ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Huzur içinde bir uyku..Ne kadar güzeldi..Yokluk zihninde var oluyor ve ona yol gösteriyordu..Rüya görüyordu Horcoel..Çok güzel rüyalardı bunlar..Birinde elf diyarını ve güzel ve neşe dolu bir ormanı görmüştü..Bir digerinde Onkasabanın yeniden kuruluşunu..Bir digerinde ise Silverhorn u..Savaş atını..
''Silverhorn..''dedi paladin rüyasında..''Buraya gel..Beni izle..Neredesin..Nerede tutuyolar seni''..Görüntüler bu kadar silik ve karışık olmasaydı keşke..Paladin rüyasında savaş atının şaha kalkıp ona dogru koştugunu gördü uzaktan..Kafasında bir ses duyuyordu..
''İyi yürekli efendi gelmek..Ã?nce beni burada yanlız bırakmak..Ama sonra gelmek..''
Bir kişneme sesi duydu kafasında ve süratla uyanarak yatagından dışarı fırladı..
Ses hala devam ediyordu ve farkına vardı paladin..Bu ses Logan ın çağırısı idi..Atının kişnemesi degil..
Horcoel hızla hazırlanmak için kalktıgında zaten deri zırhı üzerinde uyuyakalmıs oldugunu farketti..Alev mavisi cübbesini çıkartmıstı anlasılan yatmadan önce sadece..
Horcoel göreve çagırıldıgında cübbe giymezdi..Kılıçlarını yatagın içinde sakladıgı yerden alarak sırtındaki kınlarına yerleştirdi ve avluya dogru yola çıktı..
Kafasında hala savaş atının durumu vardı Avluya giderken..Zihinsel olarak ata ulasamıyor ancak ona yaklastıgını hissediyordu sanki..
''Silverhorn..''dedi paladin rüyasında..''Buraya gel..Beni izle..Neredesin..Nerede tutuyolar seni''..Görüntüler bu kadar silik ve karışık olmasaydı keşke..Paladin rüyasında savaş atının şaha kalkıp ona dogru koştugunu gördü uzaktan..Kafasında bir ses duyuyordu..
''İyi yürekli efendi gelmek..Ã?nce beni burada yanlız bırakmak..Ama sonra gelmek..''
Bir kişneme sesi duydu kafasında ve süratla uyanarak yatagından dışarı fırladı..
Ses hala devam ediyordu ve farkına vardı paladin..Bu ses Logan ın çağırısı idi..Atının kişnemesi degil..
Horcoel hızla hazırlanmak için kalktıgında zaten deri zırhı üzerinde uyuyakalmıs oldugunu farketti..Alev mavisi cübbesini çıkartmıstı anlasılan yatmadan önce sadece..
Horcoel göreve çagırıldıgında cübbe giymezdi..Kılıçlarını yatagın içinde sakladıgı yerden alarak sırtındaki kınlarına yerleştirdi ve avluya dogru yola çıktı..
Kafasında hala savaş atının durumu vardı Avluya giderken..Zihinsel olarak ata ulasamıyor ancak ona yaklastıgını hissediyordu sanki..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Harbormm derin ve huzurlu bir uykunun ardından Logan'ın çağrısı üzerine giyindi ve iki savaş baltasını yanına alarak tapınak avlusundaki toplanma yerine doğru yürüdü...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Uykumdan uyanalı çok oldu Orene bir din adamı olarak Tapınak şovalyesi olduğum için dua ediyordum.Ustam hep bir insan inandığı sürece istediği her şeyi elde edebileceğinin söylerdi
Evet bu Orene ilk duam olacak.Biraz iyi sözler seçmeliyim ilk duamı etmek için en uygun yerin beni ilk olarak gönderediği baş rahibin tahtı olduğu odayı seçeyim yoldan giderken aklıma birkaç iyi söz geldi.
Odaya girdiğimde en ufak bir ses bile yoktu. Tıpkı terk edeilmiş gibi... Sürekli ağır zırh ile dolaştığımdan sesizlik kulağımda bir özlem olmuş.
Ellerimi birleştim ve sözlerime başladım.
ADALETİN SAVAşIN VE ölümün TANRISI ölüm sözcüğünü kullanırken içim biraz kötü oldu ben yaşamın kutsallığına inanırım.Sanırım bu yüzden ölüm sözcüğü ağzımdan bir fısıltı gibi çıktı.
BANA BU YETİLERİ VERDİğİN İÃ?İN SANA şÃƒ?KRANLARIMI SUNARIM.. HER ZAMAN SENİN RAHİBİN OLARAK KALACAğIM VE SENİN SONSUZLUğUNU HERKEZE ANLATACAğIM.
Sözlerimi bitirdim. Odama dönüp zırhımı giymee hazırlanıyordum ki birden Lord Loganın borusunu çaldığını duydum ve odasına doğru yönümü değiştirdim.
Evet bu Orene ilk duam olacak.Biraz iyi sözler seçmeliyim ilk duamı etmek için en uygun yerin beni ilk olarak gönderediği baş rahibin tahtı olduğu odayı seçeyim yoldan giderken aklıma birkaç iyi söz geldi.
Odaya girdiğimde en ufak bir ses bile yoktu. Tıpkı terk edeilmiş gibi... Sürekli ağır zırh ile dolaştığımdan sesizlik kulağımda bir özlem olmuş.
Ellerimi birleştim ve sözlerime başladım.
ADALETİN SAVAşIN VE ölümün TANRISI ölüm sözcüğünü kullanırken içim biraz kötü oldu ben yaşamın kutsallığına inanırım.Sanırım bu yüzden ölüm sözcüğü ağzımdan bir fısıltı gibi çıktı.
BANA BU YETİLERİ VERDİğİN İÃ?İN SANA şÃƒ?KRANLARIMI SUNARIM.. HER ZAMAN SENİN RAHİBİN OLARAK KALACAğIM VE SENİN SONSUZLUğUNU HERKEZE ANLATACAğIM.
Sözlerimi bitirdim. Odama dönüp zırhımı giymee hazırlanıyordum ki birden Lord Loganın borusunu çaldığını duydum ve odasına doğru yönümü değiştirdim.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel avluya ulaşmıştı..Her tarafından soguk terler akıyordu sanki..Logan neden çagırmıştıki şovalyeleri.Merak ve endişe içerisindeydi..Acaba onkasaba halkına bir şeymi olmuştu...Etrafına bakındıgında cüce ile rahibin de yaklaştıgını gördü ve düşüncelerinden sıyrıldı..Ã?nce cüceye baktı..Bu işareti ancak tapınak şovalyeler algılayabilirdi.Demekki cüce de artık aralarındaydı..Horcoel paladin usulu cüceyi selamladı önce..
''Hoşgeldiniz savaşçı cüce..Sizin gibi bir savaşçıyı aramızda görmekten onur duyarım dedi..''Sanırım artık tanısmamızın vakti geldi..Ben Horcoel..Horcoel Baator.''.diyerek de ekledi
Tam o sırada rahibe bakacaktı ki rahip yanlarından geçip gitmekteydi..Horcoel in bakışları rahip üzerinde sertleşti..Rahibin bir tapınak sovalyesi ilan edildigini biliyordu..Ve işaret de tüm şovalyeleri avluda toplamak üzerine kuruluydu..Oren rahibi acaba nereye gidiyordu..
Rahibe dogru dönerek seslendi..
''Yüce rahip eğer saygısızlık ediyorsam bağışlayın ancak nereye gidiyorsunuz...Lord Logan ın çağırısını duydunuz herhalde..Avluda toplanmamızı belirten işaretti bu..''Tabi toplantı öncesi özel bir işiniz varsa sizi engellemek istemem..''
Horcoel rahibin tepksini beklerken bir yandan içinde bulundugu durumu tartıyordu...O sırada tapınagın dışından gelen sesler bir an için bakışlarını dışarıya dogru yönelmesini sagladı..
Bu sesler..Nal sesleri..Rahibe sırtını dönerek arkasına baktı paladin..Gri bir atın güneş ışıgı altında gümüşümsü bir renkle parıldayarak tapınagın girişine dogru gittigini gördü paladin.Atın üzerindeki eyerde adaletin sembolu olan Adalet 'in Terazisi göze çarpıyordu.Oldukça güçlü görünüyordu ve bayagı hızlıydı..Tam girişte durmuştu at.Bir kişneme patlattı sesini duyururcasına..Horcoel bu atı biliyordu..Silverhorn..
(rp dışı:Paladin in özel binegi..Doga tapınagında bırakmıştım..Paladin ile binegi arasındaki özel bag sayesinde gördügüm rüyada bilinçaltı olarak atı kendime çagırıyorum..).
Rüyasında ona dogru geldigini görmüştü atın..Ancak bu rüya değildi gerçekti..Silverhorn geri dönmüştü..Gene birliktelerdi..Paladin ile binegi..Adalet için..
Horcoel arkasında bıraktıgı rahibe döndü ve..
''Yeni gelen arkadaşımı magrur görün..Her zaman dikkat çekmeyi sever..dedi gülümseyerek..''
''Hoşgeldiniz savaşçı cüce..Sizin gibi bir savaşçıyı aramızda görmekten onur duyarım dedi..''Sanırım artık tanısmamızın vakti geldi..Ben Horcoel..Horcoel Baator.''.diyerek de ekledi
Tam o sırada rahibe bakacaktı ki rahip yanlarından geçip gitmekteydi..Horcoel in bakışları rahip üzerinde sertleşti..Rahibin bir tapınak sovalyesi ilan edildigini biliyordu..Ve işaret de tüm şovalyeleri avluda toplamak üzerine kuruluydu..Oren rahibi acaba nereye gidiyordu..
Rahibe dogru dönerek seslendi..
''Yüce rahip eğer saygısızlık ediyorsam bağışlayın ancak nereye gidiyorsunuz...Lord Logan ın çağırısını duydunuz herhalde..Avluda toplanmamızı belirten işaretti bu..''Tabi toplantı öncesi özel bir işiniz varsa sizi engellemek istemem..''
Horcoel rahibin tepksini beklerken bir yandan içinde bulundugu durumu tartıyordu...O sırada tapınagın dışından gelen sesler bir an için bakışlarını dışarıya dogru yönelmesini sagladı..
Bu sesler..Nal sesleri..Rahibe sırtını dönerek arkasına baktı paladin..Gri bir atın güneş ışıgı altında gümüşümsü bir renkle parıldayarak tapınagın girişine dogru gittigini gördü paladin.Atın üzerindeki eyerde adaletin sembolu olan Adalet 'in Terazisi göze çarpıyordu.Oldukça güçlü görünüyordu ve bayagı hızlıydı..Tam girişte durmuştu at.Bir kişneme patlattı sesini duyururcasına..Horcoel bu atı biliyordu..Silverhorn..
(rp dışı:Paladin in özel binegi..Doga tapınagında bırakmıştım..Paladin ile binegi arasındaki özel bag sayesinde gördügüm rüyada bilinçaltı olarak atı kendime çagırıyorum..).
Rüyasında ona dogru geldigini görmüştü atın..Ancak bu rüya değildi gerçekti..Silverhorn geri dönmüştü..Gene birliktelerdi..Paladin ile binegi..Adalet için..
Horcoel arkasında bıraktıgı rahibe döndü ve..
''Yeni gelen arkadaşımı magrur görün..Her zaman dikkat çekmeyi sever..dedi gülümseyerek..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Ã?nünde kocaman bir şeytan kanatlarını boylu boyunca açmış girişi kapatıyordu.. Ağzından çıkan sözcükler sıcaktı ve insanı kendisine uymaya ikna ediyordu adeta. Fısıltı halinde olsalar bile diyarın öbür ucundan bile duyulurdu bu sözler.
Vilthas etrafına bakındı.. Sağında horcoel vardı. Fakat üzerinde kaos işareti olan siyah bir zırh vardı.. Ve elinde taşıdığı kılıç... Sanki binlerce masumun kanıyla yıkanmış gibi parıldıyordu kan kırmızısı renginde.. Bakışlarındaki saflık yokolmuş, yerini açgözlülük ve sinsi bir gülümseme almıştı..
Vilthas hızlıca başını sol tarafa çevirdi.. Orda loganı gördü.. Fakat etrafını kaplayan karanlıktan yüzündeki ifadeyi göremiyordu.. Ama içindeki bir ses onun da değiştiğini söylüyordu Vilthasa, her ne kadar dediklerine inanmak istemese de..
Umutsuzlukla bakışlarını önündeki iblise çevirdi.. Fakat çevirmesiyle şaşkınlığa düşmesi bir oldu.. Artık önünde bir iblis durmuyordu.. Aslında önünde İÃ?BİRşEY durmuyordu. Korkuyla etrafına baktı, ama etrafında sadece sonsuza dek uzanıyor gibi gözüken bir düzlük vardı.. Yerde tek bir ot bile yeşermemişti.. Nerdeyim ben dedi kendi kendine umutsuzlukla.. Sonsuz boşluğa seslendi sesi kısılıncaya kadar.
Sonra bir ses duydu, hafif bir ses, ama erkek sesi olduğu tonundan analşılıyordu.. Nereden geldiği belli değildi sesin. Vİlthas arkasına döndü etrafına bakındı ama kimseyi göremedi.. Ardından sesin tekrar duydu: "Vİlthasssss.... Sözcüm......"
Vilthas o zaman sesin kendi zihninde yankılandığını anladı.. Aslında başından beri kendisine seslenen lorduydu.. Vilthas yavaşça konuşmaya başladı:
"Lordum bana yol gösterin, on kasabaya yardım götürme konusunda kafam çok karışık.."
Zihninde bütün tereddütlerini yok edecek bir ses yankılandı: "Senin görevin tapınakta sözcü.. Zaten on kasabaya gidecek olanlar yakın.."
"Peki lordum, bir konsey büyücüsü olarak beni sınava sokmak istiyorlar... Sizce bir sakıncası var mı??"
"Bu senin seçimin sözcü, fakat daha önce konuştuklarımızı hatırla... Onlar sana yol gösterecek..."
Ã?nündeki düzlük silikleşmeye başladı.. Sanki bir girdaba çekiliyor gibiydir.. Çok az bir süre geçmesine rağmen etrafını şimdiden karanlık kaplamıştı bile.. Ardından bir boru sesi duydu, çok uzaklardan geliyordu...
.........
.........
.........
.........
Gözlerini yavaşça açtı.. Tekrar tapınağa gelmişti.. Dua etmek için diz çöktüğü avludaydı.. Dua etmeye başladığında etrafta kimse yoktu, fakat şimdi tapınak şövalyeleri etrafa toplanmaya başlamıştı..
Vilthasın ne olduğu hakkında bir fikir sahibi olabilmek için ilk gördüğü kişi olan cücenin yanına yaklaştı.. Fısıltı halinde konuşmaya başladı, lorduyla teması onu yormuştu..
"Burada ne olduğu hakkında en ufak bir fikrin var mı??"
Vilthas etrafına bakındı.. Sağında horcoel vardı. Fakat üzerinde kaos işareti olan siyah bir zırh vardı.. Ve elinde taşıdığı kılıç... Sanki binlerce masumun kanıyla yıkanmış gibi parıldıyordu kan kırmızısı renginde.. Bakışlarındaki saflık yokolmuş, yerini açgözlülük ve sinsi bir gülümseme almıştı..
Vilthas hızlıca başını sol tarafa çevirdi.. Orda loganı gördü.. Fakat etrafını kaplayan karanlıktan yüzündeki ifadeyi göremiyordu.. Ama içindeki bir ses onun da değiştiğini söylüyordu Vilthasa, her ne kadar dediklerine inanmak istemese de..
Umutsuzlukla bakışlarını önündeki iblise çevirdi.. Fakat çevirmesiyle şaşkınlığa düşmesi bir oldu.. Artık önünde bir iblis durmuyordu.. Aslında önünde İÃ?BİRşEY durmuyordu. Korkuyla etrafına baktı, ama etrafında sadece sonsuza dek uzanıyor gibi gözüken bir düzlük vardı.. Yerde tek bir ot bile yeşermemişti.. Nerdeyim ben dedi kendi kendine umutsuzlukla.. Sonsuz boşluğa seslendi sesi kısılıncaya kadar.
Sonra bir ses duydu, hafif bir ses, ama erkek sesi olduğu tonundan analşılıyordu.. Nereden geldiği belli değildi sesin. Vİlthas arkasına döndü etrafına bakındı ama kimseyi göremedi.. Ardından sesin tekrar duydu: "Vİlthasssss.... Sözcüm......"
Vilthas o zaman sesin kendi zihninde yankılandığını anladı.. Aslında başından beri kendisine seslenen lorduydu.. Vilthas yavaşça konuşmaya başladı:
"Lordum bana yol gösterin, on kasabaya yardım götürme konusunda kafam çok karışık.."
Zihninde bütün tereddütlerini yok edecek bir ses yankılandı: "Senin görevin tapınakta sözcü.. Zaten on kasabaya gidecek olanlar yakın.."
"Peki lordum, bir konsey büyücüsü olarak beni sınava sokmak istiyorlar... Sizce bir sakıncası var mı??"
"Bu senin seçimin sözcü, fakat daha önce konuştuklarımızı hatırla... Onlar sana yol gösterecek..."
Ã?nündeki düzlük silikleşmeye başladı.. Sanki bir girdaba çekiliyor gibiydir.. Çok az bir süre geçmesine rağmen etrafını şimdiden karanlık kaplamıştı bile.. Ardından bir boru sesi duydu, çok uzaklardan geliyordu...
.........
.........
.........
.........
Gözlerini yavaşça açtı.. Tekrar tapınağa gelmişti.. Dua etmek için diz çöktüğü avludaydı.. Dua etmeye başladığında etrafta kimse yoktu, fakat şimdi tapınak şövalyeleri etrafa toplanmaya başlamıştı..
Vilthasın ne olduğu hakkında bir fikir sahibi olabilmek için ilk gördüğü kişi olan cücenin yanına yaklaştı.. Fısıltı halinde konuşmaya başladı, lorduyla teması onu yormuştu..
"Burada ne olduğu hakkında en ufak bir fikrin var mı??"
Harbormm horcael'in selamına karşılık verdi..''Adım Harbormm Doomhammer ''dedi ve o sırada dışarıdan gelen kişneme sesini doğru baktı gördükleri karşısında inanamayarak gün ışığında parıldayan gümüşümsü renkli atı hayranlıkla izledi.Hayatında hiç böyle bir at görmemişti..
Harbormm avluya varmıştı..Diğer tapınak şövalyeleride gelmeye başlamıştı..Vilthasın fısıltı halindeki sesleri üzerine ''Logan'ın çağrısı üzerine burada bulunmaktayız.Ama bana önemli birşeyler olmuş gibi geliyor.Birazdan bu sorunun cevabını öğreneceğiz doğrusu bende çok merak ediyorum''dedi ve dua etmeye başladı...
Harbormm avluya varmıştı..Diğer tapınak şövalyeleride gelmeye başlamıştı..Vilthasın fısıltı halindeki sesleri üzerine ''Logan'ın çağrısı üzerine burada bulunmaktayız.Ama bana önemli birşeyler olmuş gibi geliyor.Birazdan bu sorunun cevabını öğreneceğiz doğrusu bende çok merak ediyorum''dedi ve dua etmeye başladı...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan avluya yanında bayanla beraber yürüyordu kadın ona biraz şüpeli gelmişti ama harektlerinin raha t oldunu sonradan anlamıştı logan .
uzun bir koridor geçtikten sonra avluya geldi logan avluda herkeze vardı.
logan gruba şöle bir baktı 3 tane şovolye
avluya gireken bagırmaya başladı ''Lord orenin sağdık şovalyeleri''
her kez dikatini logan vermişti '' ve sayın sözcü '' sözcü biraz yorgun görünüyordu ama logan onda dinlenmesini istese bile kabul etmiyeceni biliyordu
bu arda kapıdaki ata dikat eti ilk şovalyesinin atı gelmişti logan bir ıslık çaldı ve kapıdan kendi atı onunu yeni savaş ortagı gelmişti başını logan dogru uzatı logan sevidi başını atın sanki logan atını yanına çarınca at dah bir huzurlu olmuş, daha bir sevinçliydi görünüyordu
şovalyelere dönerek
'' ewet dostlarım size bir emanet verecegim hepinize ayrı ayrı birer parça verilecek,bunu sağ saglim 10 kasaba halkının bulundugu yerdeki bir adam vereceksiniz, eski Ã?atlak kazan hancısını, sen tanıyorsun horcael onu bulup vereceksiniz ''
logan 3 şovalye ile göz göze geldi sırtındaki borusunu cıkartıp horcael e verdi
'' bu benim çarı borum nerde çalarsan çal tapınakta sesini duyarım ben tapınak bana haber verir''
sonra geri çekildi logan ilyamain baktı
'' ewet leydim emanetleri dagıtın lütfen ''
'' bunları tapınaktan bir hediye olarak kabul edilmesini söliyeksin horcael ''
atınını başını bir daha okşadı logan
uzun bir koridor geçtikten sonra avluya geldi logan avluda herkeze vardı.
logan gruba şöle bir baktı 3 tane şovolye
avluya gireken bagırmaya başladı ''Lord orenin sağdık şovalyeleri''
her kez dikatini logan vermişti '' ve sayın sözcü '' sözcü biraz yorgun görünüyordu ama logan onda dinlenmesini istese bile kabul etmiyeceni biliyordu
bu arda kapıdaki ata dikat eti ilk şovalyesinin atı gelmişti logan bir ıslık çaldı ve kapıdan kendi atı onunu yeni savaş ortagı gelmişti başını logan dogru uzatı logan sevidi başını atın sanki logan atını yanına çarınca at dah bir huzurlu olmuş, daha bir sevinçliydi görünüyordu
şovalyelere dönerek
'' ewet dostlarım size bir emanet verecegim hepinize ayrı ayrı birer parça verilecek,bunu sağ saglim 10 kasaba halkının bulundugu yerdeki bir adam vereceksiniz, eski Ã?atlak kazan hancısını, sen tanıyorsun horcael onu bulup vereceksiniz ''
logan 3 şovalye ile göz göze geldi sırtındaki borusunu cıkartıp horcael e verdi
'' bu benim çarı borum nerde çalarsan çal tapınakta sesini duyarım ben tapınak bana haber verir''
sonra geri çekildi logan ilyamain baktı
'' ewet leydim emanetleri dagıtın lütfen ''
'' bunları tapınaktan bir hediye olarak kabul edilmesini söliyeksin horcael ''
atınını başını bir daha okşadı logan
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
İlyamain şövalyeleri gördüğünde suratında bir gülümseme ile onları izliyordu. Aralarında bir cüce olması ona ilginç gelmişti zira halkı her zaman cücelerle iyi dost olmuştu. Burada bir cüce olması onun için iyi bir şeydi. Bir dost daha diye düşündü mutlulukla...
Atların tapınağı şenlendiren görüntüsü ruhunu ısıtırken tapınak şövalyesi onu dalıp gittiği bu görüntüden sıyırdı.
"Evet Leydim emanetleri dağıtın lütfen!" İlyamain yeniden Logana dönüp başını olumlu bir şekilde ve ciddiyetle sallarken Logan yeniden Horcael'e dönmüştü ve "Bunları tapınaktan bir hediye olarak kabul etmesini söyleyeceksin Horcael!" diyordu.
İlyamain suratında o âna kadar bulunan en ciddi ifade ile zümrütlere baktı ve "Bu zümrütler çok değerlidir şövalyeler!" dedi. "Bilinki zümrütler bizzat Lord Oren için yollandılar ve bizzat Lord Oren'in lider paladini tarafından bir amaç uğruna seçildiler." Suratında halkının oraya onu gönderme nedeni olan görevi yaptığı için büyük bir ciddiyet vardı ve bu ciddiyet o anda asla dağılmazdı. O an gülmek yoktu. O anda öpücük yollamak ve göz kırpmak yoktu.
Yavaşça yanyana duran üç şövalyenin önüne doğru ilerledi ve sağ elini cebine atarak bembeyaz bez parçasını yeniden dışarıya çıkardı. Bez parçası elinin etrafına döküldü ve üç büyük zümrüt ortaya çıkarak büyük bir parıltı yaydı. "Kırmızı, Mavi ve Beyaz!" dedi İlyamain zümrütlere büyük bir huşu ile bakarak. Sağ elindeki zümrütlerden birisine sol eli gitti ve zümrütlerden Mavi olanı sol eline geçti. "Derin duygular!" dedi İlyamain zümrüdü sol elinde tutarak Horcael'e doğru ilerledi ve zümrütü ona uzatarak "Derin duygular sizinle olsun sör şövalye!" dedi. Hiç bir özelliği olmamasına rağmen büyük bir duygusal değeri olan Zümrütü Horcoel'e uzattı ve almasını bekedi.
Atların tapınağı şenlendiren görüntüsü ruhunu ısıtırken tapınak şövalyesi onu dalıp gittiği bu görüntüden sıyırdı.
"Evet Leydim emanetleri dağıtın lütfen!" İlyamain yeniden Logana dönüp başını olumlu bir şekilde ve ciddiyetle sallarken Logan yeniden Horcael'e dönmüştü ve "Bunları tapınaktan bir hediye olarak kabul etmesini söyleyeceksin Horcael!" diyordu.
İlyamain suratında o âna kadar bulunan en ciddi ifade ile zümrütlere baktı ve "Bu zümrütler çok değerlidir şövalyeler!" dedi. "Bilinki zümrütler bizzat Lord Oren için yollandılar ve bizzat Lord Oren'in lider paladini tarafından bir amaç uğruna seçildiler." Suratında halkının oraya onu gönderme nedeni olan görevi yaptığı için büyük bir ciddiyet vardı ve bu ciddiyet o anda asla dağılmazdı. O an gülmek yoktu. O anda öpücük yollamak ve göz kırpmak yoktu.
Yavaşça yanyana duran üç şövalyenin önüne doğru ilerledi ve sağ elini cebine atarak bembeyaz bez parçasını yeniden dışarıya çıkardı. Bez parçası elinin etrafına döküldü ve üç büyük zümrüt ortaya çıkarak büyük bir parıltı yaydı. "Kırmızı, Mavi ve Beyaz!" dedi İlyamain zümrütlere büyük bir huşu ile bakarak. Sağ elindeki zümrütlerden birisine sol eli gitti ve zümrütlerden Mavi olanı sol eline geçti. "Derin duygular!" dedi İlyamain zümrüdü sol elinde tutarak Horcael'e doğru ilerledi ve zümrütü ona uzatarak "Derin duygular sizinle olsun sör şövalye!" dedi. Hiç bir özelliği olmamasına rağmen büyük bir duygusal değeri olan Zümrütü Horcoel'e uzattı ve almasını bekedi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Cücenin adını hafızasına kazıdı şovalye ilkin.''Harbormm Doomhammer'' dedi içinden.Etrafına baktıgında Logan ın odasına kadar eşlik ettigi kadınla beraber Logan ı gördu..Rahibe baktı.. Kendi halinde düşüncelere dalmıştı..Ya Vilthas..Oda duasını bitirmiş ancak daha kendisine gelememişti anlaşılan..Bİr an için cüceye birşeyler fısıldadıgını sandı sözcünün..Sonra Logan ile kadına baktı..''Tanrım''dedi kendi kendine..Olaylar çok hızlı gelişiyordu..
Grupta bir sessizlik hakimdi..Logan ın gelişi şovalyelerin sessizce bekliyor olmasını saglamıştı.Bir an için diğerlerinin konusacagını sandı ancak...Tapınak şovalyesi liderine saygısızlık edemezlerdi..Oren in düsturları buna izin vermezdi..
Logan konusmaya başlamıştı..Onlara bir görev anlatıyordu Tapınak koruyucusu..Horcoel sessizce detayları dinledi..On kasaba halkına götürülücek bir emanetten bahsediyordu Logan etkileyici ses tonu ile..Nasıl bir emanet olabilirdi acaba bu..Onkasaba halkına gidecek bir yardım..Yiyecek..İçecek..Erzak...
Horcoel in emanet üzerine kendi kendine yürüttügü tahminleri Logan ın ona dönmesi ile kesilmişti..
''Eski Ã?atlak kazan hancısı..Onu tanıyorsun Horcoel..Onu bulup vereceksiniz..''
Horcoel bir adım öne çıktı..Başı ile sessizce onayladı..Sadece Logan ın duyabilecegi şekilde sessice fısıldadı..
''Saygıdeger tapınak koruyucusu bana böyle bir görev vererek beni onurlandırdınız..''Bu görevi yerine getirmek için elimden geleni yapacagım Lordum merak etmeyin..'' dedi..
Horcoel Logan ın diğer yoldaşlarına bakmasını izledi bir kaç saniyeliğine..Sonra aniden bu bakışların gene kendisine kitlendigini hissedince dikkatini yeniden Logan a yöneltti..
Loganın sırtındaki borusunu çıkartmasını izledi..Logan onu kendisine uzatmaktaydı..
''Bu benim çağrı borum nerede çalarsan çal tapınakta sesini duyarım..Tapınak bana haber verir''diyordu Logan ona şimdi..
''Ã?ağrı borunuzu taşımak benim için bir onurdur efendim..''dedi Horcoel suratındaki sert ve asil ifadeyi bozmadan..
Logan bir adım geri çekilip kadına bakıyordu.''Evet Lady'im Emanetleri dagıtın lütfen''demişti Logan sonra kadına..Kadına tekrar dikkatlice baktı... ilk gördügü zamankinden daha mı farklı görünüyordu..Sanki daha bir ciddi gibiydi..Kadın hakkındaki düşüncelerini Logan ın ona doğrulttuğu sözleri kesmişti..
''Bunları tapınaktan bir hediye olarak kabul edilmesini söyleyeceksin Horcoel..''
''Peki Lordum..Tapınagımızdan Onkasabaya yardım gönderilmesi doğrusu içimi rahatlattı..Emanetlerinizi yerine ulaştırmamı ölüm dışında hiçbirşey engelleyemiyecektir.''Diyerek cevap verdi Logan a..Gerçekten tapınagın onkasabanın durumuna ilgisiz kalmadıgını öğrenmek iyilik dolu kalbini
umut ve ışıkla doldurmuştu..
Sonrası..
Kadın öne çıkmıştı..Bakışları kadın üzerine kitlenmişti şovalyenin..Onkasabaya gidecek emaneti merak etmişti..Her ne ise umarım Onkasabayı eski haline döndürmeye yardım eder diye düşünüyordu..
Kadının cebinden beyaz bir bez çıkarısını izledi..Bez parçasından düşenler..''Zümrütler..''dedi içinden..Onkasabaya hediye olarak zümrütler mi sunulacaktı..Ya yiyecek yardımı..İşçi gücü..Horcoel düşüncelerini kadının ona mavi bir zümrütü uzatışı üzerine kesti..Gidecek yardım her ne olursa..Gidecekti...
''Derin duygular''deyişini duydu kadının..Ne anlama geliyordu..Belki kendince bir anlamı vardı..şovalye bilemezdi..Sessice kadının elinden mavi zümrütü aldı ve kadına döndü..
''Emanetiniz artık canım demektir Lady'im..Ne pahasına olursa olsun onkasabaya ulaştıracagım..''
Grupta bir sessizlik hakimdi..Logan ın gelişi şovalyelerin sessizce bekliyor olmasını saglamıştı.Bir an için diğerlerinin konusacagını sandı ancak...Tapınak şovalyesi liderine saygısızlık edemezlerdi..Oren in düsturları buna izin vermezdi..
Logan konusmaya başlamıştı..Onlara bir görev anlatıyordu Tapınak koruyucusu..Horcoel sessizce detayları dinledi..On kasaba halkına götürülücek bir emanetten bahsediyordu Logan etkileyici ses tonu ile..Nasıl bir emanet olabilirdi acaba bu..Onkasaba halkına gidecek bir yardım..Yiyecek..İçecek..Erzak...
Horcoel in emanet üzerine kendi kendine yürüttügü tahminleri Logan ın ona dönmesi ile kesilmişti..
''Eski Ã?atlak kazan hancısı..Onu tanıyorsun Horcoel..Onu bulup vereceksiniz..''
Horcoel bir adım öne çıktı..Başı ile sessizce onayladı..Sadece Logan ın duyabilecegi şekilde sessice fısıldadı..
''Saygıdeger tapınak koruyucusu bana böyle bir görev vererek beni onurlandırdınız..''Bu görevi yerine getirmek için elimden geleni yapacagım Lordum merak etmeyin..'' dedi..
Horcoel Logan ın diğer yoldaşlarına bakmasını izledi bir kaç saniyeliğine..Sonra aniden bu bakışların gene kendisine kitlendigini hissedince dikkatini yeniden Logan a yöneltti..
Loganın sırtındaki borusunu çıkartmasını izledi..Logan onu kendisine uzatmaktaydı..
''Bu benim çağrı borum nerede çalarsan çal tapınakta sesini duyarım..Tapınak bana haber verir''diyordu Logan ona şimdi..
''Ã?ağrı borunuzu taşımak benim için bir onurdur efendim..''dedi Horcoel suratındaki sert ve asil ifadeyi bozmadan..
Logan bir adım geri çekilip kadına bakıyordu.''Evet Lady'im Emanetleri dagıtın lütfen''demişti Logan sonra kadına..Kadına tekrar dikkatlice baktı... ilk gördügü zamankinden daha mı farklı görünüyordu..Sanki daha bir ciddi gibiydi..Kadın hakkındaki düşüncelerini Logan ın ona doğrulttuğu sözleri kesmişti..
''Bunları tapınaktan bir hediye olarak kabul edilmesini söyleyeceksin Horcoel..''
''Peki Lordum..Tapınagımızdan Onkasabaya yardım gönderilmesi doğrusu içimi rahatlattı..Emanetlerinizi yerine ulaştırmamı ölüm dışında hiçbirşey engelleyemiyecektir.''Diyerek cevap verdi Logan a..Gerçekten tapınagın onkasabanın durumuna ilgisiz kalmadıgını öğrenmek iyilik dolu kalbini
umut ve ışıkla doldurmuştu..
Sonrası..
Kadın öne çıkmıştı..Bakışları kadın üzerine kitlenmişti şovalyenin..Onkasabaya gidecek emaneti merak etmişti..Her ne ise umarım Onkasabayı eski haline döndürmeye yardım eder diye düşünüyordu..
Kadının cebinden beyaz bir bez çıkarısını izledi..Bez parçasından düşenler..''Zümrütler..''dedi içinden..Onkasabaya hediye olarak zümrütler mi sunulacaktı..Ya yiyecek yardımı..İşçi gücü..Horcoel düşüncelerini kadının ona mavi bir zümrütü uzatışı üzerine kesti..Gidecek yardım her ne olursa..Gidecekti...
''Derin duygular''deyişini duydu kadının..Ne anlama geliyordu..Belki kendince bir anlamı vardı..şovalye bilemezdi..Sessice kadının elinden mavi zümrütü aldı ve kadına döndü..
''Emanetiniz artık canım demektir Lady'im..Ne pahasına olursa olsun onkasabaya ulaştıracagım..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Kadın hiç bir şekilde tebessüm etmedi. Sadece başını olumlu bir şekilde slladı ve "Emanetimin canın demek olduğunu biliyorum şövalye!" dedi. "Ona canın gibi bakmazsan ve ulaşması geeken yere ulaşmasını sağlamazsan Lord Orene hesap verirsin."
Kadın yavaşça yana döndü ve sol eli sağ elinde bir çiçek gibi açılmış olan beze giderek zıradaki zümrüdün üzerinde durdu. Onu yavaşça kavradı ve "Ateş ruh!" dedi kırmızı zümrütü Slach isimli şövalyenin önüne gelip ona uzatırken. "Bu zümrüt krallık ve tapınak arasındaki ateşli duyguların sembolüdür. Bunu yardım için on kasaba halkına götürmeye hazır mısın?"
Kadın delici bakışlarını Slach isimli paladine dikti ve sessizce şövalyenin cevabını vermesini ve zümrüdü almasını bekledi.
Kadın yavaşça yana döndü ve sol eli sağ elinde bir çiçek gibi açılmış olan beze giderek zıradaki zümrüdün üzerinde durdu. Onu yavaşça kavradı ve "Ateş ruh!" dedi kırmızı zümrütü Slach isimli şövalyenin önüne gelip ona uzatırken. "Bu zümrüt krallık ve tapınak arasındaki ateşli duyguların sembolüdür. Bunu yardım için on kasaba halkına götürmeye hazır mısın?"
Kadın delici bakışlarını Slach isimli paladine dikti ve sessizce şövalyenin cevabını vermesini ve zümrüdü almasını bekledi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Rp dişı: adım Alfred ve ben bir rahibim.
Ben bu gibi olaylarla çok karşılaştım ama bu nun gibisini ilk kez görüyorum insanların kaabası yok olmuş fakat yardım yerine birkaç değerli taş gidiyor.
Ama şehirdekilerin bu taşlara ne gibi birihtiyacı vardı.Ama birden aklıma ustamın uyartılarından biri geldi ''hediye sorgulanmaz'' bunu genelde ondan bir işi başardığımda onun bana verdiği bir hediyeden sopnra söylerdi ama genelde bana birkaç kitap verirdi ve o kitaplardan birçok şey öğrendiğimi itiraf etmem gerek.
Hareketlerime dikkat ederek elinde bana uzatığı taşı aldım. Dikkatli olmam gerekiyoru çünkü o hem bir bayan hemde bir prenses tarafından bize yollanılmış bir elçi.
Taşı aldım ve cebimdan çıkardığım bir bezin içine sardım.Sonra Logana döndüm ve Lordum izn verirseniz yolculuk için biraz hazırlanmam gerek ve odama ağır zırhımı almaya gittim
Ben bu gibi olaylarla çok karşılaştım ama bu nun gibisini ilk kez görüyorum insanların kaabası yok olmuş fakat yardım yerine birkaç değerli taş gidiyor.
Ama şehirdekilerin bu taşlara ne gibi birihtiyacı vardı.Ama birden aklıma ustamın uyartılarından biri geldi ''hediye sorgulanmaz'' bunu genelde ondan bir işi başardığımda onun bana verdiği bir hediyeden sopnra söylerdi ama genelde bana birkaç kitap verirdi ve o kitaplardan birçok şey öğrendiğimi itiraf etmem gerek.
Hareketlerime dikkat ederek elinde bana uzatığı taşı aldım. Dikkatli olmam gerekiyoru çünkü o hem bir bayan hemde bir prenses tarafından bize yollanılmış bir elçi.
Taşı aldım ve cebimdan çıkardığım bir bezin içine sardım.Sonra Logana döndüm ve Lordum izn verirseniz yolculuk için biraz hazırlanmam gerek ve odama ağır zırhımı almaya gittim
İlyamain giden rahibin ardından baktı ve "Ateş ruh teslim edildi!" dedikten sonra hemen yanda durmakta olan şövalyeye dönerek saygı ile selam verdi. "Soylu dost!" dedi İondariaların cücelere hitap ettiği şekilde saygıyla. "Bu hediyeyi benim için Loganın bahsettiği hancıya götürürseniz sevinirim."
Elindeki bez ile son, beyaz zümrüdün üzerini örttü ve "Saf bedeller!" dedi zümrüdü cüceye uzatarak.
İondaria için çok değerli olan üç zümrüt şimdi tamamen elinden çıkmış oluyordu. Derin duygular, Ateş ruh ve Saf bedeller...
Saygı ile cücenin sert gözlerine baktı. Cücenin tepkisinin bekledğini gibi olacağına emindi. Halkının hiçbir zaman cücelerle bir sorunu olmamıştı onlar her zaman birbirini anlayan iki halktı...
Elindeki bez ile son, beyaz zümrüdün üzerini örttü ve "Saf bedeller!" dedi zümrüdü cüceye uzatarak.
İondaria için çok değerli olan üç zümrüt şimdi tamamen elinden çıkmış oluyordu. Derin duygular, Ateş ruh ve Saf bedeller...
Saygı ile cücenin sert gözlerine baktı. Cücenin tepkisinin bekledğini gibi olacağına emindi. Halkının hiçbir zaman cücelerle bir sorunu olmamıştı onlar her zaman birbirini anlayan iki halktı...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan bir adım atan şovalyeye baktıslach wrote:Taşı aldım ve cebimdan çıkardığım bir bezin içine sardım.Sonra Logana döndüm ve Lordum izn verirseniz yolculuk için biraz hazırlanmam gerek ve odama ağır zırhımı almaya gittim
''hazırılanmanız için size zaman verilecek .
hem hanım efendinin işi bitmedi ,hem benim konuşmam bitmedi ''
logan başını biraz öne eydi ve yaptıgı saygısızlıgı bilmeden yaptını anlayan rahibe tebesümle baktı
ardında rahip geri yerine geçti...
logan atını başını yine sevidi...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Cervantes hizmetkarlara teşekkür ettikten sonra sakince yemeğini yedi, şarabını içti... Tanrısına minnetlerini sundu... Yemek yemesi bile sürekli savaşan zihnine adeta huzurlu deniz havası gibi geliyordu... Dinginliği sağlamak için bir erkeğin ihtiyacı olan tek şey zihni üzerinde mükemmel bir hakimiyet ve kanın su gibi aktığı bir savaştı...
Cervantes kırmızı şarabına ekmeğini bandı ve son parça etiyle beraber onu da yuttu. Ellerini ufak kasedeki suya batırdı ve bezle kuruladı.
Masadan adeta bir ritüel gibi kalktı ve taht odasında tek başına gökyüzünün harelerinin renkli camlardan geçerek içeri ulaştığı bir noktada kılıcını çıkardı ve diz çöktü...
"Senin için geldim... Yüce Oren, bana doğru yolu bahşet ki sana layığıyla hizmet edebileyim..."
Kılıcı dizlerinin üzerine koydu ve medite bir halde gözlerini yumdu hangi rüyaların ya da gerçeklerin onu beklediğini bilmeden...
Cervantes kırmızı şarabına ekmeğini bandı ve son parça etiyle beraber onu da yuttu. Ellerini ufak kasedeki suya batırdı ve bezle kuruladı.
Masadan adeta bir ritüel gibi kalktı ve taht odasında tek başına gökyüzünün harelerinin renkli camlardan geçerek içeri ulaştığı bir noktada kılıcını çıkardı ve diz çöktü...
"Senin için geldim... Yüce Oren, bana doğru yolu bahşet ki sana layığıyla hizmet edebileyim..."
Kılıcı dizlerinin üzerine koydu ve medite bir halde gözlerini yumdu hangi rüyaların ya da gerçeklerin onu beklediğini bilmeden...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Cervantes in görüşü bedeninden ayrıldı.. 10 kasabanın düzlüklerinde gezinmeye başladı. insanlar toparlanış yeni kasabanın inşaatı ile uğraşmaktaydılar.
Etraftaki ormanlara takıldı cervantes'in gözleri, kuş cıvıltıları hafif bir meltem..
sonra aniden ormnın üzerine bir karanlık çöktü, kuş cıvıltıları sustu ve meltem ağır bir rüzgara dönüştü....
Sonra bir bir gözler açılmaya başladı ormanın içinden
yüzlerce küçük göz... ve Cervantes kendine geldi....
nefes nefeseydi ve ter içinde kalmıştı...( Foresight kullandııını varsaydım)
Etraftaki ormanlara takıldı cervantes'in gözleri, kuş cıvıltıları hafif bir meltem..
sonra aniden ormnın üzerine bir karanlık çöktü, kuş cıvıltıları sustu ve meltem ağır bir rüzgara dönüştü....
Sonra bir bir gözler açılmaya başladı ormanın içinden
yüzlerce küçük göz... ve Cervantes kendine geldi....
nefes nefeseydi ve ter içinde kalmıştı...( Foresight kullandııını varsaydım)
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests