Page 10 of 39
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:42 pm
by Bogus
"Bence ismin sana yakışmış. Benim ismim de Rhuan'ca da 'Diş' anlamına geliyor. Bu ismi babam koymuş..."
Kız Kiba'nın karşısında dalıp gitmişti ve kızın kendisine koyacağı ismi merak etti. Kiba kendi ismini seviyordu. Acaba bütün insanlar ismini sever miydi? Mesela Safir'den aldığı izlenim büyücünün isminden korktuğu yönündeydi...
Kızın dalgın bakışlarına bakınca Kiba'da dalıp gitti. Daylight'ın gözleri, gün batımında, ufkunda hiç kara olmayan engin bir denize benziyordu... Melez Rhuan'lının gözleri ise neredeyse taşıdığı kılıç kadar siyahtı.
Kiba söyleyecek başka bir söz bulamadı ama yine de bir şeyler söylemek için konuştu.
"Sence toplantı ne zaman başlayacak?"
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:48 pm
by catboy
Safiel, yavaşça Daylight ve Kiba'nın yanına gitti.
"Ã?ocuklar, toplantı yerine gitmek için kayıklara binmemiz gerekiyor." diye uyardı onları.
Miae dalmıştı yine. Onun yanına gidip: "Hadi Miae. Gidiyoruz." dedi.
Dördü birlikte diğer kayıklara göre biraz daha iri gözüken bir kayığa oturdular. kayık oldukça rahattı.
Safiel kürekleri kiba'ya uzattı: "Druidler kayığınızda bizden daha deneyimli bir gemici olduğunu söylediler. Kayığı sen kullanacaksın. bizi gölün ortasındaki adacığa götür hadi." dedi.
Kiba ben gemici değilim sadece tayfayım demek ister gibi bakış attı ama kürekleri de eline alıp kayığı harekete geçirdi.
Posted: Wed Jun 25, 2008 10:48 pm
by Illyra
Kayığa yürüyordu sessizce. Kuzgunu omuzunda.. Bakışları uzaklarda... Söylenenleri pek duymuyoruş gibiydi, ama aslında hepsine kulak kabartıyordu.
Posted: Wed Jun 25, 2008 11:02 pm
by Bogus
Kürek çekmek Kiba'nın çok sık yapmak zorunda kaldığı bir şeydi. Herkesten daha rütbesiz olduğu için bir yere giderken aceleleri yoksa kürekleri Kiba çekerdi. Aslında bu korsanların aralarına aldıkları bütün çocuklara uyguladıkları bir adetti, kürek çekmek onların güçlenmelerini ve ilerde kargo gemilerini bordalarken daha ölümcül olmalarını sağlardı.
Kiba Safir'in sözünden çıkmadan bütün gücüyle kayık küçük adacığa varana kadar kürek çekti. Kürek çekerken kılıcı kıyafetinin altında belirgin bir potluk yapıyordu.
Posted: Wed Jun 25, 2008 11:57 pm
by Alenthas
"Aarrrh..." diye esneyip kollarını olabildiğince açarak gerindi. Sırtının sesli bir şekilde kütlemesinin ardından biraz daha esneyip kollarını indirdi. Etrafına bakındığında bazılarının hâlâ uyuduğunu farketti. Ondan daha geç kalkanlara ilk defa rastlıyordu. Omuz silkerek ayağa kalktı ve etrafta dolaşmaya başladı.
O sırada bir sandalla uzaklaşanları gördüğünde afalladı. "Ã?ff, insan en azından nereye gittiğini haber verir değil mi? Nereden bulacağız şimdi sizleri..." dedi surat asarak.
Posted: Thu Jun 26, 2008 12:06 am
by Mark
...
" Bunun mümkün olmadığını söylemiştin, Ziher. "
Ziher'in sesi odasını doldurmuştu.
" Cehennemde geçirdiğin zaman içerisinde değiştin. Esten sana verdiği güçleri geri alamazdı. Anlaşmanızı unutma, Teemieri. Ruhunu ona verdin. İçinde onun bir parçasını taşıyorsun. Artık bu dünyayla arasındaki tek bağlantısın. "
Bileğindeki morarıklığı ovarken, acıdan zevk alan Teemieri karşılık verdi.
" Burada kimsenin inancı kalmamış. şu Huor zihnime girmeye çalıştı! "
Ziher devam etmesini bekledi.
" Önemli druid liderlerinin adlarını öğrendim, hepsi burda. Yarın ki, toplantıdan sonra sana haber veririm. "
Ziher "Bekliyorum raporunu , Teemieri. Bir fırtına kopacak yakında. Bunu hissediyorum. Acele etmeliyiz. Yoksa tüm planlarımız alt üst olabilir. Özellikle o büyücüye dikkat et. Gözün hep üzerinde olsun."
...
Ã?imenlerin üzerinde konuşan iki kızın ve bir çocuğun yanından geçti. Toplantının yapılacağı yere götüren kayıklardan en sadesine bindi.
Posted: Thu Jun 26, 2008 12:14 am
by Darkgnome
Rappel en az konuşacak adamın kayığına binip olabildiğince huzurlu bir göl sefası çekmek istiyordu. Diğerlerine göre daha asık suratlı ve daha sevilmeyen olan adamın kayığının en mantıklısı olduğunu düşündü. En azından o da kendisi kadar konuşmaya istekli değil gibi gözüküyordu. Kayığın yanına gitti ve Teemieriye hitaben,
"Boş mu?"
Posted: Thu Jun 26, 2008 3:00 am
by CLiCKs
Kayıktayken ufuktaki adacığa bakıp dalmıştı. Suyun üstünde pek fazla gitmemişti ama alışkın biri gibi duruyordu. şu küçük denizci çocuğun hayatıydı zaten. Griffonlara binmeyi özledi. Larfell onun gözdesiydi. Aralarında bir bağ olmuştu. Ama ayrılmak zorunda olduğunda ona veda edememişti. Bu sefer kafasına suya çevirdi. Suyun dibine bakmaya çalıştı. Derindi. İçi gibi...
Posted: Thu Jun 26, 2008 3:05 am
by Edmond
Huor da Teemieri ile Rappel'in yanına gitmişti.Rappel'in sorusuna gülümseyerek:
"Takma kafana, atla dostum!"
Binmişti bile.
Posted: Thu Jun 26, 2008 3:05 am
by Mark
Demek, buraya druid teşkilatını araştırmaya gönderilmedim. Ziherin peşinde olduğu şey toplantıda duyacaklarım olmalı.
Etrafına baktı, düşüncelerini susturdu. Dudağını ısırdı, gülümsüyordu kızıl elf.
" Boş mu? "
" Hoşgeldin. Gel. "
Küreklerin yanına oturması için işaret etti.
" Büyü sanatıyla ilgileniyorsun sanırım? "
Posted: Thu Jun 26, 2008 4:49 am
by Darkgnome
Ã?attık!
Daha şimdiden konuşmaya istekli biri. Oysa görüntüsü o akdar da konuşmaya istekli gibi gelmemişti.
"Hayır. Sadece yaşıyorum."
Sesinden sıkılmış olduğu, konuşmak istemediği belli oluyordu. Kayığa başkası da binecekmi diye baktı. Kayık zaten basit görünüşlü ve küçük olduğundan başkasını almayacağı kesindi. Kayığı suya indirdi ama kayık beklediğinden haifimiydi ne, birden hızlandı. Rappel dengesini kaybetmemek için yalpaladı ve sonra suyun içine zatenm girdiğini fark etti. Kayığın peşinden biraz koşup hemen arkasına tutundu. Kayık öylesine yalpaladıki kızıl elf kayığın devrileceğinden bile endişe etti. Ama adam zor da olsa kayığa tırmanmayı sonunda başardı. Yüzünden bu konu hakkında konuşmak istemediği anlaşılabiliyordu.
Posted: Thu Jun 26, 2008 5:03 am
by Bogus
Kiba gölün ortasındaki adaya vardığında görülmedik bir çeviklikle kendisini suya attı ve yüzü bir anda pompalanan kandan kızarana kadar kayığı karaya çekti.
Deniz Kestanesi'nin kaptanı kayığın neresinden inerse insin ayağının suya değmesinden hoşlanmayan bir insandı, ki bu bir kaptan için oldukça enteresan bir kapristi. Kiba bir korsan teknesinde olmadığını biliyordu ama bunun gibi şeyler aklına hep eski alışkanlıklarını yaptıktan sonra geliyordu. Kayıktakiler melez denizciye garipseyerek baktılar...
O kadar kürek çektikten sonra bir de kayığı karaya çekmişti...
Posted: Thu Jun 26, 2008 5:51 am
by catboy
Daire şeklinde sıralanmış tahta taburelere oturdular. Kayıkla yeni gelenlerin de yerlerine oturmalarını beklediler. Elessar taht gibi bir sandalyede oturuyordu. Elinde yeşil renkli bir içki vardı. Yavaşça onu yudumluyor ve bir şey düşünüyordu. Bir ara omzuna bir kartal koymuştu. Bu druidlerden biriydi. Elessar'a konukların tamamının artık gelmiş olduğunu kulağına fısıldayıp yerine geçti.
"Artık hepimiz burada olduğumuza göre toplantıyı başlatabilirim. Ã?ncelikle beni kırmayarak buraya geldiğiniz için teşekkür ederim.
Asıl konuya geçmeden önce konumuzla bağlantılı olarak da önemli bir hadise olan safir savaşını anlatarak toplantıyı başlatacağım. Burada sizlerin arasında bu savaşın tanıkları var. Ben de ordaydım. Reven' den gelen orduların geçici generaliğini yapmıştım. Onları yüreklendirmiştim. Savaşta Reven Kralı Gulthar'ın kızı Algenia da yer almıştı. Savaş esnasında Ölüm Tanrıçası Esten'in değerli hizmetkarlarından Essun'un çağırdığı kara ejderhalardan birinin saldırısı sonucu Algenia ağır yaralanıp Reven'e geri götürülmüştü. O zamandan beri onu görememiştim ve oraya gitmem Kral tarafından yasaklandığından ölümünden de haberim olmamıştı.
Neyse, o savaşın sonunda kehanetteki kişi olan Safiel, Esten'i durdurmak için Neirre'nin yaratılışı sırasında Olevia'nın önerisiyle Hikker, Torio ve Olevia'nın yarattıkları büyülü safir yüzüğü sayesinde Essun ile beraber Esten'in mekanı Burtha'ya ışınlanıp orayı mühürledikten sonra oradan kaçmayı başarmıştı.
O yıllardan sonra her şey huzurlu bir dünyaya doğru gidiyormuş gibi gözükmeye başlamıştı. Herkes Tanrıların artık Neirre'deki sorunlarla ilgilenmediğini düşünüyordu. Ama asıl sorun Burtha mühürlenince ölen ruhların toplanacak bir yerin de kalmamış olmasıydı. Bir kaos kaçınılmazdı. Ve yakında da bu karışıklıktan yararlanmak isteyen bir sürü kendini bilmez ırktan kişiler gelip yeni dinler yaratmaya başlayacaklardır.
Artık Tanrılar bir araya gelip Neirre'nin yaratılışından sonra hiç yapmadıkları bir şeyi yapmak zorundalar! Oturup durumu tartışmalılar ve kaosu durdurmanın en mantıklı yolunu bulmak zorundalar. Ama her biri birbirinden değerli ve kutsal olsa da yaratılış sürecinde aldıkları bir karar gereği Neirre'ye gelip kullarıyla görüşemiyorlar. Ama yıllardır yaptığım araştırmalar sonucu Yaşlı Heres'in günlüğü ve bir kaç kitaptan edindiğim bilgiler sonucunda öğrendim ki Tanrılar aslında aramıza gelebilirler.
Her birini simgeleyen bir eşya Neirre yaratıldıktan sonra bu dünyada bir yere yerleştirildi. Biri Olevia'nın altın alnka tüyü. Heres'in günlüğünde okuduğum kadarıyla yerinin eski Kuytar kömür madenlerinin derinliklerinde olduğunu çözdüm. Orası eskiden insanlar ve Pervelon' dan buraya gelen cücelerin ortak çalışmaları sonucu faaliyete geçen bir madendi.
Ama cücelerin zaten kendi kıtalarında yeteri kadar dertleri bitmeyen bir sürü madeni vardı ki çoğunluğu altın ve gümüş madeniydi. Böyle bir kömür madeni de onlara fazla kazanç sağlayamadığından sonunda insanları bu madenlerde yalnız bıraktılar. Ama insanlar cüceler kadar madencilik konusunda yetenekli olmadığından sonunda maden kapatılmıştı.
Diğer Tanrıların kıymetli eşyaları Neirre' nin farklı kıtalarında yer alıyor. Pervelon' da Hikker'in yüce çekici, Arvelir' de Reksin yılan yüzüğü ve denizin derinliklerinde Torio' nun neşeli mızıkası... Esten'e gelince onun eşyası bir taçtı. Ve o taç Burtha' da saklıydı.
Yıllardır araştırdım ve benden önce de üç kişinin bu konu hakkında kafa yorduklarını öğrendim, ki biri günlüğünü okuduğum Yaşlı Heres' ti. Diğer iki kişi de biri deniz elflerinin yıllar önce trajik bir şekilde ölen lideri Par-Tesa bir diğeri de yıllardır hakkında kimsenin nerede olduğunu bilmediği Hikker Tarikatının baş büyücülerinden Serferal..."
Safiel birden huzursuzca kıpırdandı. Bahsi geçen onun babasıydı. Zaten bu toplantıya gelmeden önce babasını aramak için yaptığı yolculuklarından birindeydi.
Elessar büyücünün kıpırtısını fark etti ama bir şey demedi.
"Aramızda bir grup kurup bu eşyaların yerlerini bulup son toplantının yapıldığı yer olan Hukeir kayıp olan adaya götürülmeliler. Yerleri hakkında daha fazla bilgisi olduğunu düşündüğümden ötürü ruhunu bu yüzden çağırmak istemiştim Heres'in. Ã?ncelikle sorusu olan varsa önce soruları alayım. Sonra toplantının 2. aşaması başlayacak. Ruh çağırma seansı..."
Hikaye'nin önemli bir düğümü olduğu için kolay okunması düşünülerek tarafımdan editlenmiştir.
Bogus
Posted: Thu Jun 26, 2008 7:31 am
by Edmond
Huor tek başına oturmuş, sessizce dinledi.
*Peki söyler misin Elessar, senin babanın da işlerle alakası var mıydı?*
Yalnızca aklına takılmıştı.
*Ve Elessar, Par-Tesa'yı neden çağıramıyoruz?*
Posted: Thu Jun 26, 2008 7:47 am
by catboy
"Babam druid tarikatının önemli bir üyesiydi ve ben daha yeni doğduğum günlerde trajik bir şekilde hayatını kaybetmişti. Druidler bir araya gelip babamın ölen ruhu Esten tarafından hapsedilemeden bir kartalın bedeniyle birleştirmişlerdi. Böylece babam ben bilmesem de bana maceram boyunca hep destek olmuştu. Safir savaşı esnasında tam biz kaybedecekken tüm enerjisini bana aktarıp ruhunun Esten tarafından yakalanmasına göz yumdu. Bu sayede ben druid özelliklerimin maksimuma çıkmasıyla birlikte Safiel'in yüzüğün kullanıp Burtha'ya ışınlanması için zaman tanımış olmuş oldum.
İşte babam Burtha mühürlenmeden önce oraya giden son ruhdu. Eğer onla konuşabilirsek Burtha'da tam olarak şu anda neler olduğunu öğrenebiliriz. Orada kalan ruhlara neler oldu? şimdi ruhlar nerede toplanıyor? Yoksa etrafımızda hep ölenlerin ruhları mı dolaşıyor? Bu soruların yanıtını en güvenilir şekilde ondan öğrenebiliriz." diye cevap verdi Elessar Huor'un sorusuna karşılık.
"Diğer soruna da gelince ben hiç Par-Tesa ile karşılaşmadım. Bu ruh çağırma seansını ben yöneteceğim. Ã?ağıracağım kişiyle hayatımda karşılaşmış olmam gerekiyor ve sadece iki kişiyi aynı anda çağırabilme gücüm var. Bunca yıldır mistik büyülerde kendimi geliştirmeye çalıştım. Ama hiç bu denli zorlayıcı bir şey yapamadım. çünkü çekindim herhangi bir aksilk olabilir diye. Ama bugün bunu yapmak zorundayım." dedi devam ederek.