Yeşeren Umutlar
"İçindeki kötülüğü görüyorum insan! Bu orman elfine de kendinle beraber kötü bir yola sürüklüyorsun. Bir büyücüyle iş yapmamak en doğrusuydu." dedi ve tiksinti dolu bir bakışla büyücünün yanından uzaklaştı.".Oturduğu köşeden doğru Orman elfine "Unutma ki kötü yoldasın elf dostum, kötü yolda..." dedi.
Huor'un söylediklerini duyunca biraz şaşırmıştı. Birazdan biraz fazla şaşırmıştı! Bir ozan sandığı Huor, prens miydi!
"Bu sen miydin?" Dryad'ın sesini duymuştu. Dryad farklı bir dilde yine tekrar etmişti: "Hayatımı kurtarıp bana bu kolyeyi veren sen miydin?". Gnom dryad'ın eline baktı, kolye... Çok tanıdıktı. Aha! Bu aile yadigarıydı onların, bu kolye... Nasıl dryad almıştı bunu. Birkaç kopuk hatıra vardı, kolyeyi bir ormanda düşürmüştü... Düşürmüş müydü gerçekten? Kafasına inen bir kütük aklından çıkmıyordu! Sonra bacağı yaralı bir dryad kütüğü kaldırmıştı... Garip bir şekilde Deru'ya benziyordu. Tabii yorgunluk izleri yoktu... Kütük gnomun ölümüne yol açabilirdi, bir dryad onu kurtarmıştı.
Dryad dilinde konuştu:"Deru! Sen osun! Hayatımı borçlu olduğum dryadlardan birisin! İnanmıyorum, gerçekten inanmıyorum... Belli ki aile yadigarımız yanında. İçindeki 'neşeyi' fark etmişşindir değil mi? Bir çeşit neşe tılsımıydı o. şüphesiz, gnomların bütün icat ettiği şeyler arasında dişlilere gerek duymadan da iş gören en ilginç alet...O nasıl senin eline geçti, düşürmemiş miydim? Ben gerçek-"
Lafları birden bölündü: "Seni şerefsiz insan!" anlaşılan yüksek elf sinirliydi.
Biraz sövdükten sonra Safiel konuştu: "...Hem dryad hiçbir halta yaramıyor. Neden onu yanımızda taşıyalım ki. Ã?yle değil mi?"
Yüksek elf birşeyler daha söyleyip gitmişti...
Kendisi Deru'nun konuışulanları anlamadığını umuyordu. Safiel'e hiddetle yaklaştı: "Gerçekten, bir noktada yüksek elfe katılıyorum. 'Hem dryad hiçbir halta yaramıyor!'. Pöh, onu bir de doğada gör, senden on tane eder! Her ne yapacaksan yap Safiel, ben bu dryad -ah, ve çocuk tabii ki- olmadan buradan ayrılamam! Gerekirse ölürüm o dryad için. Sonuçta hayatımı borçluyum. Dryad'ı satmıyoruz! Bu kadar! Ya da sen sat," geri sözlerinin geri kalanına fısıldayarak devam etti: " Benim onu kaçırmak için yöntemlerim var! Ha, peşimizde korsanların dolaşacağı bir gerçek. Ya başka bir yol bul, ya da şonuçlarına hazır ol!"
"Bu sen miydin?" Dryad'ın sesini duymuştu. Dryad farklı bir dilde yine tekrar etmişti: "Hayatımı kurtarıp bana bu kolyeyi veren sen miydin?". Gnom dryad'ın eline baktı, kolye... Çok tanıdıktı. Aha! Bu aile yadigarıydı onların, bu kolye... Nasıl dryad almıştı bunu. Birkaç kopuk hatıra vardı, kolyeyi bir ormanda düşürmüştü... Düşürmüş müydü gerçekten? Kafasına inen bir kütük aklından çıkmıyordu! Sonra bacağı yaralı bir dryad kütüğü kaldırmıştı... Garip bir şekilde Deru'ya benziyordu. Tabii yorgunluk izleri yoktu... Kütük gnomun ölümüne yol açabilirdi, bir dryad onu kurtarmıştı.
Dryad dilinde konuştu:"Deru! Sen osun! Hayatımı borçlu olduğum dryadlardan birisin! İnanmıyorum, gerçekten inanmıyorum... Belli ki aile yadigarımız yanında. İçindeki 'neşeyi' fark etmişşindir değil mi? Bir çeşit neşe tılsımıydı o. şüphesiz, gnomların bütün icat ettiği şeyler arasında dişlilere gerek duymadan da iş gören en ilginç alet...O nasıl senin eline geçti, düşürmemiş miydim? Ben gerçek-"
Lafları birden bölündü: "Seni şerefsiz insan!" anlaşılan yüksek elf sinirliydi.
Biraz sövdükten sonra Safiel konuştu: "...Hem dryad hiçbir halta yaramıyor. Neden onu yanımızda taşıyalım ki. Ã?yle değil mi?"
Yüksek elf birşeyler daha söyleyip gitmişti...
Kendisi Deru'nun konuışulanları anlamadığını umuyordu. Safiel'e hiddetle yaklaştı: "Gerçekten, bir noktada yüksek elfe katılıyorum. 'Hem dryad hiçbir halta yaramıyor!'. Pöh, onu bir de doğada gör, senden on tane eder! Her ne yapacaksan yap Safiel, ben bu dryad -ah, ve çocuk tabii ki- olmadan buradan ayrılamam! Gerekirse ölürüm o dryad için. Sonuçta hayatımı borçluyum. Dryad'ı satmıyoruz! Bu kadar! Ya da sen sat," geri sözlerinin geri kalanına fısıldayarak devam etti: " Benim onu kaçırmak için yöntemlerim var! Ha, peşimizde korsanların dolaşacağı bir gerçek. Ya başka bir yol bul, ya da şonuçlarına hazır ol!"
Barbasso içeri geldiğinde bir sessizlik oldu: "Bu gece burada benim konuğum olacaksınız hepiniz . Yarına istediğiniz gemi haızr olur. İstediğiniz vakit ayrılabilirsiniz. Bu arada bana bir mesaj geldi Safir."
Safir korsan lorduna döndü: "Benimle ilgili sanırsam o mesaj?"
"Evet. Tarikatın mühürü basılı. Bu yüzden okumadım. Sizin açmanız daha uygun kaçar."
Zarfı aldı ve hemen açtı Safir. Yazılanları hızlıca okudu. "Olevia..."
"Efendim?" "Sen anlamzsın Barbasso. Bir Tanrının adını andım. Her hangi bir inancın olmadığından duymaman normal..."
"Onu demedim. Olevianın adını anmanı gerektirecek ne oldu? Belki beni de bildirendirirsin."
"Bu gece yola çıkıyoruz. Yarını bekliyemem. Ve yalnızca üç kişi benimle gelecek. Huor, Barbar çocuk ve Algenia. Başkasını yanıma alamam." dedi Safir soğuk bir sesle.
Safir korsan lorduna döndü: "Benimle ilgili sanırsam o mesaj?"
"Evet. Tarikatın mühürü basılı. Bu yüzden okumadım. Sizin açmanız daha uygun kaçar."
Zarfı aldı ve hemen açtı Safir. Yazılanları hızlıca okudu. "Olevia..."
"Efendim?" "Sen anlamzsın Barbasso. Bir Tanrının adını andım. Her hangi bir inancın olmadığından duymaman normal..."
"Onu demedim. Olevianın adını anmanı gerektirecek ne oldu? Belki beni de bildirendirirsin."
"Bu gece yola çıkıyoruz. Yarını bekliyemem. Ve yalnızca üç kişi benimle gelecek. Huor, Barbar çocuk ve Algenia. Başkasını yanıma alamam." dedi Safir soğuk bir sesle.
"İyi," diye homurdandı gnom... şimdi büyü kullanmadan konuşamadığı bir dryad ve bir deli Esten casusuyla kalakalmıştı. Dryadla konuşabilse neyse de... "Bir dakika, çocuk mu! Hayır efendim, onu almıyorsunuz! Senin deyiminle 'bir halta yaramaz' o çocuk! Henüz çocuk çünkü! O çocuk güvende olmalı Safiel, tamam mı! Sana eskisi kadar güvenmiyorum ya. Huor, yüksek elf, birşey söyleyin şu deliye! Huor, sen dürüst birisin, bu bulunduğun konumdan belli! Lütfen, çocuğa birşey olamaz!"
Korsan lordu gülmeye başladı: "Keşke Barbasso yaşasaydı da çıkarttığı bu srounlara bakıp gülerdi aynen benim gibi." dedi.
Safir hızla döndü: "Sen Barbasso değil misin?"
"Barbasso'yım. Evet, ama üzücü haber Barbasso öldü siz gelemden iki hafta önce. şu anda Loy Adası Grenka tarafından yönetiliyor."
"Grenka? şu efsanevi yeşil ejderha mı?"
"Evet. Ben de onun yarattığı bir ilüzyonum. Gnomdan daha becerikli ilüzyon yaratmada gördüğünüz gibi. Asa bile size yardım edemedi."
"Peki Grenka nerde şu an?" diye bağırdı Safir.
"Eğer barbar çocuğu Grenka'ya bırakırsanız gemiyi alıp hepiniz gidebilirsiniz. Deminki pazarlık seni denemydi büyücü. Bakıyorum ki çocuk senin için de önemli. Ama çocuk burada kalacak." dedi ve Barbasso birden kayboldu.
Safir hızla döndü: "Sen Barbasso değil misin?"
"Barbasso'yım. Evet, ama üzücü haber Barbasso öldü siz gelemden iki hafta önce. şu anda Loy Adası Grenka tarafından yönetiliyor."
"Grenka? şu efsanevi yeşil ejderha mı?"
"Evet. Ben de onun yarattığı bir ilüzyonum. Gnomdan daha becerikli ilüzyon yaratmada gördüğünüz gibi. Asa bile size yardım edemedi."
"Peki Grenka nerde şu an?" diye bağırdı Safir.
"Eğer barbar çocuğu Grenka'ya bırakırsanız gemiyi alıp hepiniz gidebilirsiniz. Deminki pazarlık seni denemydi büyücü. Bakıyorum ki çocuk senin için de önemli. Ama çocuk burada kalacak." dedi ve Barbasso birden kayboldu.
Lydronk'un gözleri açılmıştı: "Grenka mı! O-o mu? Ha ha Lord Barbasso, çok omik, şimdi o görünmezlik büyüsünü kaldırın da işlerimizi halledelim!"
Grenka... Yeşil ejderhalar çok yetenekliydi illüzyonlar konusunda. Nasıl fark edememişti! Kaptanın Botlarının püskülleri ara sıra kayboluyordu mesela... Grenka'yı duymuştu ama hiç karşılaşmamıştı. Karşılaşmak da istemiyordu. Hem barbar çocukla ne yapacaktı ki! Bunu barbar çocuğa söylemeyecekti. Aniden paniğe kapılabilirdi.
"Demin hakaret ettiğim adama bunu söylediğime inanmıyorum Safiel ama şu anda sanırım yan yana savaşmak zorundayız.
Barbar çocuğa döndü "Thereon, açıklayayım, şu an bu bütün korsanların illüzyon olduğu ortaya çıktı. Yeşil bir ejderhanın işiymiş! Senin yeteneklerini gördüm, güçlüsün ama savaşta bir zarar gelmemeli. O yüzden," dedi ve Dryad'a döndü: "Deru, anlamamış olabilirsin ama şu an öğrendiğimiz şey şu ki: büyün bunlar illüzyonmuş. Bir yeşil ejderha barbar çocuğu istiyor! Onu korumak için savaşmalıyız!"
Sonra ikisine de teker teker konuşma büyüsünün bitmekte olduğunu açıkladı. Yarım saat kadar bir vakitleri vardı...
Grenka... Yeşil ejderhalar çok yetenekliydi illüzyonlar konusunda. Nasıl fark edememişti! Kaptanın Botlarının püskülleri ara sıra kayboluyordu mesela... Grenka'yı duymuştu ama hiç karşılaşmamıştı. Karşılaşmak da istemiyordu. Hem barbar çocukla ne yapacaktı ki! Bunu barbar çocuğa söylemeyecekti. Aniden paniğe kapılabilirdi.
"Demin hakaret ettiğim adama bunu söylediğime inanmıyorum Safiel ama şu anda sanırım yan yana savaşmak zorundayız.
Barbar çocuğa döndü "Thereon, açıklayayım, şu an bu bütün korsanların illüzyon olduğu ortaya çıktı. Yeşil bir ejderhanın işiymiş! Senin yeteneklerini gördüm, güçlüsün ama savaşta bir zarar gelmemeli. O yüzden," dedi ve Dryad'a döndü: "Deru, anlamamış olabilirsin ama şu an öğrendiğimiz şey şu ki: büyün bunlar illüzyonmuş. Bir yeşil ejderha barbar çocuğu istiyor! Onu korumak için savaşmalıyız!"
Sonra ikisine de teker teker konuşma büyüsünün bitmekte olduğunu açıkladı. Yarım saat kadar bir vakitleri vardı...
Birden büyük bir patlama duyuldu. Etrafları yeşil bir dumanla kaplandı. Grenka ortaya çıktı. Herkes kenara çekilmişti. Biri dışında. Kızıl elf hala baygındı, yerde yatıyordu. Grenka ona saldırdı ve arta kalanlarını geri çıkarttı: "Bir Esten casusu. Tüh! Bana şükredin az daha bir tanrıya kurban olacaktınız."
Safir gnoma: "Birlikte aynı anda..." dedi. Huor arkasındaydı. Algenia da Huor'un yanındaydı. Barbar çocuğu ise bulamıyordu. O karışıklıkta nereye kayboldu görememişti.
Safir gnoma: "Birlikte aynı anda..." dedi. Huor arkasındaydı. Algenia da Huor'un yanındaydı. Barbar çocuğu ise bulamıyordu. O karışıklıkta nereye kayboldu görememişti.
"Ee, aslında ben tam olarak öleceğine emin değilim Thereon.Bir ejderha öldürmekten daha korkunç şeyler de yapabilir! Hem şu moruklara bak! Ne kadar ömürleri kaldı ki? Benim belki ikiyüz kadar. Huor'un aşağı yukarı bir dörtyüzü vardır. Safiel'in elli belki... Deru'nun da yaşayıp ölmeyeceğini bilmiyoruz bile! şu adını bilmediğim yüksek elf de ömrünü yarılamış, Huor gibi. Fakat sen henüz çok gençsin! Kaç yılın var 70 mi? Hele siz barbarlar daha uzun yaşıyorsunuzdur normal insanlardan, 80 diyelim! Hem seni istediği ne malum, ben sana zarar gelmesini istemiyorum!" gnom neredeyse hepsini tek bir nefesate söylemişti...
Bu yüzden etraf yeşil dumanlara boğulduğunda neredeyse bayılırdu. Yeşil ejderha, kızıl elfi yedi. Yaptıkları şaka yüzünden biri ölmüştü! Sonra Safiel "Hep birlikte!" gibi birşeyler söylemişti. Saldırıyorlar mıydı!
"Deru," dedi dryad dilinde "Saldırıyoruz!" çocuğa da kendini kolamasını ve çok görünmemesini söyledi barbar dilinde artık her neredeydiyse çocuk!
Bu yüzden etraf yeşil dumanlara boğulduğunda neredeyse bayılırdu. Yeşil ejderha, kızıl elfi yedi. Yaptıkları şaka yüzünden biri ölmüştü! Sonra Safiel "Hep birlikte!" gibi birşeyler söylemişti. Saldırıyorlar mıydı!
"Deru," dedi dryad dilinde "Saldırıyoruz!" çocuğa da kendini kolamasını ve çok görünmemesini söyledi barbar dilinde artık her neredeydiyse çocuk!
Grenka tekrar burnundan yeşil hava püskürttü. Yeşil ejderhalar alve püskürtemezler. Ama yeşil bir hava püskürtürler. Bu havayı soluyan kişi zehirlenir. Safir asaını ileri doğru uzattı: "Assede fre"
Sonra: "Bu bizi bir süre zehire karşı koruyacaktır. Ama Huor ya da Algenia bir şeyler yapmalısın ancak sizin gücünüzle ejderhayı yenebiliriz."
Sonra: "Bu bizi bir süre zehire karşı koruyacaktır. Ama Huor ya da Algenia bir şeyler yapmalısın ancak sizin gücünüzle ejderhayı yenebiliriz."
Karşılarına bir ejderha çıkmıştı. Ejderha elfler için kadim bir ırktı. Ã?nce bir tereddüte girdi. Ama canına kasteden şeylere karşı hissettiği kin duygusu aklına geldi. Safirle omuz omuza dövüşmesi gerekordu ama işin ucunda o barbar çocuk vardı. Kendi oğluymuşçasına bir bağ hissediyordu ona karşı. Safir'den gelen saldrı komuu onu düşüncelerinden sıyırdı ve karşısındaki düşmanına yöneldi. Ejderha çocuğa karşı bir hamle yaptı onu yakalamak istercesine ama Algénia çocuğu çevik bir şekilde yakaladı ve Deru'nun arkasına bindirdi. Ona Elf dilinde "Kaçman gerekeceği zamanı iyi seç çocuğu düşürmemeye çalış, lütfen..." dedi ve ejderhanın sağ bacağına bir hamle yapıp sinirlerini kesti. Ejderha öce sendeledi sonra sağ ayağını kullanamaz hale geldi. Ama bunun bedeli büyüktü. Omzunda 3 tane 6 santimlik pençe yarası açılmıştı. Kendini sıktı ve dikkatini iyice düşmanına yükledi.
Brbar çocuk dryad taarfından götürürünce Safir'in içi rahat etti. Algeni kötü yaralanmıştı. Grenka tekrar Algeni'ya saldırıya geçti. Ama Safir Algenia'nın önüne geçti: "Karanlığına geri dön, seni kadim soyun pis karası."
Grenka gözlerini sonuna kadar açtı. Yine ilüzyon yaratcaktı galiba. Asası birden kırıldı. Elleri kan içindeydi. "Hayır, bu bir ilüzyon olmalı." dedi Ama çok gerçekçiydi. Lydronk'a baktı. Ancak kimseyi göremiyordu. Yeşil bir sisin içinde boğuluyordu. Sonunda pes etti ve yere yığıldı. Artık Grenka'yı durduracak sadece Huor ve Lydrınk vardı. Algenia yaralı bir halde savaşmaya devam etsede dayanabilecek miydi belrisizdi. Tüm umutlar şimdi bir orman elfi ve gnomdaydı.
Grenka gözlerini sonuna kadar açtı. Yine ilüzyon yaratcaktı galiba. Asası birden kırıldı. Elleri kan içindeydi. "Hayır, bu bir ilüzyon olmalı." dedi Ama çok gerçekçiydi. Lydronk'a baktı. Ancak kimseyi göremiyordu. Yeşil bir sisin içinde boğuluyordu. Sonunda pes etti ve yere yığıldı. Artık Grenka'yı durduracak sadece Huor ve Lydrınk vardı. Algenia yaralı bir halde savaşmaya devam etsede dayanabilecek miydi belrisizdi. Tüm umutlar şimdi bir orman elfi ve gnomdaydı.
Bir çatırtı sesi duymuştu, Safiel ona boş gözlerle bakıp bayılıvermişti. Thereon gittiğine göre kendi ve yanındakilerin hayatı dışında endişelenecek birşey yoktu!
Grenkja'ya laf atmaya başladı: "Demek senin illüzyonlarının benimkilere yanaşabaliceğini sandın ha, tüysüz koca tavuk? Pöh, bilmesen de söyleyeyim: karşında Lydronk Lkynt Lher Lex 'Cointrick' Lour duruyor! Sadece ismi bile senin orkların kolay telaffuz edilmesi için uydurulmuş şaçma ismini ezer!" bu sataşmanın bedeli ağır olacaktı sanki ama...
"Her neyse seni bozuk buhar makinesi! Beceriksizlerin icat ettiği bozuk makineler bile bu kadar buhar çıkaramazlar emin ol! Ne o, biri sinirlendi sanırım? Ah, yoksa bu bizim küçük Grenka'mızın sinirlerine küçük bir gnomun ettiği laflar mı dokundu?"
Yeşil ejderha bir anda bütün buharlarını Lydronk'a yöneltti. Fakat gerçek şuydu ki, o aslında gnomun bir kopyasıydı. Hiç etkilenmemiş gibi kahkahalara boğuldu, o sırada arkadan gerçek Lydronk alayına devam etti: "Aa, yoksa 'güçlü büyük ejderha' basit bir gnomun illüzyonlarına mı kandı? Her neyse, bu tek kişilik laf dalaşını daha fazla sürdürmenin anlamı yok zaten, sen bana istediğin gibi buhar püskürt. Yani bana ya da oradaki bana. Hangisi bensem artık..."
Grenkja'ya laf atmaya başladı: "Demek senin illüzyonlarının benimkilere yanaşabaliceğini sandın ha, tüysüz koca tavuk? Pöh, bilmesen de söyleyeyim: karşında Lydronk Lkynt Lher Lex 'Cointrick' Lour duruyor! Sadece ismi bile senin orkların kolay telaffuz edilmesi için uydurulmuş şaçma ismini ezer!" bu sataşmanın bedeli ağır olacaktı sanki ama...
"Her neyse seni bozuk buhar makinesi! Beceriksizlerin icat ettiği bozuk makineler bile bu kadar buhar çıkaramazlar emin ol! Ne o, biri sinirlendi sanırım? Ah, yoksa bu bizim küçük Grenka'mızın sinirlerine küçük bir gnomun ettiği laflar mı dokundu?"
Yeşil ejderha bir anda bütün buharlarını Lydronk'a yöneltti. Fakat gerçek şuydu ki, o aslında gnomun bir kopyasıydı. Hiç etkilenmemiş gibi kahkahalara boğuldu, o sırada arkadan gerçek Lydronk alayına devam etti: "Aa, yoksa 'güçlü büyük ejderha' basit bir gnomun illüzyonlarına mı kandı? Her neyse, bu tek kişilik laf dalaşını daha fazla sürdürmenin anlamı yok zaten, sen bana istediğin gibi buhar püskürt. Yani bana ya da oradaki bana. Hangisi bensem artık..."
Deru olaylar karsisinda saskindi neler olmustu anlamiyordu.Ejderha gelene kadar sessizdi ve suan da sirtinda barbar cocuk vardi.Kalip savasmak istesede gucu henuz yoktu.En iyisi cocugu korumak diyerek adanin ters yonune dogru hizlica kosmaya basladi.Gozleri yuksek bir tepede ufak bir orman gordu.Sevincle gozden kaybolana kadar kosmaya basladi.Kostu ve daha hizli kostu.Hava oldukca kararmisti ve gunesin batmasina az kalmisti.Deli gibi kosarak ormana girdi.Orman oldukca sikti ve kararmisti.Iceri girip ormanda ilerlemeye basladi.Kuslar bocekler deli gibi etrafinda donuyordu.Cocuk ne oldugunu anlamamisti.Kuslar omuzlarina kollarina konuyordu.Yavasladi Deru ve cocugu sirtindan indirdi.Vucudu yavasca gri bir parlaklik sacmisti.Cocuk saskindi ve onu izliyordu.Deru sevincten ulumaya basladi ve acmak uzere olan bir cicege dokunarak onun hemen acmasini sagladi.Vucudu gittikce cok parliyordu ve kendisini guclu hissetmeye baslamisti.Elinden garip bir sekilde uzun bir dal cikardi.Bir saldiri olursa savasmaya hazir olmak icin.barbar cocugun yanina giderek ona elinden ufak bir cicek cikardi.
"Dae joln Dryad" diyerek haykirdi.Sesi eski haline donmustu.Cok zarif ve ruzgarla karisik cikiyordu.
O sirada calilarin arasindan bir ses duydu.Hemen oraya donerek neler oldugunu anlamaya calisti.Birden bir kac insan sesi duydu ve ustune atilan bir ag gordu.Kacmak icin cok gecti ve aga yakalandi.Korsanlar etrafini sarmisti.Cocuk yan taraftaydi ve olanlarin saskinligi vardi ustunde.Bes tane korsan aralarinda konusup guluyordu.Deru buyuye basvurarak yerden cok sayida sarmasik cikardi ve agi hemen kesti.Sarmasiklar bir dev boyundaydi ve cok fazlaydi.Iki korsani hemen yakalamisti sarmasiklar.Gittikce daha da darlasan sarmasiklardan kacamayan korsanlar havadaydi.Hemen elinde ki uzun dali tutarak bir korsani yere devirdi.Ardindan geri kalan ikisine dalacakti ki bir bir bicak kendisine dogru firlatilmisti.Diger korsanda arkasindan bir bicak firlatmisti.Hemen sarmasik cikarip onunden gelen bicaga karsi engel yaparak saldiridan kurtuldu ve agacin ozune dogru kaymaya basladi.Agacla bir olmustu ve agacin dallarini hemen sivrilterek bir korsanin kalbine soktu.Agactan cikarak son kalan korsana bakti."Wolfa drea!" diyerek bagirdi.Bir kac saniye gecmistiki tepeden 2 tane kurt indi ve Deru'nun etrafinda dolanarak korsana saldirdi ve onu oldurdu.Sarmasiklarin tepesinde ki korsanlar bagirirken ellerini iki dev sarmasiga koyarak bir buyu fisildadi.Sarmasiklar zehirlenmis ve dokundugu sesyi yakmaya baslamisti korsanlar derilerinin yanmasina dayanamayip eriyerek olduler.
Deru yaptigi savastan memnun kalarak.Kabile seflerini de oldurebilecek gucunun hala durdugunu gorunce bir savas cigligi atti.Garip bir ciglikti bu.Orman sanki hareketlenmisti ve bocekler kuslar hersey etrafta dolaniyordu.Bir sincap gidip barbar cocugun kucagina zipladi ve onu yalamaya basladi.Deru parlayarak gulmeye basladi ve cocugun yanina giderek yanina oturdu.
"Dae joln Dryad" diyerek haykirdi.Sesi eski haline donmustu.Cok zarif ve ruzgarla karisik cikiyordu.
O sirada calilarin arasindan bir ses duydu.Hemen oraya donerek neler oldugunu anlamaya calisti.Birden bir kac insan sesi duydu ve ustune atilan bir ag gordu.Kacmak icin cok gecti ve aga yakalandi.Korsanlar etrafini sarmisti.Cocuk yan taraftaydi ve olanlarin saskinligi vardi ustunde.Bes tane korsan aralarinda konusup guluyordu.Deru buyuye basvurarak yerden cok sayida sarmasik cikardi ve agi hemen kesti.Sarmasiklar bir dev boyundaydi ve cok fazlaydi.Iki korsani hemen yakalamisti sarmasiklar.Gittikce daha da darlasan sarmasiklardan kacamayan korsanlar havadaydi.Hemen elinde ki uzun dali tutarak bir korsani yere devirdi.Ardindan geri kalan ikisine dalacakti ki bir bir bicak kendisine dogru firlatilmisti.Diger korsanda arkasindan bir bicak firlatmisti.Hemen sarmasik cikarip onunden gelen bicaga karsi engel yaparak saldiridan kurtuldu ve agacin ozune dogru kaymaya basladi.Agacla bir olmustu ve agacin dallarini hemen sivrilterek bir korsanin kalbine soktu.Agactan cikarak son kalan korsana bakti."Wolfa drea!" diyerek bagirdi.Bir kac saniye gecmistiki tepeden 2 tane kurt indi ve Deru'nun etrafinda dolanarak korsana saldirdi ve onu oldurdu.Sarmasiklarin tepesinde ki korsanlar bagirirken ellerini iki dev sarmasiga koyarak bir buyu fisildadi.Sarmasiklar zehirlenmis ve dokundugu sesyi yakmaya baslamisti korsanlar derilerinin yanmasina dayanamayip eriyerek olduler.
Deru yaptigi savastan memnun kalarak.Kabile seflerini de oldurebilecek gucunun hala durdugunu gorunce bir savas cigligi atti.Garip bir ciglikti bu.Orman sanki hareketlenmisti ve bocekler kuslar hersey etrafta dolaniyordu.Bir sincap gidip barbar cocugun kucagina zipladi ve onu yalamaya basladi.Deru parlayarak gulmeye basladi ve cocugun yanina giderek yanina oturdu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest


