"Para daha sonra, rahatlıkla halledilebilir. Ã?nce kızı bulmamız gerek. Bu gece vakti bir uçurumdan bile düşebileceğinden korkuyorum."
Alvarez ayın konumuna bakarak sabah saatine ne kadar kaldığını bulmaya çalıştı. Eğer az kaldı ise biraz dinlenip yola çıkabilirdi. Ancak daha çok var ise yanında bu adamla birlikte bir takım olarak aramayı düşünüyordu. Bu şanslarını daha da çok artırabilirdi.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
"Peki madem öyle diyorsun. İlla kızı arayalım dersen sabahı bekleyelim derim." Piposunu yakmış tüttürüyordu. "Aslında daha iyi bir fikrim var. Bob'u temizlemeye gidelim silah seslerini duyunca senin kızda gelir. Tabii tabansız biriyse silah seslerinin aksi yönüne de kaçabilir."
şapkasının altından kısık gözleriyle Meksikalının vereceği tepkiye bakıyordu.
Kid'in elinin uyuşması geçmeye başlamıştı silahını sağ eline aldı. Aklından posta arabası soyguncularının silahlarını nereye koyduğunu geçirdi.
Dikkatle nişan aldı katilin kaçma şansı yoktu bu şekilde inatçı birini öldürmek hiç hoşuna gitmiyordu doğrusu.
"Teslim ol! Canından olma."
Tekrar ateş etti.
Ally bir kaç kibar küfür ettikten sonra gerisin geriye döner ve geldiği uçurumdan iner. Arından çevresinde dört dönerek bir işaret arar.
"Nerede bu Alvarez? Adamlar nerede?"
Bu sırada içinden keşke öncen gitmeseydim diye düşünüyordu. Keşke Alvarez'i bekleseydim. Acaba meşale yaksam mı? Yoo hayır, bu yerimi dost olana kadar düşmanada belli eder.
Ve gözleri ile çölü, kulakları ile de kendisine ip ucu verecek her hangi bir şeyi duymak için dört açtı.
“Benim hakkımda mı konuşuyorsunuz?” der Ally karanlıktan çıkıp adamların yanına gelirken.
Douglas ve Alvarez birden yerlerinden fırlar, boş bulunmuşlardır.
“Sormayın başıma gelenleri, karanlıkta dolaşmak tehlikeliymiş. Üstelik izleri de kaybettim ama sonra bu kamp ateşini gördüm. Geçenin karanlığında benim için bir işaret feneri gibiydi doğrusu. Eee, Alvarez beni arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?” der Aline Redfox.
Siyah takım elbiseli uzun boylu adam genç kıza yaklaşarak abartılı bir hareketle elini öper.
"Douglas Mortimer emrinizdedir madam. Meksikalı arkadaşınız sizi aramakta haklıymış, takip edilecek bir güzelliğiniz var."
Tekrar kalktığı yere döner.
"Buyrun oturun lütfen, ben pipomu içerken sizde kahve içersiniz, içinizi ısıtır. Bu arada bilgilerimizi paylaşırız."
Adamın şu ilk gelen ingilizler hakkında anlatılan fıkralar ve komik hareketlerdeki gibi beceriksiz bir soylunun tiyatral hareketlerine bir an için gülümser. Gözünün önüne annesinin anlattığı komik hikayeler gelmiştir.
"Dikkat et. Ally'e soon kez bu şekilde yaklaşan şu anda ölü! Sen en iyisimi hanfendiye bir kahve koy."
Sesinde mizahın yanında kıskançlık ve kızgınlıkta olduğunu fark eder. Bunu kendisine itiraf etmek istemesede aslında içten içe normal karşılağı bir davranıştır. Kızın yanına gider ve ona bir şey olup olmadığını anlamak için uzaktan üstünü süzerken
"Bob Troble'ı buldum."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Douglas oturduğu yerden sırıttı, meksikalı tam beklediği tepkileri vermişti. Kıza ilgi duyduğu belliydi, bunu belki bir ara kullanabilirim diye düşündü Douglas.
"Yanında başka adam var mı?"
"Eğer yorgun değilsen Alvarez, bu gece onu basabiliriz. Ã?iftçinin dediği kadarıyla yanında birileri vardı. Eğer yerlerini biliyorsan gafil aflamak kolay olacaktır."
Sonra yorgun atını Alvarez'in atının yanına bıraktı ve yere oturarak eline aldığı kahveyi yudumlamaya başladı.
"Bir planınız var mı?"
Alvarez gördüklerini anlattı.
"Nöbetçi beni gördüğünde biraz irkildi ve o anda uyuduğunu düşündüğüm adamların aslında uyumadıklarını da gördüm. Nöbetçi biraz daha tehlikeyi bekler şekilde olabilir."
Kabaca kumaların üstüne planınıda çizdi. 2 yatan için kuma daireler, tepeler için kumdan yükseltiler kullandı. Etraftaki bir taşı nöbetçi yaptı ve kamp etrafında nasıl döndüğünü gösterdi.
Sonra pançosunun altından küçük bir bıçak çıkarttı. Yere sapladı ve "Bu benim." ve iki tane daireyi en uzaktaki tepeye çizdi. "Bunlarda siz." Elleri haritasının üstünde oynuyordu.
"Saklanarak yaklaşabilirsem nöbetçiyi etkisiz hale getirebilirim sanırım. Sizde o uzaktan beni korursunuz. Nöbetçi etkisiz hale gelince diğerleride teslim olurlar sanırım.
Sonra Ally'e baktı. Bu adamla onun yan yana durmasını istemiyordu ama adamın arkalarından iş çevirmelerini Ancak Red sağlayabilirdi. Daha başından parayı konuşan bu adamın gözleride güvenilmezliğini gösterir gibiydi. İkisi birden adama arkasını dönemezdi. Bu sebeple Adamı biraz daha ileri getirerek kendine daha çok yaklaştırdı ve Red'il arasında kalmasını sağladı.
"Sen burada dursan daha iyi olabilir. O tüfeği kullanmasını biliyor olsanda gece sadece ateşin ışığında iyi ateş edebileceğini sanmıyorum."
"Ben adamı etkisiz hale getirince ikinizde yaklaşır ve ters bir hareketlerinde uyarma yada gerekirse öldürme için ateş edersiniz."
Ardından Ally'e döndü. Kendisinin geride kalmayı isteyecek biri olmadığını biliyordu. Onun düşüncesi asıl önemli olandı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
"Sessiz ve sinsice ha?" Ayağa kalkıp atına doğru yürüdü, "Ben daha gürültülü birşeyler düşünmüştüm." Eğerinden çıkardığı dinamit lokumunu Alvaraz'e fırlattı.
"Ortadaki ateşe bunu fırlatırsan gayet şenlikli bir başlangıç yapabiliriz."
Sırıtırken yeni ortaklarının tepkisini bekliyordu.
"Planın iyi gözüküyor, ama adamların uyumadığını söyledin, tek başına gitmen biraz tehlikeli gibi geldi bana. Neden kampı üç yanından sarmıyoruz? Üç kişi var ve her birimiz birisi ile ilgilenebilriz. Yani güzel bir şeyler ayarlarsak..."
Gerisni getirmedi. Göz ucu ile yerdeki minyatür kampa bakıyordu.
"İki yandan çapraz ateşe almak iyi fikir. Sen sessizce yaklaşırsın, eğer yapabilirsen bıçakla nöbetçinin işini bitirirsin." Eliyle yerdeki nöbetçinin işaretli olduğu noktayı Alvarez'e işaret etti. "Eğer seni önceden farkederse dinamit lokumunu fırlatırsın, üç kişinin arasında bıçakla kalman senin için iyi olmaz. Sonrasında duruma göre biz ateş etmeye başlarız eğer teslim olurlarsa zaten sorun kalmaz."
Piposundan derin bir nefes çekti.
"Eğer aklınıza yattıysa bu gece baskını yapalım, nasılsa yatıp uyuyamayacağımız kadar geç oldu."
"İki sorun var." Elini yumruk ve baş parmağını kaldırdı. "Birincisi, bu adamları öldürmek ne kadar mantıklı. Kanundan kaçan adamlar neden bu hayvanları alma gereği duydular? Beliki bir yerde bunlardan daha çoğunuda bulabiliriz." Bu sefer işaret parmağını da kaldırdı. "İkincisi, dediğim gibi en yakınsaklanılabilecek bölge ile ateş kaynağı arasında 30 metre kadar bir mesafe var. Senin bu kollarında 'el poder de Satanás" yok ise oraya kadar bu patlayıcıyı atabiecek misin?
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
"Amerikan şerifleri ölüsüne para verdiği sürece bu tür bir yıkım yapmış adamları sağ yakalamaya çalışmam." Eliyle arkada kalmış çiftliği işaret etti. "İkinci soruna gelince: senin atabileceğini düşünmüştüm doğrusu amigo. Bunu beceremeyeceksen her ihtimale karşı aramızda bir güvenlik duvarı oluşturması açısından bu şekilde yere gömeriz."
Beyaz bir mendili dinamite bağlayıp yere gömdü. "Eğer bir terslik olursa, beyaz mendil sayesinde rahatça vurup patlatabilirim."
"Canlı yakalamak istiyorsanız size uyarım hatta iyi bir çilingirden alınmış kelepçe de var yanımda, ama bu tür suçlar işleyen insanlar canlı yakalanmak istemez, darağacını boylayacağını bilir."