10 kasabanın eskiden olduğu yerde.
" sana söyledim genç adam diğer oren inananlarının olduğu yere doğru ilerliyordu burada olan şovalye bilemiyorum neler olucak ama dediğim gibi bilmiyorum sen ne yapman gerektiğini bilirsin eğer bir şeyelrekarar vericeksen çabuk haraket et ve gerekeni yap "
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Karşıdan beyaz cübbeli bir suretin yaklaştığını görüyorlardı. İlk başta beyaz bir noktaydı. Giderek daha iyi seçildi. Beyaz cübbesindeki altın işlemeler belli oluyordu artık. Giderek yaklaşıyordu. şovalyenin onu tanıdğı belliydi. Aslında hayret etmişti şovalyeyle yolda karşılaşmamışlardı ama kendisinden önce gelmişti buraya. Garipti gerçekten ama garipliklere alışıyordu artık...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
''Haklısın Murdak..''diye fısıldadı Horcoel..Kararsızdı..şovalyenin buraya gelebilecegini Sir Alfred ona demişti..Ve şovalye gelmiştide..Ã?nce anlaşılmaz birçok soru sormuş sanki ondan..
Horcoel in gözleri açıldı ve boş boş etrafına bakmaya başladı..Gerçeği anlaması kafasına bir yıldırım çarpmıscasına etkide bulunmuştu şovalyenin..
şovalye Horcoel den birsürü bilgi almıştı..
Belkide amaç bu idi..Bilgi sızdırmak..Horcoel şovalyeyi izlemiş ve hatalarını not almıştı..Ancak suçlayıcı bir harakette bulunamamıştı çünkü bunu yapmasına yetecek kadar delili yoktu..Ancak şu anda belki Alfred ile Harbormm büyük bir tehlike altında olabilirdi..Ya Logan ın borusu diye düşündü Horcoel..Buda mı bir tuzaktı..Hayır..Hiçkimse o boruyu Logan gibi çalamazdı..Yardımın çağırılışı kesindi ancak belkide Logan ı o boruyu çalmaya iten şey bir tuzak olabilirdi..
''Loganın yardımına cevap verilmeli..''diye fısıldadı..''Ancak belki bu yolla değil..Acele karar aldık..Tuzak olma ihtimalini göze alamam..Onlari geri çağırmalıyız..Ama nasıl..''
Horcoel büyük bir heyecanla Murdak a doğru yöneldi..
''Murdak..Büyü kullanıcısıyım demiştin..Sir Alfred e büyülü bir mesaj ulaştırabilirmisin..''
Horcoel in gözleri açıldı ve boş boş etrafına bakmaya başladı..Gerçeği anlaması kafasına bir yıldırım çarpmıscasına etkide bulunmuştu şovalyenin..
şovalye Horcoel den birsürü bilgi almıştı..
Belkide amaç bu idi..Bilgi sızdırmak..Horcoel şovalyeyi izlemiş ve hatalarını not almıştı..Ancak suçlayıcı bir harakette bulunamamıştı çünkü bunu yapmasına yetecek kadar delili yoktu..Ancak şu anda belki Alfred ile Harbormm büyük bir tehlike altında olabilirdi..Ya Logan ın borusu diye düşündü Horcoel..Buda mı bir tuzaktı..Hayır..Hiçkimse o boruyu Logan gibi çalamazdı..Yardımın çağırılışı kesindi ancak belkide Logan ı o boruyu çalmaya iten şey bir tuzak olabilirdi..
''Loganın yardımına cevap verilmeli..''diye fısıldadı..''Ancak belki bu yolla değil..Acele karar aldık..Tuzak olma ihtimalini göze alamam..Onlari geri çağırmalıyız..Ama nasıl..''
Horcoel büyük bir heyecanla Murdak a doğru yöneldi..
''Murdak..Büyü kullanıcısıyım demiştin..Sir Alfred e büyülü bir mesaj ulaştırabilirmisin..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
"Daha iyi fikirlerim var genç şovalye" dedi murdak ve bir ıslık öttürdü...
Günün içinde gökyüzünden süzülerek yaklaşan bir hayvan görüldü bu yaklaşanlar murdak ın şahini idi.... ( kendi hayvanım büyülü bir hayvan wizardlar için yapması zor değildir bilirsiniz
)
Kuş geldi ve murdak ın koluna kondu adam onun kulağına bir şeyler fısıldadı... Eline kağıt kalem aldı ve ortak lisanda birşeyler yazmaya başladı
" Dostlarım gittiğiniz yerin tuzak olma ihtimali çok yüksek hemen geri dönmelisiniz çağrıma acele cevap verin kasaba alanındayız bekliyoruz..."
Altına genç şovalyenin imzasını attırdı ve oren in mührünü bastırdı .
( bunları belirtmeme gerek varmı yani ayrı ayrı rp yapmamıza gerek yok die düşündük msn de görüştük mühür ve imza olayını horcoelle )
ve kuşun kulağına yeniden bir şeyler söyledikten sonra kuşu havaya saldı....
Dm ye : kuşu alfred ve cüceye gönderiyorum onları biliyorum daha önceden kasaba alanından şahin in hızını ve zekasını göz önünde bulundurmanızı talep ediyorum sayın arkadaşlar )
Günün içinde gökyüzünden süzülerek yaklaşan bir hayvan görüldü bu yaklaşanlar murdak ın şahini idi.... ( kendi hayvanım büyülü bir hayvan wizardlar için yapması zor değildir bilirsiniz
Kuş geldi ve murdak ın koluna kondu adam onun kulağına bir şeyler fısıldadı... Eline kağıt kalem aldı ve ortak lisanda birşeyler yazmaya başladı
" Dostlarım gittiğiniz yerin tuzak olma ihtimali çok yüksek hemen geri dönmelisiniz çağrıma acele cevap verin kasaba alanındayız bekliyoruz..."
Altına genç şovalyenin imzasını attırdı ve oren in mührünü bastırdı .
( bunları belirtmeme gerek varmı yani ayrı ayrı rp yapmamıza gerek yok die düşündük msn de görüştük mühür ve imza olayını horcoelle )
ve kuşun kulağına yeniden bir şeyler söyledikten sonra kuşu havaya saldı....
Dm ye : kuşu alfred ve cüceye gönderiyorum onları biliyorum daha önceden kasaba alanından şahin in hızını ve zekasını göz önünde bulundurmanızı talep ediyorum sayın arkadaşlar )
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Chug belli bir süre insanların arasında dolandıktan sonra havalanan abisinin şahinini fark etti ve abisinin yanına doğru ilerlemeye başladı... Ardından söze girdi "Abi neler oluyor haberleşme durumu var galiba anlamıyorum " dedi ve abisinin kızıl kızıl yanan gözlerinin içine baktı.
Ash nazg durbatuluk,
ash nazg gim batul,
ash nazg thrakatuluk agh burzum,ishi krimpatul.
ash nazg gim batul,
ash nazg thrakatuluk agh burzum,ishi krimpatul.
"Gelmen iyi oldu Chug bu dakikadan sonra yanımdan ayrılma kardeşim ortalık ta huzursuzluk veren şeyler oluyor ve oren in adamlarına yardımcı olmamız gerekicek sanırım ben bu işe girdim benimlemisin istersen gidebilirsin ? " dedi kardeşine ve hüzünlü gözlerle ona baktı...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Chug kardeşinin böle bir soru yöneltmesine biraz kırılmıştı.Onun için bunca yol gelmişti ve şimdi onunla beraber olup olmayacağı sorgulanıyordu."Tabikide seninleyim kardeşim ben senin arkandan niçin bunca yol geldim".Diyerek kardeşini oracıkta bir kucakladı.
Ash nazg durbatuluk,
ash nazg gim batul,
ash nazg thrakatuluk agh burzum,ishi krimpatul.
ash nazg gim batul,
ash nazg thrakatuluk agh burzum,ishi krimpatul.
"Tamam kardeşim sakin ol " dedi ve kafasına bi tane vurdu sevgi göstergesi olarak" Ufak kardeşim gelmişte bana yardım edicek..." dedi gülerek ama surat ifadesini değiştirdi bir anda " çok dikkatli olmamız lazım benim yanımdan ayrılma savaşa hazır ol ve sakın kimseye güvenme şu şovalyeden başka" dedi
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel kuşun havalanmasını izledi...İçi garip bir endişe ile dolmuştu..Herşey ne kadar garip ilerlemişti..Loganın çağrısı ile şovalyelerin gidişi..Horcoelin kasabayı korumak için kasabada kalması..İnsanları götüren şovalyenin geri gelişi ve şüpheli davranışları..
Ve Murdak ın anlattıkları..
Bu sırada Murdak ın kendi boyunda ona benzer biri ile konuştuğunu farketti şovalye..Hatta şimdide sarılıyorlardı bile..İlk başta ne oldugunu anlayamasa da sonradan ona bahsettiği ''Kardeşi''olduğunu anlamıştı..
Horcoel başını çevirerek etrafına doğru baktı..Aklı sevdiği insanlardaydı..İşler gittikçe karışmaya başlamıştı..Ne Logandan haber vardı nede Lord Cervantesten..Horcoel şovalyenin çizmiş oldugu haritaya baktı..Acaba bu tapınağa gidip şu beyaz cübbelileri bir kontrol mu etseydi..Ancak şovalyenin nereyi işaretledigi belli olmazdı..Tuzak olabilirdi..
Tuzak olsada önemli değil diye düşündü paladin..Yaşamını insanların hayatlarına adamıştı bi kere..Onun yaşamı önemli değildi..İnsanlar için seve seve feda ederdi yaşamını..
Bu sırada etrafına baktı paladin..Onkasabalılara..Murdak ile kardeşine..Ne kadar tuaf yaratıklardı..Tuaftılar ama iyi kalplilere benziyorlardı..İnsanları..Oren rahibini Loganı..Cervantesi düşündü Horcoel..Hala ona ihtiyacı olan kişileri..Sonuna kadar savaşacaktı Horcoel..Gerek açlıkla gerek susuzlukla..Gerek yoklukla gerek zorlukla..
Horcoel düşünceli bir biçimde kardeşleri izliyordu..
''Yüce Oren bana doğru yolu göster''diye fısıldayabildi kendi kendisine..
Ve Murdak ın anlattıkları..
Bu sırada Murdak ın kendi boyunda ona benzer biri ile konuştuğunu farketti şovalye..Hatta şimdide sarılıyorlardı bile..İlk başta ne oldugunu anlayamasa da sonradan ona bahsettiği ''Kardeşi''olduğunu anlamıştı..
Horcoel başını çevirerek etrafına doğru baktı..Aklı sevdiği insanlardaydı..İşler gittikçe karışmaya başlamıştı..Ne Logandan haber vardı nede Lord Cervantesten..Horcoel şovalyenin çizmiş oldugu haritaya baktı..Acaba bu tapınağa gidip şu beyaz cübbelileri bir kontrol mu etseydi..Ancak şovalyenin nereyi işaretledigi belli olmazdı..Tuzak olabilirdi..
Tuzak olsada önemli değil diye düşündü paladin..Yaşamını insanların hayatlarına adamıştı bi kere..Onun yaşamı önemli değildi..İnsanlar için seve seve feda ederdi yaşamını..
Bu sırada etrafına baktı paladin..Onkasabalılara..Murdak ile kardeşine..Ne kadar tuaf yaratıklardı..Tuaftılar ama iyi kalplilere benziyorlardı..İnsanları..Oren rahibini Loganı..Cervantesi düşündü Horcoel..Hala ona ihtiyacı olan kişileri..Sonuna kadar savaşacaktı Horcoel..Gerek açlıkla gerek susuzlukla..Gerek yoklukla gerek zorlukla..
Horcoel düşünceli bir biçimde kardeşleri izliyordu..
''Yüce Oren bana doğru yolu göster''diye fısıldayabildi kendi kendisine..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Uzak diyarlardan geliyordu. Meydan'a giden yola girmişti, genç yaratık. Yorgundu ama hala yılmamıştı. Aradığı değerlerin uğruna gerekirse ölümü bile göze almıştı. Onun burada olduğunu biliyordu, hissediyordu. Etrafa bakındı bir süre.Kendi kendine; 'Nerdesin? Yoksa seni sonsuza kadar mı kaybettim?' dedi. Umutları yıkılmak üzereydi. Meydan'a varmıştı. Birilerine sormak, bişeyler öğrenmek istiyordu. Telaş içinde biraz daha ilerledi ve sonunda onları gördü. Hüzün ve sevinçle; 'Murdak, Chug burdasınız, sizi bulduğum için çok mutluyum.' diyerek onların yanına koşar adımlarla gitti......
Murdak şovalye ile bir şeylere karar vermiş ve gerekeni yapmıştı ve haber için görevini yapmıştıda .
şimdi ise chug la konuşuyordu ve ona bir şeyler söylüyordu...
Kalbinde ufak titreşimler oldu ama buna anlam veremedi neden oluyordu arkadan gelen bir ses dikkatini çekti...
Kulakları onu yanıltamazsı bu sesi unutamazdı asla ama emin olmak için sesin geldiği yöne doğru baktı gözleride onu yanıltmamıştı....
Küçük adam kendilerine doğru koşan Kızı gördü " Selena " dedi kendi kendine Kollarını iki yana açtı ve öne doğru iki adım attı sadece....
Ve ardından selena kollarında idi çok sıkı kavradı onu sanki bırakmıyacakmış gibi kaybettiği şeyi yeniden bulmuştu adeta...
" Bir daha hiç bırakmayacağım " dedi içinden genç büyücü....
" Bir daha asla" ve kızın kırmızı gözlerinin içine baktı...
NOT : Arkadaşlar Selena da bir tiefling tir bilginiz olsun benim ve chug un olduğu gibi. Yarı iblis
şimdi ise chug la konuşuyordu ve ona bir şeyler söylüyordu...
Kalbinde ufak titreşimler oldu ama buna anlam veremedi neden oluyordu arkadan gelen bir ses dikkatini çekti...
Bu sesin sahibini tanıyordu evet bu SELENA olmalı idi nerde ise kalbine inecekti murdak ın önce chug sonra SELENA kardeşinin ardında bu boyuta kız arkadaşı sevgiliside gelmişti..., Chug burdasınız, sizi bulduğum için çok mutluyum.'
Kulakları onu yanıltamazsı bu sesi unutamazdı asla ama emin olmak için sesin geldiği yöne doğru baktı gözleride onu yanıltmamıştı....
Küçük adam kendilerine doğru koşan Kızı gördü " Selena " dedi kendi kendine Kollarını iki yana açtı ve öne doğru iki adım attı sadece....
Ve ardından selena kollarında idi çok sıkı kavradı onu sanki bırakmıyacakmış gibi kaybettiği şeyi yeniden bulmuştu adeta...
" Bir daha hiç bırakmayacağım " dedi içinden genç büyücü....
" Bir daha asla" ve kızın kırmızı gözlerinin içine baktı...
NOT : Arkadaşlar Selena da bir tiefling tir bilginiz olsun benim ve chug un olduğu gibi. Yarı iblis
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Beyaz cübbeli adam paladin ve yanındaki garip görünüşlü adamın yanına doğru ilerledi. Yetkili onlar gibi görünüyordu. Kibar bir referas yaptı. "Selam olsun." dedi. "Burada olanlardan ancak kabaca haberdar olabildim. Yardım etmek isterim. Bana bilgi verebilir misiniz acaba? Nedir buradakison durum? Ve neye ihtiyacınız var?"
Daha sonra büyük bir hata yapmış gibi elini yüzüne götürdü. "Kabalığımı bağışlayın efendim kendimi tanıtmayı unuttum. Bendeniz Ephron büyü sanatıyla uğraşıyorum kendi çapımda. Fakat önmli bağlantılarım var. Emin olun yararım dokunabilir." Son cümleyi göz kırparak söylemişti.
"şimdi, sizi tanıma şerefine nail olabilir miyim acaba?"
Daha sonra büyük bir hata yapmış gibi elini yüzüne götürdü. "Kabalığımı bağışlayın efendim kendimi tanıtmayı unuttum. Bendeniz Ephron büyü sanatıyla uğraşıyorum kendi çapımda. Fakat önmli bağlantılarım var. Emin olun yararım dokunabilir." Son cümleyi göz kırparak söylemişti.
"şimdi, sizi tanıma şerefine nail olabilir miyim acaba?"
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel etrafında toplananlara gülümseyerek bakıyordu..Sevgiyle kucaklamışlardı birbirlerini..Bu kaba görünüşlerinin altında gerçekten iyi bir kalp yattıgını düşündü şovalye..Dış görünüşe aldanılmıyacagı gerçegi bir kez daha kanıtlanmıştı sanki..
Gülümseyerek düşüncelere daldı paladin..Güzel günleri ve onkasabaya gelecek olan yardımın insanlara neler getirebilecegini düşünüyordu şovalye..Ve böylece herşey yoluna girecekti..İnsanlar umduklarına kavuşacak..Kayıp beklentiler yerini bulacaktı..
Düşüncelerinden sıyrılan paladin ona doğru ilerleyen beyaz cübbeli adamı izledi gülümsemeyle..
Adam yanına gelip selam vermişti ona..Horcoel Silverhorna yavaşça ilerlemesi gerektigini söyledi bir zihin emiri ile..
Kutsal binek emre uyarak üzerinde sahibi ile birlikte beyaz cüppeli adama doğru ilerledi..
''Sizede selamlar..''dedi Horcoel..Bir yandanda adamı inceliyordu..Acaba bu adam da Alfred in bahsettiği ''Rahip'' olabilirmiydi..
Gerçi görünüşü daha çok bir büyücüyü andırıyordu ama..Zaten ilerki sözlerindede bir büyücü oldugunu belirtmişti..
Horcoel adamı içten bir selamlama ile tekrar karşıladı..
''Adım Horcoel Baator..Oren paladini ve tapınak şovalyesiyim..''Ya siz büyücü efendi.Hah doğru adınızın Ephron oldugunu söylemiştiniz değilmi..Kusura bakmayın kafam çok dolu bu günlerde..''
''Ahh..Bu arada iyi niyetiniz için çok teşekkürlermizi sunarız..Kendim ve onkasaba halkı adına sizi tekrardan selamlıyorum saygıdeğer beyaz büyücü..Merakımdan soruyorum bağışlayın..Acaba sizi yüksek büyücülük kulesinden mi gönderdiler..Bir beyaz büyücü oldugunuza göre Başbüyücü Eldarini tanıyor olmalısınız..Kendisi ile daha önce tanışmış ve belli bir süre boyunca yoldaşı olma şerefine layık görülmüştüm..Onkasabaya yardım götürülmesine o mu karar verdi..''
''şu anda''dedi paladin gülümseyerek..(Bir yandan da etrafına bakarak)''Yardım için gelen 4.cü büyücü oldunuz..''Gerçi sizin gibi bir beyaz büyücü ile tanışmak benim için bir onurdur..''
Horcoel kısa bir iç çekti ve sözlerine devam etti ardından..Anlaşılan paladinin aklı başka bir yerde idi..
''Anlıyorum efendim..Ancak durumu size bir kez anlatayım saygıdeğer beyaz büyücü..Belki duyduklarınız eskimiş ve değişmiş bilgiler olabilir..''
''Bildiginiz her ne ise büyücü..Bize..Yani Oren şovalyelerine başta Onkasabanın bir tür ''saldırı'' altında olacagı öngörüsü gösterildi Oren tarafından..Lord Oren..Adaletin Lordu ve mutlak sağlayıcısı..Adalet için savaşanların..Adalet için ölenlerin ve öldürenlerin Lordu..Ve adaleti sağlamak uğruna Oren seçilmişi Sir Cervantes in liderliginde kasabaya geldik..Ama geldigimizde onkasaba halkını kuşatan bir ordu yada herhangi bir güç göremedik..Ve bir süre nöbet tuttuk kasabada..Ne olur ne olmaz diye..Ve busırada bayım..Gerçekten çok kötü birşeyi farkettik..''
''Kasabalılar gerçekten çok kötü durumdaydı ama bu durum fiziksel degil açlıktan ve susuzluktan kaynaklanıyordu..''
''Bu durumu farkettigimizde toplanarak neler yapabilecegimizi tartıştık..Gerçi biz savaşmaya hazırlanarak gelmiştik..Yanımızda erzak yada birşey taşımıyorduk kendimize yeteceginden fazla olarak..Ama bu kasabalıların bize ihtiyacı vardı..Adalet bozulmustu ve bu sefer adaleti kılıçla degil..Yiyecek ve içecekle sağlayacaktık..Açlıkla savaşarak..Umutsuzlukla..Susuzlukla..''
''Ve Sir Cervantes in emri ile yardım çagırılışları başladı..Dragonfire tapınagından yardım istenildi Sir Squan aracı ile..Herbirimize görevler verildi esas yardım gelene kadar kasabalıları doyurmak..Ve susuzluklarını gidermek için..Ve biz Efendi büyücü..''dedi Horcoel kasabalıları göstererek..
''Bunu başardık..''
''Yanlız..''Horcoel sessizlikle kalmıştı..
''Benim kasabaya yiyecek bulmaya gititgim zaman kasabaya gelen bir rahip ile bir şovalye..Kasabalıların bir kısmını tapınaklarına götürmüş..Gerçi şovalye ile tanışma şerefinde bulundum..Bana birkaç açıklamada bulunmuştu ancak size yalan söyleyemem beyaz büyücü..Ona pek güvenmedim..Açıkcası söyledikleri birbirini tutmuyordu..''
''Tek tesellim yardımın yakında onkasabaya varıcak olması'' diye fısıldadı şovalye boş gözlerle..''
''Önemli bağlantılarınız demiştiniz galiba saygıdeğer beyaz büyücü..''Eehhe..Zaten büyücüleri hiç anlayamamışımdır..Biliyormusunuz benimde büyücü birkaç arkadaşım vardır..Ve insan kuzenim de büyücüydü..Herneyse saygıdeğer büyücü kusuruma bakmayın..Aklımın yetmedıgı yerde konusmamam gerekiyor galiba..''
''şu anda yolda olan ve çok yakında gelecek olan asıl yardımı bekliyoruz sayın büyücü..şu andada yiyecegimiz ve içecegimiz var gerçi..Bu gelecek olan yardım sadece yiyecek ve içeceği içermeyecek..''
Horcoel ellerini açarak onkasabaya doğru yöneldi..
''Burayı gene eski güzel..Ve büyük haline kavuşturacak..''
Horcoel gülümseyerek büyücüye yöneldi..
''Dedigim gibi saygıdeger beyaz büyücü..Büyü konusundan pek anlamam..Ama şu anda kasabalılar için beklemekten başka yapabilecegimiz pek birşey yok..Tabii yardımın gelişini hızlandırabilecek kadar önemli bir bağlantınız yoksa..''
Horcoel gülümseyerek beyaz büyücüyü izledi..Fena bir tipe benzemiyordu..Ancak bir beyaz büyücünün neden Onkasabaya geldigini merak etmişti..Başbüyücü Eldarin mi yollamıştı onu..Ama neden tek başına gelmişti..Bunun nedenini çok merak etmekteydi şovalye..
Edit by Raistlin: Tebrikler Zatara ile olan diyaloğunuzdan dolayı +1 Karma aldınız
Gülümseyerek düşüncelere daldı paladin..Güzel günleri ve onkasabaya gelecek olan yardımın insanlara neler getirebilecegini düşünüyordu şovalye..Ve böylece herşey yoluna girecekti..İnsanlar umduklarına kavuşacak..Kayıp beklentiler yerini bulacaktı..
Düşüncelerinden sıyrılan paladin ona doğru ilerleyen beyaz cübbeli adamı izledi gülümsemeyle..
Adam yanına gelip selam vermişti ona..Horcoel Silverhorna yavaşça ilerlemesi gerektigini söyledi bir zihin emiri ile..
Kutsal binek emre uyarak üzerinde sahibi ile birlikte beyaz cüppeli adama doğru ilerledi..
''Sizede selamlar..''dedi Horcoel..Bir yandanda adamı inceliyordu..Acaba bu adam da Alfred in bahsettiği ''Rahip'' olabilirmiydi..
Gerçi görünüşü daha çok bir büyücüyü andırıyordu ama..Zaten ilerki sözlerindede bir büyücü oldugunu belirtmişti..
Horcoel adamı içten bir selamlama ile tekrar karşıladı..
''Adım Horcoel Baator..Oren paladini ve tapınak şovalyesiyim..''Ya siz büyücü efendi.Hah doğru adınızın Ephron oldugunu söylemiştiniz değilmi..Kusura bakmayın kafam çok dolu bu günlerde..''
''Ahh..Bu arada iyi niyetiniz için çok teşekkürlermizi sunarız..Kendim ve onkasaba halkı adına sizi tekrardan selamlıyorum saygıdeğer beyaz büyücü..Merakımdan soruyorum bağışlayın..Acaba sizi yüksek büyücülük kulesinden mi gönderdiler..Bir beyaz büyücü oldugunuza göre Başbüyücü Eldarini tanıyor olmalısınız..Kendisi ile daha önce tanışmış ve belli bir süre boyunca yoldaşı olma şerefine layık görülmüştüm..Onkasabaya yardım götürülmesine o mu karar verdi..''
''şu anda''dedi paladin gülümseyerek..(Bir yandan da etrafına bakarak)''Yardım için gelen 4.cü büyücü oldunuz..''Gerçi sizin gibi bir beyaz büyücü ile tanışmak benim için bir onurdur..''
Horcoel kısa bir iç çekti ve sözlerine devam etti ardından..Anlaşılan paladinin aklı başka bir yerde idi..
''Anlıyorum efendim..Ancak durumu size bir kez anlatayım saygıdeğer beyaz büyücü..Belki duyduklarınız eskimiş ve değişmiş bilgiler olabilir..''
''Bildiginiz her ne ise büyücü..Bize..Yani Oren şovalyelerine başta Onkasabanın bir tür ''saldırı'' altında olacagı öngörüsü gösterildi Oren tarafından..Lord Oren..Adaletin Lordu ve mutlak sağlayıcısı..Adalet için savaşanların..Adalet için ölenlerin ve öldürenlerin Lordu..Ve adaleti sağlamak uğruna Oren seçilmişi Sir Cervantes in liderliginde kasabaya geldik..Ama geldigimizde onkasaba halkını kuşatan bir ordu yada herhangi bir güç göremedik..Ve bir süre nöbet tuttuk kasabada..Ne olur ne olmaz diye..Ve busırada bayım..Gerçekten çok kötü birşeyi farkettik..''
''Kasabalılar gerçekten çok kötü durumdaydı ama bu durum fiziksel degil açlıktan ve susuzluktan kaynaklanıyordu..''
''Bu durumu farkettigimizde toplanarak neler yapabilecegimizi tartıştık..Gerçi biz savaşmaya hazırlanarak gelmiştik..Yanımızda erzak yada birşey taşımıyorduk kendimize yeteceginden fazla olarak..Ama bu kasabalıların bize ihtiyacı vardı..Adalet bozulmustu ve bu sefer adaleti kılıçla degil..Yiyecek ve içecekle sağlayacaktık..Açlıkla savaşarak..Umutsuzlukla..Susuzlukla..''
''Ve Sir Cervantes in emri ile yardım çagırılışları başladı..Dragonfire tapınagından yardım istenildi Sir Squan aracı ile..Herbirimize görevler verildi esas yardım gelene kadar kasabalıları doyurmak..Ve susuzluklarını gidermek için..Ve biz Efendi büyücü..''dedi Horcoel kasabalıları göstererek..
''Bunu başardık..''
''Yanlız..''Horcoel sessizlikle kalmıştı..
''Benim kasabaya yiyecek bulmaya gititgim zaman kasabaya gelen bir rahip ile bir şovalye..Kasabalıların bir kısmını tapınaklarına götürmüş..Gerçi şovalye ile tanışma şerefinde bulundum..Bana birkaç açıklamada bulunmuştu ancak size yalan söyleyemem beyaz büyücü..Ona pek güvenmedim..Açıkcası söyledikleri birbirini tutmuyordu..''
''Tek tesellim yardımın yakında onkasabaya varıcak olması'' diye fısıldadı şovalye boş gözlerle..''
''Önemli bağlantılarınız demiştiniz galiba saygıdeğer beyaz büyücü..''Eehhe..Zaten büyücüleri hiç anlayamamışımdır..Biliyormusunuz benimde büyücü birkaç arkadaşım vardır..Ve insan kuzenim de büyücüydü..Herneyse saygıdeğer büyücü kusuruma bakmayın..Aklımın yetmedıgı yerde konusmamam gerekiyor galiba..''
''şu anda yolda olan ve çok yakında gelecek olan asıl yardımı bekliyoruz sayın büyücü..şu andada yiyecegimiz ve içecegimiz var gerçi..Bu gelecek olan yardım sadece yiyecek ve içeceği içermeyecek..''
Horcoel ellerini açarak onkasabaya doğru yöneldi..
''Burayı gene eski güzel..Ve büyük haline kavuşturacak..''
Horcoel gülümseyerek büyücüye yöneldi..
''Dedigim gibi saygıdeger beyaz büyücü..Büyü konusundan pek anlamam..Ama şu anda kasabalılar için beklemekten başka yapabilecegimiz pek birşey yok..Tabii yardımın gelişini hızlandırabilecek kadar önemli bir bağlantınız yoksa..''
Horcoel gülümseyerek beyaz büyücüyü izledi..Fena bir tipe benzemiyordu..Ancak bir beyaz büyücünün neden Onkasabaya geldigini merak etmişti..Başbüyücü Eldarin mi yollamıştı onu..Ama neden tek başına gelmişti..Bunun nedenini çok merak etmekteydi şovalye..
Edit by Raistlin: Tebrikler Zatara ile olan diyaloğunuzdan dolayı +1 Karma aldınız
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Paladin kendini kendininkinden aşşağı kalmayacak bir nezaketle tanıtmıştı. ismini öğrendikten sonra "Horcoel.... Horcoel..."diye mırıldandı. İsminiz kulağıma çalınmıştı sanırım ama emin olamıyorum. Fakat sizinle tanıştığım için bahtiyarım soylu paladin." Yüzüne sıcak bir gülümseme yerleşmişti bunları söylerken.
"Kendisi beni tanır mı bilemiyorum ama başbüyücü Eldarin'i tanırım. İnsanları tanımak gibi kötü bir huyum vardır efndim."
Yüzündeki gülümseme hafif muzur bir hal almıştı.
"Ama hayır beni büyücülük kulesi ya da sayın Eldarin yollamadı. Büyücülük kulesinin de ne derece yardımcı olacğı konusunda kuşkularım var."
Yakışıklı güzündeki gülümseme solmuştu ve yerini okunması zor olmayan bir endişe almıştı. Büyücünün mavi gözleri endişeyle gölgelenmişti adeta. Daha sonra bir düşünce bu gölgeleri dağıtmıştı. Neyse ki yardım etmeye hevesli başka güçler de var. Her zaman adamın yüzünde olan sıcak gülümseme tekrar yüzünü almıştı yakışıklı yüzünde. Evet gülümseme yakışıyordu zaten bu yüze.
"Sanırım kervanın gelmesi iyi bir yardım olur fakat bütün umutlarınızı birşeye bağlamalısınız. Başka dayanaklarınız da olmalıdır."
Sesinin tonunu yükseltmişti böylece kasabalılar da duyabiliyordu onu.
"Böyle bir durumda ihtiyacımız olan birçok şey var. Evet... Yemeğe ihtiyacımız var, suya ihtiyacımız var. Kervandan gelecek yardıma da ihtiyacımız olabilir belki... Ama asıl ihtiycımız olan şeyi kaybetmemeliyiz. Burada insanların birbirine ihtiyacı var. Birşeylere bel bağlar insanlar. Bel bağladıkları şeyler yardım edebilir belki... Ama kaybederlerse onu, işte o zaman hüsrana uğrarlar. Kaybetmeyecekleri sağlam bir dayanak bulmalılar. İnsanların ihtiyaç duyduklarında bazı kişilerin burda olmaması ise beni üzüyor doğrusu. Böyle bir durumda yanınızda bulunmak istedim. Size iyi bağlantılarım olduğunu söylemiştim. Belki de buna sahip olmamın sebebi doğru zamanda doğru yerde olmamdır nedersiniz?" Sanki yeni birşeyler farketmiş gibi gülümsemişti bu sefer de. Fakat sonra yüzü ciddileşti. Başı dönüyormuşcasına eli başına citti. Güçten düşmüş gibiydi bir anda. Birşeyler etkilemiş gibiydi. Dengesini yitirmişti sani. Boşluğa bakar gibiydi. Kendini kaybetmemişti ama iyi hissetmediği belliydi. Yere yığılabilecekmiş gibi duruyordu.
"Kendisi beni tanır mı bilemiyorum ama başbüyücü Eldarin'i tanırım. İnsanları tanımak gibi kötü bir huyum vardır efndim."
Yüzündeki gülümseme hafif muzur bir hal almıştı.
"Ama hayır beni büyücülük kulesi ya da sayın Eldarin yollamadı. Büyücülük kulesinin de ne derece yardımcı olacğı konusunda kuşkularım var."
Yakışıklı güzündeki gülümseme solmuştu ve yerini okunması zor olmayan bir endişe almıştı. Büyücünün mavi gözleri endişeyle gölgelenmişti adeta. Daha sonra bir düşünce bu gölgeleri dağıtmıştı. Neyse ki yardım etmeye hevesli başka güçler de var. Her zaman adamın yüzünde olan sıcak gülümseme tekrar yüzünü almıştı yakışıklı yüzünde. Evet gülümseme yakışıyordu zaten bu yüze.
"Sanırım kervanın gelmesi iyi bir yardım olur fakat bütün umutlarınızı birşeye bağlamalısınız. Başka dayanaklarınız da olmalıdır."
Sesinin tonunu yükseltmişti böylece kasabalılar da duyabiliyordu onu.
"Böyle bir durumda ihtiyacımız olan birçok şey var. Evet... Yemeğe ihtiyacımız var, suya ihtiyacımız var. Kervandan gelecek yardıma da ihtiyacımız olabilir belki... Ama asıl ihtiycımız olan şeyi kaybetmemeliyiz. Burada insanların birbirine ihtiyacı var. Birşeylere bel bağlar insanlar. Bel bağladıkları şeyler yardım edebilir belki... Ama kaybederlerse onu, işte o zaman hüsrana uğrarlar. Kaybetmeyecekleri sağlam bir dayanak bulmalılar. İnsanların ihtiyaç duyduklarında bazı kişilerin burda olmaması ise beni üzüyor doğrusu. Böyle bir durumda yanınızda bulunmak istedim. Size iyi bağlantılarım olduğunu söylemiştim. Belki de buna sahip olmamın sebebi doğru zamanda doğru yerde olmamdır nedersiniz?" Sanki yeni birşeyler farketmiş gibi gülümsemişti bu sefer de. Fakat sonra yüzü ciddileşti. Başı dönüyormuşcasına eli başına citti. Güçten düşmüş gibiydi bir anda. Birşeyler etkilemiş gibiydi. Dengesini yitirmişti sani. Boşluğa bakar gibiydi. Kendini kaybetmemişti ama iyi hissetmediği belliydi. Yere yığılabilecekmiş gibi duruyordu.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel tam adama cevap verecektiki adamın sendeledigini ve boş bir şekilde baktıgını farketti..Ã?evik bir haraketle attan inerken yanına Joseph i çagırdı..
''Joseph bana su ve yiyecek getir..Büyücü dostumuz kötü görünüyor galiba..''
Horcoel adamın yanına gitti koşarak..Eliyle adamı tuttu..
''İzin verin yardım ediyim bayım..''
Bir yandanda kafasıyla diğer büyücülere doğru işaret etti..
''Murdak..Beyaz büyücü hasta gibi görünüyor..Görünürde fiziksel birşey bulamadım..Bir bakarmısın belki benim bilmedigim büyüyle alakalı bir hastalıktır..''
Horcoel bir yandan adamı tutarken diğer elini çıkarark eli üzerine konsantre oldu..Adama baktı ve seslendi fısıltı ile..
''Birazdan hiçbirşeyiniz kalmayacak efendim..Sadece sakin olun ve size yardım etmeme izin verin..''
Umarım büyüsel bir hastalıgı yoktur...Yoksa yardımım olabilecegini pek sanımıyorum..Diye düşünü paladin içinden..
Horcoel sessizlikle konsantre olmaya başladı..Artık hiçbirşey duymuyordu sanki..Kalp atışlarından başka..Vucudunun ısındıgını ve karıncalandıgını hisseti..Ve bu karıncalanmalar yoğunlaştığı eline doğru yöneldi...
Paladinin gözleri bir an kısılarak parladı ve aynı parlaklıgı sağ elinde yoğunlaştırmaya başladı..Pozitif enerjisini açığa çıkarıyordu paladin..Adamın rahatsızlıgı her ne ise onu iyileştirmek için kullanacaktı bu enerjiyi..
(Lay On Hands: Ama sadece 15 hp lik kısmını vericegim hepsini değil..)(Enerji düşüklüğünden yada bir hastalıktan kaynaklanan baygınlıktan korumak amacı ile)
''İyi olacaksınız büyücü..Dinlendiğiniz ve tamamen kendinize geldiğiniz zaman konusuruz..''
Ve Horcoel parıldayan elini adamın vücuduna doğru uzattı..Enerji nakli için..
''Joseph bana su ve yiyecek getir..Büyücü dostumuz kötü görünüyor galiba..''
Horcoel adamın yanına gitti koşarak..Eliyle adamı tuttu..
''İzin verin yardım ediyim bayım..''
Bir yandanda kafasıyla diğer büyücülere doğru işaret etti..
''Murdak..Beyaz büyücü hasta gibi görünüyor..Görünürde fiziksel birşey bulamadım..Bir bakarmısın belki benim bilmedigim büyüyle alakalı bir hastalıktır..''
Horcoel bir yandan adamı tutarken diğer elini çıkarark eli üzerine konsantre oldu..Adama baktı ve seslendi fısıltı ile..
''Birazdan hiçbirşeyiniz kalmayacak efendim..Sadece sakin olun ve size yardım etmeme izin verin..''
Umarım büyüsel bir hastalıgı yoktur...Yoksa yardımım olabilecegini pek sanımıyorum..Diye düşünü paladin içinden..
Horcoel sessizlikle konsantre olmaya başladı..Artık hiçbirşey duymuyordu sanki..Kalp atışlarından başka..Vucudunun ısındıgını ve karıncalandıgını hisseti..Ve bu karıncalanmalar yoğunlaştığı eline doğru yöneldi...
Paladinin gözleri bir an kısılarak parladı ve aynı parlaklıgı sağ elinde yoğunlaştırmaya başladı..Pozitif enerjisini açığa çıkarıyordu paladin..Adamın rahatsızlıgı her ne ise onu iyileştirmek için kullanacaktı bu enerjiyi..
(Lay On Hands: Ama sadece 15 hp lik kısmını vericegim hepsini değil..)(Enerji düşüklüğünden yada bir hastalıktan kaynaklanan baygınlıktan korumak amacı ile)
''İyi olacaksınız büyücü..Dinlendiğiniz ve tamamen kendinize geldiğiniz zaman konusuruz..''
Ve Horcoel parıldayan elini adamın vücuduna doğru uzattı..Enerji nakli için..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests

