10 kasabaya giden yol üzerinde
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Calin kervanın başına giderken , her kervan atlısına durmasını emretti.Kervanın önüne geçti.
Yayını çekti ve bir ok koyarak gerdi. O halde atlıyı bekledi.Bağırarak "Kimsin sen!Kime bağlısın!"diye bağırdı.
Heran tetikte yayı hazır bir cevap veya bir saldırı bekliyordu.
Yayını çekti ve bir ok koyarak gerdi. O halde atlıyı bekledi.Bağırarak "Kimsin sen!Kime bağlısın!"diye bağırdı.
Heran tetikte yayı hazır bir cevap veya bir saldırı bekliyordu.
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Calin bağırmanın fayadasız olduğunu anladı çünkü adam bayağı bir uzaktaydı.Biraz kestirince ok menzilinin dışında olduğunu anladı.
Oku sadağına koydu ve yayını indirdi.Kervana yavaşca gelmesini emretti ve ağır adımlarla atlıya doğru ilerlemeye başladı...
Oku sadağına koydu ve yayını indirdi.Kervana yavaşca gelmesini emretti ve ağır adımlarla atlıya doğru ilerlemeye başladı...
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Squan içinden gelen savaş arzusunu dindirmeye çalıştı.Evet savaş kaçınılmazdı ve savaşacaktı.Kılıç ona kan istiyoruz demişti.Ama squan kan istemiyordu.Herşey kansız halledilebilirdi.Ama Squan düşünemiyordu.
En sonunda karar verdi.Hızla Logan ın yanına geldi.Gelen çapulculara bakıyordu.Ardından arkalarından elf in geldiğini gördü.Squan o an için pek aldırış etmedi.Ama elf in bir planı vardı.Logan onu kervanı sağ sağlim kasabaya götürmesi için kervana yollamıştı.Elf in suratında hoşnutsuzluk görmüştü.Squan da bu savaşa giremese belki onda da görülebilirdi.
Ardından Squan önüne baktı.Kılıç sanki yerinde durmuyordu.Sanki canlı bir şey orada hareket ediyormuş gibiydi.
Squan kılıcı şimdilik unutmaya çalışarak Logan a baktı.
"Tanrın sana güç versin KOMUTAN LOGAN.Senin yanında savaşmaktan büyük onur duyuyorum."
Bunu içtenlikle söylemişti.Hatta squan ın yanında bir askeri olsa Squan ın hafif gülümsediğini bile söylerdi...
En sonunda karar verdi.Hızla Logan ın yanına geldi.Gelen çapulculara bakıyordu.Ardından arkalarından elf in geldiğini gördü.Squan o an için pek aldırış etmedi.Ama elf in bir planı vardı.Logan onu kervanı sağ sağlim kasabaya götürmesi için kervana yollamıştı.Elf in suratında hoşnutsuzluk görmüştü.Squan da bu savaşa giremese belki onda da görülebilirdi.
Ardından Squan önüne baktı.Kılıç sanki yerinde durmuyordu.Sanki canlı bir şey orada hareket ediyormuş gibiydi.
Squan kılıcı şimdilik unutmaya çalışarak Logan a baktı.
"Tanrın sana güç versin KOMUTAN LOGAN.Senin yanında savaşmaktan büyük onur duyuyorum."
Bunu içtenlikle söylemişti.Hatta squan ın yanında bir askeri olsa Squan ın hafif gülümsediğini bile söylerdi...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
-
Eldarin
Zatara Whisperwind 10 kasabaya giden yola doğru ilerleyişine geçtikten kısa bir süre sonra rüzgarın getirip Andero nun kulağını doldurduğu o fısıltı dev savaşçı tarafından duyulacaktı.
"Oraya geliyorum kardeşim gelince bana ayak uydur..."
demişti doğaötesi büyü kabiliyeti Andero ya...
Andero işlerin gitgide birbirine karıştığını farketmeye başlamıştı.ve bu gitgide daha da çok sıkıyordu canını.
arkalarından üzerlerine doğru gelen gruba göz atmaya başlamıştı hırsız grupları,yine de Andero nun emirlerineuyacaklardı.hala sesleri göğü çınlatıyor katliamı ruhlarında hissediyorlardı...
"Oraya geliyorum kardeşim gelince bana ayak uydur..."
demişti doğaötesi büyü kabiliyeti Andero ya...
Andero işlerin gitgide birbirine karıştığını farketmeye başlamıştı.ve bu gitgide daha da çok sıkıyordu canını.
arkalarından üzerlerine doğru gelen gruba göz atmaya başlamıştı hırsız grupları,yine de Andero nun emirlerineuyacaklardı.hala sesleri göğü çınlatıyor katliamı ruhlarında hissediyorlardı...
-
Eldarin
Vilthas güçlü griffon dostu ile tepelerin üzerinde belirmişti ve sir logan ın nerede olduğunu araştırıyordu.lakin henüz bulamamıştı.
farkettiği başka birşey vardı onun yakınlarında.
iki suret aynı ata binmiş 10 kasabaya giden yol üzerinde olabildiğince hızlı bir şekilde ilerlemekteydiler.Ã?nde cüppeli bir şahsiyet önünde ise daha az belirgin vaziyette görünen başka birisi...
Vilthas ın hissettiği ise daha başka birşeydi.
Çok daha kutsal ...
Etraftaki muhteşem güç dalgasını hissedebiliyordu.onu kendisine çekiyordu sanki.
Muazzam bir güçtü bu...
Aşağılarda bir oyuktan geliyordu sanki ruhunu ve benliğini kendinden alan.
oraya doğru yönelmeliydi.onu çıldırtacak derecede kendisine çağıran herneyse onu bulmalıydı...
farkettiği başka birşey vardı onun yakınlarında.
iki suret aynı ata binmiş 10 kasabaya giden yol üzerinde olabildiğince hızlı bir şekilde ilerlemekteydiler.Ã?nde cüppeli bir şahsiyet önünde ise daha az belirgin vaziyette görünen başka birisi...
Vilthas ın hissettiği ise daha başka birşeydi.
Çok daha kutsal ...
Etraftaki muhteşem güç dalgasını hissedebiliyordu.onu kendisine çekiyordu sanki.
Muazzam bir güçtü bu...
Aşağılarda bir oyuktan geliyordu sanki ruhunu ve benliğini kendinden alan.
oraya doğru yönelmeliydi.onu çıldırtacak derecede kendisine çağıran herneyse onu bulmalıydı...
Calin atlılarının sayısının arttığını görünce , dahada tedirgin olarak atını , gelen atlılara doğru orta hızda sürmeye başladı.
Sadağından 2 ok çıkarttı ve işaret-orta-yüzük parmaklarının arasına oku yerleştirdi.Atlılar ok menziline girince yayını kaldırdı ve atını durdurdu.Okları yayına koydu ve yayını gerdi.Gelenleri kestirmeye çalıştı.
Herhangi bir tehlike sezdiği anda yayını bırakacaktı.
Sadağından 2 ok çıkarttı ve işaret-orta-yüzük parmaklarının arasına oku yerleştirdi.Atlılar ok menziline girince yayını kaldırdı ve atını durdurdu.Okları yayına koydu ve yayını gerdi.Gelenleri kestirmeye çalıştı.
Herhangi bir tehlike sezdiği anda yayını bırakacaktı.
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Katliamın eli insancıkların yapacağı katliamı geciktirmek için bu kadar uğraşmasına bir kez daha şaşırmıştı. Onu durduramayacakları barizdi. Neden bu kadar uğraşıyorlardı ki zavallı insancıklar? Zayıf kaslarının onlara verdiği azıcık gücü güç sayan bitmiş savaşçılar, zayıf tanrılarından hissettikleri şeyleri güç bilen ezik paladinler, katliamın elinin rahatça kırabileceği odundan yaylarıyla çürümüş kolcular ve daha niceleri... Yani, topuyla, "zayıflar" yoluna çıkmak için nasıl da çaba gösteriyordu böyle? Varsın çıksınlardı. Oda onları teker teker yavaşça ezerdi.
Arkadaki atlı grup canını sıkmıştı bir nebze de olsa. "Keşke önde olsalardı, daha neşelendirici olurdu." diye düşündü. Sonra yüzüne hafif bir sırıtış yayıldı. Atlar... Onlarla da eğlenebilirdi. Hiç at parçalamamıştı. Hmmm... Zevkli bir deneyim olabilirdi. Arkadaki savaşçının bağırtısı çalındı kulaklarına dağların yamaçları arasından zayıfça. Üstün duyu yetisi olmasa belki de duyamazdı. Bu ses silinmek üzere olan sırıtışını tekrar suratına yerleştirdi. "Her şey sırayla zayıf savaşçı. Madem yoluma çıkmayı bu kadar istiyorsun, seni de kırmayız." diye düşündü hafifçe.
Grubun kervana doğru ilerleyişini devam ettirdi. Adamların hala rahatça koşmalarından ve nefeslerinin düzenli oluşundan memnun kalmıştı. Hiçbir kervan onu bu kadar uğraştırmamıştı. Bunun acısını çıkartacaktı.
Bir süredir onun için, artıksa bütün adamları için rahatça görülebilir bir hal alan kervanın onlardan kaçış şansı yoktu. Bunu onlarda anlamış olacak ki ufak hareketlenmeler katliamın elinin gözüne çarpmaya başlamıştı. "Güzel" diye düşündü, adamlar paniğe başlamıştı. Sonra kervandan kopup gelen savaşçılara baktı. şu bir süre önce gördüğü ama onlardan korkup kaçan parlak çocuk yine çıkmıştı karşısına. Atının üzerinde hava yaptığını zannediyordu. Katliamın elinin aklından bir an "Acaba kendi atımı çağırıp havalarını mı söndürsem?" düşüncesi geçti. Çok eğlendiğini farketti birden. Bu zayıflar onu eğlendirmek için yaratılmış olmalıydı. Arkasındaki adamlara dönmeden bağırdı; baltasını kaldırmış kervan yönünü gösteriyordu.
-İşte.... İşte payınızı alacağınız o kervan orada.... Görün ve hissedin içinizdeki katletme isteğini... Pekiştirin onu. Yok edin... diye bağırdı çapulculara biraz daha gaz verebilmek için.
Sonra kervandan ayrılıp öne geçen diğer kişiyi gördü.
-Squan... dedi çok zayıf bir sesle. O'nu eski yaşamından tanıyordu. Canı komutanı!!! Adamlar kervanla arasındaydı. O sırada kafasındaki sesi de hissetti. "Sen de gel yardıma. Hayır demeyiz." diye düşündü. Sonra sırıttı.
-Komutan Reda. Arkadaki askerlerimizden iki hırsızla altı savaşçıyı yanınıza alın ve ilerleyip kervanı durdurun. dedi sadece Reda ve elflerin duyabileceği bir sesle.
Squan'ın ve parlak çocuğun önüne gelene kadar koştu. Reda ve sekiz asker ayrılınca tapınaktan gelen üç kişi ve sekiz kişilik bir askeri güç kalıyordu yanında. Savaşçılara baktı atlarındaki...
-İstediğim tek şey... dedi direk konuya girerek. Devasa double axe'ını kaldırıp Squan'ı gösterdi ve devam etti.
-Seninle teke tek bir dövüş Squan dedi.
-Adil... Ã?evredeki askerlerimin ve senin yanındaki şu parlak çocuğun karışmayacağı bir savaş. Yani sizin anlayacağınız dille, seni bir düelloya davet ediyorum, onurun üzerine. Bir zamanlar siz paladinlerin onuru olurdu. O'na hala sahip misiniz paladin? Sen ve ben... Sadece ikimiz. Ölümüne... Bitene kadar kimse karışmayacak. Sonra gideceğim. Bunun için peşinden bu kadar koştum. Seninle teke tek bir dövüş... Adamlarımdan hiç biri karışmayacak. Karışanı kendi ellerimle öldürürüm. dedi sonunda sesini biraz yükselterek.
-Evet, ne diyorsun?
Arkadaki atlı grup canını sıkmıştı bir nebze de olsa. "Keşke önde olsalardı, daha neşelendirici olurdu." diye düşündü. Sonra yüzüne hafif bir sırıtış yayıldı. Atlar... Onlarla da eğlenebilirdi. Hiç at parçalamamıştı. Hmmm... Zevkli bir deneyim olabilirdi. Arkadaki savaşçının bağırtısı çalındı kulaklarına dağların yamaçları arasından zayıfça. Üstün duyu yetisi olmasa belki de duyamazdı. Bu ses silinmek üzere olan sırıtışını tekrar suratına yerleştirdi. "Her şey sırayla zayıf savaşçı. Madem yoluma çıkmayı bu kadar istiyorsun, seni de kırmayız." diye düşündü hafifçe.
Grubun kervana doğru ilerleyişini devam ettirdi. Adamların hala rahatça koşmalarından ve nefeslerinin düzenli oluşundan memnun kalmıştı. Hiçbir kervan onu bu kadar uğraştırmamıştı. Bunun acısını çıkartacaktı.
Bir süredir onun için, artıksa bütün adamları için rahatça görülebilir bir hal alan kervanın onlardan kaçış şansı yoktu. Bunu onlarda anlamış olacak ki ufak hareketlenmeler katliamın elinin gözüne çarpmaya başlamıştı. "Güzel" diye düşündü, adamlar paniğe başlamıştı. Sonra kervandan kopup gelen savaşçılara baktı. şu bir süre önce gördüğü ama onlardan korkup kaçan parlak çocuk yine çıkmıştı karşısına. Atının üzerinde hava yaptığını zannediyordu. Katliamın elinin aklından bir an "Acaba kendi atımı çağırıp havalarını mı söndürsem?" düşüncesi geçti. Çok eğlendiğini farketti birden. Bu zayıflar onu eğlendirmek için yaratılmış olmalıydı. Arkasındaki adamlara dönmeden bağırdı; baltasını kaldırmış kervan yönünü gösteriyordu.
-İşte.... İşte payınızı alacağınız o kervan orada.... Görün ve hissedin içinizdeki katletme isteğini... Pekiştirin onu. Yok edin... diye bağırdı çapulculara biraz daha gaz verebilmek için.
Sonra kervandan ayrılıp öne geçen diğer kişiyi gördü.
-Squan... dedi çok zayıf bir sesle. O'nu eski yaşamından tanıyordu. Canı komutanı!!! Adamlar kervanla arasındaydı. O sırada kafasındaki sesi de hissetti. "Sen de gel yardıma. Hayır demeyiz." diye düşündü. Sonra sırıttı.
-Komutan Reda. Arkadaki askerlerimizden iki hırsızla altı savaşçıyı yanınıza alın ve ilerleyip kervanı durdurun. dedi sadece Reda ve elflerin duyabileceği bir sesle.
Squan'ın ve parlak çocuğun önüne gelene kadar koştu. Reda ve sekiz asker ayrılınca tapınaktan gelen üç kişi ve sekiz kişilik bir askeri güç kalıyordu yanında. Savaşçılara baktı atlarındaki...
-İstediğim tek şey... dedi direk konuya girerek. Devasa double axe'ını kaldırıp Squan'ı gösterdi ve devam etti.
-Seninle teke tek bir dövüş Squan dedi.
-Adil... Ã?evredeki askerlerimin ve senin yanındaki şu parlak çocuğun karışmayacağı bir savaş. Yani sizin anlayacağınız dille, seni bir düelloya davet ediyorum, onurun üzerine. Bir zamanlar siz paladinlerin onuru olurdu. O'na hala sahip misiniz paladin? Sen ve ben... Sadece ikimiz. Ölümüne... Bitene kadar kimse karışmayacak. Sonra gideceğim. Bunun için peşinden bu kadar koştum. Seninle teke tek bir dövüş... Adamlarımdan hiç biri karışmayacak. Karışanı kendi ellerimle öldürürüm. dedi sonunda sesini biraz yükselterek.
-Evet, ne diyorsun?
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
-
Eldarin
Turn ler hızlandırılmıştır arkadaşlar.
Freya İmp'lancer yanındaki 10 kişilik şövalye grubu ile tepeliklere ulaştı.
Andero grubunun bir kısmını Kuzeydoğuya kervanın yolunu kesmeye gönderirken kendisinin de bulunduğu bir grupla Squan ve Logan ın 10 metre yakınına kadar ulaşmıştır.Aralarında sadece saldırı mesafesi kaldı.
Kervan yukarı doğru ilerleyişine hızla devam etmekte,kendilerine yaklaşan grubu görünce panik oldular,fakat ilerleyişlerini bozmadılar.Tedirginlikleri hat safhada.
10 Kasabaya giden yol üzerinde Harbormm ve Alfred tepeliklerin ardından aşağı doğru dalışa geçen bir Griffon farkettiler.Üzerinde ince bir suretin Griffon a bindiğini kısık gözlerle izlediler.
Cervantes atlı grubuyla Andero ya iyice yaklaştı,son sürat atlarını tepeliklerden aşağı süren kutlu kişilik göz mesafesiyle 120 150 mt uzaklıkta.
Zatara Whisperwind atıyla beraber hızla 10 ksabaya giden yola doğru harekete geçti.cüce ve rahibin 15 20 dakkalık mesafe arkasında.
Baykuş yolda...
Freya İmp'lancer yanındaki 10 kişilik şövalye grubu ile tepeliklere ulaştı.
Andero grubunun bir kısmını Kuzeydoğuya kervanın yolunu kesmeye gönderirken kendisinin de bulunduğu bir grupla Squan ve Logan ın 10 metre yakınına kadar ulaşmıştır.Aralarında sadece saldırı mesafesi kaldı.
Kervan yukarı doğru ilerleyişine hızla devam etmekte,kendilerine yaklaşan grubu görünce panik oldular,fakat ilerleyişlerini bozmadılar.Tedirginlikleri hat safhada.
10 Kasabaya giden yol üzerinde Harbormm ve Alfred tepeliklerin ardından aşağı doğru dalışa geçen bir Griffon farkettiler.Üzerinde ince bir suretin Griffon a bindiğini kısık gözlerle izlediler.
Cervantes atlı grubuyla Andero ya iyice yaklaştı,son sürat atlarını tepeliklerden aşağı süren kutlu kişilik göz mesafesiyle 120 150 mt uzaklıkta.
Zatara Whisperwind atıyla beraber hızla 10 ksabaya giden yola doğru harekete geçti.cüce ve rahibin 15 20 dakkalık mesafe arkasında.
Baykuş yolda...
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan zaman komutanına meydan okuyan adama baktı...
''bende arkaşlarının düolaya karışmalarını önlemek için bir şeyler ayarlıyım ''
logan atını 5 -6 adım geri çekildi...
ve içinden
''Lord Oren bana iyi -kötü arasındaki farkı göster''
gözlerini kapatıp açtıktan sonra arkadaki gruba baktı...
''bende arkaşlarının düolaya karışmalarını önlemek için bir şeyler ayarlıyım ''
logan atını 5 -6 adım geri çekildi...
ve içinden
''Lord Oren bana iyi -kötü arasındaki farkı göster''
gözlerini kapatıp açtıktan sonra arkadaki gruba baktı...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Gördüğü bütün savaşçılara baktı boylarına nasıl yürüdüklerine bile baktı dikkatlice onları izliyordu onların hiç birine güvenmiyordu dikkatlice etrafı ve onları izliyordu sadece ama sadece gelebilecek saldırıya karşı bekliyordu beklediğinden uzun sürmüştü bekleyiş biraz sabırsız davrandığını düşündü bir an ama sonra "ne önemi var ki" diye düşündü...
Bekledi sadece caosun başlamasını caosun yayılmasını savaşın başlamasını ve öldürmeyi bekledi...Yayını germiş büyük bir dikkatle olacakları bekliyordu...
Bekledi sadece caosun başlamasını caosun yayılmasını savaşın başlamasını ve öldürmeyi bekledi...Yayını germiş büyük bir dikkatle olacakları bekliyordu...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
-
Eldarin
Logan ruhunun derinlikleride hissettiği Büyük tanrısı Oren in kutsayışını daha yakından duyumsadı.
''Lord Oren bana iyi -kötü arasındaki farkı göster''
Gözleri artık apayrı görüyordu sanki.iyi ile kötü arasındaki fark önüne serilmişti...
Karşısındaki dev savaşçı kor alevleriyle karşılanacak derece parıldıyor,Logan ın nefretini bir kat daha arttırıyordu.
Artık emindi,ne yapacağını kafasında tasarlıyor gibiydi,atı huzursuzca başını sağa sola sallarrken kendisi de vakur gözlerle karşısındaki devasa savaşçıyı kesiyordu.
Tepelerinde gezinmekte olan bir kuzgun sinirbozucu bi ciyaklama patlatıverdi.Huzursuzluk bozucu bir sesti bu...içindeki kin ve nefreti uyandıran,acıyı ve kaosun hükmünü andıran...
''Lord Oren bana iyi -kötü arasındaki farkı göster''
Gözleri artık apayrı görüyordu sanki.iyi ile kötü arasındaki fark önüne serilmişti...
Karşısındaki dev savaşçı kor alevleriyle karşılanacak derece parıldıyor,Logan ın nefretini bir kat daha arttırıyordu.
Artık emindi,ne yapacağını kafasında tasarlıyor gibiydi,atı huzursuzca başını sağa sola sallarrken kendisi de vakur gözlerle karşısındaki devasa savaşçıyı kesiyordu.
Tepelerinde gezinmekte olan bir kuzgun sinirbozucu bi ciyaklama patlatıverdi.Huzursuzluk bozucu bir sesti bu...içindeki kin ve nefreti uyandıran,acıyı ve kaosun hükmünü andıran...
Katliamın eli eski komutanı Squan'ın yanındaki savaşçının atıyla bir kaç adım geri çekilişini izledi. Suratına hafif bir gülümseme yayıldı.
-Madem yardım etmek istiyorsun savaşçı, güzel. Adamlarım saldırmayacak. Sen de kimsenin saldırmamasını sağla bize ki şöyle sevgili Squan'ın paladin onuruna yakışır bir savaş yapalım şurada, hem belki sen de onur sahibisindir savaşçı. Neden bahsettiğimi anlarsın belki ha? dedi sakince.
Squan'la savaşının arasına birinin girmesini istemiyordu ve bu savaşçı eğer onur zayıflığına sahipse bunu sağlardı.
-Madem yardım etmek istiyorsun savaşçı, güzel. Adamlarım saldırmayacak. Sen de kimsenin saldırmamasını sağla bize ki şöyle sevgili Squan'ın paladin onuruna yakışır bir savaş yapalım şurada, hem belki sen de onur sahibisindir savaşçı. Neden bahsettiğimi anlarsın belki ha? dedi sakince.
Squan'la savaşının arasına birinin girmesini istemiyordu ve bu savaşçı eğer onur zayıflığına sahipse bunu sağlardı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests