Yeşeren Umutlar
Yeşeren Umutlar
Yeşeren Umutlar
Sert ve soğuk zemini hissetti ve yavaşça doğrulmaya çalıştı. Etraf karanlıktı. Parmaklıklı pencereden daha yeni doğan güneşin ışınları hafif hafif içeri aydınlatmaya başlamıştı.
Etrafında başka kişilerinde olduğunu fark etti. Başka ırklardan çeşit çeşit kişiler vardı. Hepsinin yüzü solgundu. Sonra yavaş yavaş hatırlamaya başladı. Kendisi bir hapishanedeydi.
Hapishaneye girdiği anı hatırladı. Herhalde iki saat olmuştu içeri gireli. Onu pis kokulu bir goblin gardiyan getirmişti. O goblinin iğrenç yüzünü hiç unutamayacaktı. İçinde intikam duyguları kabardı. Beynini zorladı; ama hapse girdiği andan öncesi hatırlayamadı. Sadece bir şeye çok öfkelendiğini hatırlıyordu. Neye ve kime olduğunu da unutmuştu.
Elini cebine attığında cebinde bir şey fark etti. Bir yüzük vardı cebinde. Koca bir safir taşı olan bir yüzüktü bu. Birden fısıltı halinde: “Benim adım Safir.” dedi.
Sert ve soğuk zemini hissetti ve yavaşça doğrulmaya çalıştı. Etraf karanlıktı. Parmaklıklı pencereden daha yeni doğan güneşin ışınları hafif hafif içeri aydınlatmaya başlamıştı.
Etrafında başka kişilerinde olduğunu fark etti. Başka ırklardan çeşit çeşit kişiler vardı. Hepsinin yüzü solgundu. Sonra yavaş yavaş hatırlamaya başladı. Kendisi bir hapishanedeydi.
Hapishaneye girdiği anı hatırladı. Herhalde iki saat olmuştu içeri gireli. Onu pis kokulu bir goblin gardiyan getirmişti. O goblinin iğrenç yüzünü hiç unutamayacaktı. İçinde intikam duyguları kabardı. Beynini zorladı; ama hapse girdiği andan öncesi hatırlayamadı. Sadece bir şeye çok öfkelendiğini hatırlıyordu. Neye ve kime olduğunu da unutmuştu.
Elini cebine attığında cebinde bir şey fark etti. Bir yüzük vardı cebinde. Koca bir safir taşı olan bir yüzüktü bu. Birden fısıltı halinde: “Benim adım Safir.” dedi.
Yeni evine artık alışmıştı. Her gün aynı rutin şeyler. Bazıları için bir cehennemdi ama yaşamasanı bileler için değil. Yurdunda aldığı eğitim çok işine yaramıştı. Hücrede ırk ayrımı veya cinsiyet ayrımı yoktu, karışıktı. Kendisini orada sağ kalmaktan kurtaran şey dövüşteki becerisiydi artık kimse yaklaşamıyordu. Bir prensesdi ama çok bilinmiyordu, yada biliniyordı. Artık umrunda da değildi. Düşündü. Artık buradan çıkmalımıydı. Yanlış olan neydi Kim nerden anlamıştı. Bunu düşünerek saatlerini geçirebilirdi. Hayatının önemli kararlarından birini veriyordu. Ã?ıkmayı denemeli mi yoksa kalmalı mıydı?..
Meditasyon yaparak zihninin kendisine oynadığı küçük oyunları görüyordu.Karmaşıktı herşey.Uzun zamandır meditasyonda olmanın verdiği rahatlıkla düşlerinde süzülüyordu.Ormanlar, ağaçlar ve kendi ırkından olan bir sürü kişi görürken yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.Bir anda herşey değişime uğradı.Tepesinden kendisine gelen kutsal ağacı gördü.Onu cezalandırıyordu sanki.Birden Kutsal Ağaç bir orka dönüştü.Üzerine doğru yürüyordu.Bir hapishaneye dönüştü heryer.Duvarlar yaklaşıyordu.Tam sıkışacakken aniden meditasyondan uyandı.Etrafına baktı.Hücresindeydi.Uzun iki yıldır aynı hücre aynı masa ve aynı şeyler görüyordu.
Hücresinden karşı hücrelere baktı.Birisi gelmişti anlaşılan.Pek fazla görünmek istemedi ve hücresinde bir köseye cekilerek ön iki dizini kırdı ve arka bacaklarına oturdu.
Hücresinden karşı hücrelere baktı.Birisi gelmişti anlaşılan.Pek fazla görünmek istemedi ve hücresinde bir köseye cekilerek ön iki dizini kırdı ve arka bacaklarına oturdu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Huor etrafına baktığında herkesin kendisi gibi deneyimli olduğunu farketti, deneyimli olmayanlarsa ya güçlüydüler, ya da zeki.Herkes özel gibi görünüyordu oradaki.Sonra kendisinden beş ya da on dakika sonra giren adama baktı.Neye uğradığını anlamamışa benziyordu.
Huor, Minnä'yı düşünmeye başladı yine.Yanında "Ney"i (!) yoktu belki.Fakat yine de bir şiir söyleyebilirdi.Ancak yine de vazgeçti.Hafifçe ayağa kalkıp duvarları elleriyle yoklamaya başladı.Kesinlikle kırabileceğini zannetmiyordu.Oradaki kimsenin kırabileceğini düşünmüyordu.Kapılar da çok kötüydü.Huor hapiste yaşayamazdı, o doğada koşmayı seviyordu.Ã?ocuklar gibi, özgürlüğü seviyordu.Bir kurt gibi kafasını duvarlara vurarak öldürürdü çok uzun süre kalırsa.Ama şimdilik dayanmalıydı, Minnä için.
Huor, Minnä'yı düşünmeye başladı yine.Yanında "Ney"i (!) yoktu belki.Fakat yine de bir şiir söyleyebilirdi.Ancak yine de vazgeçti.Hafifçe ayağa kalkıp duvarları elleriyle yoklamaya başladı.Kesinlikle kırabileceğini zannetmiyordu.Oradaki kimsenin kırabileceğini düşünmüyordu.Kapılar da çok kötüydü.Huor hapiste yaşayamazdı, o doğada koşmayı seviyordu.Ã?ocuklar gibi, özgürlüğü seviyordu.Bir kurt gibi kafasını duvarlara vurarak öldürürdü çok uzun süre kalırsa.Ama şimdilik dayanmalıydı, Minnä için.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
İyice kendisine geldikten Safir hapishane içinde dolaşmaya başladı gidebileceği yere kadar. Bir dyrada fark etmişti. İyice hastalıklı bir hali vardı dyrad'ın. Hatırladığı kadarıyla dyradlar ormanlarda yaşarlardı ve orman dışında bir yerde ömürleri kısalırdı. Biraz ilerde de bir orman elfi gördü. Sanki bir şeyler mırıldanıyordu. Belki de ozandır diye düşündü. Biraz daha ona yaklaştığında ise fısıltı halinde birinin ismini söylediğini anladı. Yavaşça ona: "Minna da kim?" diye sordu. Belki de biriyle konuşarak rahatlamak istiyordu; ama asıl derdi başkaydı. Tek düşüncesi o an için bu orman elfiyle arkadaş olmak istemesiydi. Belki ilerde işine yarardı.
Düşüncelerinden ayrıldığında kararını vermişti. Buradan ya kaçacaktı, ya kaçacaktı. Hapishanenin zeminine bir kaç işaret çiziyordu. Kimsenin anlayamayacağı bir dilden. Elfler hariç...
Hapishane içindeki bir kaç kıpırtı onunda dikkatini çekmişti. Bir insanla bir elf sohbete dalmış gibiydiler. Bir elf beni anlayabilir diye düşündü ama hayır. Onu anlayacak hiç kimse yoktu. Yağcılık olsun dye planlarnı buradaki yüksek makamlara kadar ulaştırabilirdi. Kendisi için kurtuluş yolunu açmış olur. Kendiside tek kişilik hücreye kapatılmasıyla kalırdı. Karar verdi, biri ona kaçma fikrinden bahsetmediği sürece kendisi de bahsetmeyecekti.
Hapishane içindeki bir kaç kıpırtı onunda dikkatini çekmişti. Bir insanla bir elf sohbete dalmış gibiydiler. Bir elf beni anlayabilir diye düşündü ama hayır. Onu anlayacak hiç kimse yoktu. Yağcılık olsun dye planlarnı buradaki yüksek makamlara kadar ulaştırabilirdi. Kendisi için kurtuluş yolunu açmış olur. Kendiside tek kişilik hücreye kapatılmasıyla kalırdı. Karar verdi, biri ona kaçma fikrinden bahsetmediği sürece kendisi de bahsetmeyecekti.
Huor başkalarıyla tanışmaktan çekinse de, o anki hali, susmaya izin vermiyordu.*Minnä.* diye mırıldandı yeniden.
*Ben Huor Tinehtelë.* dedi devam etmekten çekinerek, ancak o anda o bir insanmış, kendisi bir Elf'miş hiç önemi yoktu.
*Minnä, eşim.Gemimize saldırdılar, çok fazlaydılar, ve bizi ele geçirdiler, o nerede bilmiyorum şimdi.*
Kendisinin çok seçkin bir Orman Elf'i olduğunu söylemek istememişti.
*Ya sen kimsin?*
*Ben Huor Tinehtelë.* dedi devam etmekten çekinerek, ancak o anda o bir insanmış, kendisi bir Elf'miş hiç önemi yoktu.
*Minnä, eşim.Gemimize saldırdılar, çok fazlaydılar, ve bizi ele geçirdiler, o nerede bilmiyorum şimdi.*
Kendisinin çok seçkin bir Orman Elf'i olduğunu söylemek istememişti.
*Ya sen kimsin?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Bir orman elfi olan Huor'un fısıltılı konuşması başta Safir'e garip gelmişti. Orman elfleriyle pek tanışıklığı yoktu. Ama o an için tek konuşabileceği kişi bir orman elfiydi. Peki ona ne diyebilirdi ki? O da tam hatırlamıyordu geçmişini. Tekrar cebine koyduğu yüzüğü elledi. Onu başkalarına göstermesi tehlikeli olabilirdi. Sonuçta hapishane hırsız kaynıyordu.
"Bana Safir diyebilirsin. Ben büyücüyüm aslında. Ama hapishaneye neden düştüğümü pek hatırlamıyorum. Sadece bir köy hatırlıyorum. Köyü basab goblinler ve ardından bir korsan gemisi... Başka şeylerde var; ama hepsi bulanık şeyler." dedi hızlı hızlı anlatara. Sanki konuştukça beyni çalışıyor ve geçmişini hatırlaması için biraz daha çaba sarfediyor gibi hissediyordu. Sonra yakınlarında birisinin yere bir şeyler çizdiğini fark etti. Elf diline benziyordu. Ama elf dilinden neredeyse hiç anlamazdı. Küçükten elf dilini çok öğrenmek isterdi; ama kadim bir dildi elf dili. Ve öğrenmesi çok zordu.
O anda bir orman elfiyle konuştuğu aklına geldi. Sonuçta o bir elfti ve zemindeki işaretleri anlayabilirdi.
"Bana Safir diyebilirsin. Ben büyücüyüm aslında. Ama hapishaneye neden düştüğümü pek hatırlamıyorum. Sadece bir köy hatırlıyorum. Köyü basab goblinler ve ardından bir korsan gemisi... Başka şeylerde var; ama hepsi bulanık şeyler." dedi hızlı hızlı anlatara. Sanki konuştukça beyni çalışıyor ve geçmişini hatırlaması için biraz daha çaba sarfediyor gibi hissediyordu. Sonra yakınlarında birisinin yere bir şeyler çizdiğini fark etti. Elf diline benziyordu. Ama elf dilinden neredeyse hiç anlamazdı. Küçükten elf dilini çok öğrenmek isterdi; ama kadim bir dildi elf dili. Ve öğrenmesi çok zordu.
O anda bir orman elfiyle konuştuğu aklına geldi. Sonuçta o bir elfti ve zemindeki işaretleri anlayabilirdi.
Köşesine cekilmiş bir vaziyette konuşulanları dinliyordu.Az da olsa anlıyabiliyordu konusulanları.Kulakları bile artık iyi işitmiyordu.Ayağa kalkmak istemiyordu bu yüzden yerde oturarak biraz kıpırdandı.Konuşulanları pür dikkat dinliyordu.Farklı ırklar iceriyordu hapishane.Kendisi geldiği günden beri hücredeydi.Başka kimse ile konusmamıstı.Konuşmak da istemiyordu.Elbisesi artık oldukca eskimişti ve göğüslerini sıkıyordu.Yavaşca üstüne gecirilen pacavraları cekistirmeye başladı.Yapcak daha mantıklı bir iş olmadıgını biliyordu ve en azından elbisesiyle ugrasmış olacaktı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Gnom kısa bacakları üzerinde durup, parmak ucuna kalkarak etrafı süzdü. Hassas burnu ter kokularını rahatça seziyordu. Bu iğrenç kokudan burnunu buruşturarak eline geçen ilk firsatta bir koku süzgeci yapmaya karar verdi.
Ortam sıkıcıydı, herkes endişeliydi. Neşeleri yerine getirmek için bir şaka yapmayı aklından geçirdi fakat gergin yüzlerin -özellikle şu iri kıyım adamın somurtkan hali- bunun tehlikeli olabileceğini anlatıyordu.
Dikkat çekmek için yüksek sesle içini çekerek yerine çöktü, cebinden mekanik bir tahta yığını ve tornavida çıkardı. Elindeki tornavidayla minyatür ejderhanın sağını solunu sıkıyordu...
Ortam sıkıcıydı, herkes endişeliydi. Neşeleri yerine getirmek için bir şaka yapmayı aklından geçirdi fakat gergin yüzlerin -özellikle şu iri kıyım adamın somurtkan hali- bunun tehlikeli olabileceğini anlatıyordu.
Dikkat çekmek için yüksek sesle içini çekerek yerine çöktü, cebinden mekanik bir tahta yığını ve tornavida çıkardı. Elindeki tornavidayla minyatür ejderhanın sağını solunu sıkıyordu...
Huor korsan gemilerini duyunca, toplayanların bir çırpıda topladıklarını düşündü, fakat eskiler vardı, öyleyse belirli aralıklarla toplama ihtimalleri yüksekti.
*Demek bir büyücü, ve goblinler, goblinler konusunda ortağız sanırım, çünkü bizi de basanlar goblinlerdi.Fakat madem burada erkekler ve kadınlar bir arada, Minnä nerede?*
Hala ve hala aklı Minnä'daydı, o son anda Huor'u götüren goblinlere bakarak, *Lütfen!* diye bağırıyordu.
*Demek bir büyücü, ve goblinler, goblinler konusunda ortağız sanırım, çünkü bizi de basanlar goblinlerdi.Fakat madem burada erkekler ve kadınlar bir arada, Minnä nerede?*
Hala ve hala aklı Minnä'daydı, o son anda Huor'u götüren goblinlere bakarak, *Lütfen!* diye bağırıyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Safir, orman elfinin son söylediklerinin çoğunu duymamıştı. Yakınlarında bir gnom elinde bir kaç parça ve tornavidayla bir şeylerle uğraşıyordu. Elindeki minyatür bir ejderha olmalıydı. Ama güneş daha tam olarak etrafı aydınlatamadığından emkin olamıyordu. Demin gördüğü dyrad'da da bir kıpırdanma vardı. Elbisesini düzeltiyordu. Orman elfine dönüp: "Sence buradan kaçma imkanımız var mı?" diye sordu ciddi bir sesle.
"Sence buradan kaçma imkanımız var mı?". Evet. Duymuştu. Emindi. Birileri daha kaçmak istiyordu. Elf kulakları sesin geldiği yönü anlayabilecek kadar gelişmişti. Sesin geldiği yöne baktı. Bir orman elfi ve bir insan duruyordu. Gölgelerde saklanarak onların yanına çok hızlı bir şekilde gitti. Daha onlara görünmemişti, ama düşünüyordu. Tekrar ve tekrar. Sonra kararını vererek. Gruba doğru:
-"Merhaba. Adım Algénia. Kaçmak isteyebileceğinizi duydum." derken sesi çok berrak çıkıyordu ve konuştuğu grup güzelliği karşısında çok etkilenmişti. Safir'de Huor'da böyle bir güzelliğin hapishane içinde olabileceğini akıllarının ucunden bile geçirmemişlerdi. Algénia hala bir cevap bekliyordu. Ve onlar hala şaşkındı.
-"Merhaba. Adım Algénia. Kaçmak isteyebileceğinizi duydum." derken sesi çok berrak çıkıyordu ve konuştuğu grup güzelliği karşısında çok etkilenmişti. Safir'de Huor'da böyle bir güzelliğin hapishane içinde olabileceğini akıllarının ucunden bile geçirmemişlerdi. Algénia hala bir cevap bekliyordu. Ve onlar hala şaşkındı.
Demin zemine bir şeyler kararalarken gördüğü elfdi yanlarına gelen. Safir önce ne diyeceğini bilemedi. Anlaşılan yüksek elflerden biriydi. Saygıyla gülümsedi Safir önce. Sonra: "Tam olarak neyi duyduğunuzu bilmiyorum leydim, umarım size böyle hitap etmemde sakınca yoktur, ama kaçmayı eğer düşünüyorsanız öncelikle bizim işe yarar bir kaç kişiye ihtiyacımız var. Mesele teknik meselelerden anlayabilecek biri..." dedi.
Bir gözü o sırada hala gnomun elinde tuttuğu minyatür ejderhadaydı. Orman elfinin bir şeyler söylemesini bekliyordu anlaşılan.
Bir gözü o sırada hala gnomun elinde tuttuğu minyatür ejderhadaydı. Orman elfinin bir şeyler söylemesini bekliyordu anlaşılan.
Elbisesini düzeltmeyi bitirince konuşulanları daha iyi dinlemeye konsantre oldu.Pek bir sey anlamasa da "Kaçış Planı" gibi bir konuda konustuklarını kestirmişti.Hala oturuyordu.İki senedir hapishanedeydi ve kimsenin kactığını duymamıştı.Kaçmaya çalışanlarda ölüme terk edilmişti.Kendisi de buradan cıkmak zorundaydı fakat nasıl olacaktı.Burada ırkından kimse bulunmuyordu.Diger canlılara da güvenemezdi.Hem ortak dili cok az bilerek digerleriyle nasıl anlaşacaktı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

