Posted: Thu Jul 19, 2007 10:11 pm
Uzun zaman geçti,han yine yalnız kalmıştı ancak ona dostluk eden biri vardı 27 senedir kendisini yalnız bırakmayan bir dostu vardı. meşhur hancı hetrik.
tütün ve alkol kokusu içmeden sarhoş ediyordu cüceyi,sönmekte olan şömine ateşinin karşısına geçmiş derin derin içine çekiyordu piposunu.
kömürleşemekte olan odunların çıtırtı sesi doldurmuşltu koca hanı.
"hey Fills çek bir sandalye"dedi cüce ciğerlerini yavaşça boşaltırken.fills cücelerin sahip olduğu işitme duyularının gerçekten fevkelade olduğunu biliyordu.karanlığın içinden bir hayalet gibi süzülen genç adam sessizce efkarlanmış cücenin yanıbaşına oturdu.
"bugün anlatmak istedğin birşeyler vardı sanırım"dedi hetrik ateşin verdiği kızılımsı görüntüyle yüz hatları belli belirsiz ortaya çıkıyordu,fills bütün gece başından geçen yaşadığı o kabus dolu hikayesini anlatıyordu,kendinden bezmiş cüce o herzamanki heyecanla genç adamı dinliyordu.
fills bulmuş olduğu kristali cüceye gösterirken hetrik in hızlanan kalp atışlarını hissedebiliyordu"herikulade"dedi cüce.
parmak uclarını taşın üzerinde gezdirirken isteksizce kristali avucunun içine gömüp
geri çeken fills"bu normal bir taş değil,sahip olduğu aura enerjisi mükemmel"taşı ejderha derisi kesesine geri koydu "onu ne yapmayı düşünüyorsun" dedi cüce heyecanlanarak.
"belki kadim bir büyücünün faydası dokunabilir"diye karşılık verdi genç adam..
"hahah neyse hazır seni bulumşken maceranın devamını anlat istersen"dedi cüce.
bu konuda pek isteksiz görünen fills hatıralarını gözleriyle arıyor gibiydi"evet şimdi hatırladım,çölde geçen amansız iki günden sonra yorgun düşmüş ve bayılmıştım.
tekrar kendime geldiğimde güzel bir koku eşlik etti bana.
gözlerimi araladıımda kendimi dört bir tarafı iksirlerle çevrili geniş bir odada buldum.
üzerimde ipekten örülmüş yeni giysiler vardı öyle bir huzurluydum ki bunu sana anlatamam hetrik.
ilk dikkatimi çeken şey kusursuz bir düzene sahip olan kitaplıklardı ve ardından herbiri çeşitli renklerden oluşan karışımları cam şişeleri aydınlatıyordu odayı tıpkı bir gaz lambası gibi.
hayran gözlerle etrafı izlerken odanın çeşitli süslemelerle işlenmiş olan kapısı yavaşça aralandı içimi tarif edilemez bir korku sarmıştı ancak tam aksine içimi aydınlatan bir gülümseyişle ve ruhumu temizleyen bir ses ile kendime gelmiştim.
heran ağlayacakmış gibi duran gözlerle "kendini nasıl hissediyuorsun oğlum"diyerek saçlarımı okşuyordu yaşlı adam.
cüce yorgun ruhuyla fills i dikkatlice dinliyordu,genç adam anatmaya devam etti "konuşamadım evet konuşamadım" bana nasıl rastladığını ve uykumda sayıkladığım isimleri anlattı.ölümcül lient çölünde ne aradığımı sordu ancakona ailemden kaçtığımı ve hayalerimin peşinden koştuğumu söyliyemedim,birden seni anlıyorum evlat"dedi samimi bakışlarıyla "bedeninde bir savaşçı ruhu var"diyerek beni şaşırtan ilk sözünü söylemiş oldu"eğer bu çölü tek başına geçmeyi göze aldıysan eminim amacına uaşacaksın çocuğum"dedi gizem dolu bir edayla.
adeta düşüncelerimi okuyor gibiydi ve içtenlikle amacımı destekliyordu "siz kimsiniz"diyebildim sadece şakınlık denizinden çıkmış bir balık gibiydim..
fills o anda hanın sıcak havasını bastıran soğuk havayı sezdi "sanırım bi misafirimiz var"diyerek hanın kapısına yöneldi. büyücünün az önceki halinden eser yoktu birden sandalyesinden fırlyan adam kendisine "katil"diye bağıran çocuğu izliyordu.
tütün ve alkol kokusu içmeden sarhoş ediyordu cüceyi,sönmekte olan şömine ateşinin karşısına geçmiş derin derin içine çekiyordu piposunu.
kömürleşemekte olan odunların çıtırtı sesi doldurmuşltu koca hanı.
"hey Fills çek bir sandalye"dedi cüce ciğerlerini yavaşça boşaltırken.fills cücelerin sahip olduğu işitme duyularının gerçekten fevkelade olduğunu biliyordu.karanlığın içinden bir hayalet gibi süzülen genç adam sessizce efkarlanmış cücenin yanıbaşına oturdu.
"bugün anlatmak istedğin birşeyler vardı sanırım"dedi hetrik ateşin verdiği kızılımsı görüntüyle yüz hatları belli belirsiz ortaya çıkıyordu,fills bütün gece başından geçen yaşadığı o kabus dolu hikayesini anlatıyordu,kendinden bezmiş cüce o herzamanki heyecanla genç adamı dinliyordu.
fills bulmuş olduğu kristali cüceye gösterirken hetrik in hızlanan kalp atışlarını hissedebiliyordu"herikulade"dedi cüce.
parmak uclarını taşın üzerinde gezdirirken isteksizce kristali avucunun içine gömüp
geri çeken fills"bu normal bir taş değil,sahip olduğu aura enerjisi mükemmel"taşı ejderha derisi kesesine geri koydu "onu ne yapmayı düşünüyorsun" dedi cüce heyecanlanarak.
"belki kadim bir büyücünün faydası dokunabilir"diye karşılık verdi genç adam..
"hahah neyse hazır seni bulumşken maceranın devamını anlat istersen"dedi cüce.
bu konuda pek isteksiz görünen fills hatıralarını gözleriyle arıyor gibiydi"evet şimdi hatırladım,çölde geçen amansız iki günden sonra yorgun düşmüş ve bayılmıştım.
tekrar kendime geldiğimde güzel bir koku eşlik etti bana.
gözlerimi araladıımda kendimi dört bir tarafı iksirlerle çevrili geniş bir odada buldum.
üzerimde ipekten örülmüş yeni giysiler vardı öyle bir huzurluydum ki bunu sana anlatamam hetrik.
ilk dikkatimi çeken şey kusursuz bir düzene sahip olan kitaplıklardı ve ardından herbiri çeşitli renklerden oluşan karışımları cam şişeleri aydınlatıyordu odayı tıpkı bir gaz lambası gibi.
hayran gözlerle etrafı izlerken odanın çeşitli süslemelerle işlenmiş olan kapısı yavaşça aralandı içimi tarif edilemez bir korku sarmıştı ancak tam aksine içimi aydınlatan bir gülümseyişle ve ruhumu temizleyen bir ses ile kendime gelmiştim.
heran ağlayacakmış gibi duran gözlerle "kendini nasıl hissediyuorsun oğlum"diyerek saçlarımı okşuyordu yaşlı adam.
cüce yorgun ruhuyla fills i dikkatlice dinliyordu,genç adam anatmaya devam etti "konuşamadım evet konuşamadım" bana nasıl rastladığını ve uykumda sayıkladığım isimleri anlattı.ölümcül lient çölünde ne aradığımı sordu ancakona ailemden kaçtığımı ve hayalerimin peşinden koştuğumu söyliyemedim,birden seni anlıyorum evlat"dedi samimi bakışlarıyla "bedeninde bir savaşçı ruhu var"diyerek beni şaşırtan ilk sözünü söylemiş oldu"eğer bu çölü tek başına geçmeyi göze aldıysan eminim amacına uaşacaksın çocuğum"dedi gizem dolu bir edayla.
adeta düşüncelerimi okuyor gibiydi ve içtenlikle amacımı destekliyordu "siz kimsiniz"diyebildim sadece şakınlık denizinden çıkmış bir balık gibiydim..
fills o anda hanın sıcak havasını bastıran soğuk havayı sezdi "sanırım bi misafirimiz var"diyerek hanın kapısına yöneldi. büyücünün az önceki halinden eser yoktu birden sandalyesinden fırlyan adam kendisine "katil"diye bağıran çocuğu izliyordu.