10 kasabanın eskiden olduğu yerde.
Pelerinine sarınmış olan adam sadece izliyordu. şövalyeler işleri peşinde koştururlarken o izliyordu. Günler öncesinden on kasabanın eskiden olduğu yere gizlice gelmişti ve şimdi izliyordu. Sadece ama sadece izliyordu...
Adam bir aşıktı. Eskiden on kasabaya bir çok kez uğramış bir aşık. şarkıları ve sihirli hareketleri ile insanları adeta büyüleyen, belkide dünyanın en ünlü aşığıydı o. şehrin yok oluş haberleri onun ellerindeydi ve dış dünyaya gitmeye hazırdı. O on kasaba ile dış dünyanın arasındaki bir köprü gibiydi. Belirli periyotlarla on kasabaya gelir ve bir kısım kahramanlık şarkılarının insanların rüyalarından çekip alarak yeniden dış dünyaya açılırdı.
Üç gündür şarkılarını söylemiyor ve sihirli hareketlerini sergilemiyordu. Üç gün önce girmişti on kasabanın yeniden kurulduğu bölgeye. Ama artık zamanının geldiğini hissediyordu. Başlığını geriye attı ve altın saçları omuzlarında dalgalanarak tüm güneş ışınlarını yuttu.
Altın sarısı saçlar ve mavi gözler ahenkle yeniden gün ışığında buluşurken aşık yavaş adımlarla köyün ortasında birlikte durmakta olan köylülerin ve üç paladinle onların lideri olduğunu artık bildiği adamın yanın doğru ilerledi. Sırtındaki arpı ve belinde asılı duran flüdü pelerini rüzgârda dalgalanmaya başladığında ortaya çıktı ve adam yanlarına yaklaşırken yavaşça selam verdi. Mavi gözleri sevinçle parlıyordu. Karşısında duran adamlarda yepyeni hikayeler vardı.
"İyi günler sör şövalyeler ve kutsal halk." Sonra bakışları eskiden çatlak kazan diye bilinen ama şimdi cehennemin ortasında on kasaba ile birlikte yatmakta olan hanın sahibi Lemmak'a gitti. "Sizi hatırlıyorum!" dedi suratında büyük bir gülümseme ile. "Hancıların müşterilerini unutmamak gibi bir huyları olduğunu düşünüyorum sayın Lemmak!" dedi altın saçları hafif rüzgârda dalgalanırken.
*Elisyum kraliyet aşığı Adoris Tellitelak.
Adam bir aşıktı. Eskiden on kasabaya bir çok kez uğramış bir aşık. şarkıları ve sihirli hareketleri ile insanları adeta büyüleyen, belkide dünyanın en ünlü aşığıydı o. şehrin yok oluş haberleri onun ellerindeydi ve dış dünyaya gitmeye hazırdı. O on kasaba ile dış dünyanın arasındaki bir köprü gibiydi. Belirli periyotlarla on kasabaya gelir ve bir kısım kahramanlık şarkılarının insanların rüyalarından çekip alarak yeniden dış dünyaya açılırdı.
Üç gündür şarkılarını söylemiyor ve sihirli hareketlerini sergilemiyordu. Üç gün önce girmişti on kasabanın yeniden kurulduğu bölgeye. Ama artık zamanının geldiğini hissediyordu. Başlığını geriye attı ve altın saçları omuzlarında dalgalanarak tüm güneş ışınlarını yuttu.
Altın sarısı saçlar ve mavi gözler ahenkle yeniden gün ışığında buluşurken aşık yavaş adımlarla köyün ortasında birlikte durmakta olan köylülerin ve üç paladinle onların lideri olduğunu artık bildiği adamın yanın doğru ilerledi. Sırtındaki arpı ve belinde asılı duran flüdü pelerini rüzgârda dalgalanmaya başladığında ortaya çıktı ve adam yanlarına yaklaşırken yavaşça selam verdi. Mavi gözleri sevinçle parlıyordu. Karşısında duran adamlarda yepyeni hikayeler vardı.
"İyi günler sör şövalyeler ve kutsal halk." Sonra bakışları eskiden çatlak kazan diye bilinen ama şimdi cehennemin ortasında on kasaba ile birlikte yatmakta olan hanın sahibi Lemmak'a gitti. "Sizi hatırlıyorum!" dedi suratında büyük bir gülümseme ile. "Hancıların müşterilerini unutmamak gibi bir huyları olduğunu düşünüyorum sayın Lemmak!" dedi altın saçları hafif rüzgârda dalgalanırken.
*Elisyum kraliyet aşığı Adoris Tellitelak.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Gorath wrote: "İyi günler sör şövalyeler ve kutsal halk." Sonra bakışları eskiden çatlak kazan diye bilinen ama şimdi cehennemin ortasında on kasaba ile birlikte yatmakta olan hanın sahibi Lemmak'a gitti. "Sizi hatırlıyorum!" dedi suratında büyük bir gülümseme ile. "Hancıların müşterilerini unutmamak gibi bir huyları olduğunu düşünüyorum sayın Lemmak!" dedi altın saçları hafif rüzgârda dalgalanırken.
logan atı ile döndü yeni gelen atlıya..''selam '' logan askerlere baktı'' beyler yerlerinize dikatli olun, her türlü tehlikeye karşı dikatli olun''
tekrar atlıya döndü... ''buyrun efendim''
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel nöbet tuttuğu yere doğru ilerliyordu kutsal savaş bineği üstünde..Arkasından baktıgında Cüce ninde geldigini gördü..Atını yavaşlattı ve cüce ile aynı hızda ilerlemeye başladı..
''Silverhorn dikkatli ol..'' diyerek atına zihinsel emirini yolladı..Cüceye gülümseyerek bir bakış attıktan sonra yoluna devam etti..Cüceyi atına davet edebilirdi ancak..Biliyorduki cüce atları sevmiyor..Ve binmeyi reddediyordu..
Bir yandanda düşüncelerine daldı..İçindeki tuaflık bir türlü geçmiyordu..''Fırtına önceki sessizlik''diye fısıldadı kendi kendine.Ardından bir iç çekiş yaşadı..Dikkatli olunması gerektigini biliyordu..Bir terslik olacagını biliyordu..Logan ın belirttigine göre onkasaba bir tehlike içerisinde idi..Ancak geldiklerinden beri gözeçarpan bir durum farketmemişti..Karanlık gene neyin peşinde idi..
Etrafını süzdü ve cüceye baktı..Oda hissedebiliyormuydu acaba..Yoksa bu his sadece kendisinde mi vardı..Etrafına bakınmaya devam etti..Yakınındaki insanlara..Karanlıgın saldırısı onlara önceden bildirilmişti..Ancak bu saldırı nereden olacaktı..Nasıl olacaktı..Kasabaya apar topar gitmişlerdi sanki bir kuşatma varmışcasına..Ancak geldiklerinde kasabayı bıraktıkları gibi bulmuşlardı..Etrafını ve insanları incelemeye devam etti....Herkez ve herşey normal gibi görünüyordu..Göze çarpan hiçbirşey yoktu..
Kendi düşünceleri beyninde yankılandı atını sürerken..
''Göze çarpan birşey yok..''
Horcoel etrafına baktı.Ve aniden durdu cüceyi şaşkınlıga ugratarak.Etrafı dinledi..İzledi..Baktı...Topluluga..Etrafındaki her şeye her yapıya..Ã?özüm belki de buydu..Gözle görünecek birşey yoktuysa belki gözle görünmeyen birşeyi farkedebilirdi..
Nöbet yerine azıcık bir mesafe kalmıştı..Cüceye parmagı ile ''Dur'' işareti yaptı ve atını yavaş ve emin adımlarla 360 derece döndürürken kutsal büyüsüne başladı..
''Yüce Oren..Adaletin koruyucusu..Savaşın tanrısı..Bu şovalyene Doğru ile Yanlışı göster..Göster ki...Kutsal ışıgın gözlerime yol göstersin..Göster ki...Adalet bir kez daha yerini bulsun..Göster ki karanlık saklandıgı yerden mal olsun..''
Horcoel renk kavramını kaybederek etrafını sadece siyah..beyaz olarak görebildigini farketti..Görüntüsünün bulanıklaşmasından kaynaklanarak kısa bir süre gözlerini kapatı..Sonra yeniden açtı..İnşa edilmekte olan kasabaya ve kasabalılara baktı...Artık iyi ile kötüyü ayırt edebilecekti..En iyisi ise kasabadaki tuaf sessizlik hakkındaki şüpelerini giderebilecekti..''Umarım''diye düşündü..''Karanlık henüz kasabaya ulaşmamıştır..''
(Rp dışı:Farketme denemesi..Büyü ise detect evil..İkisini aynı anda kullanmayı deniyecegim..)
''Silverhorn dikkatli ol..'' diyerek atına zihinsel emirini yolladı..Cüceye gülümseyerek bir bakış attıktan sonra yoluna devam etti..Cüceyi atına davet edebilirdi ancak..Biliyorduki cüce atları sevmiyor..Ve binmeyi reddediyordu..
Bir yandanda düşüncelerine daldı..İçindeki tuaflık bir türlü geçmiyordu..''Fırtına önceki sessizlik''diye fısıldadı kendi kendine.Ardından bir iç çekiş yaşadı..Dikkatli olunması gerektigini biliyordu..Bir terslik olacagını biliyordu..Logan ın belirttigine göre onkasaba bir tehlike içerisinde idi..Ancak geldiklerinden beri gözeçarpan bir durum farketmemişti..Karanlık gene neyin peşinde idi..
Etrafını süzdü ve cüceye baktı..Oda hissedebiliyormuydu acaba..Yoksa bu his sadece kendisinde mi vardı..Etrafına bakınmaya devam etti..Yakınındaki insanlara..Karanlıgın saldırısı onlara önceden bildirilmişti..Ancak bu saldırı nereden olacaktı..Nasıl olacaktı..Kasabaya apar topar gitmişlerdi sanki bir kuşatma varmışcasına..Ancak geldiklerinde kasabayı bıraktıkları gibi bulmuşlardı..Etrafını ve insanları incelemeye devam etti....Herkez ve herşey normal gibi görünüyordu..Göze çarpan hiçbirşey yoktu..
Kendi düşünceleri beyninde yankılandı atını sürerken..
''Göze çarpan birşey yok..''
Horcoel etrafına baktı.Ve aniden durdu cüceyi şaşkınlıga ugratarak.Etrafı dinledi..İzledi..Baktı...Topluluga..Etrafındaki her şeye her yapıya..Ã?özüm belki de buydu..Gözle görünecek birşey yoktuysa belki gözle görünmeyen birşeyi farkedebilirdi..
Nöbet yerine azıcık bir mesafe kalmıştı..Cüceye parmagı ile ''Dur'' işareti yaptı ve atını yavaş ve emin adımlarla 360 derece döndürürken kutsal büyüsüne başladı..
''Yüce Oren..Adaletin koruyucusu..Savaşın tanrısı..Bu şovalyene Doğru ile Yanlışı göster..Göster ki...Kutsal ışıgın gözlerime yol göstersin..Göster ki...Adalet bir kez daha yerini bulsun..Göster ki karanlık saklandıgı yerden mal olsun..''
Horcoel renk kavramını kaybederek etrafını sadece siyah..beyaz olarak görebildigini farketti..Görüntüsünün bulanıklaşmasından kaynaklanarak kısa bir süre gözlerini kapatı..Sonra yeniden açtı..İnşa edilmekte olan kasabaya ve kasabalılara baktı...Artık iyi ile kötüyü ayırt edebilecekti..En iyisi ise kasabadaki tuaf sessizlik hakkındaki şüpelerini giderebilecekti..''Umarım''diye düşündü..''Karanlık henüz kasabaya ulaşmamıştır..''
(Rp dışı:Farketme denemesi..Büyü ise detect evil..İkisini aynı anda kullanmayı deniyecegim..)
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Kasabadaki insanların arasında seyrek de olsa çok sayıda kırmızı auralı kişi vardı. Bu kişilerin bazıları üzgün ya da depresif yüz ifadeleri takınırken, bazıları da sert ve ciddi tavırlar sergiliyorlardı. Horcoel bu kadar sayıda kişiyi sorgulamaya kalkarsa bütün gününü harcaması gerekebilirdi.
Kasaba halkı öğle vaktinin yaklaşmasıyla aç, susuz ve onları yaklaşan yağmurdan ve soğuktan koruyacak gerekli ekipman ve barınak eksikliği nedeniyle hastalanmaya yüz tutmuş bir haldeydi.
şimdiden geniş ve düz ovada öksürük ve çocuk ağlamalarının yankıları başgöstermeye başlamıştı...
Kasaba halkı öğle vaktinin yaklaşmasıyla aç, susuz ve onları yaklaşan yağmurdan ve soğuktan koruyacak gerekli ekipman ve barınak eksikliği nedeniyle hastalanmaya yüz tutmuş bir haldeydi.
şimdiden geniş ve düz ovada öksürük ve çocuk ağlamalarının yankıları başgöstermeye başlamıştı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Harbormm etrafta bir tuhaflık hissediyordu...Bu bu..tanımlayamadığı birşeydi..Daha sonra yanlarına gelen atlıya baktı...Burada bir gariplik var dedi içinden...
Sonra Horcoel'in o bakışları...Cüce birden şaşkınlığa uğradı...Horcoel'e ''Sen iyimisin?.Bir garip gözüküyorsun''dedi ve paladinin kasabaya birşeyler arıyormuş gibi bakışlarını şaşkınlıkla izledi..Birden Horcoel'in parmak işaretiyle dur dediğini duydu..Ve birden paladinin bir büyüye başladığını gördü..Büyü onun için çok uzak bir kavramdı..Büyüyü pek sevdiği söylenemezdi...Horcoel'in büyüsünü bitirmesini bekledi... Horcoel'in büyüsünü bitirmesini beklerken onun bu garip hareketlerinden bir anlam çıkarmaya çalıştı...
İçinden''Acaba burada bizim göremediğimiz bir tehlikemi bulunuyor?''dedi kendi kendine....
Ve Horcoel'in büyüsü bitince etraftaki garipliği izledi..Horcoel'e dönerek ''Bırada acayip birşeyler oluyor..Ve sen bunun nedenini biliyor olmalısın..''dedi''Bana bu acayipliği açıklayabilirmisin?''dedi ve Horcoel'den bi yanıt beklemek umuduyla...
Sonra Horcoel'in o bakışları...Cüce birden şaşkınlığa uğradı...Horcoel'e ''Sen iyimisin?.Bir garip gözüküyorsun''dedi ve paladinin kasabaya birşeyler arıyormuş gibi bakışlarını şaşkınlıkla izledi..Birden Horcoel'in parmak işaretiyle dur dediğini duydu..Ve birden paladinin bir büyüye başladığını gördü..Büyü onun için çok uzak bir kavramdı..Büyüyü pek sevdiği söylenemezdi...Horcoel'in büyüsünü bitirmesini bekledi... Horcoel'in büyüsünü bitirmesini beklerken onun bu garip hareketlerinden bir anlam çıkarmaya çalıştı...
İçinden''Acaba burada bizim göremediğimiz bir tehlikemi bulunuyor?''dedi kendi kendine....
Ve Horcoel'in büyüsü bitince etraftaki garipliği izledi..Horcoel'e dönerek ''Bırada acayip birşeyler oluyor..Ve sen bunun nedenini biliyor olmalısın..''dedi''Bana bu acayipliği açıklayabilirmisin?''dedi ve Horcoel'den bi yanıt beklemek umuduyla...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Cervantes diğer şovalyelerle beraber ovaya geldiklerinde iyi bir şekilde organize olduklarını görünce içinde umudun sıcaklığını hissetti. Atını sevgiyle okşadı ve bir ağaca bağladı. Fakat kasabalıların durumu içler acısıydı. Ağlamakta olan çocuğunu susturmaya çalışan bir kadının yanına gitti. Kadın da koybolan ülkesi ve kaybettiği şeyler yüzünden ağlıyordu. Kadın kırmızı bir aurayla parlıyordu ve içinde öfke nefret barındırdığı belliydi... Kadının başka birisinin matarasına doğru kaçak bakışlar attığını farketti. Kadının hırsızlık yapmak istediğine karar verdi Cervantes, fakat bunu su isteyen 2-3 yaşlarındaki çocuğunun ağlamasını susturmak için yapacaktı belli ki.
Cervantes kadına baktı gülümseyerek, kendi matarasını çıkardı ve kadına uzattı:
"En umutsuz zamanlarda bile inancınızı yitirmeyin hanım efendi..." diye fısıldadı kadına...
Annenin gülümseyen teşekkürünün ardından kadının gözündeki yaşları sildi yavaşça. Kadının aurasının artık kırmızı olmadığını farkedince kadının elini öptü nazikçe...
Bir an geri çekildi ve etrafına baktı. "Yanında kap kacak ya da matarası olanlar bu tarafa gelsin!" diye bağırdı tüm gücüyle Oren'in seçilmişi...
Ellerinde mataralarla meraklı gözlerle ona bakanlara gülümseyerek karşılık verdi. Büyük bir kabı bir kasabalıdan rica etti ve yere koydu.
"Yüce Tanrım, bana bir mucize bahşet!"
*Spellcraft bilenler için: Divine(Create Water)*
Tanrısının adını şimdi söylemek kasabalıların tepkisini çekebilirdi. Duygusal olarak yoğun bir durumdaydılar ve Oren'in bir şovalyesine güvenmeyip ona öfke duyabilirlerdi. Ã?nce kalplerini kazanmalıydı Cervantes.
Büyük kabın suyla dolduğunu gören insanlar merakla Cervantes'e baktılar. "Su Tanrılar tarafından kutsanmıştır, içebilirsiniz kardeşlerim." diye bağırdı mutlu bir şekilde. İnsanlar heyecanla şovalyenin etrafını sardılar. Yakarmalar ve ricalar boğucu olsa da şovalye bunlara katlanmasını çok önceden öğrenmişti. "Mataralarınızı bir araya koyun kardeşlerim!" diye bağırdı adam ve bir anda yanyana koyulmuş matara ve kapların başına geçti ve büyüsünü bir kaç kez daha tekrarladı sessizce...
Litrelerce su kaplarda mucizevi bir şekilde oluşurken insanlar mutlulukla birbirlerine sarıldılar fakat izdiham kaçınılmazdı. Yine de Cervantes bir şekilde insanları iyi bir şekilde etkilemek zorunda olduğunu biliyordu.
Teşekkürler ve ricalar arasında şovalye dik ve mağrur bir halde bekledi ve insanlara bir gülümsemeyle yanıt verdi.
"Kardeşlerim! Dağlardan kaynak suyu bulmalıyız... Elimizdeki su bize yetmeyecektir! Dağlarda bir su kaynağı bilen var mı?" diye bağırdı şovalye... Bu sırada gözleri *o ormanı* aradı umutsuzca...
Cervantes kadına baktı gülümseyerek, kendi matarasını çıkardı ve kadına uzattı:
"En umutsuz zamanlarda bile inancınızı yitirmeyin hanım efendi..." diye fısıldadı kadına...
Annenin gülümseyen teşekkürünün ardından kadının gözündeki yaşları sildi yavaşça. Kadının aurasının artık kırmızı olmadığını farkedince kadının elini öptü nazikçe...
Bir an geri çekildi ve etrafına baktı. "Yanında kap kacak ya da matarası olanlar bu tarafa gelsin!" diye bağırdı tüm gücüyle Oren'in seçilmişi...
Ellerinde mataralarla meraklı gözlerle ona bakanlara gülümseyerek karşılık verdi. Büyük bir kabı bir kasabalıdan rica etti ve yere koydu.
"Yüce Tanrım, bana bir mucize bahşet!"
*Spellcraft bilenler için: Divine(Create Water)*
Tanrısının adını şimdi söylemek kasabalıların tepkisini çekebilirdi. Duygusal olarak yoğun bir durumdaydılar ve Oren'in bir şovalyesine güvenmeyip ona öfke duyabilirlerdi. Ã?nce kalplerini kazanmalıydı Cervantes.
Büyük kabın suyla dolduğunu gören insanlar merakla Cervantes'e baktılar. "Su Tanrılar tarafından kutsanmıştır, içebilirsiniz kardeşlerim." diye bağırdı mutlu bir şekilde. İnsanlar heyecanla şovalyenin etrafını sardılar. Yakarmalar ve ricalar boğucu olsa da şovalye bunlara katlanmasını çok önceden öğrenmişti. "Mataralarınızı bir araya koyun kardeşlerim!" diye bağırdı adam ve bir anda yanyana koyulmuş matara ve kapların başına geçti ve büyüsünü bir kaç kez daha tekrarladı sessizce...
Litrelerce su kaplarda mucizevi bir şekilde oluşurken insanlar mutlulukla birbirlerine sarıldılar fakat izdiham kaçınılmazdı. Yine de Cervantes bir şekilde insanları iyi bir şekilde etkilemek zorunda olduğunu biliyordu.
Teşekkürler ve ricalar arasında şovalye dik ve mağrur bir halde bekledi ve insanlara bir gülümsemeyle yanıt verdi.
"Kardeşlerim! Dağlardan kaynak suyu bulmalıyız... Elimizdeki su bize yetmeyecektir! Dağlarda bir su kaynağı bilen var mı?" diye bağırdı şovalye... Bu sırada gözleri *o ormanı* aradı umutsuzca...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Adoris yavaşça yaklaştı bşövalyeye saygı ile selam vererek "Siz Logan olmalısınız!" dedi suratında bir gülümseme ile. Tanıyordu onu. Bir kaç gündür izliyordu sürekli.
Ölümün ötesinden beri
Sadece gurur için var
Ama başka bir duygu
Bastırıyor duygusunu
Yavaşça hancıya doğru ilerledi ve ona baktı. Onun işi hancıylaydı. Sonra bakışlarını isminin Squan olduğunu bildiği şövalyeye çevirdi. Yıllar önce buraya geldiğinde olanları hatırlıyordu. Unholy ölmüştü ve yerini genç bir şövalyeye devretmişti. İşte bu şövalye o olmalıydı.
"Sör Squan!" dedi. "Sizinle tanışmak bir şereftir benim için." İnce parmakları ile eli öne uzandı. Suratında dostça bir gülümseme vardı.
*Elisyum kraliyet aşığı Adoris Tellitelak
Ölümün ötesinden beri
Sadece gurur için var
Ama başka bir duygu
Bastırıyor duygusunu
Yavaşça hancıya doğru ilerledi ve ona baktı. Onun işi hancıylaydı. Sonra bakışlarını isminin Squan olduğunu bildiği şövalyeye çevirdi. Yıllar önce buraya geldiğinde olanları hatırlıyordu. Unholy ölmüştü ve yerini genç bir şövalyeye devretmişti. İşte bu şövalye o olmalıydı.
"Sör Squan!" dedi. "Sizinle tanışmak bir şereftir benim için." İnce parmakları ile eli öne uzandı. Suratında dostça bir gülümseme vardı.
*Elisyum kraliyet aşığı Adoris Tellitelak
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Murdak saatlerce ilerledikten sonra on kasabanın olduğu yere sonunda varabilmişti ama eski dostu kadim findor un söyledikleri doğru çıkmıştı on kasaba yok edilmişti...
Onu son gördüğünden beri çok zaman geçmemişti ama diyardaki çeşitli gelişmeleri çeşitli yollarla dostuna gönderiyordu...
Ovanın ortasına doğru bakarken ufak boylu adam kalabalık bir grup gördü.
ve onlara doğru ilerlemeye başladı tedbirli gidiyordu bu onun kanından geliyordu sürekli her yerde tedbirli idi...
sürekli ürkek ama her şeye hazır olarak ilerliyordu ve aklına bir anda gölge gibi düşen atalarını anımsadı ve sinsi bir gülüş attı adam onlara doğru asası ile ilerliyordu...
ve artık onlara çok yaklaşmıştı...
Onu son gördüğünden beri çok zaman geçmemişti ama diyardaki çeşitli gelişmeleri çeşitli yollarla dostuna gönderiyordu...
Ovanın ortasına doğru bakarken ufak boylu adam kalabalık bir grup gördü.
ve onlara doğru ilerlemeye başladı tedbirli gidiyordu bu onun kanından geliyordu sürekli her yerde tedbirli idi...
sürekli ürkek ama her şeye hazır olarak ilerliyordu ve aklına bir anda gölge gibi düşen atalarını anımsadı ve sinsi bir gülüş attı adam onlara doğru asası ile ilerliyordu...
ve artık onlara çok yaklaşmıştı...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Lemmak neye hayret edeceğine şaşırmıştı o kadar çok şey üstüste geliyordu ki. İlk önce halk adına taşlar için teşekkür etti. DAha sonra gözüne tanıdık gelen ozan... Tanıyordu sanki. Hancılar unutmaz diyordu. Çok şey olmuştu hatırlaması birkaç saniyesini aldı Lemmak'ın. "şimdi bildim sizi" dedi. Handa gelip şarkı çalımıştınız tekrar karşılaşmak ne güzel." DAha sonra gelen şovalye... Bir süre onu izledi. Mucizevi bir şekilde. su ihtiyacı karşılanmıştı. Bu normal bir insan olamazdı. Yaptığı şeyler... Hayır birçok büyücü görmüştü büyücü de değildi. Tanrılar tarafından kutsanmış su... Demek ki Tanrılarla yakından alakası olmalıydı. Seçilmiş biri gibi... Böyle kişilerin olduğunu bilmek içini rahatlatıyordu. Ozanın Logan ile konuşmasını dinledi. "Logan" evet orenin paladini'nin adı buydu. Handa o şoktan uyandıran kişi. Hafızası eskisi gibi çalışmaya başlıyordu. Herşeyi beklemeye almıştı. Onun yerine birçeok şeyle ilgilenecek kişiler vardı. İçi rahattı şimdilik. Ama kasaba bir an önce kurulmalıydı. Gözü ona verilen hediyeye kaydı. Neye yarıyordu ki bu taşlar. Kasabanın yararına kullanın demişlerdi. Peki nasıl? Birkaç değerli taş nasıl yardm edecekti kasabaya. Sormak geldi aklına. Ama kimsenin sözünü kesmek istemedi bekledi sadece...
* Lemmak
* Lemmak
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel gözlerini kısarak kasabaya baktı..Hala bir eli ile cüceyi kendisini rahatsız etmeden beklemesini işaret ediyordu..Paladin yavaşça etrafında döndü..Gördüğü manzara karşısında irkilmemek elinde değildi..
Acı ve yanlızlık..Horcoelin gözleri Kutsal büyünün etkisi ile ışıl ışıl parıldarken suratında şaşkın bir ifade bürünmüştü..Nasıl şaşırmazdıki gördükleri karşısında..Kasabada birçok insanın kalbine karanlık düşmüştü..Yanlız bu karanlık..Ancak bu karanlıgın çogunun içinde bulundukları durumdan kaynaklandıgını farketti..Suratlarındaki ifadeye dikkatini çekti.. solgun ve rahatsızdı..Bu yüzlere baktıgında karanlıktan çok yanlızlıgı kederi ve umutsuzlugu farketmişti..Paladin bir duygu seli altında boğulmuştu sanki gördükleri karşısında..Ancak bu insanlara umudu..ışığı..ve adaleti gösterecekti..Bu durumdan kurtulmaları için ışıgın yolunda elinden geleni yapacaktı..
Yalnız sadece gördükleri aciz durumdaki insanlar değildi..ciddi ve duygusuz bakışlı olanlar dikkatini çekti..Kendi kendine adamların görünüşlerini hafızasına kazıdı..Onlarla ilgilenecekti..Ancak önce mağrur durumda olanlarla ilgilenilmesi lazımdı..
Horcoel in mavi bir ışıltıyla parıldayan gözleri yavaşça söndü..Görecegi kadarını görmüştü..Yardım edilmesi gereken insanlar vardı..Edilecekti..Horcoel gözlerini kısarak kapattı..Görüşünün düzelmesi için gözlerini birkaç kez hızlıca açıp kapattıktan sonra bakışlarını cüceye dorğu çevirdi..Olup bitenlerin farkında değildi galiba cüce..bakışlarından belliydi..Ve bu bakışlar bir cevap istiyordu besbelli..
Nitekim sorusuda öyle olmuştu..
''Burada acayip birşeyler oluyor..Ve sen bunun nedenini biliyor olmalısın..Bana bu acayipligi açıklayabilirmisin..''demişti cüce..
Cüceye asil ve mağrur birşekilde baktı..Tam bir cüce savaşçısı diye düşündü içinden..Ne kadar aceleciydi..
''Kasabaya bak şovalye..dedi kısık emredici bir ses tonu ile..Ne görüyorsun..''
Cücenin şaşkın ifadesine karşılık devam etti sözlerine..
''İyi bir savaşçısın şovalye..dedi cüceyi inceleyen bir bakışla..Kudretli..Azimli..Yiğit..
Belki baltanın gücü ile birçok zorlu rakibi öldürebilirsin şovalye..Azimin vücuduna yigitligin destanına yazılır belki..Ancak şu insanlara bir bak...Ellerinde birbirlerinden başka hiçbirşeyi kalmayan şu insanlara...Ne mi görüyorum şovalye..Sana ne gördügümü söyleyeyim..''
''Acıyı;hüzünü..Kederi..Ve..''dedi duraksayarak
''Umutsuzlugu...''
Horcoel bir an yutkundu..Gözleri kasabalıların hüzünün anlatırcasına bir an parıldadı ve cücenin gözlerine döndü..Dimdik ve asil bir şekilde..
''Bu insanlara biz umudu yerleştirmek ve canımız pahasına onları korumaya..Onlara ne pahasına olursa olsun yardım etmeye geldik..''Ve edecegiz de..''
Horcoel cüceyi şaşkınlık dolu bakışları ile baş başına bıraktı ve atının üzerinden yavaşça yere indi..Cüceye eğilerek fısıldadı..
''Gördüklerim arasında şüphe uyandıran tipler de vardı dedi Horcoel cüceye doğru..Dikkatini sakın bozma..Arkan sağlam bir yerde dursun..''
Sonra gümüş grisi bineğine döndü..Atın eyerindeki sırt çantasını kurcaladıktan sonra ufak bir parşomen parçası ile bir kalem çıkarttı...Bir an duraksadı ancak sonra..
Parşomeni açtı ve yazmaya başladı..
''Soylu tapınak koruyucu Logan..Yüce Lord Oren in bana gösterdigine göre Kasabanın yardıma ihtiyacı var..Yüce Orenin bana gösterdikleri arasında kasabada dolaşan kötü niyetli insanlar da bulunmakta..
Her neredeyseniz Sir Logan..Bir paladin olarak mesajımı aldıgınızda ben kasabaya umudu yaymak için yapabildiklerime bakıcağım..Ve hastaları iyileştirmek için de tabi..Gerçekten açlık ve hastalık kol geziyor kasabada..Bu arada.Kötü kişiler konusunda dikkatli olmanız için sizi tekrar uyarırım..Ve en kısa zamanda sizin de yardımınızı bekliyorum..''
Oren Paladini ve Tapınak şovalyesi..
Horcoel Baator..
Horcoel Kutsal şovalye bineğinin başını okşadı..''Bunu derhal şovalye lideri Sir Logan a ulaştır..''dedi..Ve bana geri dön..
Cüceye doğru dönerek..
''Ben insanlara yardıma gidiyorum dedi..Ancak sen nöbet yerine gitmelisin..''
Horcoel arkasını döndü ve kasabalıları inceledi..Nereden başlayacagını bilmiyordu..Ancak bi yerden başlaması gerekiyordu..[/i]
Acı ve yanlızlık..Horcoelin gözleri Kutsal büyünün etkisi ile ışıl ışıl parıldarken suratında şaşkın bir ifade bürünmüştü..Nasıl şaşırmazdıki gördükleri karşısında..Kasabada birçok insanın kalbine karanlık düşmüştü..Yanlız bu karanlık..Ancak bu karanlıgın çogunun içinde bulundukları durumdan kaynaklandıgını farketti..Suratlarındaki ifadeye dikkatini çekti.. solgun ve rahatsızdı..Bu yüzlere baktıgında karanlıktan çok yanlızlıgı kederi ve umutsuzlugu farketmişti..Paladin bir duygu seli altında boğulmuştu sanki gördükleri karşısında..Ancak bu insanlara umudu..ışığı..ve adaleti gösterecekti..Bu durumdan kurtulmaları için ışıgın yolunda elinden geleni yapacaktı..
Yalnız sadece gördükleri aciz durumdaki insanlar değildi..ciddi ve duygusuz bakışlı olanlar dikkatini çekti..Kendi kendine adamların görünüşlerini hafızasına kazıdı..Onlarla ilgilenecekti..Ancak önce mağrur durumda olanlarla ilgilenilmesi lazımdı..
Horcoel in mavi bir ışıltıyla parıldayan gözleri yavaşça söndü..Görecegi kadarını görmüştü..Yardım edilmesi gereken insanlar vardı..Edilecekti..Horcoel gözlerini kısarak kapattı..Görüşünün düzelmesi için gözlerini birkaç kez hızlıca açıp kapattıktan sonra bakışlarını cüceye dorğu çevirdi..Olup bitenlerin farkında değildi galiba cüce..bakışlarından belliydi..Ve bu bakışlar bir cevap istiyordu besbelli..
Nitekim sorusuda öyle olmuştu..
''Burada acayip birşeyler oluyor..Ve sen bunun nedenini biliyor olmalısın..Bana bu acayipligi açıklayabilirmisin..''demişti cüce..
Cüceye asil ve mağrur birşekilde baktı..Tam bir cüce savaşçısı diye düşündü içinden..Ne kadar aceleciydi..
''Kasabaya bak şovalye..dedi kısık emredici bir ses tonu ile..Ne görüyorsun..''
Cücenin şaşkın ifadesine karşılık devam etti sözlerine..
''İyi bir savaşçısın şovalye..dedi cüceyi inceleyen bir bakışla..Kudretli..Azimli..Yiğit..
Belki baltanın gücü ile birçok zorlu rakibi öldürebilirsin şovalye..Azimin vücuduna yigitligin destanına yazılır belki..Ancak şu insanlara bir bak...Ellerinde birbirlerinden başka hiçbirşeyi kalmayan şu insanlara...Ne mi görüyorum şovalye..Sana ne gördügümü söyleyeyim..''
''Acıyı;hüzünü..Kederi..Ve..''dedi duraksayarak
''Umutsuzlugu...''
Horcoel bir an yutkundu..Gözleri kasabalıların hüzünün anlatırcasına bir an parıldadı ve cücenin gözlerine döndü..Dimdik ve asil bir şekilde..
''Bu insanlara biz umudu yerleştirmek ve canımız pahasına onları korumaya..Onlara ne pahasına olursa olsun yardım etmeye geldik..''Ve edecegiz de..''
Horcoel cüceyi şaşkınlık dolu bakışları ile baş başına bıraktı ve atının üzerinden yavaşça yere indi..Cüceye eğilerek fısıldadı..
''Gördüklerim arasında şüphe uyandıran tipler de vardı dedi Horcoel cüceye doğru..Dikkatini sakın bozma..Arkan sağlam bir yerde dursun..''
Sonra gümüş grisi bineğine döndü..Atın eyerindeki sırt çantasını kurcaladıktan sonra ufak bir parşomen parçası ile bir kalem çıkarttı...Bir an duraksadı ancak sonra..
Parşomeni açtı ve yazmaya başladı..
''Soylu tapınak koruyucu Logan..Yüce Lord Oren in bana gösterdigine göre Kasabanın yardıma ihtiyacı var..Yüce Orenin bana gösterdikleri arasında kasabada dolaşan kötü niyetli insanlar da bulunmakta..
Her neredeyseniz Sir Logan..Bir paladin olarak mesajımı aldıgınızda ben kasabaya umudu yaymak için yapabildiklerime bakıcağım..Ve hastaları iyileştirmek için de tabi..Gerçekten açlık ve hastalık kol geziyor kasabada..Bu arada.Kötü kişiler konusunda dikkatli olmanız için sizi tekrar uyarırım..Ve en kısa zamanda sizin de yardımınızı bekliyorum..''
Oren Paladini ve Tapınak şovalyesi..
Horcoel Baator..
Horcoel Kutsal şovalye bineğinin başını okşadı..''Bunu derhal şovalye lideri Sir Logan a ulaştır..''dedi..Ve bana geri dön..
Cüceye doğru dönerek..
''Ben insanlara yardıma gidiyorum dedi..Ancak sen nöbet yerine gitmelisin..''
Horcoel arkasını döndü ve kasabalıları inceledi..Nereden başlayacagını bilmiyordu..Ancak bi yerden başlaması gerekiyordu..[/i]
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Squan için her şey bir anda olup gelişmişti.İlk başta başları tanıdık gelen bir şovalye ordusu kasabaya gelmişti.Adamın adı logan dı ve squan ı tanıyordu.Hoş Logan da squan a tanıdık gelmişti.Nereden tanınıdığını o an için düşünmemişti.O ara konuştuğu iki kişi kasabadan ayrılmışlardı.daha sonra bir grup şövalye lemmak a taş vermişti.Squan bunların hepsini sessiz bir şekilde izlemişti.Daha sonra bir şovalye tanrısının gücünü kullanarak- squan adamın başka türlü su üretemeyeceği görüşündeydi- su üretmeye başlamıştı.Squan komutan Logan ı -komutan olduğunu sanıyordu.Ã?ünkü etraftaki bütün şovalyeler onu dinliyordu- selamlamadığı aklına geldi.Tam logan a bir şey söyleyeceği anda squan ona birinin seslendiğini duydu.O yöne doğru baktığında altın sarısı saçları olan,mavi gözlü bir adamın olduğunu farketti.Bu adamı daha önce hiç görmemişti. Bu adam squan ı nasıl tanıyordu.Squan bütün bu olanlara kafa yormaya çalışıyordu.Daha sonra adama selam vererek;
"Bende şeref duydum efendim.Bana isminizi lutfederseniz sevinirim yanlız."
Squan adama gülümsemişti.Adamın güvenilir bir tavrı vardı...
"Bende şeref duydum efendim.Bana isminizi lutfederseniz sevinirim yanlız."
Squan adama gülümsemişti.Adamın güvenilir bir tavrı vardı...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
murdak gruba doğru yaklaşmaya başladı ve diplerine kadar geldi...
ilk dikkatini çeken bütün bir zırh içinde bir sembol taşıyan şovalye olmuştu ve aynısından bir tane daha bir kaç kişi daha vardı..
aralarına geçmeden yanlarında durdu ve asasını yere vurdu...
"herkese merhabalar" dedş ve selamladı...
ilk dikkatini çeken bütün bir zırh içinde bir sembol taşıyan şovalye olmuştu ve aynısından bir tane daha bir kaç kişi daha vardı..
aralarına geçmeden yanlarında durdu ve asasını yere vurdu...
"herkese merhabalar" dedş ve selamladı...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Neler oluyordu....
Aşık kendisine içten bir cevap veren şövalyeye baktı ve "Ben Adoris!" dedi. "Adoris Tellitelak. Elisyum Kraliyet aşığıyım. Sizlerin şarkılarını almak ve size diyar dışında da yaşayan kahramanların şarkılarını söylemek için buradayım efendim." Yeniden gülümsedi ve ışıl ışıl mavi gözlerle Squana baktı. Bu şövalyeyi hatırlıyordu. Diyardan gitmeden önce onu uzun süre izlemişti ve geleceği ile ilgili tamda şu anda gördüğü gibi bir hayatı olacağı düşünceleri ile diyardan ayrılmıştı. Sadece kısa bir süre için buradaydı ve bu şövalye ile tanışmak gerçekten güzel bir şeydi.Squan wrote:Squan için her şey bir anda olup gelişmişti.İlk başta başları tanıdık gelen bir şovalye ordusu kasabaya gelmişti.Adamın adı logan dı ve squan ı tanıyordu.Hoş Logan da squan a tanıdık gelmişti.Nereden tanınıdığını o an için düşünmemişti.O ara konuştuğu iki kişi kasabadan ayrılmışlardı.daha sonra bir grup şövalye lemmak a taş vermişti.Squan bunların hepsini sessiz bir şekilde izlemişti.Daha sonra bir şovalye tanrısının gücünü kullanarak- squan adamın başka türlü su üretemeyeceği görüşündeydi- su üretmeye başlamıştı.Squan komutan Logan ı -komutan olduğunu sanıyordu.Ã?ünkü etraftaki bütün şovalyeler onu dinliyordu- selamlamadığı aklına geldi.Tam logan a bir şey söyleyeceği anda squan ona birinin seslendiğini duydu.O yöne doğru baktığında altın sarısı saçları olan,mavi gözlü bir adamın olduğunu farketti.Bu adamı daha önce hiç görmemişti. Bu adam squan ı nasıl tanıyordu.Squan bütün bu olanlara kafa yormaya çalışıyordu.Daha sonra adama selam vererek;
"Bende şeref duydum efendim.Bana isminizi lutfederseniz sevinirim yanlız."
Squan adama gülümsemişti.Adamın güvenilir bir tavrı vardı...
Halka su dağıtan şövalyeye baktı ve 'Lord Orenin seçilmişi olmalı!' diye mırıldandı. Hepsi bir yana yaşamlar çok değişmişti. On kasabanın cehenneme gitmesinin üzerinden geçen bunca gün insanlara büyük acılar vermişti.
Bir gün yaşamlar
Diğer gün umutlar
Her gün bir diğerinden farklı
Değişik inançlar
Gidenler
En önemlisi bu gidenler...
Hafif bir ezgi ile mırıldandı şarkısını yeniden Squan'a bakarak. "On kasaba yeniden kurulacak sör Squan!" dedi mavi gözlerinde hafif süzülen yaşlarla. "Ve siz bunda büyük rol oynamış olacaksınız. Neden onları sizin gibi soylu birisi yönetmesin ki? Sizin gibi onurlu, insanların içine sadece şaşmaz bir güven veren bir şövalye neden onların liderleri olmasın?"
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
