Travma
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Travma
Savaşın sonunda bir ölümlünün kanının üzerine bastığı ayakkabılarını temizlerken bir şeyler düşünmeye çalıştı. Acaba nerden geliyordu. Neden geçmişini hatırlamıyordu. Kendisi hakkında bildiği tek gerçek acımasız bir insan olduğuydu. Adını kendisi bile bilmiyordu, geçmişini hatırlayamadığı için. Fakat bir gerçek vardı ki yabana atılmaz. Eğer bir yerde savaş varsa ya da çatışma, nedenini bilmese de kendisini bir anda o savaş veya çatışmaların içinde buluyordu. Onu anlatanlar ona sadece strange diyorlardı. Ã?ünkü bir adı yoktu. Tek amacı nereden geldiğini bilmek, adını öğrenmekti. Strange her girdiği savaşta daha fazla deneyim kazanıyor öldürme sanatının inceliklerini daha iyi kavrıyordu. Kendini; bu arayış içindeyken girdiği savaş ve çatışmalarda fazlasıyla yetiştirmişti. Bu da ona daha güçlü olma fırsatı veriyordu.
Ve kendini bulduğu bu kara delikte yanlız başına yürümeye başladı karanlık ormanda.
Ve kendini bulduğu bu kara delikte yanlız başına yürümeye başladı karanlık ormanda.
...........................S.D.W...........................
Karanlık ormanda her adım atışı, Strange için yeni kabuslar demekti. Bilinmezden gelen ve yine bilinmeze doğru giden bir yolculuk oluyordu onun için. Ve daha fazla katliam. Yaşama amacı diye bir şey neredeyse yok denecek kadar azdı. şimdilik amacı sadece kim olduğunu ve bu duruma nasıl geldiğini öğrenmekti. Savaşırken, sadece belirli fakat kesik görüntüler geliyordu gözlerinin önüne. Ama bir anlam çıkartması olanaksızdı. Bu gördüğü görüntülerden daha bir hırs alıyordu.
Acıkmıştı...Karnını doyurmak için avlanmak istemiyordu. Etrafına bakındı...Belki etrafta yenebilecek bir bitki türüne rastlayabilirdi. Çok yorulmuş, ayaklarında derman kalmamıştı. Yerden bulduğu bir sopayı aldı, baston gibi kullanarak yoluna, karnını doyurmak için bir şeyler aramaya devam etti...
Acıkmıştı...Karnını doyurmak için avlanmak istemiyordu. Etrafına bakındı...Belki etrafta yenebilecek bir bitki türüne rastlayabilirdi. Çok yorulmuş, ayaklarında derman kalmamıştı. Yerden bulduğu bir sopayı aldı, baston gibi kullanarak yoluna, karnını doyurmak için bir şeyler aramaya devam etti...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Çalıların arasında yenilebilecek bir bitki arıyordu. Hafifçe eğildi ve elindeki sopayla çalıları araladı. Fakat çalıların arasında fazlasıyla iri olmayan yavru bir yaban domuzu yatıyordu. Yaban domuzu uyuyor gibiydi. Elini bıçağına doğru götürdü ve bıçağını çıkardı. Sessiz ve hızlı hareket etmesi gerekiyordu yoksa uyandırabilirdi. Bıçağını domuzun gırtlağına saplar saplamaz domuzun üzerine atladı. Bir yandan elindeki bıçakla hızlı ve güçlü darbeler vuruyor bir yandan da etrafı kolluyordu. Ve domuzu öldürdükten sonra bir ses duydu. "Hey sen oradaki. Ne yapıyorsun orda?" strange karşılık verdi. "Sende kimsin" ve kılıcını yarıya kadar çıkardı kınından. "Ne istiyorsun dedi" strange. "Sadece yemek" dedi korku dolu bir sesle. Strange adamın korktuğunu anladı. Üstelik üzerinde silahta yoktu. Ve "Uzak dur benden" dedi. Adamın gitmeye niyeti yoktu. Bir süre sessiz kaldı ve tekrar sordu. "Hepsini bitirecek kadar aç değilsen bende biraz alabilirim. Nede olsa hepsini yiyemezsin". Strange anlındaki teri sildi ve "Tamam. Ama ziyafet bitene kadar. Daha sonra toz olacaksın tamam mı?" dedi. Adam yemek buluş olmanın sevinciyle gülerek "Olur" dedi.
Küçük bir ateş yaktılar beraberce Strange iç organlarını çıkartıp domuzu elindeki sopaya geçirdi. Ve iyice piştikten sonra yemeye başladılar. Adam sürekli sorular soruyordu. Strange bundan fazlasıyla sıkılmıştı. Yemeği biter bitmez yerden biraz kum alıp ellerini temizledi. Ayağa kalktı ve "şimdi defol buradan" dedi.
Küçük bir ateş yaktılar beraberce Strange iç organlarını çıkartıp domuzu elindeki sopaya geçirdi. Ve iyice piştikten sonra yemeye başladılar. Adam sürekli sorular soruyordu. Strange bundan fazlasıyla sıkılmıştı. Yemeği biter bitmez yerden biraz kum alıp ellerini temizledi. Ayağa kalktı ve "şimdi defol buradan" dedi.
...........................S.D.W...........................
Karnını doyurmanın sevinci ile, yemeğini paylaşan adama sorular sormasının üzerine aldığı cevap pek de hoşuna gitmemişti. Strange ise, bilmediği iyi yönünü keşfetmişti yüreğindeki o karanlık kuyuda. Yemeğini, çok aç ve yorgun olmasına rağmen hiçbir zorunluluğu olmadığı halde paylaşmıştı bu yabancıyla. Ama bunu farketmesi uzun zaman alacaktı. şu an da odak noktası kendisine sürekli sorular soran adamdı. Strange, sabırla bekledi ama adam hala karşısında duruyor, kendisini baştan ayağa süzüyordu. Strange'nin eli kılıcının kınına doğru gidince, karşısında boş boş duran adam kendini tanıtmaya karar verdi.
"Hey! Sakin ol! Benim adım Leandren ve inan düşmanın değilim!"
"Hey! Sakin ol! Benim adım Leandren ve inan düşmanın değilim!"
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Adam anlatmaya başlamıştı yaşadıklarını. "küçük bir köyde yaşıyordum ailem yoktu. Tek kazancım ektiğim ekinlerimdi, küçük bir tarlam vardı. Ama bir gün o dev gibi org'lar çıkageldi ve tüm köyü yerle bir ettiler. Tüm tarlaları yaktılar. Birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu orgların gelişi." derken Strange sorar "Peki sen nasıl hayatta kaldın" adam eliyle gözlerini ovuşturduktan sonra başı öne eğik bir şekilde sağındaki dev çalılıkları gösterdi. Strange adamın gösterdiği yere baktı ve sordu. "Ne var orada?" adam kafasını kaldırdı ve "kendi gözlerinle görmelisin" dedi. Strange çalılıklara ilerledi, kılıcına uzanıp onu çok hızlı bir şekilde çıkarıp çalılıklara doğru savurdu. Kılıç çalılıkların bel boyundan sonrasını koparmıştı. Strange karşısında gördüğü manzaraya büyük bir dehşetle bakıyordu.
Çok fazla savaşta ve çatışmada bulunduğu halde gördükleri ona fazlasıyla yetti. Karşılaştığı vahşet şimdiye kadar görmediği canice bir katliamdı. Adam anlatmaya devam ediyordu."Burası gizli bir köydü bir zamanlar. O kesmiş olduğun çalılık burası yerle bir edilmeden önce bir kayaydı. Ve diğerleri bu kaya sayesinde köyün girişini bulamıyorlardı." "Peki, bu bir büyümüydü" diye sordu Strange. "Evet" dedi adam. Ve ekledi "Bizler tanrımız tarafından korunuyorduk ama o bize ihanet etti. Orgların gelmesi bir tesadüf değildi. Daha öncede gelmişlerdi. Bir önceki gelişlerinde ne zırhları nede silahları vardı. Köye girmeden bir sihir sayesinde bütün savaş mühimmatları birden yok oluyor, köyden çıkarkense tekrar yoktan var oluyorlardı. Ama bu büyü son gelişlerinde pekte işe yaramadı." Strange çalılıkların hemen dibindeki çukuru gördü "Orglardan buraya girerek mi saklandın" dedi."Evet" dedi adam. Ã?ünkü gördüğü çukur çok küçük ve dardı yani oraya girmesi ve birkaç gün yaşaması çok zor bir ihtimaldi. Bir an için adamın anlattıklarına inanmak istedi. Ama kaybedeceği bir şey olmadığı için inanmasa da fark etmezdi. "Gidelim" dedi Strange. Ve çalılıkları aştılar.
Gördüğü her baraka yanmıştı ve barakayı oluşturan her tahta direkte bir insan leşi vardı. Yer kandan geçilmiyordu. Kesilmiş kollar, bacaklar ve kafalar sanki her yerdeydi. Derken bir kadının haykırışlarını duydular. Adam koşar adımlarla çığlığın geldiği yöne doğru ilerledi. Ve Strange dönüp bağırdı "Burada bir kadın savaşçı var." dedi. Strange adamın yanına gidip kadını gördü. "Bu kim tanıyor musun?" dedi adama. "Hayır. Daha önce hiç görmedim. Sanırım buraya dışarıdan geldi." dedi ve sonra "Ama Orgların saldırısının üzerinden tam bir hafta geçti. Bu kadın nasıl hayatta kalabilir bu yaralarla." diye düşündü sesli bir şekilde. Strange kadına baktı, bir kalasın altına sıkışmıştı. "Hadi onu çıkaralım" dedi. Adamla beraber kalası kaldırıp yan tarafa attıktan sonra kadını sırt üstü çevirdikten donra önlerindeki yarısı parçalanmış duvara yasladılar. Kadın zorlukla nefes alıyordu, aç ve susuzdu. Strange "Sen onunla kal ben hemen geliyorum" diyerek tekrar çalılıklara döndü. Yanında birazda olsa su olduğunu hatırlamıştı. Kalan domuz parçalarını da toparlayıp geri döndü. Kadının gözleri açılmıştı. Görüyordu fakat konuşacak gücü yoktu. Strange suyu kadına içirdi. Kadın suyu içtikten sonra yutkunarak "Size minnettarım." dedi yorgun ve kesik bir sesle. Adam ben yardımcı olabilirim kadını nasıl tedavi edeceğimi biliyorum" dedi.
Strange taştan yapma bir baraka gördü üzerindeki her şey yanmıştı. Fakat org"lar bir tek o taştan eve zarar vermemişlerdi. "Burası neresi?" diye sordu adama eliyle taştan evi göstererek. "Tapınağımızdı" dedi adam sonra başını çevirdi. "Kadını oraya götürelim" dedi Strange ve kadını kucakladı. Kadınsa halsizlikten baygın düşmüştü. Kadını tapınağa götürdü. İçeride büyük bir masa ve oturaklardan başka bir şey yoktu. Kadını masaya yatırdı ve uzaklaştı. Adamı önüne alarak "Sıra sende" dedi. "Elinden geleni yap"
Çok fazla savaşta ve çatışmada bulunduğu halde gördükleri ona fazlasıyla yetti. Karşılaştığı vahşet şimdiye kadar görmediği canice bir katliamdı. Adam anlatmaya devam ediyordu."Burası gizli bir köydü bir zamanlar. O kesmiş olduğun çalılık burası yerle bir edilmeden önce bir kayaydı. Ve diğerleri bu kaya sayesinde köyün girişini bulamıyorlardı." "Peki, bu bir büyümüydü" diye sordu Strange. "Evet" dedi adam. Ve ekledi "Bizler tanrımız tarafından korunuyorduk ama o bize ihanet etti. Orgların gelmesi bir tesadüf değildi. Daha öncede gelmişlerdi. Bir önceki gelişlerinde ne zırhları nede silahları vardı. Köye girmeden bir sihir sayesinde bütün savaş mühimmatları birden yok oluyor, köyden çıkarkense tekrar yoktan var oluyorlardı. Ama bu büyü son gelişlerinde pekte işe yaramadı." Strange çalılıkların hemen dibindeki çukuru gördü "Orglardan buraya girerek mi saklandın" dedi."Evet" dedi adam. Ã?ünkü gördüğü çukur çok küçük ve dardı yani oraya girmesi ve birkaç gün yaşaması çok zor bir ihtimaldi. Bir an için adamın anlattıklarına inanmak istedi. Ama kaybedeceği bir şey olmadığı için inanmasa da fark etmezdi. "Gidelim" dedi Strange. Ve çalılıkları aştılar.
Gördüğü her baraka yanmıştı ve barakayı oluşturan her tahta direkte bir insan leşi vardı. Yer kandan geçilmiyordu. Kesilmiş kollar, bacaklar ve kafalar sanki her yerdeydi. Derken bir kadının haykırışlarını duydular. Adam koşar adımlarla çığlığın geldiği yöne doğru ilerledi. Ve Strange dönüp bağırdı "Burada bir kadın savaşçı var." dedi. Strange adamın yanına gidip kadını gördü. "Bu kim tanıyor musun?" dedi adama. "Hayır. Daha önce hiç görmedim. Sanırım buraya dışarıdan geldi." dedi ve sonra "Ama Orgların saldırısının üzerinden tam bir hafta geçti. Bu kadın nasıl hayatta kalabilir bu yaralarla." diye düşündü sesli bir şekilde. Strange kadına baktı, bir kalasın altına sıkışmıştı. "Hadi onu çıkaralım" dedi. Adamla beraber kalası kaldırıp yan tarafa attıktan sonra kadını sırt üstü çevirdikten donra önlerindeki yarısı parçalanmış duvara yasladılar. Kadın zorlukla nefes alıyordu, aç ve susuzdu. Strange "Sen onunla kal ben hemen geliyorum" diyerek tekrar çalılıklara döndü. Yanında birazda olsa su olduğunu hatırlamıştı. Kalan domuz parçalarını da toparlayıp geri döndü. Kadının gözleri açılmıştı. Görüyordu fakat konuşacak gücü yoktu. Strange suyu kadına içirdi. Kadın suyu içtikten sonra yutkunarak "Size minnettarım." dedi yorgun ve kesik bir sesle. Adam ben yardımcı olabilirim kadını nasıl tedavi edeceğimi biliyorum" dedi.
Strange taştan yapma bir baraka gördü üzerindeki her şey yanmıştı. Fakat org"lar bir tek o taştan eve zarar vermemişlerdi. "Burası neresi?" diye sordu adama eliyle taştan evi göstererek. "Tapınağımızdı" dedi adam sonra başını çevirdi. "Kadını oraya götürelim" dedi Strange ve kadını kucakladı. Kadınsa halsizlikten baygın düşmüştü. Kadını tapınağa götürdü. İçeride büyük bir masa ve oturaklardan başka bir şey yoktu. Kadını masaya yatırdı ve uzaklaştı. Adamı önüne alarak "Sıra sende" dedi. "Elinden geleni yap"
...........................S.D.W...........................
Kadını yatırdıktan sonra Strange geri çekildi ve işi adama bıraktı. Aslında bilmedikleri bir şey vardı. Bu kadın, onlara bilgi sağlayabilirdi. Çok şey biliyordu. Bu gerçekten haberi olmayan Lenadren etrafta "şifalı" olarak bilinen otlardan bulmuş o otları kadının yaralarına bastırmıştı. Strange, Lenadren'in bu tarz şeyleri nereden öğrendiği hakkında en ufak bir şey bilmiyordu. Ve aklına da hiçbir şey gelmiyordu.
şimdi kadın da dahil iyice dinlenmek için kalacak güvenli bir yere ihtiyaçları vardı.
şimdi kadın da dahil iyice dinlenmek için kalacak güvenli bir yere ihtiyaçları vardı.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Kadının bilinci yerine gelene kadar bu taştan tapınakta kalmaya karar verdi Strange. En azından kendine gelip bir şeyler anlatmasını bekliyordu. Kadın baygın bir şekilde yatarken adam bir yandan şifalı bitkilerini kadının yaralarına basıyor, bitkilerin özleri yaralarla buluştuğu anda kadın inceden bir sızı hissederek sayıklıyordu. "Durun! Durun yapmayın" diye.
Strange adamı yana doğru çekti ve kadına seslendi. "Uyan". Kadın azda olsa bir şeyler yemeliydi. Tepki vermedi. Strange tekrar dışarı çıktı. Ã?ıkarken de adama "Eğer uyanırsa beni çağar" dedi. Kadını buldukları yere gitti. Kadının yattığı yerde bir asa gözüne ilişti, üzerinde saf ve işlemesiz bir kristal vardı. Strange kadının bir büyücü olduğu kanısına vardı ve asayı alarak tapınağa gitti. "Ne oldu kendine geldi mi?" diye sordu adama. "hayır" dedi adam. Asayı kadından uzak bir yere bıraktı. Adam "O'da neyin nesi öyle" diye sordu Strange'e. "Bir asa. Sanırım küçük dostumuz bir büyücü."dedi Strange. Kadın gözlerini açmıştı. Strange yanına gitti ve sordu "Neler oldu" diye. Kadın zorlukla cevap vermeye çalıştı fakat çok güçsüzdü. Adam "Rahat bırakalım baksana çok yorgun" dedi. Strange adama getirdiği suyu ve domuz etini gösterdi. Adam onları alarak Strange'e verdi. Kadının kafasını kaldırıp altına pelerinini burarak yerleştirdi. Kadın birazda olsa kendine gelmişti. "Ye" dedi Strange "Kendine gelmelisin. Merak etme emin ellerdesin." dedi. Ve tapınaktan ayrıldı.
Strange adamı yana doğru çekti ve kadına seslendi. "Uyan". Kadın azda olsa bir şeyler yemeliydi. Tepki vermedi. Strange tekrar dışarı çıktı. Ã?ıkarken de adama "Eğer uyanırsa beni çağar" dedi. Kadını buldukları yere gitti. Kadının yattığı yerde bir asa gözüne ilişti, üzerinde saf ve işlemesiz bir kristal vardı. Strange kadının bir büyücü olduğu kanısına vardı ve asayı alarak tapınağa gitti. "Ne oldu kendine geldi mi?" diye sordu adama. "hayır" dedi adam. Asayı kadından uzak bir yere bıraktı. Adam "O'da neyin nesi öyle" diye sordu Strange'e. "Bir asa. Sanırım küçük dostumuz bir büyücü."dedi Strange. Kadın gözlerini açmıştı. Strange yanına gitti ve sordu "Neler oldu" diye. Kadın zorlukla cevap vermeye çalıştı fakat çok güçsüzdü. Adam "Rahat bırakalım baksana çok yorgun" dedi. Strange adama getirdiği suyu ve domuz etini gösterdi. Adam onları alarak Strange'e verdi. Kadının kafasını kaldırıp altına pelerinini burarak yerleştirdi. Kadın birazda olsa kendine gelmişti. "Ye" dedi Strange "Kendine gelmelisin. Merak etme emin ellerdesin." dedi. Ve tapınaktan ayrıldı.
...........................S.D.W...........................
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Fark etmeden karanlık basıp gece olmuştu bile. Strange yağmalanmış köyde gezerken bulduğu birkaç paçavrayla geri döndü. "Mademki bu gece buradayız, bunlara ihtiyacımız olacak" dedi. Lenadren kadının yanından hiç ayrılmıyor, onu iyileştirmek için elinden geleni yapıyordu. Belli ki iyi bir adamdı. Strange bir süre etrafı kontrol etti. Çok yorgundu onunda dinlenmesi gerekliydi. Lenadren "sen biraz dinlen nöbeti ben devir alırım" dedi. Strange'in konuşmaya mecali yoktu. Kendine kuytu ve sıcak bir yer buldu sırt üstü uzandı. Kılıcını iki eliyle sımsıkı kavradı be göğsünün üzerine koydu. Her ihtimale karşı bıçağını çıkarıp bacağının hemen yanındaki tahta parçasına sapladı. Artık uyuyup dinlenebilirdi.
Sabah uyandığında kadını, ayağa kalkmış Strange'in başucuna çömelmiş olarak buldu. Kılıcı yerinde yoktu birden irkildi, "Ne yapıyorsun!!" diye bağırdı. Lenadren kapının yanında sızmıştı. Sesi Leandren"ide uyandırdı. "Neler oluyor orda" dedi gür bir sesle." Kadın "hiçbir şey, sadece onu izliyordum" diye Lenadren'e döndü. Strange etrafına bakındı tam arkasında kılıcı ve bıçağı yerindeydi. "Kılıcı uyurken düşürdüm herhalde" diye düşündü. Kadın sordu "Senin bir adın varmı yakışıklı?" diye. Strange doğruldu ve ayağa kalktı. "Ã?nce sen küçük hanım." "senden olan bitenleri anlatmanı istiyorum." dedi. Kadın "Adım Adhelina, kutsal tapınağın büyücüsüydüm." dedi. Strange elini asayı bıraktığı yere uzatarak parmağıyla asayı gösterdi. "Oyuncağın orada küçük hanım" dedi. Adhelina "Size minnettarım ama o asa artık işime yaramaz." dedi. Strange ve Lenadren şaşkındı."Neden" diye sordu Lenadren. Adhelina "Büyülerim O*'nun bana hediyesiydi. Fakat nedenini bilmediğim bir şekilde beni lanetledi ve büyülerimi elimden aldı" dedi. "Peki, burada ne işin var?" diye sordu Lenadren. Adhelina "Üç orc savaşçı beni kaçırdı. Beni buraya getirmişler. Nasıl olduğunu hatırlamıyorum sanırım baygındım." Strange "Seni neden kaçırdıklarını biliyormusun?" Adhelina "Hayır" Strange "Pekâlâ. Yola koyulalım ozaman burası güvenli değil" Lenadren "Peki nereye gideceğiz" Strange "En yakın kasabaya" Strange yaktıkları ateşi dağıttıktan sonra pelerinini büyük masanın zerinden aldı. Domuzun geri kalanını Kuma gömdükten sonra Kılıcını ve bıçağını alıp tapınaktan çıktı. Adhelina ve Lenadren tapınağın girişinde bekliyorlardı. Strange "Artık bizi kimse takip edemez. Hadi gidelim" Lenadren "Biraz bekle" Strange durdu ve Lenadren'a döndü. Lenadren etraftan iki kılıç, bir kemer, bir yay ve bir zırh bulmuştu. Adhelina'ya "Yay kullanabilirimsin? diye sordu. Adhelina "Pekiyi sayılmaz ama kullanırım" dedi. Lenadren ekledi "Yolumuz boyunca neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz değilmi?" dedi. Strange "Pekte yapıştı sana" dedi ve kahkahalarla gülmeye başladı. Lenadren "Sen kendine bak" diye cevap verdi gülerek. Adhelina "şimdi sırası değil yola koyulalım" dedi. Tekrar çalılıkların arasından çıkarak, ormanda ilerlemeye başladılar.
Sabah uyandığında kadını, ayağa kalkmış Strange'in başucuna çömelmiş olarak buldu. Kılıcı yerinde yoktu birden irkildi, "Ne yapıyorsun!!" diye bağırdı. Lenadren kapının yanında sızmıştı. Sesi Leandren"ide uyandırdı. "Neler oluyor orda" dedi gür bir sesle." Kadın "hiçbir şey, sadece onu izliyordum" diye Lenadren'e döndü. Strange etrafına bakındı tam arkasında kılıcı ve bıçağı yerindeydi. "Kılıcı uyurken düşürdüm herhalde" diye düşündü. Kadın sordu "Senin bir adın varmı yakışıklı?" diye. Strange doğruldu ve ayağa kalktı. "Ã?nce sen küçük hanım." "senden olan bitenleri anlatmanı istiyorum." dedi. Kadın "Adım Adhelina, kutsal tapınağın büyücüsüydüm." dedi. Strange elini asayı bıraktığı yere uzatarak parmağıyla asayı gösterdi. "Oyuncağın orada küçük hanım" dedi. Adhelina "Size minnettarım ama o asa artık işime yaramaz." dedi. Strange ve Lenadren şaşkındı."Neden" diye sordu Lenadren. Adhelina "Büyülerim O*'nun bana hediyesiydi. Fakat nedenini bilmediğim bir şekilde beni lanetledi ve büyülerimi elimden aldı" dedi. "Peki, burada ne işin var?" diye sordu Lenadren. Adhelina "Üç orc savaşçı beni kaçırdı. Beni buraya getirmişler. Nasıl olduğunu hatırlamıyorum sanırım baygındım." Strange "Seni neden kaçırdıklarını biliyormusun?" Adhelina "Hayır" Strange "Pekâlâ. Yola koyulalım ozaman burası güvenli değil" Lenadren "Peki nereye gideceğiz" Strange "En yakın kasabaya" Strange yaktıkları ateşi dağıttıktan sonra pelerinini büyük masanın zerinden aldı. Domuzun geri kalanını Kuma gömdükten sonra Kılıcını ve bıçağını alıp tapınaktan çıktı. Adhelina ve Lenadren tapınağın girişinde bekliyorlardı. Strange "Artık bizi kimse takip edemez. Hadi gidelim" Lenadren "Biraz bekle" Strange durdu ve Lenadren'a döndü. Lenadren etraftan iki kılıç, bir kemer, bir yay ve bir zırh bulmuştu. Adhelina'ya "Yay kullanabilirimsin? diye sordu. Adhelina "Pekiyi sayılmaz ama kullanırım" dedi. Lenadren ekledi "Yolumuz boyunca neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz değilmi?" dedi. Strange "Pekte yapıştı sana" dedi ve kahkahalarla gülmeye başladı. Lenadren "Sen kendine bak" diye cevap verdi gülerek. Adhelina "şimdi sırası değil yola koyulalım" dedi. Tekrar çalılıkların arasından çıkarak, ormanda ilerlemeye başladılar.
...........................S.D.W...........................
Ormana doğru ilerleyişlerinde temkinli davranmaları gerektiğini hatırlattı Strange arkadaşlarına ve arkadaşları da bunu onayladı. Ã?nde Strange, arkasında kadın büyücü ve en sonda da Leandren etrafa dikkatli gözlerle bakarak yollarına devam ettiler. Uzun bir süre ilerledikten sonra göğe yükselen dumanları farkettiler. Kasabaya yaklaşmışlardı.
Yolda ilerlerken, ağaçların arasından gelen bazı sesler duydular. Bu sesin neye ait olduğunu merak eden grup meraklı gözlerle birbirlerine baktılar ve kendileri için bir tehlike işgal edip etmediğini öğrenmeye karar verdiler. İlk konuşmayı Adhelina yaptı ve "burda neyin olduğunu çok merak ediyorum fakat bir o kadar da korkuyorum çünkü daha yeni iyileştim" dedi. Bu sözler üzerine Strange " bence hiç oyalanmaya gerek yok. Ormanda yaşayan biri olabilir ya da bir hayvan" dedi. Leandren söze karışarak " O zaman bizim için daha iyi olur eğer ormanda yaşayan biriyse. Bilgi edinmiş oluruz. Fakat bunun tam tersini de düşünmek zorundayız. Eğer oraya gitmeye karar verirsek temkinli davranmak zorundayız" dedi ve arkadaşları Leandren'in bu sözlerini mantıklı görüp, ortak bir kararla sesin geldiği yöne doğru yavaş yavaş ilerlediler.
Yolda ilerlerken, ağaçların arasından gelen bazı sesler duydular. Bu sesin neye ait olduğunu merak eden grup meraklı gözlerle birbirlerine baktılar ve kendileri için bir tehlike işgal edip etmediğini öğrenmeye karar verdiler. İlk konuşmayı Adhelina yaptı ve "burda neyin olduğunu çok merak ediyorum fakat bir o kadar da korkuyorum çünkü daha yeni iyileştim" dedi. Bu sözler üzerine Strange " bence hiç oyalanmaya gerek yok. Ormanda yaşayan biri olabilir ya da bir hayvan" dedi. Leandren söze karışarak " O zaman bizim için daha iyi olur eğer ormanda yaşayan biriyse. Bilgi edinmiş oluruz. Fakat bunun tam tersini de düşünmek zorundayız. Eğer oraya gitmeye karar verirsek temkinli davranmak zorundayız" dedi ve arkadaşları Leandren'in bu sözlerini mantıklı görüp, ortak bir kararla sesin geldiği yöne doğru yavaş yavaş ilerlediler.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Sese doğru ilerlediler. Ve sesin iri gövdeli bir ağacın arkasından geldiğini fark ettiler. Strange eliyle diğerlerine durmalarını işaret ettikten sonra ağacın diğer tarafına geçti. Büyük bir şeyin çıkardığını sandıkları bu ses sadece bir cücenin horlamasıydı. Ve tekrar el işaretiyle çağırdı arkadaşlarını. "Gelin bakın burada bir dev var" dedi Strange. Strange cücenin omzuna dokunarak onu uyandırmak istedi. Fakat ürkerek bir kaçış hamlesi yaptı cüce. Ama pekte uzağa kaçamamıştı. Strange cüceyi omzundan sımsıkı yakalamıştı. "Sana zarar vermeyiz" dedi Strange. Ve ekledi "şimdi söyle bakalım sende kimsin". Cüce titreyerek cevap verdi "Adım luiz. şu gördüğünüz ağaçta yaşıyorum."
...........................S.D.W...........................
Strange beklemediği bu cevap karşısında gülerek "ağaçta mı?" dedi. Kendini tutamıyordu gülmemek için ve yapacak bir şeyi de yoktu. Cüce de bu tepki karşısında sinirlemiş kendini alçatılmış olarak hissetti. Kimse bir cüceye gülemezdi. Hele ki Luize'e asla...Cezalarını çekeceklerdi...Her şeyin zamanı gelecekti...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Strange gülmekten kendini zorlukla sıyırıp cüceye sordu. "İleride bir köy var ve sen bize orda nelerle karşılaşabileceğimizi söyleyeceksin." Cüce sinirli bir şekilde cevap verdi Strange"e "Neden söyleyeyim ki. Hem bana da çok iyi davrandığınız söylenemez. Oraya gidinde Lion"un askerleri size gününüzü göstersin." Diyerek ağzını kapattı şaşkın bir şekilde. "Kim bu Lion ve o köyde ne işi var?" diye ekledi Strange. Luize cevap vermek zorundaydı ağzından kaçırmıştı bir kere. "Lion, Kral Amedeus"un lejyonunun bir kumandanıdır. Ve büyük bir ordunun başkomutanlığını yapar. Karşıdaki köy ise onun elindedir. Her şeyi o yönetmekte ve orduya yiyecek içecek sağlamaktadır." Diye cevap verir. "Peki, ordusu nerde?" diye sorar Strange. "Ordu sabit bir yerde durmaz. Ve ordu genelinin Orc"lardan ve yarı Orc"lardan oluştuğu söylenmektedir." Diye konuşmasını bitirir. Strange arkasını dönüp birkaç adım attıktan sora tekrar sorar. "Peki, Lion bir Orc"mu?" Luize hızlı bir hamle yaparak ağacın önce bir dalına sonra diğerine atlar ve yükselir. "Hayır, Lion bir barbardır" diyerek daha da yükseğe çıkar ve ağacın kocaman gövdesinde kaybolur. Strange köye gidip gitmemekte kararsız bir şekilde arkadaşlarına döndü ve gülümsemeye başladı. "Peki, şimdi ne yapacağız" diye sordu Leandren"e.
...........................S.D.W...........................
Luize'nin yüzünde bu son cümleden sonra oluşan pis bir sırıtış ouştu ama bunu kimse görmedi. Grup bilmiyordu ki bu cücenin seçilmiş olduğunu. Bilselerdi neler yapmaları gerektiğini daha dikkatle düşünüp daha ince sorular sorabilirlerdi. şimdi cüce, bu grubun izlediği yolu efendisine iletmek durumundaydı.
Luize'nin seçilmiş olmasının hikayesi bile oldukça ilginçtir tıpkı yaşamı gibi. Luize oldukça gezenti biridir, yaşamı hep gezmekle geçmiştir. Bu gezi sıralarında başına oldukça bela gelmiş ve bu beladan da paçayı sıyırmayı oldukça iyi becermiştir.
Luize'nin seçilmiş olmasının hikayesi bile oldukça ilginçtir tıpkı yaşamı gibi. Luize oldukça gezenti biridir, yaşamı hep gezmekle geçmiştir. Bu gezi sıralarında başına oldukça bela gelmiş ve bu beladan da paçayı sıyırmayı oldukça iyi becermiştir.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Leandren sakin gözükmeye çalışıyordu. Strange Leandren'e soru sorana kadarki tüm konuşmalar sanki beyninde yankılanıyordu özellikle Lion hakkında söylenenler. Lion kötü bir adamdı ve kötülüğe hizmet ediyordu. Aynı zamanda Leandren'in hayatında büyük bir yere sahipti. Leandren bu köyün varlığını biliyordu fakat Strange onda bir merak uyandırıyordu. Bu yüzden gerçekleri ondan saklamak istedi. Her ne olduysa yıllar önce olmuştu. Leandren kötülüğe karşı kurulan orduların gözdesiydi. O bir şövalyeydi. Lion ise onun kumandanıydı. ve iki kardeş gibi büyümüşlerdi. Lion'un askerleri ona çok sadıktı. Ve çok iyi savaşçılardı. fakat hepsi bir savaş sonrası benliklerini yitirdiler. Lion ruhunu şeytana satmıştı. Ve ordusu da onun izinden ilerledi. Artık saf değiştirmişler ve karanlığın yayılması için ellerinden geleni yapıyorlardı. Tanrısına tek bağlı kalan kişiyse o müthiş iradesiyle Leandren olmuştu. Leandren Lion'un artık geri dönemeyeceğini biliyordu ve bunun için çaba harcayıp zaman kaybetmek istemiyordu. Kendine kısa zamanda bir lejyon oluşturup Lion'un karanlık ordusunu durdurmak için ellerinden geleni yaparken, bir muhbirin yaptıkları tüm lejyonunun köyleriyle birlikte yok olmasına neden oldu. Lion Orc'ları Leandre"nin lejyonunun olduğu bu gizli köye yollamıştı. Ve köy bu yüzden yok olmuştu. Ama bunları Strange' söylemenin şimdi ne zamanı ne de yeriydi. "gidelim buradan" Dedi sakin bir ses tonuyla. "Henüz savaşacak durumda değiliz" diye ekledi. Strange hızlı ve sabırsız bir çıkış yaparak "peki ama neden" diye sordu ve ekledi. "hayatım boyunca savaştım tek başıma nedensiz ve amaçsız şimdi ise dönelim diyorsun bunun nedenini bana açıklamalısın" Leandren arkasını döndü ve cevap verdi. "Daha gidecek çok yolumuz var ölmek isteyen kalabilir ama ben gidiyorum. Hem onlar karşısında hiçbir şansın yok seni daha köye girmeden öldürürler. şimdilik burayı terk ediyoruz. Ve sakın sözümü dinlememek gibi bir aptallık yapma çünkü sana ihtiyacım var. Seninle önemli şeyler konuşmalıyız. Ve Adhelina, sana gelince büyülerini geri alacaksın ama bir tek şartım var. Eğer bana ihanet edersen senin sonsuza dek acı çekmen için elimden geleni yaparım." Adhelina ve Strange merak dolu gözlerle Leandren"i süzüyorlardı. Strange onun farklı olduğunu düşünüyordu zaten ama bu kadar kendinden emin olduğunu hiç de ummamıştı. Leandren"in aklında tekrar bir lejyon kurma hayalleri belirmişti. Strange"den iyi bir komutan bulamayacağını düşünüyordu ve Adhelina"dan daha iyi bir büyücü. İlerlediler bir süre sessiz kalarak fakat bu sessizliği Leandren bozdu. "Eğer cüce tahmin ettiğim şeyse bizim buralarda olduğumuzu biliyor olmalılar. Bu yüzden buradan bir an önce uzaklaşmalıyız. Size bir hikaye anlatayım" diye başladı Leandren neler yaşadığını anlatmaması gerektiğini bildiği halde arkadaşlarının insafına bıraktı hakkında kötü düşünseler bile onları yargılamayacaktı. Sözlerine uzun bir süre yürüdükten sonra "işte böyle dostlarım. şimdi istediğinizi düşünün fakat bir hedefim var ve bana yardım edeceğinizi düşünüyorum. Strange sana bir teklifim olacak." Diye bitirdi konuşmasını. Strange anlatılanı dinledikten sonra hak vermişti Leandren"e. Ne demek istediğini anlamıştı hedefini de açık bir şekilde anlattığını düşünüyordu ve hiç tereddüt etmeden ve açıklama beklemeden cevap verdi "Emredin efendim" Onun zararsız bir adam olduğunu düşünüyordu fakat beklediğinden de farklı çıkmıştı. Ona inanıyordu. "Bunu nerden bildin" dedi Leandren. "Hislerim beni asla yanıltmaz. Hem sandığın kadar aptalda değilim" diye ekledi gülerek. Adhelina ise büyük bir umutla Leandren"e dönerek "peki benim büyülerim ne olacak" diye sordu. "Acele etmesen iyi olur küçük hanım, biraz beklemen gerekebilir daha önümüzde çok yol var. Ã?ncelikle tapınağımıza gitmeliyiz. Fakat büyülerin karşılığında yanımda olman bana huzursuzluk verecektir. Bunun kendi seçimin olmasını isterim" diyerek cevap verdi. Adhelina ise "Bir kez hayatımı kurtardınız büyülerim olmasa bile bir kılıç yada bir okla askerin bile olmaya hazırım" Diyerek fazlasıyla şaşırttı Leandren"i. Pekala şimdi size tapınaktan bahsedeyim birazda **O** dan.
...........................S.D.W...........................
Bütün bu konuşmalar olurken, bütün bunlar yaşanırken; bulundukları yere pek de uzak olmayan bir yerde bir başka bir varlık kendi halinde karnını doyurmaya çalışıyordu. Havanın güzelliğinden istifa eden bu varlık, karnını doyurduktan sonra oldukça yaşlı bir ağacın gölgesine uzandı. şişmiş karnını ovalarken, ötüşen kuşları dinleyerek huzur buluyordu. Bu güzel doğa için herşeyi yapmaya hazırdı.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests