Ã?ncelikle hikayeyle ilgili bilgi verme gereği duydum. Hikaye Buffy The Vampire Slayer evreninde geçmektedir. Konu ise kendi kendine şekillenmesi üzerine kurulmuş bir döngüden ibarettir. Hikâyeye katılacak olanlar kesinlikle dizinin tutkunları arasından olmalıdır ve aynı şekilde sınıf ve ırklar dizidekilerden olmak zorundadır. Bir ibliste olabilirsiniz bir vampir de bir insanda... Ayrıca hiaye Buffy'nin en son sezonunun bitmiş olduğu yer baz alınarak on yıl sonrasından başlamıştır ve kesinlikle Buffynin bitiminden sonraki sezonda Angel da olanlar göz önüne alınmayacaktır...
Hikayeye başlıyoruz...
--------------------------------------------------------------------
Mezarın içerisinde bir hareketlenme vardı. Toprak yavaşça oynuyor ve aralanıyordu. Bir el ise aynı yavaşlıkta toprağı yararak dışarıya çıkıyordu. Toprağın üzerinde ise bir ayak yere ritmik vuruşlar yaparak sabırla bekliyordu. Ayağın sahibi sıkıntı içinde kollarını birbirine dolamıştı ve 'keşke bir avcı olarak doğsaydım!' diye düşünüyordu. Ama avcı değildi. Asla öylede olmamıştı. Bir avcı olarak doğmak bir ayrıcalıktı ama o bu ayrıcalığa sahip değildi.
Vampir mezardan çıkarken kız sıkıntı içinde ona baktı ve kafası göründüğü anda "Seni sefil yaratık!" dedi. Az önce ritmik olarak toprağa inip kalkan ayak şimdi yine bir ritimle -ama bu seferki ritim gerçekten çok sertti- yaratığın kafasına iniyor ve kalkıyordu. Yaratık toprağın altından çıkmaya çabalıyordu ama sanki toprağın altında boğuluyordu.
Kız saçları bir aşağı bir yukarı hoplarken yaratığın kafasını yeniden toprağa gömmüş olmanın sevinci içinde derin bir nefes aldı ve eline aldığı bir kazığı sıkıca tuttu. Korkmuyordu. Tam tersine nefret ediyordu. Yaratığın kafası yeniden gözükmeye başladığında kazık indi ve kafasının ortasında kırıldı.
"Ups!" Kız sıkıntı ile diğer cebindeki yedek olarak aldığı kazığı çıkartırken vampirden bir homurtu geldi. "Yeni dünyaya gelen birisi böyle mi karşılanır?" diye sordu Vampir ağzından toprak tükürerek. Artık kafası tamamen dışarıya çıkmıştı ve en azından kafatasının sağlam olduğunu biliyordu.
"Sende kardeşimi öldüren o adi yaratıklardansın. Neden yeni doğmuş olup olmadığınla ilgileniyim ki?" dedi kız. Avcı değildi. Asla avcı olmamıştı. Hep öyle düşünmüştü. Belki de avcıydı kim bilir?
KEHANETTEKİ VAMPİR! (Buffy The Vampire Slayer)
KEHANETTEKİ VAMPİR! (Buffy The Vampire Slayer)
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Boston'nun en tenha ve belkide dışarı çıkılması için en uygunsuz vaktiydi,genç kız banklardan birine oturmuş gecikmiş olan metroyu bekliyordu, tedirgince arada bir saatine göz atıyordu bu kız 15'inde var yada yoktu.Başına geliceklerden habersiz mırıldandığı bir müzik eşliğinde ayağını ritmik bir biçimde yere vuruyordu.
Tserina Metronun girişine giren merdivenlerden inerken farketmişti küçük kızı,gece yeni başlıyordu ve aç vampir gözüne kestirmişti bile gecenin ilk kurbanını,Mavi gözlerindeki çılgın bir pırıltıyla yaklaşmaya başladı bank'ta oturan kıza,tek elini sertçe kızın omzuna koydu paniğe kapılmış kız hızlıca arkasına döndü yüzü bembeyaz olmuş korku dolu gözlerle Tserinaya baktı "Ne istemiştiniz bayan?" sesi çok titrek ve kısık çıkmıştı.Tserina Cevap vermeden kızın yanına oturdu "Endişelenme tatlım yakında bu kadar korkmana gerek kalmıyacak" yüzünde güvenilmez bir gülümseme vardı,küçük kız panikleyerek ayağa kalktı ve geri geri adımlar atmaya başlamıştı.
Tserina oturduğu bank'tan kalktı vakit kaybetmeden kızın zayıf kolundan tutarak duvara fırlattı,kız sersemlemişti ve ne olduğunu anlamadan Tserina kızı kollarından tuttu, tekrar kızı duvara çarptı kız çığlık atmasına fırsat bile bulamadan sivri dişler çoktan boğazına saplanmıştı.Kanın Nahoş edici sıcaklığını tadan Tserina kızın bedeninden bir iki adım geri çekildi , cansız beden yere yığılmıştı bile..
vampir kadın dudaklarındaki kanı yaladı "Hiç fena değil,ama yetersiz" bu kız açlığını gidermemişti,açlığını gidericek daha fazla kurban bulmalıydı,siyah paltosunun kırışmış kollarını düzeltti aheste aheste yürüyerek daha fazla eğlence ve kurban aramak için bosto'nun gecelerine karıştı.
Tserina Metronun girişine giren merdivenlerden inerken farketmişti küçük kızı,gece yeni başlıyordu ve aç vampir gözüne kestirmişti bile gecenin ilk kurbanını,Mavi gözlerindeki çılgın bir pırıltıyla yaklaşmaya başladı bank'ta oturan kıza,tek elini sertçe kızın omzuna koydu paniğe kapılmış kız hızlıca arkasına döndü yüzü bembeyaz olmuş korku dolu gözlerle Tserinaya baktı "Ne istemiştiniz bayan?" sesi çok titrek ve kısık çıkmıştı.Tserina Cevap vermeden kızın yanına oturdu "Endişelenme tatlım yakında bu kadar korkmana gerek kalmıyacak" yüzünde güvenilmez bir gülümseme vardı,küçük kız panikleyerek ayağa kalktı ve geri geri adımlar atmaya başlamıştı.
Tserina oturduğu bank'tan kalktı vakit kaybetmeden kızın zayıf kolundan tutarak duvara fırlattı,kız sersemlemişti ve ne olduğunu anlamadan Tserina kızı kollarından tuttu, tekrar kızı duvara çarptı kız çığlık atmasına fırsat bile bulamadan sivri dişler çoktan boğazına saplanmıştı.Kanın Nahoş edici sıcaklığını tadan Tserina kızın bedeninden bir iki adım geri çekildi , cansız beden yere yığılmıştı bile..
vampir kadın dudaklarındaki kanı yaladı "Hiç fena değil,ama yetersiz" bu kız açlığını gidermemişti,açlığını gidericek daha fazla kurban bulmalıydı,siyah paltosunun kırışmış kollarını düzeltti aheste aheste yürüyerek daha fazla eğlence ve kurban aramak için bosto'nun gecelerine karıştı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Vampir kollarını iki yana attı ve zorlukla kendisini mezardan dışarıya çekerken kız elindeki kazığı daha sıkı kavrayarak suratında sıkıntılı bir ifade ile yeniden vampire baktı. Bir kaç adım gerilemiş ve sırtını bir başka mezara vermişti. şimdi yeniden "Keşke Avcı olsaydım!" diye mırıldanıyordu.
Vampir topraktan çıkarken bir an ona baktı ve "Bir avcı olmadığın halde bir vampiri öldürmek için neden bu kadar zahmete katlanıyorsun ki güzelim?" diye sordu.
"Kardeşimin uğruna!" dedi kız ona suratını buruşturup bakarak. Zira yaratık bu işte yeniydi ve istemeden Vampir formuna geçmişti. Belki de ilk seferinde buna şaşıracaktı ama zamanlar buna alışacağı kesindi. Kız neden arkasına döndüğü gibi tüm hızı ile kaçmıyordu ki sanki?
Gözlerinin önünden geçen bir kaç kelime görür gibi oldu ama anlamını kavrayamadı. Bu kelimeleri daha önce bir yerde görmüş olmalıydı. şe... şey... işte daha önce zorlukla okumaya çabaladığı bir kitapta. Ama şimdi o kadar korkuyordu ki bunları hatırlamayı bırak düşünemiyordu bile!
Vampir zorlukla kendisini mezardan dışarıya çekti ve "Buna pişman olacaksın!" diyerek kıza doğru yürümeye başladı.
Kız bir anda sözleri hatırladı ve onları ruhunun derinliklerinden sökercesine söyledi. Bir anda bedeni havalanmıştı sanki ama havalanan bedeni değildi bunu biliyordu. Elinde tutmakta olduğu kazık havalanmıştı ve vampirle onun arasında bir fırıldak gibi dönüyordu. Vampirde şaşkın bir şekilde ona bakıyordu ve kızın üzerine gelmeyi kesmişti.
Büyük ihtimal latince olan sözleri söylemenin etkisini gören kız bir an şaşırdı ama hâla gözünün önünde dönmekte olan kazığa şaşkınlıkla baktı. Kız elini ileriye uzattı ve "İleri, ileri!" diye bağırdı kazığa ama kazık hâla olduğu yerde dönüyordu.
Vampir bir kahkaha patlattı ve "Beceriksiz bir büyücü ha?" diye sodu. Yavaşça yana doğru hareketlendi ve yandan dolaşarak kıza saldırmaya hazırlanırken kızda kazığın öbür tarafına geçti. Bir anda kazık ikisinin arasında yan olarak dönmeye başlamıştı.
Vampir hızla ileriye atıldı ve kız korku içerisinde yeniden gözlerinin önüne gelen sözleri mırıldanınca kazık yeniden hızlı bir yalpa yaptı ve vampirin yönünde dönmeye başladı ama vampir kendisini tam o anda kızın üzerine atmıştı ve dönüşünü tamamlayamayan kazık vampirin ölümsüzlüğünü alan o noktaya saplanmıştı. Vampir bir çığlıkla birlikte toza dönüşürken kız şaşkın bir şekilde vampire bakıyordu.
Vampir topraktan çıkarken bir an ona baktı ve "Bir avcı olmadığın halde bir vampiri öldürmek için neden bu kadar zahmete katlanıyorsun ki güzelim?" diye sordu.
"Kardeşimin uğruna!" dedi kız ona suratını buruşturup bakarak. Zira yaratık bu işte yeniydi ve istemeden Vampir formuna geçmişti. Belki de ilk seferinde buna şaşıracaktı ama zamanlar buna alışacağı kesindi. Kız neden arkasına döndüğü gibi tüm hızı ile kaçmıyordu ki sanki?
Gözlerinin önünden geçen bir kaç kelime görür gibi oldu ama anlamını kavrayamadı. Bu kelimeleri daha önce bir yerde görmüş olmalıydı. şe... şey... işte daha önce zorlukla okumaya çabaladığı bir kitapta. Ama şimdi o kadar korkuyordu ki bunları hatırlamayı bırak düşünemiyordu bile!
Vampir zorlukla kendisini mezardan dışarıya çekti ve "Buna pişman olacaksın!" diyerek kıza doğru yürümeye başladı.
Kız bir anda sözleri hatırladı ve onları ruhunun derinliklerinden sökercesine söyledi. Bir anda bedeni havalanmıştı sanki ama havalanan bedeni değildi bunu biliyordu. Elinde tutmakta olduğu kazık havalanmıştı ve vampirle onun arasında bir fırıldak gibi dönüyordu. Vampirde şaşkın bir şekilde ona bakıyordu ve kızın üzerine gelmeyi kesmişti.
Büyük ihtimal latince olan sözleri söylemenin etkisini gören kız bir an şaşırdı ama hâla gözünün önünde dönmekte olan kazığa şaşkınlıkla baktı. Kız elini ileriye uzattı ve "İleri, ileri!" diye bağırdı kazığa ama kazık hâla olduğu yerde dönüyordu.
Vampir bir kahkaha patlattı ve "Beceriksiz bir büyücü ha?" diye sodu. Yavaşça yana doğru hareketlendi ve yandan dolaşarak kıza saldırmaya hazırlanırken kızda kazığın öbür tarafına geçti. Bir anda kazık ikisinin arasında yan olarak dönmeye başlamıştı.
Vampir hızla ileriye atıldı ve kız korku içerisinde yeniden gözlerinin önüne gelen sözleri mırıldanınca kazık yeniden hızlı bir yalpa yaptı ve vampirin yönünde dönmeye başladı ama vampir kendisini tam o anda kızın üzerine atmıştı ve dönüşünü tamamlayamayan kazık vampirin ölümsüzlüğünü alan o noktaya saplanmıştı. Vampir bir çığlıkla birlikte toza dönüşürken kız şaşkın bir şekilde vampire bakıyordu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Tserina bosto'nun karanlık ve hafif isli ara sokağında yürüyordu yavaş yavaş yağmur çiselemeye başlamıştı ıslanmaktan hiç rahatsız olmadan yürümesini sürdürdü gecenin tek sessizliğini bozan giydiği deri çizmelerinin topuklarıydı,çok geçmeden bir barın arka giriş kapısında durdu içeriden müzik sesleri ve çılgınlar gibi eğlenen insanların kahkahaları duyuluyordu,burda eğlenebilirdi içerde birsürü salak olmalıydı.Yağmurdan nemlenmiş saçlarını arkaya doğru savurdu kapıyı araladı ve barın kırmızı ışıkla aydınlatılmış koridorunda ilerledi.barın ana salonuna geldi heryere rengarenk ışıklar yansıyordu kulakları sağır edicek bir müzik eşliğinde insanlar pist'te dans ediyolardı,Barın tezgahına yakın bir tabureye oturdu.
Gözleri şanslı kurbanını aramaya başladı,yanına yaklaşan birini geçte olsa farketmişti, belkide kurban kendi ayaklarıyla gelmişti ,adam kadına doğru eğilerek fısıldadı "Sana içki ısmarlayabilirim " Tserina muzip bakışlarını adama çevirdi "Bundan çok daha fazlasını istiyor gibisin" dedi göz kırparak . Adam konuşmadan sırıttı,tserina adamın yakasından tutarak az önce ki geldiği koridora doğru sürüklemeye başladı.adam bir yandan sürükleniyor bir yandan heyecanlanarak konuşuyordu "Bu kadar aceleci olduğunu düşünmemiştim" Vampir kadın tekmeleyerek çıkış kapısını açtı adamı ileriye doğru fırlattı.
"şimdi tatlım gerçek yüzümü görmek istermisin"Tserinanın yüzü vampirlere özgü bir şekilde değişti adam kekeleyerek konuşmaya çalıştı "s-sen nesin böyle" Tserina yüzündeki uğursuz gülümsemeyle yanıtladı " ben hayallerindeki kadınım" diyerek adamın karnına bir tekme attı insanlara gösteriş yapmayı seviyordu,darbenin etkisiyle adam duvara çarpmıştı.Kaçmaya yeltenmişti ama kadının hareketleri daha hızlıydı ve adamın yüzüne bir yumruk attı,vakit kaybetmeden günün son kurbanın damarlarındaki kanı emdi..
Güneşin yavaş yavaş belirmesi şimdilik eğlencesinin bittiği anlamına geliyordu,Ama daha önünde çok uzun geceler vardı.
Gözleri şanslı kurbanını aramaya başladı,yanına yaklaşan birini geçte olsa farketmişti, belkide kurban kendi ayaklarıyla gelmişti ,adam kadına doğru eğilerek fısıldadı "Sana içki ısmarlayabilirim " Tserina muzip bakışlarını adama çevirdi "Bundan çok daha fazlasını istiyor gibisin" dedi göz kırparak . Adam konuşmadan sırıttı,tserina adamın yakasından tutarak az önce ki geldiği koridora doğru sürüklemeye başladı.adam bir yandan sürükleniyor bir yandan heyecanlanarak konuşuyordu "Bu kadar aceleci olduğunu düşünmemiştim" Vampir kadın tekmeleyerek çıkış kapısını açtı adamı ileriye doğru fırlattı.
"şimdi tatlım gerçek yüzümü görmek istermisin"Tserinanın yüzü vampirlere özgü bir şekilde değişti adam kekeleyerek konuşmaya çalıştı "s-sen nesin böyle" Tserina yüzündeki uğursuz gülümsemeyle yanıtladı " ben hayallerindeki kadınım" diyerek adamın karnına bir tekme attı insanlara gösteriş yapmayı seviyordu,darbenin etkisiyle adam duvara çarpmıştı.Kaçmaya yeltenmişti ama kadının hareketleri daha hızlıydı ve adamın yüzüne bir yumruk attı,vakit kaybetmeden günün son kurbanın damarlarındaki kanı emdi..
Güneşin yavaş yavaş belirmesi şimdilik eğlencesinin bittiği anlamına geliyordu,Ama daha önünde çok uzun geceler vardı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Kütüphanenin merdivenlerinde hızlı ayakların sesleri duyuldu ve narin ayaklar çok büyük bir hızla bir basamaktan diğerine tırmanmaya başladılar. Tıkırtılar akşamın karanlığında döner merdivenlerin ortasındaki korkuluklardan aşağıda, merdiven boşluğunda yankılanıyor ve en üst kata kadar narin ayakların seslerini peşlerinde sürüklüyordu.
Kız en üst kata ulaştı ve "Kütüphaneci Borreck bana aradığım kitapların burada olduğunu söyledi!" diye mırıldandı kendi kendisine. Aklında dönüyordu o vampiri öldürdükten sonraki düşünceleri ve yaptıkları.
Kız kütüphanecinin evine kadar gitmişti ve ona olanları anlatmıştı. Adam ona anında inanmıştı ve gücü ile ilgili bilgi bulabileceği kitapların saklı olduğu yerin kütüphanenin en üst katındaki girişlerin yasak olduğu bölüm olduğunu söylemişti. Kız kendisine neden hemen inandığını sorduğunda da kütüphaneci bir zamanlar Giles denen bir adamla karşılaştığını ve adam ile onun gözetimindeki bir avcının onun hayatını kurtardığını söylemişti.
Bunlar o kadar önemli şeyler değildi tabi ki. Adam Giles denen kütüphanecinin bir kitabınıda bu kütüphaneye sakladığından bahsetmişti. Ona kütüphanenin anahtari ile bir giriş izni vermişti ve onu buraya yollamıştı. Bunun hayati önemi olduğunu düşünmüştü çünkü. Büyü kontrolden çıkarsa zarar verici olabilir diye belirtmekte çekinmemiş ve Alexia yı korkutmanın ne kadar kolay olduğuna tanık olmuştu. Ã?ünkü o hemen oradan koşarak kütüphaneye yönelmişti panik içerisinde. Bir vampirle oyun oynamak bile yeterince tehlikeliydi şimdi birde büyü...
Kız hızla üst katta kapalı bir kapıya yöneldi ve kapının kolunu çevirdi kapıyı açmak için ama kapı açılmadı ve o zaman doğru odanın burası olduğunu anladı. Diğer odalardan hiçbir farkı yok gibiydi sadece bunun kapısı kilitliydi aynı sokak kapısı gibi. Kimse burada bir şeyler saklandığını anlamazdı dolayısıyla...
Alexia hızla kapıya anahtarını yerleştirdi ve açarak içeriye girdi. Bir an sonra içeride odayı loşlaştıran o ışıkları yakmış bir şekilde kitapları inceliyordu. Sabaha kadar kitapları inceledi ve kısa süre sonra BİR AVIN NOTLARI! isimli bir kitaba denk gelerek kitabı açtı. Kitapta bir çok büyü vardı ve büyüler dışında da bir çok ilginç bilgi vardı.
Büyünün anlamı ve nasıl denetimde tutulması gerektiği gibi bir çok şeyi okumaya başladı ve kitabı her ne kadar bir gecede bitiremeyecekte olsa her satırına kadar okumaya başladı.
Kısa süre içinde, bir sayfadan sonra bir diğerine geçtiği o mâkul anda, karşısına bir kehânetten bahseden bir sayfa çıktı. Kehânet bir vampirden bahsediyordu ve Vampirin hayatın kurtarıcısı olacağını söylüyordu. Akan kanın tatlılığından değil, insanların ruhlarıyla oynamaktan hoşlanan bir vampirin olduğundan bahsediyordu ve büyünün var olduğu bir anda bu vampirin büyünün etkisine maruz kalacağını ve onunla dolup büyüden bir ruha sahip olacağını anlatıyordu.
"Büyüden bir ruh!" dedi Alexia şaşkın bir şekilde. "Gerçek bir ruh değil, büyünün yaratmış olduğu, sadece duyguları etkileyen bir ruh!"
Alexia tüm gece boyunca kitaba gömüldü ve tam hava aydınlanmaya başlamışken, kütüphaneye kimse gelmeden koltuğunun altına aldığı kitap ile birlikte kütüphaneden çıktı. Zira kitabı kapatmadan önce son kez kapağına bakmıştı.
Sarı saçlı, elinde kazık olan bir avcı ve yanında tek gözü olmayan bir adam ile diğer yanında kızıl saçlı bir büyücünün resmi vardı ve ikisinin üzerinde sadece gözlüklü bir adamın suratı duruyordu. Kapaktaki bu dört kişinin kimler olduğunu merak ederek kabartma yazılarına yeniden dikkat etmişti. BİR AVIN NOTLARI! Yazar: Giles
Kız en üst kata ulaştı ve "Kütüphaneci Borreck bana aradığım kitapların burada olduğunu söyledi!" diye mırıldandı kendi kendisine. Aklında dönüyordu o vampiri öldürdükten sonraki düşünceleri ve yaptıkları.
Kız kütüphanecinin evine kadar gitmişti ve ona olanları anlatmıştı. Adam ona anında inanmıştı ve gücü ile ilgili bilgi bulabileceği kitapların saklı olduğu yerin kütüphanenin en üst katındaki girişlerin yasak olduğu bölüm olduğunu söylemişti. Kız kendisine neden hemen inandığını sorduğunda da kütüphaneci bir zamanlar Giles denen bir adamla karşılaştığını ve adam ile onun gözetimindeki bir avcının onun hayatını kurtardığını söylemişti.
Bunlar o kadar önemli şeyler değildi tabi ki. Adam Giles denen kütüphanecinin bir kitabınıda bu kütüphaneye sakladığından bahsetmişti. Ona kütüphanenin anahtari ile bir giriş izni vermişti ve onu buraya yollamıştı. Bunun hayati önemi olduğunu düşünmüştü çünkü. Büyü kontrolden çıkarsa zarar verici olabilir diye belirtmekte çekinmemiş ve Alexia yı korkutmanın ne kadar kolay olduğuna tanık olmuştu. Ã?ünkü o hemen oradan koşarak kütüphaneye yönelmişti panik içerisinde. Bir vampirle oyun oynamak bile yeterince tehlikeliydi şimdi birde büyü...
Kız hızla üst katta kapalı bir kapıya yöneldi ve kapının kolunu çevirdi kapıyı açmak için ama kapı açılmadı ve o zaman doğru odanın burası olduğunu anladı. Diğer odalardan hiçbir farkı yok gibiydi sadece bunun kapısı kilitliydi aynı sokak kapısı gibi. Kimse burada bir şeyler saklandığını anlamazdı dolayısıyla...
Alexia hızla kapıya anahtarını yerleştirdi ve açarak içeriye girdi. Bir an sonra içeride odayı loşlaştıran o ışıkları yakmış bir şekilde kitapları inceliyordu. Sabaha kadar kitapları inceledi ve kısa süre sonra BİR AVIN NOTLARI! isimli bir kitaba denk gelerek kitabı açtı. Kitapta bir çok büyü vardı ve büyüler dışında da bir çok ilginç bilgi vardı.
Büyünün anlamı ve nasıl denetimde tutulması gerektiği gibi bir çok şeyi okumaya başladı ve kitabı her ne kadar bir gecede bitiremeyecekte olsa her satırına kadar okumaya başladı.
Kısa süre içinde, bir sayfadan sonra bir diğerine geçtiği o mâkul anda, karşısına bir kehânetten bahseden bir sayfa çıktı. Kehânet bir vampirden bahsediyordu ve Vampirin hayatın kurtarıcısı olacağını söylüyordu. Akan kanın tatlılığından değil, insanların ruhlarıyla oynamaktan hoşlanan bir vampirin olduğundan bahsediyordu ve büyünün var olduğu bir anda bu vampirin büyünün etkisine maruz kalacağını ve onunla dolup büyüden bir ruha sahip olacağını anlatıyordu.
"Büyüden bir ruh!" dedi Alexia şaşkın bir şekilde. "Gerçek bir ruh değil, büyünün yaratmış olduğu, sadece duyguları etkileyen bir ruh!"
Alexia tüm gece boyunca kitaba gömüldü ve tam hava aydınlanmaya başlamışken, kütüphaneye kimse gelmeden koltuğunun altına aldığı kitap ile birlikte kütüphaneden çıktı. Zira kitabı kapatmadan önce son kez kapağına bakmıştı.
Sarı saçlı, elinde kazık olan bir avcı ve yanında tek gözü olmayan bir adam ile diğer yanında kızıl saçlı bir büyücünün resmi vardı ve ikisinin üzerinde sadece gözlüklü bir adamın suratı duruyordu. Kapaktaki bu dört kişinin kimler olduğunu merak ederek kabartma yazılarına yeniden dikkat etmişti. BİR AVIN NOTLARI! Yazar: Giles
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Michael Barda eylenirken canı sıkılmaya başlamıştı. Artık vakti geldi diye bir düşünce şekillenmişti kafasında..
Genç adam karanlık köşesinden ayrılmaya başladı ve barın olduğu yere gitti. bir çok genç insan eğleniyordu..
Dikkatini bir kız çekmişti bir adamı aldı ve hemen arka tarafa doğru ilerledi. Kafasını çevirdiğinde ağlayan başka bir genç kız gördü..
Tam benim tipim dedi ve sinsice gülümsedi.
Kızın yanına ilerledi. " Yardımcı olmamı istermisin Benimle sorununu paylaş " dedi ama kız kafasını kaldırmadı bile.
barmenden iki içki söyledi vampir.
Birini kızın önüne koydu kız bi dikişte bitirdi içkisini.
Vampir " Konuşmak istermisin " dedi.
Kız adama dönerek " Daha sakin bir yerlere gitsek " dedi..
Vampir " Nereye istersen "
kız adamın elinden tuttu ve barın arka tarafında bulunan küçük yataklı odalardan birine götürdü.
Ve derdini anlatmaya başladı ailesine bişiyler olmuş ama adam bunu pek iplemiyordu aklı fikri 2 şeydeydi sadece...
Kız üstündeki hırkasını çıkarırken adam üstüne doğru hamle yaptı ve dudaklarına yapıştı...
Kız bu harakete pek şaşırmadı ve karşılık verdi.
Michael bu kadar kolay olcağını düşünmüyordu ama her kadın yanlız ve ilgiye muhtaç olduğunda ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olduğunu biliyordu bunu tecrübelerinden öğrenmişti.
Kızla bir süre ilgilendikten sonra kız arkasını döndüğü anda boğazına dişlerini geçiriverdi...
Gerçek kan tadını hissetmişti ve kokuyu zevki almıştı..
Doyuma ulaşmak için kızın damarlarındaki kanı son damlasına kadar boşalttı ve barın içine üstünü başını toplayarak geri döndü...
Müzik ve dans devam ederken kendine yeni bir kurban arıyordu..
Genç adam karanlık köşesinden ayrılmaya başladı ve barın olduğu yere gitti. bir çok genç insan eğleniyordu..
Dikkatini bir kız çekmişti bir adamı aldı ve hemen arka tarafa doğru ilerledi. Kafasını çevirdiğinde ağlayan başka bir genç kız gördü..
Tam benim tipim dedi ve sinsice gülümsedi.
Kızın yanına ilerledi. " Yardımcı olmamı istermisin Benimle sorununu paylaş " dedi ama kız kafasını kaldırmadı bile.
barmenden iki içki söyledi vampir.
Birini kızın önüne koydu kız bi dikişte bitirdi içkisini.
Vampir " Konuşmak istermisin " dedi.
Kız adama dönerek " Daha sakin bir yerlere gitsek " dedi..
Vampir " Nereye istersen "
kız adamın elinden tuttu ve barın arka tarafında bulunan küçük yataklı odalardan birine götürdü.
Ve derdini anlatmaya başladı ailesine bişiyler olmuş ama adam bunu pek iplemiyordu aklı fikri 2 şeydeydi sadece...
Kız üstündeki hırkasını çıkarırken adam üstüne doğru hamle yaptı ve dudaklarına yapıştı...
Kız bu harakete pek şaşırmadı ve karşılık verdi.
Michael bu kadar kolay olcağını düşünmüyordu ama her kadın yanlız ve ilgiye muhtaç olduğunda ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olduğunu biliyordu bunu tecrübelerinden öğrenmişti.
Kızla bir süre ilgilendikten sonra kız arkasını döndüğü anda boğazına dişlerini geçiriverdi...
Gerçek kan tadını hissetmişti ve kokuyu zevki almıştı..
Doyuma ulaşmak için kızın damarlarındaki kanı son damlasına kadar boşalttı ve barın içine üstünü başını toplayarak geri döndü...
Müzik ve dans devam ederken kendine yeni bir kurban arıyordu..
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
