<<Limerik Ormanları (Bölüm 1) YEDİ ASA>
Eniualis elindeki parşömene bir kez daha dikkatle baktı. Hata yapmasına imkan yoktu. Parşömende "Yarın şafakta merkezde ol " yazılıydı.
"Afedersiniz ama buradaki yazı açık." dedi karşısındaki adama. Ama karşısındaki dinlemiyor hala parşömeni gösteriyordu. Eniualis adama bir kez daha baktı. Oldukça kararlı görünüyordu ve Eniualis bunun karşısında bir kez daha hayrete düştü. Adamın gösterdiği yerde yazı bile yazmıyordu ve inatla orada farklı birşey yazdığını idda ediyordu. Eniualis sabahki dinginliğini kaybetmişti ve siniri bozulmuştu. "Bu adam benimle oyun mu oynuyor" diye kızgınca aklından geçirdi. İnançları bu adama sert bir şekilde davranmasını hoş görmezdi ve bu yüzden adama kızmamaya çalıştı. Eniualis bunun bir çocuk oyunu olduğunu düşünüyordu fakat karşısındaki de oldukça iyi rol yapıyordu. Hatta neredeyse rol yaptığını anlamak imkansız dı, ciddi tavrı ve güven verir bakışları orada gerçekten yazı yazmadığını kendi gözleri ile görmese inanacağı kadar gerçekçiydi. Hatta adam kendisi ile aynı tepkileri veriyordu, kendisine inanmıyormuş gibi bakıyordu ve bir Eniualis'e bir de parşömene bakıyordu.
"Yeter bu kadar oyalanma " dedi içinden Eniualis, "gerçekten iyi rol yapıyorsun fakat seninle uğraşacak kadar zamanım yok. " Elindeki parşömeni aldı, bir kez parşöemne ve karşısındakine baktıktan sonra "Sakıncası yoksa bunu başkasına da okutmak istiyorum. " dedi yüzünde hafif bir gülümseme ile ve kendilerine doğru yaklaşan adama döndü.
"Afedersiniz saygıdeğer efendim " dedi nazik bir şekilde, aslında o kişinin kendilerini dinlediğini fark etmişti fakat bunu belli etmemeye karar verdi.
"Rica etsem benim için şurada ne yazıyor söyleyebilir misiniz? " dedi ve kendisine yazıyı gösteren adama bakarak ekledi "Bakalım gerçekten sizin idda ettiğiniz mi ? yoksa benim söylediğim mi yazıyormuş "
Bundan sonra parömeni yabancıya doğru uzatarak bahsettiği yazının bu parşömende yazdığını ona işaret etti.
"Afedersiniz ama buradaki yazı açık." dedi karşısındaki adama. Ama karşısındaki dinlemiyor hala parşömeni gösteriyordu. Eniualis adama bir kez daha baktı. Oldukça kararlı görünüyordu ve Eniualis bunun karşısında bir kez daha hayrete düştü. Adamın gösterdiği yerde yazı bile yazmıyordu ve inatla orada farklı birşey yazdığını idda ediyordu. Eniualis sabahki dinginliğini kaybetmişti ve siniri bozulmuştu. "Bu adam benimle oyun mu oynuyor" diye kızgınca aklından geçirdi. İnançları bu adama sert bir şekilde davranmasını hoş görmezdi ve bu yüzden adama kızmamaya çalıştı. Eniualis bunun bir çocuk oyunu olduğunu düşünüyordu fakat karşısındaki de oldukça iyi rol yapıyordu. Hatta neredeyse rol yaptığını anlamak imkansız dı, ciddi tavrı ve güven verir bakışları orada gerçekten yazı yazmadığını kendi gözleri ile görmese inanacağı kadar gerçekçiydi. Hatta adam kendisi ile aynı tepkileri veriyordu, kendisine inanmıyormuş gibi bakıyordu ve bir Eniualis'e bir de parşömene bakıyordu.
"Yeter bu kadar oyalanma " dedi içinden Eniualis, "gerçekten iyi rol yapıyorsun fakat seninle uğraşacak kadar zamanım yok. " Elindeki parşömeni aldı, bir kez parşöemne ve karşısındakine baktıktan sonra "Sakıncası yoksa bunu başkasına da okutmak istiyorum. " dedi yüzünde hafif bir gülümseme ile ve kendilerine doğru yaklaşan adama döndü.
"Afedersiniz saygıdeğer efendim " dedi nazik bir şekilde, aslında o kişinin kendilerini dinlediğini fark etmişti fakat bunu belli etmemeye karar verdi.
"Rica etsem benim için şurada ne yazıyor söyleyebilir misiniz? " dedi ve kendisine yazıyı gösteren adama bakarak ekledi "Bakalım gerçekten sizin idda ettiğiniz mi ? yoksa benim söylediğim mi yazıyormuş "
Bundan sonra parömeni yabancıya doğru uzatarak bahsettiği yazının bu parşömende yazdığını ona işaret etti.
Arayışım kutsal ışığı bulana kadar sürecek, karşıma ne çıkarsa çıksın.
Adam grubu inceledi ve adamın sorusuna cevapla
" Bu kadar aceleci olmayınız küçük bey " dedi ve bir gülümseme attı
Adamın elinden aldı parşomeni ve inceledi
ve Söze girdi " Anladığım kadarı ile hiç bir özelliği olmayan bir kağıt sadece "Burada yarın şafakta merkezde ol yazıyor" yazıyor bu parşomende siz ne bekliyordunuzki ? " dedi normal bir eda ile adamlara baktı...
" Bu kadar aceleci olmayınız küçük bey " dedi ve bir gülümseme attı
Adamın elinden aldı parşomeni ve inceledi
ve Söze girdi " Anladığım kadarı ile hiç bir özelliği olmayan bir kağıt sadece "Burada yarın şafakta merkezde ol yazıyor" yazıyor bu parşomende siz ne bekliyordunuzki ? " dedi normal bir eda ile adamlara baktı...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Eniualis elindeki kağıda duğru uzanan kara cüppeliye baktı. Cüppesinin rengi onu gerçekten rahatsız ediyordu. Uzattığı elini istemsiz olarak geri çekti ve bir adım geriye gitti. Bu tepkileri bilerek vermemişti. Karşısındaki kişinin cüppesinden onun karanlık bir kişi olduğu görüşüne vardı.
"Afedersiniz beyim, ben sizi kast etmemiştim" dedi biraz asabi bir sesle. Karanlık yolun yolcularıundan olabildiğince uzak durmanın iyi olacağını düşünmüştü hep.
Yaklaşmakta olan diğer kişiyi kafasıyla göstererek "Ben beyimi kast etmiştim" dedi. Bu gün sinirini bozacak çok şey olmuştu ve bu adamın dedikleri de buna tuz biber ekmişti. Hışımla parşömeni karşısındakinin elinden aldı ve parşömeni kendisine veren kişiye bakarak ekledi.
"Eğer dediğiniz gibi bu parşömenin üzerinde bunu ona veryazıyorsa sanırım buna el koymamda bir sakınca yoktur " dedi ve elindeki parşömenle birlikte canını sıkan bu mekandan uzaklaşmak için buraya gelmek için kulandığı yola doğru döndü. Son bir kez daha elindeki partşömeni alan kara cüppeliye ve parşömeni ona verene bir bakış attı. Ama ne garipki parşömeni kendisine veren adam hala aynı rolü aynı ustalıkla yapıyordu.
"Deli heralde " diye düşündü ilk önce ama daha sonra başka garip bir hareketi ile karşılaşmadığını da göz önüne almak gerekirdi. Gerçekten siniri bozulmuştu ve huzursuz olmuştu. Elinde tuttuğu şu parşömenin bu kadar canını sıkabileceği hiç aklına gelmezdi.
"Afedersiniz beyim, ben sizi kast etmemiştim" dedi biraz asabi bir sesle. Karanlık yolun yolcularıundan olabildiğince uzak durmanın iyi olacağını düşünmüştü hep.
Yaklaşmakta olan diğer kişiyi kafasıyla göstererek "Ben beyimi kast etmiştim" dedi. Bu gün sinirini bozacak çok şey olmuştu ve bu adamın dedikleri de buna tuz biber ekmişti. Hışımla parşömeni karşısındakinin elinden aldı ve parşömeni kendisine veren kişiye bakarak ekledi.
"Eğer dediğiniz gibi bu parşömenin üzerinde bunu ona veryazıyorsa sanırım buna el koymamda bir sakınca yoktur " dedi ve elindeki parşömenle birlikte canını sıkan bu mekandan uzaklaşmak için buraya gelmek için kulandığı yola doğru döndü. Son bir kez daha elindeki partşömeni alan kara cüppeliye ve parşömeni ona verene bir bakış attı. Ama ne garipki parşömeni kendisine veren adam hala aynı rolü aynı ustalıkla yapıyordu.
"Deli heralde " diye düşündü ilk önce ama daha sonra başka garip bir hareketi ile karşılaşmadığını da göz önüne almak gerekirdi. Gerçekten siniri bozulmuştu ve huzursuz olmuştu. Elinde tuttuğu şu parşömenin bu kadar canını sıkabileceği hiç aklına gelmezdi.
Arayışım kutsal ışığı bulana kadar sürecek, karşıma ne çıkarsa çıksın.
Neredeyse hana ulaşmak üzereydi, bir gece evvel konaklamak için geldiği yere geri giderken hissetmişti sarsıntıyı. Sarsıntı epey güçlüydü, dengesini saylamak için iki ayağını iyice açmak zorunda kalmışdı. Sarsıntının hemen akabinde sokaklar insanların akınına uğramış ve telaşlı hareketlerle kumsala giden yola sapmışlardı. Tam olarak neler olduğunu anlamamakla birlikte yürümeye devam etti. Kalabalığın arasında gözüne tanıdık biri çarpmıştı, Ona seslenmişti ama insanların gürültüsünden seslendiğini bile duymamıştı. Ani bir kararla arkadaşını izlemeye koyuldu. Bir müddet sonra bu sarsıntının sonucunu gördüğünde yürümeyi bir an olsun kesti. "Bu tanrıların bir oyunu mu? Yoksa büyük bir felaketin işareti miydi?" Tam olarak bilmemekle birlikte denizin olması gereken yerde koca bir boşluk görmek, nedense tedirginlik hissi yaratmıştı. Ama orada öylece durup bekleyerek bir şey yapamazdı. Takip ettiği arkadaşı şimdi bir grup insanın yanında durmuş bir şeyler konuşuyordu. Kararlı adımlarla arkadaşının yanına gitmek üzereydiki omzunda bir el hissetti. Hızla arkasına döndü ve karşısında yaşlı bir adam görünce biraz şaşırdı...
- " Sende kimsi? "
- " Sende kimsi? "
Bİr anda gergin bir ortamın içine düştüğünün gören Arutha gözlerini kamaştıran güneşele birlikte kara cüppeli büyücüyü ve garip adamı arkasında bırakıp, elektiriklenen ortamı yatıştırmak istercesine rahibe doğru döndü yüzünü veEniualis wrote:Eniualis elindeki kağıda duğru uzanan kara cüppeliye baktı. Cüppesinin rengi onu gerçekten rahatsız ediyordu. Uzattığı elini istemsiz olarak geri çekti ve bir adım geriye gitti. Bu tepkileri bilerek vermemişti. Karşısındaki kişinin cüppesinden onun karanlık bir kişi olduğu görüşüne vardı.
"Afedersiniz beyim, ben sizi kast etmemiştim" dedi biraz asabi bir sesle. Karanlık yolun yolcularıundan olabildiğince uzak durmanın iyi olacağını düşünmüştü hep.
Yaklaşmakta olan diğer kişiyi kafasıyla göstererek "Ben beyimi kast etmiştim" dedi. Bu gün sinirini bozacak çok şey olmuştu ve bu adamın dedikleri de buna tuz biber ekmişti. Hışımla parşömeni karşısındakinin elinden aldı ve parşömeni kendisine veren kişiye bakarak ekledi.
[/u][/i]
"Müsade ederseniz şu parşömene birde ben bakabilirmiyim saygı değer rahip?, belki size yardımcı olabilirim" Dedi Arutha ve rahibe doğru sakince elini uzatıp gevşek parmaklarının arasından usulca çekip aldı parşömeni ve okumaya başladı...
şaşıran Antimodes şaka yapıp yapmadığını anlamak için çocuğa baktı
Raistlin şaka yapmıyordu.
Tanrının Antimodesin omuzundaki eli bir anda titredi.
Raistlin şaka yapmıyordu.
Tanrının Antimodesin omuzundaki eli bir anda titredi.
"Tedirgin olman için bir neden göremiyorum genç adam " dedi ve etrafı incelemeye başladı. insanlar toparlanıyordu ve bir şeyler yapıyorlardı gruplaşmalar oluyordu ve herkes hararetli bir şekilde bir şeylerin doğrusunu kendine göre savuuyordu...Eniualis wrote:Eniualis elindeki kağıda duğru uzanan kara cüppeliye baktı. Cüppesinin rengi onu gerçekten rahatsız ediyordu. Uzattığı elini istemsiz olarak geri çekti ve bir adım geriye gitti. Bu tepkileri bilerek vermemişti. Karşısındaki kişinin cüppesinden onun karanlık bir kişi olduğu görüşüne vardı.
"Afedersiniz beyim, ben sizi kast etmemiştim" dedi biraz asabi bir sesle. Karanlık yolun yolcularıundan olabildiğince uzak durmanın iyi olacağını düşünmüştü hep.
Yaklaşmakta olan diğer kişiyi kafasıyla göstererek "Ben beyimi kast etmiştim" dedi. Bu gün sinirini bozacak çok şey olmuştu ve bu adamın dedikleri de buna tuz biber ekmişti. Hışımla parşömeni karşısındakinin elinden aldı ve parşömeni kendisine veren kişiye bakarak ekledi.
"Eğer dediğiniz gibi bu parşömenin üzerinde bunu ona veryazıyorsa sanırım buna el koymamda bir sakınca yoktur " dedi ve elindeki parşömenle birlikte canını sıkan bu mekandan uzaklaşmak için buraya gelmek için kulandığı yola doğru döndü. Son bir kez daha elindeki partşömeni alan kara cüppeliye ve parşömeni ona verene bir bakış attı. Ama ne garipki parşömeni kendisine veren adam hala aynı rolü aynı ustalıkla yapıyordu.
"Deli heralde " diye düşündü ilk önce ama daha sonra başka garip bir hareketi ile karşılaşmadığını da göz önüne almak gerekirdi. Gerçekten siniri bozulmuştu ve huzursuz olmuştu. Elinde tuttuğu şu parşömenin bu kadar canını sıkabileceği hiç aklına gelmezdi.
Adam Siyah cübbesinin Kapşonunu Geriye doğru attı ve düzgün traşlı ve keskin hatlara sahip surat ifadesi gün ışığında ortaya çıktı.
Sonradan gelen adam büyücünün dikkatihni çekmeyi başarabilmişti..
" SAygılı davranman senin yararına olucaktır İnsan " dedi...
"Kara cübbeler içinde olmam sizi korkutmasın gerçeği kimse bilemez"
dedi..
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Adam epey garip gözüküyordu , Üzerinde yer yer yırtılmış bir pelerin ve yürürken dayandığı bir deyneği vardı. Saçı sakalı birbirin karışmıştı, yaşlı adamın onu neden durdurduğunu bilmiyordu ve öğrenmenin tek yoluda sormaktı. - "Ne istiyorsun Yabancı"
- "Saygısızlığımı bağışlayın bayan, adım Damon Rupert sadece bir soru sormama izin verin. Görünüşünüzden anladığım kadarıyla buralardan değilsiniz. "
Adamın nereye varmak istediğini anlamamıştı ama sadede bir an önce gelmesi için kısaca
-" Evet yaşlı adam buralardan değilim ve sorun her ne ise bir an önce sorsan iyi olur. Yoksa cevabını başkasından almak zorunda kalacaksın" Karşısında duran adamın bakışları onu baştan aşşağı inceliyordu şimdi. Üzerindeki ayı postundan yapılmış pelerin her şekilde onu soğuk havalardan korurdu. İki parçadan oluşan kıyafeti, insanların dikkatini çekecek kadar açık ve rahattı. Ama en belirgin özelliği uzun toprak rengi olan saçlarıydı, yanından asla ayırmadığı silahıda onun bu kasabadan olmadığını gösteren bariz kanıtların başında geliyordu... Adamın gördükleri hoşuna gitmiş olmalıydı, yüzüne yayılan gülümsemeden bu açıkça belli oluyordu...
- "Saygısızlığımı bağışlayın bayan, adım Damon Rupert sadece bir soru sormama izin verin. Görünüşünüzden anladığım kadarıyla buralardan değilsiniz. "
Adamın nereye varmak istediğini anlamamıştı ama sadede bir an önce gelmesi için kısaca
-" Evet yaşlı adam buralardan değilim ve sorun her ne ise bir an önce sorsan iyi olur. Yoksa cevabını başkasından almak zorunda kalacaksın" Karşısında duran adamın bakışları onu baştan aşşağı inceliyordu şimdi. Üzerindeki ayı postundan yapılmış pelerin her şekilde onu soğuk havalardan korurdu. İki parçadan oluşan kıyafeti, insanların dikkatini çekecek kadar açık ve rahattı. Ama en belirgin özelliği uzun toprak rengi olan saçlarıydı, yanından asla ayırmadığı silahıda onun bu kasabadan olmadığını gösteren bariz kanıtların başında geliyordu... Adamın gördükleri hoşuna gitmiş olmalıydı, yüzüne yayılan gülümsemeden bu açıkça belli oluyordu...
Eniualis bir şok daha yaşamıştı çünkü bu kara cüppeli adamda farklı birşey söylemişti. Evet belki bi rçocuk oyunu olabilirdi sadece ilk adamın söylediği ile kalsaydı fakat diğer kişinin söylediği bu olasılığı gerçekten oldukça azaltıyordu.
Bu arada diğer adam da perşömeni elinden almış ve o daha da farklı bir yazı okumuştu. Eniualis parşömeti tekrar eline aldığı zaman gerçekten elinde ilginç birşeyin, muhtemelen büyülü birşeyin olduğundan emindi. Bunu incelemem gerek diye düşündü kendi kendine.. Ama daha önce şu merkezi bulmalıydı. Neydi bu merkez ve ona ne anlatması gerekiyordu. Daha yeni geldiği bu ada ile bilgili bilgileri gerçekten sınırlıydı ve yeni birşeyler öğrenmesi gerektiğinin farkındaydı.
Kendisinden tedirgin olmamasını isteyen adama baktı. Kara cüppesi ve tavırları hoşuna gitmemişti ama onu direk olarak suçlayabileceği başka birşey de yoktu. Bir an Eniualis onun yönelimini öğrenmek için tanrısından dilekte bulunmayı aklından geçirdi fakat daha sonra vazgeçti. şimdilik bu adamdan korkacak birşey göremiyordu. Cüppesi muhtemel silahlarını gizliyor olsa dahi çok ağır silahlanmadığı belliydi.
"Özür dilerim sizden fakat kara giysileriniz ve bir anda parşömeni elimden almanız beni tedirgin etti sayın yolcu. Ben Eniualis, bir Corellon rahibiyim. Buraya inancımı yaymaya ve yardıma muhtaç olan kişilere tanrımın şefkatli elleirni ulaştırmaya geldim. Bu sabah oldukça sinir bozucu şeyler yaşadım. Hareketimi mazur görün fakat takdir edersiniz ki kişiler ilk olarak görünüşleri ile değerlendirilir. Sanırım beyaz cüppem ve üzerimdekiler size de benimle ilgili bir fikir vermiştir. İşinize karışmış gibi olmak istemem ama zevkinizi değiştirmeniz bu tür yanlış anlaşılmaların sayısının azalmasına sebep olacaktır" dedi Eniualis. Bir elinde parşömeni tutuyordu ve bir eliylede üzerindeki cüppeyi düzeltiyordu.
"Size de teşekkür ederim sayın yolcu "dedi asıl parşömeni uzattığı kişiye.." Gerçekten çok yardımcı oldunuz " daha sonra kendisine parşömeni veren kişi ile yüzyüze geldi. "Size sormak istediklerim var ve az önce size inanamadığım için sizden özür diliyorum". Eniuaslis bu hareketinden dolayı gerçekten üzülmüştü. Karşısındaki kişinin kalbinin kırılmış olabileceğini düşünmek ona acı veriyordu.
"Bu parşömeni kimden aldığınızı merak ediyorum ve merkezin neresi olabileceği ile ilgili bilginiz var mı? " dedi sessiz bir şekilde. Bu esnada çevredekilere göz atıyor ve neler yaptıklarını inceliyordu.
Bu arada diğer adam da perşömeni elinden almış ve o daha da farklı bir yazı okumuştu. Eniualis parşömeti tekrar eline aldığı zaman gerçekten elinde ilginç birşeyin, muhtemelen büyülü birşeyin olduğundan emindi. Bunu incelemem gerek diye düşündü kendi kendine.. Ama daha önce şu merkezi bulmalıydı. Neydi bu merkez ve ona ne anlatması gerekiyordu. Daha yeni geldiği bu ada ile bilgili bilgileri gerçekten sınırlıydı ve yeni birşeyler öğrenmesi gerektiğinin farkındaydı.
Kendisinden tedirgin olmamasını isteyen adama baktı. Kara cüppesi ve tavırları hoşuna gitmemişti ama onu direk olarak suçlayabileceği başka birşey de yoktu. Bir an Eniualis onun yönelimini öğrenmek için tanrısından dilekte bulunmayı aklından geçirdi fakat daha sonra vazgeçti. şimdilik bu adamdan korkacak birşey göremiyordu. Cüppesi muhtemel silahlarını gizliyor olsa dahi çok ağır silahlanmadığı belliydi.
"Özür dilerim sizden fakat kara giysileriniz ve bir anda parşömeni elimden almanız beni tedirgin etti sayın yolcu. Ben Eniualis, bir Corellon rahibiyim. Buraya inancımı yaymaya ve yardıma muhtaç olan kişilere tanrımın şefkatli elleirni ulaştırmaya geldim. Bu sabah oldukça sinir bozucu şeyler yaşadım. Hareketimi mazur görün fakat takdir edersiniz ki kişiler ilk olarak görünüşleri ile değerlendirilir. Sanırım beyaz cüppem ve üzerimdekiler size de benimle ilgili bir fikir vermiştir. İşinize karışmış gibi olmak istemem ama zevkinizi değiştirmeniz bu tür yanlış anlaşılmaların sayısının azalmasına sebep olacaktır" dedi Eniualis. Bir elinde parşömeni tutuyordu ve bir eliylede üzerindeki cüppeyi düzeltiyordu.
"Size de teşekkür ederim sayın yolcu "dedi asıl parşömeni uzattığı kişiye.." Gerçekten çok yardımcı oldunuz " daha sonra kendisine parşömeni veren kişi ile yüzyüze geldi. "Size sormak istediklerim var ve az önce size inanamadığım için sizden özür diliyorum". Eniuaslis bu hareketinden dolayı gerçekten üzülmüştü. Karşısındaki kişinin kalbinin kırılmış olabileceğini düşünmek ona acı veriyordu.
"Bu parşömeni kimden aldığınızı merak ediyorum ve merkezin neresi olabileceği ile ilgili bilginiz var mı? " dedi sessiz bir şekilde. Bu esnada çevredekilere göz atıyor ve neler yaptıklarını inceliyordu.
Arayışım kutsal ışığı bulana kadar sürecek, karşıma ne çıkarsa çıksın.
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: DoÄ?u Limerik
- Contact:
Sabahtan beri zavallı adam şok üstüne şok geçiriyor eline verilen parşömeni bir onun elinde bir onun elinde görmekten sinirlenmeye başlamıştı.
Kendice düşündüğünde ki bu imkansiz bir şeydi.
Parşömende yazılan yazı yada her ne ise kişilere gör farklılık gösteriyordu.
Cümleler aynı şeyi ifade etsede kelimeler farklıydı ama hepsi yarın şafak vakti Grimasın merkezindeki alanda bir şeyler olacağının habercisiydi.
Bunu anlamak için köylü aklı bile yetmişti.
Kendice düşündüğünde ki bu imkansiz bir şeydi.
Parşömende yazılan yazı yada her ne ise kişilere gör farklılık gösteriyordu.
Cümleler aynı şeyi ifade etsede kelimeler farklıydı ama hepsi yarın şafak vakti Grimasın merkezindeki alanda bir şeyler olacağının habercisiydi.
Bunu anlamak için köylü aklı bile yetmişti.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: DoÄ?u Limerik
- Contact:
Zaman ilerlemiş güneş çoktan gökyüzündeki en yüksek yerine çıkmıştı.
Grimasın halkı endişe ve korku içinde bir ordan bir oraya koşuyor bilen birilerini bir şeyler anlatablecek birini arıyorlardı.
Bu sırada ortalığı izleyen bir çift göz boz renkli bir bezin ardından olanları izliyordu.
Dikkatle incelediğinde;
Bir zamanlar denizin olduğu yerde konuşan bir kaç insanın seslerini ve düşüncelerini bile hissedebiliyor du.
Kahverengi uzun saçlı bir kadına takılıp kalan gözlerini yine o kadının fark etmesine engel olamadı Dayandığı ahşap evin duvarından doğrularak onlara doğru çok çok yavaş adımlarla yürümeye başladı.
Grimasın halkı endişe ve korku içinde bir ordan bir oraya koşuyor bilen birilerini bir şeyler anlatablecek birini arıyorlardı.
Bu sırada ortalığı izleyen bir çift göz boz renkli bir bezin ardından olanları izliyordu.
Dikkatle incelediğinde;
Bir zamanlar denizin olduğu yerde konuşan bir kaç insanın seslerini ve düşüncelerini bile hissedebiliyor du.
Kahverengi uzun saçlı bir kadına takılıp kalan gözlerini yine o kadının fark etmesine engel olamadı Dayandığı ahşap evin duvarından doğrularak onlara doğru çok çok yavaş adımlarla yürümeye başladı.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Karşısında durmuş sırıtan yaşlı adam sabrını taşırmaya başlamıştı. Nedense onu oyalamak ister gibi bir hali vardı, tam arkasını dönüp gitmeye karar vermiştiki bir anda dikkatini başka biri çekti. Siyah boz elbiseli bir yabancı, yaşlı adamla konuşmaya başladığı andan beri onu kesiyordu. Başta pek dikkat etmemişti ama adam her hareketini takip ediyor ve bunu kolay kolay belli etmiyordu. Yaşlı adamın sorusunu bekler gibi yapmaya devam etti. Amacı çaktırmadan sol tarafta onları kesen adamı inceleme fırsatını deyerlendirmekti. Adamın ne yüzü gözüküyordu nede silahı olup olmadığını görebiliyordu. Tamamen siyahlar içerisine bürünmüş ve sinsice izlemeye koyulmuştu...
-
Dragonfly
- Kutsanmış Kişi
- Posts: 1262
- Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
- Location: DoÄ?u Limerik
- Contact:
Adımlarındaki yavaşlık hala devam ediyordu.
Farkedildiğini biliyor ama tepkisizce karşısındaki kadına doğru ilerliyordu.
İlerlerken aradan geçen insanlar bazen görüşü engellesede kısa bir zaman içinde uzun saçlı kadının yanına gelmişti.
Durdu derin bir nefes aldı ve yavaşiça verdi.
Ciğerlerindeki hava tamamen boşalırken konuşmaya başladı.Sözleri o kadar nettiki kelimeler ağzından birer birer dökülüyordu.
Merhaba Grimasta sizin gibiler -derken gözleri ile karşısındaki iri yapılı vücudu tekrar süzdü- zor karşılaşılan varlıklardır.
Neden burdasınız?
Sorduğu sorunun cevabını beklmek için elini kuşağına sokup öylece kaldı.
Farkedildiğini biliyor ama tepkisizce karşısındaki kadına doğru ilerliyordu.
İlerlerken aradan geçen insanlar bazen görüşü engellesede kısa bir zaman içinde uzun saçlı kadının yanına gelmişti.
Durdu derin bir nefes aldı ve yavaşiça verdi.
Ciğerlerindeki hava tamamen boşalırken konuşmaya başladı.Sözleri o kadar nettiki kelimeler ağzından birer birer dökülüyordu.
Merhaba Grimasta sizin gibiler -derken gözleri ile karşısındaki iri yapılı vücudu tekrar süzdü- zor karşılaşılan varlıklardır.
Neden burdasınız?
Sorduğu sorunun cevabını beklmek için elini kuşağına sokup öylece kaldı.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
