Dagoth Ur (RP)
- HenrichMiller
- Kullanıcı

- Posts: 100
- Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Koşuyordu Makhra...
Suratı kıpkırmızı olmuştu zehrin acısıyla. Kendine "Sleepers" diyen yoz insanlar tarafından tuzağa düşürülmüştü. Amacı ghostgate'e gidip Dagoth Ur'u yok etmekti. Bunu yapabileceğinden emin değildi ama intikam için ölmeyi göze alacak kadar sinirliydi. Ama daha yolun başında, pusuya düşürüldüğünde, zehirli bir ok ağır zırhını bile delip karnına saplanmıştı. Zehir kanındaydı. Hayaller görmeye başladı önce. Sonra kendini toparladı ve gerçeğe döndü. Yine de gerçekler, arasıra hayallerle karışıyor ve garip bir dünya onu esir ediyordu. Lânet olası adamları ekmeyi başarmıştı ama kanındaki zehirle daha ne kadar gidecekti?
Bir uçurum gördü ya da gördüğünü sandı. Gerçek mi, değil mi anlamaya çalışırken bir an bacakları boşaldı ama son anda kendini toparladı. Zırhı ve kılıcı o kadar ağırlaşmıştı ki...
Aşağıya baktığında birkaç kişinin büyükçe bir kapının önünde bir şeyler yaptığını gördü. Sanki devlerle savaşıyorlardı. Hayır! Savaş bir devle değil, onların boyunda bir şeyleydi. Kendisine yardım ederler umuduyla uçurumdan inmeye başladı. Bu halde, güvenilecek son insana bile bırakmaya hazırdı kendini. Tek isteği, onurlu bir ölümdü.
Savaşçı, tekrar toparladı kendini. Zırhına direndi, kılıcını çıkardı ve gözlerindeki deli bakışla koşmaya başladı. Ã?ıukarabildiği kadar az ses çıkarıyordu ama zırhı buna izin vermiyordu. Sonunda, hastalıklı bir yaratıkla savaşan insanları seçebildi. Ağır kalkanını omuzlayarak, hastalıklı yaratığın arkasından saldırdı ve kalkanı yaratığın sırtına geçirdi...
Suratı kıpkırmızı olmuştu zehrin acısıyla. Kendine "Sleepers" diyen yoz insanlar tarafından tuzağa düşürülmüştü. Amacı ghostgate'e gidip Dagoth Ur'u yok etmekti. Bunu yapabileceğinden emin değildi ama intikam için ölmeyi göze alacak kadar sinirliydi. Ama daha yolun başında, pusuya düşürüldüğünde, zehirli bir ok ağır zırhını bile delip karnına saplanmıştı. Zehir kanındaydı. Hayaller görmeye başladı önce. Sonra kendini toparladı ve gerçeğe döndü. Yine de gerçekler, arasıra hayallerle karışıyor ve garip bir dünya onu esir ediyordu. Lânet olası adamları ekmeyi başarmıştı ama kanındaki zehirle daha ne kadar gidecekti?
Bir uçurum gördü ya da gördüğünü sandı. Gerçek mi, değil mi anlamaya çalışırken bir an bacakları boşaldı ama son anda kendini toparladı. Zırhı ve kılıcı o kadar ağırlaşmıştı ki...
Aşağıya baktığında birkaç kişinin büyükçe bir kapının önünde bir şeyler yaptığını gördü. Sanki devlerle savaşıyorlardı. Hayır! Savaş bir devle değil, onların boyunda bir şeyleydi. Kendisine yardım ederler umuduyla uçurumdan inmeye başladı. Bu halde, güvenilecek son insana bile bırakmaya hazırdı kendini. Tek isteği, onurlu bir ölümdü.
Savaşçı, tekrar toparladı kendini. Zırhına direndi, kılıcını çıkardı ve gözlerindeki deli bakışla koşmaya başladı. Ã?ıukarabildiği kadar az ses çıkarıyordu ama zırhı buna izin vermiyordu. Sonunda, hastalıklı bir yaratıkla savaşan insanları seçebildi. Ağır kalkanını omuzlayarak, hastalıklı yaratığın arkasından saldırdı ve kalkanı yaratığın sırtına geçirdi...
- HenrichMiller
- Kullanıcı

- Posts: 100
- Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Yaratığın gerçekte kafasının uçmuştu olduğunu anlayan Makhra, yaratık yerine bir kayaya çarptığını anladığında yerde sere serpe yatıyordu. Gözlerini açtı ve yaratığın kafasını kesen adama "Yardım..." diyebildi ve bayıldı. Bir başka dünya, uyandığında hatırlayamayacağı bir dünya onu esir almıştı artık...
Siegerich'in oldukça profesyonel hamlelerle yaratığı yerlebir ettiğini gördükten sonra başka bir savaşçının hızla koşarak kayaya tosladığını ve düştüğünü gördü. Buna bir anlam verememişti Suar. Fakat üzerinde fazla düşünmedi. Bir an önce dostu Vien'in yanına giderek durumunun nasıl olduğunu sormak istiyordu. Yanına ulaştığında Vien'in yavaş yavaş kendine geldiğini gören Suar beklemeden sordu "Nasılsın dostum?" Cevap vermemişti Vien ya da verememişti.. Derken hiç beklemeden su kesesini çıkararak yerde yatan dostuna azar azar su vermeye başladı..
Only God can Judge me!
Hemen garip yabancının yanına geldi, eğilip durumunu kontrol etti. Sonra destek olarak doğrulmasını sağladı. Tulumundaki sudan tuttu ağzına. Karnındaki yarayı farketti. Ama zehirden haberi yoktu henüz. Adamın zırhını çıkarıp kötü durumdaki yarayı görünce yüzünü buruşturdu. Yaranın etrafındaki çürüğe benzer garip bir kararma dikkatini çekti. Bunu daha önce birinde daha görmüştü. Adamın ağzına bakınca morardığını gördü, dili de şişip morarmıştı. Siegerich bunun ne olduğunu biliyordu. Amcasının oğlu Ardabur'un da bu şekilde öldüğünü hatırladı. Ölümcül bir zehir olan Kara Kâbus ile... O zaman Ardabur için çok geç kalınmıştı ama panzehir'in ne olduğunu öğrenmişti Siegerich, ve aynı sona sahip olmamak için önlemini almştı. Zehirin pençesine düşen kendisi olmamıştı, ama bir yabancı da olsa birine yardımcı olabileceği için sevinmişti. Heybesinden bir adet halkalı kızıl diken çıkarıp avucunun içinde sıkarak suyunu çıkardı, yumruğunu hasta adamın açık ağzının üzerinde tutup özün oraya akmasını sağladı. Sadece bir damla düşmüştü, ama zaten bu kadarı gerekliydi. Daha fazlası başka bir ölümcül zehir etkisi için kullanılıyordu. Bir damlası ise Kara Kâbus'un panzehiri olarak...
Ã?nünde yaşanan olayları şu an için izliyordu, ne olduğunu bilmediği yaratık onlara doğru gelmeye başladığında hamlesini yapamadan yanında duran Siegerich elindeki mızrağını yaratığa soğru fırlatmıştı. Ama sanki yaratık Siegerich'in tüm hareketlerini önceden farkediyor gibiydi... Mızrağın gidiş yönünden çekilip bu hamleden kurtulmuştu. Artık bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu sırtında duran yayyını aldı ve bir ok yerleştirip gerdi. Hedefi tam önünde duruyordu, ama ani bir nara sesi atan ve elindeki iki kısa kılıçla yaratığa doğru koşan Siegerich'in gördü... Yaratıkla onun arasında duruyordu artık yayını atamazdı. Bu koca aptala kızdı bir an için, neden işleri onun için hep zorlaştıyordu ki. Ama gerdiği yayını hala hazırda bekletiyordu, Siegerich'in bu hamleside işe yaramazsa elindeki oku yaratığın tam alnının ortasına atacaktı. Beklediği gibi olmadı ustaca hamlelerle yaratığı bir güzel yok etmişti Siegerich. Bir ara gözü Suara takıldı. Vien'in olduğu yöne doğru gidiyordu, Vien yaratığın onu fırlattığı yerde duruyordu . Tam Suar'ın arkasından gidiyorduki beklenmedik biri daha çıka gelmişti.
- " Evet bir bu eksikti " Yüksek sesle bunları söylemişti ve gidiş yönünü değiştirip, Siegerich'in yardım ettiği yabancının yanına yürümeye başlamıştı... Yabancı yaralıydı ve benliğini yitirmiş yerde yatıyordu, Siegerich'in elinde bir şeyleri ezdiğini gördü ve hiç sesini çıkartmadan onu izlemeye başladı. Biraz garip geliyordu bu koca adam ona. Her durumda kendisini ortaya atması biraz aptalca bir hareket olsada, tanımadığı kişilere sorgusuz yardım edişi biraz fazlaca duygusal olduğunu gösteriyordu.
-"Sence bu yaptığın iş akıllıca mı? Yani tanımıyoruz bu yabancıyı onun hayatını kurtarman çok asilce bir hareket ama daha sonrasını düşündüğünü hiç sanmıyorum " Bunları söylediğinde Siegerich'in yüzünde tuhaf bir ifade bürünmüştü, biraz gergin olabilirdi ama söylediklerinden hoşlanmadığını anladığında.
- Tamam seni yeni gelen arkadaşınla yalnız bırakayım en iyisimi tüm dikkatini ona ver, ama yarasını su yardımıyla biraz temizledikten sonra bu bezle sarmayı unutma" Kendisine ait olan temiz bir fular vermişti.
- " Evet bir bu eksikti " Yüksek sesle bunları söylemişti ve gidiş yönünü değiştirip, Siegerich'in yardım ettiği yabancının yanına yürümeye başlamıştı... Yabancı yaralıydı ve benliğini yitirmiş yerde yatıyordu, Siegerich'in elinde bir şeyleri ezdiğini gördü ve hiç sesini çıkartmadan onu izlemeye başladı. Biraz garip geliyordu bu koca adam ona. Her durumda kendisini ortaya atması biraz aptalca bir hareket olsada, tanımadığı kişilere sorgusuz yardım edişi biraz fazlaca duygusal olduğunu gösteriyordu.
-"Sence bu yaptığın iş akıllıca mı? Yani tanımıyoruz bu yabancıyı onun hayatını kurtarman çok asilce bir hareket ama daha sonrasını düşündüğünü hiç sanmıyorum " Bunları söylediğinde Siegerich'in yüzünde tuhaf bir ifade bürünmüştü, biraz gergin olabilirdi ama söylediklerinden hoşlanmadığını anladığında.
- Tamam seni yeni gelen arkadaşınla yalnız bırakayım en iyisimi tüm dikkatini ona ver, ama yarasını su yardımıyla biraz temizledikten sonra bu bezle sarmayı unutma" Kendisine ait olan temiz bir fular vermişti.
- HenrichMiller
- Kullanıcı

- Posts: 100
- Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
"Makhra... Su ister misin? Sana su veriyorlar... Yaranı iyileştirecekler... Düzeleceksin, korkma..."
Hiçbir ses bu kadar tatlı ama bu kadar korkunç olamazdı. Onu yetiştiren gizemli savaşçının sesiydi bu. Kendisi şu an bilinen dünyayda değildi - bedeni öyle olsa da. Fakat cehennem-cennet karışımı saçma sapan, anlaşılmaz bir dünyada, boyutlar arası yolculuğun tadını çıkarmaya başlayan Makhra için bu normal birşeydi. Oraya daha önce de gitmişti. Ve her seferinde ona yaredımcı olan birilerini göndermişti tanrılar... Onu sevdiklerinden mi, yoksa yaşayıp işkenceyi çeksin diye mi bilinmez.
şimdi de parmak boyunda binlerce peri tarafından kuşatılmıştı. Hepsi de onunla dalga geçiyorlardı. Bu dünyada en ufak şey bile bir Giant kadar korkutucu olabiliyordu. Özellikle de sayısı fazlaysa. Hep bir ağızdan söylenen saçma sapan bir şarkıyı gür haykırışıyla daığtan. Tanımadığı bir yabancı olmuştu. Dünyasına giren bu yabancı da kimdi? Dost bir yüz... Uzun zamandır göremediği bir şeydi. Adam iri yarıydı ve etten çok kaslıydı. Mükemmel bir işçilikle yapılmış bir mızrak taşıyordu. Mızrağını 3 kere yere vurdu (3.sünde saplandı) ve bütün perileri kaçırdı. şarkı bitmişti...
Rüyasında, dost yabancı ona elini uzatıyordu. Makhra ise yerde siper almış bir şekilde yatıyordu. Yabancının etrafına saçtığı beyaz ışık bir an için gözlerini kamaştırdı. Sonra alıştıu ve elini tuttu. Ayağa kalktı. Yabancı Makhra'nın omzunda koydu elini dostça.
"Uyan dostum... Dünyaya dön. Vvanderfell'in kırları yaşamak için daha güzel... Daha güzel... Güzel... Zeell...."
Yankı yavaşça kaybolmaya başlarken, bilinen gerçeğe döndüğünü hissetti Makhra. Bilinçsizce yaptığı hareketlerden haberi yoktu. Zehrin etkisi neredeyse doruk noktasına ulaşmıştı ama dayanıklıydı yaşlı savaşçı.
Sonra aniden gözlerini açtı...
"Haa! Nee! Kimsiniz? Neredeyim?"
Hiçbir ses bu kadar tatlı ama bu kadar korkunç olamazdı. Onu yetiştiren gizemli savaşçının sesiydi bu. Kendisi şu an bilinen dünyayda değildi - bedeni öyle olsa da. Fakat cehennem-cennet karışımı saçma sapan, anlaşılmaz bir dünyada, boyutlar arası yolculuğun tadını çıkarmaya başlayan Makhra için bu normal birşeydi. Oraya daha önce de gitmişti. Ve her seferinde ona yaredımcı olan birilerini göndermişti tanrılar... Onu sevdiklerinden mi, yoksa yaşayıp işkenceyi çeksin diye mi bilinmez.
şimdi de parmak boyunda binlerce peri tarafından kuşatılmıştı. Hepsi de onunla dalga geçiyorlardı. Bu dünyada en ufak şey bile bir Giant kadar korkutucu olabiliyordu. Özellikle de sayısı fazlaysa. Hep bir ağızdan söylenen saçma sapan bir şarkıyı gür haykırışıyla daığtan. Tanımadığı bir yabancı olmuştu. Dünyasına giren bu yabancı da kimdi? Dost bir yüz... Uzun zamandır göremediği bir şeydi. Adam iri yarıydı ve etten çok kaslıydı. Mükemmel bir işçilikle yapılmış bir mızrak taşıyordu. Mızrağını 3 kere yere vurdu (3.sünde saplandı) ve bütün perileri kaçırdı. şarkı bitmişti...
Rüyasında, dost yabancı ona elini uzatıyordu. Makhra ise yerde siper almış bir şekilde yatıyordu. Yabancının etrafına saçtığı beyaz ışık bir an için gözlerini kamaştırdı. Sonra alıştıu ve elini tuttu. Ayağa kalktı. Yabancı Makhra'nın omzunda koydu elini dostça.
"Uyan dostum... Dünyaya dön. Vvanderfell'in kırları yaşamak için daha güzel... Daha güzel... Güzel... Zeell...."
Yankı yavaşça kaybolmaya başlarken, bilinen gerçeğe döndüğünü hissetti Makhra. Bilinçsizce yaptığı hareketlerden haberi yoktu. Zehrin etkisi neredeyse doruk noktasına ulaşmıştı ama dayanıklıydı yaşlı savaşçı.
Sonra aniden gözlerini açtı...
"Haa! Nee! Kimsiniz? Neredeyim?"
Siegerich panzehirin işe yaradığını görünce sevinip uzun uzun kahkaha attı. Yeni kendine gelen adam görüşü ise henüz net değildi, ve sırtındaki beyaz ayı postu ile tepesinde dikilen iri bir adamın neden olduğu müthiş gürültü yüzünden rahatsız olmuştu. Zira henüz bir rüyada gibiydi ve algıları farklı etki gösterebiliyordu. Yabancının sıkıntılı halini farkeden Siegerich susup elini uzattı "Merhaba dostum, merak etme güvendesin!" dedi sakin ama neşeli bir sesle. Siegercih defalarca büyütülmüş kaslı bir çocuk gibiydi Daeva 'nın gözünde...
Konuşmayan fakat yavaşça doğrulmaya çalışan dostunu gördüğünde derin bir oh çekti Suar. Neden hala kendisine bir cevap vermediğini düşünürken "Sanırım şimdi biraz daha iyiyim" dedi Vien ve ekledi "Bu lanet yaratığın bu kadar güçlü olabileceği aklımın ucundan geçmezdi".. Suar hemen dostu Vien'in koluna girerek ona destek olmaya çalıştı "Yaşadığın için dua etmeliyiz dostum." şimdi iki kafadar ayaktaydı ve arkalarını dönerek Daeva ile Siegerich'e baktılar. Kayaya çarpıp yere düşen savaşçının yanında duryordu ikiside. Buna bir anlam veremişti Suar "Grup arkadaşları için yardıma koşacaklarına, gidip bir yabancının yardımına koştular. Üstelik henüz nasıl biri bile olduğunu bilmediğimiz biri için.. Bunu unutmayacağım." diye düşündü..
Only God can Judge me!
Arkasını döndü ve ileride onlara bakan Suar'ı gördü, adımlarını o tarafa doğru yönlendirdi. Vien'in iyi olup olmadığını merak ediyordu, ama o an için yardıma gitmesinin bir anlamı yoktu Suar çoktan yardıma gitmişti çünkü. Suar'ın bakışlarındaki bir şey hoşuna gitmedi, ama Vien'e bakıp
-" İyimisin? bir aksilik yok değil mi? diye sordu.
-" İyimisin? bir aksilik yok değil mi? diye sordu.
"Onun kim olduğunu bilmiyorum dostum. Sadece hızla koşarak kayalara saldırdığını gördüm ve doğal kendisini yerde buldu." bunu söyledikten yüzünde koca bir gülümseme beliren Suar'ın belli ki savaşçının zehirlendiğinden hiç haberi yoktu. Davea'ya dönerek "Peki durumu nasıl?" diye sordu..
Only God can Judge me!
Suar'ın ona yönelttiği soruyla düşüncelerinden sıyrılmıştı.
-" Kanaması var ama pek derin değil sanırım zehirlenmiş,Siegerich yabancı olana bir şey verdi , ne derece işe yarar bilmiyorum" Bu bilgi Suar'ın merakını giderememiş olacak ki, endişeli şekilde ileride duran Siegerich ve yaralı adama baktı...
-" Kanaması var ama pek derin değil sanırım zehirlenmiş,Siegerich yabancı olana bir şey verdi , ne derece işe yarar bilmiyorum" Bu bilgi Suar'ın merakını giderememiş olacak ki, endişeli şekilde ileride duran Siegerich ve yaralı adama baktı...
- HenrichMiller
- Kullanıcı

- Posts: 100
- Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Gözlerini açtığında karşısında gördüğü beyaz ayı postlu iri yarı adam nedense onu rahatlatmıştı. Rüyasıyla ilgili olduğunu biliyordu ama tam olarak hatırlayamadı. Sonra aniden gerçeğe döndü. Etrafında bir grup insan vardı ve o kendini birden bütün bu deliliğin içinde bulmuştu.
Buraya nasıl gelmişti, neler olmuştu? Hatırlayamadı. Tek hatırladığı, bir grup Dagoth Ur inananı tarafından tuzağa düşürüldüğü ve kaçtığıydı. Kafasını toparlayarak mantık yürütmeye çalıştı. "Sanırım buraya kadar geldim ve bayıldım. Bu iri yarı adamsa bana yardım etti," diye geçirdi içinden.
"Adım Makhra. Sizler kimsiniz? Neler oldu?" dedi iri yarı adama. Muhattabı olarak ondan başkasını almamıştı nedense. Gerçeklik, hâlâ yarı yarıya bulanıktı.
Buraya nasıl gelmişti, neler olmuştu? Hatırlayamadı. Tek hatırladığı, bir grup Dagoth Ur inananı tarafından tuzağa düşürüldüğü ve kaçtığıydı. Kafasını toparlayarak mantık yürütmeye çalıştı. "Sanırım buraya kadar geldim ve bayıldım. Bu iri yarı adamsa bana yardım etti," diye geçirdi içinden.
"Adım Makhra. Sizler kimsiniz? Neler oldu?" dedi iri yarı adama. Muhattabı olarak ondan başkasını almamıştı nedense. Gerçeklik, hâlâ yarı yarıya bulanıktı.
Siegerich susup elini uzattı "Merhaba dostum, merak etme güvendesin!" dedi sakin ama neşeli bir sesle. "Demek adın Makhra" diye devam etti "Biz değil asıl sen neler olduğunu anlat dostum. Koşarak aramıza dalan ve şu koca kayaya tepeüstü çakılan sendin." dedi ve hemen ekledi "Ben de Siegerich bu arada, ve bunlar da değerli yoldaşlarım Daeva, Suar ve Vien...". Vien'e bakınca sordu "Vien dostum, iyisin değil mi?"
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest