xar bir süre kendisini süzen adamın kapşonun çıkarması ile hayrete düştü...
''büyücüler adına bir yarı dragon'',xarın dragonlara olan senpatisi bilindik bir şeydi sorna kendi kendine
''bak buraa gelmek akılıca bir davranış değil'' dedi ve tam geri dönüyor du ki ...
''yok yok bu altın durduk yere yemez beni hem o kadar büyük ağızıda yok ''
dedi dragonun duymadığını zanediyordu ama kendi ile tartışmasını yüksek sesle yapıyordu ...
xar sonra karşısındaki yarı ejdere bakarak,
'' ya heralde babanın mağrasında ne aradımı merak ediyorsundur,saygısızlık yaptıysam özür dilerim, ama ulu ejderimizin neden öldürüldünü, kırmızı tarafında merak ediyorum da, acın büyük ,tekrar özür dilerim, yardım edebileceğim bir konu varmı ''
dedi ve ejderin gözlerinin içine baktı...
HAYAT SINAVI ( RP)
Pyard, yarı ejder ile büyücü arasındaki diyalogun sertleşmesinden çekinerek.
-en azından, gralis'in cesedini bulup, uygun bir törenle onu son yolculuğuna uğurlayabiliriz. ayrıca oğullarını, babalarının evinde biraz yanlız bırakabiliriz.
dedi.
Sözleri söyledikten sonra, ikisinin tepkisini beklemeye başladı.
-en azından, gralis'in cesedini bulup, uygun bir törenle onu son yolculuğuna uğurlayabiliriz. ayrıca oğullarını, babalarının evinde biraz yanlız bırakabiliriz.
dedi.
Sözleri söyledikten sonra, ikisinin tepkisini beklemeye başladı.
Archand ve arkadaşları yürümeye devam ediyorlardı.Tarif edilen konaklama yerinin tarifini unutmamak için arada bir hatırlatıyordu kendisine.Yanlış yere gitseler , ücra bir yere , başlarına tehlike gelmesi muhtemeldi.O yüzden her yola en ince ayrıntısına kadar bakıyor , emin oluyordu.
Bir ara bayağı bir kalabalık olan bir yere geldiler.100 lerce insan , geniş bir alan.O arada yolu yarılamışlardı.Herkes bağırıyor , çağırıyor , ellerindekileri satmaya çalışıyordu.Dikkat ettiği hereks insandı.İnsanlara oranla çok narin olmaları , yüz hatları ve kulakları sayesinde belli oluyorlardı.Gelen geçen çoğu kişi onlara anlamsız ifadelerle bakıyor , sonrada geçip gidiyorlardı.
Tarif edilen yolum sonuna gelindiğinde , bir bina ve giriş kapısı olan bir yer göründü.İçeriden sesler ışıklar geliyordu.Kapıda tam karşılarındaydı.
"Evet dostlarım , tarif edline yer burası olmalı.Ã?nden buyrun"dedi ve diğerlerini izlemeye başladı...
Bir ara bayağı bir kalabalık olan bir yere geldiler.100 lerce insan , geniş bir alan.O arada yolu yarılamışlardı.Herkes bağırıyor , çağırıyor , ellerindekileri satmaya çalışıyordu.Dikkat ettiği hereks insandı.İnsanlara oranla çok narin olmaları , yüz hatları ve kulakları sayesinde belli oluyorlardı.Gelen geçen çoğu kişi onlara anlamsız ifadelerle bakıyor , sonrada geçip gidiyorlardı.
Tarif edilen yolum sonuna gelindiğinde , bir bina ve giriş kapısı olan bir yer göründü.İçeriden sesler ışıklar geliyordu.Kapıda tam karşılarındaydı.
"Evet dostlarım , tarif edline yer burası olmalı.Ã?nden buyrun"dedi ve diğerlerini izlemeye başladı...
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Lenen, yüzünü görmesi üzerine adamın sözlerini değiştirişini izledi sessizce. Ona güvenebilir miydi? Bilmiyordu... Adamın yalan söyleyip söylemediği hakkında kesin bir fikri yoktu ama Lenen'e adamın gözlerinde yalan yokmuş gibi geldi.
Kılıcını yavaşça ve adamı kollayarak kınına geri soktu. Bu sırada arkadan kurtardıkları adamın sesini duydu. Başını bir anlık ona çevirdi. Bunu yaptığında, korucunun da oraya geldiğini gördü. Babasının cesedi... Bunu görmeye dayanabilir miydi? Kalbi bunu kaldırır mıydı? O kadar güçlü müydü? Zannetmiyordu... Paramparça olmuş altından pullarla kaplı perişan ve ölü, devasa bir beden canlandı bir an gözünde ve bu imgeyi derhal kafasından uzaklaştırdı. Peki ne yapacaktı? Atasının ölü bedenini o şekilde orada mı bırakacaklardı? Bunu yapamazlardı. Loredon'u yüzyılardır koruyan yüce Gralis'in sonu bu olmamalıydı. Atası öleli ne kadar zaman olmuştu bilmiyordu ama kırmızının burada olması yüzünden üzerinden çok da zaman geçmemiş olması gerektiğini düşündü. Kimbilir, belki de Loredon Kralı yapılması gerekeni yapmış, Gralis'e şanına yaraşır bir cenaze töreni düzenlemişti onun ülkeye bunca yardımına karşılık olarak.
Düşünceler aklından uzaklaştı iyice. Kralla konuşması çözecekti aklındaki her şeyi. Kapıda beliren adama baktı tekrar. Hayır... Babalarının bu kutsal mekanına o buradayken kimse girmeyecekti, şimdilik.
şu gelen büyücü çıkış yönünde, kurtardıkları adam ve korucu da diğer yönde duracak şekilde döndü ve iki kolunu açarak onlara dışarı işareti yaptı. Kardeşi geldiğinde kendisi de çıkacaktı. Krala gitmeliydiler. Cevaplanacak sorular vardı.
Kılıcını yavaşça ve adamı kollayarak kınına geri soktu. Bu sırada arkadan kurtardıkları adamın sesini duydu. Başını bir anlık ona çevirdi. Bunu yaptığında, korucunun da oraya geldiğini gördü. Babasının cesedi... Bunu görmeye dayanabilir miydi? Kalbi bunu kaldırır mıydı? O kadar güçlü müydü? Zannetmiyordu... Paramparça olmuş altından pullarla kaplı perişan ve ölü, devasa bir beden canlandı bir an gözünde ve bu imgeyi derhal kafasından uzaklaştırdı. Peki ne yapacaktı? Atasının ölü bedenini o şekilde orada mı bırakacaklardı? Bunu yapamazlardı. Loredon'u yüzyılardır koruyan yüce Gralis'in sonu bu olmamalıydı. Atası öleli ne kadar zaman olmuştu bilmiyordu ama kırmızının burada olması yüzünden üzerinden çok da zaman geçmemiş olması gerektiğini düşündü. Kimbilir, belki de Loredon Kralı yapılması gerekeni yapmış, Gralis'e şanına yaraşır bir cenaze töreni düzenlemişti onun ülkeye bunca yardımına karşılık olarak.
Düşünceler aklından uzaklaştı iyice. Kralla konuşması çözecekti aklındaki her şeyi. Kapıda beliren adama baktı tekrar. Hayır... Babalarının bu kutsal mekanına o buradayken kimse girmeyecekti, şimdilik.
şu gelen büyücü çıkış yönünde, kurtardıkları adam ve korucu da diğer yönde duracak şekilde döndü ve iki kolunu açarak onlara dışarı işareti yaptı. Kardeşi geldiğinde kendisi de çıkacaktı. Krala gitmeliydiler. Cevaplanacak sorular vardı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Lenen kardeşinin mağaranın ağzında onlara katılışıyla birlikte bu devasa yıkımdan uzaklaşmanın zamanının artık geldiğini düşündü. Zaman ve yaşam buraya geri dönecekti. Lenen bunu sağlayacaktı kardeşiyle birlikte. Sonsuz yaşamı artık babası için harcanacaktı zamanla birlikte, ta ki yaşam onun geçmişine geri dönene ve yüce altının intikamı alınana, diyar kırmızının tehditinden kurtulana kadar...
Lenen pelerininin başlığını tekrar kafasına çekti. Başlığın kıvrımları arasından mağarayı tekrar süzdü. Girişte yıkımın izleri hafifti. Etraftaki kurumuş kan izleri, yıkımın hafif pençeleri ve bunlar gibi ufak ayrıntılar yaşananların dehşetini yansıtarak Lenen gibi buranın geçmişini bilen, onu yaşamış birini diğerlerinden daha fazla etkiliyordu. Kardeşinin de aynı etki altında olduğunu biliyordu Lenen.
Mağara kapısına dönüp kardeşini de arkasına aldı. Başlığın içindeki kafasını kardeşinin bulunduğu sağ yana hafifçe çevirerek;
-(draconic) İçeriye şimdilik kimse girmemeli kardeşim. Biz ayrılırken girmeye çalışan olursa senin sözünü benimkinden daha çok dinleyeceklerinden onları uyaracağını umuyorum. (draconic) dedi ve pençesel ayaklarının zemin üzerindeki sert hareketleriyle mağaradan Pelor'un güneşinin ışığına çıktı.
Başını kaldırdı ve berrak gökyüzüne baktı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bunu kendisini bildiği gibi biliyordu. Zaman değişiyordu, insanlar değişiyordu, mitler ölüyor, yenileri doğuyordu. Mükemmelliğin ve sonsuzluğun simgesi bir ejder diyarı terk etmişti. Yerini yenileri alacaktı. "Vahşetin simgesi bir kırmızı da diyarı terk edecek." diye düşündü Lenen.
Sert adımları, Pelor'un ışığının altında, mağaradan saraya doğru ilerlemeye başladı.
Lenen pelerininin başlığını tekrar kafasına çekti. Başlığın kıvrımları arasından mağarayı tekrar süzdü. Girişte yıkımın izleri hafifti. Etraftaki kurumuş kan izleri, yıkımın hafif pençeleri ve bunlar gibi ufak ayrıntılar yaşananların dehşetini yansıtarak Lenen gibi buranın geçmişini bilen, onu yaşamış birini diğerlerinden daha fazla etkiliyordu. Kardeşinin de aynı etki altında olduğunu biliyordu Lenen.
Mağara kapısına dönüp kardeşini de arkasına aldı. Başlığın içindeki kafasını kardeşinin bulunduğu sağ yana hafifçe çevirerek;
-(draconic) İçeriye şimdilik kimse girmemeli kardeşim. Biz ayrılırken girmeye çalışan olursa senin sözünü benimkinden daha çok dinleyeceklerinden onları uyaracağını umuyorum. (draconic) dedi ve pençesel ayaklarının zemin üzerindeki sert hareketleriyle mağaradan Pelor'un güneşinin ışığına çıktı.
Başını kaldırdı ve berrak gökyüzüne baktı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bunu kendisini bildiği gibi biliyordu. Zaman değişiyordu, insanlar değişiyordu, mitler ölüyor, yenileri doğuyordu. Mükemmelliğin ve sonsuzluğun simgesi bir ejder diyarı terk etmişti. Yerini yenileri alacaktı. "Vahşetin simgesi bir kırmızı da diyarı terk edecek." diye düşündü Lenen.
Sert adımları, Pelor'un ışığının altında, mağaradan saraya doğru ilerlemeye başladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
"felaketgetiren ejderin şehre saldırcanı söylemişş, Gralis i öldürcenide sölemişti...yakında da büyük bi savaş olacakmış.."
Halenoth bu sözleri duyduğunda ağzındaki şarabı masaya dökmemeyi zor bela becerdi.. Bu ejder.. Elf yurduna yıkıntıyı getiren ejder olamazdı.. Olmaması gerekirdi.. O ejderi ilk gördüğünde kalbinin derinliklerinde daha önce hiçbir zaman tatmadığı korkunun dağ gibi büyüdüğünü, sarmaşık gibi kök saldığını, bir sel gibi cesaretini kırdığını şimdi bile hatırlayabiliyordu. Ejderi gördüğünde bir daha uzun bir süreliğine hareket edememişti, ta ki abisinin sesini duyana kadar.. Evet abisi.. şimdi geriye baktığında abisi olmasa şu anda ejderin kavurucu alevleriyle bir kül yığınına dönüşmüş olurduö diye geçirdi içinden. Aynı diğer talihsiz ırkdaşlarım gibi....
Kafasını salladı hafifçe, eğer bu o ejderse bu sefer korkusu ona hakim olmayacaktı, çünkü içinde yanan intikam ateşi korku selini bile buharlaştıracak kadar yakıcı ve sıcaktı.. Kanı bir lav akıntısıydı, nefretini ve intikam ateşini bütün vücuduna taşıyordu..
Arcnature'ün göz kırpışına kadim halklarının ağzında binlerce yıl boyunca söylenmiş bir ezgiyle, orman havasının, umudun izlerini taşıdığı o melodik dille yanıt verdi fısıltı halinde:
"Belki de... Kim bilebilir.."
Sonra kardeşine döndü ve ona bir bakış attı.. Acaba onun bu konu hakkındaki yorumu neydi?
Halenoth bu sözleri duyduğunda ağzındaki şarabı masaya dökmemeyi zor bela becerdi.. Bu ejder.. Elf yurduna yıkıntıyı getiren ejder olamazdı.. Olmaması gerekirdi.. O ejderi ilk gördüğünde kalbinin derinliklerinde daha önce hiçbir zaman tatmadığı korkunun dağ gibi büyüdüğünü, sarmaşık gibi kök saldığını, bir sel gibi cesaretini kırdığını şimdi bile hatırlayabiliyordu. Ejderi gördüğünde bir daha uzun bir süreliğine hareket edememişti, ta ki abisinin sesini duyana kadar.. Evet abisi.. şimdi geriye baktığında abisi olmasa şu anda ejderin kavurucu alevleriyle bir kül yığınına dönüşmüş olurduö diye geçirdi içinden. Aynı diğer talihsiz ırkdaşlarım gibi....
Kafasını salladı hafifçe, eğer bu o ejderse bu sefer korkusu ona hakim olmayacaktı, çünkü içinde yanan intikam ateşi korku selini bile buharlaştıracak kadar yakıcı ve sıcaktı.. Kanı bir lav akıntısıydı, nefretini ve intikam ateşini bütün vücuduna taşıyordu..
Arcnature'ün göz kırpışına kadim halklarının ağzında binlerce yıl boyunca söylenmiş bir ezgiyle, orman havasının, umudun izlerini taşıdığı o melodik dille yanıt verdi fısıltı halinde:
"Belki de... Kim bilebilir.."
Sonra kardeşine döndü ve ona bir bakış attı.. Acaba onun bu konu hakkındaki yorumu neydi?
Yan masadaki üç elf dikkatini çektmişti, üçüde üst başına bakılırsa sanki savaştan çıkmış gibiydiler, dahada ilginci et yiyiyorlardı! Oldukça garip bir gurup diye düşündü ve gözleriyle kulaklarını bu guruba yönlendirdi....
şaşıran Antimodes şaka yapıp yapmadığını anlamak için çocuğa baktı
Raistlin şaka yapmıyordu.
Tanrının Antimodesin omuzundaki eli bir anda titredi.
Raistlin şaka yapmıyordu.
Tanrının Antimodesin omuzundaki eli bir anda titredi.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest