şARKILARIN LÖNETİ VE BİTMEYEN şARKI!

Birisi hikayeyi başlatır ve herkes tarafından devam ettirilir.
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

şARKILARIN LÖNETİ VE BİTMEYEN şARKI!

Post by Gorath »

Mağaranın kapısından eşsiz gökyüzüne baktı iki alevler gibi yanan göz. yeniden yüzeye çıkmanın vermiş olduğu nefreti hissediyordu o gözler ve eşsiz gökyüzüde bu nefreti körüklüyordu. Yıllar önce onu yer altına süren anılar bu gökyüzünün görüntüsü karşısında aklına hücum etti iki alevden gözün sahibi olan varlığın. Unutmak istediği anılardı bunlar. Unutmak ve bir daha hiç başlamasın diye kaçmak. Sonra yeniden geriye dönmesi gerekmişti. Yeniden dönmeliydi. Buna mecburdu. Gökyüzü alev alev yanarken buna mecbur olduğunu biliyordu. Artık acele etmeliydi. Bu işi bir an önce bitirmeli ve yeniden yer altına kaçmalıydı.

İki ayak öne adım attı ve alev yanan gözlerin sahibi olan genç bir insan eşsiz gökyüzünün altında ortaya çıktı. Yer altında kalmış olduğu süre boyunca gözlerinde bir değişiklik olmuştu. Yer altının eşsiz kötülüğü onu bu şekilde değiştirmişti. şimdi gözleri alev alev yanıyordu ve kesinlikle gökyüzünden de rahatsız olmuyordu. Eşsiz bir karanlıktan yeni çıkmış olmasına rağmen ışıktan rahatsız olmuyordu.

O güzel sesini diyarın dört bir yanına yayarak gezmekten hoşlanan bir ozandı bir zamanlar. Hala daha da ozanlığını sürdürüyordu ama şimdi kendi şarkılarını sadece kendisi ve mağara duvarları dışında kimse dinlemiyordu. O yer altının kötülükle dolu ırklarından hep uzak durmuştu çünkü. Değişen nemiydi. Yer yüzünde yaşayan hiç bir ozanda olamayan bir özelliği vardı şimdi. şimdi yer altı şarkılarınada sahipti. Onları yıllarca yer altında dinlemişti ve şimdi zihninde taşıyordu. Gözlerine ne olduğunu ise hiç hatırlamak istemiyordu. Yer altında bir şarkının peşinde gezerken parlamaya başlamıştı bu gözler kızıl kızıl. O nedenini biliyordu. O aradığı o eşsiz şarkıyı bulmuştu ama şimdi o şarkının lâneti gözlerine vurmuştu. Her zaman yeni şarkı arayışları değilmiydi zaten ona bunca lâneti getiren? Zaten dünya üzerinden kaçmasının nedenide bir şarkının başına açmış olduğu belalar değilmiydi. Artık dünyanın dört bir yanında zihnindeki o yıkım getiren bilegilerden dolayı peşinde olan bir çok kiralık katil ve yokedici vardı. Dünya üzerinde hayatta kalması imkânsızdı. Bu aralar yer altında da felaketler, mağaralarda yankılanan şarkılar yüzünden onu bulan felaketler başlamıştı. O şarkıları dinleyen bir çok canlı farklı nedenlerden dolayı onu ele eçirmek istiyordu. Ama o ölene kadar şarkılarından vazgeçmek istemiyordu. Asla da vazgeçmeyecekti. O ve şarkıları her zaman birdi. Yıkımda getirseler, lânette...

şimdi yapması gereken tek şey görevine odaklanmaktı. Yeryüzüne çıkma nedeni olan o kendisine biçmiş olduğu yeni görevine. O eşsiz Bitmeyen şarkıyı bulma görevine. Bu şarkının bir parşömende yazılı olduğunu öğrendiğinden beridir yollardaydı ve şimdi yeniden onun izinde yeryüzündeydi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Rüzgarda yankılanan o ezgiyi duyduğundan beri sadece arar olmuştu. Bilmiyordu ne ile karşılaşacağını, 5 yıl önce daha çevresinde olan bitenden haberi olmayan şımarık bir kız çocuğuydu. Babası Lord Melayeng zengin ve güçlüydü. Herkez tarafından saygı duyulan biri olması dışında pek insancıl özelliği yoktu. Annesi artık dayanamamıştı bu adamın , insani duygudan yoksun böyle acımasız olmasına... Daha o 6 yaşındayken gitmişti onu bırakıp uzaklara. Babası o günden sonra tüm hıncını ondan alır olmuştu... Gün geçtikçe annesine benziyordu ve babası daha da çok nefret eder olmuştu ondan. Bahçede ağlarken getirmişti rüzgar kulaklarına o eşsiz melodiyi... Esir etmişti onu, sadece rüzgarla dans eden melodi vardı kulaklarında. Ã?ıkan her rüzgarda bekledi duymak için sadece bekledi ama artık ufak bir kız değildi ve beklemek istemiyordu. 20 yaşında evden ayrıldı kimseye haber vermeden gizlice kaçtı. Bilmediği bir dünya ya ilk adım atışıydı bu belki ama saf bir merakı vardı. İlk başlarda epey zorlanmıştı, gezgin bir çingene grubuyla karşılaştığında öylesine çok korkmuş ve yalnızdı ki onu o halde bulduklarında, grubun en yaşlısı olan falcı Esmel ona bir anne sıcaklığıyla yaklaşmıştı ve onlarla gelmesi için ikna etmişti. Artık oda onlar gibi dans edip şarkı söylüyordu. Bir gece Esmel'e duyduğu melodiyi anlatmıştı Esmel sadece dinlemişti ama hiç konuşmamıştı. Ve o geceden sonra Esmel ona Rüzgarın şarkı demeye başlamıştı... O günden sonra adı Rüzgarın şarkısı olarak kaldı. Ama Esmel artık çok yaşlanmıştı ve hastaydı...

- Rüzgarın şarkısı!!birden ilkildi düşüncelere öylesine dalmıştıki Esmelin ona seslendiğini anca duymuştu.

- Burdayım Esmel merak etme yanındayım. Gözleri dolmuştu yaşlı falcının sesi titriyordu şu an, yaşlılıktan yumuk yumuk olmuş esmer elini kaldırarak ona yaklaşmasını işaret etmişti.
Bu hareketi gördüğü an hemen yakınına yaklaştı ve eğildi.

- Rüzgarın şarkısı beni iyi dinle! Sus sakın konuşma! Ben seni bulduğumda korkmuş gözlerle bakıyordun o zaman sende bir farklılık sezmiştim küçük değildin belki ama öylesine küçük gözüküyordunki seni o an için kollarıma alıp sakinleştirmek istemiştim. Sen zaten çok muhtaçtın böyle bir sevgiye . Ama sendeki farklılık çok daha farklı bir şeydi. Bunu her zaman hissettim, senin için baktığım her falımda sonunda dipsiz bir karanlık çıkıyordu. Bunu sana asla açıklamadım çünkü benim yaşlı bir bunak olduğumu düşünmenden çekindim. Sen benim için asla sahip olamadığım kızım gibiydin. Ve bir gece bana duyduğunu söylediğin o melodiden bahsettiğin zaman çok korktum. Sen bilmiyordun bilemezdin çok saf ve bilgisizdin. Sana bunu anlatıyorum çünkü zamanım azaldı.
- Esmel böyle söyleme! Sen hiç bir yere gitmiyorsun, gidemezsin! daha bana fal bakmayı öğretecektin unuttunmu?

- Ah benim güzel kızım sende biliyorsun artık huzura kavuşmalıyım. Ama sözümü bitirmeme izin ver şimdi. O geceden sonra sana Rüzgarın şarkısı adını verdim. Ã?ünkü sen kimsenin duymadığı bir melodiyi duymuştun rüzgar seninle konuşmuştu hatta sana şarkısını dinletmişti. Sen onun seçtiği birisin artık sadece tam olarak bilmiyorsun neden seni seçtiğini bilmiyorum ama sana anlattığım efsaneleri hatırla ve kendi yoluna devam et seni çağırdı ve çağrısına cevap bekliyor... Bunu seninle konuştuğumuz zaman söylemedim çünkü bencildim seni seviyordum ve beni bırakmanı istemedim. Lürfen güzel kızım benden nefret etme.
-Senden nefretmi etmeyeyim, Esmelim lütfen böyle şeyler söyleyipte beni üzme. Ben senden asla nefret etmem asla, bunu sakın unutma.

[color=#444444]-şimdi senden tek ricam kendi yolunu şeç, artık ürkek bir kız değilsin her şeyi öğrendin ama dikkatli ol her zaman dikkat et seninle daima olacağım.[/color]

Esmel neden böyle şeyler söylemişti. Bunları söyler söylemez boynundan asla çıkarmadığı Kaderin Ã?emberi dediği madalyonunu ona vermişti. Ve derin bir uykuya dalmıştı. Falcının söylediği şeyler pek mantıklı değildi her halde hastalığı nedeniyle hayaller görüyordu ve söylediklerine inanıyordu.
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

"Bitmeyen şarkı. Asla bulunamayacak evlat. Onun yolunu asla bulamazsın! Kehanetler bile bunu söylüyor. Asla bulunamayacak."

Masasının başında oturmakta olan yaşlı büyücü karşısında yer altından geldiğini iddia eden genç ozana baktı ve sırıttı. Masanın üzerinde bir çok solmuş parşömen vardı ve genç adamın aradığı şeyi duyunca masanın üzerindeki parşömenleri bir kenera itmişti. Ortada boşluk bırakarak oraya bir harita açmıştı. Ona bir çok yer göstermiş ve buraların hiç birisinde bulunamadığını, arayan onca insana rağmen asla bulunamadığını üstüne basa basa belirtmişti. Ama biliyordu. Yer altında şarkının yeryüzünde olduğunu iddia eden bir çok canlı vardı. Bunlardan biriside kendisi gibi yeraltına kaçmış genç bir büyücüydü. Yerini bilmiyordu ama şarkının yeryüzünde olduğunu iddia ediyordu.

Genç ozan gülümsedi ve "Ben kehanetlere inanmam büyücü Olben!" dedi. Masanın karşısında oturmakta olduğu sandalyeden kalktı ve kızıl parlayan gözlerle masanın üzerinde durmakta olan haritaya eğilerek baktı.

Eli haritanın üzerinde bir noktaya doğru ilerledi ve o noktada işaret parmağı durarak "Rüzgârlar Denizine ne dersin?" diye sordu. "Bana anlattıklarına göre henüz oraya giden olmamış. Ayrıca gidilen her yerede ters."

"Kehanetler rüzgârın tersinde olduğunu söyler o şarkının!" dedi yaşlı büyücü kaşlarını çatarak. "Elbette ki orayı aramayacağız!"

Genç adam bir kahkaha patlattı ve kızıl alevler gibi parlayan gözleri ile büyücünün gözlerine baktı. "Sana kehanetlere inanmadığımı söylemiştim!" dedi.

Yavaşça arkasını döndü ve kapıya, bilgi almak için geldiği büyücünün kulesinin kapısına doğru ilerledi. şimdi kendisine bir hedef bulmuştu. Kuzeyin rüzgârlarla kaplı denizinde bir yolculuğa çıkıyordu.

"Bana ismini söylemeyecek misin?" diye sordu büyücü ve genç adam bir an kapıda durdu. "Emerald!" dedi genç ozan ve hızla kağıdan çıktı.

Büyücü suratında bir gülümseme ile kapıya yöneldi. Demek Emerald en sonunda geriye dönmüştü. İşte şimdi bu bitmeyen şarkının sonu gelecekti. Tüm büyük Lordlar bu şarkılarını ortalık yerde söylemeye meraklı ozanın peşindeydiler. Bitmeyen şarkının biteceği o gün çok yakındı.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Esmel'e yaptığı o konuşmadan sonra içinde bir husursuzluk belirdi. Biraz dinlenmek için uzanmıştı, ama öyle tuhaf rüya görmüştüki hala tam olarak ifade edemiyordu. Rüyasında kırmızı gözleri olan biri vardı, ama aynı zamanda başka biri daha ama onu hatırlamıyordu. Birden bağırarak uyanmıştı. Alnında ter damlaları vardı. Onu korkutan neydi acaba hiç bir şey hatırlamıyordu, sadece kırmızı alev gibi yanan gözler. Birden ürperdi.
-Rüzgarın şarkısı. Rüzgarın şarkısı uyan!!
Karavanın kapısı şiddetle vuruluyordu. Tamam geldim sakin ol. Ne var gece gece niye böyle yumrukluyorsun Dave ne oldu?
Yoksa Esmel, yo hayır Esmelll...

İki gündür yoldaydı ve biraz dinlenmek için bir ağacın altına oturdu. Bahar hiç gelmeyecek gibiydi. Rüzgar epey sert esiyordu, pelerinine iyice sarıldı. Ne halt etmeye ayrılmıştıki sanki neden ?? Ama artık yalnızdı ve bir şekilde yolunu bulacaktı. Esmelden öğrendiği güzel bir bahar şarkısı söylemeye başlamıştı...

... la la la lalallaa
sende söyle benimle, el çırp gönlünce.
bak bahar geldi çiçekler her yerde.

şarkının sonunda biraz daha rahattı artık, yola koyulmak için ayağa kalkmıştı ki, tuhaf bir ses duymuştu ilerideki ağacın üstünden geliyordu.
biri ıslık çalıyordu evet evet biri ıslık çalıyordu. Kim var orda kendini göster yabancı? Kimsin ?...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Havada takla atarak önüne indi şekil genç kızın ve saygı ile selam verdi. Emerald rüzgârın ters yönünde ilerliyordu günlerdir ve iki gün önce bu kızın farkına varmış, onunda aynı yönde ilerlediğini görerek peşine takılmıştı. şimdi ise kız onu fark etmişti.

Güzel gözler var
Bitmeyen dilekler gibi
Sonsuz sözler var
Neden acıyor bu kalp
Sizi görünce
Neden bilmiyorum
Günlerce peşinizde gezince...

Emerald gülümsedi ve "Merhaba ben Emerald!" dedi. Saklama gereği duymuyordu. "Bitmeyen şarkının avcısı."

Ozan gülümsedi yeniden ve "Sizin benimle aynı ynde ve yalnız başına yolculuk ettiğinizi görünce peşinize takıldım güzel bayan. Umarım rahatsız etmiyorumdur." Gözleri kızıl kızıl parlıyordu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Emerald! bu yabancı kendisini tanıtmıştı ama o hala öylece duruyordu şaşkın bir vaziyette, adamın gözlerine baka kalmıştı.

Benim adım Rüzgarın şarkısı, neden kendinizi daha önce tanıtmadınız peki neden saklanma gereyi duydunuz ? Ayrıca sizin iyi biri olduğunuzu nerden bilebilirim söylermisiniz? Karşısında duran adamı sanki bir yerde daha görmüştü ama nerde bir türlü hatırlamıyordu...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

"Sizin benden korkmanızı istemedim hanımefendi!" dedi ozan gülümseyerek. Sonra yeniden reverans yaptı ve gülümseyerek "Benim iyi biri olup olmadığımı bilemezsiniz hanımefendi. Benim sadece Bitmeyen şarkıyı arayan bir ozan olduğumu bilebilirsiniz. Eğer yolunuz rüzgârlar denizi üzerindeyse neden o tarafa bir yol arkadaşı ile birlikte gitmiyorsunuz?" Kızıl gözler sorarcasına baktılar. "Rüzgârın şarkısı iseniz neden benimle rüzgârlar denizine kadar giden bir şarkı söylemiyorsunuz?"
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Bir ozan için tuhaf gözlere sahipsiniz, ve Bitmeyen şarkıyı aradığınızı söylüyorsunuz...

Bir an düşündü, gerçi ozanın kendiside söylemişti. Ona güvenip güvenemeyeceğini bilmiyordu, ama yalnız yolculuk yapmakta pek iç açıcı gelmemişti ona. Bir den abartılı bir referans yaparak, sizinle rüzgârlar denizine kadar giden bir şarkı söylemek benim için büyük bir şereftir ozan
Emerald. Bunları söylerken gülümsemesini bir türlü saklıyamıyordu... Ama gülümsemesi durduğu zaman bu teklifi gerçekten kabul etmiş olduğunu biliyordu...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Lord Alemnan elini hızla masaya vurdu ve tombul suratında yanakları iki yana sallanırken uzun, dikdçrtgen masanın diğer ucunda oturmakta olan Büyücü Olban'a baktı. "O burada, senin karşındaydı ve sen onu durdurmadın öyle mi?" diye sordu.

"Durdurmadım Alemnan bir itirazın mı var?" diye sordu büyücü Olban ters bir şekilde.

Lord Alemnan büyücüye baktı ve sıkıntı ile yeniden sandalyesine oturarak masanın etrafında toplanmış olan yüksek lordlar ve büyük büyücülere baktı. Büyük Konseyi ozanın geriye döndüğünü duydukları anda toplamışlardı. Ozan diyardan gitmeden önce bir yılı geçkin sürede bastıramadıkları bir ayaklanma çıkarmıştı ve ayrıca iki kral ülkesinin tahtından olmuştu. Bu kabul edilemez bir şeydi. Ozanın şarkıları insanı baştan çıkarıyor, onları etkiliyordu. Lord Alemnan yeniden büyücüye baktı ve onu anlamaya çalıştı. Bunun boş bir uğraş olduğunu bilmesine rağmen onu anlamaya çalıştı.

"Pekiyi neden rüzgârlar denizine gittiğini söyledin?" diye sordu. İşin açıkçası bu büyücüden korkuyordu.

Soru karşısında dikdörtgen masanın etrafında oturan bütün büyücüler birbirlerine baktılar. Ama Olban gayet sakin bir şekilde "Aradığı bir şey olduğu için!" dedi. "Aradığı şeyi ise hiç sorma bende bilmiyorum ama onu bir an önce takip etmelisiniz." Suratında bir gülümseme vardı büyücünün.

'Lânet olsun Olban biliyorsun!' diye kendi kendisine mırıldandı Lord Alemnan. O ozan her ne için buraya geldiyse ülkenin en büyük felaketinide yanında getirmiş olabilirdi.

Masanın ortalarına doğru bir sandalyede oturmakta olan generaline döndü ve "Amber!" dedi. "Sen ve bir bölük askerin hemen adamın peşine düşüyorsunuz."

Olban hızla araya girdi. "şu anda kuzey denizinde bir geminin içindeler!" dedi. "İşte bu yüzden hızlı oluyorsunuz Amber!"

Lord Alemnan ona baktı ve "Neden çoğul kullanıyorsun?" diye sordu.

"Ã?ünkü yanına kendisine rüzgârın kızı ismini veren bir kızda katıldı!" dedi Olban. "şimdi durdurmanız gereken iki kişi var."


Emerald geminin güvertesine çıktı ve güverteden denize bakmakta olan kızın yanına gelerek ona gülümsedi. "Birbirimizi tanımaya ne dersin?" diye sordu. "Bana biraz kendinden söz eder misin?"
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Emeraldla karşılaştığı günden beri birlikteydiler, Uzun bir yolculuk olacaktı ve sadece yanındaki yabancıyı tanıyordu, tabi onuda tanıyor sayılmazdı. Rüverteden esen rüzgar şaçlarını uçuruyordu, gözleri ufukta kaybolmuş noktaya takılıp kalmıştı. Bir an sadece çok uzaklarda, tek başına olmak istediğini düşündü...Ã?ylesine dalmıştı ki Emerald'ın soru sorduğunu bile duymamıştı.
- Özür dilerim dalmışım biraz, Sanırım beni tanımak istiyorsun. Ama benim anlatabileceğim öyle pek bir şeyim yok. İstersen sen bahset kendinden biraz ne dersin?
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Emerald konuşmak için ağzını açtığı sırada yukarıda, izleme kulesindeki denizci bağırmaya başladı. "Korsanlaaaaarrrr!"

Bir anda gemi hareketlendi ve tüm herkes güverteye doluşmaya başladı. Devasa bir korsan gemisi denizde, denizcilerin tabiri ile sancak tarafında üzerlerine doğru geliyordu.

Emerald hızla arkasını döndü ve az tam ters yöne doğru bakarak kuru kafa bayrakları çekili gemiyi izledi. Hiç bir stratejik hamlede bulunmayan korsan gemisi hızla onlara doğru geliyordu. Denizde sanki bir yarık açarak ilerliyordu ve olağan dışı bir hıza sahipti.

"Rüzgârın şarkısı!" dedi yanındaki kıza bakarak. "İşte şimdi başımız dertte." Zira bu korsan gemisini belkide o gemide bulunan tüm denizcilerden daha iyi tanıyordu. "Ölüm kuşu!" diye bağırdı kaptana doğru. Kaptan dümende durmuş ani manevralar yapıyordu. "Üzerimize gelen gemi denizlerin hakmi Ölüm kuşu!"

Bir anda tüm korsanlar arasında bir panik başladı ama korsan hızlı emirlerle paniği bastırdı. şimdi iki gemi ardı ardına birbirini takip ediyordu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Korsanlarmı??? İşte bunu hiç beklemiyordu, bir an panik içinde kaçmak istedi ama nereye gidebilirdi ki? Emerald'ın ona söylediği gibi acaba başları büyük beladamıydı...Emerald'ın etrafta koşuşturup bir şeyler söylemesini tedirgin gözlerle izledi. Bir an ne yapabilirim acaba demek için onun koluna dokundu. Emerald aniden ona dönmüştü ve gözleri onun gözlerine bakıyordu, kırmızı gözlere hapsolmuş gibiydi. Bir anda nerde olduklarını unutmuştu, Ölüm kuşu aynı anda gemiye yaklaşmış ve korsanlar bir bir gemiye inmişlerdi.
-Asıl şimdi belada başımız ...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Gemiler yanyana geldi ve büyük bir gümbürtüdür koptu. Emerald bir haykırışla birlikte kendisini Rüzgârın şarkısının üzerine attı ve üzerlerinden devasa bir top geçerek arkalarında bulunan bir direği yıktı. Gözlem kulesi direkle birlikte onların üzerine düşerken Emerald hızla Rüzgârın şarkısını yattıkları yerden kaldırdı ve kamaraların bulunduğu, alt kata inen kapıya doğru koşturmaya başladı. Hızla kapıyı açtılar ve içeriye girdiler. Bir an sonra ise kapının üzerindeki küçük camdan dışarıda olan büyük savaşı izlemeye başladılar.

Direk biraz önce yattıkları yere büyük bir gümbürtü ile düşmüştü ve gözlem kulesindeki denizcinin ölü cesedi yerde yatıyordu. Üç korsan tek bir denizciyi doğramakla meşguldüler ve aynı şekilde bir çok korsan gemide ölüm saçıyordular.

O sırada bir şarkı geldi Ozanın kulağına. "Duyuyor musun?" diye sordu yanında duran kıza. "Rüzgâr bize yapmamız gerekeni söyüyor!"

Zor olan işte bu
Kapıların açılması
Ve anında kapanması değil
Yolunuz var önünüzde
Bazen özgürlük
Bazen tutsaklıkta olsa
Karar her zaman belli
Siz bulacaksınız sonsuzluğa kadar süren şarkıyı
Siz bileceksiniz ortaya çıkmanız gereken zamanı
Unutmayın her şeyin bir zamanı var...

şarkı susarken Emerald yanında duran rüzgârın şarkısına baktı ve suratında gülümseme ile "Sende duydun dimi?" diye sordu. "şarkının bize söylemeye çalıştığı zaman bu."

Sağ eli kızın sol elini tuttu ve sol elini havaya kaldırarak "Teslim olma zamanı!" dedi. Tek ayağı kapıyı tekmelerken rüzgârın şarkısınında aynısını yapacağını umuyordu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Emerald onu çekmeseyde belki çoktan ölmüş olacaktı. Bunu düşünürken ona baktı şu an elini tutmuş teslim olduklarını söylemek için kapıyı kırıyordu. Emerald'ın Duyduğu şarkıyı oda duymuştu ama bunu ona söylemek istememişti. Garip bir döngö ile birbirlerine bağlanmış durumdaydılar ...

-Emerald ne yapıyoruz böyle söylermisin? Teslim olmamız ölmemiz anlamına gelmiyor mu?
Ama düşüncelerini dile getirdiği anda ön güverteye çıkmış olduklarını farketmişti. Burda yaşanılanlar yüzünden bir sürü insan ölmüştü, ve her yerde kan vardı... O an kaçmak istedi her şeyden uzaklaşmak, ama onu biri engelliyordu. Emerald'a baktı öylesine kendinden emindiki, birden böyle korktuğu için kendisinden utandı.

- Hey siz ikiniz !! Demek saklanıyordunuz. Puhahhahha Puhahahha
- Kaptan gördün mü? şu iki aşk böceklerini nasılda el ele tutuşmuşlar.
Bana sakın dokunayım deme! Seni iğrenç pislik . Onları farkeden korsan pis yılışık hareketlerle onu baştan aşşağı süzüyordu. Aynı anda korsan gemisinin kaptanı yavaş hareketlerle onlara doğru yaklaşırken , tüm denizcilerin öldürülmüş olduğunu farketi. Ve Emeraldan güç almak ister gibi elini sıkıyordu...
Ölüm kuşu'nun kaptanı öylesine iğrenç bir görünüme sahiptiki, yüzüne bile bakamıyordu...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Emerald üzerlerine doğru gelmekte olan kaptana baktı ve "Daha fazla yaklaşmayın kaptan!" dedi. "Rica ederim daha fazla yaklaşmayın."

Yavaşça havada olan elini kaptana doğru uzattı ve "Bakın!" dedi. "Biz iki aşığız ve bunca yolu bununlar savaşmak için geldik." Elinde olan bir çok leke ortaya çıktı. Bunlar önceden orada olmayan lekelerdi. "Lütfen kaptan kendi iyiliğiniz için bu gemideki hiçbir şeye dokunmayın." Kızıl gözleri parladı ve kaptan olduğu yerde donakaldı. "Bu gemide veba her yerde. Biz bununla savaşmak için buradayken siz bize saldırdınız. Eyer biraz düşünseydiniz ve hemen saldırmasaydınız size açıklayabilirdik."

Kaptan bir kaç adım geriledi ve eli ile geriyi işaret ederek "Herkes gemiye!" diye bağırdı. "Buradan gidiyoruz. Bir an sonra gemi tamamiyle boşalmıştı.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest