Page 9 of 39
Posted: Wed Jun 25, 2008 7:39 pm
by catboy
Artık herkes gelmişti. Tüm konuklar tamamlanmıştı. Son gelen konuklar için tekrar yemekler getirilmişti.
Elessar konukların uyumaları için çadırlarına götürmesi için druidleri görevlendirdi ve sonra kendi çadırına gitti.
Yarın sabah ışıl ışıl güneşle birlikte geldi. Akşama kadar Elessar hiç ortalarda görülmedi. Akşam olunca toplantının gölüm ortasındaki minik bir adacıkta yapılacağı öğrenildi. Oraya ufak sandallarla gidilecekti.
"En sonunda beklenen an geldi." dedi Safiel etrafındaki kişilere.
Posted: Wed Jun 25, 2008 8:01 pm
by Illyra
Ã?nceki gece kendisini çadıra götürnek isteyen driude minik bir gülümseme bakarak en yakındaki büyük ayağa doğru yürümüştü Daylight. Sonra rahatça pelerinini üzerine sarmalamış ve ağacın köklerinin üzerinde rahat bir uykuya dalmıştı. O uyurken Bargier gece içinde kaybolmuş, ama arada bir sesi duyulmuştu.
Sabah uyandığında havanın pırıl pırıl olduğunu gördü. Yavaş adımlarla göle yürüyerek ellerini ve yüzünü yıkadı. Gölün yansımasında görülen yüzüne tuhaf ve uykulu bir ifade yerleşmişti. Kendisni izlerken Bargier tekrardan omzuna gelmişti.
Sonra kim uyanmışsa onun yanına yürüdü ve sesini çıkartmadan çimenlerin üzerine bağdaş kurarak oturdu.
Posted: Wed Jun 25, 2008 8:18 pm
by CLiCKs
Bayıldığı yerde uyumuş olacak ki uyandığında her yeri ağrıyordu. Başının ağrısını dindirmek için çimenliğe gitti. Oturdu, sonra çimenlere uzandı. Ã?imenlere uzanmış başka birini daha gördü. Yeni gelenlerdendi. Bir bayandı. "Günaydın. Gününüz nasıl geçti?" diye sordu gülümseyerek. Konuşarak beynini de dağıtmak istiyordu. Kızın doğayı sevdiğini düşündü. Bir çimene uzanmakla belli olmazdı ama çimenle sanki bir bütün gibiydi. Ve kalktığında hemen doğanın kucağına atmıştı kendini.
Posted: Wed Jun 25, 2008 8:27 pm
by Lydronk
Kerrae masadan hışımla kaklktı. Liderin laflarını ilk duyduğunda kızarmnıştı... Ama ne hadfdineydi onun? Lydronk gelirken onun bir valiyi öldürdüğünü söylemişti ve Kerrae ona güveniyordu. Ayrıca gerçekten, bu asil insanlar, ponlara anlatılana benzemiyordu. Geliş nedenini açıklamıştı, başrahip onu gnoma göz kulak olsun diye göndermişti o kadar! Büyük ihtimalle mektup o yola çıkınca gelmişti, çünkü bu hafta her gün kapıya yakın bir yerde nöbetçiydi, mektup getiren olsa bilirdi. Başbüyücü ve Lider, sonradan 'soylu' olduklarını belli ediyordu ama kral ve prenses asaletten ödün vermiyorlardı. Gerçi prenses yemeğini bırakmıştı ama bu normaldi. Kerrae de birileri onun annesinin ölümünü oaylaşacak olsa aynısını yapardı. Ve tabii, kızardığını saklamak zorunda kalmıştı çünkü gnomun tabiriyle Huboya önünde duruyordu.
Lydronk Thereon diye seslendiği adamla sohbet etme şansı bulamamıştı. O kadar çalışmıştı sesini duymak için adama ama; adam sadece gülümseyip başını sallıyordu. Çok garipti, eski dostları arasındaydı ama bir yabancı gibi duruyordu. Tam inceleyememişti gerçi, hemen çadırına gidip uyumuştu...
Posted: Wed Jun 25, 2008 8:40 pm
by Illyra
"Sana da günaydın. Fena değildi işte. Ama gece rahat uydum. Ağaç kokusu ile uyumak kadar güzel bir şey yok."
Derin bakışlı gözlerini kıstı. Sanki gülümsüyor gibiydi. Bir yandan da uzandığı çimlerli parmak uçlarıyla ittiriyor, onlarla oynuyordu.
"Peki sen neden buradasın? Bir adın yok mu?"
Posted: Wed Jun 25, 2008 8:46 pm
by CLiCKs
"Annem adına geldim. Adım Miaé. Senin ki ne?" dedi aynı şekilde gülümseyerek. "Sanırım gece boyunca baygındım. Annemin bana bıraktığı bir bıçakla seyahat geçirdim." dedi. şimdi önüne bakıyordu."Rüyamdaydı. Ama gerçekti. Bunun gerçek olduğu konusunda da temin etti beni annem. Rüyamda bana ulaşabileceği konusunda. Merak ediyorum ne için çağırıldığımızı. Önemli olmalı. Ve de tehlikeli. Yoksa bize dinlenmemiz için iyi yerler ve yememiz için güzel yemekler sunulmazdı düşüncesindeyim. İyi bir yerde dinlenmemişte olsam." dedi ve sözlerini gülümseyerek bitirdi.
Posted: Wed Jun 25, 2008 8:53 pm
by Illyra
"Benim adım ise Daygliht"
Kız kuzgunu yavaşça tuttu ve Miaé'ya doğru uzattı.
"Bu da benim yol arkadaşım Bargier. Vahşi bir havyan değildir."
Sonra kuşu serbest bıraktı.
"Anneni kaybetmiş olmana üzüldüm. Bu gerçekten çok acı bir şey olmalı. Her neyse. Bizi önemli bir şey için çağırdılar. Dün akşam yemekte bir kaç ip ucu yakaladım. Sanırım bu olanlar biraz..."
Sustu ve düşüncelere daldı.
"...garip."
Posted: Wed Jun 25, 2008 9:00 pm
by CLiCKs
"Daylight. Güzel bir isim. Memnun oldum. Yemek masasından önemli bir şey için erken kalkmıştım biraz bahsedermisin ne konuda konuştuklarını?" diye sordu merakla içinde kendisiyle ilgili bir şey olacağına dair his vardı. Ya da yakın birisiyle."Bu ani toplanma bana da garip geldi çünkü.
Posted: Wed Jun 25, 2008 9:19 pm
by Edmond
Huor tüm gün boyunca pek konuşmamıştı, genelde biraz ok veya bıçak fırlatma talimi yapsa da, onun dışında yalnızca Edmond'u düşünmüştü.
Posted: Wed Jun 25, 2008 9:28 pm
by Bogus
Kiba yemekten sonra kendisine gösterilen çadıra gitti ve yeni kıyafetlerini özenle çıkartıp katladı. Tek kıyafetleri bunlardı, bu yüzden yarınki toplantıda düzgün gözükmelerini istiyordu. Bunların asil kıyafetleri olduğunu sanıyordu ama bugünkü kalabalığı görünce oldukça mütevazi olduklarını anladı. Sadece üzerlerinde hiç delik veya yırtık yoktu ve tertemizdiler. Üzerindeki kolları geniş, vücudunu çaprazlamasına saran siyah giysiyi çıkardığında, ki babasının Loy adasında bulabildiği kimanoya en çok benzeyen şey buydu ve belli ki Rhuan’dan getirtilmişti, babasının verdiği wakazashi’yi nereye koyacağını bilemedi. Ã?adır karanlık olmasına rağmen Kiba simsiyah kında yüzünün aksini gördü. Babası ona kılıcı kınından çıkartırsa kan akıtmadan kınına geri koymamasını tembihlemişti. Melez Rhuan’lı babasının sözlerini hatırladı...
“Bu kılıç büyülü değil oğlum ama çok uzun zamandır bizim ailemize ait ve gördüğün gibi hiç eskimedi. Ã?ünkü bu kılıç kan akıtmak için yapıldı, eğer kan akıtmadan kınına geri dönerse bunca zamandır karşı koyduğu zamana yenilir, parçalanıp gider. Keşke Katana’yı kaybetmeseydim. şu anda denizin dibinde ama bu konuda yapabileceğimiz hiç bir şey yok...”
Kiba babasının ne demek istediğini anlamıştı, babası belki de gerçek bir Rhuan’lı ve asil olduğu için böyle bilmece gibi konuşuyordu. Kılıcın kuşaktan kuşağa neden sapasağlam kaldığı açıktı, kılıç asla gerekmediği zaman çekilmemişti ve bu disiplinle kullanılmaya devam edilirse sonraki kuşaklara da eskimeden kalacaktı.
Siyah giysisi düzgünce katlanınca güzel bir yastık olmuştu. Kiba wakazashi’sini kolunun altına koyup başını yeni giysisinin üstüne koydu. Sonra da rahat bir uykuya daldı. Rüyasında Deniz Kestanesi’nin ana direğinin tepesinde ufku izlediği günleri gördü.
Ertesi sabah uyandığında siyah kıyafetini beyaz gömleğinin üzerine giydi ve kılıcını kıyafetinin altına sakladı. Bunca zamandır cebinde taşıdığı babasının ona verdiği yüzüğü baş parmağına taktı, parmakları ince olduğu için yüzük sadece baş parmağına oluyordu, ve çadırın dışına çıktı.
Ã?adırının biraz uzağında iki kız derin bir konuşmaya dalmışlardı. Masadan kalkan Miae ve kuzgunu olan diğer kız... İkisi de çok güzel gözüküyorlardı. Kiba utangaç bir şekilde kızların ne çok uzaklarında ne de çok yakınlarında bir yere oturdu ve kısa bir süre için onlara baktı.
Posted: Wed Jun 25, 2008 9:32 pm
by Illyra
"Onlar dediler ki Miaé, ruhlar çağılacakmış. Eski savaşta ölenler. Her birimiz olduğumuz yeri temsilen buraya gelmişiz. Ben ruhlara ve tanrılara pek inanamam, bildiğim tek şey doğanın gerçekliğidir. Bu yüzden pek düşünmek istemiyorum."
Yere konmuş kuzgunu inceliyordu.
"Yine de dün akşam annenin seni ziyaret ettiğini söyledin. Belki de annen çağırılan ruhlar arasında olabilir. Eğer onu görürsen..."
Derin bakışlarını kıza çevirdi.
"...Lütfen üzülme. Ã?ünkü ölüm doğanın bir kuralıdır. haya ise ölüm yolunda sadece bir rüyadır..."
Hafifçe gülümsedi. Miaé o an kızın adının nasıl geldiğini anladı. Ã?ünkü gülümsediğinde yüzü ışıldıyor gibiydi. Hiç böyle bir gülüş görmemişti. Soylu olmayabilirdi, köylü bir korucu olabilirdi, ama gülüşü içini ısıtmış, kendini tuhaf bir şekilde - iyi hissetmesine yol açmıştı...
Gülümsemesini bozmadan yeni gelene doğru döndürdü başını.
"İstersen sende katılabilirsin."
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:06 pm
by Bogus
Kuzgunu olan kız kendisine bakıp “İstersen sen de katılabilirsin.” demişti. Kiba acaba başkasına mı söyledi diye dönüp arkasına bakacaktı ama bunu yapmadı, kız doğrudan ona bakıp konuşmuştu.
Kiba ayağa kalktı ve kızların yanına oturdu.
“Merhaba. Ben Kiba Tokugawa...”
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:10 pm
by Illyra
"Merhaba Kiba, benim adım Daylight.",
Diye cevapladı kız onu sakince.
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:23 pm
by Bogus
"Vay canına çok enteresan bir isimmiş. Bu ismi annenler mi koydu yoksa sen mi taktın kendine?"
Kiba'nın denizci ağzı yine su yüzüne çıkmaya başlamıştı...
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:24 pm
by Illyra
"Hayır bu bana ailemin verdiği isim. Ama kendim seçsem daha farklı bir şey olurdu."
Kısa bir süre düşündü. Ardından bakışları daldı ve sustu.