Dagoth Ur (RP)
Lanetin hüküm sürdüğü bu topraklarda olmak bile Suar'a huzursuzluk vermeye yetiyordu. Fakat bir görev verilmişti ve bu görevi yerine getirmemek zaten ölmeyi kabullenmek olacaktı. Belki de her ikisi de aynı anlama geliyordu, görevi kabul edilse de edilmese de öleceklerdi. şansını denemeyi seçmişti Suar, tıpkı dostu Vien gibi.
Ã?aresizlik.. Tedirginlik.. Yokuşu yavaş adımlarla tırmanırken bedenini esir alan bu hislerle boğuşuyordu Suar.
Fırtınan etkisini yitirmesini grupta ondan daha fazla isteyecek birisinin olduğunu sanmıyordu Suar. Zehirli topraklar onu herkesten daha fazla etkilemiş gibiydi, kendini iyi hissetemiyordu. Fakat yola devam etmeliydi. Zira bu lanet yerde oturup dinlenmek pek akıl kârı sayılmazdı. O da doğru olanı yaptı, yürümeye devam ediyordu..
Ã?aresizlik.. Tedirginlik.. Yokuşu yavaş adımlarla tırmanırken bedenini esir alan bu hislerle boğuşuyordu Suar.
Fırtınan etkisini yitirmesini grupta ondan daha fazla isteyecek birisinin olduğunu sanmıyordu Suar. Zehirli topraklar onu herkesten daha fazla etkilemiş gibiydi, kendini iyi hissetemiyordu. Fakat yola devam etmeliydi. Zira bu lanet yerde oturup dinlenmek pek akıl kârı sayılmazdı. O da doğru olanı yaptı, yürümeye devam ediyordu..
Only God can Judge me!
İlk 4 saat hem dik tepeler hemde fırtına yüzünden çok zorlu geçmişti.Ama Vien fırtınaya seviniyordu.Bölece daha rahat gizlenmiş oluyorlardı ama yürümeleri ve önlerini görmeleride aynı derecede zor oluyordu.Grup birkaç kısa mola vermişti ve şimdi bir tepenin üstünde nispeten düz bir alana sığınmışlardı.Ama Vien endişeli idi ve bunun yüzünden okunabiliyordu.Bu lanet topraklarda ne aradıklarını bilmeden ilerliyorlardı.
"Cüce şehri.Peh.Olduğumuz yeri kazmaya başlasak daha çok şansımız olur" dedi seslice Vien.
Siegerich Vien'in yanına gelmişti."Aklına takılan ne?"
"Siegerich burada bulnduğumuzdan beri bir tek yaratık veya mussubet görmedik buna sende dikkat ettinmi?" diye sordu adama bakarak
"Evet.Bu kadar korkulan bir yer için garip" dedi Siegerich.
"İki ihtimal var ya gerçekten birşey yok-ki hiç sanmıyorum- yada burda bulunanlarda saklanıyor.Ozaman iki ihtimal daha ortaya çıkıyor.Ya birbirimizi görmüyoruz yada " dedi ve sustu çünkü cümlenin devamını Siegerich anlamıştı.
"Cüce şehri.Peh.Olduğumuz yeri kazmaya başlasak daha çok şansımız olur" dedi seslice Vien.
Siegerich Vien'in yanına gelmişti."Aklına takılan ne?"
"Siegerich burada bulnduğumuzdan beri bir tek yaratık veya mussubet görmedik buna sende dikkat ettinmi?" diye sordu adama bakarak
"Evet.Bu kadar korkulan bir yer için garip" dedi Siegerich.
"İki ihtimal var ya gerçekten birşey yok-ki hiç sanmıyorum- yada burda bulunanlarda saklanıyor.Ozaman iki ihtimal daha ortaya çıkıyor.Ya birbirimizi görmüyoruz yada " dedi ve sustu çünkü cümlenin devamını Siegerich anlamıştı.
Bu dik yokuşu çıkmak onun için pek sorun olmamıştı, ama kum fırtınası çanını biraz fazlaca sıkmıştı... Gözlerini pek fazla açamıyordu, üstelik burun delikleri kum taneleriyle doluydu. Neyseki şimdilik düz bir yerde mola vermişlerdi. Etrafta pek bir canlı yok gibiydi, ama onları izleyen birileri olduğuna emindi. Vien'in yüzünde gergin bir ifade vardı oda belki bu durumu farketmiş olabilirdi. Siegerich ve Vien'in konuştuklarını görmüştü, onların yanlarına gidip geceyi orda geçirip geçirmeyeceklerini sormak istedi...
"- Beyler sanırım sizde farkındasınız bu kum fırtınası pek dineceğe benzemiyor. Eğer bu gece ilerlemek gibi bir niyetiniz yoksa burda kamp kurmak daha akıllıca olur , ne dersiniz ?" Vien sessizce etrafa bakmaya başlamıştı, hala bir cevap gelmediğine göre bir sorun olduğunu düşündü... Ve bakışlarını Siegerich'e çevirdi. Bu sırada onlara doğru gelen Suarı gördü.
"-Hımm sanırım her kez biraz tedirgin burda olmaktan, ama ben biraz dinlenelim derim. Belki o zaman daha rahat yol alabiliriz. Herkez burdayken fikrini söylesin...
"- Beyler sanırım sizde farkındasınız bu kum fırtınası pek dineceğe benzemiyor. Eğer bu gece ilerlemek gibi bir niyetiniz yoksa burda kamp kurmak daha akıllıca olur , ne dersiniz ?" Vien sessizce etrafa bakmaya başlamıştı, hala bir cevap gelmediğine göre bir sorun olduğunu düşündü... Ve bakışlarını Siegerich'e çevirdi. Bu sırada onlara doğru gelen Suarı gördü.
"-Hımm sanırım her kez biraz tedirgin burda olmaktan, ama ben biraz dinlenelim derim. Belki o zaman daha rahat yol alabiliriz. Herkez burdayken fikrini söylesin...
Güçlü Nordic üzerindeki bütün ağırlıklara ve acımasız kül fırtınasına rağmen hızla koşuyordu. Ã?evreyi kafasına yerleştirme konusunda çok ustaydı. Nereye giderse gitsin mekanları ve araziyi adeta detaylı bir harita gibi beynine kazırdı. Genelde de şaşmazdı ve yolunu bulurdu. şimdi de kısa görüşün neden olduğu zor şartlara rağmen kaybolmayacaktı ve nerelerden geçmesi gerektiğini iyi biliyor, doğru kararlar veriyordu. Doğayla bütünleşmiş, tam bir avcıya dönüşmüştü. Belindeki iki kısa kılıcı sallanıyor, sırtındaki çift ağızlı büyük balta da sıkıca bağlı duruyordu. Elinde ise her zamanki gibi mızrağını sıkıca tutuyordu. Mızrağı engelleri aşmasında da çok yardımcı oluyordu.
Tehlikeyi farkedince sindi... Bir taşın arkasında eğilerek kamburunu çıkardı. Az ileride çok ilginç bir yaratık vardı. Bu iri ve garip yaratık kesinlikle çok tehlikeli olmalıydı. Ama güçlerini henüz kestiremiyordu Siegerich. İçgüdülerinin sesini dinleyerek yönünü değiştirdi ve çizdiği daireye devam etti. Etrafta başka ne gibi tehlikeler olduğunu ve arazinin yapısını araştırdıktan sonra diğerlerinin yanına geri dönmeyi planlıyordu...
Tehlikeyi farkedince sindi... Bir taşın arkasında eğilerek kamburunu çıkardı. Az ileride çok ilginç bir yaratık vardı. Bu iri ve garip yaratık kesinlikle çok tehlikeli olmalıydı. Ama güçlerini henüz kestiremiyordu Siegerich. İçgüdülerinin sesini dinleyerek yönünü değiştirdi ve çizdiği daireye devam etti. Etrafta başka ne gibi tehlikeler olduğunu ve arazinin yapısını araştırdıktan sonra diğerlerinin yanına geri dönmeyi planlıyordu...
Hızla koşmaya devam ederek geri dönmeye başladı. Ancak yoğun kül fırtınası görüşünü kapatmış olacak ki ayağı boşa geldi ve bir uçurumun kenarında olduğunu anladı. Kayıp düşmeye başladı ama hemen mızrağını bütün gücüyle toprağa gömüp havada asılı kaldı. O halde sallanırken kafasını çevirip nasıl bir yerde olduğuna bakınca şaşırdı. Bu uçurumla yukardan ayrılan alçak kısım, daire gibi bir alandı ve çukur olduğu için rüzgarların taşıdığı küllerden yukardaki kadar çok etklenmiyordu. Burada rüzgarın sesi de daha azdı. Görüş daha açık olduğu içi bu alanı rahatça görebiliyordu Siegerich. Aşağıda metal ve işlenmiş kayalardan yapılmış garip yapılar gördü. Bu yapılardan birinde kapıya benzer kapalı bir giriş vardı. Aşağı inebilirdi ama önce diğerleri ile bir araya gelip konuşmanın ve gerekirse buraya hep beraber gelmenin daha iyi olacağına karar verdi. Böylece yukarı tırmanmaya başladı. Ağır vücudu ile eşyaları yukarı doğru çekerken kasları şişip geriliyordu. Nihayet tekrar yukarı çıktı, koşarak kısa süre sonra diğerlerinin yanına ulaşmıştı...
Hala kendisini pek iyi hissetmemesine rağmen Siegerich'in anlattıklarını can kulağıyla dinledi Suar "Demek, metal ve işlenmiş kayalardan yapılmış garip yapılar gördün ha, peki bu iri ve garip yaratık ne olacak? Ya bizi görürse.." diye sorduktan sonra ekledi "Bence bu pek iyi bir fikir değil. Fırtınanın dinmesini beklemeleyiz. Kendimizi boşa tehlikeye atmanın bir anlamı yok." aslında bunu birazda ağrılarının dinmesi için istiyordu. Ã?ünkü zehirli topraklar onu baya etkilemişti. "Bence sizde biraz dinlenmelisiniz." dedikten sonra küllerin ulaşamadığı bir alanda bulunan ve fırtınanın etkisinin daha az hissedildiği körpecik bir yere kıvrılarak gözlerini yumdu..
Only God can Judge me!
Gözlerini açtığında kum fırtınası dinmişti. Etrafına bakındı her hangi bir aksilik varmı diye. Ama gruptakiler hala uyuyordu. İlerde oturan Siegerich'i gördü, tekbaşına ileriye doğru bakıyordu. Yattığı yerden yavaşca kalktı. Gece kopan kum fırtınasında bütün saçı ve üstü kum taneleriyle dolmuş tu. Buna pek aldırmadı nasılsa banyo yapmayalı fazla olmuştu. Bulduğu ilk su birikintisinde kendini suya atmaya kararlıydı. Bu düşüncelerle Siegerich'in oturduğu yere doğru gitti ve onunla birlikte şafağın yavaş yavaş sökmesini izledi.
"- Dün bize gördüğünü söylediğin şey tam olarak ne kadar uzaklıkta? Ayrıca şu yaratık seni görmedi öyle değilmi? yani bundan eminsin?"
"- Dün bize gördüğünü söylediğin şey tam olarak ne kadar uzaklıkta? Ayrıca şu yaratık seni görmedi öyle değilmi? yani bundan eminsin?"
Yaratığın beni görmediğine eminim. Oldukça iri bir şeydi ve çok garip bir görüntüsü vardı. Bir insanı andırıyor biraz ama çok daha farklı bir şey. Ama tam olarak göremedim. Arkası dönüktü ve kül fırtınası yaratığı perdeliyordu. Belki de benim için büyük şans... Sağduyulu davranıp hiç yaklaşmadan geri döndüm.
Bahsettiğim yer ise fazla uzak değil. Üstelik fırtına dindi. Kısa zamanda oraya ulaşabiliriz. Ancak uçurumdan aşağı iniş sırasında zorluk çıkabilir. Belki de bir patika bulabiliriz, bilemiyorum. Ayrıca kapıya benzettiğim yer kapalıydı ve yapılar çok sağlam görünüyordu. İçeri girmenin bir yolu vardır mutlaka, ama...
Bahsettiğim yer ise fazla uzak değil. Üstelik fırtına dindi. Kısa zamanda oraya ulaşabiliriz. Ancak uçurumdan aşağı iniş sırasında zorluk çıkabilir. Belki de bir patika bulabiliriz, bilemiyorum. Ayrıca kapıya benzettiğim yer kapalıydı ve yapılar çok sağlam görünüyordu. İçeri girmenin bir yolu vardır mutlaka, ama...
Vien'in sesiyle gözlerini açtı. Oldukça rahat uyumuştu Suar. Ã?nce havaya şöyle bir gözattı, fırtına yoğun etkisini kaybetmiş gibi görünüyordu. Bu iyiydi çünkü artık yola koyulabilmeleri için çok önemli bir problem kalmamıştı önlerinde. "Sadece çok ilginç ve ne derece tehlikeli olduğunu bilmediğimiz yaratıklar var o kadar." diye düşündü ve gülümsedi. "Umarım yaratıklar konusunda da fırtınanın dinmesi gibi şansımız yaver gider." diyerek kendi kendine söylendi Suar. Artık ayaktaydı ve eşyalarını kuşanmış hazır bir vaziyette bekliyordu. "Ee hadi neyi bekliyoruz!" dedi ve bunun üzerine grup yol almaya başladı..
Only God can Judge me!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
