Not: Ya ben bunu uzunca yazdım, explorer göçtü silinince kısa yazmak zorunda kaldım... Bizim diyara girişimiz sırasında (hani zamanında diğer diyarlardan portallar yoluyla gelinebiliyordu ya buraya o sıralar gelmiş olarak yaptık da karakterleri.) portaldan geçtik ve o portal sayesinde bu diyara geldik...Trush yoldaşları ile girdiği terk edilmiş tapınakta namevtler taradından zorla onlardan koparılmıştı. Bu nedenle kendisinden utanıyordu. Bu zavallı namevtler asla kendisi için bir rakip olamazdı fakat, grubun arasından tek kopan olmak gücüne gitmişti. Namevtlerle kıyasıya dövüşüyordu fakat kırılan parçalar yeniden birleşiyordu... Bu tapınak, terk edilmiş gibi görünmüyordu. Zira, bu namevtlere güçlerini geri kazandıran bir irade vardı burada...
Omuzuna aldığı bir namevti duvarla arasında sıkıştırmaya çalıştığı sırada, arasında sıva olmayan tuzak duvar yıkıldı ve kendisini garip bir çalışma odasında buldu. İçeride cüppeli bir figür ve devasa bir yaratık vardı...
Yaratığı yönlendirdiği belli olan cüppeliye odaklandığı sırada teker teker gerek duvarlardan, gerekse de açık duran kapıdan yoldaşları gelmişti ve dikkati dağılan Trush dev yaratığın avucunda buluvermişti kendini...
"At onu portalın içine! Onlarla uğraşacak vaktim yok!" sözünü duydu en son, devasa elin içinde sıkılmaktan nefessiz kalıp bayılırken...
Saygılarımla...
