Page 9 of 11
Posted: Mon Aug 17, 2009 6:04 am
by Alenthas
Slicer omuz silkti. "Eğer korku filmlerinden öğrendiğim bir şey varsa, o da asla tek başına kalmamaktır. Hem salaklık yahu..."
Revolverını çıkartıp parmağında çevirdi. "şimdi şu koca tosun olucaktı ki yanımda, bu küçük koridorlarda ne iyi giderdi ... aah, ah!"
Arkadan takip etmeye kararlıydı. Eğer yamuk bir durum olursa arkadaşlarını savunmanın hayatta kalmak için en güvenli yol olduğunu biliyordu ama, gürruhlar halinde bir saldırı düzenleniyorsa yapılacak en iyi şey topuklamaktı.
Posted: Mon Aug 17, 2009 6:36 am
by Edmond
Selim cesetleri gördüğü (ya da hâlen boşalmakta olan kanları hissettiği) an durup kalmıştı.Bütün bunların sorumlusu da karşısındaydı, bunu da biliyordu. Neyse ki o, kendisini yerdekiler gibi kalp atışlarının barometrelerce hissedilmeyeceği bir hâle getiremezdi.O an hava akıntılarının çarptığı et parçalarını gördü.Fakat kısa bir süre sonra Gökhan'ın ağzından çıktığını bildiği hava akımına çarptı.Daha sonra anladığı gibi ses havada atomlara çarparak, her atomun bir diğerini itmesini sağlıyor ve bu şekilde ilerliyordu.Demek ki bu yüzden ses uzayda yayılmıyordu! Ve bu sayede o sesleri algılayabiliyordu! Hem de her sesi! En incesinden en kalınına!
Konuşan Gökhan'dı. Kaçmayı istiyordu. Bunu öğrendiği iyiydi çünkü kendisi de istiyordu.Demek kendisi gibi başkaları da vardı.
İzlemeye devam etti.Biraz sonra Statham geldi.Sesinden tanımıştı onu.Anında da silahını çekti.Zaten başka bir şey yapması beklenemezdi.Durumu anlamaya çalışması bile gerekmiyordu.Acaba ne yapmayı düşünüyordu? Muhtemelen yerdeki cesetlerin silahları olmadığını falan düşünmüştü.
İzlemeye koyuldu ne olacağını.
Posted: Mon Aug 17, 2009 8:59 am
by Efla
*Engin*
İnsanların bir yarısı ona karşı koymaya çakışmıştı. Tamamen nafile bir çabaydı. şimdiye kadar en azından... Onu neyin durdurabileceğini bilmiyordu.
Tam arkasını döndüğünde bir kişiyle daha karşılaştı tek darbeyle yere vurmaya hazırlandı.
Fakat bu kişi karşı koyuyor gibi gözükmüyordu. Fakat Ayırt edecek durumda değildi. Herhangi birisiydi.
"Bana yardım eder misin? Buradan çıkmak istiyorum ve sen benim tek şansımsın. Lütfen beni de yanında götür, sana yalvarırım. Sana zarar vermek istemiyorum, sadece buradan gitmek istiyorum senin gibi." Sonra kendiliğinden yere yatmıştı. "Beni de götür..."
Bir an için öfkesinin içinde hatırlayabildi. Aslında burdan kaçmaya çalışan bir denekti. Tabii ki... Tek denek olduğunu düşünmek aptalca olurdu. Başkaları da olmalıydı. Onun yarattığı kargaşadan kaçmış olmalıydı bir şekilde.
"Arkadama geç. Sana zarar vermem." dedi sadece. Dönüp ilerlemeye hazırlanırken. Başkalarının da olduğunu farketti. Koridorun başında durup kovboy gibi ona bakıyorlardı. Biraz garip bir durum olduğunu düşündü.
"Denek misiniz?" diye sordu sadece.
Posted: Mon Aug 17, 2009 9:57 am
by Alenthas
"Laboratuarlardaki farelerle aynı kefeye konmaktan hoşlanmam ama sanırım öyleyiz. Ve söylemeliyim ki labirentte fare kovalamak daha kolaydır." dedi Slicer.
Revolverını beline geçirdi. "Sevdim bu herifi. Tarikat son zamanlarda sinirimi bozmaya başlamıştı zaten. İşin kötü tarafı bütün bu öldürme faslını kendim yaparım diye ummuştum."
"Yaşa ve öldür, heh, işte bu benim felsefemdir."
Slicer cesetlere baktı. İtiraf etmek gerekirse bu görüntü onun bile midesini kaldıracak derecedeydi. Hak etti şerefsizler diye düşünmeden edemedi. Kimmiş bizden izin almadan bizi anaokulundaki çocuklar gibi uyutup uyutup yıkıyorlar, falan...aman şimdi bizi yıkamış olan adamları düşündümde, ne kötü bir iş yahu.
Posted: Tue Aug 18, 2009 2:36 am
by catboy
"Sana ne yaptılar?" diye sordu Gökhan Engin'e. Bu kadar acımasız bir hale gelmesine ne sebep olmuştu, merak etmişti.
Sonra hala Selim, onu göremedikleri bir halde mi diye etrafa bakmaya başladı.
Posted: Tue Aug 18, 2009 4:00 am
by Lydronk
Cesetlerden gözlerini kaçırdı. Tarikat sadece onlara güçler vermemişti demek. Ellerini saçlarından geçirdi. Temkini elden bırakmak istemedi; tarikatın adamları her an gelip onlara da saldırabilirdi. Hatta bu adam bile saldırabilirdi!
Tehditkat görünmemek için kurşunları yine cebine koydu. Tehditkar görünürse bu adamın öfkesini çekebilirdi. Belli ki sık sık öfkelenen biriydi zaten; sadece ona güç vermeleri onu bu kadar sinirlendirmişse... En samimi sırıtışını takındı. Son derece rahat görünmeye çalıştı. Cesetlerden gözlerini itinayla kaçırırken bunu yapmak zordu aslında, ama elinden geleni yaptı. Konuşmaları dinledi, bu adamın bir sorunu vardı.
Ã?te yandan, kaçmak fikri ona pek cezbedici gelmiyordu. Nereye kaçacaktı ki? Hazır bir iş -ya da ona benzer bir şey- bulmuşken, bunu riske atmanın alemi yoktu. Ona sorulana kadar, ya da millet kaçmayı deneyene dek görüşlerini kendine saklamalıydı tabii.
Posted: Tue Aug 18, 2009 6:10 am
by CLiCKs
Silahını yarıya kadar indirdi. Tek kaşını kaldırdı. "Bizde senin gibi bilmiyoruz nerede olduğumuzu. Sürekli bayılttıkları için pekte önemi yok. Herhangi bir mal gibi oradan oraya taşınıyoruz." durdu. "Daha demin denek dedin. Seni zorla mı alıkoydular? Ve bir gücün var mı?" dedi.
Posted: Tue Aug 18, 2009 7:25 am
by Edmond
Tam ortamın kızıştığını düşünmeye başlamışken, yeniden sakinleşmişti her şey.
Eveeeeeet, sanırım tanışmamız gerekiyor! Böylece buradan kaçarken kimse arkasını kollamak zorunda hissetmez kendisinin.
Herkes sesi duymuştu. Ama sanki bir rüzgar gibiydi bu ses ve bir konuşma dilinden çok mors alfabesine benziyordu.Ayrıca aşırı derecede tizdi.
Korkmayın ben Selim, konuşmayı söküyorum da bu yaşımda. Neyse, bu binada durduğumuz müddetçe tehlikedeyiz, aslında, bana öyle geliyor ki siz tehlikedesiniz, ne yazık ki ben hava olduğumdan dolayı öyle çok tehlikede değilim. Yani bu bayıltıcı gazlar bile ben olabilirim, eğer kasarsam kendimi sizi de koruyabilirim.Neyse, bunları çıktıktan sonra tartışalım isterseniz.
Kulakları ağrıtan bir sesti aslında bu.Rüzgar yüzünden. Ama insan zamanla alışıyordu.
Posted: Tue Aug 18, 2009 8:04 pm
by Efla
*Engin*
Bekleyiş sonuç vermişti. Kendine gelen tarafı şiddeti aslında sevmediğini hatırlamaya başlıyordu. Daha fazla insan öldürmek istemiyordu. Zaten ölenler az olmasa da kendisine karşı koyanlardı.
Denek olmak için biraz fazla neşeli görünüyorlardı. Üstelik fazlasıyla soğuk kanlı... Belki onlara bir sebepten dolayı daha iyi davranmışlardı. Belki de kendi rızalarıyla denek olmuşlardı. Ama hiçbiri Engin'in şu anda olduğu kadar kötü durumda gözükmüyordu. şu ilk gelen çocuk hariç.
"Bir gücün var mı?" ... "Ben hava olduğum için..." Bu insanlar çıldırmış olmalıydı. Ya da aklını oynatan sadece oydu. Bunca zaman aslında akıl sağlığının bu kadar sağlam kalması oldukça şaşırtıcıydı. Bir an için şizofren olduğundan şüphelendi. Kendine hayali arkadaşlar mı yaratmıştı? Neydi bunlar bir çeşit süper kahraman falan mı?
Bu insanlar sanki alarma aldırmıyor gibiydi. Oysa Engin için fazlasıyla gerilim yaratan bir atmosferdi. Dikkatli olmaya karar verdi.
"Evet zorla alıkoydular, işkence ettiler ve bu hale soktular. Bu lanet yerde bir dakika daha durmak istemiyorum. Kurtulmak isteyen varsa benimle gelsin."
Evet fazlasıyla karizmatik ve dramatik bir sahne olmuştu. Hızlıca yürümek üzereydi. Fakat bir sorun vardı. Nerede olduğunu bilmiyordu. Nereye gideceğini de. Mecburen geriye dönerek.
"Yolu bilen var mı?"
Posted: Tue Aug 18, 2009 11:25 pm
by Alenthas
Slicer biraz düşündü. "Immmm, biz hiç bayıltılmadan dışarı çıkmış mıydık? Neyse, benim şöyle bir taktiğim vardır çok işe yarar, eğer bir yerde ceset varsa oradan daha önce geçmişimdir, demekki yanlış yöne ilerliyorum. Eğer cesetleri arkamıza alıp ilerlersek bir çıkış yolu muhakkak buluruz." şeytani bir şekilde sırıttı. "Sadece şaka yapıyorum."
Posted: Wed Aug 19, 2009 6:24 am
by catboy
"Merdivenlerden ine ine buraya gelmiştim, yanlış hatırlamıyorsam. En iyisi o merdivenleri bulmaya çalışmak ilk başta. Oradan çıkışı bulmak sorun olmasa gerek..." diye önerdi Gökhan.
Selim'in olduğu nokta tahmin ettiği tarafa bakarak: "Gerçekten de yeteneğini kullanmak konusunda büyük gelişme kaydetmişsin, keşke ben de senin gibi yeteneğime daha çok hakim olabilseydim." dedi.
Kara cübbelerinin gelişi ani olmuştu. Tarikatın adamları silahlarını ateşlediklerinde her birine kablolar saplanıverdi ve kablolardan bedenlerine yüksek elektrik akımı peşisıra geldi. Selim'i fark etmemişlerdi adamlar.
Gökhan, Engin'e bakarak: "Halledebilir misin?" diye sordu umutla.
(Silahlardan kaçabildiniz mi madem siz yazın...)
Posted: Wed Aug 19, 2009 6:38 am
by Edmond
Selim durumu basit bir meltemle karşıladı.Mutluluğunu bu şekilde dışarı atmıştı. Neyseki cübbeli adamların bunu farketmesi mümkün değildi.
Arkalarına doğru esti adamların.Adamlar rüzgarı farketmişlerdi fakat bunu elektriği yiyen elemanların güçleri zannetmişlerdi.Arkalarına gidince yavaş yavaş belirmeye başladı.Rüzgar formuna dönüşürken ki kıyafetle denize girmiş havası yeniden belirmişti üzerinde.Bu kıyafetiyle dönüşmesinden kaynaklanıyordu.
Posted: Wed Aug 19, 2009 10:38 am
by Lydronk
Julio tarikatın adamları geldiğinde ne yapsa sonucun kötü olacağına karar vermişti. şimdi bu kaçmaya çalışanlarla işbirliği yapıyormuş gibi görünecekti! Böyle bir şeyin tarikatın adamları arasında yayılmasını ancak şu gelenleri öldürerek önleyebilirdi. Ama bir açıdan onlar için çalışıyordu, onları öldüremezdi. Yanlış anlaşılmayı da önlemesi mümkün değildi.
Tek çıkar yol, takım arkadaşlarıyla çalışmaktı. Daha sonra, tarikata bir açıklama borcu olacaktı. Kurşunları cebinden çıkaracak; havaya atacaktı ki, kendine doğru yaklaşan hızlı bir şey sezdi. Çok soluk bir histi; 'organ'a bu kadar uzakken daha fazlası olmazdı zaten herhalde. O nesnenin ne olduğunu anlamaya yaklaştığı sırada organ koptu. Gerçekten kopmuştu. Bir yokluk hissediyordu; dişi çekilmiş gibi. Parmağı kopmuş gibi. Ya da eli kopmuş gibi. Hayır, hayır; kolu kopmuş gibiydi!
Bu hissi tanımladıktan sadece bir an sonra her tarafı karıncalanmaya ve yanmaya başladı, boğazından öylesine sesler çıktı ve Julio yere düştü. Toparlanmaya çalıştı. Kendini tokatladı. Vücutsuz organa uzandı; bir kurşun almayı denedi. Eli bu kadar titrerken yapamıyordu. Ã?arpılmıştı! Ona elektrik şoku vermişlerdi!
Düşünce titremeyi etkiledi; eli daha şiddetle titriyordu. Organ yine gitmişti. Julio kalbinin ne kadar hızlı attığını söylemek için o organa ihtiyaç duymuyordu. Her damarı vahşice atıyordu. Elektrik şoku! Julio yumruğunu sıkarken avucunun içinde bir yara açtığını fark etmemişti, ama kanı gördü. Bu haliyle asla savaşamazdı. Yine de debelendi; sonuç beklediğinden değil...
Posted: Wed Aug 19, 2009 9:24 pm
by CLiCKs
Elektriği gelirken son anda farkedebildi. Zaman yine kısa bir süreliğine onun olmuştu. Eğilip yana takla attı ve elektrik şoklarından uzağa kaçtı. Zaman tekrar eski haline dönmeden kendisine doğru gelen elektriği yollayan adamın bacaklarının arkasında bir gedik açtı. Herkes onun gözünde harekete başladığında adamın atmış olduğu kablonun önünde de bir gedik açıp adamı kendi kablosuyla çarptırdı.
"Artık bayılmak yok! Elektrik yemekte yok! Bize saygınızı ya göstericeksiniz ya göstericeksiniz!" dedi. Sinirden çıldırmak üzereydi. Kukla gibi her an etkisiz hale getirilmekten bıkmıştı.
Posted: Wed Aug 19, 2009 11:04 pm
by Efla
*Engin*
Vücudunun kontrolsüzce sallandığını hissediyordu. Ama sanki kimsenin sarsamayaacğı kadar hızlıydı. Hareket edemiyordu önce...
Bir insanın bu kadar elektriğe dayanması olanaksızdı. Kısa bir süre sonra kebap olacağını düşünüyordu. Bütün kaslarının kasılarak titremesine neden oldu. Fakat kasları kasıldıkça vücudunu kaplayan o garip kabuk da kalınlaşmıştı.
Kabuk muhtemelen insan vücuduna göre biraz daha yalıtkandı. Kesinlikle bu onu elektriğe bağışıklı yapmıyordu fakat bir an için hareket edebilmesine fırsat sağlamıştı.
Onu bağladıkalrı zamanı hatırladı. Kullarını bağlayan kayışları nasıl kesmişti? Aynısını yapabilirdi. Kolunun yan tarafında bir çıkıntı belirdi. Oldukça keskindi. Can havliyle kolunu sallayarak kabloyu kesmeye çalıştı. Olmamıştı Kablo biraz hasar görse de kesilmiş sayılmazdı. Sıktığı düşlerinin arasından bir feryat koyuverdi. Son bir kez daha... Bir kez daha var gücüyle denedi. Bedenini saran titremeler gitmişti. Elektrik şoku ve bu direniş bedenini fazlasıyla yorgun düşürmüştü. Ayağa kalkabildi. Elinde hala duran pompalı tüfeği bir kez kabloyu atanlara doğru ateşledi. Sonra isabet edip etemdiğine bile bakmadan diğerlerinin kablolarını kesmek için gitti. Var gücüyle koşarak bütün kabloları keserek geçiyordu. Son kabloyu da kestiğinde bu sefer üzerine iki tane atılmıştı o kablolardan.
Geldiği anda refleksleriyle birisini kesmeyi başarmıştı. Fakat ikincisi isabet etmişti. Fakat daha fazla dayanabileceğini sanmıyordu.Elektrikten kurtardığı diğerlerinin ölmemiş ve dövüşebilecek durumda olmasını diledi. En azından artık onların da denek olduğuna emindi. Aksi takdirde onlara saldırmazlardı her halde.
Yere düşmüştü acı içerisinde kıvranıp direnmeye çalışıyordu.