YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Post Reply
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero kapıya yaslanmış olan omuzunu yavaşça çekerek kapıdan uzaklaşırken Brenne'in kendisi için söylediği sözleri dinledi. Bir yandan da sunaktaki adamı ve soytarıyı süzüyordu kırmızı gözleriyle.

Soytarının ona yaptığı reveransı ziledi. Ne yani? Bu soytarı bir komutan mıydı? Yokluğunda neler olmuştu burada? Toparlaması gereken şeyler vardı anlaşılan.

Soytarının ona söylediklerini dinledi. Bunlar onu biraz sinirlendirmişti.

-Ã?ncelikle sana bir seçilmişin anlattığı şeyleri can kulağıyla dinlemeyi öğren *komutan*. dedi genizden gelen bariton sesiyle. *O*nun bana taktığı isim kaosun değil, katliamın eli. Bu ismin yerine başkasını hayal edip bana onunla seslenme ve *O*nun iradesine karşı gelme. Umarım anlamışsındır *soytarı*.

Arkadan gelen hafif hırıltı Andero'nun kırmızı gözlerinin o yöne doğru bakmasına sebep oldu. Gülümsedi. Bu gülümseme ağzındaki sivri dişleri açığa seriyordu ve iyice vahşi görünmesine yol açıyordu.

-Sanırım faren uyanmış dostum. dedi Brenne'e.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Hükümlü
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1548
Joined: Mon Jun 09, 2003 5:31 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Hükümlü »

Durumu hemen düzeltmek için harekete geçti soytarı...
"Ah efendi...o benim sizin gibi kudretli bir şahsın önümde durması ve onunla konuşmam yüzünden oldu.... sadece bir dil sürçmesi efendi...en büyük özürlerimi kabul ediniz lütfen..." soytarı adamın önünde belini bükerek selam verdi ve tekrar doğrulup, bir adım yana çekildi...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

DM
______________

DeS +1 Karma (ruh halini iyi yansıtmandan dolayıdır tebrikler)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

dreamshadow wrote:Thor barakada yoktan var olan oyuncaklardan birkaçını alıp o çocukların yanlarına gidiyor ve onları bir araya toplamaya çalışıyordu. Nerdeyse başarmıştı. Fakat annelerinin kucağında birkaç çocuk daha vardı. Ve anneleri onları çok lezzetli gözüken yemeklerden yedirerek karınlarını doyurmaya çalışıyorlardı. Artık onlar için çok geçti. Thor yemeklerden yiyen çocukların eğitim zayiatı olduğunu düşünerek geriye kalan çocukları toparladı. "Umarım soytarı gelene kadar onları bir arada tutabilirim" diye düşündü.
Korku ve gerilimden fazlasıyla nasibini almış olan çocuklar türlü oyuncakların olduğu odada kendi kendilerine bir kurtarılmış bölge oluşturmuşlardı neredeyse... Ne de olsa onlar çocuktu ve keşfetmeye ve oynamaya açtılar. Thor onları bir süre rahatça oyalayabileceğine emindi.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Starfall
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 94
Joined: Tue Aug 24, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Starfall »

Starfall tapınağa gelmişti. ama neden birisi ya da bir güç onu çağırmıştı...

"Seni istiyorum...." bu sözleri işiterek gelmişti buraya kadar elf kızı...

Birkaç kişinin konuştuğunu duyuyordu ve o tarafa doğru yöneldi.. Onu buraya çağıranın kim olduğunu merak ediyordu...

Azalinin yadigarı Starfall ı kim çağırmıştı.....

Elf kızı altın sarısı saçlarını topladı ve omuzlarının arkasına attı ve mavi gözlerle konuşanları süzmeye başladı.. yüzündeki çocuksu ve şirin gülümseme bulunduğu yer ile mutlak bir tezatlık içindeydi...
Par-Salian
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 184
Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
Contact:

Post by Par-Salian »

Anlaşılan rahat bir uyku yoktu sesler geliyordu içeriden zzaten düzgün uyuyamıyordu ne zaman uykuya dalsa **O** görüyordu hep yada onun adlandırdığı şekilde katliam kaos görüyordu devasa görünüşünü görüyordu bu rüyalardan hiç yoktansa uzaklaşmakta fayda var diye düşündü ayağa kalktı ayakta durabiliyordu en sonunda şöyle kendince bir hareket yaptı afalladığı zaman tek başına yaptığı hareketti bu kollarını bacaklarını kontrol edebiliyordu bu duygunun tekrar geri gelmesine sevindi yavaşça odanın kapısını araladı dışarıya gayri ihtiyari bir bakış fırlattı sinsice bu alışkanlık yapmıştı onda sonra bunun gerekli olmadığını hatırladı zaten ölmesi gerekiyorsa çoktan ölmüş olurdu dinlenme odası efendisinin odasının biraz aşsağısında çaprazında duruyordu yavaşça o çıktı odaya doğru yürümeye başladı aslında bu odadan nefret ediyordu ama efendim orada olduğu için mecburen girmem gerekiyor içeriye diye kendini avutuyordu odanın kapısına kadar geldi tam kapıyı vurarak içeri girecektiki aşşağıdan bir kızın geldiğini gördü saçları altın sarısıydı kulakları uzundu bir nefretle baktı kıza doğru hıh bu bir elf'di ne işi vardı onun burada hemde bir kızın eskiden olsa çoktan öldürmenin bir yolunu arardı ama burada bu tapınakta olmazdı büyük bir ihtimalle efendisi için gelmişti oda kızdan düşüncelerini ayırıp odanın kapısına bir kaç el vurduktan sonra zaten yarım açık olan kapıdan içeriye girdi içerdeki görüntü nerdeyse kanını dondruyordu bir iblis bir canavar neydi bu adlandıramıyordu drow tam efendisine birşeyler söylüyecektiki bu canavar bakarak nefesi kesildi neydi bu böyle efendisinin çağırdığı diğer boyutlardan yoksa bir iblismiydi ama bir iblis için fazla akıllı görünüyordu hemde bu iblis normal insan dili kullanıyordu iyice tedirgin olan Elénæsse geriye birkaç adım attı bu arada eli gayri ihtiyari kılıçlarına gitti kabzalarından tutuyor iblis herhangi bir hareketine karşı hazırda bekliyordu gerçi ne yapabilirdi ona karşı ama genede savaş tekniğine güveniyordu iyice kendini toparladığı zaman efendisinin ona bakan bakışını gördü galiba konuşmayı yarıda kesmemden dolayı huzursuzdu o anda düşündü şimdi işte başı büyük bir beladaydı birşeyler yapması grekiyordu birşeyler söylemesi kendince düşündü lanet olasıca bu iblis nereden çıktı bütün kontrolümü elimden almışdı bir anda ama sonunda iyice toparlıyabildi kendini gerçi gene göz ucuyla iblis süzüyordu efendisine olan saygısızlığa karşı ne yapacağını düşünüyordu hemen eğildi kendince bir reverans yaptı sonra ağzından birkaç cümle çıkarabilmişti efendim hizmetinizdeyim gücümü toparladım iyice kendimdeyim kılıcını uzun kılıcını çıkardı iki elinde tutarak önünde eğildi emirlerinizi bekliyorum dedi bu arada işallah bu reverans efendisinin sakinleşmesine yeterdi ne kadar büyük bir saygısızlık yaptığını sonradan anladı
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Starfall wrote:Elf kızı altın sarısı saçlarını topladı ve omuzlarının arkasına attı ve mavi gözlerle konuşanları süzmeye başladı.. yüzündeki çocuksu ve şirin gülümseme bulunduğu yer ile mutlak bir tezatlık içindeydi...
Melek kanatlı güzellik abidesi elf savaşçısı insanın kanını donduran ve ruhuna baskı yapan bu korkunç yerin holüne geldiğinde önünde bir kan havuzu ve iki yanında duran 2 metre boylarında ağır zırhlar içerisinde iki savaşçı gördü.

Savaşçıların gözleri kızıl bir ışıkla bir anda parladı. Belli ki bunlar nöbetçilerdi... Ã?nlerinde yere dayanmış olarak tuttukları dev kılıçlar da yine zırhları gibi senelerce yanıp kararmış gibiydi. Nöbetçilerden biri en ufak bir hareket bile yapmadan cılız çatallı bir sesle konuştu. Her sözünde müthiş bir nefret olduğu belliydi:

"Neden buradasın cennet dölü... Canına mı susadın... Konuş..."

Starfall etrafında gezinen garip hava akımlarını hissedince kanatlarındaki tüylerinin ürpermesine engel olamadı. Garip fısıltılar onun etrafında sürekli geziniyor, aralarında konuşup tartışıyor ve sorguluyor gibiydi... Huzursuz ruhlar etrafındaki koridorun onlarca farklı yerindeki fresklerde dansediyor, geçmişi hatırlamaya çalışıyor, bu yarı meleğin hayatı hakkında bildiklerini resmetmeye çalışıyorlardı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Starfall
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 94
Joined: Tue Aug 24, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Starfall »

( RP DIşI NOT= starfall istediği zaman kanatlarını saklama yeteneğine sahiptir)


Yarı melek gardiyanlara gülümsedi ve Konuşmaya başladı..

"Ben buraya çağrıldım gardiyanlar, geçmeme izin verin, belliki beni çağıran kişi sizden çok daha yüce bir varlık..."

Elf kızı kanatlarının başına bela olacağını düşünerek onları yoketti, kanatlar iki yana açılarak kürek kemiklerinin iç tarafında kayboldular..
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Gardiyanlardan birinin gözleri öfkeyle kızardı ve parmağını yavaşça kaldırdı... Elfin kalbinin doğrultusuna doğru parmağını kaldıdığı sırada zaten siyah olan zıhrında bir karanlık gezindi...

Garip bir fısıltı diğerlerinden biraz daha yüksek sesle duyuldu...
"Bırak geçsin..."

şovalye Starfall'u işaret eden parmağını yumruk şeklinde sıktı ve yeniden önünde duran kılıcının kabzasına koydu... İki nöbetçinin de gözlerindeki kızıllık yok oldu ve sessiz çığlıkların duyulduğu tapınak biraz daha sessizleşti. Karanlık bir gölge Starfall'un giysisine bulaştı ve ona fısıldadı...
"Benimle gel... Kaos hizmetkarı..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Starfall
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 94
Joined: Tue Aug 24, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Starfall »

starfall iki nöbetciye baktı ve sonra etrafında dolanan gölgeye...

"Bu da nesi böyle?" diye düşündü ama anormalliği sorgulamak aptalca olurdu çünkü kendisi normallikten çok uzaktı...


Böylece gölgeyi takip etmeye başladı..
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne Katliamın eli ve soytarı arasındaki konuşmaya sadece gülmekle yetindi.Soytarının yaptığı açıkça saygısızlıktı ama başarısız olanlar saygıyı da kaybeder diye düşündü.şu an aklında olan tek şey o albino adam ve taht odasında gördüğü iblisti.Hayaller alemine dalmış onların ne olabileceğini düşünürken Andero nun sözüyle irkildi.Dediği gibi kaosun yeni suikastçisi kendine gelmişti.Kısa süre sonra da Drow suikastçi içeri girdi gözlerindeki korku yarıiblise bakışında okunabiliyordu.

-Siz ikiniz ve sen cüce hizmetkar beni dışarıdaki küçük odada bekleyin!Cüce sana silahlarını ve giysilerini verecek,ben gelene kadar birbirinizle dalaşmayın!Kaos müridlerinin kanını dökmek sadece seçilmişlere bahşedilmiştir tabii gerçekten lejyona katılmışlarsa!şimdi dışarı!

İki suikastçi ve cücenin çıkacağından emin olan Brenne soytarı ve Andero ya baktı.

-Otursana katliamın eli,biraz konuşalım ve sen de komutan burada kal!
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Gölgeler birbirleri arasında fısıldaştılar ve Starfall'un giysisine bulaşmış olan karanlık, yerde hızla ilerleyen siyah bir fare giri süründü...

İnsanı derinden rahatsız eden hızlı hareketi arada bir kanatlarını gizlemiş olan yarı meleğin onu takip edebilmesi için ansızın duruyordu. Gölge yerin altına doğru inen merdivenlere doğru gitti ve tam son merdivende durdu.

Starfall'un karşısındaki kapı tamamen karanlıktı ve öbür tarafı gözükmüyordu. Bu kapı da korkunç figülrerle süslenmişti. Gölge tıslayan sesiyle onunla yeniden konuştu.

"İçeride insanlar... Onları kandır... Kaosa taptır... Kendini kanıtla..."

ve gölge yeniden karanlıklara karışarak ortadan yok oldu...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Par-Salian
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 184
Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
Contact:

Post by Par-Salian »

Tabi efendim dedi drow , emirleriniz başım üstüne yavaşça kapıdan çıktı bu arada burada olan bitenlere yavaşça alışmaya başlamıştı zaten yapısı gereği heryere kolayca uyum sağlıyordu...

Küçük odaya geçti bu oda dinlendiği odanın aksine biraz daha temiz ve derli topluydu kaynağı belli olmayan bir ateşde duvarda yanıyordu bir sandelye çekti ateşin oraya hem ısınmak için hemde düşünmek için.

"O Iblis neydi , yada o soytarıda bu kadar önemliolna neydi efendinin yanında bu kadar dolaşıyor"
Starfall
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 94
Joined: Tue Aug 24, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Starfall »

Starfall saçlarını savurdu.. "bu çok kolay olacak..." diye düşündü ve kapıya doğru ilerledi..tek yapması gereken yüksek bir yer bulmaktı basamak gibi ve sonra küçük numaralarla işi kolayca bitirecektii

Kapıyı almadan önce eline ufak bi taş aldı..ve kapıdan içeri girdi....
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero içeri gireni fark ettiğinde kırmızı gözlerini ona çevirmişti. Savaşçının kendini süzüşünü seyrederken aynısını o da yapmıştı. Vahşice bir zevk almıştı bundan. Kırılgan drow'un onu süzerken gözlerinde sahip olduğu endişe ve korku katliamın elini besleyen yegane olguydu. Aynı anda soytarının ondan dilediği özürü dinledi dikkat etmeden. Soytarıdaki olayı merak ediyordu. Nasıl bir soytarı *O*nun ordularına kumandan olabilirdi ki?

Brenne'in söylediklerini duyunca göstediği yere doğru ilerledi. Adamlar odadan çıkmıştı. İlerlerken soytarıya bakmadan;

-Rütben ne bakalım soytarı? dedi bariton sesiyle.

Sert koltuğa geldiğinde oturmak için koltuğa arkasını döndü. Daha rahat oturmak için o ana kadar pelerinin altında duran kanatlarını açtı ve onları koltuğun kollarının iki yanının üstünde tutarak koltuğa oturdu. Peygamberin oturmasını beklemeye başladı. Karşısındakiyle aynı mertebede de olsa, bir seçilmiş, daha doğrusu, *O*nun bir seçilmişi hak ettiği saygıyı görmeliydi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests