ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN
Albentuna balkonda iki Oren inananı arasında geçen konuşmayı dinledi. Vilthas'ın gitmek üzere ayrılışını duydu ama sonra ne olduğunun farkına bile varmadan Vilthas hızla balkonun kapısını açtı ve içeriye girerek Albentunaya yöneldi. Paniklemiş gibiydi. Albentuna kalbinde aynı sesi duymuştu. Oda yüce Lord Oren'in bir hizmetkârıydı ama asla duyduğu bir boru sesi ile paniklemezdi. Lordu isterse yardıma giderdi ama o kadar. O daha çok olayları izlemekle yetinirdi.
Albentuna yavaşça Vilthas'ın isteğini dinledi ve başını yattığı yerden kaldırarak ona baktı. Paniğinin nedenini anlayabiliyordu. Hemde rahatça! Ölen dostlar, onca dost... Bunların içerisinde İlyamain için çok değerli olan bir çok kişi var... Alfred, Horcoel ve en önemlisi Logan! Griffin kızının böylesine değer verdiği dostlarını kaybetmesine izin mi verecekti?
Hayır!
Griffin ayağa kalktı ve haşmetli bedenini gererek artık yaşlanmış vücudunu esnetti. Kanatlar iki yana metrelerce açıldı ve kudretli yaratığın her santim tüyü tapınağın üst balkonlarını döven rüzgârda dalgalandı. Vilthas ezilmemek için geriye, kapıya doğru kaçmak zorunda kalacaktı yoksa azilebilirdi.
Griffin ona doğru baktı ve "Sıra senin Vilthas!" dedi. "Hadi kurtar onları!"
Griffin Vilthasın üzerine binmesi için hafif eğildi ve güven duyduğu Oren sözcüsünün yerini almasını bekledi!
Albentuna yavaşça Vilthas'ın isteğini dinledi ve başını yattığı yerden kaldırarak ona baktı. Paniğinin nedenini anlayabiliyordu. Hemde rahatça! Ölen dostlar, onca dost... Bunların içerisinde İlyamain için çok değerli olan bir çok kişi var... Alfred, Horcoel ve en önemlisi Logan! Griffin kızının böylesine değer verdiği dostlarını kaybetmesine izin mi verecekti?
Hayır!
Griffin ayağa kalktı ve haşmetli bedenini gererek artık yaşlanmış vücudunu esnetti. Kanatlar iki yana metrelerce açıldı ve kudretli yaratığın her santim tüyü tapınağın üst balkonlarını döven rüzgârda dalgalandı. Vilthas ezilmemek için geriye, kapıya doğru kaçmak zorunda kalacaktı yoksa azilebilirdi.
Griffin ona doğru baktı ve "Sıra senin Vilthas!" dedi. "Hadi kurtar onları!"
Griffin Vilthasın üzerine binmesi için hafif eğildi ve güven duyduğu Oren sözcüsünün yerini almasını bekledi!
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Griffinin etkileyen, haşmetli duruşu karşısında etkilenmemek elde değil diye geçirdi içinden.. Yavaşça kendisini griffinin iki kanatı arasındaki boşluğa oturttu, aklında bir kitaptan okuduğu bilgiydi bu.. Sonra "Sıra ben de değil herkeste, zaman bizim kendimizi orene kanıtlama zamanı.." dedi ve bütün eşyalarını kontrol ettikten sonra Albentulanın kulağına yavaşça gidecekleri yönü fısıldadı.. Griffinin yerden bütün gücüyle kalkışı tapınağın zeminini yumuşakça sarstı, sanki bir dostun diğerine vuruşu gibi.. Vİlthas başta biraz kötü hissetsede tapınağın görüntüsü küçüldükçe temiz hava sayesinde kendisine geldi ve orene bir dua fısıldadı..
-
Eldarin
--------------------DM--------------------
Vilthas griffon ın kabullenişini memnuniyetle izledi ardından ilyamin i aldı geniş_bir o kadar da yaşlı gövdesine.
Keskin gözleri tapınağın balkonundan dışarıyı süzüyordu.Ve yeleleri sonsuz rüzgarda bir bayrak gibi dalgalanmaktaydı.
"Hazır mısınız dostlarım"dedi.Vilthas tan olumlu anlamında yanıt aldı.
Ardından geniş balkonun korkuluklarının üzerinden hızlı bir hareketle sıçradı.
Bu büyük bir heyecandı daha önceuçan bir yaratığabinmeyenler için,korku dolu bir tecrübe...
Bir süreliğine yere doğru dalışa geçmiş gibi gözüken griffon kanatlarını iyice gerdi ve öne doğru kıvırdı,
Aynı anda yaratık yatay bir pozisyon aldı,müthiş bir heyecandı...
Bir süre havada öylece asılı kalan yaratık kendini eşsiz gökyüzüne doğru tırmandırmaya başladı.Vilthas ve İlyamin ise karşılarındaki sonsuz göğün onlara sunduğu harikulade manzarayı ışıldayan gözlerle izlediler.
10 kasabaya giden en önemli kervan yolunu yaklaşık olarak biliyorlardı.logan da oralarda bir yerde olmalıydı...
İki yoldaş logan ın yardımına koşmanın verdiği coşkuyu kalplerinde hissetselerde yine de bir köşe de beklemekte olan tedirginlik onların en güçsüz oldukları anı bekliyordu.
Ve beklemeye devam edecekti...
Griffon 10 kasabaya giden yol üzerine ilerleyişe geçti...
NOT:zaman senkronizasyonu aynen geçerlidir.Rp alanında 10 kasabaya giden yol üzerine yi takip edin.uygun zamanda oraya vardığınızı size özel olarak belirteceğim...
Vilthas griffon ın kabullenişini memnuniyetle izledi ardından ilyamin i aldı geniş_bir o kadar da yaşlı gövdesine.
Keskin gözleri tapınağın balkonundan dışarıyı süzüyordu.Ve yeleleri sonsuz rüzgarda bir bayrak gibi dalgalanmaktaydı.
"Hazır mısınız dostlarım"dedi.Vilthas tan olumlu anlamında yanıt aldı.
Ardından geniş balkonun korkuluklarının üzerinden hızlı bir hareketle sıçradı.
Bu büyük bir heyecandı daha önceuçan bir yaratığabinmeyenler için,korku dolu bir tecrübe...
Bir süreliğine yere doğru dalışa geçmiş gibi gözüken griffon kanatlarını iyice gerdi ve öne doğru kıvırdı,
Aynı anda yaratık yatay bir pozisyon aldı,müthiş bir heyecandı...
Bir süre havada öylece asılı kalan yaratık kendini eşsiz gökyüzüne doğru tırmandırmaya başladı.Vilthas ve İlyamin ise karşılarındaki sonsuz göğün onlara sunduğu harikulade manzarayı ışıldayan gözlerle izlediler.
10 kasabaya giden en önemli kervan yolunu yaklaşık olarak biliyorlardı.logan da oralarda bir yerde olmalıydı...
İki yoldaş logan ın yardımına koşmanın verdiği coşkuyu kalplerinde hissetselerde yine de bir köşe de beklemekte olan tedirginlik onların en güçsüz oldukları anı bekliyordu.
Ve beklemeye devam edecekti...
Griffon 10 kasabaya giden yol üzerine ilerleyişe geçti...
NOT:zaman senkronizasyonu aynen geçerlidir.Rp alanında 10 kasabaya giden yol üzerine yi takip edin.uygun zamanda oraya vardığınızı size özel olarak belirteceğim...
Borunun sesini ben de içimde hissetmiştim. Griffinin gözden kayboluşunu izledim. İlyamain de gittiğine göre benim burda kalmam için hiçbir neden yoktu. Zaten savaşmak için doğmuştum ve savaşarak ölecektim. Geri döndüm ve tapınağınağın avlusuna doğru koşmaya başladım. Avluya çıktığımda ahırı aramaya başladım. Ahırı ararken oda buldum. Sİlah deposu olmalıydı. Deponun yerini aklımda tutarak ahırı aramaya devam ettim. Ahırı bulduğum da çok fazla atın kalmadığını gördüm. Kahverengi, dayanıklı görünen bir atı seçtim. Duvara asılı olan askeri eyerlerden birini alıp ata yerleştirdim. Atın ipini çözdüm ve silah deposuna yöneldim. Yeni bir kılıca ihtiyacım yoktu. Yeni bir yaya da. Ancak yanıma fazladan bir sadak ok aldım. Kalkanım da iyi durumdaydı zırhım da. Birkaç tane hançer aldım. Yolculuk için gerekli techisat zaten sırt çantam da vardı. Ordudan kalma haritamda griffinin gittiği yönde bir yol görünüyordu ancak on kasabanın yeri belirtilmemişti. Bu yolu takip edecektim. Hızla depodan çıktım ve atıma bindim. Tapınaktan ayrılmadan önce tapınağa yeni gelen biri dikkatimi çekti. Heykelin önünde orene dua etmekteydi. Atımı durdurdum ve bir süre uzaktan onu izledim.
İlyamain sonsuz bir evrende süzülüyordu ve Logan'ı arıyordu ama artık görüntüsünü dahi göremiyordu. Onu bulamıyordu. Bir süre sonra sadece Logan'ı değil önünü dahi görememeye başladı. Karanlıktı her yer! Her yer bir geceden ibaretti. Elleri ile yokluyordu boşluğu ama ulaşamıyordu hiçbir yere!
Nefes alış verişi düzene girmeye başladı bir an sonra. Hastalığı atlatıyordu belki! Kim bilir? Gözlerini açtı ve... Sonsuz karanlığa baktı. Sonsuz bir karanlık uzanıyordu önünde. Sözlerle anlatılamayacak bir karanlık. Eli ile etrafını yokladı ve o anda anladı neler olduğunu...
Etrafındaki duvarları yoklaya yoklaya etrafını araştırarak koridorlarda ilerliyordu. Tapınağın binlerce koridorunda. Saatler geçti belki koridorlarda bu şekilde ama en sonunda bir düzen olduğunu hissetti. Lordu ona bu düzeni göstermişti. Elleri ile hâla tapınağın koridorlarını yoklama ihtiyacı hissediyordu ama artık biliyordu. Nereden giderek nereye çıkacağını görmeyen gözlerle anlıyordu. Hastalıktı onu bu hale getiren belki ve hastalıktan nasıl uyandığını bilemiyordu. Ama uyanmıştı işte... Hastalık ondan bir şeyler almıştı... Ama ona bir şeylerde vermişti. Nedenler belki!
İlyamain kısa süre sonra bir kapıyı yavaça açtı ve içeriye girdi. Biliyordu, göremese bile biliyordu içeride neler olduğunu... Yada en azından neler olduğunu hatırlıyordu!
"Albentuna!" dedi etrafına bakarak. "Albentuna orda mısın?" Ama Albentunadan eser yoktu. Kısa süreden sonra sessizliğin anlamını anladı. İşte o zaman Vilthasın yokluğunuda anladı. Sessizce rüzgârın ve rüzgârın dalgalandırdığı saçlarının hissi ile başbaşa kaldı tapınağın balkonunda! Artık ne yapması gerektiğini biliyordu!
Nefes alış verişi düzene girmeye başladı bir an sonra. Hastalığı atlatıyordu belki! Kim bilir? Gözlerini açtı ve... Sonsuz karanlığa baktı. Sonsuz bir karanlık uzanıyordu önünde. Sözlerle anlatılamayacak bir karanlık. Eli ile etrafını yokladı ve o anda anladı neler olduğunu...
Etrafındaki duvarları yoklaya yoklaya etrafını araştırarak koridorlarda ilerliyordu. Tapınağın binlerce koridorunda. Saatler geçti belki koridorlarda bu şekilde ama en sonunda bir düzen olduğunu hissetti. Lordu ona bu düzeni göstermişti. Elleri ile hâla tapınağın koridorlarını yoklama ihtiyacı hissediyordu ama artık biliyordu. Nereden giderek nereye çıkacağını görmeyen gözlerle anlıyordu. Hastalıktı onu bu hale getiren belki ve hastalıktan nasıl uyandığını bilemiyordu. Ama uyanmıştı işte... Hastalık ondan bir şeyler almıştı... Ama ona bir şeylerde vermişti. Nedenler belki!
İlyamain kısa süre sonra bir kapıyı yavaça açtı ve içeriye girdi. Biliyordu, göremese bile biliyordu içeride neler olduğunu... Yada en azından neler olduğunu hatırlıyordu!
"Albentuna!" dedi etrafına bakarak. "Albentuna orda mısın?" Ama Albentunadan eser yoktu. Kısa süreden sonra sessizliğin anlamını anladı. İşte o zaman Vilthasın yokluğunuda anladı. Sessizce rüzgârın ve rüzgârın dalgalandırdığı saçlarının hissi ile başbaşa kaldı tapınağın balkonunda! Artık ne yapması gerektiğini biliyordu!
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
loganın atı büyük bir hızla tapıanğa doğru koşmaya dewam ediyordu,
at tapınağı gördüğünde son gücü ile koşmaya başladı artık ,naları toprağın içine batıp öle bir arkaya atıyordiki ,toprak parçalaı bir kurmalı yay dan çıkan ok gibi fırlıyordu,
sonunda tapınağa gelmişti tapınaktan içeri girdi beyaz adalet,tapınakta güçlü bir kişlememe sesi duyuldu.at birini,yada bir şeyleri çarıyordu sanki.
logan tapınaktaydı artık.
at tapınağı gördüğünde son gücü ile koşmaya başladı artık ,naları toprağın içine batıp öle bir arkaya atıyordiki ,toprak parçalaı bir kurmalı yay dan çıkan ok gibi fırlıyordu,
sonunda tapınağa gelmişti tapınaktan içeri girdi beyaz adalet,tapınakta güçlü bir kişlememe sesi duyuldu.at birini,yada bir şeyleri çarıyordu sanki.
logan tapınaktaydı artık.
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
İlyamain tapınağın arka ucundaki balkonda görmeyen gözlerle uzaklara bakıyordu. Uzaklardaydı aklı. Saatlerdir bakıyordu. Saatler...
Kişnemeyi duyduğunda ise ona sadece dakikalar geçmiş gibi gelmişti. İlyamain, ruhunda bir şeylerin kırıldığını hissetti. Yerine getirilmeyecek, getirilemeyecek bir şeyleri kaybetmişti. Lordu Oren sayesinde tapınağın içerisinde, ruhu ile izlerse yolunu rahatça bulabiliyordu ama o andan sonra bir daha asla bulamayacakmış gibi geliyordu kıza.
"Logan!" dedi bakmakta olduğu tapınağın balkonundan görmeyen gözlerle bakmaya devam ederek.
"Logaaaaaaannnnn!!!!" diye çığlık attı dağlara doğru. O anda hasta olduğunda görmüş olduğu rüyayı hatırladı. Onu uyandıran bir rüya... Hayır, kabustu bu! O kâbusu görmesi ile birlikte uyanması bir olmuştu. Logan'ın atından aşağıya düşüşünü izliyordu. Logan'ın, sevgilisinin atından düşüşünü izlemişti!
Ã?ığlık tapınağın arkasındaki millerce arazide yeniden duyuldu ve bir an sonra tapınağın içerisinde yankılandı. İlyamain'i rüyalarından uyandıran ve kör eden o görüntü Logan'ın atından düşmesi, ölmesi olmuştu.
İlyamain çığlıklar içerisinde tapınakta koşuyordu. Yolunu göremiyordu ama biliyordu. Ruhunda, lordunun sayesinde görüyordu. Tapınağın koridorlarını karanlık bir rüyadan çıkmışçasına görüyordu ama hâla kördü. Körlük kalıcı mıydı?
Aşık kız tapınağın merdivenlerini tüm hızı ile iniyordu. Ayakları tek bir merdivene dahi takılmıyordu. Tek bir tanesine dahi! Seri adımlarla iniyordu kör kız. Sevgilisinin geldiğini hissediyordu ve daha orada koşarken bile neler olduğunu biliyordu!
İlyamain'in görmeyen gözlerinden yaşlar akıyor, çığlıkları tüm tapınakta yankılanıyordu.
Merdivenlerin son basamağına bastığı anda sevgilisine artık daha yakın olduğunu hissetti ve durarak baktı karşısına görmeyen gözlerle! Sadce baktı!
Logan'ın bedeni atının üzerindemiydi? Atın oradaki varlığını duyabiliyordu. İlyamain yeniden hızla koştu ve göremediği halde atının üzerindeki yerinden düşmek üzere olan cesedi yakaladı. Ona sıkıca sarıldı onu yere çekerken ve sıkıca sarılarak ağlamaya başladı. "Seni seviyorum lânet olası Paladin!" dedi. "Seni seviyorum lütfen bana geriye dön! Sensiz ben nasıl yaşayabilirim ki ben?" Ã?ığlığı sardı tüm her yeri. Ağlıyordu! "Kabus gibiin paladin!" dedi çığlığın ardından. "Senin için yaşayan bu kızı terk edecek kadar korkunç bir kabussun!" Ağlıyordu ve sesi bir an sonra kahkahalara dönüştü. Narin parmaklar yumruk oldu ve şövalyenin metal zırhına inmeye başladı. Bir an sonra ölü bedenin göğsüne kapandı ve kumral saçları suratını örterken yeniden ağlamaya başladı. Aklı başında değildi. Deliriyordu. O paladini hep sevmişti ve şimdi kaybediyordu! Yaşamanın artık ne değeri vardı ki? İnsanları hep sevmiş olan bir kızdı İlyamain ama şimdi en çok svdiği insan ona bir hoşçakal bile demeden onu terk ediyordu.
Ela gözlü kız bakışlarını kaldırdı ve sırılsıklam gözlerini suratını göremediği şövalyenin suratına çevirdi. Göremeyen eller şövalyenin suratını yokladı. "Bu sensin Logan!" dedi kız titreyen sesi ile. "Gerçekten sensin sevgilim! Neden?" diye sordu bakışlarını kaldırıp. "Tanrım neden onu aldın? Sonra bir anda Orenin gücünün hâla içinde olduğunu hissetti. Tanrısını asla, ama asla sorgulamamalıydı. Lordu onu katında onurlandırmış olmalıydı. O tanrısının yanında huzurluydu. Ruhunda bir kudret vardı... şimdi hissediyordu bir şeyleri. Lorduna olan bağlılığının kudretini.
"Lordum!" dedi başını havaya kaldırarak. "Senin için yaşıyacağım. Artık sadece senin için varım..." Başını yeniden şövalyenin göğsüne gömdü ve yüzünü örten saçlarının arasında ağlamaya başladı.
Kişnemeyi duyduğunda ise ona sadece dakikalar geçmiş gibi gelmişti. İlyamain, ruhunda bir şeylerin kırıldığını hissetti. Yerine getirilmeyecek, getirilemeyecek bir şeyleri kaybetmişti. Lordu Oren sayesinde tapınağın içerisinde, ruhu ile izlerse yolunu rahatça bulabiliyordu ama o andan sonra bir daha asla bulamayacakmış gibi geliyordu kıza.
"Logan!" dedi bakmakta olduğu tapınağın balkonundan görmeyen gözlerle bakmaya devam ederek.
"Logaaaaaaannnnn!!!!" diye çığlık attı dağlara doğru. O anda hasta olduğunda görmüş olduğu rüyayı hatırladı. Onu uyandıran bir rüya... Hayır, kabustu bu! O kâbusu görmesi ile birlikte uyanması bir olmuştu. Logan'ın atından aşağıya düşüşünü izliyordu. Logan'ın, sevgilisinin atından düşüşünü izlemişti!
Ã?ığlık tapınağın arkasındaki millerce arazide yeniden duyuldu ve bir an sonra tapınağın içerisinde yankılandı. İlyamain'i rüyalarından uyandıran ve kör eden o görüntü Logan'ın atından düşmesi, ölmesi olmuştu.
İlyamain çığlıklar içerisinde tapınakta koşuyordu. Yolunu göremiyordu ama biliyordu. Ruhunda, lordunun sayesinde görüyordu. Tapınağın koridorlarını karanlık bir rüyadan çıkmışçasına görüyordu ama hâla kördü. Körlük kalıcı mıydı?
Aşık kız tapınağın merdivenlerini tüm hızı ile iniyordu. Ayakları tek bir merdivene dahi takılmıyordu. Tek bir tanesine dahi! Seri adımlarla iniyordu kör kız. Sevgilisinin geldiğini hissediyordu ve daha orada koşarken bile neler olduğunu biliyordu!
İlyamain'in görmeyen gözlerinden yaşlar akıyor, çığlıkları tüm tapınakta yankılanıyordu.
Merdivenlerin son basamağına bastığı anda sevgilisine artık daha yakın olduğunu hissetti ve durarak baktı karşısına görmeyen gözlerle! Sadce baktı!
Logan'ın bedeni atının üzerindemiydi? Atın oradaki varlığını duyabiliyordu. İlyamain yeniden hızla koştu ve göremediği halde atının üzerindeki yerinden düşmek üzere olan cesedi yakaladı. Ona sıkıca sarıldı onu yere çekerken ve sıkıca sarılarak ağlamaya başladı. "Seni seviyorum lânet olası Paladin!" dedi. "Seni seviyorum lütfen bana geriye dön! Sensiz ben nasıl yaşayabilirim ki ben?" Ã?ığlığı sardı tüm her yeri. Ağlıyordu! "Kabus gibiin paladin!" dedi çığlığın ardından. "Senin için yaşayan bu kızı terk edecek kadar korkunç bir kabussun!" Ağlıyordu ve sesi bir an sonra kahkahalara dönüştü. Narin parmaklar yumruk oldu ve şövalyenin metal zırhına inmeye başladı. Bir an sonra ölü bedenin göğsüne kapandı ve kumral saçları suratını örterken yeniden ağlamaya başladı. Aklı başında değildi. Deliriyordu. O paladini hep sevmişti ve şimdi kaybediyordu! Yaşamanın artık ne değeri vardı ki? İnsanları hep sevmiş olan bir kızdı İlyamain ama şimdi en çok svdiği insan ona bir hoşçakal bile demeden onu terk ediyordu.
Ela gözlü kız bakışlarını kaldırdı ve sırılsıklam gözlerini suratını göremediği şövalyenin suratına çevirdi. Göremeyen eller şövalyenin suratını yokladı. "Bu sensin Logan!" dedi kız titreyen sesi ile. "Gerçekten sensin sevgilim! Neden?" diye sordu bakışlarını kaldırıp. "Tanrım neden onu aldın? Sonra bir anda Orenin gücünün hâla içinde olduğunu hissetti. Tanrısını asla, ama asla sorgulamamalıydı. Lordu onu katında onurlandırmış olmalıydı. O tanrısının yanında huzurluydu. Ruhunda bir kudret vardı... şimdi hissediyordu bir şeyleri. Lorduna olan bağlılığının kudretini.
"Lordum!" dedi başını havaya kaldırarak. "Senin için yaşıyacağım. Artık sadece senin için varım..." Başını yeniden şövalyenin göğsüne gömdü ve yüzünü örten saçlarının arasında ağlamaya başladı.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Efsanelerin arasında katılmak için bir benden daha gelmişti...Lord Oren- yüzyıl savaşcısı formunda dünyaya indi, kendi tapınağınave koca tapınağın merdivenleridnen ağır ağır indi, her adımında o anda hayat bulmuş tozlu bir heykele benzeyen savaşcı..
"Kenara çekil genç kız" diye bir fısıltı çıktı savaşcıdan...
İlyamain istemsizce geri çekildi ve Yızyıl savaşcısı cesedi kucaklayarak tapınağın merdivenlerini yeniden tırmandı...
karşılama holündeki tahtın arkasına doğru yürüdü ve duvarın içinden geçti...
girdiği odada en heybetli halleriyle duran kahramanlar vardı ve yanlarında silahları
Yeminer- Gorath- UNholy ... ve şimdi sıra Logan daydı...Onu da yerine yatırdıktan sonra silahını da göğsünün üstüne ellerinin altına yerleştirdi ve yüzyıl savaşcısı herzamanki gibi rüzgarda dağılan tozbulutları gibi silindi..
"Kenara çekil genç kız" diye bir fısıltı çıktı savaşcıdan...
İlyamain istemsizce geri çekildi ve Yızyıl savaşcısı cesedi kucaklayarak tapınağın merdivenlerini yeniden tırmandı...
karşılama holündeki tahtın arkasına doğru yürüdü ve duvarın içinden geçti...
girdiği odada en heybetli halleriyle duran kahramanlar vardı ve yanlarında silahları
Yeminer- Gorath- UNholy ... ve şimdi sıra Logan daydı...Onu da yerine yatırdıktan sonra silahını da göğsünün üstüne ellerinin altına yerleştirdi ve yüzyıl savaşcısı herzamanki gibi rüzgarda dağılan tozbulutları gibi silindi..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
"Kenara çekil genç kız"
İlyamain istemdışı olarak gerilemişti ve bedeni öylece kalakalmıştı. Sevdiği adama sarılmak istiyor, onun göğsünde belki de sonsuza kadar ağlamak istiyordu ama bunu yapamıyordu. Duyduğu ses ise onu yatıştırdı. "Gidiyorsun Logan!" dedi kendi kendisine konuşarak kendi kendisinin karanlığında. "Gidiyorsun büyük savaşçıların arasına... Onurunla yat!" Gözlerindeki yaşları sildi ve yavaşça arkasını dönerek tapınağın merdivenlerini dikkatle çıkmaya başladı. Merdivenleri tırmanıyordu ve aynı inerken olduğu gibi tökezlemiyordu. Görmeyen gözler sanki bu tapınağın içerisinde görüyordu. Hayır! Bu lordundan kaynaklanıyordu. Lordunun sayesinde nereye gidebileceğini bilioyordu sanki. Her zaman rehberi varmış gibiydi. Adımlarını atmadan önce nereye bastığını bilir gibiydi.
Gözlerindeki yaşlar yanaklarından süzülüyordu ve Logan'ın huzur içinde olduğunu biliyordu. Kendside huzur doluyordu. Görmeyen, boşluğa bakan gözleri adeta şişmiş, kocaman olmuştu şimdi.
İlyamain karşılama holündeki tahtın önüne geldi ve içinde derin bir huzur dalgası ile dolduğunu hissetti. Her şey bir yana artık hayat görüşü değişmişti. Gözleri ile birlikte değildi bu değişim, Logan'ın ölümü ile birlikteydi! Artık kimseyi sevemezdi. Hayatını ise dini adına yaşamaya karar verdi. Logan'ın uğruna öldüğü savaşı yaymak için yaşayacaktı artık!
Tahtın önüne diz çöktü ve yeniden ağlamaya başladı! Gözlerinden yaşlar dökülüyor ve Logan'ın yanında olmak istiyordu. Bunu yapamayacağını biliyordu ama istiyordu. Ona sarılabilmek, bir kez daha onun kokusunu alabilmek için her şeyini verirdi.
İlyamain istemdışı olarak gerilemişti ve bedeni öylece kalakalmıştı. Sevdiği adama sarılmak istiyor, onun göğsünde belki de sonsuza kadar ağlamak istiyordu ama bunu yapamıyordu. Duyduğu ses ise onu yatıştırdı. "Gidiyorsun Logan!" dedi kendi kendisine konuşarak kendi kendisinin karanlığında. "Gidiyorsun büyük savaşçıların arasına... Onurunla yat!" Gözlerindeki yaşları sildi ve yavaşça arkasını dönerek tapınağın merdivenlerini dikkatle çıkmaya başladı. Merdivenleri tırmanıyordu ve aynı inerken olduğu gibi tökezlemiyordu. Görmeyen gözler sanki bu tapınağın içerisinde görüyordu. Hayır! Bu lordundan kaynaklanıyordu. Lordunun sayesinde nereye gidebileceğini bilioyordu sanki. Her zaman rehberi varmış gibiydi. Adımlarını atmadan önce nereye bastığını bilir gibiydi.
Gözlerindeki yaşlar yanaklarından süzülüyordu ve Logan'ın huzur içinde olduğunu biliyordu. Kendside huzur doluyordu. Görmeyen, boşluğa bakan gözleri adeta şişmiş, kocaman olmuştu şimdi.
İlyamain karşılama holündeki tahtın önüne geldi ve içinde derin bir huzur dalgası ile dolduğunu hissetti. Her şey bir yana artık hayat görüşü değişmişti. Gözleri ile birlikte değildi bu değişim, Logan'ın ölümü ile birlikteydi! Artık kimseyi sevemezdi. Hayatını ise dini adına yaşamaya karar verdi. Logan'ın uğruna öldüğü savaşı yaymak için yaşayacaktı artık!
Tahtın önüne diz çöktü ve yeniden ağlamaya başladı! Gözlerinden yaşlar dökülüyor ve Logan'ın yanında olmak istiyordu. Bunu yapamayacağını biliyordu ama istiyordu. Ona sarılabilmek, bir kez daha onun kokusunu alabilmek için her şeyini verirdi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Illyra nın gelişi
Illyra beyaz atı üstünde tapınağa yaklaşmaya başaladı tapınağa yakşatıkça tapınak o ihtişamı ile yükseliyordu,cok güzel bir tapınaktı.
yaklaştıkça içinde bir huzur doluyordu
yaklaştıkca 2 buyuk ve muhteşem kapının açıldını gördü.
içeri girince burasının evi kadar rahat olacanı,ve burda uzur bulacanı biliyordu, burda adaleti dağıtmak için güçlencek
Lord Oren nin ilkelerini örencekti...
Illyra tapınakta ileledi bir sürü heykel vardı ama en sonda büyük ihtişamıla duran Lord Orenin heykeli...
Illyra önüne giti diz çöktü miferini saygı icabı cıkardı upuzun örulmuş kumal saçları beline geliyordu. başını heykele doğru kaldırdı ve baktı. tapınağın ust pencerelerinden brisinden yuzune vuran ışık onun neredeyse bir melek gibi görunmesini sağlamıştı. açık kahverengi gözleri guneş ışığı yuzunden bal rengine dönmuştu. zırhına rağmen vucudunun kadınsı hatları sıcacıktı.
ve başını öne eydi ''Lord Oren size bağlılnımı sunuyorum,yaşamda,ve ölümde size bağlı kalacama onurum üzerene yemin ederim''
yaklaştıkça içinde bir huzur doluyordu
yaklaştıkca 2 buyuk ve muhteşem kapının açıldını gördü.
içeri girince burasının evi kadar rahat olacanı,ve burda uzur bulacanı biliyordu, burda adaleti dağıtmak için güçlencek
Lord Oren nin ilkelerini örencekti...
Illyra tapınakta ileledi bir sürü heykel vardı ama en sonda büyük ihtişamıla duran Lord Orenin heykeli...
Illyra önüne giti diz çöktü miferini saygı icabı cıkardı upuzun örulmuş kumal saçları beline geliyordu. başını heykele doğru kaldırdı ve baktı. tapınağın ust pencerelerinden brisinden yuzune vuran ışık onun neredeyse bir melek gibi görunmesini sağlamıştı. açık kahverengi gözleri guneş ışığı yuzunden bal rengine dönmuştu. zırhına rağmen vucudunun kadınsı hatları sıcacıktı.
ve başını öne eydi ''Lord Oren size bağlılnımı sunuyorum,yaşamda,ve ölümde size bağlı kalacama onurum üzerene yemin ederim''

Tapınağa bir sessizlik çöktü.. Sanki tapınak yeni geleni ölçüyor, onu bir sınava tabi tutuyordu.. Illyra içinde bir huzursuzluk sezdi bir an, sanki içinden gelen bir ses ona kabul edilmeyeceğini fısıldıyordu.. İçindeki tereddüt bir korku seline dönüştü, sonra yavaş yavaş dindi, tapınağın huzur verici havası birkez daha vücudunda dalgalandı..
Ardından gözüne bir hareket ilişti.. Lord Orenin heykelinin iki tarafındaki heykellerde sanki bir hareket vardı.. Sol taraftaki ağlayan çocuk heykeli bir anda göz kırptı Illyra'ya doğru, aynı anda sağdaki gülen çocuk heykelinin yaptığı gibi. Sonra bir gıcırtı sesi geldi yandan.. Bir tane zırhlı heykel hareketlenmişti.. Yavaşça Illyra'ya yaklaştı ve fısıltıyla konuşma arasındaki bir sesle "Tapınağa kabul edildiniz, Oren'in kutsaması üzerinizde olsun.." dedi.. Sonra aynı hızla tapınağın içine doğru ilerlemeye başladı..
"Odanız için beni takip edin.." dedi metalik bir sesle..
Rp dışı: Orenin şu anda online olmaması nedeniyle ben karşıladım yeni geleni.
Ardından gözüne bir hareket ilişti.. Lord Orenin heykelinin iki tarafındaki heykellerde sanki bir hareket vardı.. Sol taraftaki ağlayan çocuk heykeli bir anda göz kırptı Illyra'ya doğru, aynı anda sağdaki gülen çocuk heykelinin yaptığı gibi. Sonra bir gıcırtı sesi geldi yandan.. Bir tane zırhlı heykel hareketlenmişti.. Yavaşça Illyra'ya yaklaştı ve fısıltıyla konuşma arasındaki bir sesle "Tapınağa kabul edildiniz, Oren'in kutsaması üzerinizde olsun.." dedi.. Sonra aynı hızla tapınağın içine doğru ilerlemeye başladı..
"Odanız için beni takip edin.." dedi metalik bir sesle..
Rp dışı: Orenin şu anda online olmaması nedeniyle ben karşıladım yeni geleni.
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Illyra birden içine büyük bir huzur dolduğunu hissetti kendsini çok mutlu hissetti. taştan heykeli izleyerek odasına gitti. odanın kapısından içeriye girerken içinden Lord Oren e dua etti, ve binlerce teşekkür. artık bundan sonra burada bu tapınakta onun inananlarından birisi olarak huzurlu bir yaşam sürecekti.
odası pek büyük değildi fakat yinede ona sıcacık gelmişti. en son annesinin ve babasının ölümünden önce evinde hissettiği o sıcacacık havayı ve huzuru hisetti
sonra odasındaki gardorbuna baktı, birde küçük yatağı vardı. zırhının ses çıkartmamasına özen göstererek soyundu, saçlarının uzun örgüsünü açtı.
çok uzun bir yolculuğun verdiği yorgunluk ve kendisnin hissettiği huzur çok güzel ve dinlendirici bir uykyuya dalmasına aracı oldu. gözleri kapanırken bile Lord Oren e dua ediyordu...
odası pek büyük değildi fakat yinede ona sıcacık gelmişti. en son annesinin ve babasının ölümünden önce evinde hissettiği o sıcacacık havayı ve huzuru hisetti
sonra odasındaki gardorbuna baktı, birde küçük yatağı vardı. zırhının ses çıkartmamasına özen göstererek soyundu, saçlarının uzun örgüsünü açtı.
çok uzun bir yolculuğun verdiği yorgunluk ve kendisnin hissettiği huzur çok güzel ve dinlendirici bir uykyuya dalmasına aracı oldu. gözleri kapanırken bile Lord Oren e dua ediyordu...

Heykel Illyra'yı odasına bıraktıktan sonra yavaşça avluya döndü, sessiz tapınakta bir ordu marşı kadar ses çıkarıyordu her adımında..
Tapınağın içinde bir huzursuzluk havası sezdi Illyra uykuya dalmadan önce.. Tapınağın bütününü oluşturan, sessiz ruh sanki bir savaşı, diyar dışındaki bir kavgayı izliyordu. Sabırsızca sonucu bekliyordu.. Gerilim tapınağın her tarafında hissedilebilirdi.
Illyra uykusu sırasına rüyasında yüzü örtülü, zırhlı bir adamın ona doğru yaklaştığını gördü.. Biranlığına Illyra gizemli adamla gözgöze geldi. Adamın zırhı üzerinde parlak gümüşü bir tüy sembolü vardı. Sembole odaklandığı sırada rüyasını bölen bir takırtı duydu odada... Uyandığında etrafta hiçbirşey göremedi..
Sabah tekrar kalktığında odadaki ahşap masanın üzerinde bir not bulacaktı eski bir parşömene yazılmış. Harfler parlak mavi renkte yazılmıştı..
Bir kardeşten diğerine....
1-Ölüm bir ceza olduğu kadar bir hediyedirde.
2-Yaşam size verilmiş birer hediyedir.
3-Ölüm rastgele dağıtılmamalıdır.
4-Bir savaşcı onurlu olmalıdır, silahsız birine kılıç çekmez, kılıcı haksız ve boş yere sallanmaz.
5-Gereksiz savaş yapılmamalıdır.
Lord Orenin kutsal ışığı üzerinde parıldasın...
Tapınağın içinde bir huzursuzluk havası sezdi Illyra uykuya dalmadan önce.. Tapınağın bütününü oluşturan, sessiz ruh sanki bir savaşı, diyar dışındaki bir kavgayı izliyordu. Sabırsızca sonucu bekliyordu.. Gerilim tapınağın her tarafında hissedilebilirdi.
Illyra uykusu sırasına rüyasında yüzü örtülü, zırhlı bir adamın ona doğru yaklaştığını gördü.. Biranlığına Illyra gizemli adamla gözgöze geldi. Adamın zırhı üzerinde parlak gümüşü bir tüy sembolü vardı. Sembole odaklandığı sırada rüyasını bölen bir takırtı duydu odada... Uyandığında etrafta hiçbirşey göremedi..
Sabah tekrar kalktığında odadaki ahşap masanın üzerinde bir not bulacaktı eski bir parşömene yazılmış. Harfler parlak mavi renkte yazılmıştı..
Bir kardeşten diğerine....
1-Ölüm bir ceza olduğu kadar bir hediyedirde.
2-Yaşam size verilmiş birer hediyedir.
3-Ölüm rastgele dağıtılmamalıdır.
4-Bir savaşcı onurlu olmalıdır, silahsız birine kılıç çekmez, kılıcı haksız ve boş yere sallanmaz.
5-Gereksiz savaş yapılmamalıdır.
Lord Orenin kutsal ışığı üzerinde parıldasın...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests