Page 8 of 24

Posted: Mon Mar 31, 2008 4:23 am
by Firble
BİTTİ Mİ?

Daha farklı olmalıydı sanki sonu
Onca mücadele ile başlamışken
Doğru oldu mu bilmiyorum böyle
Sessiz sedasız sona ermesi her şeyin
Belki daha fazla ağlamalıydım
Ya da herkese anlatmalıydım
Artık sona erdiğini her şeyin
Belki daha farklı olmalıydı
Yine de böyle sessiz
Sona erişini bir döneminin hayatımın
Yalnız kendimle paylaşarak
Sanki sıradan bir günmüş gibi
Ama sıradan olmadığını bildiğim
Böylece bitmesi de kötü olmadı yine de
Her son başlangıçtır demiş eskiler
Ne başlayacak bu sonun ardından
Göreceğiz şimdi hep birlikte.

Posted: Tue Apr 01, 2008 2:22 am
by Firble
AşIK OLMAK ZOR

Bir oyuna dönüşmüşken sevmek bir insanı
Güzellik vucudun biçimi ile sınırlı kalmışken
Aşk pazardaki bir kıyafeti beğenmek gibi anlatılırken bize öykülerde
Zor aşık olmak...

Anlayamayacağız ki gerçekten orada olduğunu aşkın
Üstelik de sahte aşklar kapatacak gerçeğini
Sanki bir zorunluluk gibi gelecek birisine aşık gibi gözükmek
Aşım sevgilim gibi sözcükleri bol bol kullanıp da
Yaratmaya çalışacağız belki olmayan bir sevgiyi

Olmayacak olmayacak ve olmayacak...
Yalnız kendimizi sevmeyi öğretiyor Dünya bize
Ve biz bilmeyeceğiz belki de
Başkasının acısına ağlayamayanlar
Ya da gülemeyenler bir başkası mutlu olduğunu
Hiçbir zaman hiç bir insana
Asla aşık olamazlar.

Posted: Tue Apr 01, 2008 2:46 am
by Firble
1 NİSAN BUGÃ?N

Kızmak yok bugün yapılan şakalara
Bir gün için daha az ciddiye alalım hayatı
Kafamıza takmayalım komik duruma düşürmesini
Arkadaşımızın bizi
Belki biraz geç kalmayı yetişeceğimiz yere
Ya da tam istediğimiz gibi olmamasını boyadığımız resmin
Önemsemeyelim bir gündür.
Rahat bırakılım kendimizi bir günlük
Ciddiye almayalım Dünyayı
Bir gün için oyun olsun hayat
şaka yapalım arkadaşlarımıza
Onlar da bize yapsın
Gülelim
En çok da kendi düştüğümüz duruma
Eğer aklımıza gelirse
Diğer günlerde beynimizi saran kaygılar
Tekrarlayalım kendimize
Bugün farklı bir gün
Bugün 1 nisan...

Posted: Tue Apr 01, 2008 4:53 am
by Edmond
Ne değişir ki bir nisansa
Ne değişir ki takvime
Takvime baktığında
Sıradan bir günse eğer
Ve eğer o gün de aşıksan
Ve sevdiğin, o gün de yoksa
O gün de aynıdır
Hatta başkaları gülerken
O gün daha acıdır

Posted: Tue Apr 01, 2008 10:28 pm
by Firble
Bazen anlam katar bir güne
Aslında sıradan bir gün olsa da insanoğlu
Kimi zaman da doğa bambaşka hale getirir o günü
Ne olursa nedeni özeldir bazı günleri zamanın
Ve bu özel günler bir fırsattır
Özüntü ve kaygılarımızı
Hırslarımızı ve korkularımızı
Bir yana bırakıp da
Denemek için nedensizce mutlu olmayı
Ya da bir gün için uzaktan bakmak için kendimize
Kısa da olsa dinlendikten sonra
Başlayabilmek için yeniden.

Posted: Sun Apr 06, 2008 6:13 pm
by Firble
Gökyüzünün kapalı olduğu
Her gün kara bulutlarından yağmurlar dökülen bir ay
Nasıl bu kadar güzel olabilir aynı zamanda
İşte sen böyle bir aysın nisan
Ne şekilde geçersen geç
Ne yaparsan yap bize
Yine de güzelsin
Zor geliyor seni bir yıl beklemek bazen
Yeniden umudu ve çocukluğun neşesini öğrenmek için
Ancak seni yaşamak
Yılda bir defa da olsa
Emin ol çok daha güzel yapıyor
Yaşadığımız Dünyayı
İyi ki geldin
İyi ki buradasın
En sevdiğim ay
Nisan.

Posted: Fri Apr 11, 2008 5:11 am
by Firble
KIRGINIM

Geçmişe baktığımda akıp gitmiş yıllara
Ã?yle çok kırıklık var ki aklımda..
Belki de doğal bu
Hayatın geriği kırılmak bazen o çok sevdiğin insanlara
Yine de o anılar geldiğimde aklıma
Diken diken oluyor derim
Midemde bir bulantı hissediyorum
Ve neden diyorum
Neden daha farklı olmadı o günün o dakikası

Çok kırgınlığım var...
Nice dostuma
En çok güvene ihtiyaç duyduğumda
Yapamazsın denildiğinde
Ya da o çok zor anlarda terk ettiklerinde beni
Yanımda olsalar bile
Yalnızlığı hücrelerimin en derinlerinde hissettiğim o anlarda
Ya da düştüğümü görmesine rağmen yardım etmediğinde bir dostum...

Çok kırgınlığım var benim bazıları anlatılmaz...
Ya da belki bir gece
Yeminer Üstada anlattığım gibi zamanında
Hafif uykum varken
Ve başarabilmişken bir gün için
Tüm kaygılarımı unutmayı belki o zaman
Kimbilebilir ki neden olmasın?

Posted: Sun Apr 13, 2008 4:51 am
by Firble
Yorucu bir gündü
Ã?ylesi yorucu ki
Düşünmeyi ne kadar seversem seveyim
Bir süre ara vermek istiyorum
Aklım dinlensin bir süre
Yürümeyeyim
Okumayayım
Bakmayayım hiçbir yere
Bir süre geçsin
Ã?ylece yapmadan hiçbir şey
Sonra
Yeniden hazır olduğumda başlamaya
O zaman devam edeyim yine
Yaşamaya

Posted: Sun Apr 13, 2008 8:32 pm
by Firble
Yine güzel bir gün
Oturmak bir an için soluklanıp
Bakmak mavi gökyüzüne güzel
Sonra yeniden sıvamak kollarını
Atıp elini bir taşın altına
Alnından akan tere aldırmadan çalışmak emek vermek
Güzel...
Paylaşmak duyduğun mutluluğu gülümseyerek
Diken battığında ağlayarak paylaşmak acını
Kararlı bir gülümsemeyle paylaşmak inancını
Sadece doslarınla değil
Tanımadığın insanlarla bile
Güzel
İnanmak
Daha mutlu günlerin beklediğine seni gelecekte
Daha bir özgürce koşacağına çocukların
Daha güzel bir yer olacağına Dünyanın
Güzel...
Güzel bir gün daha geçiyor işte
Var olmak, nefes almak
Hesaba katmadan geleceğin getireceklerini
Ã?ylesine mutlu olmak güzel...

Posted: Tue Apr 15, 2008 5:56 pm
by Firble
Evlilik Teklifi (Varolmayan Sevgilime)

Bir günlük aşk diyorlar bana
Gelip geçici bir şeydir bu
Kanma sakın bana
Anlamıyorlar
Ben de anlamamışım nice zamandır.
O çocukluğumun özleğim günbatımlarında
Sen oturmuşsun meğer yanımda
Canım yandığında
Düştüğümde örneğin bisikletten
Senin gözlerinin içine bakmışım
Bırakmışım ağlamayı
Büyüğümde
Ağlamamayı öğrenecek kadar büyüdüğümde ise
Senin dizlerine koyup başımı ağlamışım nice günler inadına
Bu Dünyaya beraber isyan etmişiz seninle
Beraber dolaşmışız kırlarını ülkemin
Ben kendimi tek başıma zannettiğimde
Başımı okşadığını zannettiğim rügar senin elinmiş meğer.
Ben aslında hep sevmişim seni bilmeden fark etmeden
Gel ayrılmayalım bundan sonra
Bir olsun hayatımız
Ne getirirse gelecek ikimizin de önüne
Beraberce yaşayalım...

Posted: Fri Apr 18, 2008 4:40 am
by Firble
Korkuyorum
Ã?evremi sarmış
Ve beni nice hırpalamış olanlardan değil korkum
Ya da Dünyanın kendisinden de değil
Bilmediğim tanımadığım
Ve belki gerçekten de korkulması gereken insanlardan da korkmuyorum
Üstelik....
Ben kendimden korkuyorum
İçimde var olan
O kontrol edemediğim
O anlamadığım anlayamadığım
O hep gün gelip de....
Korkum kendimden benim
Ve kimseyle paylaşamıyorum üstelik de bunu
Ã?ünkü öylesine zor ki anlamaları beni
Ve sadece kendimle paylaşınca da bunu
Daha korkunç oluyor...
Kimse bilmezse
Kim yardım edebilir ki bana gerektiği anda
Keşke...
Keşke birisi olsa
Karşında saatlerce gerekirse oturup da
Anlatabileceğim
Belki de göz yaşları ile...
Ben korkuyorum diye...
İsterdim..
Kimbilir...
Umutsuz değilim her şeye rağmen...
Umut aşılayan nice şey varken etrafında...
Ve umut ayakta tutuyor beni zaten...
Güç veriyor bana
Ve ayağa kalkıyorum...
Demek için
İşte......

Posted: Fri Apr 18, 2008 6:07 pm
by Firble
Tuhafım
Bir savaştan çıkmış gibiyim bu sabah
Oysa ortada düşman yok ki
İnsan bile yok hatta
Kendimden başka

Ben yaşamayı insanlara bakarak sevdim
Onların inanınca neler yapabildiklerine
Her insan kendini düşünür lafına inat
Ne çok sevdiklerini gördüğümde
Diğer insanları hatta doğayı
Gülümsemelerini ağlayışlarını gördüğümde
Sarıldıklarını gördüğümde annelerine babalarına çocuklarına
Aç insanları
Bir evde yaşama şansı olmayanları
Ama sadece onları değil...
Ben insanlara bakarak sevdim yaşamayı
Nasıl nefret edebilirim
Birinden bile...
Benim savaşım onlarla değil...
Benim savaşım kendimle...

Posted: Sat Apr 19, 2008 12:22 am
by Edmond
Yalnızım

Ne acayip, galiba bir tek ben yalnızım
Koskoca dünyada yalnız ben mi yalnızım
Hayat acı, aşk acı, ya da her şey acı!
Tuhaf, herkes mutlu, bir ben yalnızım, tuhaf.

Tuhaf, yalnızca birkaç metre var arada
Karlı dağlar gibi, birkaç metre ne acı
Yoksa tuhaf olan ben miyim, o da tuhaf
Ya da tek tuhaf olan şey var: Yalnızlık

Posted: Wed Apr 23, 2008 4:12 am
by Alenthas
(Bu daha önceden yazdığım ama pek beğenmediğim bir şiir. Ama olsun yazayım madem)

Gülümse,
Gülümse diyordu tüm dünyaya,
Ã?içeklere, böceklere,
Canı yanmış çocuklara.

Gülümse!
Gülümsemeniz lazımdır,
Acısıyla, tatlısıyla,
Dünya böyle, kabul etmek lazımdır.

Neden somurtursun güzel bayan?
Peki sen, hüzünlü vatandaş?
Neler oluyor herkese, nedir bu ızdırap?
Gülümseyin diyorum,
Sizin için çalışıyorum!

İşte o an farkettim ne yaptığımı,
Yaptıklarım yarardan çok zararı dokunurmuş.
Onca savaşı, kanı, vahşeti,
Benim emrimdeki ordu dağıtıyormuş, ne yazık!

Adalet için, iyilik için dedim,
Onca yalan içinde kaybolmuşum, ne ettim!
Öldürülen onca asker, onca masum.
Meğersem kadının yoldaşıymış, diğerinin çocukluğu!

Ne ettim, neler eylerim, derken,
Yine o içimdeki ses bırakmazken
Ne mümkün, iyilik, mutluluk düşünmek.
Bendeki bu kötülük varken!

Gözü kan, para bürümüş liderler,
Ellerindeki piyonları hareket ettirirler.
Acaba bir an durup düşünürler mi?
O piyonlarda birer can, eve ekmek getiren.

Posted: Wed Apr 23, 2008 4:21 am
by Alenthas
(Bunlarda eskilerden. Beğenmemiştim ama şimdi hoşuma gitti, yazayım dedim)

Kemancı

Kemanın sesi,
Dolduruyordu geceyi.
Çaldı gece gündüz,
Çaldı umursamadan.

Yağmurun altında çalıyordu,
Çalıyordu karnını doyurabilmek için.
Eski kemanının telleri kopmuş, gıcırdıyordu ama,
Yoktu ki parası yenisini alacak.

Görende hiç uyumaz zannederdi.
İnsanlar ne zaman baksa,
Hep kurulmuş köşesine,
Çalardı hüzünlüce.

Görmezdi gözleri belki ama,
Hissederdi yüreği acıyı.
Hatta bizden bile daha derin hissederdi,
Ağlamak isterdi fakat ağlayamazdı.
Haykırmak isterdi bazen,
Talihsizliğine küfür etmek isterdi.
Ama ne cesareti vardı inkâr edecek,
Ne de takati vardı haykıracak.

Yine çalıyordu bir gece,
Tutunuyordu hayata tüm gücüyle.
Yaşama sevinci olsa gerek,
Kim bilir kaç yaşındaydı, ama yaşıyordu kendince.
Pes etmeye niyeti yoktu, yaşacaktı işte.
İnat etti doğaya, tanrıya, herkese.
Yaşayacaktı öylece, kendi halinde.

Bir adam çıkageldi köşe başından,
Görmedi gözleri ama hissetti korkuyu ilk defa.
Hissetti ölümün soğuk pençelerini,
Boğazına uzanan.

Adam durdu kemancının yanında,
Boş gözlerle bakıyordu.
"Senin için geldim,
Saygıdeğer emektar."

Cebindeki parşomeni çıkarttı,
Rulo halinde sarılmıştı.
Açtı parşomeni, kemancıya gösterdi,
Kemancı görmemişti yazılanı, ama biliyordu.

Eski kemanı kaydı ellerinden yere,
Duyamamıştı takırtısını, uğultu yüzünden.
Kafasını eğmedi, pes etmeyecekti...
Yığıldı yere...

Adam eğildi ölü kemancının üzerine,
Açık kalmıştı zavallının gözleri.
Bir sızı hissetti kalbinde,
şaşırdı...

Kapattı kemancının gözlerini kalbi buruk,
Baktı elindeki parşomene son bir kez.
Sadece "Kemancı" yazıyordu üzerinde, koca parşomenin.
Kayboldu yabancı gecenin karanlığında,
Listesi doluydu daha, binlerce isimle.


Lidyalı

Ah ulan Lidyalı,
Elin ayağın kırılaydı da,
Bulmaz olaydın parayı.

Anadolu

Ne güzelmiş eskiden,
Keşke görebilmiş olaydım.
Tadabilmiş olaydım,
Anodoludaki bir çeşmeden.