Page 11 of 27

Posted: Sun Dec 28, 2008 7:25 pm
by Aegron Linwelin
Cidden bencede '' şeytan Kanı '' uygun olmuş. Daha iyi isim olamazdı bunun için herhalde. Neyse yazmaya devam çok güzel yazıyorsun devamını dört gözle bekliyoruz

Posted: Tue Dec 30, 2008 7:03 am
by catboy
Ben de öykümün sonuna gelmişken bir karakterlerin başından gelenleri kısaca bir gözden geçireyim dedim. Yanlarında da toplam 14 bölüm olan öykümde kaç bölüm yer almışlar onu belirttim.
Ana Karakterler:
1- Serdar Seçkin (14/14)=> Tüm bölümlerde kendisini görme şerefine ulaştığımız bu laf ebesi karakterimizin yaşadıklarını özetleyelim: Ã?yküde meleklerden biri olan Aziz Bey sayesinde kendisinin aslında şeytan'ın yarattığı ikizlerden biri olduğunu öğrendi ve öykü boyunca ikizi Emre'yi öldürmek için peşine düşmüştü. En büyük yardımcısı ise ilk başta kız kardeşi olarak ortaya çıkan, ama sonradan Serdar yeteneği sayesinde onun da meleklerden biri olduğunu anladığı Sevgi isimli bir kızın bedenini kullanan Ashriel'di. Ã?ykünün sonlarına doğru başta şeytan'ın kendisi sandığı ama sonradan sadece onun elçi olarak yolladığı iblislerden biri olduğunu anladığı karanlık bir varlık tarafından kendi zihninin içinde kaybolmuştu ve meleklerin aslında onu kandırdığını anlamıştı. Sonunda ise hem meleklerin hem de şeytan'ın arasında kalakan Serdar, ummadığı birisinden ikizi Emre'den yardım alarak Tarikat'ın peşine düşmeye ve son aşamanın ne olduğunu öğrenip tüm gizemi çözmeye ant içmişti. Eh, haliyle 2. kitapta da baş karakter olacaktır.

2- Sevgi Ersoylu - Ashriel (14/14)=> her bölümde kendisini gördüğüm bir karakter ama aslında iki karakter tek bir bedende. İlk başta Sevgi berbat bir hayatın içinde yolunu kaybetmiş, ailesi ve sevgilisiyle arası bozulmuş ve Henry Soul ile de yasak bir ilişki yaşayan genç bir kızdı, ama Henry Soul tarafından öldürülünce bedenini aslen Azrail'in çırağı ve kardeşi olan Ashriel isimli bir melek kullanmaya başlamıştır. Emre'ye kızkardeşi olduğunu dair yalan söylese de Serdar yeteneği sayesinde onun kim olduğunu anlamıştır. Ã?ykü boyunca Serdar'a Emre'yi bulması ve onu yenmesi için yardımcı olmuştur hem manevi yönden hem de meleksi güçleriyle. Ã?ykünün sonunda ise şeytan'ın yolladığı bir elçi olan iblisin gücüyle kendi dünyasına geri dönerek Sevgi'ni bedenini terk etmiştir. Akibeti tam olarak bilinmese de bir şekilde Sedar ile telepati yoluyla iletişime geçerek onu gelecekteki tehlikelere karşı uyarmıştır. 2. kitapta olup olmayacağı ise kesin değildir.

3- Emre (12/14)=> 3. bölümde öyküye bir giriş yaptı ve en unutulmaz kötü karakterlerden biri olma unvanını şimdiden kaptı bile. Her bölümde bakalım bu sefer ne piskopatlıklar yapacak ya da bu sefer kesin öldü diye beklentilere girirse de aslında kaderin kötü yönleri onu karanlığın içine çekmiştir. Evlatlık verildiği babası Kerem Bey'in iğrenç deneylerine maruz kalmış ve Henry Soul için de kiralık katil olarak çalışmaya başlamasıyla hayatı altüst olmuştu. Ã?yküde bir kaç defa Serdar ile düello olrtamı oluşsa da genelde düellonun sonunu başka karakterler belirlemişti. Ashriel'in kız kardeşi olmadığını anlamasıyla ona bu yalanı ilk söyleyen Henry Soul'dan intikamını almaya gitmiş ve onu öldürmüştü. Ã?ykünün sonunda da Serdar ile aralarındaki bağ eskisinden daha çok güçlenmiş ve birbirlerini anlamaya başlamışlardı. Sonuç olarak Emre'siz Ölüm Zamanı, yüzüksüz yüzüklerin efendisi gibidir sözünü söyleyerek 2. kitapta da olalcağı kesin bir karakterdir.

Yan Karakterler:
1- Aziz Bey - Azrail (8/14)=> Başta ne olduğu meçhul bir karakter olsa da aslında bildiğimiz ölüm meleği olan Azrail'in taa kendisi olduğu ortaya çıkarak öykünün ilk sürprizi oldu. Serdar'a iki seçenek sundu, ya ölecekti ya da ikizi Emre'yi öldürecekti. Serdar'ın annesi Meral'ın kara büyüyle yapılmış tuzağı ise bir kaç bölüm onu oyaladı. Tuzaktan kurtulunca işine geri döndü. Bir daha da öyküde görünmedi, ama Serdar, Aziz Bey tarafından kullanıldığını anlayınca 2. kitapta da ortaya çıkması gerektiğine dair kuvvetli bir his var içimde.

2- Henry Soul (4/14)=> Ã?oğu bölümde adı geçse de kısa ama öz görülen bir karakter kendileri. Melekelrden aldığı emirle sevdiği kız Sevgi'yi öldürdü. Tarikat'a sızdı ve hsoul ismiyle bilinen aşamaların ne olduğunu öğrenip meleklere bildirdi. Ama bir süre sonra hırsına kurban olup şeytan kanını kendine enjekte edip zihin kontrolünü sağlayan yetenekler geliştirdi. Emre'yi Sevgi'nin kız kardeşi olduğu yalanını söyledi. Böylece Emre yalanı fark ettiğinde belki Ashriel'i öldürür diye umuyordu meleklerden içinde ukde kalan intikamını almak için. Ama sonradan tuzak ters tepti ve Emre tam tersi Henry Soul'u onu kandırdığı için öldürdü.

3- Meral Seçkin (8/14)=> Başta intihar süsü verse de sonradan bunu Azrail'i kapana kıstırmak için yapılmış bir numara olduğu ortaya çıktı. Amacı sadece annelik üçgüdüyle oğlu Serdar'ı geleceğinde gördüğü ölüme karşı kurtarabilmekti. Ama ona yardım eden Kerem Bey'i aradan çıkartmak için koyduğu büyü yüzünden ölmeden önce Kerem Bey tarafından vuruldu ve öldü. Serdar zihninin derinliklerinde hapis olduğunda da ona yardım etmek için ortaya çıktı. Ana dediğin böyle olmalı. Yaptıkları sadece oğlu içindi ve hiç kendi çıkarını düşünmemişti. Bu yüzden yaptığı her şeyin doğrululuğunu düşünmeden önce bu faktörü de göz önünde tutmakta fayda var.

4- Kwan Juon (5/14)=> En az Tarikat'ta bir yirmi yıllık mazisi olan koreli bir iş adamı. Henry Soul ile garip bir rekabet içinde ve Tarikat'ın güvenilir üyesi. Ã?ykünün sonuna doğru Tarikat tarafından şeytan kanını kullanmak için onay aldı ve kan ona uçma kabiliyeti verdi. Ama hsoul'da bahsi geçen elçi olduğunu sansa da aslında o sadece şeytan'ın asıl elçi olarak yolladığı iblisin kullanacağı beden olarak planlanmıştı. Bundan habersiz konuşmasına başlayan Kwan'ın sonu içine giren kızıl ışıklar oldu ve iblis onun bedenini kullanmaya başladı.

5- Hasan Seçkin (2/14)=> Ã?yküde çok fazla adı geçen bu cici baba figürü, Serdar'ın babası. Tarikat adına ikizlerin gücünü engelleyen ilacı yaptı, ama Serdar da kullanılmasını engelledi. Serdar'ı sevgiyle büyüttü. Ama sonunda akciğer kanseri oldu ve öldü. Serdar'ın yeteneğini kullanarak ilk olarak diğer dünya ile iletişime geçerek konuştuğu insandır.

6- Kerem Bey (7/14)=> Hekimliğinde üstüne yoktur, ama oğlu Emre'ye de birbirindne değişik deneyler yaparak hırslı kişiliğini ortaya koymuştu. Eşini kaybettikten sonra böylesine bir değişim geçirdiği düşünülse de yaptıkları pek de doğru değildi. Hasan ile iyi dosttu. Sonra da Meral'e Azrail'i hapsetmesi için yardım etti. Ama Meral'in onu öldürmesi için yaptığı büyüyü fark edince Meral'i vurdu, sonra kendisi büyünün etkisiyle kalp krizi geçirerek öldü.

7- Ali (3/14)=> Serdar'ın can ciğer dosttu. Arkadaşlarıyla girdiği iddialar Serdar'ın önceden uyardığı gibi ölümüne sebep oldu. Kimya laboratuvarından yürüttüğü cıvalar yüzünden zehirlendi ve öldü. Serdar yeteneği sayesinde farkında olmadan onunla konuştu. Aziz Bey de Ali'yi ait olduğu tarafa götürmek üzere Ali'yi ikna etmeye çalıştı. Ama en sonda bilinen şey Ali'nin hala öldüğünü kabullenmemiş olduğuydu. Bu yüzden belki 2. kitapta da karşımıza çıkabilir.

Ana ve yan karakterler öykümüzde temel olarak bunlardı. Bir de biliyorsunuz ki siteden bir kaç arkadaşın ismini kullanmıştım, ama onları buraya yazmayacağım.

Posted: Tue Dec 30, 2008 7:13 am
by Illyra
eline sağlık çok güzel ve bilgilendirici olmuş, böylece birinci kitap ve karakterler mini bir özet halinde gözlerimn önüne geldi. ikici kitabı yazana kadar bizi meraktan iyice çatlatmaya karalısın sen, ben anladım :cry:

Posted: Tue Dec 30, 2008 11:17 am
by catboy
Ã?ykümün son olarak çıkarttığım 2 sahnesini paylaşmak istiyorum Bunu öykümün sonuna koyacağım. bakalım silmemi doğru bulacak mısnız?

Posted: Tue Dec 30, 2008 11:24 am
by Illyra
bence ilk sahneyi dediğin sebepten silmen doğru olmuş, hem ayrıca konuşma olaylarla tamamen alakasız. ama belki tanıtım bölümü olabilr ? ( ne dedim ben :-P )

ikinci sahneye gelince buna bayıldım, emre nin işkencesi bence harika öyle pekte vahşet içermiyor, hem ardından hsoul un ölümünün serdara nasip olması ise bir başla güzel nokta. benze bu sahne hikayede olmalı...

Posted: Wed Dec 31, 2008 6:51 am
by Edmond
Evet Emre'nin sahnesi gayet hikaye akışına uygun, hiç sorun teşkil etmez bence :D Ã?ünkü Emre Sadist, herkes biliyor.

Posted: Thu Jan 01, 2009 1:11 am
by catboy
Ve son olarak aklıma gelmişken Henry Soul karakteri için en uygun adayın resmi:
Image

Hem zengin çocuğu imajı olmalı hem de bakışlarında bir gizem yer almalı. Sizce nasıl?

Posted: Thu Jan 01, 2009 2:09 am
by Illyra
tam zengin çocuğu tipi :plotting:

Posted: Thu Jan 01, 2009 2:08 pm
by Aegron Linwelin
Daha iyisi olamazdı herhalde :D

Posted: Wed Jan 07, 2009 8:20 am
by Firble
Emre nin sonunda daha olumlu bir rolünün oluşu açıkçası benim en azından kalpten istediğim bir şeydi elbette bu role oturması gerekiyor. Bu arada Serdar neredeyse Emre ile yer değiştiriyor diyeceğim. Sanki gerçekten doğru olanı yapıp yapmadığına dair içinde bir şüphe oluştu.

Kısacası ilginç bir karşılaşma olmuş bana sanki ikizler kendi aralarında hem meleklere hem iblislere karşı bir araya gelmişler gibi geldi. Bakalım bu bir yanılgı mı? Eğer gerçekse ilginç olacağı kesin.

Posted: Mon Jan 12, 2009 5:45 am
by Efla
En sonunda Düşünce olarak serdar başlangıçta olduğu yere tekrar geri dönmüş gibi görünüyor. Yani melekler ve tanrının tarafına yaklaşmışken tekrar kendi halindeki yoluna geri dönüyor gibi. Kendi değer yargılarıyla hareket ediyor.

Hikaye ilginç bir şekilde bitmiş. Olayların devamı açısından bir son olmasa da belki ikizlerin kaderi ve serdarın zihinsel yolculuğu açısından bir sonuca ulaşmış.

Ve ikizlerin arasındaki bağ kendini ister istemez gösterdi. Ã?oğu olay da açığa kavuşmuş oldu.

Tebrik ederim ilginç ve güzel olmuş gerçekten.

GElmişken birkaç eleştiri de yapmadan geçmeyeyim. Ã?ünkü bi yazar kendini geliştirmek için eleştirilerden epeyce beslenir sanıyorum:

-Kişilerin zihinsel süreçleri sanki biraz fazla hızlı olup bitiyor. Ã?rnek vermek gerekirse
Ahu ile karşılaştıklarında senin kardeşini öldüren ben değilim ki dediğinde Ahu'nun inanması çok kolay oldu. Eğer bu Serdar'n doğa üstü gücüyle alakalı birşeyse bile biraz yer verilebilirdi.
Ya da Serdar yerde ölü yatanın annesi olduğunu gördüğünde ne yeterince şaşırdı ne yeterince sinirlendi. Kendisini o kadar seven kişinin ölümünde serdar gibi duygusal bi insanın vereceği tepkiler üzerinde durulailirdi. Tipik tepkiler en yakınındakileri suçlamak olabilirdi genelde pek amntıklı da olunmaz. Sizin yüzünüzden annem öldü gibi bağırıp çağırmasını bekliyodum açıkcası ama biraz metanetle karşıladı sanki.

-Fiziksel ve ruhsal tasvirlere daha çok yer verebilirsin bence. Yani havanın nası olduğu dolunay olması rüzgarın çıakrdığı sesler vesaire.... Hepsi okuyucunun kafasında ambiyans oluşturmasını sağlar. Kafada canlandırırken bir film sahnesi gibi ayrıntılarıyla canlandırabilmesini sağlar. Ruhsal tasvirlemeler de karakterlerin ne düşündüğünü daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

-DAha önce de belirtmiştim sanırım. Catboyun hikaye anlatımında zaman kullanımı açısından ilginç bir tarzı var. Herşey tam oalrak sırasıyla anlatılmıyor. Daha ilginç olabilecek bir sıra izleniyor. Fakat bu durum bazen benim gibi hafızasına yüzde yüz güvenemeyen okuyucularda sıkıntı yaratıyor. Yani muhtemelen catboy kendi kafasında daha hikaye yazıya dökülmeden neler olacağını bildiği için. Zaman kavramını yitirmesi imkansız ama benim gibi okuyucular. İyi de daha demin şu olmamış mıydı. Haydaa ben yanlış mı okumuşum diyebiliyor. Bunun çözümü bu tarzdan vazgeçmek değil ama. Yine de ilginçlik katıyor. Belki zamanın hemen sonraki olayları anlatmadığıyla ilgli bir bilgi veya ipucu verilebilir. Ne bileyim önceki bölümün hemen sonunda öğlen vakti olduğu vurgulanır. Geri dönmek üzere tekrar geleceğe gidiliyorsa akşam olmuştu denir mesela böylece biz de demek ki öğlenki olayın anlatımı sonra gelecek diyebiliriz. Olasılıksız'ın yazarından olan Empati adlı kitapda da farklı bölümler farklı zaman dilimlerini işleyebiliyordu. bir şekilde ilerleyip ilerleyip sonra geri sararak başka sahneler de anlatılıyordu ama bu geri sarışlar her bölümün başında atılmış bir tarihle bir de okuyucunun daha çok dikkatini çekecek bir geri sayımla bildiriliyordu (hüküm gecesine x gün kala) şeklinde.

-Aynı durum zamanlar arası değil de sahneler arası geçişte de bazen sıkıntı oldu bence. Ortamın değiştiğini bi şekilde başta hemen belirtmekte yarar olabilir.

-Son olarak bu tavsiyeyi de catboy yazılarında belli bir seviyeye geldiği için veriyorum. Normalde ayrıntı sayılabilir ama belki de sevdiğimiz romanları sevmemizi sağlayan o ayrıntıların toplamıdır. Her karakterin tabii ki de kendine has bir "karakteri" ve knouşma tarzı var. Ama özellikle konuşma tarzı herkesin kendine has kullandığı kelimeler gibi şeylerle çeşitlendirilebilir. Mesela kimisi daha bariz bir şekilde sofistike konuşur. Mesela ikizlerin birbirine savaşırken bile sevgili kardeşim demesi gibi... Ama mesela neredeyse hiç konuşmayan karakterler. Konuştuğu zaman saçmalayan karakterler. Belki kelimelri yanlış seçen karakterler. Çok kaba konuşan karakterler. Hepsi bence ayrı bir renk katacaktır. Dediğim gibi tabi ki fark var ama farkları daha belirginleştirince daha da hoş şeyler çıkabilir.

şİmdilik bu kadar baya da yazmış oldum.

Posted: Mon Jan 12, 2009 7:00 pm
by Firble
Geride kalmış bir olayın daha ileride anlatılacağın bilinmemesi de bence hikayeye ayrı bir renk katıyor. Bence bundan da vazgeçilmemeli. Açıkçası ben hangi olayın tam olarak hangi zaman diliminde olduğunu anlamak da çok zorluk çekmedim. Ya da anladığımı sandım.

Ancak bunu anlayamama durumu olmasın istenirse başka ögeler de yardım edebilir. Ã?rneğin Issız Adam filminde filmin sonlarında adamın arkadaşının çocuğu oluyordu sonraki sahnede çocuk dört yaşına geliyordu, böylece biz de iki saniye önceki sahne ile arada dört yılın olduğunu anlıyorduk... Bazı filmlerde bunun için olayların geçtiği civardaki bir inşaat çalışması kullanılıyor. Eğer olaylar durmadan değişen yerlerde geçiyorsa belki gazeteler, ya da mesela ilk başta olaydan bağımsız görünen sonra olaya bağlanacak mesela bir magazin haberi de kullanılabilir.

Ama illa da hangi olayın ne zaman geçtiğinin kesin olarak anlaşılması da gerekmiyebilir diye düşünüyorum ben. Farklı insanların olayları farklı sıralara koymasına da izin verilebilir bence...

Posted: Mon Jan 26, 2009 9:45 pm
by catboy
Ã?ykümün ilk bölümünü bir başka bir siteye daha tanıtım amaçlı koyayım dedim, koymaz olaydım. Hiç beklemediğim yorumlar aldım, hem de bu kadarını da beklemiyordum.

Ã?ykümde hiç akıcılık yokmuş, merak uyandıran hiç bir olay yokmuş, aksiyon olmadığından zevk vermiyormuş okumasın, gereksiz yere detay veriyormuşum, bunu kitap haline getirirsem de boşuna uğraşma kimse almazmış.

Bu kadar acımasız bir eleştiri alacak kadar öyküm berbatsa sizler sadece beni kırmamak adına mı o olumlu eleştirileri yazmıştınız? Sadece biri değil, bir sürü insan buna benzer yorumlar yapınca moralim bozuldu. Bu öykümü kitap haline getirmem sadece zaman kaybı mu olur sizce de? :cry:

Posted: Tue Jan 27, 2009 1:43 am
by Aegron Linwelin
Catboy senden ufak bir konuda ricam olucaktı. Ã?dev olarak okuduğumuz bir öykünün kısa anlatımı ve tanıtımı istendi. Ölüm zamanını anlatayım mı? :D

Posted: Tue Jan 27, 2009 1:46 am
by catboy
bilmem ki bence hoca normal tanınmış bir yazarın kitabını okumanızı istemiştir tahminen, yani ne derece bu öykünün tanıtımını kabul eder emin değilim. hem öykünün yazarından da genelde tanıttığın öykünün özetinde bahsedilirdi genelde, ama herhalde frpworldden catboy lakaplı bir şahsiyetin öyküsüdür demek hocaya pek bir anlam ifade etmeyecektir :D