Kara Toprak
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Güneşin yere yaklaşmasıyla rüzgar hissedilmeye başlamıştı. Güneş kaybolduğunda hava daha da soğuyacaktı. Bunu bilen genç yolcu etraftaki tepelerde konaklayabilecek bir mağara, yıkıntı veya dev bir girintili kaya oluşumu ararken tepelerden birinin üzerinde doğal oluşumlara aykırı ufak bir yapı fark etti. Muhtemelen kulübeydi bu yapı.
"Umarım kulübenin sahipleri misafirperverlerdir, haftalardır sıcak bir oda yüzü görmedim..." diye düşünüyordu kulübeye doğru yürürken. Yaklaştıkça buranın ne olduğunu fark etti: Burası bir handı! Bir gülümseme belirdi yüzünde. En azından bir yatak garantiydi. Ama bedelini ödemesi gerekiyordu. Bir handa konaklamanın en iyi yanı da, dört bir taraftan gelen yolculardan yeni bilgiler edinmek olacaktı. Onun arayışına yardım edecek her bilgi altın değerindeydi.
Bu düşüncelerle yürüyerek vardı hana. Kapıyı aralayarak içeri girdi. Basit bir handı burası. Burada bir han olduğunu bilmiyordu; istediği kadar basit olsun, bu durum mutlu etmişti yolcuyu. Ağır adımlarla ilerleyerek bara vardı. Taburelerden birine yerleşti, bir "oh" çekti. Bütün gün yürümüştü, ayaklarının yerden kesilmesi iyi gelmişti.
"Umarım kulübenin sahipleri misafirperverlerdir, haftalardır sıcak bir oda yüzü görmedim..." diye düşünüyordu kulübeye doğru yürürken. Yaklaştıkça buranın ne olduğunu fark etti: Burası bir handı! Bir gülümseme belirdi yüzünde. En azından bir yatak garantiydi. Ama bedelini ödemesi gerekiyordu. Bir handa konaklamanın en iyi yanı da, dört bir taraftan gelen yolculardan yeni bilgiler edinmek olacaktı. Onun arayışına yardım edecek her bilgi altın değerindeydi.
Bu düşüncelerle yürüyerek vardı hana. Kapıyı aralayarak içeri girdi. Basit bir handı burası. Burada bir han olduğunu bilmiyordu; istediği kadar basit olsun, bu durum mutlu etmişti yolcuyu. Ağır adımlarla ilerleyerek bara vardı. Taburelerden birine yerleşti, bir "oh" çekti. Bütün gün yürümüştü, ayaklarının yerden kesilmesi iyi gelmişti.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Lydronk uzun yürüyüşünü noktalamaya karar verdi, ve bulacağı ilk hana girmek için kendisiyle anlaştı.
Ama bulabildiği ilk han olan Kara Toprak hanına varması beş saatini almıştı. Varabildiğine şükretti ve atından -ki aslında at kendisine ait değildi- indi ve hanın kapısına yöneldi. Eski bir alışkanlıktan ötürü, hanın kapısını çaldı. kimse gir demeyince, artık bürokratik bir ortamda olmadığını hatırlayıp kendi kendine sırıttı.
Kapıyı açıp içeri girdi, aklına ilk geleni söyledi: "Başka şubeniz falan var mı? Kara Toprak ismi çok tanıdık geldi de..." Sonrasında bir tabureye oturup: "Bana bir, eee... Durun, durun," dedi, kaşları çatılmıştı. "Paramı şu atın eyer çantasında unutmuşum, gidip getireyim."
Hızla çıktı, atın eyer çantasından on gümüş para, iki bıçak, bir çift çorap, bir boş şişe, beş tane maymuncuk, bir buruşuk cüppe, üç kitap ve on altı tane çakıl taşıyla bir sapan çıkardı. Daha sonra bıçaklardan birini şuan üstüne giydiği cüppenin iç cebine koydu, parayı da çorap çiftinin tekini kullanarak yaptığı keseye yerleştirdi. Hana geri girerken neredeyse yine kapıyı çalacaktı ki vazgeçti.
Eski taburesine oturdu, arkadaşının da geleceği konusunda ısrarcı davranarak iki bardak bira istedi. Yalnız arkadaşı çok içmiyordu, o yüzden bardaklardan birini yarım doldurmanın yeteceğini söyledi.
Ama bulabildiği ilk han olan Kara Toprak hanına varması beş saatini almıştı. Varabildiğine şükretti ve atından -ki aslında at kendisine ait değildi- indi ve hanın kapısına yöneldi. Eski bir alışkanlıktan ötürü, hanın kapısını çaldı. kimse gir demeyince, artık bürokratik bir ortamda olmadığını hatırlayıp kendi kendine sırıttı.
Kapıyı açıp içeri girdi, aklına ilk geleni söyledi: "Başka şubeniz falan var mı? Kara Toprak ismi çok tanıdık geldi de..." Sonrasında bir tabureye oturup: "Bana bir, eee... Durun, durun," dedi, kaşları çatılmıştı. "Paramı şu atın eyer çantasında unutmuşum, gidip getireyim."
Hızla çıktı, atın eyer çantasından on gümüş para, iki bıçak, bir çift çorap, bir boş şişe, beş tane maymuncuk, bir buruşuk cüppe, üç kitap ve on altı tane çakıl taşıyla bir sapan çıkardı. Daha sonra bıçaklardan birini şuan üstüne giydiği cüppenin iç cebine koydu, parayı da çorap çiftinin tekini kullanarak yaptığı keseye yerleştirdi. Hana geri girerken neredeyse yine kapıyı çalacaktı ki vazgeçti.
Eski taburesine oturdu, arkadaşının da geleceği konusunda ısrarcı davranarak iki bardak bira istedi. Yalnız arkadaşı çok içmiyordu, o yüzden bardaklardan birini yarım doldurmanın yeteceğini söyledi.
Kapıdan içeri girerken sivri şapkası takıldı ve yere düştü. Düşer düşmez kafasını yokladı. Havaya baktı. şapkası orada da yoktu. Arkasını döndü. Sol kaşını çattı. Yere baktı. şapkayı yerde görür görmez ayağını üstüne yakalarmışçasına bastırdı. Suçlarcasına parmağıyla şapkasını işaret etti. "Hah! Benden kaçamazsın seni ip çuvalı! Bu son kaçışın olacak. Birdahakine seni kafama yapıştırıcam!" Sonra hışımla şapkasını yerden aldı. Kafasına yamukça yerleştirdi ve uzun beyaz sakalını çekiştire çekiştire bara doğru yürümeye başladı. Yaşlı büyücü ilerlerken sol elindeki tahta asayla hanın zeminine 'tok' 'tok' vuruyordu. Beyaz cüppesinin kırışıp kırışmamasına dikkat etmeden tabureye oturdu. Sonra kaşlarını çatıp elini çenesine koydu. Yüzünden ne düşündüğü anlaşılmıyordu.
İstifini bozmadan kendi kendine mırıldanmaya başladı. "Ã?arpa... yok yok başka bir şeydi. şalat? şey... neydi şu elf meretinin adı." biraz daha düşündü sonra zaferinin ona verdiği sevinçle gülümsedi. Ellerini şap diye tezgaha koydu. "Evlat. Bana bir kadeh şarap!".
İstifini bozmadan kendi kendine mırıldanmaya başladı. "Ã?arpa... yok yok başka bir şeydi. şalat? şey... neydi şu elf meretinin adı." biraz daha düşündü sonra zaferinin ona verdiği sevinçle gülümsedi. Ellerini şap diye tezgaha koydu. "Evlat. Bana bir kadeh şarap!".
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Alenthas birasına yumulmuşken içeriye yeni müşteriler gelmeye başladı.
İyi etmişim anlaşılan bu işte diye düşündü Archi. Burası çok iş yapacağa benzer.
"Bana Archi derler patron, sen de öyle dersen mutlu olurum. Buralardan dışarıya hiç çıkmadım, korkarım da yolculuk etmeye doğrusunu istersen" dedi. Bunu derken hem Alenthas'a hem de korsana bakıyordu. İkisinin de anlatacakları vardı elbet.
Hemen sana yiyecek birşeyler getiriyorum dedi yemek isteyen müşteriye ve biraz sonra elinde yeni bir kupa bira ve bir tabak kuzu yahnisiyle geldi.
"Buna yeter paran patron" dedi ve müşterilerle ilgilenen Salmir'e göz attı. İyi oldu da aldım bu adamı dedi kendi kendine.
"Evet bu hanın adı tandık gelir, ben de buraya gelenlerden duydum. Eski diyarlarda bir han varmış, kadim han derlermiş. Oradan şeettim adını. Sen biliyorsun orayı?" dedi. Kara toprakla ilgili duyduğu hikayeler çok iyi değildi aslında. İnsanların içmek için değil bilgi için geldikleri ve zayıfların uzun yaşamadığı bir hanmış ama tabi bunları kimseye söyleyecek değildi. O neşeli bir han istiyordu.
Han kalabalıklaşmaya başlamıştı bile şimdiden.
---
Salmir bir anda kalabalıklaşan hanla önce afalladı ama yapacak birşey yok. Anlaşılan kötü zamana denk gelmişti. Hanı bomboş görünce iyi ense yaparım diye düşünmüştü ama ne gelirse bana iyidir kabilinden. "Çalışırım be!" dedi içinden. Kapıdan yeni gelen konuğa baktı. İyi bi oh çekmişti.
"Ulan parasız olmak da kötü iş be! Benim oh çekmem lazım ama çalışıyoruz anasını.. " dedi kendi kendine.
"Hoşgeldin patron, ne arzu edersin?" dedi (Possessede)
Biraz düşündükten sonra da ekledi hafif bir gülümsemeyle.
"Kuzu yahnim, soğuk biram var. Tabi birde gece için yatacak yer. İyidir iyidiiiir!" dedi. Bu arada garip bi adam hana girip çıkmıştı.
"Hay aksi, ulan!!" dedi kendi kendine. "Nedir bu çilem! Bir de güzel hatun gelse bari" diye hayıflandı içinden ama bu duasına kim karşılık verecekti ki. Bu arada az önceki telaşlı bey tekrar içeri girip hemen yandaki tabureye çöküvermişti.
"Yükün ağırmış yoldaşlık" dedi yeni gelene ama sonra garson olduğunu hatırlayıp. "Hanımıza hoş geldiniz" diye toparladı.
"Ne arzu ederdiniz? Kuzu yahni ile biramız var."
İyi etmişim anlaşılan bu işte diye düşündü Archi. Burası çok iş yapacağa benzer.
"Bana Archi derler patron, sen de öyle dersen mutlu olurum. Buralardan dışarıya hiç çıkmadım, korkarım da yolculuk etmeye doğrusunu istersen" dedi. Bunu derken hem Alenthas'a hem de korsana bakıyordu. İkisinin de anlatacakları vardı elbet.
Hemen sana yiyecek birşeyler getiriyorum dedi yemek isteyen müşteriye ve biraz sonra elinde yeni bir kupa bira ve bir tabak kuzu yahnisiyle geldi.
"Buna yeter paran patron" dedi ve müşterilerle ilgilenen Salmir'e göz attı. İyi oldu da aldım bu adamı dedi kendi kendine.
"Evet bu hanın adı tandık gelir, ben de buraya gelenlerden duydum. Eski diyarlarda bir han varmış, kadim han derlermiş. Oradan şeettim adını. Sen biliyorsun orayı?" dedi. Kara toprakla ilgili duyduğu hikayeler çok iyi değildi aslında. İnsanların içmek için değil bilgi için geldikleri ve zayıfların uzun yaşamadığı bir hanmış ama tabi bunları kimseye söyleyecek değildi. O neşeli bir han istiyordu.
Han kalabalıklaşmaya başlamıştı bile şimdiden.
---
Salmir bir anda kalabalıklaşan hanla önce afalladı ama yapacak birşey yok. Anlaşılan kötü zamana denk gelmişti. Hanı bomboş görünce iyi ense yaparım diye düşünmüştü ama ne gelirse bana iyidir kabilinden. "Çalışırım be!" dedi içinden. Kapıdan yeni gelen konuğa baktı. İyi bi oh çekmişti.
"Ulan parasız olmak da kötü iş be! Benim oh çekmem lazım ama çalışıyoruz anasını.. " dedi kendi kendine.
"Hoşgeldin patron, ne arzu edersin?" dedi (Possessede)
Biraz düşündükten sonra da ekledi hafif bir gülümsemeyle.
"Kuzu yahnim, soğuk biram var. Tabi birde gece için yatacak yer. İyidir iyidiiiir!" dedi. Bu arada garip bi adam hana girip çıkmıştı.
"Hay aksi, ulan!!" dedi kendi kendine. "Nedir bu çilem! Bir de güzel hatun gelse bari" diye hayıflandı içinden ama bu duasına kim karşılık verecekti ki. Bu arada az önceki telaşlı bey tekrar içeri girip hemen yandaki tabureye çöküvermişti.
"Yükün ağırmış yoldaşlık" dedi yeni gelene ama sonra garson olduğunu hatırlayıp. "Hanımıza hoş geldiniz" diye toparladı.
"Ne arzu ederdiniz? Kuzu yahni ile biramız var."
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Yaşlı bir de kaçık ha
diye gülümsedi kendi kendine Archi, işte hanım tam oluyor dedi.
Adamda bir gariplik vardı, biraz sersem görünüyordu ama genç Archi bu dünyada hiçbir sersemin yaşayamayacağını ve özellikle de yaşlanamayacağını biliyordu. Bu herifte bi dalga vardı ama bakalım çıkardı suyu.
"Hoş geldin patron, şarabın yıldırım hızıyla geliyor" dedi. Bir iki saniye sonra da ekledi. "Evet geliyor" dedi son anda. Aslında param da o hızla gelsin diyecekti ama aç gözlü davranmanın anlamı yok. Yoksa parası, bir daha vermeyi verirdi olur biter.
şarabını doldurup verdi genç hancı yaşlı adama ve ekledi.
"Güzeldir şarabım patron, keyfini çıkart. "
Cüppe şapka, ulan bu bi büyücü olmasın. Hay ben.. neyse neyse.. onlar da biraz uyuz da olsa müşteridirler di mi?
Adamda bir gariplik vardı, biraz sersem görünüyordu ama genç Archi bu dünyada hiçbir sersemin yaşayamayacağını ve özellikle de yaşlanamayacağını biliyordu. Bu herifte bi dalga vardı ama bakalım çıkardı suyu.
"Hoş geldin patron, şarabın yıldırım hızıyla geliyor" dedi. Bir iki saniye sonra da ekledi. "Evet geliyor" dedi son anda. Aslında param da o hızla gelsin diyecekti ama aç gözlü davranmanın anlamı yok. Yoksa parası, bir daha vermeyi verirdi olur biter.
şarabını doldurup verdi genç hancı yaşlı adama ve ekledi.
"Güzeldir şarabım patron, keyfini çıkart. "
Cüppe şapka, ulan bu bi büyücü olmasın. Hay ben.. neyse neyse.. onlar da biraz uyuz da olsa müşteridirler di mi?
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Lydronk hafifçe sırıttı: "Evet, evet, iyi ki benim yerime at taşıyor di mi? O kadar yükü ben taşıyacak olsaydımbelim şimdiye kırılmıştı. Eh, neyse, benim arkadaşım gelir birazdan, yalnız ağır içici değildir, ona yarım bardak, bana da bir bardak bira iyi olur du. Ne kadar tutacak ama?"yeminer wrote:"Yükün ağırmış yoldaşlık" dedi yeni gelene ama sonra garson olduğunu hatırlayıp. "Hanımıza hoş geldiniz" diye toparladı.
"Ne arzu ederdiniz? Kuzu yahni ile biramız var."
Uzun bir aradan sonra rütbelerden bağımsızca insanlarla iki çift laf edilebilecek bir yerde olmak güzeldi. Biraz rahatlamaya karar verdi, artık dünyadaydı, girmeden önce kapı çalmak, insanlara dalkavukluk yapmak artık bir zorunluluk değildi. Bu özgürlük düşüncesiyle karnının da çok dolu olmadığını fark etti: "Kuzu yahni, evet! Bir tabak yemek iyi gelir şimdi!"
"Bişey olmaz alışırdın" dedi Salmir alışkanlıkla. "Ben kaç aydır taşıyordum ama tabi fiyaka seninki kadar sağlam kalmıyo bi kere kendin taşıyınca" dedi. Bu garsonluk işini sevmişti. Muhabbet edecek adam bulmak zordu bu diyarda. Ulan bi de kadın bulabilsem ahahaha...
Güldüm mü acaba cidden? Yalnızken kendi kendine konuşmaya da mı başlamıştı?
"Hepsi birbuçuk gümüş eder patron" ben getiriyorum yahnin, dedi ve hızla mutfağa seğirtti. Biraz sonra da elinde bir tabak yahni ve bir buçuk!(Ulan bi temiz birayı içemeyen de varmış ama neyse bana ne?)
"Patron bunlar istediklerin. Bir isteğin olursa söyle." dedi Salmir ve son anda ekledi?
"Nereden geliyorsun, at mat?" bir saniye bekledikten sonra ekledi. "Pek at bulunmuyor buralarda"
Güldüm mü acaba cidden? Yalnızken kendi kendine konuşmaya da mı başlamıştı?
"Hepsi birbuçuk gümüş eder patron" ben getiriyorum yahnin, dedi ve hızla mutfağa seğirtti. Biraz sonra da elinde bir tabak yahni ve bir buçuk!(Ulan bi temiz birayı içemeyen de varmış ama neyse bana ne?)
"Patron bunlar istediklerin. Bir isteğin olursa söyle." dedi Salmir ve son anda ekledi?
"Nereden geliyorsun, at mat?" bir saniye bekledikten sonra ekledi. "Pek at bulunmuyor buralarda"
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Alenthas üzülse mi, sevinse mi karar veremedi. Hanın kalabalık olması güzel di güzel olmasına ama, en güzel muhabbetler başbaşa yapılırdı. Kalabalık oldu mu ortam geyiğe döner, gürültü olurdu. Aslında diye düşündü sarhoş olduğuma göre benim için pek de fark etmiyor sanırım.
şu hancıya da yazık doğrusu. Bir yandan acıyorum, bir yandan özeniyorum. Alem adamım yahu. Hancı sağa sola koşturuyor, içkileri koyuyor, yemekleri hazırlıyor, üstüne üstlük hem de muhabbet ediyordu.
Alenthas kalabalık bir ortamda her zaman yaptığını yaptı ve dinlemeye başladı. Bazen dinlemek konuşmaktan çok daha huzur verici, hatta yararlı olabiliyordu.
şu hancıya da yazık doğrusu. Bir yandan acıyorum, bir yandan özeniyorum. Alem adamım yahu. Hancı sağa sola koşturuyor, içkileri koyuyor, yemekleri hazırlıyor, üstüne üstlük hem de muhabbet ediyordu.
Alenthas kalabalık bir ortamda her zaman yaptığını yaptı ve dinlemeye başladı. Bazen dinlemek konuşmaktan çok daha huzur verici, hatta yararlı olabiliyordu.
şaraptan bir yudum aldı ve kaşlarını çattı. Sonra çantasındaki keseleri karıştırmaya başladı. Aradığını bulamadı ki keseleri teker teker masaya koymaya başladı. Baharatlar, yarasa guanosu, keçi tüyü, tavşan kulağı... Baharatlar kokularını yaymaya başlamıştı ki tavşan kulaklarının olduğu keseden bir altın (!) çıkardı. Sonra bir tane daha (!). Altınları hancıya uzattı. Sonra şarabından gülümseyerek bir yudum daha aldı. Hancının yaklaşmasını işaret etti. Burnunun dibine kadar geldiğinde şaşırmış bir yüz ifadesi takınarak "Evlat. Yaşlı bedenim ve tembel ayaklarım beni buradan uzağa götürmeye niyetli değil. Bununla ne kadar kalabilirim?". Açık siyah gözler hancının üzerindeydi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
"Sağol, şimdilik iyiyim böyle..." dedikten sonra elini çoraptan yapılmış kesesine daldırdı, iki gümüş çıkardı. "Buyur, boğzuğum yok. Üstünü de getirme, bahşiş niyetine kalsın."yeminer wrote:"Patron bunlar istediklerin. Bir isteğin olursa söyle." dedi Salmir ve son anda ekledi?
"Nereden geliyorsun, at mat?" bir saniye bekledikten sonra ekledi. "Pek at bulunmuyor buralarda"
"Cidden burada ne bulunuyor ki? At yok, tek tük evler var, han desen şimdiye dek bir tek bunu gördüm. Ben kuzey tarafında küçük bir şehirden geliyorum. Zaten artık büyük şehir diye bir şey kalmadı, ha? Neyse, o şehrin loncalarından birinde eğitim görüyordum. Gerçi iki tane lonca vardı, çok da seçeneğim yoktu. Göç sırasında -bizim orada şu koca portaldan geçme olayına Göç derler- babam ölmüş, ya da prtaldan geçtikten sonra annem bulamamış adamcağızı. Ben daha küçüktüm tabii. Annem de babam gibi maceracı olayım diye beni loncaya yazdırdı, beş sene eğitim gördüm orada. Gerçi annem akıllı kadındır, kesin bir yerden bu maceracılık işinde çok para olduğunu duymuştur da, benim kazandığım paraları yemek için beni maceracı yapmıştır..."
Sonra gülüp başını salladı: "Seni de tutmayayım, han kalabalıklaştı iyice. Bir şeyler isteyenler azalınca konuşuruz tekrar. Zaten daha bir süre burada kalırım sanırım..."
Hanın dolmasıyla muhabbetler biraz daha sıklasmıstı. Herkezin muhabbete ihtiyacı vardı. Duydugu en gaddar savascıların bile güzel bir muhabbete ihtiyacları oldugunu düsünürdü Donaef. Sonuçta kendisi de gaddar birisi sayılabilirdi. Korsandı nede olsa. Hancının söylediklerini dinledi bir tabure yanında ise birisi oturuyordu. Anlasılan hana gelmeden öncede icmisti, sarhoş bir adam gördümü hemen anlardı. önüne gelen yemeğe baktı birde biraya baktı "Hancı başı...Hmm böylesi dogru değil sanırım... Archi" diye düzeltti konusmasını ve yahniden kocaman bir parca midesine indirdi ve agzı doluyken konusmaya basladı. "Ohohoho yahninin hakkını vermek gerek Archi. Bu gercekten lezzetli. Benim adım Donaef...Donaef Loaroam ve eskiden buralarda yaşamama rağmen uzun bir yolculuğa çıkmak zorunda kaldım." dedi ve yahnisine yumuldu. Yemeğin yanına gelen birasından bir yudum daha aldı. "Buralara yıllar sonra dönmek güzel bir his. Buralar yıkılmış... zaten ben gitmeden öncede yıkılmaya yüz tutmus ve kaderiyle savasıyordu bu diyar, ama cehennem ateşiyle de yansa memleketim gibisi yoktur Archi kardeş" diyerek yemeğini hızla bitirmeye koyuldu.
Bu gün kasayı güzel kapatacağız anlaşılan be
Diye düşündü Archi. İlk gün için fazlası ile iyi bir başlangıç yapmıştı. Akşam olalı çok olmuş, hatta gecenin bir yarısı bile gelmişti. Misafirlerin neredeyse hepsi kalıcıydı.
"O para seni baya burada yatırır " dedi Archi gözleri kocaman kocaman olmuş altın paralara bakıyordu. "Ulan turnayı gözünden vurdun Archi" dedi içinden heyecanla. "Bu adamın bu kadar parası varsa anlatacakları da vardır kesin. Acaba ne oluyor dünyada?"
"Yaşlı kemiklerinizi nerelerde yordunuz yaşlı kişi? Sizin gibi biri için ne tür işler vardır bu diyarda benim aklım almıyor ama? Ne işler yaparsınız?"
Bu arada biraz önceki sarhoşun durulup etrafı finlemeye başladığını farketti. "Ulan kesin bi bityeniği var bu herifte. Sarhoşmuş, babayı sarhoş " dedi kendi kendine ama ekledi. "Ama sanki sarhoş gibi be?"
Bu arada yahnisine bir iltifat mı gelmişti
Ahaaa, tombul aşçıya bu gece iyi davranmak için bir neden daha!
"Bulabileceğin en iyilerdendir patron." dedi müteşekkir bir bakışla. "Siz burada ne kadar kalmayı planlıyorsunuz? Burada eminim sizin gibi güçlü kuvvetli bi adam için iş vardır. Ne iş yapardınız normalde?"
"O para seni baya burada yatırır " dedi Archi gözleri kocaman kocaman olmuş altın paralara bakıyordu. "Ulan turnayı gözünden vurdun Archi" dedi içinden heyecanla. "Bu adamın bu kadar parası varsa anlatacakları da vardır kesin. Acaba ne oluyor dünyada?"
"Yaşlı kemiklerinizi nerelerde yordunuz yaşlı kişi? Sizin gibi biri için ne tür işler vardır bu diyarda benim aklım almıyor ama? Ne işler yaparsınız?"
Bu arada biraz önceki sarhoşun durulup etrafı finlemeye başladığını farketti. "Ulan kesin bi bityeniği var bu herifte. Sarhoşmuş, babayı sarhoş " dedi kendi kendine ama ekledi. "Ama sanki sarhoş gibi be?"
Bu arada yahnisine bir iltifat mı gelmişti
"Bulabileceğin en iyilerdendir patron." dedi müteşekkir bir bakışla. "Siz burada ne kadar kalmayı planlıyorsunuz? Burada eminim sizin gibi güçlü kuvvetli bi adam için iş vardır. Ne iş yapardınız normalde?"
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Lydronk wrote:"Sağol, şimdilik iyiyim böyle..." dedikten sonra elini çoraptan yapılmış kesesine daldırdı, iki gümüş çıkardı. "Buyur, boğzuğum yok. Üstünü de getirme, bahşiş niyetine kalsın."yeminer wrote:"Patron bunlar istediklerin. Bir isteğin olursa söyle." dedi Salmir ve son anda ekledi?
"Nereden geliyorsun, at mat?" bir saniye bekledikten sonra ekledi. "Pek at bulunmuyor buralarda"
"Cidden burada ne bulunuyor ki? At yok, tek tük evler var, han desen şimdiye dek bir tek bunu gördüm. Ben kuzey tarafında küçük bir şehirden geliyorum. Zaten artık büyük şehir diye bir şey kalmadı, ha? Neyse, o şehrin loncalarından birinde eğitim görüyordum. Gerçi iki tane lonca vardı, çok da seçeneğim yoktu. Göç sırasında -bizim orada şu koca portaldan geçme olayına Göç derler- babam ölmüş, ya da prtaldan geçtikten sonra annem bulamamış adamcağızı. Ben daha küçüktüm tabii. Annem de babam gibi maceracı olayım diye beni loncaya yazdırdı, beş sene eğitim gördüm orada. Gerçi annem akıllı kadındır, kesin bir yerden bu maceracılık işinde çok para olduğunu duymuştur da, benim kazandığım paraları yemek için beni maceracı yapmıştır..."
Sonra gülüp başını salladı: "Seni de tutmayayım, han kalabalıklaştı iyice. Bir şeyler isteyenler azalınca konuşuruz tekrar. Zaten daha bir süre burada kalırım sanırım..."
"Ya ben şansımın, ulan ben o kadar dolaştım süründüm. şu lanet şehirden kurtulmak için ama millet şehirlerde loncalarda eğitim görmüş! Bu diyara bir yönetim dirlik düzen şart patron" dedi Salmir. Adamın anlattıklarıyla şok olmuştu. Kaç aydır bu yaban diyarı dolaşıyor, kendini atabilecek biryer arıyordu ki bulamamıştı şu lanet diyarda. Ama bir kuzeye gitmemişti soğuk diye! Bahtıma tüküriyim dedi kendi kendine yeni garson. Ama en azından biraz bahtı açılmıtı. Birileri ile konuşmak iyi gelmişti.
Bu arada elindeki iki gümüşlüğün üstünün kendine kaldığını farketti. İçi mutlulukla doldu. şu hancı denilen deyus adamı sevmişti başta ama bu kadar işe koştuktan sonra sanki duyguları değişiyordu taa ki bu yarım gümüşü cebe indirene kadar.
"Saolasın patron" dedi hafif başını eğerek. Bahşiş veren müşteri her zaman iyi müşteridir dedi kendi kendine.
Saat geç olmuştu, birazdan konuklar odalarına çıkmaya başlardı. Bu kadar adamın buralarda olmasının bi nedeni olmlıydı..
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Donaef sonunda lezzetli yahnisini bitirmis ve hatta ikinci birasının bile bardaktaki son damlalarını yalıyordu. Piposunu özenle doldurdu ve lafa baslayacaktı ki kuzeyden gelen birisinin olduğunu duydu. "Hmm buraya gelmeden önce bende kuzeydeydim. Aslına bakarsan Archi ben neredeyse heryerdeydim. Denizi olan heryerde... " dedi, loncalardan bahseden adama gözü kaydı, birde en yakınında olan sarhoş adama. "Bir bira ve gece rahatça uyuyabileceğim bir oda istiyorum. Hem bir kac günlüğüne buralarda değilim uzun bir dinlenme sürecine ihtiyacım var" dedi ve bir adet altını tezgaha koydu ve parmağıyla paraya vurdu. Altın kayarak Archi'nin tam önünde durmustu "Ehh tam isabet hahahaha!" bu hanı bulduğu iyi olmustu. "İyice dinlenmeye ihtiyacım var. Bir korsanın hayatını kimse yaşamadan bilemez. Hikayelerden cok daha farklıdır." dedi ve iç çekti. Anlatmak istiyordu son macerasını, son üzüntüsünü...
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
"O zaman bir deneyelim menünüzü Hancı Efendi!" dedi genç yolcu sırıtarak.yeminer wrote:"Hoşgeldin patron, ne arzu edersin?" dedi (Possessede)
Biraz düşündükten sonra da ekledi hafif bir gülümsemeyle.
"Kuzu yahnim, soğuk biram var. Tabi birde gece için yatacak yer. İyidir iyidiiiir!" dedi.
Yemek önüne konduğunda bir solukta yedi. Kaç gündür doğru düzgün et yiyemiyordu. Bira da hoşuna gitmişti, bitirince bardağın tazelenmesini istedi. Yemeği bittikten sonra etrafına bir göz gezdirdi. Yanında yapılan sohbetlere kulak kabarttı. Gürültücü insanları pek sevmezdi; ama insanların bildikleri ve gördükleri bu genç yolcuda merak uyandırıyordu. Yabancıların sohbetlerini dinlerken yeni bira dolu bardağının geldiğini fark etmedi bile.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests

