Raistlin wrote:Kılıç buzu parçalayarak yararken buz parçaları ve duman püskürdü ve Cervantes'in demir zırhında tangırdadı. Methanetini bozmayan şovalye bıuza vurmaya devam ettiyse de duvarın gittikçe kalınlaşmakta olduğunu farketti.
"Lanet olsun!"
Bu tür bir yaratığı daha önce görmemişti fakat adamların amacının kötü olduğunu sözlerindeki neferet ve hırstan ve buzun arkasından bile parçalayan korkunç kırmızı auralarından anlayabiliyordu.
"ADALET TANRISI YÃ?CE OREN ADINA TESLİM OLUN!" diye bağırdı. Adamların kötü bir şey yapıp yapmadığından henüz emin değildi ama agresif davranmış olsa bile adamların onları durdurmak istemesinin arkasında karanlık bir amaç olduğuna emindi. Tanrısının gösterdiği imgelemler de bunu doğrular nitelikteydi. Yanına rahibi de almış olmayı diledi. O zaman büyüle daha rahat başa çıkabilirdi...
Buzu kırarak geçmenin mümkün olmadığını anlayan şovalye bir dağ patikasına doğru yöneldi. Bütün dağı arşınlanmak zorunda kalsa bile yılmayacaktı ve oraya ulaşacaktı. "Beni izleyin ve mümkün olduğunca sessiz olun..."
Din Savaşçısı öbür tarafa geçmek ve yine aynı duvarla karşılaşmak istemiyordu. Bu yüzden gizliliğe başvuracaktı.
Cervantes dağ patikasına yöneldi ve ilerlemeye başladı... sessizlik onu biraz yavaşlatıyor olsa da bi ihtimal kervanı korumaya yetişebilirdi...
RP dışı not: Güçlü bir ses tüm dağı sarstı.iki grupta bu sese kulak verdiler.
*Rp nin Dm i bundan sonra benim.
*En kısa zamanda karakter sheetleriniz bana yollansın.kim neymiş bileyim.
*Rp nin sert kuralları geçerliliğini daha sert bir şekilde koruyacaktır.
*Savaş baltalarınızı bileyin ,gözlerinizi kan bürüsün,yoksa ölüm sizinledir bunu bilin!
*SAVAş BAşLASIN!!!
Katliamın eli nin çapulcu ordusu ile Logan ın iyiliğin savunucu orduları o anda anladılar.Dungeon Master Eldarin in sesiydi bu...
Logan ın alnında oluşan ter damlaları yüzünün kenarından akarak ,çenesinde toplanıp ve göğüs zırhının plakasına damlamaktadır.Olağanüstü sıcak etrafı kasıp kavururken; bu günün düşündüğünden daha kanlı geçebileceğini öğütlemektedir Oren in paladinine.
Yakıcı kum atın daha hızlı ve çabuk koşmasını sağlarken tüm yüzünü kaplayan miğferinin arkasından gören gözler, buğulu havanın ardından dalgalanırmışçasına kervana_logan ın geldiği yöne_ doğru ilerlemekte olan hırsız grubunu görmektedir.
Bir anlığına sert _ve olağanüstü etkileyici_yüz ifadesi çarpılır.Yalnız şövalye tüm hırsız birliğini karşısına almıştır.Ve tek başına...
Ve savaş borusunun öttürüldüğü yerde belirmiş mavi beyaz tabaka...Oraya yaklaşmıştır ve şimdi kimseciklerin orada olmadığını farkeder.
Sir Logan ın sert yüz ifadesinin karşıladığı birlik ise ona doğru aynı hızla ilerlemektedir.....
akrepler ve diğer çöl mahlukatları yer yer gözükmekte,dağın yüksek tepelerinde bekleyen yırtıcı kuşlar aşağıdaki görüntüyü zevkle izlemektedir.
Ve yer yer yarılmış çorak toprak...kan beklemektedir...
Katliamın eli soğuk,ortalığı delen bakışlarıyla ileriyi süzüyordu.devasa baltası sırtında, tehditkarca sallanıyordu ve arkasındaki grupta onun öncülüğünde ilerleyişine devam ediyordu.
Kervan oldukça ileride gözükmekteydi.....
Lakin daha yakınlarda olan başka birisi çarptı dev savaşçının gözüne.
Sarının tüm tonlarını barındıran güneşin, onu kutsarmışçasına üzerinde toplandığı zırhlar kuşanmış başka birisi...
Arkasındaki hırsız grubu katliam çığlıklarıyla ileriye ,kervana doğru ilerlerken Andero ve yoldaşları sert adımlarla o yöne doğru devam ettiler...
Oren in selamını üzerinde taşıyan güçlü savaşçı Cervantes arkasındaki birlikle hızla ilerliyordu patika boyunca.
Zorlu bir patikaydı bu ve atlar ilerleyişi daha da zorlaştırıyordu.
paladinin aklındaki tek düşünce ise şu dev baltasıyla yolunu kesen savaşçı ile yüzyüze gelebilmekti.ondan sonra Oren in düsturu ve adaleti ile bir çözüm yolu aramaya çalışacaktı.
kızıl dağın eteklerindeydi şimdi.ileriye baktığında hırsız grubunun tahmin ettiği yerde olmadığını gördü!Güruh aşağı doğru yol katetmiş daha ilerideki kervana doğru yol almaktaydı.
Cervantes orada kalakaldı.
Kervan büyük bir tehdit altındaydı.ve hırsız grubunun oyununa gelmiş gibiydi.
Hepsinden önemlisi,Oren in seçilmişi epey bir uzakta kalmıştı.anlık düşünmesi ve en iyisini yapması gerekiyordu...
Squan bir anda bir şeyler hissetmeye başladı.Bir ses duyuyordu ve bu ses çok yakından geliyor gibiydi.Bu ses içinden geliyordu.Bu sesi tanıyordu.Bir kaç kere çok az bir şekilde işitmişti.Ama şimdi net bir şekilde duyuyordu. Squan bir anda suratı gülmeye başlamıştı.Tanrısı kendisini gösteriyordu. Bu kendi tanrısının sesiydi.Squan birden kendini toparlayarak tanrısının ne dediğini işitti.Onu tapınağa geri çağırıyordu.Squan atını durdurarak geriye baktı.Kendi askerlerininde geriye doğru dönüp baktığını görüyordu.Squan bu çağrının bütün inananlar iin geldiğini anladı.Ama kervanı kasabaya götürüyordu.Kendi görevi vardı.Ama tanrısının çağrısı herşeyden önemliydi.Askerler bir kez Squan a baktıktan sonra hızla arabadaki birer arkadaşlarınıda alarak oradan uzaklaştılar.Squan onlara ne gidin demişti ne de kalın demişti.Squan hemen ardından arkadaki 3,4 karavanında yön değiştirdiğini gördü.Karargaha geldiklerisırada dragonfire inananı olan kişilerde duymuş olmalıydı çağrıyı.Ã?ağrı çok kuvvetliydi.Squan bile kendini kontrol etmese arkasına bakmadan gidecekti. Squan en iyi yolun kervanı komutan Logan a bırakacaktı.Tanrısının çağrısı herşeyden önemliydi.Squan arkadaki karavanlara doğru giderek onları hizaya soktu
-her ne kadar insanlar geri dönmek için heves etsede(ki hepsi tapınmadığı için aralarında duymayanlarda var) kervanlar bir şekilde ulaşmalıydı.Bu yüzden insanlar gitse bile kervanlar gitmeyecekti.Arabaları hizaya soktuktan sonra hızla kervanın başına doğru ilerledi. Logan ın gittiği yöne doğru bakıyordu.Bir an önce görevi Logan a bırakıp hızla oradan uzaklaşmak istiyordu...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Katliamın eli uzun bacaklarının ona sağladığı hızla ilerlemeye devam ediyordu. Hemen arkasında tapınaktan getirdiği dört savaşçı, onların arkasında da topladığı on dördü savaşçı, ikisi hırsız on altı adamla beraber ilerliyordu. Hırsızların ellerindeki arbaletler adımlarıyla ellerinde bir aşağı bir yukarı hareket ederken, savaşçıların uzun kılıçları hızlı adımları arasında bacaklarına çarpıyordu.
Kervanı artık rahatça gördüğünde hafifçe sırıttı. İşte, kervan oradaydı. Bu kervanı da durdurmak onun için bir zevk olacaktı. Sonra gözüne, ona yakın olan başka bir parlaklık ilişti. Zırhlar içinde başka bir adam kervanla arasındaydı.
- Yine mi biri... dedi kendi kendine.
Canı sıkıldı bir an. Ne çok insancık vardı bu kervanla arasında? Oysa tek istediği basit bir katliamdı. İnsancıklar bu basit katliamı yapmasını biraz olsun geciktirmek için ne kadar da uğraşıyordu böyle? "Farketmez." diye düşündü. "Onları da katlederiz.". İlerlemeye devam ederken arkasına bakmadan konuştu.
-Siz tapınaktan benimle gelenler... şurada duran parlak çocuk eğer yolumuza çıkarsa sizin. Ben durarak onunla uğraşmayacağım. Onu öldürdükten sonra kervanın yanına gelin. dedi tapınaktan gelen üç elf ve insan dişisine hitaben.
-Siz gücümüzü sonradan kabul eden yiğit askerlerim... Benimle devam edin. dedi ardından çapulculara hitaben, sesini dörtlü sıranın en arkasındaki adamlarda duyabilecek şekilde yükselterek.
Elini sırtına götürüp devasa double axe'ı sırtından çekip sağ eline aldı. Grubun ilerleyişini tempolu bir koşu hızına çıkardı. Bu tempoda kervanla aradaki mesafe kapatıldığında askerler savaşabilecek güce rahatça sahip olacaktı.
Tekrar onlara yakın duran savaşçıya baktı. Tapınaktan gelenler bu parlak çocuğa yanlış zamanda yanlış yerde bulunmanın cezasını verirdi. Kervansa artık göz erimindeydi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Freya nefes nefese kalmıştı..Patikaları geçmiş,uzun yollar tepmişti.Tanrısının çağrısını yarı yolda hissetmişti,aslında gitmesi gerektiğini hissediyordu ama çok daha önemliydi bu yapacağı iş.Koşuyordu,ve en sonunda birilerini gördü..Karşıdan birkaç tane atlı geliyordu.Durdu oturdu, o da biraz nefeslenmek istedi.Bu arada atlılar yaklaşıyordu.Atların toynaklarının yere çarpış gürültüleri arasında Freya birşeye dikkat etti.Atlılar,bunlar tanrısının askerlerindendi..Pelerinleri,armaları."Nasıl ya?"dedi içinden.Geri dönüyorlardı.Hemen ayağa kalktı.Eliyle durmaları için belli belirsiz bir işaret yaparak yürümeye başladı.Yanlarına geldiğinde durdu,atlılarda durdu.Atlılardan biri ona doğru küçük gören bir bakış attı.Freya'da bu bakışların altında konuşmaya başladı.;
-Siz..Neden gidiyorsunuz..
Kısa bir süre atlılar birbirlerine bakındı.Sonra Freya'nın en yakınındaki atlı Freya'nın üstünde göz gezdirdi.Freya'da bir an üstüne baktı.Atlının gözlerinede bakınca atlının onun boynunda madalyonu aradığını anladı.Hemen kıyafetinin altından madalyonu çıkardı.Bunun üzerine atlı bir gülümseyip konuşmaya başladı;
-Demek sende Lordumuza inanıyorsun.Ã?ağrıyı duymuş olmalısın,bizde ona gidiyorduk.İstersen bizimle gel..
Freya atlılara bir baktı.İçlerinde tanıdığı,komutan vasfı taşıyan kimse yoktu..Squan..O da yoktu.;
-Komutanınız nerede sizin?O neden burada değil?
Atlılar,atların sesleri eşliğinde etraflarına bakınmaya başladılar.Bakınıyorlardı,ama kimse değişik bir tepki vermiyordu.Etraflarına uzun süre bakındıktan sonra bir tanesi Freya'ya döndü ;
-Komutanımız..Squan..Burada değil.Ona dikkat etmedik.Tanrımızın çağrısı bizi gerçekten etkilemiş olmalı.Ama şimdi görev herşeyden önce gelmelidir,görevimiz bittikten sonrada çağrıya cevap verebiliriz..Atla! dedi ve atının arkasını gösterdi.
Freya zıplayarak atın arkasına bindi.Atlarda dörtnala koşmaya başlamıştı.Freya'nın aklından geçen tek birşey vardı acele edip Squan'ın yanına ulaşmalıydı.Ne durumda olduğunu bilmiyordu,ama ona söylemesi gereken şeyler vardı..
Logan koşturuyordu,terler akıyordu sıcak bir hava vardı.
Atını durdurdu bir sağ bir sola baktı ....
Sol tarafa ta... 10 kasabanın kaderini belirliyecek bir kervan ve zamanın komutanı...
Sağ taraf ta ise onları yamalamak istiyen bir grup kana susamış onursuz, savaşçı...
Logan durdu olduğu yerde... ölümden korkmandan ordunun içine saldırı dı...
ama şu an da onunu amacı olan tek şey 10 kasabaya yardım götürmek,onların yaşmasını sağlamak....
Atını kervana doğru şaha kaldırdı,atı yere indi ve kervan doğru koşmaya başladı...
bir süre sonra kervana ulaştı...
zaman komutanın yanına gitti...
""arkada ziyaretcilerimiz var...""
kervana döndü.
""hadi kardeşlerim 10 kasaba halkının bize ihtiyacı var... bel ki de yaşmaları bize bağlı hadi kardeşlerim ne olursa olsun durmıyacaz , ne olursa olsun durmak yok....
kervan sürücüleri ,at sürücüleri ,sakın durmayın 10 kasabaya gidene kadar, hadi kardeşlerim ileri ""
dedi ve Logan atını tekrar şaha kaldırdı gelen gruba doğru baktı
""Lord Oren sen bizimle ol""
kervan daha da hızlandı...Logan en arkadan kervanı kollamak için geliyordu ...
bu arda gruptan kopup gelen iri bir şey gördü logan...
ardından
''lordum sen bana iyi ile kötü arasındaki farkı göster...gösterki ne yapbilceğimi anlıyım''
gözlerini açtı logan ...
rp dışı :kötülüğü sezme...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Squan Logan ın hızla kendilerine yaklaştığını gördü.Squan ilk başta sevindi Logan ın geldiğine.Ã?ünkü Artık ona teslim edebilirdi kervanı.Ama Logan yaklaştıkça suratındaki ciddi ifadeyi gördü.Squan bunu sevmemişti.
Ters giden bir şeylermi vardı??
Logan gelir gelmez "arkada ziyaretçilerimiz var ".Squan o an beyninden vurulmuşa dönmüştü.Askerlerine hiçbir şey söylememişti.Onlarda gitmişti.
Onlara keşke göz yummasaydı.Squan gözlerini yumup tanrısına ona yardım etmesi için dua etti.Logan ın kervandaki insanları coşturan sözlerinin hiç birini işitmemişti.Ama kervan kasabaya yetişmeliydi.
Kervana yürüme emri vermişti.Kervanın en başındaki adama "Kervanı hiç duraklamadan kasabaya sürün.Ne olursa olsun devam edin" Diye emir verdi.Ardından bütün kervanı boydan boya geçerken bağırarak "Hiç duraklamayın ne olursa olsun.Ama arabalarıda korumayı unutmayın.Bunlar sizin halkınızın,karınızın,çocuklarınızın eşyaları.Onları ne olursa olsun koruyun ve kasabaya sağsağlim götürün!!"
Squan hızla Logan ın yanına geldi."Sence onları yavaşlatabilirmiyiz??"...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Cervantes bu görüntü karsisinda bir an donakaldi, kulaklari uguldadi, sakaklari zonkladi. Bunu görmüstü... Tanrisi ona göstermisti...
"Hayir... Kader degistirilebilir mi? Yoksa bu kaderleri değil mi?"
Karanlik dev *varligin* karavana dogru askerleriyle saldirmasi bogazini kuruttu. İçinde öfke yangın gibi büyüdü.
Mesafe açılıyordu ve en kısa zamanda düşmanla yüzleşmeliydi. Kılıcının bu düşmanların kanı için susadığını hissetti. Tanrısı'nın kılıcını çekti ve tüm gücüyle koşmaya başladı. Rüzgar kısa beyaz saçlarını okşuyordu. Askerler arkasından koşarken onlara moral vermesi gerektiğini düşündü:
"Ölüm bize bir hediyedir kardeşlerim! Yüce Oren, cennetinde adaleti koruyanlar için bir yer ayırdı. Korkmayın! Ã?ünkü sevdiklerinizi yeniden göreceksiniz. Korkmayın! Ã?ünkü yaşamını onur ve düzen uğruna verenlere ölüm bir hediyedir! Savaşın! Sonuna kadar Savaşın!"
*Inspire Courage aura*
ve düşmanlarını arkadan vurmak için koşmaya devam etti şovalye ve arkalarından tüm gücüyle bağırdı:
"Yüzleşin benimle!..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Kızıl kumlar davetlilerinin kanlarının üzerlerine dökülmesini bekliyorlarmışçasına gitgide daha da çok kızarıyordu.
Ve kuzgunlar,gökte pekte asi olmayan görüntüleriyle aşağıda olan biteni parlayan gözleriyle izliyorlardı.Ama daha çok bir beklenti içersindeydiler...
Logan kanter içinde kalmış beyaz adaleti kervana doğru sürmüştü.sonra döndü ve tanrısına yakarmaya başladı.
''lordum sen bana iyi ile kötü arasındaki farkı göster...gösterki ne yapbilceğimi anlıyım''
Gözlerini açtı,etrafta hiçbir değişiklik yok gibiydi,bundan birçok anlam çıkartılabilirdi tabiiki.ama şimdi bunu düşünüp düşünmemek kendisine kalmıştı.
logan menzilde olmadını anladı o büyük insanın...
arıdında arkasındaki birliğe baktı baya kalabalıktı 3 kişilerdi
başa cıkmaları zor gibi görünüyordu...
logan sol tarafında asılı duran bir boru cıkardı...
azına götürdü diyer eliyle lord orenin işareti olan tüyü tutu..
derin bir nefes aldı... üfledi tüy parlamaya başladı parlaklık kolundan kalbine kalbinde boruya geçti...
dağlarda yankılana bir ses...
10 kasabadaki lord oren şovalyelerini cağıran bir ses...
boruyu bıraktığında tapınak koruyucularını gelceğinde emin bir şekilde...
boruyu geri yerine taktı...
zaman komutanına döndü
''elbete onlarla savaşcağız ,onları yenceğiz ,onları alt edeceğizi''
logan tüyünü boynunda cıkartarak öptü
''oren bizimle dostum''
sonra gülerek
''dragonfire da tabii''
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Cervantes dağın eteklerinde atlı grubuyla beraber aşağıyı görebiliyorlardı onlardan bir hayli uzakta gözüken hırsız grubunu...
Adaletin yolcusu Cervantes atını arkadaşlarına döndürdü , sonsuz sıcaklığın hükmünü sürdüğü topraklarda belki hiç hatırlanmayacak belki de kitabelerin başsayfasında yer alacak konuşmasını yaptı.
"Ölüm bize bir hediyedir kardeşlerim! Yüce Oren, cennetinde adaleti koruyanlar için bir yer ayırdı. Korkmayın! Ã?ünkü sevdiklerinizi yeniden göreceksiniz. Korkmayın! Ã?ünkü yaşamını onur ve düzen uğruna verenlere ölüm bir hediyedir! Savaşın! Sonuna kadar Savaşın!"
Askerler bu saf iradeli önderlerinin konuşmasından oldukça etkilenmişlerdi.Gözleri alevlerin o eşsiz parıltısıyla ışıl ışıl yanmış,yürekleri okşanmıştı,ve içlerindeki güç yeniden bir dalgayla kaslarını beslemişti...
Nizamlarını hiç bozmadılar,aynen komutanlarının arkasında yüreklice beklemekteydiler.
Cervantes yeniden hareketlenerek tepeden aşağı doğru yöneldi , atlılarda onunla beraber devam ettiler.
Ã?nlerindeki buğulu havayı yırtarak aşağı doğru süzülen grup aradaki farkı yavaş yavaş kapatmaya başladı...kalplerinde saf inancın verdiği amansız kuvvet vardı...