Page 2 of 24

Posted: Sat Nov 03, 2007 2:59 am
by Firble
Kalbimdeki Ağırlık

Bir ağırlık var kalbimde
Bir darbe indiğinde
Önemsediğim bir dostluğun üzerine
Hep olur bu ağrı...

Çok isterim...
Bu darbenin hiç inmemesini
Ama bazen olur işte
Engel olamam kendime
Ve dostluk çatlar bir yerden

Biliyorum
Bir kere oldu mu bu çatlak.
Tam iyileşemez hiçbir zaman...
Ve en iyi günlerde bile daha sonra yaşanan
Hep hissedilir eksik olan bir şeyler

Geri gelmeyecek bir duygunun
Kaybedilmesinin verdiği bir ağrı
Tam kalbimin üzerinde

Hayatta en önem verdiğim duyguyken dostluk
Dostlarım bile anlayamazken bunun benim için önemini
Kime anlatabilirim ki bu ağrının şiddetini

Bir dostluk daha bir daha kırılırken
Bir daha eskisi gibi olmamak üzere
Kendimde olamam ben...
Olmamalıyım da zaten...
Hakkım olmalı kaybetmeye kendimi
Bir an için bile olsa...

Ozan Firble

Posted: Sun Nov 04, 2007 2:43 am
by Firble
İçimdeki Yalnızlık

Aslında kafamın içinde her şey
Etrafımdaki insanlar neden değil
Arkadaşlarımın ve ailemin anlamaması da değil hatta
Tek başıma kalıyorum evet evde ama bu da değil
Zira tek başına olmak yalnız olmak değildir bilirim.

Kafamın içinde her şey
Ben yalnız olmak istediğim için yalnızım
Ancak o duygu sarmışken etrafımı demir parmaklık gibi
İstesem yıkar geçerim o demiri biliyorum
Ama olmuyor işte

Yalnızlık kafamda
Yine de engelleyemiyorum onu
Ve biliyorum
En çok da seçtiğim hayat neden oluyor kafamdaki yalnızlığa
Ancak o hayattan vazgeçmeyi seçebilir miyim?

Bir yol var belki
Aşacak zihnim kendini kapattığı bu çemberi
şimdilik olmuyor olsa da

Büyük düşler uğruna yaşamak istiyorum ben
Bana verilmiş yılları
Ve büyük düşler görülemez
Büyük kabuslar da yaşanmadan.

Ozan Firble

Posted: Sun Nov 04, 2007 10:10 pm
by Firble
Toprakta Uzanmak

Özledim toprağın üzerine uzanmayı
Üstüm başım toprak olurdu
Arkalarda bir çim kümesini yastık yapar
Ya da çantamı koyardım kafama

Saatlerce uyurdum bazen
Ya da kitap okurdum..
Ya da saçma şeyler düşünürdüm
Evrenin sonsuzluğunu ya da
Akşam yiyeceğim yemeği

Müzik dinlerdim bazen
Rüzgarın bitki ve hayvanların şarkısını
Toprak da bazen isteksizce katılırdı müziğe
Ancak söyledikçe coşar
Diğer tüm üyelerini kıskandırırdı koronun

Ne kadar zaman oldu toprağa uzanmayalı...
Özledim uzanmayı...
Bir gün bir sonbahar gününde olduğumu unutmalı
Ve yeniden uzanmalıyım toprağa
Ve de bırakmalıyım kendimi..

Posted: Sun Nov 04, 2007 11:17 pm
by Dreamscape
Toprak Ana

Eskisi gibi değiliz!Farkındayım..
Acımasızlaştık sana ve doğaya karşı.
Kibrimiz o kadar büyük ki
Körleşmişiz sonunda.
En iyi olma isteği mi bizi buralara getirdi?
Yoksa hiç bitmeyen savaşlar mı?
Senin değerini,
Her geçen gün daha fazla anlamamız gerekirken
Daha da tamahkar davranıyoruz.
Bize sunduklarını beğenmez olduk!
Bizim evimiz sensin
Bugünlere gelebildiysek
Senin koruyuculuğun sayesinde geldik.
Bizi affet!
Her ne kadar çok geç kaldıysakta...

Posted: Mon Nov 05, 2007 1:26 am
by Firble
İnsanoğlu

Sizi ben doğurdum
Belki bir annenin çocuğunu doğurduğu gibi değil
Ancak yine de
Gözünüzü daha açmadan attığınız tekmeleri hissettim karnıma
Ve gözünüzü açtığınızda ilk adımlarınızı izledim.
Zaman zaman engel oldum düşmenize size destek olup
Zaman zaman da kendiniz öğrenin istedim.
Başarılarınıza sevindim
Felaketler yaşadığınızda ağladım.
Siz benim çocuklarım
Nasıl kızabilirim ki size
Nasıl suçlayabilirim sizi
Bilmiyorsunuz ki asıl zarar kendinize
Daha süslüsünü görünce kaldırıp atılacak
Bir kürk için öldürülen hayvanlar
Paylaşmak yerine daha fazla yeri kendinizin yapmak için
Kesip yerine evler şehirler yaptığınız ormanlar..
Kirlettiğiniz sular
Bir cehennem alevine söndürdüğünüz rüzgar...
Sizin kendinize çektirdiğiniz kadar acı çekmiyor ki
Ben size üzülüyorum çocuklarım
Birbirinize yaptıklarınıza ve de kendinize
Korkularınız sizi inandırmış
Daha güzel bir Dünya olamayacağına
Oysa daha farklı bakmanız lazım sadece...
Göreceksiniz baktığınızda...
Sizi hiç suçlamadım çocuklarım
Suçlamam da hiçbir zaman...
Ancak asıl soru şu galiba
Siz affedebilecek misiniz kendi kendinizi
Kendinize çektirdiğiniz onca acıdan sonra

Posted: Mon Nov 05, 2007 6:00 pm
by Firble
Savaş Ã?ncesi

Silahlar bilendi, giyildi zırhlar
Tıkasa da boğazımı garip bir duygu
Zaman zaman
Hazırım savaşa

Orada karşımda
Meydan okurcasına duruyor düşman
Ve ben son taktikleri düşünüyorum
Başlatmadan son saldırıyı

Duruyor toprak ve rüzgar
Ağaçlar hayvanlar bekliyor
Ne zaman olacağını bilemeseler de
Çok da beklemeyeceklerini bildikleri dövüşü

Aklıma geliyor ünlü savaşçının sözü
Kazanır girdiği her savaşı savaşçı
Bilirse eğer hem kendini hem de düşmanı
Bu defa sadece kendimi bilmek yetecek diyorum içimden

Rüzgar esiyor hafif sabırsızca
Belki de vaz geçirmek istiyor savaşacakları
Bense bekliyorum
Düşmanıma ve arkasındaki dağlara bakarak...

Ozan Firble

Posted: Wed Nov 07, 2007 4:10 am
by Firble
Hastaydım Bugün

Hastaydım boğazım ağrıdı.
Terliyordum bir de
Hapşırıyordum arasıra

Evde kalmak istedim bütün gün
Birilerine sızlanıp çok hastayım demek
Durmadan bir şeyler istemek uzanıp yatarken

Sonra kitap okumak ve müzik dinlemek
Yerimden bile kıpırdamadan
Tamam belki arasıra gezinerek evin içinde

Ama olmazdı işte
Büyüdüm ben
Bir çok işim var artık
Hasta olsam da devam etmem gereken

Zaten bir oyun da değil miydi oynanan eskiden
Hala oyun oynayabilsem de bu yaşıma rağmen
Bir arkadaş olmadan tadı çıkmaz zaten oyunun

İyisi mi ilacımı almalıyım
Sonra da çıkmalı dışarı yaşamalıyım
Ama kimbilir belki yeniden hasta olunca...

Posted: Wed Nov 07, 2007 4:56 am
by Dreamscape
Aç Toprak

Acıkmıştı toprak
Canı su içmek istiyordu
Ama yoktu ki elleri
Kavrayabilsin bir bardağı.
Sırt üstü yatmış göğe bakıyordu
Yüz ifadesi buruktu
Ã?ünkü gök ona kızıyordu
Koca Sarı tek gözüyle...
Tek bir damla su istemişti
Acaba çok mu şey istiyordu?
Konuşmuyordu benden başkasıyla
Derdini sordum ona
"Niye üzgünsün?"
Oysa gözlerini göğe çevirdi.
şimdi anlamıştım
Neden üzgün olduğunu,
Karnı acıkmıştı besbelli.
Yapacak bir şey yoktu ki
İnsanoğlunun yaptığı hataların cezasını
Yaşlı toprak çekiyordu işte!

Posted: Wed Nov 07, 2007 7:07 am
by Bogus
Toprağın Sahibi

Doğruldu Kabil nihayet,
Abil'in ezik başından.
O toprağa çalıştı hep
Toprak adadı toprağa...

Küçük kardeş öyle mi ya?
Aktı mı teri hiç toprağa?
Kanlı can adanır mı hiç
Kan yutan toprağa.

Ondan aktı zaten,
Küçük kardeşin kanı...
Kin değildir bizi ayıran,
Kıskançlık bozdu aramızı.

Bundandır paylaşamaz
Sürgün soyu Adem'in.
Bundan sevmez bizi,
Kof toprağı cennetin.

Akınca kanı yaradanın
Yaratılanın vücudundan
Ayrıldı kavmi insan
İki insan boyundan

O günden beri ayrıyız biz,
geliyoruz iki soydan,
Yarımız Abil'in akan kanı,
Yarımız Kabil'in ezen taşından.

***

Güzel gidiyor bu başlık, çorbada tuzum bulunsun istedim.

Posted: Wed Nov 07, 2007 11:45 pm
by Firble
Ayrı mıyız Gerçekten?

Ayrıldık mı birbirmizden.
Her millet ayırdı mı yollarını diğerinden
Paylaşamayacak kadar yaşamlarını
İnsanlar bencil mi artık
Ya da hep mi bencildi?
Ã?ığlık atan bir kardeşine yardım eden abi de
Kedine getireceği faydasını mı hesaplıyor yardımın....

İnanmıyorum..
Evet insanlığa adamadık kendimizi
Vucudumuzdaki bir hücrenin bizim yaşamımıza adaması gibi.
Kendini
Kendimizi de düşünüyoruz.
Mutlu da olmak istiyoruz.
Ancak başkalarının da mutlu olmasını istiyoruz aynı zamanda
Özülen her insan üzüyor bizi
Hatta en korkunç düşmanımız bile acı çekerken
Yardım etmek istiyoruz
İtiraf etmesek de kendimize

Korku perdeliyor gerçek kimliğimizi
Bencil olmazsak ne kadar mutsuz olacağımızı anlatmışlar bize hep
Ve anlatılanları dinlemişiz
Dinlediğimiz için de gerçek mutsuzluğa mahkum etmişiz kendimizi

Unutmalıyız anlatılanları
En baştan tanımalıyız kendimizi
Korkmamalıyız...
Bir hayat var elimizde
Ötesi var ya da yok
O hayatı nasıl yaşamak istiyorsak öyle olmalı hayatımız
Ve herkes hayatını istediği gibi yaşadığında
Kimse yalnız olmayacak
Hep beraber olacağız yeniden
Korkmadan
Ve daha sıkı tutacağız ellerimizi bu defa...

Posted: Fri Nov 09, 2007 11:39 pm
by Firble
Yazamıyorum

Anlatmak istediğim çok düşünce var kafamda...
Kelimeler yerlerine oturmuyor bir türlü...
Garip bir haldeyim bugün...
Sınavlardan mıdır birkaç gün sonraki...
Yoksa hastalığımdan mıdır bilmiyorum..
Ya da dışarıdaki soğuktan...

Garibim bugün
Dünyanın halinden midir bilmiyorum...
Ya da uzaklarda beni düşünen insanlar mı bunun nedeni
Bilmiyorum nedeni bilmiyorum....

Sonbahar ilerliyor hızla ve kışa geliyor.
Toprak yine çok güzel
Ve gökyüzü
Dünya yine çok şey anlatıyor.
Duyuyor ve görüyorum. Ama olmuyor.
Yazamıyorum....

Posted: Sat Nov 10, 2007 6:41 am
by Dreamscape
Hey sen!
şiir yazmak yorucu bir iştir
Arada bir dinlenmek gerekir
Kalem tutarken titremezsen
Bırak zaten gelmez gerisi...

Ozan ozana destek olmalı
Hasta ozana, hikaye anlatmalı
Ama zaten hasta bilir bunları
Kalkıpta yataktan yeniden yazmalı...

Posted: Sat Nov 10, 2007 6:52 am
by Edmond
Yazmak ilham değil yürektir,
Kelimelerle konuşmak cesarettir,
Bekleme ilhamı gelmeyecek o,
Sen yaz şiirini, yüreğin seninle.

Yaz yeter ki, ne yazarsan yaz,
Nasıl olsa gerisi gelecektir
Eğer ki bir mısra yazdıysan
İkincisi neden olmasın?

Hisset yüreğini, bekleme periyi
Ne zaman geldi ki, şimdi gelsin
Peri yazmayacak bu şiirleri
Yüreğinden dökülen kelimeler yazacak.

Posted: Sun Nov 11, 2007 9:14 pm
by Firble
Zaman Hızlanıyor...

Vakit olması gerekenden az böyle günlerde
Çok iş var
Yaklaşıyor onların bitmesi gereken günler
Geçen her saniye görünür oluyor
Saatler geçtikçe içimde bir his
Zaman sanki daha hızlı eskisinden

Hızlanırken yaşamın her günü daha kısa sürüyor sanki
Sevdiğim müziği dinlemek rüzgarı seyretmek daha zor
Diğer günlere göre
İşler her an aklımda
Ve çalıyorlar zihnimi
Onlarla uğraşmıyorken bile
Onlar meşgul ediyor beni.

Biliyorum tüm görevleri ben kabul ettim üzerimdeki
Tüm ödevleri isteyerek severek aldım.
Sınavların beni sınamasını da isteyen benim...
Ancak bir yolu olmalı
Hem istediklerimi yapmanın
Hem de zamanın ne hızlı ne yavaş
Tam akması gerektiği gibi akmasının

Kimbilir belki ara ara kötü değil
Hızlanması veya yaşaması..
Başka bir parçası bu da hayatın
Tadı alınması gereken
Sonuçta yeni bir hayat kurmak
Hiçbir zaman kolay olmadı...

Posted: Mon Nov 12, 2007 5:44 pm
by Firble
Ã?ncesinde

Birkaç saat kalmış sınava...
Biliyorum ne ilk ne de son sınavı bu
Hayatımın
Ve uçsuz bir çizgi içinde belki önemsiz de yeri
İlk baktığımda

Ancak yine biliyorum ki noktalardan oluşur çizgiler..
Ve her bir noktaya gerekli önemi vermeyen ressam
İstediği resmi çizemez hiçbir zaman...

Neler yapabilirim bu birkaç saatte bilmiyorum
Kimin aklına gelir ki şiir yazmak
Sınava girmeden birkaç saat önce

Ben biliyorum
Hem girilen sınavlar önemsendiğinde
Son birkaç saat bile ne yapılır
Düşünelecek kadar hem de
Hem de bir sınava girmeden
Hayatımdaki yeri bir nokta kadar küçük olsa da
Bu kadar önem verilen bir sınava üstelik
Girmeden vakit bulunduğunda
şiir yazmaya da
İşte o zaman hayatım benim için yaşamaya değer...

Ozan Firble