YALNIZ VE KAYIP İLYAMAİN!
YALNIZ VE KAYIP İLYAMAİN!
İlyamain sadece tapınağın etrafında siyah atın üzerinde bir kaç tur atacaktı. Sadece bir kaç tur...
Sıkıntı ile çevresindeki boş araziye baktı. Ona verilen haritalarda burada bir şehir olması gerekiyordu. En azından buralarda bir yerlerde. Tapınağın çevresinde bir kaç tur atma düşüncesi vardı ilk başta aklında ama sonra o on kasaba denilen yere gidip bir kupa bira içme düşüncesi sardı aklını. Nedendir bilinmez o tarafa yöneldi. Bira içmek istiyordu ve bir tapınakta bira içilmezdi.
Elinde tuttuğu, ona bizzat İondaria prensesinin vermiş olduğu haritaya baktı ve "Ã?atlak kazan!" dedi. "Normalde çoktan geçmiş olmam gerekli ama daha çatlak kazan denilen hanı bulmayı bırak On kasabayı dahi bulamadım." Sıkıntı ile haritayı katladı ve cebine soktu.
Etrafına bakınarak nerede olduğunu düşündü. Geriye dönmeyi düşünmüş ve geriye gitmişti ama bir ormanla karşılaşmıştı. Sonra ormandanda geriye dönmüş ve güneye yönelmişti ama orada da bir nehir vardı. Bu bilmediği diyarda artık tek kaybolanın kendisi olmadığına emindi. On kasabada kaybolmuş olmalıydı. Neredeydi bu on kasaba?
Sinirle etrafına bakınmaya devam etti. Gözleri alev kusuyordu adeta. Artık geriye dönmek istiyordu. Sonra aklına Logan geldi. Acaba kendisini merak etmiş miydi? "Aptal!" dedi kendi kendisine bağırarak önünde uzanan bomboş araziye. "Niye seni merak etsin ki? Zaten seni istemiyor. Neden seni merak etsin?"
Yavaşça ilerleyen atının üzerinde yeniden etrafına bakındı ve kararmakta olan gökyüzüne bakarak sıkıntı ile iç geçirdi. Keşke tapınaktan hiç ayrılmasaydım!" dedi ve kap kara atını durdurarak atından indi.
Artık bir şekilde kamp kurmalı ve dinlenmeliydi. Belki sabah tapınağı yeniden bulabilirdi. Geceyi bir şekilde geçirmeliydi bu ıssız diyarda. Belki sabah tapınağı bulamasada yaşayan birisine rastlardı ve yerini sorabilirdi. Ã?nceden nasılda kolay bulmuştu. Sanki tapınak onu kendisi bulmuş gibiydi. Ama doğru bu sefer çok fazla uzaklaşmıştı. Tapınaktan çok uzaklara gitmişti. Çok çok uzaklara...
Eyer kayışlarını çözdü ve eyerini başının altına yastık yaparak yere uzandı. Gökyüzünde ay nasılda parlıyordu. Evet bir şeyler olacaktı ve o bunu hissediyordu. Değişimler olacaktı. Değişimlerin her gün olduğu bu diyara geldiğinde değişimlerin kendisinide etkileyeceğini biliyordu ama bunun nasıl olacağını hiç tahmin edemiyordu. Hayatı, yaşamı nasıl değişecekti?
Sıkıntı ile çevresindeki boş araziye baktı. Ona verilen haritalarda burada bir şehir olması gerekiyordu. En azından buralarda bir yerlerde. Tapınağın çevresinde bir kaç tur atma düşüncesi vardı ilk başta aklında ama sonra o on kasaba denilen yere gidip bir kupa bira içme düşüncesi sardı aklını. Nedendir bilinmez o tarafa yöneldi. Bira içmek istiyordu ve bir tapınakta bira içilmezdi.
Elinde tuttuğu, ona bizzat İondaria prensesinin vermiş olduğu haritaya baktı ve "Ã?atlak kazan!" dedi. "Normalde çoktan geçmiş olmam gerekli ama daha çatlak kazan denilen hanı bulmayı bırak On kasabayı dahi bulamadım." Sıkıntı ile haritayı katladı ve cebine soktu.
Etrafına bakınarak nerede olduğunu düşündü. Geriye dönmeyi düşünmüş ve geriye gitmişti ama bir ormanla karşılaşmıştı. Sonra ormandanda geriye dönmüş ve güneye yönelmişti ama orada da bir nehir vardı. Bu bilmediği diyarda artık tek kaybolanın kendisi olmadığına emindi. On kasabada kaybolmuş olmalıydı. Neredeydi bu on kasaba?
Sinirle etrafına bakınmaya devam etti. Gözleri alev kusuyordu adeta. Artık geriye dönmek istiyordu. Sonra aklına Logan geldi. Acaba kendisini merak etmiş miydi? "Aptal!" dedi kendi kendisine bağırarak önünde uzanan bomboş araziye. "Niye seni merak etsin ki? Zaten seni istemiyor. Neden seni merak etsin?"
Yavaşça ilerleyen atının üzerinde yeniden etrafına bakındı ve kararmakta olan gökyüzüne bakarak sıkıntı ile iç geçirdi. Keşke tapınaktan hiç ayrılmasaydım!" dedi ve kap kara atını durdurarak atından indi.
Artık bir şekilde kamp kurmalı ve dinlenmeliydi. Belki sabah tapınağı yeniden bulabilirdi. Geceyi bir şekilde geçirmeliydi bu ıssız diyarda. Belki sabah tapınağı bulamasada yaşayan birisine rastlardı ve yerini sorabilirdi. Ã?nceden nasılda kolay bulmuştu. Sanki tapınak onu kendisi bulmuş gibiydi. Ama doğru bu sefer çok fazla uzaklaşmıştı. Tapınaktan çok uzaklara gitmişti. Çok çok uzaklara...
Eyer kayışlarını çözdü ve eyerini başının altına yastık yaparak yere uzandı. Gökyüzünde ay nasılda parlıyordu. Evet bir şeyler olacaktı ve o bunu hissediyordu. Değişimler olacaktı. Değişimlerin her gün olduğu bu diyara geldiğinde değişimlerin kendisinide etkileyeceğini biliyordu ama bunun nasıl olacağını hiç tahmin edemiyordu. Hayatı, yaşamı nasıl değişecekti?
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Sensei tapınaktan, 10 kasabanın eskiden olduğu yere bakmak amacılya , çıkmak için hazırlıklara başladı. Tapınakta yola çıkacağına dair haber saldırdı, atını ve yanında getireceği eşyalarını hazırlamalarını emretti.Kısa bir süre geçmişti ki sensei tapınağın kapısında belirdi, atına seri bir şekilde atladı. Atın toynaklarının yere vurduğunda çıkardığı ses, gecenin sessizliğini bir bıçak gibi kesmekteydi. Yolda hiçbir tahdit unsuruyla karşılamadı sadece emrindeki goblinlerle ve orclarla karşılaşmıştı"
10 kasaba yakınlarına geldiğinde, yüzünde şeytani bir gülümseme belirmişti. Planlar istenildiği gibi işlemekteydi.10 Kasaba"nın eskiden olduğu yerde sadece soğuk yeller esmekteydi. Sensei bu manzarayı büyük bir zevkle izlerken, bir atın kişnemesini duydu. Ses çok uzaktan gelmemişti, Sensei sesin geldiği yere doğru atını son sürat sürdü. Oraya yaklaştığında küçük bir alevin yakılmış olduğunu gördü.Atından indi, oraya doğru yavaşça hareket etmeye başladı.
Ateşin yanında gecenin verdiği soğukla büzüşmüş bir şekilde duran kadını gördü yüzü. Aklından bu gece çok heyecanlı geçeceğe benzeyecek şeklinde düşünceler geçmekteydi. Sensei karanlıklar arasından kıza doğru yürümeye başladı. Yeşil gözleri karanlıkta görülebilen tek ışıktı. Sensei yeterince yaklaştığı anda karanlıklar arasındakine doğru kızın başını kaldırdığını gördü"
10 kasaba yakınlarına geldiğinde, yüzünde şeytani bir gülümseme belirmişti. Planlar istenildiği gibi işlemekteydi.10 Kasaba"nın eskiden olduğu yerde sadece soğuk yeller esmekteydi. Sensei bu manzarayı büyük bir zevkle izlerken, bir atın kişnemesini duydu. Ses çok uzaktan gelmemişti, Sensei sesin geldiği yere doğru atını son sürat sürdü. Oraya yaklaştığında küçük bir alevin yakılmış olduğunu gördü.Atından indi, oraya doğru yavaşça hareket etmeye başladı.
Ateşin yanında gecenin verdiği soğukla büzüşmüş bir şekilde duran kadını gördü yüzü. Aklından bu gece çok heyecanlı geçeceğe benzeyecek şeklinde düşünceler geçmekteydi. Sensei karanlıklar arasından kıza doğru yürümeye başladı. Yeşil gözleri karanlıkta görülebilen tek ışıktı. Sensei yeterince yaklaştığı anda karanlıklar arasındakine doğru kızın başını kaldırdığını gördü"
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
İlyamain yavaşça başını kaldırdı ve karanlıktan çıkan şekli görünce hızla yerinden fırlayarak kılıcını kabzası ile elleri arasına aldı. Bu karanlıklardan çıkan bir insandı ama bunda garip bir şeyler sezinliyordu. Yoksa başlıyor muydu? Değişimler... "Hayır!" dedi kendi kendisine. Bir insan ne değişimi yaratabilirdi ki?
Bu adamda garip bir şeyler vardı. Parlak bir zırh üzerinde parlıyordu ve sırtında boyu bir metre seksenbeş santimi geçen bir zırh vardı. Devasa bir şeydi. İlyamain istem dışı kendi sağ elinde kabzası ile birlikte duran kendi ufak kılıcına baktı ve içini bir korku sardı. Yıllardır bir çok savaşa katılmıştı ama hiç bu kadar büyük bir kılıç görmemişti. Bu kılıç insanı ikiye bölebilirdi.
"Kimsin?" diye sordu ve sağ eli ile sol elinde kabzasında duran kılıcını hafifçe kabzasından sıyırdı. "Bu saatte burada ne işin var?" Bir yandan da Logan tarafından onu bulması için gönderilen bir şövalye olabileceğini düşünüyordu ama adamdan yayılan garip titreşimleri hissediyordu.
"Daha fazla yaklaşma ve kendini tanıt yabancı!" dedi sert bir sesle.
Bu adamda garip bir şeyler vardı. Parlak bir zırh üzerinde parlıyordu ve sırtında boyu bir metre seksenbeş santimi geçen bir zırh vardı. Devasa bir şeydi. İlyamain istem dışı kendi sağ elinde kabzası ile birlikte duran kendi ufak kılıcına baktı ve içini bir korku sardı. Yıllardır bir çok savaşa katılmıştı ama hiç bu kadar büyük bir kılıç görmemişti. Bu kılıç insanı ikiye bölebilirdi.
"Kimsin?" diye sordu ve sağ eli ile sol elinde kabzasında duran kılıcını hafifçe kabzasından sıyırdı. "Bu saatte burada ne işin var?" Bir yandan da Logan tarafından onu bulması için gönderilen bir şövalye olabileceğini düşünüyordu ama adamdan yayılan garip titreşimleri hissediyordu.
"Daha fazla yaklaşma ve kendini tanıt yabancı!" dedi sert bir sesle.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Sensei kıza doğru yaklaşırken, küçük bi serenatla eğildi. kıza 10 adım kala durdu.
--Size gece vermiş olduğum rahatsızlıktan solyaı gerçekten çok üzgünüm atınızın kişnemesi beni buraya getirdi. Leydim ben karanlıkta gezenim... Karanlığın oldu her yerde ben varım.Leydim siz burada ne yapıyorsunuz...
Yavaşça kıza doğru yaklaşmaya başlar gözleri kızın gözlerine odaklanmıştır...
--Size gece vermiş olduğum rahatsızlıktan solyaı gerçekten çok üzgünüm atınızın kişnemesi beni buraya getirdi. Leydim ben karanlıkta gezenim... Karanlığın oldu her yerde ben varım.Leydim siz burada ne yapıyorsunuz...
Yavaşça kıza doğru yaklaşmaya başlar gözleri kızın gözlerine odaklanmıştır...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
"Karanlıkta gezen mi?" İyamain bir kaç adım geriledi ve kamp ateşinin ışığından karanlıklara doğru çekilmek zorunda kaldı. Adam üzerine doğru geldikçe o gerilemişti. "Bana tam olarak kim olduğunuzu söylemelisiniz!" dedi.
Karanlıkların etrafını sardığını hissediyordu ve içini bir ürperti kapladı. "Buralarda yeniyim ve kimseyi tanımıyorum. On kasabanın yerini ararken kayboldum. Bana yolu gösterebilir misiniz?" Birden aklına aradığı yeri adamın sayesinde bulabileceği gelmişti.
Karanlıkların etrafını sardığını hissediyordu ve içini bir ürperti kapladı. "Buralarda yeniyim ve kimseyi tanımıyorum. On kasabanın yerini ararken kayboldum. Bana yolu gösterebilir misiniz?" Birden aklına aradığı yeri adamın sayesinde bulabileceği gelmişti.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
--Leydim benden korkmanıza gerek yok , geceleri buralarda kalmak sizin için çok tehlikeli olabilir, sizi daha güvende olacağınız tapınağımıza bizzat götürmekten şeref duyarım.
Karşısında gözleri açık kızın gözlerine bakar bir vaziyette eğildi. Elini nazikçe kadına doğru uzattı...
Karşısında gözleri açık kızın gözlerine bakar bir vaziyette eğildi. Elini nazikçe kadına doğru uzattı...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Kadın hayatı boyunca kendisine hiç bu kadar kibar davranan bir erkek görmemişti ve itiraf etmeliydi ki bundan etkilenmişti. O Logan denen adam ona hiç bu şekilde kibar davranmamıştı. Neden şimdi aklına Logan gelmişti ki sanki?
Yavaşça kınından sıyrılmış kılıcını yeniden tamamen kınına soktu ve "Bir tapınaktan bahsettiniz!" dedi. "Burası Orenin tapınağı mı yoksa başka bir tapınak mı?"
Orenden başka hiç bir tanrının ismini duymamıştı diyarında. Her türlü bilgi için savaş vermişti ülkesinde aa asla başka bir tanrının namını duymamıştı. Başka tanrı varmıydı ki? şaşkın bir şekilde baktı adama ve adamın uzatmış olduğu elini tuttu. Adamla başka bir şekilde savaşmaya karar verdi. Dudaklarında çarpık bir gülümseme belirdi ve "Bana şu tapınağı gösterin bakalım!" dedi. İşte savaşı başlıyordu. En azından soğukta, bir gece vakti dışarıda uyumaktan iyiydi.
Yavaşça kınından sıyrılmış kılıcını yeniden tamamen kınına soktu ve "Bir tapınaktan bahsettiniz!" dedi. "Burası Orenin tapınağı mı yoksa başka bir tapınak mı?"
Orenden başka hiç bir tanrının ismini duymamıştı diyarında. Her türlü bilgi için savaş vermişti ülkesinde aa asla başka bir tanrının namını duymamıştı. Başka tanrı varmıydı ki? şaşkın bir şekilde baktı adama ve adamın uzatmış olduğu elini tuttu. Adamla başka bir şekilde savaşmaya karar verdi. Dudaklarında çarpık bir gülümseme belirdi ve "Bana şu tapınağı gösterin bakalım!" dedi. İşte savaşı başlıyordu. En azından soğukta, bir gece vakti dışarıda uyumaktan iyiydi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Kadının önünden geçmesi için eğildi, eliyle kendi atını gösterdi.
-- Leydim, Efendim Diyardaki her şeyin içinde biraz vardır. Çok güçlüdür. Tapınağıysa (karşıdaki sıra dağları gösterir). Bu dağların arkasındadır. Sizin gibi güzel ve narin birini ağırlamaktan gerçekten çok memnun olacaktır.
--Eğer bir mahsuru yoksa akşam yol almakta iyi olan atımla yol alalım, çok daha hızlı hareket ederiz ve gün ağırmadan tapınakta oluruz...
-- Leydim, Efendim Diyardaki her şeyin içinde biraz vardır. Çok güçlüdür. Tapınağıysa (karşıdaki sıra dağları gösterir). Bu dağların arkasındadır. Sizin gibi güzel ve narin birini ağırlamaktan gerçekten çok memnun olacaktır.
--Eğer bir mahsuru yoksa akşam yol almakta iyi olan atımla yol alalım, çok daha hızlı hareket ederiz ve gün ağırmadan tapınakta oluruz...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
İlyamain çarpık gülümsemesi yüzünden hiç silinmeden ata baktı ve "Demek herkesin içinde bir parça var!" dedi. Bir kahkaha attı ve kahkahası gecede yankılandı. Sonra yerde duran eyeri alarak atına doğru ilerledi ve atının üzerine atarak sıkıca bağladı. "Kendi atım 'Gece Ã?ığlığı' nda yolculuk etmeyi düşünüyorum. Yinede teklifiniz için teşekkür ederim!" dedi. Sonra atının üzerine atladı ve adamın atına atlayarak başa geçip kendisine yol göstermesini bekledi." Görelim bakalım senin şu Lordunun tapınağını!" dedi. "Bir yandan da ruhunda bir karanlık hissetmeye başlamıştı. Sanki bu adamdan kendisine bir karanlık dalgası yayılıyordu. Korku yoktu ama değişikliği teninde hissediyordu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
--Leydim nasıl buyurursa. Sadece beni takip edin leydim.
Sensei seri bir hareketle sanki havada uçuyormuşçasına atına bindi ve eğerini çekti. At gece içinde çığlıklar atarak hızlıca koşmaya başladı.Sensei karanlık arasından atıyla birlikte bir bütün olarak ilerliyordu. Yeşil gözleri gideceği yere odaklanmış hep oraya bakıyordu. Yanında at sürmekte olan kız ise gerçekten, çok iyi bir at kullanıcısıydı, geceyi bir rüzgar gibi yararak ilerliyorlardı...
Sensei seri bir hareketle sanki havada uçuyormuşçasına atına bindi ve eğerini çekti. At gece içinde çığlıklar atarak hızlıca koşmaya başladı.Sensei karanlık arasından atıyla birlikte bir bütün olarak ilerliyordu. Yeşil gözleri gideceği yere odaklanmış hep oraya bakıyordu. Yanında at sürmekte olan kız ise gerçekten, çok iyi bir at kullanıcısıydı, geceyi bir rüzgar gibi yararak ilerliyorlardı...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
