YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Kan havuzu yeniden fokurdadıktan sonra cüce delirmiş gözlerle kan içerisinde havuzun seviyesinde yükseldi. Ayaklarından eller onu havaya kaldırmıştı. Cüce boş bakışları ve açık ağzıyla Kaos peygamberine doğru baktı. "Emret sahip... Kaos yaşamımdır..."
Adamın gözbebekleri anlamsızca yuvalarında hareket ettikten sonra düeldiler ve adam ellerin üzerine basarak havuzdan dışarı çıktı. Adeta dört ayak üzerine yana atladı ve yeniden ayağa kalkarak zeka pırıltısının adeta okunduğu kararlı bakışlarıyla Kaos'un peygamberine doğru baktı...
Adamın gözbebekleri anlamsızca yuvalarında hareket ettikten sonra düeldiler ve adam ellerin üzerine basarak havuzdan dışarı çıktı. Adeta dört ayak üzerine yana atladı ve yeniden ayağa kalkarak zeka pırıltısının adeta okunduğu kararlı bakışlarıyla Kaos'un peygamberine doğru baktı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Lyrad bu tapınaktan yayılan korkunç gücün onun hislerine saldırdığını hissetti. Öleceğini hissediyordu adeta. Bu tapınağa yaklaşmak onun içindeki öfke, nefret, intikam, acı gibi hislerini kuvvetlendiriyordu. Belli ki buraya girdikten sonra geri dönüş bir daha yoktu ve onu çift kanatlı pentagram ve ejderha freskleriyle süslü kapılara yaklaştıran her adım, korkunç kabuslarını yeniden harekete geçiriyordu.Lyrad wrote:Lyrad dışarıyı dinledi... onu kovalayanları atlatmıştı. soluklandıktan sonra etrafına baktı. yeraltında bu kadar büyük mabedin olduğunu hayal edemezdi. etrafta hiç ışık yoktu. kimse onu içeriye girerken görmemişti. yada o öyle düşünüyordu... bir ses duymak için bekledi. burası içini ürpertiyordu ama eğer bu tapınakta birisi hırsız arıyorduysa bu işi seve seve kabul edecekti. hırsızlık onun hayatıydı. içindeki korkuyu yendi ve bekledi...
Uzun bir süredir, birisi ona sesleniyordu. Bu tapınağı bulabilmesinin sebebi de buydu sanki. Kabusları ve rüyaları ona sonsuz acı, işkence, ölüm fakat bunların karşılığında güç, kudret ve karanlık vaat ediyordu. Kapının eşiğinden atılacak son adıma karar verebilecek tek kişi kendisiydi.
Kaos'un esrarengiz bir dehşetle mühürlenmiş koridorlarını yürüdüğünü rüyasında da görmüştü, fakat buranın ona verebileceği şeyler paradan ziyade, korkunç ve çekiciydi. Garip bir nedenden dolayı içindeki hırs ve güç elde etme arzusu en yüksek seviyedeydi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Kaosun Peygamberi eski cüce yeni kölenin kan havuzu içinde yükselişini izledi.Eller adeta bu yeni formu Kaos Peygamberine sunarcasına uzanıyordu.Hala cüce görüntüsünde olsa da artık çok daha farklı bir yaratıktı.O kaosun özüyle yeniden şekillendirilmişti.
Kaosun peygamberi bu cüceye baktı,gözlerindeki zeka parıltısını gördü.
Kaosa bağlılığını göstermişti ve bundan sonra da Kaosa hizmet edecekti.
Kaosun peygamberi cücenin gözlerine baktı ve ona takip etmesini söyledi.
İkili birlikte aşağıya inerlerken ölüm gardiyanlarının delip geçen bakışları cücenin üzerinde değildi.
-Sen cüce içindeki kaos seni kavurmaya devam edecek ve bunu sadece ona hizmet ederek hafifletebileceksin.şimdi söyle bana kaos için neden değerli olasın!
Kaosun peygamberi bu cüceye baktı,gözlerindeki zeka parıltısını gördü.
Kaosa bağlılığını göstermişti ve bundan sonra da Kaosa hizmet edecekti.
Kaosun peygamberi cücenin gözlerine baktı ve ona takip etmesini söyledi.
İkili birlikte aşağıya inerlerken ölüm gardiyanlarının delip geçen bakışları cücenin üzerinde değildi.
-Sen cüce içindeki kaos seni kavurmaya devam edecek ve bunu sadece ona hizmet ederek hafifletebileceksin.şimdi söyle bana kaos için neden değerli olasın!
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Lyrad artık istemsizce hareket ediyordu. bunları rüyasında görmüştü. gücü, acıyı, nefreti içinde hissediyordu ve içindeki bu özellikler git gide su yüzüne çıkıyordu. artık kendine hakim olamıyordu. içindeki hırs onu bu koridorlarda yürümeye devam etmesi için zorluyordu. sonra bir anda bilinci yerine geldi. içinde bir rahatlama hissetti. etrafta hala kimseyi göremiyordu. ama hissediyordu. çok büyük bir güç onu izliyor, onun etrafında dolaşıyordu. Lyrad hiçbir tanrıya, hiç bir mabede inanmıyordu. o gölgelerin insanıydı. ama içindeki duygular sanki onun aslında buraya ait olduğunu ve çok önceden buraya gelmesi gerektiğini söylüyordu. artık o inanıyordu. kaosun, nefretin gücüne inanıyordu. güç onu çekiyordu.
loncadayken kulağına hırsız arandığı haberi gelince ilk düşündüğü şey para olmuştu ama artık paradan daha önemli, daha çekici, daha güzel şeylere sahip olabileceğini biliyordu....
loncadayken kulağına hırsız arandığı haberi gelince ilk düşündüğü şey para olmuştu ama artık paradan daha önemli, daha çekici, daha güzel şeylere sahip olabileceğini biliyordu....
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Lyrad koridorlarda yürürken bir anda önünde bir suret beliriverdi. Korku Lyrad'ın bedenini kapladı, dili tutuldu, hiçbir şey söyleyemedi. Ã?ünkü Lyrad karşısında duranın kim olduğunu biliyordu. Onu rüyasında görmüştü. Siyah giysileri içerisindeki bu adam şimdi bir cüceyle konuşuyordu. Ona bakmak istemiyordu ama bir güç onu bakması için zorluyordu.Karanlık suret ona bakıyordu.Lyrad hiçbir söz söyleyemeden Kaos peygamberinin karşısında durup, bekledi...
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Kaosun Peygamberi cüce ile ilgilenirken koridordan gelen sesler duydu.Cüceye susması için bir işaret yaptı.Duvarlara kakılmış iskeletler huzursuzluk içerisinde inlediler ama bu sesler sadece Brenne tarafından duyulabilecek inlemelerdi.Her bir kurban yeni geleni uyarmak için sessiz çığlıklarını kullanıyordu ama bu çığlıklar sadece Brenne nin kulağına ulaşıyordu ve Brenne bu kurbanların bitmeyen çilesi ile daha da huzur buluyordu.
Karşısındaki adam pek kaslı olmayan ve bir büyü kullanıcısına benzemeyen biriydi.Burada ne arıyor olabilirdi? Her ne arıyorsa bulduğu şey tahmin ettiği olmayacaktı.
Lyrad Kaos Peygamberine bakarken vücudunun titremesine neden olacak bir soğuk hissetti.Ardınan gözlerine inanamadı çünkü az önce atlattığını düşündüğü insanlar ve şimdiye kadar birşeylerini çaldığı ve öldürdüğü tümü üstüne doğru koşturarak ve haykırarak geliyordu.Lyrad ın gözbebekleri büyüdü,bunun hayatının sonu olduğunu düşündü.Kaçmak istiyor ama ayaklarını kımıldatamıyordu.Soğuk terler alnından aşağı süzülmeye başladı.(FEAR AURA)
Kaosun Peygamberi karşısındaki adamın bu halini görünce memnuniyetle gülümsedi ve biraz keyfini çıkardıktan sonra üzerine tekrar o sarışın adam ilüzyonunu yerleştirdi.
şimdi hırsızın üstüne saldıran tüm o kalabalık bir anda kayboldu,hırsızın dizlerinin bağı çözüldü ve yere dizleri üzerine düştü.Kafasını kaldırıp karşısındaki adama baktığında sarışın güleryüzlü birisi ona bakıyordu.Cüce hala yanında olmasa bu adamın başka birisi olduğuna yemin edebilirdi.
Ses yumuşak bir tonda geldi.
-Seni buraya getiren ayakların bir nedeni olmalı?
Karşısındaki adam pek kaslı olmayan ve bir büyü kullanıcısına benzemeyen biriydi.Burada ne arıyor olabilirdi? Her ne arıyorsa bulduğu şey tahmin ettiği olmayacaktı.
Lyrad Kaos Peygamberine bakarken vücudunun titremesine neden olacak bir soğuk hissetti.Ardınan gözlerine inanamadı çünkü az önce atlattığını düşündüğü insanlar ve şimdiye kadar birşeylerini çaldığı ve öldürdüğü tümü üstüne doğru koşturarak ve haykırarak geliyordu.Lyrad ın gözbebekleri büyüdü,bunun hayatının sonu olduğunu düşündü.Kaçmak istiyor ama ayaklarını kımıldatamıyordu.Soğuk terler alnından aşağı süzülmeye başladı.(FEAR AURA)
Kaosun Peygamberi karşısındaki adamın bu halini görünce memnuniyetle gülümsedi ve biraz keyfini çıkardıktan sonra üzerine tekrar o sarışın adam ilüzyonunu yerleştirdi.
şimdi hırsızın üstüne saldıran tüm o kalabalık bir anda kayboldu,hırsızın dizlerinin bağı çözüldü ve yere dizleri üzerine düştü.Kafasını kaldırıp karşısındaki adama baktığında sarışın güleryüzlü birisi ona bakıyordu.Cüce hala yanında olmasa bu adamın başka birisi olduğuna yemin edebilirdi.
Ses yumuşak bir tonda geldi.
-Seni buraya getiren ayakların bir nedeni olmalı?
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Lyrad bu soruya bir süre cevap veremedi. ayağa kalkmaya çalıştı ama olmadı. sonra cevap vermekten başka çaresi olmadığını anladı. ve şunu söyledi: "emin değilim... birileri hırsız arıyormuş burada ama aslında gelmeye pek niyetim yoktu ama burası bana geldi ve burası beni içine çekti. seni tanıyorum. rüyalarımda bana geldin, beni çağırdın. gerçekte kim olduğunu bilinçaltımda biliyorum. ama şu an ki halin o kişi değil."
Lyrad bu sözleri söyledikten sonra korkusunu yenip ayağa kalktı. korkusunu yenebilmesinin nedeni cesaretinin veya korkusunun kaderini değiştirmeyecek olduğunu bilmesiydi. Ve şunu söyledi: "bana oyun oynamayı bırak, gerçek halini göster bana ve benden istediğin şeyi söyle ve ayrıca içimdeki nefret, kaos, acı duygularından nasıl kurtulacağımı söyle, artık bu acıya dayanamıyorum." Bu sözler Lyrad'ın son enerjisini harcamasına neden oldu ve Lyrad yere yığıldı. rüyalar gördü. rüyalarında öldürdüğü insanları, kurbanlarını, en korktuğu varlıkları gördü. bunlar rüyadan daha fazlasıydı. gerçek gibiydi. Lyrad rüyasında gördüğü herkesin acısını, nefretini kendi içinde hissediyordu...
Lyrad bu sözleri söyledikten sonra korkusunu yenip ayağa kalktı. korkusunu yenebilmesinin nedeni cesaretinin veya korkusunun kaderini değiştirmeyecek olduğunu bilmesiydi. Ve şunu söyledi: "bana oyun oynamayı bırak, gerçek halini göster bana ve benden istediğin şeyi söyle ve ayrıca içimdeki nefret, kaos, acı duygularından nasıl kurtulacağımı söyle, artık bu acıya dayanamıyorum." Bu sözler Lyrad'ın son enerjisini harcamasına neden oldu ve Lyrad yere yığıldı. rüyalar gördü. rüyalarında öldürdüğü insanları, kurbanlarını, en korktuğu varlıkları gördü. bunlar rüyadan daha fazlasıydı. gerçek gibiydi. Lyrad rüyasında gördüğü herkesin acısını, nefretini kendi içinde hissediyordu...
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Karşısındaki zavallının konuşmalarını dinledi ama bu ölümlünün içindeki gücün azaldığını hissedebiliyordu.Yine de konuştu ve anlattıkları Brenne ye uzak gelse de bunun efendinin bir oyunu olduğunu anlaması uzun sürmedi.Ayrıca bir hırsız olduğunu söylemişti belki de bir suikastçidir diye düşündü Brenne.Değilse bile olacaktı!Cüceye yerdeki bedeni alıp takip etmesini söyledi.Merdivenlerden yukarıya tırmandı tekrar,ölüm şövalyelerinin yanından hızlı adımlarla geçtiler.Kan havuzundan sonra koridora doğru yöneldi,üzerinde gül ve kurukafa olan kapıya doğru.
İçerisi her türlü büy malzemesi,küçük işkence aleti ve kitaplarla doluydu.
Cüceye adamı sunak taşına yatırıp bağlamasını söyledi.Cüce istenileni harfiyen uyguladı.Adamın elleri ve ayakları bağlıydı.
Brenne adama yaklaştı ve adamın üstündekileri çıkarttı,sadece pantolonu kalmıştı.Vücudundaki küçük yara izleri bu adamın bir çok arbedeye girdiğini gösteriyordu.Cüceye kenara çekilmesini söyleyen bir işarey yaptı ve solundaki büyü malzemelerini sunak taşına getirdi.Uzandığı kara kaplı kitap cehennem rünleri ile süslüydü ve bu ritüel için gerekli herşey yazılıydı.Brenne yazıları takip ederek işleme başladı.Küçük bir tüy ve siyah bir mürekkeple birlikte adamın vücuduna kaos rünlerini işlemeye başladı.Bu işlem uzun bir zaman alsa da Brenne nin işi bittiğinde adamın tüm vücudu bu rünlerle kaplanmıştı.Daha sonra belinden çıkardığı küçük hançerle bu her bir rünün üzerinden ince birer çizgi halinde kan çıkacak şekilde geçti.Böylece kan ve bu garip mürekkep karıştı.Kapağını açtığı sülfür kutusundan bir miktar aldı ve adamın yaralarına sürdü bu yakıcı acı baygın olan adamın hafifçe inlemesine neden oldu.Elindeki kupayı cüceye verip kan havuzundan doldurmasını istedi.Cüce hızla gidip gelmişti.
Brenne adama yaklaştı ve kafasını yavaşça kaldırdı,burnunu kapattı ve kadehteki sıvıyı ağzından içeri döktü.Bu işlem ile birlikte adamın tüm yaralarından dışarıya kan çıktı,büyülü sözler Brenne nin ağzında anlam bulurken Cücenin korkmuş sureti kapı dibine sinmişti.Brenne nin gözlerindeki şiddetin ışığı azaldığında ritüel bitmişti ve adamın tüm kanı Kaosun özüyle değiştirilmişti.Adamın sol koluna bir kurukafa ve gül sembolü işleyen Kaosun Peygamberi kenara çekildi ve adam uyanana kadar raflardan aldığı kitapları incelemeye koyuldu.
İçerisi her türlü büy malzemesi,küçük işkence aleti ve kitaplarla doluydu.
Cüceye adamı sunak taşına yatırıp bağlamasını söyledi.Cüce istenileni harfiyen uyguladı.Adamın elleri ve ayakları bağlıydı.
Brenne adama yaklaştı ve adamın üstündekileri çıkarttı,sadece pantolonu kalmıştı.Vücudundaki küçük yara izleri bu adamın bir çok arbedeye girdiğini gösteriyordu.Cüceye kenara çekilmesini söyleyen bir işarey yaptı ve solundaki büyü malzemelerini sunak taşına getirdi.Uzandığı kara kaplı kitap cehennem rünleri ile süslüydü ve bu ritüel için gerekli herşey yazılıydı.Brenne yazıları takip ederek işleme başladı.Küçük bir tüy ve siyah bir mürekkeple birlikte adamın vücuduna kaos rünlerini işlemeye başladı.Bu işlem uzun bir zaman alsa da Brenne nin işi bittiğinde adamın tüm vücudu bu rünlerle kaplanmıştı.Daha sonra belinden çıkardığı küçük hançerle bu her bir rünün üzerinden ince birer çizgi halinde kan çıkacak şekilde geçti.Böylece kan ve bu garip mürekkep karıştı.Kapağını açtığı sülfür kutusundan bir miktar aldı ve adamın yaralarına sürdü bu yakıcı acı baygın olan adamın hafifçe inlemesine neden oldu.Elindeki kupayı cüceye verip kan havuzundan doldurmasını istedi.Cüce hızla gidip gelmişti.
Brenne adama yaklaştı ve kafasını yavaşça kaldırdı,burnunu kapattı ve kadehteki sıvıyı ağzından içeri döktü.Bu işlem ile birlikte adamın tüm yaralarından dışarıya kan çıktı,büyülü sözler Brenne nin ağzında anlam bulurken Cücenin korkmuş sureti kapı dibine sinmişti.Brenne nin gözlerindeki şiddetin ışığı azaldığında ritüel bitmişti ve adamın tüm kanı Kaosun özüyle değiştirilmişti.Adamın sol koluna bir kurukafa ve gül sembolü işleyen Kaosun Peygamberi kenara çekildi ve adam uyanana kadar raflardan aldığı kitapları incelemeye koyuldu.
Last edited by CHANGES on Thu Feb 10, 2005 11:42 pm, edited 1 time in total.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Lyrad uyandı ilk başta nerde olduğunu ve kim olduğunu hatırlayamadı. sonra bir anda anılar gözlerinin önünden geçti bu olayla Lyrad korkup bağırdı. sonra kendisine bakmakta olan cüceyi gördü. cüce Lyrad'ın vücuduna korkuyla bakıyordu. Lyrad da kendi vücuduna baktı ve öylece kaldı. vücudunda kanla yazılmış rünler, bir tane gül, bir tane kuru kafa işareti vardı. şu an acınacak durumdaydı. bu rünler neydi, niye yapılmıştı... Lyrad tam cüceyi yakalayacaktı ki ellerinin bağlı olduğunu hissetti. cüce karşısında durup ona pis pis sırıttı. Lyrad bağırmaya başladı. birinin yanına gelip neler olduğunu anlatması için yada enerjisinin tükenip bayılması için. açıkçası o ikinci seçeneği daha çekici buluyordu. sonra yine o, kaosun peygamberi önünde dikildi. yine o sarı saçlı adam kılığındaydı. ama lyrad artık gerçeği biliyordu ve haykırdı: "bana neler olduğunu anlat!" bu rünlerin, işaretlerin ne anlama geldiğini anlat." sonra birşey farketti. artık içindeki nefret ve kaos gibi duygular ona acı vermiyordu. Lyrad bu duygulardan zevk alıyordu...
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Adam saatlerdir baygın olarak yatıyordu ama zaman ölümlüler için önemliydi Brenne için değil.Brenne bu süre içinde efendisinin öğretilerini okudu ve tekrarladı.Cücenin sadakati karşısında etkilenmişti.Efendinin bir hediyesi diye düşündü Cüce için.Sonunda dedi Brenne,sonunda uyandı.Adamın deliler gibi çırpınmasını gördü ama umutsuzca çırpınışlardı bunlar.Sonrasında bağırışı duydu.Bilgi istiyordu,öğrenmek istiyordu.
Cüceye ellerini çözmesini işaret etti ve konuşmaya başladı.
-Bu sınavı başarıyla geçtin dostum.Herkes O* na hizmet edemez umarım bunu anlarsın.Senin hizmet edebileceğini görmek istedim ve tabi her sınavın bir ödülü vardır.Senin ödülün ise Kaosun damarlarında akmasıdır.
Kaosun Peygamberi cüceye kadehi gösterdi ve tekrar doldurmasını istedi.
-Artık O* na kanınla bağlısın.Herkesin O* na hizmet şekli farklıdır ve O* nun da herkesi ödüllendirmesi farklıdır.Kendi ödülünü zamanla alacaksın ama bunun için O* na hizmet etmelisin.
Cüce geri gelmiş ve kadehi efendisine uzatıyordu.Kaosun peygamberi kadehi eline aldı ve kokladı.Elleri tamamen çözülmüş olan adama uzattı.
-Al bunu iç ve yenilen,gücünü toparla!
Adam kadehe uzandı ve Brenne odada dolaşarak sözlerine devam etti.
-Demek hırsızsın!Aslında umarım sadece hırsız değilsindir.Ya da en azından artık öyle değilsin!Hahahahhaha
Adam vücudunda yer alan kurukafa ve gül dövmesinin odanın her yerinde olduğunu farketti.
Cüceye ellerini çözmesini işaret etti ve konuşmaya başladı.
-Bu sınavı başarıyla geçtin dostum.Herkes O* na hizmet edemez umarım bunu anlarsın.Senin hizmet edebileceğini görmek istedim ve tabi her sınavın bir ödülü vardır.Senin ödülün ise Kaosun damarlarında akmasıdır.
Kaosun Peygamberi cüceye kadehi gösterdi ve tekrar doldurmasını istedi.
-Artık O* na kanınla bağlısın.Herkesin O* na hizmet şekli farklıdır ve O* nun da herkesi ödüllendirmesi farklıdır.Kendi ödülünü zamanla alacaksın ama bunun için O* na hizmet etmelisin.
Cüce geri gelmiş ve kadehi efendisine uzatıyordu.Kaosun peygamberi kadehi eline aldı ve kokladı.Elleri tamamen çözülmüş olan adama uzattı.
-Al bunu iç ve yenilen,gücünü toparla!
Adam kadehe uzandı ve Brenne odada dolaşarak sözlerine devam etti.
-Demek hırsızsın!Aslında umarım sadece hırsız değilsindir.Ya da en azından artık öyle değilsin!Hahahahhaha
Adam vücudunda yer alan kurukafa ve gül dövmesinin odanın her yerinde olduğunu farketti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
artık Lyrad kendini kötü hissetmiyordu. artık Kaosun peygamberi'nden korkmuyordu. ama bu bahsettiği O* da kimdi. ona nasıl hizmet edecekti.
Lyrad kaosun peygamberine baktı ve sordu: "bu gül ve kurukafada neyin nesi. bahsettiğin O* kim. ayrıca sana saldırmayacağımı nerden biliyorsun. Ya bi anda üstüne atlarsam. ya seni öldürmeye çalışırsam?"
Sonra son sorusunun saçma olduğunu farketti. ama yinede cevap için bekledi...
Lyrad kaosun peygamberine baktı ve sordu: "bu gül ve kurukafada neyin nesi. bahsettiğin O* kim. ayrıca sana saldırmayacağımı nerden biliyorsun. Ya bi anda üstüne atlarsam. ya seni öldürmeye çalışırsam?"
Sonra son sorusunun saçma olduğunu farketti. ama yinede cevap için bekledi...
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Kaosun Peygamberi adamın cesareti karşısında biraz şaşırmıştı ama bu kadar aptal olabilirmiydi?Hayır diye düşündü.Bu sözler sadece neler olduğunu anlayamayan bir adamın sözleriydi.
-Demek efendiyi merak ediyorsun.Bu koca mabed kim için inşa edildi sanıyorsun?İçeriye girerken hissettiğin o korkunun neyin korkusu olduğunu sanıyorsun?Hepimize Kaosun gücünü bağışlayanın kim olduğunu sanıyorsun?
Sonrasında Kaosun Yolundan bir ayet okudu;
-Her kim ki O* nun gücünü sorgularsa,her kim ki O* nun varlığını inkar ederse çekeceği acılar kara nehir üzerindeki köprüde sonsuza dek sürecektir.(INKAR SURESI 3.AYET)
-Ve sen beni öldürmeye çalışabilirsin ama eminim ki bunu sadece deneyebileceğini çok iyi biliyorsundur.Yine de bu sözleri bir kez daha tekrarlamaman senin hayatını uzatacaktır.
-Gül ve kurukafa...Sen tarikatımın ilk müridisin hizmetkar.Bu ayrıcalığı hisset ve yaşa.Yolumuz öldürmenin ve çalmanın yolu olacaktır.Mabede gelir sağlamak ve önemli kişileri yok etmek bizim görevimiz olacak.
Tabii sessizce ve haince katliamlar.Bunun için varolacağız,emirleri benden alacaksın.Ama bunlar için henüz çok erken.şimdi yeni varlığını keşfet ve hazır olduğunda beni bul.Mabedde olacağım.
Brenne sözlerini bitirdikten sonra dudaklarındaki bir kıpırtıdan sonra gözden kayboldu.
Oda bir çok büyü kitabının yanı sıra Brenne nin yıllardır üzerinde çalıştığı ve nihayet kuracağı tarikatın çalışmalarını ve mentalitesini içeren kitaplarla doluydu.Büyü kitapları üzerindeki rünler tehditkar biçimde parlıyordu.
*************************************************************
Brenne tekrar maddeleştiğinde taht odasındaydı.Gözünü en büyük tahttan ayırmadan ona doğru yavaş adımlarla yaklaştı.Elini yavaşça tahta doğru uzattı ve tahttan çıkan yüzlerce keskin bıçağı görünce yine hayal kırıklığına uğradı.Ama Brenne asla ama asla vazgeçmeyecekti.
Taht odasından ayrılan Brenne hızlı adımlarla alt kata indi,cücenin takibi devam ediyordu.Tek kelime etmiyor ama efendisini takip ediyordu.Cüceye döndü.
-Odanın dışında bekle ve hazır olduğunda onu bana getir sunak odasına!
Cüce hızla seyirtti merdivenleri tırmandı,uzun koridoru geçti ve kapının dışında sessizce bekleyerek kapıyı dinlemeye başladı.
-Demek efendiyi merak ediyorsun.Bu koca mabed kim için inşa edildi sanıyorsun?İçeriye girerken hissettiğin o korkunun neyin korkusu olduğunu sanıyorsun?Hepimize Kaosun gücünü bağışlayanın kim olduğunu sanıyorsun?
Sonrasında Kaosun Yolundan bir ayet okudu;
-Her kim ki O* nun gücünü sorgularsa,her kim ki O* nun varlığını inkar ederse çekeceği acılar kara nehir üzerindeki köprüde sonsuza dek sürecektir.(INKAR SURESI 3.AYET)
-Ve sen beni öldürmeye çalışabilirsin ama eminim ki bunu sadece deneyebileceğini çok iyi biliyorsundur.Yine de bu sözleri bir kez daha tekrarlamaman senin hayatını uzatacaktır.
-Gül ve kurukafa...Sen tarikatımın ilk müridisin hizmetkar.Bu ayrıcalığı hisset ve yaşa.Yolumuz öldürmenin ve çalmanın yolu olacaktır.Mabede gelir sağlamak ve önemli kişileri yok etmek bizim görevimiz olacak.
Tabii sessizce ve haince katliamlar.Bunun için varolacağız,emirleri benden alacaksın.Ama bunlar için henüz çok erken.şimdi yeni varlığını keşfet ve hazır olduğunda beni bul.Mabedde olacağım.
Brenne sözlerini bitirdikten sonra dudaklarındaki bir kıpırtıdan sonra gözden kayboldu.
Oda bir çok büyü kitabının yanı sıra Brenne nin yıllardır üzerinde çalıştığı ve nihayet kuracağı tarikatın çalışmalarını ve mentalitesini içeren kitaplarla doluydu.Büyü kitapları üzerindeki rünler tehditkar biçimde parlıyordu.
*************************************************************
Brenne tekrar maddeleştiğinde taht odasındaydı.Gözünü en büyük tahttan ayırmadan ona doğru yavaş adımlarla yaklaştı.Elini yavaşça tahta doğru uzattı ve tahttan çıkan yüzlerce keskin bıçağı görünce yine hayal kırıklığına uğradı.Ama Brenne asla ama asla vazgeçmeyecekti.
Taht odasından ayrılan Brenne hızlı adımlarla alt kata indi,cücenin takibi devam ediyordu.Tek kelime etmiyor ama efendisini takip ediyordu.Cüceye döndü.
-Odanın dışında bekle ve hazır olduğunda onu bana getir sunak odasına!
Cüce hızla seyirtti merdivenleri tırmandı,uzun koridoru geçti ve kapının dışında sessizce bekleyerek kapıyı dinlemeye başladı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Lyrad kalktı. odayı inceledi. oda, bir sürü değerli taşla doluydu. Lyrad onları çalıp satarsa zengin olacağını biliyordu. sonra bunun için ona çok büyük bir ceza verileceğini düşündü. ama taşları çalmasını engelleyen bu düşünce değildi. bu taşları çalmasını engelleyen kaosun peygamberine yani yeni efendisine olan inancıydı. hayatı boyunca hiçbir tanrıya, hiçbir mabede inanç duymamış olan Lyrad, bu mabede ve yeni efendisine karşı bir inanç duyuyordu. kapının dışında bir tıkırtı duydu. hırsızlık yeteneklerini kullanarak sessizce kapının önüne geldi. dışarıyı dinledi. dışarda birisi vardı. ve sessiz olmaya çalışıyordu. ama Lyrad'ın gelişmiş işitme yeteneği kapının dışındaki kişinin en küçük seslerini duyabiliyordu.
Lyrad bir anda kapıyı açtı. kapı bir şeye çarptı. çarptığı şey yere yuvarlandı. bu Kosun peygamberinin yanında gezen cüceydi. cüceye ayağa kalkması için yardım etti ve "beni efendinin yanına götür, senin ve benim efendimizin yanına...
Lyrad bir anda kapıyı açtı. kapı bir şeye çarptı. çarptığı şey yere yuvarlandı. bu Kosun peygamberinin yanında gezen cüceydi. cüceye ayağa kalkması için yardım etti ve "beni efendinin yanına götür, senin ve benim efendimizin yanına...
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Cüce üstünü başını düzelttikten sonra hırla ayağa kalkmıştı ki efendisinin sözü aklına geldi ve kendini topladı.
-Efendi seni bekliyor zaten!
Burnundan soluyan cüce hızla koridoru geçti,kan havuzunun yanından ilerlerken bir anlık duraksadı ama yoluna devam etti.İki tane iri nöbetçinin arasından merdivenlere yöneldi.Lyrad buraları ilk kez görüyordu ve her yer her şey üzerindeki mükemmel işleme,her yere kazınmış olan titrek mum alevinde dans eden cehennem figürleri tavanda iblisler boyutunu anlatan fresk ve kabartmalar göze çarpıyordu.İblisler boyutunun hiç bitmeyen kaosu ve savaşları buraya da yansımıştı.Sol taraftaki duvarda yer alan bir melek resmi ilk önce kan ağlıyor sonra da basit bir ışık oyunuyla bir succubus a dönüşüyordu.Duvarlara kakılmış iskeletler mum alevleri titreştiğinde sanki konuşuyor ya da hareket ediyormuş gibi oluyordu.Sonunda merdivenler ve koridor bitti.Genişçe bir kapının önünde duran cüce kapıyı yavaşça itti.
-Efendi,o hazır!
Cüce sözlerini bitirdi ve adamı kabaca içeriye ittirdi.
-Demek hazırsın hizmetkarım.Söyle bana sana ne diye hitap edilir?
-Efendi seni bekliyor zaten!
Burnundan soluyan cüce hızla koridoru geçti,kan havuzunun yanından ilerlerken bir anlık duraksadı ama yoluna devam etti.İki tane iri nöbetçinin arasından merdivenlere yöneldi.Lyrad buraları ilk kez görüyordu ve her yer her şey üzerindeki mükemmel işleme,her yere kazınmış olan titrek mum alevinde dans eden cehennem figürleri tavanda iblisler boyutunu anlatan fresk ve kabartmalar göze çarpıyordu.İblisler boyutunun hiç bitmeyen kaosu ve savaşları buraya da yansımıştı.Sol taraftaki duvarda yer alan bir melek resmi ilk önce kan ağlıyor sonra da basit bir ışık oyunuyla bir succubus a dönüşüyordu.Duvarlara kakılmış iskeletler mum alevleri titreştiğinde sanki konuşuyor ya da hareket ediyormuş gibi oluyordu.Sonunda merdivenler ve koridor bitti.Genişçe bir kapının önünde duran cüce kapıyı yavaşça itti.
-Efendi,o hazır!
Cüce sözlerini bitirdi ve adamı kabaca içeriye ittirdi.
-Demek hazırsın hizmetkarım.Söyle bana sana ne diye hitap edilir?
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-bana istediğiniz gibi hitap edebilirsiniz. nede olsa siz benim efendimsiniz.
Lyrad bu sözleri söyledikten sonra odayı inceledi. mabedin her odası gibi bu odada mükemmeldi. duvarlarda kabartmalar ve çeşitli figürler vardı. Lyrad efendiye döndü.
-bana ne gibi işler vereceksiniz efendim?
Lyrad bu sözleri söyledikten sonra odayı inceledi. mabedin her odası gibi bu odada mükemmeldi. duvarlarda kabartmalar ve çeşitli figürler vardı. Lyrad efendiye döndü.
-bana ne gibi işler vereceksiniz efendim?
hırsızlık bir sanattır. hırsız is sanatçı. nasıl ki bir ressam her resmini güzel yapınca başarılı oluyorsa, hırsız da her işini iyi yaparsa başarılı olur... tek fark ise hırsızın yaptıkl
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
