10 kasabanın eskiden olduğu yerde.
Bir kaç uzun dakika Horcoelle konuşmadan geçti. Notun içinde ne olduğunu soracaktım deken arkada 12 - 13 yaşlarında bir erkek çocuğun bir taşın üzerine oturmuş, ağladığını gördüm. Ã?evresinde kimse yoktu onu bir anne şevkati ile saracak bir kucak. Ne kadar korkmuştu kimbilir.
Ã?ocuk çok zayıftı. Burnunu çekmesine vakılırsa hasta ve üşüyor olmalı. Çok acı ama büyük ihtimalle de kisesi yoktu. Horcoelin yanından ayrıldım ve çocuğun yanına gittim. Ã?ocuk beni görünce hemen göz yaşlarını sildi. Ã?evresine güçlü görünmeye çalışıyordu. Onun bu durumu bana birşeyler anımsattı. Bende eskiden onun gibiydim. Yani hem annesiz hem babasız kalmıştım. Rahip ustam beni ölümden kurtarmış bana hem annelik hem babalık etmişti.
Sanırım aynı işi bende yapmalıyım. Ã?ocuğun oturduğu taşın yanına oturdum.'' İyi misin yavrucuğum?'' Genç olmama rağmen böyle bir cümle kullanmam beni bile şaşırttı. Ã?ocuk ayağa kalktı ve dediki ''Tabiki iyim ve bana yavrucğum demezseniz sevinirim şovalye'' Belliki çocuğun içinde büyük bir nefret vardı. '' Açmısın yanımda birkaç yiyecek şey var istermisin?'' Ã?ocuk cevap vermedi. Sadece başını eğdi ''Anlşaşılan açsın'' Kalktım ve çocuğa birkaç parça ekmek uzattım. Ã?ocuk vahşi bi hayvan gibi elimden ekmeği aldı. Elimden aldığında parmaklarının mosmor olduğunu gördüm. Atımın yanına gittim kendim için aldığım battaniyeyi aldım ve çocuğun üzerine örttüm.
Bir yerden Lider Logan'ın borusunu çaldığını duydum. Ã?ocuğun kulağına eğildim '' Beni burda bekle ben birazdan dönücem. Beni beklersin değil mi? '' Alabildiğim en şirin yüz ifadesini almıştım. Ã?ocuk sadece gözlerini bana doğru dikti ve kafasını evet anlamında salladı.
Elfin arkadan ''Yürüyün saygıdeğer rahip..Ufukta hala ışık var'' dediğini duydum. Atıda yanına gelmişti. çocukla uğraşmaktan geldiğini bile duymamışım. Logan'a öksüzleri toplayıp tapınakta onlara eğitim verme fikrimi sunarım bu arada.
Horcoel'in arkasından Lider Logan'a doğru ilerledim. Etraf olağan dışı bir şekilde karanlığa bürünüyordu. Bir ışık büyüsü yapmaya başladım. Ellerimin arasına Lord Oren'in kutsal sembolü olan kolyeyi aldım. iyice sıktım.
YÃ?CE OREN SENİN İSMİNİ HAYKIRIYORUM BU KARANLIğIN LANETİNİ ÖZERİMİZDEN KALDIR. BENİM VÃ?CUDUMU YILDIZLAR KADAR PARLAKLAşTIR.
Ellerimi açtım.
Duamı bitirdiğimde Lider Loganın sözlerini duydum. Sesin olduğu yere doğru ilerledim. Bikaç çığlıklardan sadeec birkaç söz duyabildim.
''sakin ..................... oren bizim yanınızda'' sese gittikçe yaklaştım.
Ã?ocuk çok zayıftı. Burnunu çekmesine vakılırsa hasta ve üşüyor olmalı. Çok acı ama büyük ihtimalle de kisesi yoktu. Horcoelin yanından ayrıldım ve çocuğun yanına gittim. Ã?ocuk beni görünce hemen göz yaşlarını sildi. Ã?evresine güçlü görünmeye çalışıyordu. Onun bu durumu bana birşeyler anımsattı. Bende eskiden onun gibiydim. Yani hem annesiz hem babasız kalmıştım. Rahip ustam beni ölümden kurtarmış bana hem annelik hem babalık etmişti.
Sanırım aynı işi bende yapmalıyım. Ã?ocuğun oturduğu taşın yanına oturdum.'' İyi misin yavrucuğum?'' Genç olmama rağmen böyle bir cümle kullanmam beni bile şaşırttı. Ã?ocuk ayağa kalktı ve dediki ''Tabiki iyim ve bana yavrucğum demezseniz sevinirim şovalye'' Belliki çocuğun içinde büyük bir nefret vardı. '' Açmısın yanımda birkaç yiyecek şey var istermisin?'' Ã?ocuk cevap vermedi. Sadece başını eğdi ''Anlşaşılan açsın'' Kalktım ve çocuğa birkaç parça ekmek uzattım. Ã?ocuk vahşi bi hayvan gibi elimden ekmeği aldı. Elimden aldığında parmaklarının mosmor olduğunu gördüm. Atımın yanına gittim kendim için aldığım battaniyeyi aldım ve çocuğun üzerine örttüm.
Bir yerden Lider Logan'ın borusunu çaldığını duydum. Ã?ocuğun kulağına eğildim '' Beni burda bekle ben birazdan dönücem. Beni beklersin değil mi? '' Alabildiğim en şirin yüz ifadesini almıştım. Ã?ocuk sadece gözlerini bana doğru dikti ve kafasını evet anlamında salladı.
Elfin arkadan ''Yürüyün saygıdeğer rahip..Ufukta hala ışık var'' dediğini duydum. Atıda yanına gelmişti. çocukla uğraşmaktan geldiğini bile duymamışım. Logan'a öksüzleri toplayıp tapınakta onlara eğitim verme fikrimi sunarım bu arada.
Horcoel'in arkasından Lider Logan'a doğru ilerledim. Etraf olağan dışı bir şekilde karanlığa bürünüyordu. Bir ışık büyüsü yapmaya başladım. Ellerimin arasına Lord Oren'in kutsal sembolü olan kolyeyi aldım. iyice sıktım.
YÃ?CE OREN SENİN İSMİNİ HAYKIRIYORUM BU KARANLIğIN LANETİNİ ÖZERİMİZDEN KALDIR. BENİM VÃ?CUDUMU YILDIZLAR KADAR PARLAKLAşTIR.
Ellerimi açtım.
Duamı bitirdiğimde Lider Loganın sözlerini duydum. Sesin olduğu yere doğru ilerledim. Bikaç çığlıklardan sadeec birkaç söz duyabildim.
''sakin ..................... oren bizim yanınızda'' sese gittikçe yaklaştım.
Last edited by Slach on Tue Jan 04, 2005 2:47 am, edited 1 time in total.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
kuyruklu yaratık ortalığı birazda olsun karıştırmanın verdiği sevinçle kalabalığın arasına karışarak karanlık alandan uzaklaşmaya başlar ve giderken şaşalı şovalye nin sesini duyar tanrısına yalvarmaktadır insanların paniğe kapılması ayrı bir zevk verdi ve yüzünde pis bir sırıtışlar oradan uzaklaşmaya başladı gittiği yolu gayet iyi biliyordu tapınağa doğru ilerliyordu...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Logan'ın etrafındaki insanların gözlerinden o panik ve korku havası silinmişti. şovalyelerin yakınına gelen insanların korkuları sönen alevler gibi duruluyordu.
Cervantes öfkeyle karanlığın olduğu bölgeye doğru insanları yararak ilerledi. Etrafındaki insanların onun korkmayan gözlerinde methanet bulacağını umuyordu. Ve karanlık kürenin içerisine girdi...
Cervantes öfkeyle karanlığın olduğu bölgeye doğru insanları yararak ilerledi. Etrafındaki insanların onun korkmayan gözlerinde methanet bulacağını umuyordu. Ve karanlık kürenin içerisine girdi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Artık rahatça nefes alabiliyor etrafa daha farklı bir gözle bakabiliyordu.Yinede kendini suçlamıyorda değildi.
Cervantes tam karanlığın kaynağı olan objeye uzanırken, bir anda karanlığın ortadan kalktığını gördü, büyüyü yapan rahibe doğru baktı ve Tanrısının sembolünü boynunda görünce gülümsedi.
"Teşekkürler kardeşim..."
Yeniden dik bir şekilde durdu ve daha önce bahsettiği ufak tepeciğe doğru yöneldi... Diğer şovalyeleri beklerken etrafına göz gezdirdi...
Eski kuyular hala yerinde gibiydi. Su ihtiyaçlarını buradan karşılayabilirlerdi. Sabırla etrafını inceledi ve kasabayı ayaklarının üstünde yeniden duracak hale getirebilecek bir plan üzerinde düşünmeye başladı...
"Teşekkürler kardeşim..."
Yeniden dik bir şekilde durdu ve daha önce bahsettiği ufak tepeciğe doğru yöneldi... Diğer şovalyeleri beklerken etrafına göz gezdirdi...
Eski kuyular hala yerinde gibiydi. Su ihtiyaçlarını buradan karşılayabilirlerdi. Sabırla etrafını inceledi ve kasabayı ayaklarının üstünde yeniden duracak hale getirebilecek bir plan üzerinde düşünmeye başladı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel karanlıgın içerisinde ellerinde kılıçları olası bir saldırıya hazır bir şekilde ilerlerken elf gözlerinin de bir işe yaramadıgını anladı..''Yavaşla
Silver..''dedi..Göremiyordu..Ancak duyabiliyordu..Halkın panik içerisindeki sesini işitti..Yardım etmek istiyordu..Ancak göremiyordu..Sesler..Sadece sesler..Gürültüler çatırtılar..Korkuyu hissetti etrafında..İnsanların kalplerindeki korkuyu..Korkudan nefret ederdi paladin..Kendisi bünyesinde korkuya yer barındırmaz ve bulundugu yerdekilerinde kalbinden söküp alırdı korkuyu..Kafası karısmıs bir halde ilerliyorduki..Bu sırada bir ses duydu..Tanıdık bir ses..
'' lordum sen bu insanalara cesaret ver , bu korkuyu yenecek güç ver''
Horcoel karanlıkta anlamsızca gülümsedi..Bu ses Tapınak koruyucusun sesi idi..Karanlıkta sese doğru yönelmeye çalıştı..Kılıçlarını tekrar kınlarına soktu işine yaramayacagını farkedince...Ve sese doğru ilerlemeye devam etti..
Acaba bu karanlıgın nedeni ne olmuştu..Yoksa beklenilen saldırımı başlıyordu..
Silver..''dedi..Göremiyordu..Ancak duyabiliyordu..Halkın panik içerisindeki sesini işitti..Yardım etmek istiyordu..Ancak göremiyordu..Sesler..Sadece sesler..Gürültüler çatırtılar..Korkuyu hissetti etrafında..İnsanların kalplerindeki korkuyu..Korkudan nefret ederdi paladin..Kendisi bünyesinde korkuya yer barındırmaz ve bulundugu yerdekilerinde kalbinden söküp alırdı korkuyu..Kafası karısmıs bir halde ilerliyorduki..Bu sırada bir ses duydu..Tanıdık bir ses..
'' lordum sen bu insanalara cesaret ver , bu korkuyu yenecek güç ver''
Horcoel karanlıkta anlamsızca gülümsedi..Bu ses Tapınak koruyucusun sesi idi..Karanlıkta sese doğru yönelmeye çalıştı..Kılıçlarını tekrar kınlarına soktu işine yaramayacagını farkedince...Ve sese doğru ilerlemeye devam etti..
Acaba bu karanlıgın nedeni ne olmuştu..Yoksa beklenilen saldırımı başlıyordu..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel sese doğru ilerlerken gözüne bir parıltı ilişti.Büyülü karanlıktan dolayı kısılan gözleri.Parıltı karşısında irkilerek açılmıştı..Bu parıltı..''Evet''diye düşündü..Gittikçe büyüyordu..Sert ancak bilge bir ses eşlik ediyordu parıltıya..
''YÃ?CE OREN SENİN İSMİNİ HAYKIRIYORUM BU KARANLIğIN LANETİNİ ÖZERİMİZDEN KALDIR. BENİM VÃ?CUDUMU YILDIZLAR KADAR PARLAKLAşTIR.''
Horcoel tek elini kamaşan gözüne doğru götürdü..Ve gözlerini kapadı..Ses bittiği zaman parmaklarının arasından fışkıracak güçte bir ışık hüzmesi yayılmıştı...''Oren rahibi''diye fısıldadı kendi kendine..Gülümseyerek devam etti..''Karanlıgı yok ediyor..''
Horcoel gözlerini açtıgında ise Tapınak Koruyucusu Logan ı..Lord Oren in seçilmişini ve Oren rahibini gördü..Hepsini teker teker paladin usulu atının üzerinden eğilerek selamladıktan sonra Logan ın yanına doğru ilerlemeye başladı..
''Ã?ağrınız üzerine geldim Yüce tapınak koruyucusu..''dedi ve etrafına göz gezdirmeye başladı..
Burade ne oldugunu merak ediyor..Ancak..Saygısızlık etmek istemediginden dolayı soramıyordu..Diğerlerinin bakışlarındanda anladıgı gibi bekledigi taktirde sorularının cevaplarını alacaktı..
''YÃ?CE OREN SENİN İSMİNİ HAYKIRIYORUM BU KARANLIğIN LANETİNİ ÖZERİMİZDEN KALDIR. BENİM VÃ?CUDUMU YILDIZLAR KADAR PARLAKLAşTIR.''
Horcoel tek elini kamaşan gözüne doğru götürdü..Ve gözlerini kapadı..Ses bittiği zaman parmaklarının arasından fışkıracak güçte bir ışık hüzmesi yayılmıştı...''Oren rahibi''diye fısıldadı kendi kendine..Gülümseyerek devam etti..''Karanlıgı yok ediyor..''
Horcoel gözlerini açtıgında ise Tapınak Koruyucusu Logan ı..Lord Oren in seçilmişini ve Oren rahibini gördü..Hepsini teker teker paladin usulu atının üzerinden eğilerek selamladıktan sonra Logan ın yanına doğru ilerlemeye başladı..
''Ã?ağrınız üzerine geldim Yüce tapınak koruyucusu..''dedi ve etrafına göz gezdirmeye başladı..
Burade ne oldugunu merak ediyor..Ancak..Saygısızlık etmek istemediginden dolayı soramıyordu..Diğerlerinin bakışlarındanda anladıgı gibi bekledigi taktirde sorularının cevaplarını alacaktı..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Calin nöbetin olduğu yerde bekliyordu hala .Çok uzun zaman geçmişti ve daha kimseler gelmemişti. En son cüce bir çağrı üzerine gitmişti.Sonra bir daha ne cüceyi , nede diğerlerini görmemişti.
Calin meraklanmaya başlamıştı.Arada bir tüyleri diken diken oluyordu.Bunun sebebi ise büyüydü.Kendisi büyüden anlamazdı fakat hissederdi.Ne zaman büyü yapılsa , tüyleri diken diken oluyor ve üşüyordu.
Calin , yeleğinin önünü ilikledi , ayağa kalkıp biraz yürüyüşe çıktı. Nöbet yerinden fazla uzaklaşmamaya çalışıyordu.Burası ona çok yabancı bir yerdi.Kaybolursa ne yapardı bilmiyor.O yüzden atından yayını ve kısa kılıcını alıp kuşandı.Yakınlardaki bir ormanda kısa bir tur atıp gelecekti.Başına ne gibi bir zarar gelebilirdiki?
Adımlarını daha da yavaşlatarak , yürüyüşüne gezinti havası verdi.Her an tetikteydi aslında ama bunu belli etmiyordu.
İlk ağaçlardan yavaşça ormana girdi...
Calin meraklanmaya başlamıştı.Arada bir tüyleri diken diken oluyordu.Bunun sebebi ise büyüydü.Kendisi büyüden anlamazdı fakat hissederdi.Ne zaman büyü yapılsa , tüyleri diken diken oluyor ve üşüyordu.
Calin , yeleğinin önünü ilikledi , ayağa kalkıp biraz yürüyüşe çıktı. Nöbet yerinden fazla uzaklaşmamaya çalışıyordu.Burası ona çok yabancı bir yerdi.Kaybolursa ne yapardı bilmiyor.O yüzden atından yayını ve kısa kılıcını alıp kuşandı.Yakınlardaki bir ormanda kısa bir tur atıp gelecekti.Başına ne gibi bir zarar gelebilirdiki?
Adımlarını daha da yavaşlatarak , yürüyüşüne gezinti havası verdi.Her an tetikteydi aslında ama bunu belli etmiyordu.
İlk ağaçlardan yavaşça ormana girdi...
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel Tapınak koruyucusunun çağırısı üzere gelmiş oldugu tepeye baktı..Karanlıgın rahip tarafından dağıtılması..Sonunda gelmiş bekliyordu paladin..Logan ın biraz yanında..Peki neden toplanmışlardı.Ve aklını karıştıran birkaç soru vardı..Tüm bu zavallı insanlara ne olacaktı..Etrafına baktı..insanlara doğru baktı..İnsanlarda ona bakıyordu..Ona ve diğerlerine..Ancak bakışları saygıyla karışıkta olsa soğuktu..''Neden bize bu kadar çekingen bakıyorlar'' diye fısıldadı kendi kendisine paladin..Suçlayan temkinli bakışlar..Kendisini bu bakışlar altında belirli belirsiz suçlu hissetmişti paladin..Başını öne eğdi ve düşüncelerinin arasında kayboldu..
Onkasabalılar için hayatını verirdi paladin..Burayada bu yüzden gelmişti..Onkasabayı savunmak..Yada bu uğurda ölmek..Tapınak Koruyucusunun ona onkasabanın tehlike altında oldugunu ve oraya gideceklerini söyledigi zamanı hatırladı..Ne kadar heyecanlanmıştı..Bir an önce orada olup yardım etmek istemişti insanlara..Ancak geldiklerinde herşey bıraktıkları gibiydi..Görünürde bir tehlike yoktu sanki..
''Evet''diye düşündü..derin bir sessizligin ardından ''Onkasaba gerçekten büyük bir tehlike altında..''Bu sırada düşüncelerini onaylarcasına başı ile kasabaların durumlarını kontrol etti..''Ancak belkide beklenilen tarz bir tehlike değildir ha..''Düşüncelerine devam etti..Kafasında birçok ses konuşuyordu..Mantık yürütmeye ve son durumu kavramaya çalısıyordu paladin..Bakışlarını aç,susuz,hasta insanlara çevirdi..Onlara yardım etmeliydi..Kalbi bunu istiyor..Ancak üstleri beklemelerini söylüyordu..Gözlerini kapadı ve üstlerinin bir bildigi olduklarına dua etti..İnsanların öksürükleri kafasında yankılanıyordu..''Su''diye inleyen sesler..Gözlerini kısmaya başladı paladin..Neden bekliyorlardı..Neden..
Horcoel gözlerini açarak acılarını paylaştıklarını anlatırcasına insanlara bakmaya başladı..Paladinin deniz mavisi uçsuz bucaksız bakışları..İnsanların kalbine nüfuz etti..Kalplerindeki acı ve hüznü hissetti Horcoel sanki insanların düşüncelerini okurcasına..Bunları hakedecek ne yaptık diyordu insanların yüz ifadeleri paladine..Ne yaptıkta lanetlendik..Ne yaptıkda asırlardır yaşadıgımız kasabamız bizden alındı..Ne yaptıkta birçok insanlar ölüme mahkum edildi..Bir zamanlar mutlu ve huzurlu yaşadıgımız şu kasabada..Adalet bu mu..
Yüzüne baktığı her kadın..her çocuk..her genç..her yaşlı..hepsinin yüz ifadesi bunları anlatıyordu paladine..Horcoel in yüz ifadesi gittikçe daha bir acıklı hale gelmeye başlamıştı..
İç çekti paladin..Bu yüzden şovalyelere itici gözle bakıyor olmalıydılar..Nitekim onlar ''Adaletin şovalyeleri'' idiler ve hala kasabada bozulan adaleti yerine getirecek bir girişimde bulunmamışlardı..İnsanların içindeki son umut kırıntısı da kasabaya gelen şovalyelerin ''halkın gözü'' önünde girişimde bulunmamaları üzerine dağılmıştı galiba..Aslında şovalyelerin de suçu değildi bunlar..Onlara sadece onkasabaya yapılıcak bir saldırıdan korumaları konusunda bilgilendirilmişlerdi..Hiçbirinin açlıktan yada kasabanın bu durumundan haberi yoktu..''Kimbilir''diye düşündü..''Belkide daha kapsamlı düşünmeliydik..''Kasabaya yardım gelmiş olacagını düşünmüştüm bütün bu zaman zarfında..''diye fısıldadı sadece kendisinin duyacagı birşekilde..''Onu bıraktığımız gibi bulacagımız kimin aklına gelirdiki..''
şimdi yapmaları gereken şeyi düşündü paladin..Yapmaları gereken şey kasabalıların dağılan umut kırıntılarını tekrar bir bütün haline getirmek ve ne olursa olsun kasabayı eski haline gelmesine yardım etmeleri lazımdı..Hastaları iyileştirmeli..Açlara ve susuzlara ise yiyecek ve içecek sağlanmalıydı..
Horcoel düşüncelerinin ardından bakışlarını şu an ona arkası dönük bir halde tepeden kasabalıları izleyen Oren temsilcisine çevirdi..Ardından Logan a..Ve tabiikide Oren rahibi Alfred e ..
Toplanma nedenlerinin insanlara yapılacak yardım konusunda olmasını dua ediyordu paladin..Kasabaya bir saldırı olması ihtimali konusunda olacagı düşüncesi bir an irkilmesine neden oldu paladinin..Elbette onkasabayı korumak için canını bile verirdi..Endişesi kendisi için olmamıştı..Onkasaba halkı böylesine acınacak bir durumda iken bir saldırıya dayanamazdı..Eğer o karanlık kümesi ortaya çıkmış olmasaydı saldırı ihtimalini ikinci planda tutabilirdi..Ancak o karanlık neyin nesi idi..Horcoel endişeli gözlerle diğerlerini süzdü..Ya Logan onları karanlık kümesi yüzünden çağırdıysa..Ya saldırı başladı başlayacaksa..
Ve saldırganları şovalyeler bile durduramassa..
Ozaman onkasabalılara ne olacaktı..Kendi canını işgal ihtimali karşısında baştan gözden çıkarmıştı zaten..Ya onkasabalılar..Böyle bir durumda ne yapabilirlerdi...İçinden Lord Oren e onkasabalıları koruması için dua etti..
''Adaletin Lordu yüce Oren..Lütfen yüce tanrım..Bu insanlar için adaleti tekrar sağla..Yüzlerine her baktıklarımda bana adaletten bahsediyor aç ve susuz gözleri..Hastaların öksürükleri kafamda çınlıyor..Onlar bunu haketmedi tanrım..Lütfen ışığını ve kutsamanı Onkasabalılar üzerinde tut yüce tanrım..Onlara yardım edebilmemiz için bize doğru yolu göster..Ve onları karanlıgın her tür zararından uzak tut..''
Horcoel savaş atı ''Silver'' ın üzerinde diğerlerine farketmeden bitirdi duasını..Gözlerini yumup içinden okumuştu zaten duasını..Dışarıdan da söylemesine gerek yoktu..Yüce Oren her zaman inananlarını duyardı..
Horcoel duasının ardından kendini daha bir huzurlu hissetmeye başlamıştı..şimdi diğer şovalyeleri bekleyecekti sadece..Ardından toplantının sebebini öğrenebilir..Ve söz sırası geldiginde kendi görüşlerini paylaşabilirlerdi..
Sağ elini madalyonuna uzattı..Madalyonla her değdiginde kendisini daha bir güçlü hissederdi karanlığa karşı..
''Lord Oren gücün ve bilgeligin bizimle olsun..''dedi fısıldayarak..Artık diğer şovalyeleri beklemekten başka yapacak birşeyi kalmadıgını farkedince..Sessizleşti..Ve beklemeye başladı..
Onkasabalılar için hayatını verirdi paladin..Burayada bu yüzden gelmişti..Onkasabayı savunmak..Yada bu uğurda ölmek..Tapınak Koruyucusunun ona onkasabanın tehlike altında oldugunu ve oraya gideceklerini söyledigi zamanı hatırladı..Ne kadar heyecanlanmıştı..Bir an önce orada olup yardım etmek istemişti insanlara..Ancak geldiklerinde herşey bıraktıkları gibiydi..Görünürde bir tehlike yoktu sanki..
''Evet''diye düşündü..derin bir sessizligin ardından ''Onkasaba gerçekten büyük bir tehlike altında..''Bu sırada düşüncelerini onaylarcasına başı ile kasabaların durumlarını kontrol etti..''Ancak belkide beklenilen tarz bir tehlike değildir ha..''Düşüncelerine devam etti..Kafasında birçok ses konuşuyordu..Mantık yürütmeye ve son durumu kavramaya çalısıyordu paladin..Bakışlarını aç,susuz,hasta insanlara çevirdi..Onlara yardım etmeliydi..Kalbi bunu istiyor..Ancak üstleri beklemelerini söylüyordu..Gözlerini kapadı ve üstlerinin bir bildigi olduklarına dua etti..İnsanların öksürükleri kafasında yankılanıyordu..''Su''diye inleyen sesler..Gözlerini kısmaya başladı paladin..Neden bekliyorlardı..Neden..
Horcoel gözlerini açarak acılarını paylaştıklarını anlatırcasına insanlara bakmaya başladı..Paladinin deniz mavisi uçsuz bucaksız bakışları..İnsanların kalbine nüfuz etti..Kalplerindeki acı ve hüznü hissetti Horcoel sanki insanların düşüncelerini okurcasına..Bunları hakedecek ne yaptık diyordu insanların yüz ifadeleri paladine..Ne yaptıkta lanetlendik..Ne yaptıkda asırlardır yaşadıgımız kasabamız bizden alındı..Ne yaptıkta birçok insanlar ölüme mahkum edildi..Bir zamanlar mutlu ve huzurlu yaşadıgımız şu kasabada..Adalet bu mu..
Yüzüne baktığı her kadın..her çocuk..her genç..her yaşlı..hepsinin yüz ifadesi bunları anlatıyordu paladine..Horcoel in yüz ifadesi gittikçe daha bir acıklı hale gelmeye başlamıştı..
İç çekti paladin..Bu yüzden şovalyelere itici gözle bakıyor olmalıydılar..Nitekim onlar ''Adaletin şovalyeleri'' idiler ve hala kasabada bozulan adaleti yerine getirecek bir girişimde bulunmamışlardı..İnsanların içindeki son umut kırıntısı da kasabaya gelen şovalyelerin ''halkın gözü'' önünde girişimde bulunmamaları üzerine dağılmıştı galiba..Aslında şovalyelerin de suçu değildi bunlar..Onlara sadece onkasabaya yapılıcak bir saldırıdan korumaları konusunda bilgilendirilmişlerdi..Hiçbirinin açlıktan yada kasabanın bu durumundan haberi yoktu..''Kimbilir''diye düşündü..''Belkide daha kapsamlı düşünmeliydik..''Kasabaya yardım gelmiş olacagını düşünmüştüm bütün bu zaman zarfında..''diye fısıldadı sadece kendisinin duyacagı birşekilde..''Onu bıraktığımız gibi bulacagımız kimin aklına gelirdiki..''
şimdi yapmaları gereken şeyi düşündü paladin..Yapmaları gereken şey kasabalıların dağılan umut kırıntılarını tekrar bir bütün haline getirmek ve ne olursa olsun kasabayı eski haline gelmesine yardım etmeleri lazımdı..Hastaları iyileştirmeli..Açlara ve susuzlara ise yiyecek ve içecek sağlanmalıydı..
Horcoel düşüncelerinin ardından bakışlarını şu an ona arkası dönük bir halde tepeden kasabalıları izleyen Oren temsilcisine çevirdi..Ardından Logan a..Ve tabiikide Oren rahibi Alfred e ..
Toplanma nedenlerinin insanlara yapılacak yardım konusunda olmasını dua ediyordu paladin..Kasabaya bir saldırı olması ihtimali konusunda olacagı düşüncesi bir an irkilmesine neden oldu paladinin..Elbette onkasabayı korumak için canını bile verirdi..Endişesi kendisi için olmamıştı..Onkasaba halkı böylesine acınacak bir durumda iken bir saldırıya dayanamazdı..Eğer o karanlık kümesi ortaya çıkmış olmasaydı saldırı ihtimalini ikinci planda tutabilirdi..Ancak o karanlık neyin nesi idi..Horcoel endişeli gözlerle diğerlerini süzdü..Ya Logan onları karanlık kümesi yüzünden çağırdıysa..Ya saldırı başladı başlayacaksa..
Ve saldırganları şovalyeler bile durduramassa..
Ozaman onkasabalılara ne olacaktı..Kendi canını işgal ihtimali karşısında baştan gözden çıkarmıştı zaten..Ya onkasabalılar..Böyle bir durumda ne yapabilirlerdi...İçinden Lord Oren e onkasabalıları koruması için dua etti..
''Adaletin Lordu yüce Oren..Lütfen yüce tanrım..Bu insanlar için adaleti tekrar sağla..Yüzlerine her baktıklarımda bana adaletten bahsediyor aç ve susuz gözleri..Hastaların öksürükleri kafamda çınlıyor..Onlar bunu haketmedi tanrım..Lütfen ışığını ve kutsamanı Onkasabalılar üzerinde tut yüce tanrım..Onlara yardım edebilmemiz için bize doğru yolu göster..Ve onları karanlıgın her tür zararından uzak tut..''
Horcoel savaş atı ''Silver'' ın üzerinde diğerlerine farketmeden bitirdi duasını..Gözlerini yumup içinden okumuştu zaten duasını..Dışarıdan da söylemesine gerek yoktu..Yüce Oren her zaman inananlarını duyardı..
Horcoel duasının ardından kendini daha bir huzurlu hissetmeye başlamıştı..şimdi diğer şovalyeleri bekleyecekti sadece..Ardından toplantının sebebini öğrenebilir..Ve söz sırası geldiginde kendi görüşlerini paylaşabilirlerdi..
Sağ elini madalyonuna uzattı..Madalyonla her değdiginde kendisini daha bir güçlü hissederdi karanlığa karşı..
''Lord Oren gücün ve bilgeligin bizimle olsun..''dedi fısıldayarak..Artık diğer şovalyeleri beklemekten başka yapacak birşeyi kalmadıgını farkedince..Sessizleşti..Ve beklemeye başladı..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Squan adamın adının 'Adoris Tellitelak' olduğunu öğrenmişti.Adam liderlik konusunda bahsetmişti.Squan düşünceli bir biçimde kafasını eğdi.Daha sonra etrafındaki insanlara baktı.Hepsi yardıma muhtaçtı.Evet gerçekten bir liderlere ihtiyacı vardı.Ama bu Squan olamazdı.Adama dönerek "Kusura bakmayın bayım.Liderlik etmek isterdim.Ama liderlik edersem buradaki insanlara bazı şeyleri yerine getiremem ve insanları aşırı güven duygusuna kapılmalarını istemem.Bu yüzden burada ki insanlara liderlik edemem."Squan tekrar kafasını eğdi.Daha sonra tekrar adama baktı."Buraya insanlara yardım etmek için buradayım.Ama şu an için pek bir şey yaptığım söylenemez".
Squan sözlerini bitirir bitirmez biraz önce insanlara su veren adam Squan ın önüne gelerek selam verdi.Ardından çok ciddi bir biçimde Squan dan yardım getirmesini istemişti.Squan da zaten bunu düşünüyordu.En azından köyü emin ellere teslim edecekti.Zaten başta gidememesinin nedeni de buydu.Adama kafasını olur anlamında salladıktan sonra adam komutan Logan ın yanına doğru ilerledi.Onlara ne söylediğini dinlememişti Squan.Burada pineklediğini kendide kabul etti ve bunun için kendi kendine kızdı.
Tam bu esnada etraf birden kararmıştı.Squan ın eli gayri ihtiyari kılıcına gitmişti.Birden bütün halkın panik içine girdiğini gördü.Komutan logan ın sesini duyuyordu.İnsanları sakinleştirmeye çalışıyordu.Ve bunu başarıyordu da.Squan bu karanlığın nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu.İçinden tanrısına yardım etmesi için dua etmeye başladı.Ardından gelen şovalyelerden birinin büyüsü sayesinde karanlık dağılmıştı.Artık squan etrafı net bir biçimde görüyordu.
Etraf sakinleşince Squan yanında ki Adoris ten izin istedi.Elini çabuk tutması gerekirdi.Buradaki insanların gerçekten çok yardıma ihtiyacı vardı. Hızla karargahının yolunu tuttu...
Rp dışı:Elimden geldiğince özet bir biçimde yola çıktım.Arada geçen bazı olayları squan ın dalgınlığı yüzünden fark etmediğini belirtmek isterim...
Squan sözlerini bitirir bitirmez biraz önce insanlara su veren adam Squan ın önüne gelerek selam verdi.Ardından çok ciddi bir biçimde Squan dan yardım getirmesini istemişti.Squan da zaten bunu düşünüyordu.En azından köyü emin ellere teslim edecekti.Zaten başta gidememesinin nedeni de buydu.Adama kafasını olur anlamında salladıktan sonra adam komutan Logan ın yanına doğru ilerledi.Onlara ne söylediğini dinlememişti Squan.Burada pineklediğini kendide kabul etti ve bunun için kendi kendine kızdı.
Tam bu esnada etraf birden kararmıştı.Squan ın eli gayri ihtiyari kılıcına gitmişti.Birden bütün halkın panik içine girdiğini gördü.Komutan logan ın sesini duyuyordu.İnsanları sakinleştirmeye çalışıyordu.Ve bunu başarıyordu da.Squan bu karanlığın nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu.İçinden tanrısına yardım etmesi için dua etmeye başladı.Ardından gelen şovalyelerden birinin büyüsü sayesinde karanlık dağılmıştı.Artık squan etrafı net bir biçimde görüyordu.
Etraf sakinleşince Squan yanında ki Adoris ten izin istedi.Elini çabuk tutması gerekirdi.Buradaki insanların gerçekten çok yardıma ihtiyacı vardı. Hızla karargahının yolunu tuttu...
Rp dışı:Elimden geldiğince özet bir biçimde yola çıktım.Arada geçen bazı olayları squan ın dalgınlığı yüzünden fark etmediğini belirtmek isterim...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Squan'a kendini tanıtması yeni bitmişti ki birden bir oren şövalyesi geldi ve Squan'a tapınağa gitmesini söyledi. İşte o anda Adoris'in yüzünü bir gülümseme kapladı. Gitmesi gereken yere gidiyordu.
Karanlık her yeri sardığında o karanlığı görmedi bile. Mavi gözler Squan'ın üzerinden hiç ayrılmıyordu. Büyük ozan usta Firble'ı bulacağı yer orasıydı. Ölüsü bile olsa onu orada bulacaktı. O biliyordu. Adoris her şeyi bilirdi. O usta Firble'ın cesedini bulacaktı. Her türlü şarkıyı arıyorken bundan daha iyi bir şarkımı olurdu. Sadece onun bedenine bakıcak ve bir şarkı yazacaktı. Onun için bir şarkı... Dış dünyalara giden bir şarkı...
Karanlıklar dağaldığında Squan hızla giderken oda onun peşine takıldı.
"Elisyum Kraliyet Aşığı Adoris Tellitelak.
Karanlık her yeri sardığında o karanlığı görmedi bile. Mavi gözler Squan'ın üzerinden hiç ayrılmıyordu. Büyük ozan usta Firble'ı bulacağı yer orasıydı. Ölüsü bile olsa onu orada bulacaktı. O biliyordu. Adoris her şeyi bilirdi. O usta Firble'ın cesedini bulacaktı. Her türlü şarkıyı arıyorken bundan daha iyi bir şarkımı olurdu. Sadece onun bedenine bakıcak ve bir şarkı yazacaktı. Onun için bir şarkı... Dış dünyalara giden bir şarkı...
Karanlıklar dağaldığında Squan hızla giderken oda onun peşine takıldı.
"Elisyum Kraliyet Aşığı Adoris Tellitelak.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
kasaba halkından ve şovalyelerden yeterince uzaklaşıncaya kadar yürüdüler.Bir tepenin üstündeydiler kasaba halkı ağaşığıda kalmıştı,tepeden bakıldığında siyah benekler gibi görünüyordu insanlar.Reda bir ayağını büyük bir taşa koymuş tepeden bu insanları izliyordu "Ne kadar zavallılar"daha çok yanındaki soytarıyla değil kendikendine konuşuyormuşçasına,"Kendilerini ev adı verdikleri duvarlara o kadar çok alıştırıyorlarki birden yok olunca böyle çaresiz kalıyorlar halbuki tehlike evleri olsada var olmasada"alay edercesine dudağını kıvırdı " işte bu yüzden burunlarının ucundaki tehlikeyi göremiyecek kadar acizler" siyah gözlerindeki donuk parıltıyla bakmaya devam etti belli bir süre,sonra donuk bakışlar bağdaç kurmuş oturan soytarıya çevrildi "geri dönelim edindiğimiz bilgileri diğerlerinede söylemeliyiz" durduğu tepeden aşağıdaki insanlara son kez baktı bu bakışlarda ne acıma nede üzüntü sadece nefret vardı.Soytarının ayağa kalkmasıyla birlikte tekrar yürümeye başladılar..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
