaya başlar bedenindeki kas gelişimi artık içinde bulunduğu cübbeyi yırtmak zorunda kalmıştır findor kendine gelince dengede durmayı başarınca artık zamanı geldiğini anlar ve odasına doğru harakete geçer kapıyı geçince karşısına iki tane siyahlar içinde rahip çıkar ve onlara kalın ses tonu ile" Findor geri döndü zırh ve silahımı rüzgar biçen i getirin bana kara zırhlar olsun ve üstünde tanrımın sembolü az vaktiniz var haberimi salık verin herkes öğrensin" der ve odasına yönelir bir süre sonra kasalar içindeki kara zırhı ve kılıcı getirilir findor bunları kuşanır ve en son olarak sembollü kara pelerinini takar....
rahiplere seslenir " beni yanlız bırakın düşünmem gerekli" der ve tapınakta gezinmeye eskilerden birilerine bakar çok değişen bir şey yoktur içerideama kızıl gözleri kadar kırmızı olan kan çukuru azalmaya başlamıştır kan gerekli der kendi kendine ve gezinmtisine iki rahip eşliğinde devam eder.......
rahiplere seslenir " beni yanlız bırakın düşünmem gerekli" der ve tapınakta gezinmeye eskilerden birilerine bakar çok değişen bir şey yoktur içerideama kızıl gözleri kadar kırmızı olan kan çukuru azalmaya başlamıştır kan gerekli der kendi kendine ve gezinmtisine iki rahip eşliğinde devam eder.......
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Findor kara zırhları ile tapınağın içinde geziyordu ve gelen ilahi seslerini duydu.... Kapının devasa kapıların açık olduğunu gördü neler olduğunu anlayabilmiş değildi...
Findor Cübbelilere işaret yaptı ve peşini bırakmalarını sağladı pelerinini geriye doğru attı ve kılıcı gözüküyordu devasa bünyeye devasa kılıç...
Findor Kapının önüne çıktığında Dostu Sensei yi gördü ama aradaki mesafeyi korudu sensei orda biri ile konuşuyordu anlayamadı ne yaptığını ama izlemeye devam etti...
Kızıl gözleri ile sürekli sensei ve yabancıyı süzüyordu kaslı bedeni sürekli haraket halinde idi ruhu bedene alışmaya çalışıyordu....
Kan bürünen gözleri artık hayata mantık yerine kanla bakıyordu ve kan istiyordu olan değişimler ona güç ve hırs vermişti...
Adam yolu izliyordu gelen giden varmı diye keskin gözleri çok ilerdeki karargahı görebiliyordu "calis" dedi birden acaba ona ne olmuştu bedeni yanında asılı değildi anladığı kadarı ile oda dirilmişti...
Efendisine sadakat sunmanın verdiği rahatlıkla artık tapınakta geziyordu ama diğerleri ne olmuştu chug görevini yapabilmişmiydi ve dayanamayarak seslendi
" Sensei dostum nasılsın ? "
Findor Cübbelilere işaret yaptı ve peşini bırakmalarını sağladı pelerinini geriye doğru attı ve kılıcı gözüküyordu devasa bünyeye devasa kılıç...
Findor Kapının önüne çıktığında Dostu Sensei yi gördü ama aradaki mesafeyi korudu sensei orda biri ile konuşuyordu anlayamadı ne yaptığını ama izlemeye devam etti...
Kızıl gözleri ile sürekli sensei ve yabancıyı süzüyordu kaslı bedeni sürekli haraket halinde idi ruhu bedene alışmaya çalışıyordu....
Kan bürünen gözleri artık hayata mantık yerine kanla bakıyordu ve kan istiyordu olan değişimler ona güç ve hırs vermişti...
Adam yolu izliyordu gelen giden varmı diye keskin gözleri çok ilerdeki karargahı görebiliyordu "calis" dedi birden acaba ona ne olmuştu bedeni yanında asılı değildi anladığı kadarı ile oda dirilmişti...
Efendisine sadakat sunmanın verdiği rahatlıkla artık tapınakta geziyordu ama diğerleri ne olmuştu chug görevini yapabilmişmiydi ve dayanamayarak seslendi
" Sensei dostum nasılsın ? "
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
scythe tapınakta bir varoluş sezdi... bir ruh bir bedene girmişti ve şimdi tapınakta sesi çıkmaktaydı... yavaşça kara zırhlarının içindeki yaratığa yaklaştı... her zaman sevmişti bu şekilde vücut bulmuş yaratıkları... ama o asla sevgisini göstermezdi.. çevresindekilerin "scythe sevgi dye bir şeyden nasibini almamıştır" laflarına rağmen.. bu yaratık bir şekilde terbiye edilmeliydi ve tapınakta nasıl durması gerektiğini öğrenmeliydi... yaratık arkasından gelen rahibi azıcık bile hissetmemişti... scythe yaratığım kafasını çevirip gözlerinin içine baktı.. yüzyılların kızıllığıyla yanan gözleri karşısında yaratığın mum ışığı gibi kalan gözlerine... sonra fısıltısını tapınaktaki herkesin duyacağı şekilde konuşmaya başladı...findor wrote: beni yanlız bırakın düşünmem gerekli
-düşünmek için sana sonsuz bir zamanda sonsuz bir mekan tahsis edeyim mi yenidoğan... ruhunun içine girmek için bulduğu boşluğu da sonsuza kadar kapatıp seni bu azaptan da kurtarırım istersen... bir daha asla rahiplere böyle davranma... asla...
sensei anlayışla bakışlarını indirdi... çünkü bir tapınakta nasıl davranması gerektiğini scythe tan öğrenmişti.. scythe ın sevgi besleyebileceğine inanan nadir i nsanlardan biri olarak... ve şimdi öğrenmesi gereken birileri daha vardı... findora cevap vermedi... hayır şimdi vermeyecekti.. tapınak az zaman sonra scythe ve yeminer in buluşmasına şehadet edecekti.. scythe önemli haberleri olduğunu söylemişti ve aksi olsaydı bile sadece eski günleri yadetmek olsa bile tapınak başka işlerle meşgul edilmeyecekti... findor ikinci yaşamının ilki gibi olmayacağını anlamaya başlıyordu yavaş yavaş...
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
Calis uyanışının ardından kendi odasına gitti ve dolabını açtı.ilk önce dola bı açılmadı.Calis daha sonra unuttuğunu ifade eden bir ses çıkardı.Daha sonra geriye çekilerek büyülü söleri söledi Andrsol Gomatsil.Dolap büyük bir gıcırdı ile açıldı.İçerde mavi bir alev parlıyordu.Calis o mavi eline alınca bunun bir kılıç olduğu ortaya çıktı
-Aldras benim en sadık dostum.Seninle kan dökmeyi okadar çok özledimki
.
Calis daha sonra dolabın içinde ışıl ışıl parlayan zırhı çıkardı.Zırhın üzerinde kan kırmızısı ve siyah renk hakimdi.Zırh ın bazı yerleri sivir hatlara sahipti.Zırhı calis bir kaç dakika içinde sütüne giydi.Zırh ilk önce calis için ağır geldi fakat zamanla zırh bir tüy gibi hafifledi.En son olarak calis içerden zimsiya bir pelerin çıkardı.Pelerinin arkasında altın işlemelerle tanrısnın sembolü vardı.
-Aldras benim en sadık dostum.Seninle kan dökmeyi okadar çok özledimki
Calis daha sonra dolabın içinde ışıl ışıl parlayan zırhı çıkardı.Zırhın üzerinde kan kırmızısı ve siyah renk hakimdi.Zırh ın bazı yerleri sivir hatlara sahipti.Zırhı calis bir kaç dakika içinde sütüne giydi.Zırh ilk önce calis için ağır geldi fakat zamanla zırh bir tüy gibi hafifledi.En son olarak calis içerden zimsiya bir pelerin çıkardı.Pelerinin arkasında altın işlemelerle tanrısnın sembolü vardı.
No one hears him cry so he turns to evil...
Findor karşısında scyteyi görünce fazla şaşırmadı..scythe wrote:scythe tapınakta bir varoluş sezdi... bir ruh bir bedene girmişti ve şimdi tapınakta sesi çıkmaktaydı... yavaşça kara zırhlarının içindeki yaratığa yaklaştı... her zaman sevmişti bu şekilde vücut bulmuş yaratıkları... ama o asla sevgisini göstermezdi.. çevresindekilerin "scythe sevgi dye bir şeyden nasibini almamıştır" laflarına rağmen.. bu yaratık bir şekilde terbiye edilmeliydi ve tapınakta nasıl durması gerektiğini öğrenmeliydi... yaratık arkasından gelen rahibi azıcık bile hissetmemişti... scythe yaratığım kafasını çevirip gözlerinin içine baktı.. yüzyılların kızıllığıyla yanan gözleri karşısında yaratığın mum ışığı gibi kalan gözlerine... sonra fısıltısını tapınaktaki herkesin duyacağı şekilde konuşmaya başladı...findor wrote: beni yanlız bırakın düşünmem gerekli
-düşünmek için sana sonsuz bir zamanda sonsuz bir mekan tahsis edeyim mi yenidoğan... ruhunun içine girmek için bulduğu boşluğu da sonsuza kadar kapatıp seni bu azaptan da kurtarırım istersen... bir daha asla rahiplere böyle davranma... asla...
sensei anlayışla bakışlarını indirdi... çünkü bir tapınakta nasıl davranması gerektiğini scythe tan öğrenmişti.. scythe ın sevgi besleyebileceğine inanan nadir i nsanlardan biri olarak... ve şimdi öğrenmesi gereken birileri daha vardı... findora cevap vermedi... hayır şimdi vermeyecekti.. tapınak az zaman sonra scythe ve yeminer in buluşmasına şehadet edecekti.. scythe önemli haberleri olduğunu söylemişti ve aksi olsaydı bile sadece eski günleri yadetmek olsa bile tapınak başka işlerle meşgul edilmeyecekti... findor ikinci yaşamının ilki gibi olmayacağını anlamaya başlıyordu yavaş yavaş...
"yoldaş rahiplik nedir bilirim yenidoğan ben veya ruhum değildir yeni kimliğimdir.... " findor ortamı daha fazla germek istemiyordu ve sunağın başına gitmeye karar verdi giderken söylendi..." sizlere karanlıkla geçecek korku dolu saatler dilerim...." ve oradan ayrıldı sunağın başına gittiğinde.. ise tanrısına dua etmeye başladı...
"Ey senki kudretli ve gücü büyük olan ey senki gölgelerin karanlığın ve korkunun nefendisi... Yaşamımı bana tekrar sağladığın için varlılığ her zamanki gibi senindir uğrunda her şeyimi bir kere verdim gözümü kırpmadan yine veririm ." dedi ve kalktı selam verdikten sonra dolaşmaya devam etti...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Calis en son olarak pelerinini de giyip odasından çıkar.Hala karanlığın inanları bu yabancı nın kim olduklarını bilmiyorlardı.Giderken calisn tek güvendiği dostu aldras a bakıyorlardı.Güzlliği ve mavi renkte cayır cayır yanan alevi ile herkesin hayyalerini süslücek bir kılıçtı aldras.Calis giderken sensei ve bir yabancıyı konuşurken gördü.Daha da yanlarına yakşaltıça bu kişinin schyte olduğunu gördü.Schyte ile daha önce sadece tanışmışlardı.Fakat fazla sohbet edemeden calis ordan ayrılmıştı.Calis daha sonra tapınaın çıkışına doğru yola koyuldu.Calis in aklında tek bir düşüncce vardı.Karargaha neler değişmişti en önemliside calisin yerine yeni bir komutan bulunmuşmuydu.Bütün bu soruların cevabını calis karargahta öğrenicekti...
No one hears him cry so he turns to evil...
Findor efendisinden izin almak için sunağın başında söze girdi...
"Efendim ilk önce karargaha oradanda Yüksek büyücülük kulesine gitmek için izin istiyorum. Sizin rızanızla bu akşam tapınaktan ayrılıcam eğer bir sorun olursa zihnim her zaman sizinle hemen yoldan geri dönebilirim " dedi ve oradan ayrıldı...
Hemen hazırlanmaya başladı hizmetkarlardan birine bir kaç şey söyledi ve o uzaklaştı rahiplerden birine bir parça parşomen vardı içinde gidişinin gerekçeleri yazıyordu ve ona findor u soran olursa bunu iletmesini istedi...
Findor Gece Ã?ökmeye Başladığında Atını almak için ilerledi ve ona bindi...
At sürekli haraket halinde idi gece karanlığı gibi derisi onun ihtişamını arttırıyordu at derin nefesler alıp burnundan veriyordu...
Findor atı dışarıya sürdü ve gecenin karanlığında tapınak sınırlarından hızlıcana çıktı...
Rp : Karargahtan devam edicem
"Efendim ilk önce karargaha oradanda Yüksek büyücülük kulesine gitmek için izin istiyorum. Sizin rızanızla bu akşam tapınaktan ayrılıcam eğer bir sorun olursa zihnim her zaman sizinle hemen yoldan geri dönebilirim " dedi ve oradan ayrıldı...
Hemen hazırlanmaya başladı hizmetkarlardan birine bir kaç şey söyledi ve o uzaklaştı rahiplerden birine bir parça parşomen vardı içinde gidişinin gerekçeleri yazıyordu ve ona findor u soran olursa bunu iletmesini istedi...
Findor Gece Ã?ökmeye Başladığında Atını almak için ilerledi ve ona bindi...
At sürekli haraket halinde idi gece karanlığı gibi derisi onun ihtişamını arttırıyordu at derin nefesler alıp burnundan veriyordu...
Findor atı dışarıya sürdü ve gecenin karanlığında tapınak sınırlarından hızlıcana çıktı...
Rp : Karargahtan devam edicem
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
RP dışı-drow erkeğinin ırksal özellikleri bir ozan için iyi olmadığından boen olmayı seçiyorum..Sensei nin yazısı bir şekilde edit lenebilirse çok sevinirim....Teşekkürler...
Ozan Granluder arkasında bıraktığı hayatının farkındaydı...Yeni hayatının da...Yanından geçen rahiplere bakıyor ve gülümsüyordu...Artık güç için yaşamaya başlayacaktı...Gülümsemesinin içindeki duyguları ise sadece o biliyordu...
Onu karşılayan kişiye döndü...Suratındaki sırıtışı durdurmakta zorlanıyordu...'Sen'dedi...Suratında oluşan ciddi ifadeyle devam etti...'Kimsin?'
Ozan Granluder arkasında bıraktığı hayatının farkındaydı...Yeni hayatının da...Yanından geçen rahiplere bakıyor ve gülümsüyordu...Artık güç için yaşamaya başlayacaktı...Gülümsemesinin içindeki duyguları ise sadece o biliyordu...
Onu karşılayan kişiye döndü...Suratındaki sırıtışı durdurmakta zorlanıyordu...'Sen'dedi...Suratında oluşan ciddi ifadeyle devam etti...'Kimsin?'
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Sensei gözlerinin içine bakarak ona kim olduğunu soran ozana"
--Ben bazıları için ölümüm, bazıları için bir ruh, bazıları için kötülüğün nöbetçisi, bazıları için rüyalarındaki kabus, bazıları için dünya da son kes gördükleri yüz, bazıları için ise kara lordum"
Ozanın gözlerine bakmaktaydı, gözleri yemyeşil parlıyor, ozanın ruhunu süzüyordu.
-- Ben Efendi Yeminer"in Seçilmişi"yim, Sensei"
-- Yapılacak ayin için hazırlıklara başlamalıyız
Onlara doğru yaklaşan bir rahibe doğru yönelerek.
--Ozanı ayin için kan odasına götürün ayini bizzat ben yapacağım.
Rahip başını anlaşıldığını gösteren bir ifadeyle salladı...Ozanın koluna girerek onu kan odasına götürmeye başladı"
--Ben bazıları için ölümüm, bazıları için bir ruh, bazıları için kötülüğün nöbetçisi, bazıları için rüyalarındaki kabus, bazıları için dünya da son kes gördükleri yüz, bazıları için ise kara lordum"
Ozanın gözlerine bakmaktaydı, gözleri yemyeşil parlıyor, ozanın ruhunu süzüyordu.
-- Ben Efendi Yeminer"in Seçilmişi"yim, Sensei"
-- Yapılacak ayin için hazırlıklara başlamalıyız
Onlara doğru yaklaşan bir rahibe doğru yönelerek.
--Ozanı ayin için kan odasına götürün ayini bizzat ben yapacağım.
Rahip başını anlaşıldığını gösteren bir ifadeyle salladı...Ozanın koluna girerek onu kan odasına götürmeye başladı"
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Ozan koluna giren rahipten kurtulmak için silkelendi...'Eğer ruhumu yeminere vereceksem,bırak bu benim rızamla olsun...Ã?nden yürüyüp yolu göster...Merak etme,yeminerin bir rahibini sırtından bıçaklamak için bir sebebim yok...'Rahip yürümeye başladığı sırada ozan arkasını dönüp Sensei'yle göz göze geldi...'Merak ediyorum,benim gözümde ne olacaksın?'dedi ve yürümeye başladı...Yürürken sorusunu düşündü...Sensei şimdilik onun ruhunu yeminere sunacak kişiydi...BAşka birşey değil...Yine de,bu şimdilik geçerliydi...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
"Ruhunu kimse bana sunmayacak yolcu.. Ruhunu bana ancak sen verebilirsin ve bunu neden yaptığını da bileceksin... Güç için bana ryhunuzu sunarsınız yolcu ve ben sizi güçlü olduğunuz sürece korurum ve daha da güçlenmenizi sağlarım..."
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Sesin nerden geldiği hakkında bir fikri vardı ozanın...Gülümsedi...Eğlenmeye başlıyordu...'Ben buraya'dedi,derin bir nefes aldıktan sonra gülümseyerek devam etti'Güç elde etmek istiyorum...Ve bilgi...İkisinden biri bile olmazsa,diğeri bir işe yaramaz...'Sonra durup düşündü...Gerçekten inanarak mı söylemişti bunları?Düşündüklerinin doğru olduğuna karar verdi,son cümlesini söyledi...'Bilgi ve güç istiyorum...Karşılığı ne olursa olsun...'
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Wicked_One bir an kendisini boşlukta hissetti. Sanki başı dönüyordu.. bi an bilincini kaybettiğini hissetti ve kendine geldiğinde etrafını göremediğini fark etti, hiç ışık yoktu. Sanki ayakları yere bile basmıyordu.
Bu şekilde bir süre şaşkınlık içinde etrafına bakınıdktan sonra çok uzaklarda, belli belirsiz bir kızıllık hissetti Wicked_One. Oraya yoğunlaşmaya çalıştı fakat bir türlü başaramıyordu. Aynı zamanda içinde sebebini anlayamadığı hafif bir korku belirmeyue başlamıştı. Bu şekilde belli bir süre ışığa yoğunlaşmaya, ne olduğunu anlamaya çalıştı fakat bir türlü başaramıyordu ama fark etiği birşey vardı, ışık gittikçe yaklaşıyor ve içindeki korkuda onunla birlikte gittikçe büyüyordu...
Biraz daha zaman geçmişti ve ışık artık etrafını çevirmişti ve her taraf kıpkızıl olmuştu ve Wicked_One hayatında hiç hissetmediği bir korku hissediyordu. Eğer ayakları yere basıyor olsaydı bağı çözülmüş bir şekilde yere kapaklanacağından emindi.
" Hoş geldin yolcu, artık sen bensin ben senim.. Ruhunun bir parrçası her zaman benim yanımda olacak ve benim ruhumun bir parçası da her zaman senin yanında... Ona iyi bak yolcu, güç ve kudret arayışında yanında olacak ve sana güç verecek "
Tüm benliği ile hissettiği buy sesten sonra Wicked_One içi boşalıyormuş gibi hissetti. Tarif edilemez bir acı çekiyordu.
"Ölmek böyle birşey olsa gerek" diye düşündü fakat ölmediğini biliyordu. Bu tarif edilemz acı bir sürew daha devam etti ve tam içinin tamamen boşaldığını düşünürken ruhu tekrar vücuduna dönmeye başladı. Birşeyler değişmişti fakat o bunu anlayamadı. Artık bir şekilde daha güçlüydü.. Yeminer'in ilahi varlığı yanındaydı. Lavtasının her notasına eşlik edecek, aşık olduklarına aşık olacak ve nefret ettiklerinden nefret edecek bir parça... ve işte o zaman anladık ki... o Yeminer'di Yeminer de o...
Ve bilinci tekrar boşaldı..
Uyandığında Sensei yüzüne bakıyordu. şaşırmış gibiydi ve kendi sesinden
"Artık gerek yok " dediğini duydu..
Bu şekilde bir süre şaşkınlık içinde etrafına bakınıdktan sonra çok uzaklarda, belli belirsiz bir kızıllık hissetti Wicked_One. Oraya yoğunlaşmaya çalıştı fakat bir türlü başaramıyordu. Aynı zamanda içinde sebebini anlayamadığı hafif bir korku belirmeyue başlamıştı. Bu şekilde belli bir süre ışığa yoğunlaşmaya, ne olduğunu anlamaya çalıştı fakat bir türlü başaramıyordu ama fark etiği birşey vardı, ışık gittikçe yaklaşıyor ve içindeki korkuda onunla birlikte gittikçe büyüyordu...
Biraz daha zaman geçmişti ve ışık artık etrafını çevirmişti ve her taraf kıpkızıl olmuştu ve Wicked_One hayatında hiç hissetmediği bir korku hissediyordu. Eğer ayakları yere basıyor olsaydı bağı çözülmüş bir şekilde yere kapaklanacağından emindi.
" Hoş geldin yolcu, artık sen bensin ben senim.. Ruhunun bir parrçası her zaman benim yanımda olacak ve benim ruhumun bir parçası da her zaman senin yanında... Ona iyi bak yolcu, güç ve kudret arayışında yanında olacak ve sana güç verecek "
Tüm benliği ile hissettiği buy sesten sonra Wicked_One içi boşalıyormuş gibi hissetti. Tarif edilemez bir acı çekiyordu.
"Ölmek böyle birşey olsa gerek" diye düşündü fakat ölmediğini biliyordu. Bu tarif edilemz acı bir sürew daha devam etti ve tam içinin tamamen boşaldığını düşünürken ruhu tekrar vücuduna dönmeye başladı. Birşeyler değişmişti fakat o bunu anlayamadı. Artık bir şekilde daha güçlüydü.. Yeminer'in ilahi varlığı yanındaydı. Lavtasının her notasına eşlik edecek, aşık olduklarına aşık olacak ve nefret ettiklerinden nefret edecek bir parça... ve işte o zaman anladık ki... o Yeminer'di Yeminer de o...
Ve bilinci tekrar boşaldı..
Uyandığında Sensei yüzüne bakıyordu. şaşırmış gibiydi ve kendi sesinden
"Artık gerek yok " dediğini duydu..
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests