Page 2 of 7

Posted: Tue Sep 02, 2008 6:13 am
by Firble
Kardes ben boyle bir topluluga ve etkinliklerine sonuna kadar destek verecegimi soylemistim ve hala arkasindayim.. Ama artik biz ( ben ozellikle) yaslaniyoruz.... Hayat baska bir takim sorumluluklar yukluyor. O nedenle bundan boyle siz onden giderseniz ancak biz sizi takip edebiliriz...

Ancak bahsettigin dergide tam olarak ne yapmamizi istiyorsun... Herkes tek tek mi bir sey yapacak toplu olarak mi bir sey yapacagiz? Hangisi olursa olsun ikisine de varim.

Posted: Tue Sep 02, 2008 6:23 am
by Lugtarias
Bir kere daha teşekkür ederim Firble :) Ben senaryosu ortak hazırlanmış ve yazımı da ortaklaşa yapılmış bir öykü yazıp yollarız diye düşünmüştüm. Bildiğim kadarıyla deginin içinde rol yapma oyunlarıyla ilgili yazılar vs. de olacak ama öykü, şiir, deneme vs. de olacak.

Posted: Tue Sep 02, 2008 6:50 am
by Alenthas
E benim başlığa yazmamın nedeni katılıyor olmamdı zaten :)

Posted: Wed Sep 03, 2008 12:47 am
by Lugtarias
Tamam o zaman üç kişi olduk.

Alenthas, Firble ve Lugtarias.

Posted: Wed Sep 03, 2008 3:26 am
by Alenthas
Sanırım Lydronk da var?

Posted: Wed Sep 03, 2008 3:41 am
by Firble
O zaman ortak öykü ile ilgili planları senden sizden bekliyorum... Benim birkaç tavsiyem olabilir ama bana ait öneriler genellikle iki gruptan birine ait olur ya tamamen bize ait bir Dünyada geçen bir öykü.... Ya da bundan daha güzeli içinde yaşadığımız Dünya ile ilgili bir fantastik öykü... Genelde önerilerim bu tarz öykülerle ilgili olur muhtemelen. Ancak bu ikisi dışında bir şey belirlerseniz yine katılırım tabii.

Posted: Wed Sep 03, 2008 3:47 am
by Alenthas
Aslında benim aklımda küçük bir fikir var. Lug sana MSN'den bildiririm beğenirsen yazarsın :)

Bu hikayeyi hep birlikte yazacağız değil mi? Yani ortak hikaye gibi değil de daha çok kulaktan kulağa'nın kararlaştırılarak yapılan versiyonu gibi? Hani oturup dizi/film senaryosu hazırlayan senaristler gibi?

Posted: Wed Sep 03, 2008 4:29 am
by Lydronk
AlenthasLeasess wrote:Sanırım Lydronk da var?
Sanırsın var. Ama sanrılarına o kadar güzenme derim. Benim işim kesin değil, ondan "habadö heppedö" diyerek dalamıyorum. Hani böyle girip bırakmak ayıp olur çünkü :D

Posted: Wed Sep 03, 2008 6:06 am
by Lugtarias
Evet Alenthas ortak kurgu, ortak yazım :)

Lydronk yazmak istersen, biliyorsun seni de görmekten memnun oluruz.

Konuları ve temaları yarından itibaren ayrıntılarıyla tartışır kararlaştırırız. Hepinize çok teşekkür ederim şimdiden :)

Posted: Wed Sep 03, 2008 11:38 pm
by Firble
O zaman seni bekliyoruz kardeş...

Posted: Thu Sep 04, 2008 2:10 am
by Lugtarias
Pekala başlıyoruzzz :)

Ã?ncelikle şunu belirteyim arkadaşlar, çalışmalarımızı Kule Sakinleri'ne yollayabileceğimizi düşünüyordum ya, şu an bir seçenek daha var önümüzde. Sevgili Illyra bir e-dergi hazırlıyor, eğer istersek onun dergisinde de yazabiliriz. İzin veriyor yani :) Zira kendisi de Kovuğun içinde. İstersek her iki dergiye de ayrı çalışmalarımızı yollarız. Karar bize kalmış durumda.

şu an itibariyle Meşe Kovuğunun yazarları:

-Lugtarias -Firble -Alenthas -Illyra

Kurgu önerilerine geçiyorum...

1) adamın gözleri kapalı yanağı yere değiyo.. burnuna gelen kokudan anladığı kadarıyla toprak ama toprağın içinde çakıl taşları felan var batıyo. sonra gözünü yarım yamalak açıyo yorgun felan.. ağızdan derin nefes alıyo böylelikle ağzına toprak felan giriyo kan öksürüyo. sonra kalkıyo bakıyo ki şehir paramparça heryer yıkılmış felan.
Bu Alenthas'ın aklına gelen bir başlangıç. İlginizi çekerse devamının nasıl getirilebileceği konusundaki düşüncelerinizi dile getirebilirsiniz.

şöyle de bir durum var, eğer kendi tasarladığımız bir dünyada geçecekse öykümüz, birlikte bir dünya tasarlamamız gerek. Fakat benim düşüncem şu an yaşamakta olduğumuz dünyada geçmesidir öykümüzün.

2) Net bir başlangıç sunamayacağım şu an için ama şöyle bir tema var benim aklımda. Tarihin çok eski bir döneminde yaşamış, doğa üstü güçlere hakim bir grup insanın, günümüzle kuracağı bağlantı ve bunun sonuçları... Sadece bir düşünce ayrıntılı değil. İlgi çekici olursa sürdürülür.

3) Bir de şöyle birşey diyeceğim, Firble'ın geçenlerde açmış olduğu başlıktaki gibi Halk Edebiyatı'ndan esinlenebiliriz. Halk kahramanlarıyla ilgili, fantastik edebiyatla harmanlanmış bir öykü yazabiliriz. Veya epey eski bir tarihten, Avrupa Hunlarından ya da Köktürkler zamanından bir öykü yazabiliriz.

şimdilik önerilerim bunlar, aklıma geldikçe yazacağım. Lütfen sizde aklınıza gelen en küçük şeyi dahi yazın.

Posted: Thu Sep 04, 2008 2:32 am
by Lugtarias
4) Tüm doğu diyarlarının dağınık korularını okşamayı sessizce üstlenmiş bahar yelinin tadını çıkarmakta olan Tungur, gölgesinde oturduğu büyük çınar ağacının yaprakları arasından, yükseklerde süzülen kartalları izlemekteydi. Hun topraklarına bahar geldiğinde, ender rastlanan çayırlar yeryüzünde görülebilecek olan tüm renkleri barındırır hale gelir, yel ise bulutlar ile yerin arasında duyulabilecek olan her türlü cıvıldayışı kırlardan kırlara taşırdı. Koca ağacın gövdesine dayanmış, nadiren yakalayabildiği yalnızlığının tadını çıkarmakta olan genç adam, baharın büyüleyici güzelliği ile uyuşan bir görüntü oluşturur haldeydi. Ã?yle ki, adamın kara saçları, ılık esen yel ile oynaşan otlara denk bir uyumla dalgalanıyor, çekik olmakla birlikte bademsi bir yapıya sahip olan gözleri, göğe bekçilik eden asil kuşların gözleri kadar derin ve etkileyici bakıyordu. Pek sık olmayan sakalları ve çıkık elmacık kemiklerinin kattığı izlenimin de etkisiyle, Tungur’un sureti dolunaya âşık kurtları andıran bir heybet ve güç yaymaktaydı eşsiz Ayzıt Ormanına.

Günümüz dünyasından çok daha saf ve deneyimsiz haldeki o eski dünya için koşullar alışılmışın fazlaca dışındaydı. Huzur ve dinlence… Bunlar zor elde edilebilen şeylerdi bozkırın çocukları için.


Bu da benim tasarladığım bir başlangıç arkadaşlar.

5) Süvarilerin atları evrilmekte olan havanın farkındaydı. Ve bu durumdan hoşnut oldukları söylenemezdi. Ã?nce bir baş daha ileride olan kısrak belli etti huysuzluğunu tiz ve kesik bir kişnemeyle . Ardından gerideki kısrağın gırtlağından da hoşnutsuzluk hırıltıları yükselmeye başladı. Fakat kısrağın hırıltıları son bulmadan, toprağı iliklerine kadar titreten bir gök gürültüsü, o ana kadar işitilebilecek olan her türlü sesi öfkeyle bastırdı. Artık duyulacak olan tek şey göğün sesiydi...
Fırtınanın kuzeyden gelmekte olduğunu anlamak atlılar için zor olmadı. Ve bunu fark ettiklerinde, kuzeye doğru aynı hızla ilerlemeye devam edebilirlerse bir süre sonra fırtınadan kurtulacaklarını düşünmekteydiler. Giderek hızlanan ve olağanüstü bir çabuklukla sıklaşan yağmur damlaları kukuletalarından içeri sızmaya başlamıştı ki öndeki atlı başını hafifçe yana çevirerek, şiddetli yağmurun ve durmadan yenisi gelen gök gürültülerinin arasından yoldaşına seslendi:
‘’Asqan! Fırtına kaçılacak türden değil gibi gözüküyor. Geriye dönersek bizi yutar. Doğruca içine dalıp kuzeye sürmeye devam edelim. İçinden çıkana kadar dayanabiliriz. Ne dersin?’’
Yağmurdan korunmak için kıstığı gözleri, çatılmış kaşları ve yüzüne dökülen uzun, kara saçlarıyla, solgun ay ışığında oldukça çetin gözüken Asqan, yeri göğü inleten gümbürtülerin arasından yoldaşının gür sesini seçti ve elinden geldiğince yüksek bir sesle yanıtladı:
‘’Ya kuzey-batıya, mağaralara gideceğiz ya da Yontu Köl’e kadar durmayacağız. Fırtınayı atlatmak çok uzun sürmez. Ama yıldırımlar gerçekten tehlikeli.’’
‘’Devam edelim öyleyse kuzeye!’’
Ve bu kararla birlikte gözlerini kırpmadan ilerlemeye devam ettiler fırtınanın göbeğine, dillerinde türküleriyle.


Bu da farklı bir başlangıç olabilir. Veya 4 ile birleştirilebilir...

Posted: Thu Sep 04, 2008 6:10 am
by Lugtarias
şöyle birşey geldi aklıma, eğer 5. başlangıç ilgi çekici bulunursa, onu Asya'da ki dev-beyaz piramitlerle(Mısırdaki ve Meksikadaki benzerlerinden daha büyük olduklarını okudum. Bugün Ã?in sınırında bulunuyorlar.) ilgili bir öykü haline getirebiliriz. O iki süvari Piramitten yollanan ulaklar olabilir örneğin... 4 ile bağlarsak 5'i o süvariler Tungur'un yanına gidebilirler mesela. Orta-Asya mitolojisindeki varlıkları karakterler haline getirebiliriz. Hatta o varlıklardan oluşmuş halklar bile olur. Barak diye it başlı bir ulus hatırlıyorum mitolojiden mesela. Ya da tepegözler... Firble'ın Halk Edebiyatı'yla ilgili başlıkta yazdığı gibi, birçok yerde söylendiği üzere Usta Tolkien'in esin kaynağı, İngiliz, Kelt mitolojisiydi. Bizde mitolojiden esinlenebiliriz...

Posted: Thu Sep 04, 2008 6:31 am
by Firble
Hepsi olabilir kardes... Ancak dil olarak ben gunumuzun dilin daha yakin bir dilin daha rahat okunacagini ve iyi olacagini umuyorum. Gerekirse o gune iliskin bazi ufak ayrintilar katabiliriz... Tipki vre kardesim seklinde yazinca yazida biraz yunanli havasi olmasi gibi. Ancak bu havayi arttirirsak bu defa bizim icin yazmak okuyan icin okumak daha rahat olabilir.

Gunumuz Dunyasindan geriye veya mistik bir Dunyanin icine giden bir hikaye de ilginc olabilir belki gerci benim aklimda fazla bir tasarim yok....

Posted: Thu Sep 04, 2008 7:20 am
by Lugtarias
Dil konusunda, öykünün geçtiği dönem ve yerin havasının verilmesi gerektiğine kesinlikle katılıyorum.

Bunun yanında aklımda birşey daha hafifçe şekillenmeye başladı. Sonuçta amacımız ortak bir kurgu ortaya koymak ve ben buna çok önem veriyorum. Dolayısıyla nasıl bağlayabilirim diye düşündüm mevcut fikirleri, şu an ortaya konan düşüncelerle ilgili şöyle bir kurgu belirlenebilir. Eski bir zamanda -M.Ã?.500 olabilir örneğin- Asyada geçecek öykü. Olabildiğince mitolojik ögeyle harmanlanacak. Fakat şöyle de birşey olacak. Ã?ykünün geçtiği dönemin doğa üstü güçlere sahip karakterlerinden birisi bir trans ya da buna benzer bir durum sırasında çok çok zaman öteden -Belki 2500 lerden?- ruhlara rastlayacak. Bu ruhlardan birisi de, Alenthas'ın fikrindeki adamın, uyanıp kendini yerde bulan adamın, baygınken özgür kalan ruhu olacak.

''Böyle bağlantılar kuruluyor ama ortada öykünün bel kemiği yok henüz. Yani olaylar örgüsü, nedenler-sonuçlar, karakterlerin amacı, öykünün neyi anlatacağı, ortamın durumu vs. çok belirsiz.'' diye düşünülebilir ilk başta. Ancak lütfen bunu olumsuz bir durum olarak görmeyin. Ben öykülerimde önce kullanılacak ögeleri, yerleri, zamanları, bağlantıları belirlerim, bunu çizim yapmaya başlayan bir ressamın önce silik ve belirsiz bir takım çizgiler ortaya koyması gibi düşünebilirsiniz. Fakat sonra çizgiler kimi zaman zarifçe kimi zaman keskince birleşiverirler. Ben şu ana kadar öykülerimde bunu yaptım. Fakat dediğim gibi uğraşmakta olduğumuz şey bir grup çalışması ve bu yöntem içimizden birine ters gelirse, değiştirebiliriz.

Daha fazla konuşup konuyu boğmak istemiyorum. Biraz da sizin yazmanızı bekliycem :)