10 kasabanın eskiden olduğu yerde.
RP DIşI: Kasabadan ayrılan grup için rp yi yeraltında bir mabede doğru!!! adresinde devam ettirebiliriz.
Mesafe bir gecelik yürüyüş mesafesidir.RP yaparken buna dikkat edelim.
Mesafe bir gecelik yürüyüş mesafesidir.RP yaparken buna dikkat edelim.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Harbormm kasabadan ayrılan köylü sayısını görünce ağzı açıkta kaldı.
Herkes-çoğu kişi rahiple gitmişti..Ve burada pek kişi kalmamıştı.
Dwarf hala olanlara innamıyordu..Yerinden kıpırdayamadı.Felç olmuş gibiydi.Başaramamışlardı.
'' Gittiler. ''dedi Alfred ona dönerek.
Harbormm aniden uyandı.''Buradaki köylüleri ayakta tutmak için gereksinimlerini gidermeliyiz.Horcoel'in yakın bir zamanda döneceğine inanıyorum.Elfi görmedim hiçbiryerde.Umarım güvendedir..'' homurtu halinde çıkmıştı sesi.
Kendini toparlamaya çalıştı ve rahibe dönerek''Ben güneş batmadan ava çıkıcam.Köylüler ve kendimiz için yiyecek birşeyler bulmalıyız''dedi ve başını çevirerek omuzunun üstünden kasaba halkının gittiği yöne doğru baktı sonra önüne dönerek Alfred'i takip etti..
Herkes-çoğu kişi rahiple gitmişti..Ve burada pek kişi kalmamıştı.
Dwarf hala olanlara innamıyordu..Yerinden kıpırdayamadı.Felç olmuş gibiydi.Başaramamışlardı.
'' Gittiler. ''dedi Alfred ona dönerek.
Harbormm aniden uyandı.''Buradaki köylüleri ayakta tutmak için gereksinimlerini gidermeliyiz.Horcoel'in yakın bir zamanda döneceğine inanıyorum.Elfi görmedim hiçbiryerde.Umarım güvendedir..'' homurtu halinde çıkmıştı sesi.
Kendini toparlamaya çalıştı ve rahibe dönerek''Ben güneş batmadan ava çıkıcam.Köylüler ve kendimiz için yiyecek birşeyler bulmalıyız''dedi ve başını çevirerek omuzunun üstünden kasaba halkının gittiği yöne doğru baktı sonra önüne dönerek Alfred'i takip etti..
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel yiyecekleri ve köylüleri taşıyan kervan a liderlik yaparak ilerledi..Gecenin karanlığında zaten soğuk olan hava iyice soğumuştu..Ancak hiçbir arabadan çıt çıkmıyordu..Köylüler birkaçkez şovalyeye meşale yakıp yakmayacaklarını sorduklarında Horcoel reddetmişti..Yolu kendisi zaten biliyordu ve ellerinde yerlerini belli edecek bir işaret olmasını istemiyordu..Köylüler ve yiyecekler sağ salim onkasabaya ulaştırılmalıydı..Ve risk almak istemedi şovalye..
Yolculuk oldukça sessiz ve sakin geçmişti..Hatta fazlasıyla sessiz bulmuştu şovalye bunu..Her an için bir saldırı gelecek endişesi ile hazırda bekliyor..Ancak köylülere endişesini belli etmiyordu..Jorex bir ara arabasını hızlandırıp Horcoel in yanına gelip biraz konuşmuştu şovalyeyle..Ona onkasabayı ve kasabadakileri sormuştu..''Nasıl bir yer''demişti şovalyeye..Horcoel ise bir iç çektikten sonra gülümseyerek gence dönüp sorusunu yanıtlamıştı..
''Dünyadaki tüm güzellikleri ve çarpıklıkları içinde barındıran bir yer..Hangi tarafında bulunacağın sana kalır''demişti Horcoel çocuğa..Diğer köylülere gelince umutla şovalyeyi izliyorlardı..
------------------------------------------------------------------------------------------
''Onkasaba..''diye fısıldadı şovalye umutla..Sonunda gelmişlerdi..Kasabalılar tam altlarındaki düzlükte bulunuyordu..Meşale ışıkları..İşçiler..Herşey bıraktığı gibiydi artık..
Ancak meşalelerin neden bir kısmı başka yöne doğru gidiyordu..
Rp dışı:Kafede yazıodum param bitti:)..Gerisini yazıcam sonra
Yolculuk oldukça sessiz ve sakin geçmişti..Hatta fazlasıyla sessiz bulmuştu şovalye bunu..Her an için bir saldırı gelecek endişesi ile hazırda bekliyor..Ancak köylülere endişesini belli etmiyordu..Jorex bir ara arabasını hızlandırıp Horcoel in yanına gelip biraz konuşmuştu şovalyeyle..Ona onkasabayı ve kasabadakileri sormuştu..''Nasıl bir yer''demişti şovalyeye..Horcoel ise bir iç çektikten sonra gülümseyerek gence dönüp sorusunu yanıtlamıştı..
''Dünyadaki tüm güzellikleri ve çarpıklıkları içinde barındıran bir yer..Hangi tarafında bulunacağın sana kalır''demişti Horcoel çocuğa..Diğer köylülere gelince umutla şovalyeyi izliyorlardı..
------------------------------------------------------------------------------------------
''Onkasaba..''diye fısıldadı şovalye umutla..Sonunda gelmişlerdi..Kasabalılar tam altlarındaki düzlükte bulunuyordu..Meşale ışıkları..İşçiler..Herşey bıraktığı gibiydi artık..
Ancak meşalelerin neden bir kısmı başka yöne doğru gidiyordu..
Rp dışı:Kafede yazıodum param bitti:)..Gerisini yazıcam sonra
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
RP DIşI: nereye gittiğini anlamış değilim açık olurmusunHorcoel_Baator wrote:Horcoel yiyecekleri ve köylüleri taşıyan kervan a liderlik yaparak ilerledi..Gecenin karanlığında zaten soğuk olan hava iyice soğumuştu..Ancak hiçbir arabadan çıt çıkmıyordu..Köylüler birkaçkez şovalyeye meşale yakıp yakmayacaklarını sorduklarında Horcoel reddetmişti..Yolu kendisi zaten biliyordu ve ellerinde yerlerini belli edecek bir işaret olmasını istemiyordu..Köylüler ve yiyecekler sağ salim onkasabaya ulaştırılmalıydı..Ve risk almak istemedi şovalye..
Yolculuk oldukça sessiz ve sakin geçmişti..Hatta fazlasıyla sessiz bulmuştu şovalye bunu..Her an için bir saldırı gelecek endişesi ile hazırda bekliyor..Ancak köylülere endişesini belli etmiyordu..Jorex bir ara arabasını hızlandırıp Horcoel in yanına gelip biraz konuşmuştu şovalyeyle..Ona onkasabayı ve kasabadakileri sormuştu..''Nasıl bir yer''demişti şovalyeye..Horcoel ise bir iç çektikten sonra gülümseyerek gence dönüp sorusunu yanıtlamıştı..
''Dünyadaki tüm güzellikleri ve çarpıklıkları içinde barındıran bir yer..Hangi tarafında bulunacağın sana kalır''demişti Horcoel çocuğa..Diğer köylülere gelince umutla şovalyeyi izliyorlardı..
------------------------------------------------------------------------------------------
''Onkasaba..''diye fısıldadı şovalye umutla..Sonunda gelmişlerdi..Kasabalılar tam altlarındaki düzlükte bulunuyordu..Meşale ışıkları..İşçiler..Herşey bıraktığı gibiydi artık..
Ancak meşalelerin neden bir kısmı başka yöne doğru gidiyordu..
Rp dışı:Kafede yazıodum param bitti:)..Gerisini yazıcam sonra
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Rp dışı: Pard abi :)Param az diye hızlıca yazdım anlamsız oldu..şimdi özet çekeyim
:geceleyin geldigime göre insanlarda meşale tarzı ışıkların oldugunu varsaydım..Birde daha önceki rplerde bazı insanların changes ve senle beraber gittiğini yazmışlar..ve geldigim zaman tepede bulundugum için.. yüzden sizle yola çıkanların ışıklarını gördügümü.Uzak veya yakın farketmez..Fazla detay bilmiyorum.Bu arada karışıklık olmasın die belirtiyim..Siz kasabaya geldiginizde ben köydeydim..Bi kaç gün bekledim direk geldim gittim mevzusu olmasın diye..O sıralarda rp biraz karışmıştı..Karışıklık ondan dolayıdır galiba..Sonra kasabaya dönüşümü yazdım..Ben geldigimdede yeni yola çıkıyormuşsunuz..Sadece geceleyin tepeden kasabaya baktıgımda böyle bir olayın dikkatimi çektiğini belirtmek istemiştim..Gece olmasınıda raist sölemişti..Ben köye giderken yeni akşam oluyordu..Köy bi kaç saatlik mesafeymiş..Ona göre ayarlamak istedim..Rahatsızlık ettiysem özür dilerim..
Rp:
Horcoel ışıkları izlemeye başladı..Başıyla kasabanın görüntüsünü iyice bir süzdü ve endişeli bakışlarla durumu tartmaya başladı..Gittiginden beri neler değişmişti..Mesafe uzak da olsa keskin elf gözleri sayesinde belirli belirsiz görebiliyordu insanları..Kimisi bir yerde toplanmıştı..Bazıları ise başka bir yere doğru ilerliyordu.Tek bir işareti ile karavanı durdurdu ve gecenin karanlıgı içerisinde kendi kendisine fısıldadı..
''Burada neler oluyor..''
Arkasından gelen at kişnemeleri ve tekerlek gıcırtısı şovalyeyi kendine geri getirsede hala kasabadaki haraketlenmenin nedenini merak etmişti..''Belki de kasabaya gereken yardım bulunmuştur''diye kendisini teselli etti paladin..En kötüsüne hazırlanmalı..Ancak en iyisini ummalıydı..Ã?nyargılı davranmaması gerekiyordu..Hem kasabaya ulaşınca işin temelini anlayabilirdi..
Arkasına döndü ve onu ve onkasabalıları şaşkın şaşkın izleyen köylüleri gördü..Arabalarından çıkmışlardı ve kendilerini manzaraya kaptırmış gibiydiler..
''Anne..şu insanlara bak..Aynı karınca gibiler..''ve ardından hafif bir gülücük sesi..Küçük bir kız çocugu annesinin uzun yamalı eteğinden çekiştirerek ona sesleniyordu..Horcoel onlara huzur dolu bir gülümsemeyle baktı..Bu kadar insan ona güvenip..Ona inanıp buraya gelmişlerdi..''Acaba doğru olanı mı yaptım'' diye düşünüyordu paladin..
''Burada daha mı iyi olacaklar..Yoksa daha kötümü..Bu kadar insan..Küçük kız haklı...Bu köylüler daha önce bu kadar insan görmemişler hayatlarında..Bu ani değişim umarım onlar için kötü olmaz..''
İnsanların ona soru soran bakışlarla baktıklarını farkedince konuşmaya başladı paladin..
''şuradaki patikadan ilerleyeceğiz..Arabalarımız bu tepeden inmeyi kaldıramaz..''dedi Horcoel parmagı ile tepenin yanından geçen yolu göstererek..Hafif bir zigzag çizmekteydi yol ama arabaların rahatça geçebilecegi kadar geniş ve düzgündü..''Sanırım felaketten önce ticaret yolu olarak kullanılıyordu''diye ekledi kendi kendisine..Hızlıca Silverhorn a bindi ve insanların arabalara bir bir binişini kontrol edip saydı..
''18..19..Hah Jorex..20''dedi gülümseyerek..Herkez tamamdı..
''Sabır kardeşlerim..Birazdan acılarınız ve beklentileriniz sona ericek..''diye seslendi gruba.
Kimseden ses gelmemişti..Belkide böylesi daha iyiydi..En azından ona katılmayan biri olmadıgını göstermişti bu..Horcoel kasabanın durumunu merak ederek karavanı tepeden aşağıya doğru götürecek olan patikaya götürdü..Artık hiç olmassa insanlar aç kalmayacaktı..Düşünceli düşünceli patikadan indikten sonra devam ettirdi karavanları yoluna..Bir yandan kasabalıları süzüyordu..Kasabalılar meraklı gözlerle geçen arabalara yol açarken Horcoel yiyecekleri herkeze dağıtabileceği ortada bir yer aramaya başladı gözü ile..Bir yandan da şovalyeleri merak ediyordu..Yardım geldiğini şimdi söylerse belki kasabalılar üstlerine atlayıp köylülere zarar verebilirlerdi..Ancak kasabalılar umutsuz duruyorlardı ve yiyeceklerin gelişi onlara umut verebilirdi..Yiyecekler eşit bir biçimde dağıtılmalıydı ancak..Aç kalmış insanlar yiyeceklere saldırabilir ve kontrolsüzce harcayabilirlerdi..''Lord Cervantes''diye fısıldadı kendi kendisine..O ne yapacağını bilirdi..Ancak öncelikle onu bulması gerekiyordu..
Yandan geçen küçük bir çocuğu durdurarak sordu..
''Evlat buraya gelen ''zırhlı'' arkadaşlarımı gördünmü..Bana yerlerini gösterebilirmisin gördüysen..''
Ã?ocuk şovalyeden çok gerisinde bulunan arabalara bakmıştı..İnsanlarda merak içersinde etraflarını doldurmuş gibiydi..
Ã?ocuk başını olumlu dercesine salladı ve parmağı ile bir noktayı işaret etti..
Horcoel arkasına dönerek kervanlara onu izlemelerini belirten bir işaret verdi ve belirtilen doğrultuya doğru atını sürerek ilerlemeye devam etti..
Biraz ilerledikten sonra ufak bir adamla tam tersine oldukça uzun boylu ve baştan başa zırhlarla kaplı iki tanıdık adam gözüne çarptı..Arkasında yiyecek yüklü 5 tane araba oldugunu unutacaktı neredeyse onları görünce..Rahip Alfred ve şovalye Harbormm..
Tekerleklerin gıcırtısı ve atların sesleri kalabalıgın gürültüsü ve merakla dolan bakışları ardında onların dikkatlerini çekmeyi umuyordu ancak onlarda düşünceli düşünceli ilerliyorlardı..Cüce arada bir uzun bacaklı rahipten geri kalıyor daha sonra hızlanarak devam ediyordu sanki..Yoksa ona mı öyle gelmişti..Hem Lord Cervantes i onlara sorabilir ve kasabanın son durumu hakkında bilgi alabilirdi..
''İyi akşamlar şovalyeler..''dedi gülümseyerek.''Gereken yardımı getirdim..''Bunu söylerken sadece ikisinin duyabilecegi bir ses tonu ile söylemeye dikkat etti..''Ancak''dedi eli ile arabalardaki köylüleri göstererek..''Köylüler perişan durumdaydı..Onları da yanımda getirdim..Ancak yiyecekleri nasıl paylaştıracağımız konusunda bir fikri olan varmı..Yada Lord Cervantes i gören..Belki o bu soruna cevap verebilir..Ne dersiniz..''
Horcoel cüceyle rahibin cevabını beklerken bir yandan da insanların ayrılışını gördügü anı düşündü..Onkasabada gerçektende neler oluyordu..
Rp:
Horcoel ışıkları izlemeye başladı..Başıyla kasabanın görüntüsünü iyice bir süzdü ve endişeli bakışlarla durumu tartmaya başladı..Gittiginden beri neler değişmişti..Mesafe uzak da olsa keskin elf gözleri sayesinde belirli belirsiz görebiliyordu insanları..Kimisi bir yerde toplanmıştı..Bazıları ise başka bir yere doğru ilerliyordu.Tek bir işareti ile karavanı durdurdu ve gecenin karanlıgı içerisinde kendi kendisine fısıldadı..
''Burada neler oluyor..''
Arkasından gelen at kişnemeleri ve tekerlek gıcırtısı şovalyeyi kendine geri getirsede hala kasabadaki haraketlenmenin nedenini merak etmişti..''Belki de kasabaya gereken yardım bulunmuştur''diye kendisini teselli etti paladin..En kötüsüne hazırlanmalı..Ancak en iyisini ummalıydı..Ã?nyargılı davranmaması gerekiyordu..Hem kasabaya ulaşınca işin temelini anlayabilirdi..
Arkasına döndü ve onu ve onkasabalıları şaşkın şaşkın izleyen köylüleri gördü..Arabalarından çıkmışlardı ve kendilerini manzaraya kaptırmış gibiydiler..
''Anne..şu insanlara bak..Aynı karınca gibiler..''ve ardından hafif bir gülücük sesi..Küçük bir kız çocugu annesinin uzun yamalı eteğinden çekiştirerek ona sesleniyordu..Horcoel onlara huzur dolu bir gülümsemeyle baktı..Bu kadar insan ona güvenip..Ona inanıp buraya gelmişlerdi..''Acaba doğru olanı mı yaptım'' diye düşünüyordu paladin..
''Burada daha mı iyi olacaklar..Yoksa daha kötümü..Bu kadar insan..Küçük kız haklı...Bu köylüler daha önce bu kadar insan görmemişler hayatlarında..Bu ani değişim umarım onlar için kötü olmaz..''
İnsanların ona soru soran bakışlarla baktıklarını farkedince konuşmaya başladı paladin..
''şuradaki patikadan ilerleyeceğiz..Arabalarımız bu tepeden inmeyi kaldıramaz..''dedi Horcoel parmagı ile tepenin yanından geçen yolu göstererek..Hafif bir zigzag çizmekteydi yol ama arabaların rahatça geçebilecegi kadar geniş ve düzgündü..''Sanırım felaketten önce ticaret yolu olarak kullanılıyordu''diye ekledi kendi kendisine..Hızlıca Silverhorn a bindi ve insanların arabalara bir bir binişini kontrol edip saydı..
''18..19..Hah Jorex..20''dedi gülümseyerek..Herkez tamamdı..
''Sabır kardeşlerim..Birazdan acılarınız ve beklentileriniz sona ericek..''diye seslendi gruba.
Kimseden ses gelmemişti..Belkide böylesi daha iyiydi..En azından ona katılmayan biri olmadıgını göstermişti bu..Horcoel kasabanın durumunu merak ederek karavanı tepeden aşağıya doğru götürecek olan patikaya götürdü..Artık hiç olmassa insanlar aç kalmayacaktı..Düşünceli düşünceli patikadan indikten sonra devam ettirdi karavanları yoluna..Bir yandan kasabalıları süzüyordu..Kasabalılar meraklı gözlerle geçen arabalara yol açarken Horcoel yiyecekleri herkeze dağıtabileceği ortada bir yer aramaya başladı gözü ile..Bir yandan da şovalyeleri merak ediyordu..Yardım geldiğini şimdi söylerse belki kasabalılar üstlerine atlayıp köylülere zarar verebilirlerdi..Ancak kasabalılar umutsuz duruyorlardı ve yiyeceklerin gelişi onlara umut verebilirdi..Yiyecekler eşit bir biçimde dağıtılmalıydı ancak..Aç kalmış insanlar yiyeceklere saldırabilir ve kontrolsüzce harcayabilirlerdi..''Lord Cervantes''diye fısıldadı kendi kendisine..O ne yapacağını bilirdi..Ancak öncelikle onu bulması gerekiyordu..
Yandan geçen küçük bir çocuğu durdurarak sordu..
''Evlat buraya gelen ''zırhlı'' arkadaşlarımı gördünmü..Bana yerlerini gösterebilirmisin gördüysen..''
Ã?ocuk şovalyeden çok gerisinde bulunan arabalara bakmıştı..İnsanlarda merak içersinde etraflarını doldurmuş gibiydi..
Ã?ocuk başını olumlu dercesine salladı ve parmağı ile bir noktayı işaret etti..
Horcoel arkasına dönerek kervanlara onu izlemelerini belirten bir işaret verdi ve belirtilen doğrultuya doğru atını sürerek ilerlemeye devam etti..
Biraz ilerledikten sonra ufak bir adamla tam tersine oldukça uzun boylu ve baştan başa zırhlarla kaplı iki tanıdık adam gözüne çarptı..Arkasında yiyecek yüklü 5 tane araba oldugunu unutacaktı neredeyse onları görünce..Rahip Alfred ve şovalye Harbormm..
Tekerleklerin gıcırtısı ve atların sesleri kalabalıgın gürültüsü ve merakla dolan bakışları ardında onların dikkatlerini çekmeyi umuyordu ancak onlarda düşünceli düşünceli ilerliyorlardı..Cüce arada bir uzun bacaklı rahipten geri kalıyor daha sonra hızlanarak devam ediyordu sanki..Yoksa ona mı öyle gelmişti..Hem Lord Cervantes i onlara sorabilir ve kasabanın son durumu hakkında bilgi alabilirdi..
''İyi akşamlar şovalyeler..''dedi gülümseyerek.''Gereken yardımı getirdim..''Bunu söylerken sadece ikisinin duyabilecegi bir ses tonu ile söylemeye dikkat etti..''Ancak''dedi eli ile arabalardaki köylüleri göstererek..''Köylüler perişan durumdaydı..Onları da yanımda getirdim..Ancak yiyecekleri nasıl paylaştıracağımız konusunda bir fikri olan varmı..Yada Lord Cervantes i gören..Belki o bu soruna cevap verebilir..Ne dersiniz..''
Horcoel cüceyle rahibin cevabını beklerken bir yandan da insanların ayrılışını gördügü anı düşündü..Onkasabada gerçektende neler oluyordu..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Gecenin sessizliği kasabada esmekteydi. Yardım yarında gelemez ise bende kasaba halkını Lord Orenin tapınağına götürmeliyim. Savaştan değil açlıktan yıkılıyor halk. Elimden geldiğince morallerinin yukarıda tutmaya çalışıyorum fakat insanlar artık laf ile doğamayacak kadar açlar. Ben çevreme güçlü görünmem gerektiğini bilmesem çağresizlikten ve hırstan ağlardım. Hala halkın o rahibin peşinden gittiğine inanamıyorum. Yiyecek geldiğinde yola düşsem iyi olucak o kadar insan artlarında bayağı izler bırakmışlardır.
Kasabanın uzağında bir karartılar bize doğru yaklaşıyordu. şimdi savaş zamanı herhalde. Gittikçe yaklaştılar.... ve elf evet elf Horcoel geldi. Paladin başarmıştı dönmüştü. Ama yanındaki insanlar kimdi acaba. Gözümden sevincimden bir damla yaş aktı. Sadece bir damla yaş. İnanamıyordum bu neredeyse aldığım en iyi hediyelerden biri. Yiyecek ve yiyecek.
Atımla onlara doğru birkaç adım attım. Sonra bekledim Horcoelin gelmesini bekledim. Ben bir tapınak şovalyesiyim duygularımı fazla belli etmemeliyim. Ve ilk konuşmayı Horcoel yaptı.
İyi akşamlar sana onurlu şovalye. Sana anlatmam gereken önemli olaylar var. Lord Cervantes, şovalye Loganı kurtarmak için yola çıktı. Kasabayı bana bıraktı şu ana kadar hiç bir haber alamadım. Tapınaktan yardım istedim fakat şu ana kadar gelmedi. Hata hiç bir yardım gelmedi. Tabiki senin dışında... Ayrıca bir rahip ve bir şovalye kasabanın yarısını *güvenli* dedikleri bir yere götürdüler... Yiyecekleri dağıtmak sorun olmayacak bana sorarsanız kadın ve çocuklardan başlayarak dağıtalım kimse yerinden ayrılmasın birkaç kişi görevlendirip elden verelim. Nası fikir? Pek iyi bir fikir değil ama aklıma ilk gelen bu oldu.
Kasabanın uzağında bir karartılar bize doğru yaklaşıyordu. şimdi savaş zamanı herhalde. Gittikçe yaklaştılar.... ve elf evet elf Horcoel geldi. Paladin başarmıştı dönmüştü. Ama yanındaki insanlar kimdi acaba. Gözümden sevincimden bir damla yaş aktı. Sadece bir damla yaş. İnanamıyordum bu neredeyse aldığım en iyi hediyelerden biri. Yiyecek ve yiyecek.
Atımla onlara doğru birkaç adım attım. Sonra bekledim Horcoelin gelmesini bekledim. Ben bir tapınak şovalyesiyim duygularımı fazla belli etmemeliyim. Ve ilk konuşmayı Horcoel yaptı.
İyi akşamlar sana onurlu şovalye. Sana anlatmam gereken önemli olaylar var. Lord Cervantes, şovalye Loganı kurtarmak için yola çıktı. Kasabayı bana bıraktı şu ana kadar hiç bir haber alamadım. Tapınaktan yardım istedim fakat şu ana kadar gelmedi. Hata hiç bir yardım gelmedi. Tabiki senin dışında... Ayrıca bir rahip ve bir şovalye kasabanın yarısını *güvenli* dedikleri bir yere götürdüler... Yiyecekleri dağıtmak sorun olmayacak bana sorarsanız kadın ve çocuklardan başlayarak dağıtalım kimse yerinden ayrılmasın birkaç kişi görevlendirip elden verelim. Nası fikir? Pek iyi bir fikir değil ama aklıma ilk gelen bu oldu.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel gözlerini kamaştırdı rahibin sözleri arasında..Görüntüsü bulanmış ve birkaç saat önceki gördügü sahne gözleri önündeydi şu anTepeden gördügü manzara..Gecenin karanlıgının yuttugu onkasaba..Tüm bu karanlıgın içinden göze batan meşale ışıkları..Merak etmişti Horcoel..Meşaleler neden onkasabanın bulundugu yerden başka bir yöne doğru akmaktaydı..Neden demişti Horcoel..Neden..
Rahibin sözleri suratına soğuk su çarpmışcasına etki yapmıstı şovalyede..
''Bir rahip ve bir şovalye kasabanın yarısını güvenli dedikleri bir yere götürdüler..''
Göz bebekleri şaşkınlıktan dolayı küçülmüş olan şovalye boş bir ifade ile etrafına bakmaktaydı..
''Lord Cervantes şovalye Loganı kurtarmak için yola çıktı.''Rahip neler diyordu böyle..Eski dostu ve bulundugu tarikatın lideri..Tapınak koruyucusu..Basit diplomatik bir göreve gidicekti..
''Logan..Yoo..''diye fısıldadı şovalye..
Horcoel atının üzerinde bir eli ile yüzünü kapadı ve bir an duraksayarak rahibe doğrultacagı soruları planladı..Rahip bu sırada insanlara yemekleri elden vermekle ilgili birşeyler söylüyordu..Horcoel her ne kadar kendisini kötü de hissetse bir anda yüzündeki endişeli ifadesini yitirerek asil ve cesaret aşılayan durumuna getirdi kendisini..Adaletin ve umudun savaşçısı..Işığın eli..Bir paladinin olması gereken şeylerdi bunlar..Durum ne olursa olsun..Bunlar değişmemeliydi..
''Yiyecekler konusunda haklısınız sayın rahip..''diye fısıldadı paladin..Horcoel Silverhorn a verdigi zihinsel emirle at kendiliğinden arkasına doğru döndü yavaşça..Uygun pozisyona geldiklerinde Horcoel karavanlara doğru seslendi..
''Joseph..Jorex.. Bir yanıma gelebilirmisiniz..Sizinle konuşmam gereken bir konu var..''
Arabadan uzun boylu ve yapılı bir savaşçı çıktı önce..Aslında savaşçıya benzer bir tarafı da yoktu..Belindeki kılıcı dışında..Üzerindeki yıpranmış tunik geçirdiği zor zamanları betimliyordu sanki..Hemen arkasından da çıkan savaşçıya yüz hatları olarak oldukça benzeyen..Ancak daha narin ve ince yapılı bir adam çıktı..İlk çıkandan daha gençti..Ve etrafa manasızca sırıtarak bakıyordu..Gözleri ile onu çağıran şovalyeyi arayan genç adam bulduktan sonra koşarak ona doğru tam ilerleyecektiki omzunu güçlü bir el kavrayınca durmak zorunda kalmıştı..Genç adam duraksayarak önce ele baktı..Ve iç çekerek arkasına döndü..
''Joseph neyin var senin..şovalye bizi çağırıyor.''
Onu tutan el sinirle karışıkta olsa gevşeyerek geri çekildi..Ve ardından bir iç çekiş sesi duyuldu
''Zaten yanına gidiyoruz kardeşim..Ancak yavaş..Ayakların zaten vücudunu zar zor taşıyor..Sağa sola düşüpte oranı buranı yaralayıp bu kadar şeyin ardında yük olmanı istemiyorum..'
Kardeşler gene didişiyorlardı..Horcoel gülümseyerek rahibe gösterdi kardeşleri ve onları izlemeye devam etti..''Bunlar'' dedi rahibe eliyle işaret ederek..''Joseph ve Jorex..''Köyde tanıştım..Kardeşler..Babaları köyün yokolusunun ardından yardım bulmak için köyü terketmiş..Ancak birdaha geri dönmemiş..Büyük olan Joseph..Küçüğü Jorex dedi gülümsemeye devam ederek..şu anda Joseph Jorexi sırtından dürtükleye dürtükleye Horcoel le Rahip Alfred in yanına getiriyordu..
Kardeşlerin gelişi üzerine Horcoel ciddi bir tavır takınarak önce kardeşlere ve sonrada şaşkınlıkla bakan rahibe bakmaya başladı..
''Tanıştırayım..Batı köyünden Joseph..Jorex..Ve Oren rahibi ve tapınak şovalyesi Sir Alfred..''
Joseph bir savaşçı edası ile rahibe selam verip incelerken Jorex öne atlamıştı bile..
''Ehe..Bir rahip..Joseph gördünmü..Babam hep anlatırdı hani..Bilmiş bir hava ile bir an duraksadıktan sonra devam etti..Anlattıgı evsaneler..Rahipler gökyüzünden ateş felan çağırıyorlarmış..Iıı..Siz de yapabiliyormusunuz bayım ..Hmph..''
Kardeşinin sözlerini eliyle ağzını tıkayarak kesen Joseph özür dileyerek söze girişti..
''Kardeşimin kusuruna bakmayın sayın rahip..Düşünmeden konuşur hep..''
Daha sonra kardeşinin ağzını tıkamayı bırakarak sertçe onu yanına çekip kulagına uyarı niteliginde birşeyler fısıldadı..
Horcoel gülümseyerek izledi olanları..Rahibe baktı..Oda düşünceli gözüküyordu..Kimsenin daha fazla söylediği sözü olmadıgını farkedince konuşmaya başladı..
''Oren rahibinin yiyeceklerle ilgili bir fikri var..Ve benimde..Ancak bu fikir için güvenebilecegimiz adamlar lazımdı..Bende sizi önerdim..Ne dersiniz böyle bir sorumlulugu kabul edebilecekmisiniz..''
''Joseph anlayışlı bir şekilde başını salladı..Jorex zaten hevesli görünüyordu..''
''Güzel.''.Diye belirtti şovalye..''Halkınıza yetecek olan yiyeceği ayırın ve gerisini kasabalılara dağıtmak için bir stand hazırlayın...Ancak..Kasabalılara hergün her öğün için toplanıp yenilmesini sağlayacak derme çatma aşevi gibi birşeyler hazırlamak gerekecek..Yada başka birşey..Hmmm''Horcoel düşünceli gözüküyordu..'Bir iç çekişten sonra devam etti sözlerine şovalye..'Yada farketmez..İnsanlara eşit ve adil bir şekilde yiyecek dağıtında gerisi tamam..Tamam mı'' dedi gençlere gülümsterek bakan şovalye..
Joseph başıyla onaylayarak ilerledi ve arabalara giderek birşeyler söyledi..Jorex bir an etrafına baktıktan sonra oda koşar adım kardeşinin yanına gitti..Horcoel bir an için Josephle Jorex in köylülerle beraber arabaları toplayıp bir dükkanmışcasına birleştirmelerini izledi..4 araba kare bir şekilde yan yana getirilmiş..Ve yiyeceklerin görünmesi için Üstlerindeki örtüler açılmıştı..Joseph şu an etrafa bağırmaktaydı..
''Yardım geldi...Toplanın Onkasabalılar..Açlıgınızın çaresi geldi..Aç kalmayacaksınız artık..Gelin ve yiyeceklerinizi alın..Yavaş yavaş..Hah böyle..''Joseph Onkasabalılara yiyecek dağıtırken bir an gülümseyerek Horcoel e baktı..
''Güzel fikir..''diye fısıldadı kendi kendisine Horcoel..Açlık sorunu da böylece sona ermiş gibiydi..Ancak giden insanlar..Bir rahip ve bir şovalye...Ancak hangi tanrının inananları..Dragonfire olabilir diye düşündü Horcoel..Ã?ünkü Ozan firble ile konuştukları zamanda ona Dragonfire tapınagından yardım getirilcegini söylemişti..Eğer durum öyle ise endişelencek birşey yoktu..
Peki ya öyle değilse..
Horcoel bu düşünceyi zihninden uzaklaştırmak istedi ancak yapamadı..Anlamsızca etrafına baktı ve ağzından şu sözler döküldü..
''Birşeyler ters gidiyor..''Dedi cüce ile rahibe doğru..''Logan ın durumu..Lord Cervantesin gidişi..Ve dediğiniz şovalyenin ve rahibin gelişi..İnsanların gidişi..Alfred haklı..Birşeyler yapmak zorundayız..''
Rahibin sözleri suratına soğuk su çarpmışcasına etki yapmıstı şovalyede..
''Bir rahip ve bir şovalye kasabanın yarısını güvenli dedikleri bir yere götürdüler..''
Göz bebekleri şaşkınlıktan dolayı küçülmüş olan şovalye boş bir ifade ile etrafına bakmaktaydı..
''Lord Cervantes şovalye Loganı kurtarmak için yola çıktı.''Rahip neler diyordu böyle..Eski dostu ve bulundugu tarikatın lideri..Tapınak koruyucusu..Basit diplomatik bir göreve gidicekti..
''Logan..Yoo..''diye fısıldadı şovalye..
Horcoel atının üzerinde bir eli ile yüzünü kapadı ve bir an duraksayarak rahibe doğrultacagı soruları planladı..Rahip bu sırada insanlara yemekleri elden vermekle ilgili birşeyler söylüyordu..Horcoel her ne kadar kendisini kötü de hissetse bir anda yüzündeki endişeli ifadesini yitirerek asil ve cesaret aşılayan durumuna getirdi kendisini..Adaletin ve umudun savaşçısı..Işığın eli..Bir paladinin olması gereken şeylerdi bunlar..Durum ne olursa olsun..Bunlar değişmemeliydi..
''Yiyecekler konusunda haklısınız sayın rahip..''diye fısıldadı paladin..Horcoel Silverhorn a verdigi zihinsel emirle at kendiliğinden arkasına doğru döndü yavaşça..Uygun pozisyona geldiklerinde Horcoel karavanlara doğru seslendi..
''Joseph..Jorex.. Bir yanıma gelebilirmisiniz..Sizinle konuşmam gereken bir konu var..''
Arabadan uzun boylu ve yapılı bir savaşçı çıktı önce..Aslında savaşçıya benzer bir tarafı da yoktu..Belindeki kılıcı dışında..Üzerindeki yıpranmış tunik geçirdiği zor zamanları betimliyordu sanki..Hemen arkasından da çıkan savaşçıya yüz hatları olarak oldukça benzeyen..Ancak daha narin ve ince yapılı bir adam çıktı..İlk çıkandan daha gençti..Ve etrafa manasızca sırıtarak bakıyordu..Gözleri ile onu çağıran şovalyeyi arayan genç adam bulduktan sonra koşarak ona doğru tam ilerleyecektiki omzunu güçlü bir el kavrayınca durmak zorunda kalmıştı..Genç adam duraksayarak önce ele baktı..Ve iç çekerek arkasına döndü..
''Joseph neyin var senin..şovalye bizi çağırıyor.''
Onu tutan el sinirle karışıkta olsa gevşeyerek geri çekildi..Ve ardından bir iç çekiş sesi duyuldu
''Zaten yanına gidiyoruz kardeşim..Ancak yavaş..Ayakların zaten vücudunu zar zor taşıyor..Sağa sola düşüpte oranı buranı yaralayıp bu kadar şeyin ardında yük olmanı istemiyorum..'
Kardeşler gene didişiyorlardı..Horcoel gülümseyerek rahibe gösterdi kardeşleri ve onları izlemeye devam etti..''Bunlar'' dedi rahibe eliyle işaret ederek..''Joseph ve Jorex..''Köyde tanıştım..Kardeşler..Babaları köyün yokolusunun ardından yardım bulmak için köyü terketmiş..Ancak birdaha geri dönmemiş..Büyük olan Joseph..Küçüğü Jorex dedi gülümsemeye devam ederek..şu anda Joseph Jorexi sırtından dürtükleye dürtükleye Horcoel le Rahip Alfred in yanına getiriyordu..
Kardeşlerin gelişi üzerine Horcoel ciddi bir tavır takınarak önce kardeşlere ve sonrada şaşkınlıkla bakan rahibe bakmaya başladı..
''Tanıştırayım..Batı köyünden Joseph..Jorex..Ve Oren rahibi ve tapınak şovalyesi Sir Alfred..''
Joseph bir savaşçı edası ile rahibe selam verip incelerken Jorex öne atlamıştı bile..
''Ehe..Bir rahip..Joseph gördünmü..Babam hep anlatırdı hani..Bilmiş bir hava ile bir an duraksadıktan sonra devam etti..Anlattıgı evsaneler..Rahipler gökyüzünden ateş felan çağırıyorlarmış..Iıı..Siz de yapabiliyormusunuz bayım ..Hmph..''
Kardeşinin sözlerini eliyle ağzını tıkayarak kesen Joseph özür dileyerek söze girişti..
''Kardeşimin kusuruna bakmayın sayın rahip..Düşünmeden konuşur hep..''
Daha sonra kardeşinin ağzını tıkamayı bırakarak sertçe onu yanına çekip kulagına uyarı niteliginde birşeyler fısıldadı..
Horcoel gülümseyerek izledi olanları..Rahibe baktı..Oda düşünceli gözüküyordu..Kimsenin daha fazla söylediği sözü olmadıgını farkedince konuşmaya başladı..
''Oren rahibinin yiyeceklerle ilgili bir fikri var..Ve benimde..Ancak bu fikir için güvenebilecegimiz adamlar lazımdı..Bende sizi önerdim..Ne dersiniz böyle bir sorumlulugu kabul edebilecekmisiniz..''
''Joseph anlayışlı bir şekilde başını salladı..Jorex zaten hevesli görünüyordu..''
''Güzel.''.Diye belirtti şovalye..''Halkınıza yetecek olan yiyeceği ayırın ve gerisini kasabalılara dağıtmak için bir stand hazırlayın...Ancak..Kasabalılara hergün her öğün için toplanıp yenilmesini sağlayacak derme çatma aşevi gibi birşeyler hazırlamak gerekecek..Yada başka birşey..Hmmm''Horcoel düşünceli gözüküyordu..'Bir iç çekişten sonra devam etti sözlerine şovalye..'Yada farketmez..İnsanlara eşit ve adil bir şekilde yiyecek dağıtında gerisi tamam..Tamam mı'' dedi gençlere gülümsterek bakan şovalye..
Joseph başıyla onaylayarak ilerledi ve arabalara giderek birşeyler söyledi..Jorex bir an etrafına baktıktan sonra oda koşar adım kardeşinin yanına gitti..Horcoel bir an için Josephle Jorex in köylülerle beraber arabaları toplayıp bir dükkanmışcasına birleştirmelerini izledi..4 araba kare bir şekilde yan yana getirilmiş..Ve yiyeceklerin görünmesi için Üstlerindeki örtüler açılmıştı..Joseph şu an etrafa bağırmaktaydı..
''Yardım geldi...Toplanın Onkasabalılar..Açlıgınızın çaresi geldi..Aç kalmayacaksınız artık..Gelin ve yiyeceklerinizi alın..Yavaş yavaş..Hah böyle..''Joseph Onkasabalılara yiyecek dağıtırken bir an gülümseyerek Horcoel e baktı..
''Güzel fikir..''diye fısıldadı kendi kendisine Horcoel..Açlık sorunu da böylece sona ermiş gibiydi..Ancak giden insanlar..Bir rahip ve bir şovalye...Ancak hangi tanrının inananları..Dragonfire olabilir diye düşündü Horcoel..Ã?ünkü Ozan firble ile konuştukları zamanda ona Dragonfire tapınagından yardım getirilcegini söylemişti..Eğer durum öyle ise endişelencek birşey yoktu..
Peki ya öyle değilse..
Horcoel bu düşünceyi zihninden uzaklaştırmak istedi ancak yapamadı..Anlamsızca etrafına baktı ve ağzından şu sözler döküldü..
''Birşeyler ters gidiyor..''Dedi cüce ile rahibe doğru..''Logan ın durumu..Lord Cervantesin gidişi..Ve dediğiniz şovalyenin ve rahibin gelişi..İnsanların gidişi..Alfred haklı..Birşeyler yapmak zorundayız..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Güneş batmak üzereydi"
Dwarf ve rahip 10 kasabada kuru_çakıllı bir toprak yol üzerinde köylülerin sorunlarını araştırıp , bir çözüm yolu bilmak için yürüyorlardı ..
Harbormm kafasını sola doğru çevirdi ve bir kadınla iki tane 4_5 yaşlarında çocuk vardı. Gözü bir süreliğine onlara takıldı. Ardından arkadan at nalları sesleri duydu. Kadına tekrar baktığında hüzün dolu yüzünde bir mutluluk ifadesi fark etti ve kadın çocuklarını kucağına alarak koşmaya başladı. Dwarf aniden şalırdı. Arkasına döndü ve kadını bu kadar mutlu eden şeye doğru baktı.
Bu.. Bu.. Olamazdı..
Sonunda kasbalılarla bekledikleri yardım gelmişti..
Horcoel o esrarengiz,gümüşümsü atının üzerinde arkasında 4_5 tane kervanla ve köylülerle geliyordu. Bu birkaç gün içinde onu en şaşırtan ve mutlu eden olay olmuştu..
Horcoel"in selamına karşılık verdikten sonra olanları rahibin anlatması için bekledi..
Alfred açıklamasını dwarf rahibe dönerek ''Evet.Yiyecekleri bu şekilde paylaştırabiliriz.. Böylesi en iyisidir. Hemen bunun için biraz adam görevlendirelim..
Yakında bir çadır kurmayı düşünüyorum..En azından bir süreliğine.."" dedi ve köylülerin daha önceden gittikleri yere doğru omzunun üstünden baktı..
Serin hava dwarfın düzensiz olan kahverengi gür sakallarını okşadı..
Harbormm bir cebinden pipo çıkararak elinde tuttu ve Horcoel"e doğru döndü.
''£vet dostum..Logan tehlikede..Calin"in Logan"la birlikte olabileceğini düşünüyorum.Umarım öyledir de..
Ã?nümüzde sadece iki seçenek var..
Birincisi burada kalarak işleri düzenlemek,ikincisi de.."" burada bir nefeslik arayla piposunu tüttürdü ve sözlerine devam etti. ""Logan"a yardım etmek."" dedi gür , kalnı ses tonuyla ve Horcoel"den bir cevap beklerken gözleri koyu maviye dönüşen havada oluşmuş olan iki,üç yıldıza doğru kaydı..
Dwarf ve rahip 10 kasabada kuru_çakıllı bir toprak yol üzerinde köylülerin sorunlarını araştırıp , bir çözüm yolu bilmak için yürüyorlardı ..
Harbormm kafasını sola doğru çevirdi ve bir kadınla iki tane 4_5 yaşlarında çocuk vardı. Gözü bir süreliğine onlara takıldı. Ardından arkadan at nalları sesleri duydu. Kadına tekrar baktığında hüzün dolu yüzünde bir mutluluk ifadesi fark etti ve kadın çocuklarını kucağına alarak koşmaya başladı. Dwarf aniden şalırdı. Arkasına döndü ve kadını bu kadar mutlu eden şeye doğru baktı.
Bu.. Bu.. Olamazdı..
Sonunda kasbalılarla bekledikleri yardım gelmişti..
Horcoel o esrarengiz,gümüşümsü atının üzerinde arkasında 4_5 tane kervanla ve köylülerle geliyordu. Bu birkaç gün içinde onu en şaşırtan ve mutlu eden olay olmuştu..
Horcoel"in selamına karşılık verdikten sonra olanları rahibin anlatması için bekledi..
Alfred açıklamasını dwarf rahibe dönerek ''Evet.Yiyecekleri bu şekilde paylaştırabiliriz.. Böylesi en iyisidir. Hemen bunun için biraz adam görevlendirelim..
Yakında bir çadır kurmayı düşünüyorum..En azından bir süreliğine.."" dedi ve köylülerin daha önceden gittikleri yere doğru omzunun üstünden baktı..
Serin hava dwarfın düzensiz olan kahverengi gür sakallarını okşadı..
Harbormm bir cebinden pipo çıkararak elinde tuttu ve Horcoel"e doğru döndü.
''£vet dostum..Logan tehlikede..Calin"in Logan"la birlikte olabileceğini düşünüyorum.Umarım öyledir de..
Ã?nümüzde sadece iki seçenek var..
Birincisi burada kalarak işleri düzenlemek,ikincisi de.."" burada bir nefeslik arayla piposunu tüttürdü ve sözlerine devam etti. ""Logan"a yardım etmek."" dedi gür , kalnı ses tonuyla ve Horcoel"den bir cevap beklerken gözleri koyu maviye dönüşen havada oluşmuş olan iki,üç yıldıza doğru kaydı..
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
RP DIşI: Pardon da 4-5 tane kervanı nerden buldunuz?? şu anda 1 tane kervan var o da raistlinle loganın kurtarmaya çalıştığı kervan .. bu arada 4-5 tane kervanın ne demek olduğunu biliomusunuz?? 400-500 kişiye yakın bir insan sayısıdır 4-5 kervan....Horcoel kervan fln buamamıştır...kervan istiyosanız şu anda başı belada olanı kurtarmak durumundasınız..iyi rpler
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Raistlin wrote:Cervantes beyaz kuştüyü kalemini çıkarıp elindeki parşomene birşeyler yazmaya başladı... şovalyelerin toplanması üzerine gözlerini onlara çevirdi.
"Kardeşlerim... Kasaba'nın yürekyakan bir durumda olduğu açıktır. Bu nedenle en kısa zamanda yaklaşan tehlikeden onları korumak için örgütlenmeliyiz. Bunu insanlara zorla yaptıramayız ama onların iyiliği için çalıştığımızdan haberdar olmaları gerekiyor..."
Kağıda birşeyler daha yazdıktan sonra eli Tanrısının armağanı olan kılıcına dokundu ve yüzünü bir gülümseme kapladı...
"şovalyeler... Lütfen sırayla bana isimlerinizi bahşedin..."
Cervantes isimleri ciddiyetle dinleyerek not etti ve her birini saygıyla selamladı...
"şovalye Horcoel... İnsanların yiyecek sorunu var. Onları idare edebilecek düzenli bir yiyecek kaynağına ihtiyacımız var, diğer karavanlarla iletişime geçip yardım isteyene kadar batıdaki tarımla uğraşan yokolmuş kasabaların ürünlerinden faydalanmalıyız... Fakat kesinlikle bir yağma meydana gelmemeli, buna engel olmanız ve ürünlerin düzenli bir şekilde buraya yönlendirilmesini rica ediyorum..."
"şovalye Logan... Etraftaki karavanlarla iletişime geçip şehre yiyecek, giyecek ve mümkünse çadır yardımı yapılması için diplomatik görüşmeler yapılması gerekiyor. şehir kendini toparladıktan sonra yardımların karşılığını hak edecek kadar ticaret potansiyeli olacağı zaten açıktır. Bu görüşmeleri ve anlaşmaları izninizle size devrediyorum. şu anda acil olarak her yardıma muhtacız ve insanları canlarını ya da özgürlüklerini tehdit etmeyen anlaşmaları reddetmeyeceğinize gönülden inanıyorum..."
"Rahip Alfred... İnsanların hastalıklarına çözüm, yaralarına merhem ve görüğüm kadarıyla yakın kuyuların kalıntılarından içecek temiz suya ihtiyacı var... Sizden ricam, kalabalığın arasında insanların methanetini yitirmemeleri için konuşmalar yapmak ve diğer insanlara yardım edecek olan diğer ruhban, rahibe ya da gönüllüleri örgütleyerek yakın ve temiz bir kuyu bulmanız. Burada insanlara yetecek kadar su bulabileceğimizi ve hasta, yaşlı ve yatalaklara da yardımcı olabileceğimize inanıyorum... "
"şovalye Harbormm... İnsanlar barınaklar için oduna ve tuğlaya ihtiyacı var. Sizin yapılar konusunda çok yetenekli olduğunuza şüphem yok. İnsanlardan sizin gibi yetenekli taş ve odun ustalarını ve mimarları biraraya getirerek yapılanmayı başlatmanızı rica ediyorum. Fakat kadim ırkınızın sabırla taşı işlediğini bildiğim için lütfen bu uyarımı da dikkate alın... İnsanların en kısa zamanda rüzgar, yağmur ve soğuktan korunması gerekiyor, ve sizin mükemmelliğinize yakışan bir yapı oluşturmak için yeterince zamanımız yok... Lütfen elinizden geleni yapın..."
RP DIşI:
Raistlin wrote: "şovalye Horcoel... İnsanların yiyecek sorunu var. Onları idare edebilecek düzenli bir yiyecek kaynağına ihtiyacımız var, diğer karavanlarla iletişime geçip yardım isteyene kadar batıdaki tarımla uğraşan yokolmuş kasabaların ürünlerinden faydalanmalıyız... Fakat kesinlikle bir yağma meydana gelmemeli, buna engel olmanız ve ürünlerin düzenli bir şekilde buraya yönlendirilmesini rica ediyorum..."
E abi buradada raist bana batı köyünden ürünleri getirmemi istedi ve ben 4 5 tane kervanda getirmedim 4 5 tane araba dolusu yiyecek ve 20 tane köyden insan getirdim..Yanlışlıkla araba yerine arada kervan demiş olabiliriz..Arabalarıda zar zor bulduk zaten..Ancak okadar..Ve bunun rpleri de uzun oldugundan kimse okumamış galiba önceki sayfalarda mevcuttur..(8 9 10 11)10-15 sayfaya yakın köye gidişimi ve yiyecekleri zar zor buldugumuz arabalara yükleyip köylülerle beraber onkasabaya getirişimizi yazdım..''(Uzun diye kimse okumuyor galiba..)''
Abi diğer kervan işinide anlayamadım tam..Loganla Calin diplomatik bir göreve gidiyorlar..
Squanın dragonfire karargahından getirdigi bir kervanla karşılaşıyorlar..Sonra squan tanrım çağırıyor diyor geri dönüp gidiyor..(Kervanla birlikte..)Abi bi ricam son kararını bu yazımı okuduktan sonra bir kez daha düşünerek vermen..Sonuçta DM sensin benim için birşey farketmez durum neyse ona göre oynarım ancak DM karmaşası oldu burada..Saygısızlık yapmam asla ama ortada yanlış bir anlaşılma varsa onu belirtmek istedim..Raistlin wrote: "şovalye Logan... Etraftaki karavanlarla iletişime geçip şehre yiyecek, giyecek ve mümkünse çadır yardımı yapılması için diplomatik görüşmeler yapılması gerekiyor. şehir kendini toparladıktan sonra yardımların karşılığını hak edecek kadar ticaret potansiyeli olacağı zaten açıktır. Bu görüşmeleri ve anlaşmaları izninizle size devrediyorum. şu anda acil olarak her yardıma muhtacız ve insanları canlarını ya da özgürlüklerini tehdit etmeyen anlaşmaları reddetmeyeceğinize gönülden inanıyorum..."
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Logan ; üzeri rünlerin eşsiz simgelemeleriyle işlenmiş borusunu çıkartarak kuvvetli bir nefesle öttürdü.
10 Kasabadaki tüm şövalyelerin hissedebileceği bir büyü kutsanmıştı üzerine öne doğru kıvrılan borunun.....
Ses kızgın güneşin hissedildiği yerlerin ötesine geçti...
Tüm Oren inananlarının kalbine işledi...
Ve duydular sesini güçlü borunun diyarlarda yankı bulan,
Liderlerinin ona yaptıkları çağrıyı hissettiler.
Buyrun Lord Oren in inananları...
10 Kasabadaki tüm şövalyelerin hissedebileceği bir büyü kutsanmıştı üzerine öne doğru kıvrılan borunun.....
Ses kızgın güneşin hissedildiği yerlerin ötesine geçti...
Tüm Oren inananlarının kalbine işledi...
Ve duydular sesini güçlü borunun diyarlarda yankı bulan,
Liderlerinin ona yaptıkları çağrıyı hissettiler.
Buyrun Lord Oren in inananları...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Harbormm daha Horcoel'den yanıtını alamadan Logan'ın borusunun o tiz sesini duydu..
Bu borunun sesini birkez daha duymuştu ; o zaman tapınaktaydı ve 10 kasabaya gidecekleri zamandı.
Dwarf omuzunun üzerinden ssesin geldiği yere doğru başını çevirdi..Endişelenmeye başlamıştı.Kötü birşeyler seziyordu..
''Logan'' dedi fısıltı halinde duyulacak bir sesle..
''Ã?abuk olalım.Hemen yola çıkmalıyız.'' dedi boğuk bir sesle atı üzerinde duran Alfred'in önüne binmesi için elini uzatıp yardım etmesini bekledi..
Bu borunun sesini birkez daha duymuştu ; o zaman tapınaktaydı ve 10 kasabaya gidecekleri zamandı.
Dwarf omuzunun üzerinden ssesin geldiği yere doğru başını çevirdi..Endişelenmeye başlamıştı.Kötü birşeyler seziyordu..
''Logan'' dedi fısıltı halinde duyulacak bir sesle..
''Ã?abuk olalım.Hemen yola çıkmalıyız.'' dedi boğuk bir sesle atı üzerinde duran Alfred'in önüne binmesi için elini uzatıp yardım etmesini bekledi..
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Neler oluyordu ortalıkta yine bir karmaşa vardı biriler igidiyor geliyor arabalar gelmişti ve bir boru ötüyordu anlam veremiyordu ve izlemeye devam ediyordu
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Yiyecekler yavaş yavaş dağıtılmaya başladı. Joshep ve Jorex yiyecekleri özlen ve ADİL bir şekilde dağıtmaya başlamışlardı. İnsanların yüzlerindeki umut ışltısı geri gelmişti. Yeniden kasaba kuruluyor insanlara birinin bir konuşma yapması gerekirdi. Ben mi yapmalıyım elf mi? Aklımda bir konuşma hazırlamaya başladım. Nasıl olsa sözlerimin arkası gelecek diye düşündüm. Sesimi açmak için öksürdüm.Bu sırada Loganın tiz güçlü boru sesini duydum. Boru sesi büyülü bir şekilde kulağımda çınlıyordu.Ses bütün tapınak şovalyelerin kulağına gitmiş olcak ki. cücenin sakalı içerisinde birşeyler mırıldandığını fark ettim.
Gitmek konusunda pek emin değilim en azından bir inanan burada kalarak insanlara liderlilk etmeli. Ustamın taktığı isimle bir ''sağlıka büyücüsü'' olarak ben gitmeliyim. Logan tehlikede olmasa kesinlikle o boruya üflemezdi. Bu yüzden ben gitmeliyim. evet evet ben gitmeliyim. şovalye Horcoel halkın başında kalabilir. Galiba Horcoelin halkın başında kalması en iyisi.
Bu sırada Harbormm elini bana uzatmış yardım bekliyen gözlerle bana bakıyordu . Bu yardım teklifini geri çevirmemeliyim. Elimi uzatırken cücenin çabuk olmakla ilgili birşey söylediğini duydum. Cücenin elini iyice kavrayıp yukarı çektim.Ã?nüme oturttum. şimdi fikirimi Horcoele söylemeliyim. Cücenin belini tutum insan beli gibiydi. fakat insandan farkı biraz boyu kısaydı. Horcoele döndüm.
Sesim kısıldı birkaç saniye konuşamadım.. şimdi ondan istediklerim o bir hakaret gibi anlayabilirdi. O bir paladindi ölümden savaştan korkmazdı. Fakat buradaki insanları da düşünmek zorunda .
- Dostum Horcoel sende bizim gibi Loganın boru sesini duymuşsundur. Fakat buradaki insanları yanlız bırakamayayız. İstersen ben ve dostum Harbormm Loganın çağrısına cevap verelim sen burada halkla kal nedersin. Tapınaktan yardım gelecektir. Yardım gelince burdaki işleri halledersin. Tamam mı?
Gitmek konusunda pek emin değilim en azından bir inanan burada kalarak insanlara liderlilk etmeli. Ustamın taktığı isimle bir ''sağlıka büyücüsü'' olarak ben gitmeliyim. Logan tehlikede olmasa kesinlikle o boruya üflemezdi. Bu yüzden ben gitmeliyim. evet evet ben gitmeliyim. şovalye Horcoel halkın başında kalabilir. Galiba Horcoelin halkın başında kalması en iyisi.
Bu sırada Harbormm elini bana uzatmış yardım bekliyen gözlerle bana bakıyordu . Bu yardım teklifini geri çevirmemeliyim. Elimi uzatırken cücenin çabuk olmakla ilgili birşey söylediğini duydum. Cücenin elini iyice kavrayıp yukarı çektim.Ã?nüme oturttum. şimdi fikirimi Horcoele söylemeliyim. Cücenin belini tutum insan beli gibiydi. fakat insandan farkı biraz boyu kısaydı. Horcoele döndüm.
Sesim kısıldı birkaç saniye konuşamadım.. şimdi ondan istediklerim o bir hakaret gibi anlayabilirdi. O bir paladindi ölümden savaştan korkmazdı. Fakat buradaki insanları da düşünmek zorunda .
- Dostum Horcoel sende bizim gibi Loganın boru sesini duymuşsundur. Fakat buradaki insanları yanlız bırakamayayız. İstersen ben ve dostum Harbormm Loganın çağrısına cevap verelim sen burada halkla kal nedersin. Tapınaktan yardım gelecektir. Yardım gelince burdaki işleri halledersin. Tamam mı?
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest