Page 18 of 28

Posted: Mon Nov 13, 2006 5:58 am
by QuEeNofASHes
Firble wrote:Gülümsedi tabi hanımım dedi buyurun. Hem sohbet de ederiz. Bugünlerde diyar çok güzel günler yaşamıyo di mi?
adım ashqueendra, yanan philosondra kentinden geliyorum. kentin kraliçesiydim. asıl adım queendra, üzerimdeki lanetle birlikte ashqueendra adını daha uygun gördüler.

bu kadar açıklamayı neden yaptığını bir türlü anlayamamıştı, her zaman kasvetli, gizemli oluşuyla tanınıyordu fakat şimdi adeta dili çözülmüştü! şaşkınlığını belli etmemeye çalıştı, ancak içindeki kadim ses pişman olmaması gerektiğini söylüyordu.

yeteri kadar kendini ele vermişti... asıl öğrenmek istediğini artık öğrenmesinin vakti gelmişti, acaba hobbit şifreli soruya anlam verebilecekmiydi;

bu handa yok edilenleri tamir edebilecek biri var mı?

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:01 am
by Rhonin
Zaramoth tekrar gelmesinden mutlu olmuştu " Hayır,hayır oturabilirsiniz. " dedi utanmış bir edayla..Başlığını çıkardı ama miğferde yeniden takılı kaldı.. "Miğferimi çıkarmaktan korkuyorum çünkü geçmişimle karşılaşmaktan korkuyorum. " dedi üzüntüyle..

Biraz tereddüt ettikten sonra miğferini de çıkardı.. ve masanın üzerine koydu. Kumral kısacık saçları ortaya çıkmıştı.Sol ve sağ kulağında halka küpeler sallanıyordu.Gözleri yemyeşildi ve parlıyordu..

"Sanırım bazı şeyleri hepimizin unutması iyi olabilir. " dedi ve tekrar baktı " siz?şey.Diyarın neresindensiniz acaba.. " diyebildi hafifçe gülümseyerek.

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:25 am
by celeraen
--uzaklardan diyelim dedi gülerek....ayrıca şu unutma olayına da katılıyorum fakat bazen her yerde bizi takip ediyor gibi diye ekledi,
--aç veya susamış olabilirsin bir şey ister misin mutfaktan?nasıl olsa birazdan bir şey isteyen var mı diye gezineceğim sana da getirebilirim dedi

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:30 am
by Firble
Hobbit Anton şaşkın şaşkın kadının yüzüne baktı. Yok edilenleri tamir etmemi... Ben anlamadım. Ne demek istediğinizi anlamadım. Ama sanırım tamircimiz yok ben hancıyım. Ama isterseniz Sporginoldeki tamircilerden birinin dükkanını tamir edebilirim.

Sonra gülümsedi ama geç oldu isterseniz gece burda kalın.

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:32 am
by Rhonin
"Teşekkür ederim kendini yorma." dedi aslında hafiften karını acıkıyordu ama bir rica da olsa bu yanlış olur diye düşündü. " Evet takip ediyor doğru.Unutmak istediklerin bazen seni hiç yalnız bırakmıyorlar.İstesende istemesende. " dedi güler yüzlü bir ifadeyle.

Han gerçekten yoğundu bir sürü insan girip çıkıyordu " Gerçekten çok dolu han. " dedi gözlerini etrafta gezdirirken yeni bir şeyler konuşmak umudu ile.Sonra celeraen'in yüzüne baktı " Geçmişimdeki birini anımsatıyorsun bana. " dedi yüzünde burukluk ve gülümseme karışıktı..

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:48 am
by celeraen
--umarım düşmanına falan benzemiyorumdur dedi gülerek.....bugün pek bi neşeliyim,nedense diye geçirdi içinden
--evet ben geleli de çok olmadı ama hiç boş görmedim diyebirim...olsun işlerimizin açık olması iyi bir şey dedi gülümseyerek
--ben gerçekten acıktım gidip kendime birş eyler getireyim eeeee tek başıma yiyemeyeceğime göre sana da bir şeyler ayarlarım diyerek mutfağa koştu,bu akşam yahni yapmıştı yanına da şarap aldı ve masaya geri döndü...gerçekten çok acıkmıştı

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:58 am
by Rhonin
Zaramoth Celeraen'in bu davranışından dolayı mutlu olmuştu ve gülümsedi . "Çok teşekkür ederim. " dedi yüzündeki gülümseme düşmeyerek.Yemeğini yerken aklından bir şeyler geçiyordu.Gayet nazik yemeye çalışıyordu.

"İnanılmaz enfes.." dedi ve bir lokma daha aldı. "Bana hatırlattığınız kişi kötü biri değil.Çok sevdiğim biriydi.. " dedi yüzündeki gülümseme yerini burukluğa bıraktı kendini bir türlü toparlayamıyor ve somurtuyordu. "Özgünüm sanırım eski hatıralar biraz canımı sıkıyor yanınızda böyle somurtmak istemezdim. " dedi şarabından yudumlayarak boğazındaki yemeğin gitmesini sağladı.

"Bir soyadınız var mı acaba?" dedi celeraen'in yüzüne bakarak.

Posted: Mon Nov 13, 2006 7:16 am
by celeraen
--üzüldüm...dedi sessizce...soyadım abierktus

Posted: Mon Nov 13, 2006 6:17 pm
by QuEeNofASHes
ashqueendra hobbitin şüpheli konuşmasına kızmamıştı, kimbilir bu handa başına neler gelmişti, kimseye kolay kolay güvenemezdi, haklıydı. atalarından gelen ses onu yanıltamazdı, yoksa neredeyse 1 haftalık yolu boşu boşuna gelmiş olacaktı; hobbite güvenmeliydi. daha farklı bir şekilde anlatmayı denedi:

''bak hobbit, philosondra kentini bilmiyor olamazsın, sen gitmediysen bile buraya gelenler anlatmııştır.''

kenti gözlerinin önüne geldi, yıllar önceki, yeşil, gür ağaçlarla kaplı, ışıltılı nehirleri etrafını çevreleyen güzel kenti... büyük mermer sütunlarla çevrili, geniş uzun mermer merdivenlerinde neşeyle koşturduğu sarayını anımsadı. arkadaşlarını, ailesini... gözlerindeki hüznü saklamayı denediyse de başarılı olamadı

'' philosondra yı eşsiz bir yökedim gücü mahvetti. şimdi kentimi ve insanlarımı kurtarabilmem için önce üzerimdeki lanetten kurtulmam gerekiyor. bu da yokedim gücümü kullanarak kötüye karşı savaşımda var edim gücüne sahip birinin bana yardımıyla olabilecek''

Posted: Mon Nov 13, 2006 7:10 pm
by kaoss
"Özür dilerim" dedi "geciktim sanırım". Masaya oturduğunda pek de özür diler gibi bir ifadesi yoktu suratının. Daha çok eski bir dostu görmenin huzuru vardı bakışlarında. belki biraz daha fazlası...

Her şeyiyle "sadeydi". Var etmenin tüm sadeliğini, mağruriyetini, bilgeliğini taşıyordu.

"Nasıl olsa senin de acelen yok." dedi. "şarabını benimle paylaşmaz mısın?"

Posted: Mon Nov 13, 2006 7:28 pm
by QuEeNofASHes
handa artık garip bir hava vardı. zıtlıkların birbirine yaklaşması, kavuşması hanın olduğu gibi tüm diyarın da huzur havasına bürünmesini sağlamıştı sanki.
queendra gelen yabancının masaya oturuşunu izledi. gözü mızrağına takıldı bir an, farkedilmeyecek gibi değildi mızrak, artık şimdiye kadar hiç almadığı bir renge bürünmüştü inanılmayacak bir parlaklığa sahipti. kimsenin mızrağı görmesini istemeyerek çantaya iyice sokuşturdu. yabancı masasındaydı şimdi. daha doğrusu hobbitin masasında.
''paylaşırım yabancı.'' dedi saklayamadığı titreyen bir sesle. kendini toparlaması uzun sürmedi. ''gelmen uzun sürdü. üstelik yalnız gelmişsin''

Posted: Mon Nov 13, 2006 7:40 pm
by Firble
Hobbit kadının ilgisinin başka yöne dağıldığını gördüğünde cevap verip vermemekte kararsız kaldı. Yine de soruyu cevapsız bırakmak doğru olmazdı. Kadının duyması için sesini yükselterek ama hamfendi dedi. Bugünlerde benzer olaylar her yerde oluyo. Diyarın her yerinde bir sürü felaket var. Benim biricik köyüm hobbitköy de sel baskını ile yok oldu. Kaçanlar farklı yerlere daıldık. Bilmiyorum neden böle şeyler oluyor. Ya da bunları önleme yolu var mı? Bilmiyorum burada bu kasabada da işler çok normal deil ama bura insanı çok da önemsemiyor galiba bu gariplikleri di mi?

Posted: Mon Nov 13, 2006 7:48 pm
by QuEeNofASHes
ashqueendra hobbitin yanıtıyla arındığı mabette rahiplerden aldığı son görevlerden birini anımsadı. dağılan hobbitlerin yardıma ihityacı vardı. ''halkını kurtarmak için halkları kurtar!'' yaşlı rahibin sözleri kulaklarında çınladı. halkının geleceği hobbitlere yardımla mümkündü.
''hobbitlere yardım için burdayız. söylesene kimler uğraşıyor sizinle. bana başka kimler yardımcı olabilir?''
''SEÃ?İLMİş İNSANLARI ARIYORUZ''

Posted: Mon Nov 13, 2006 8:16 pm
by buzdaglarininleydisi
Hobbit hanım yemeğinden sonra sessiz oturup uzun saatlerce ısındığı şöminenin yanından hancımnın geldiğini görmüştü yanında farklı uzun bir bayan vardı ama merakına yenik yanlarına doğru yönelmişti çoğu dolu masaların yanından geçerek. Yanlarına vardığında zırhlınında konuya dahil olduğunu gördü dahada meraketti ve yanlarında belirdiğinde onu görmediklerine az üzgün sesini yükseltere seslendi;
"merhabalar hancı hobit efendi nasılsınız demek için sohpetinize de katılabilirsem die yanınıza geldim, hoş başka dostlarnızda var galiba ama." dedi çekingen bir şekilde ve ekledi " ama ben ilginç hikayeler öğrenmeyi severim tüm gün yoktunuz belki yeni haberleriniz vardır paylaşırsanız.Özellikle kendi topraklarımızdan bir haber beklerim ümitle." sözünü tamamladığında halen yanlarında dikiliyordu ümitle.

Posted: Mon Nov 13, 2006 8:44 pm
by QuEeNofASHes
ashqueendra anlayamadığı bir huzurla hobbit hanımına da güven duymuştu. bütün bunlar bir işaretin göstergesi gibi geliyordu ona. hikayesini anlatmaya başladı, berrak, armonik bir sesle:
adım ashqueendra, lanetlenmiş bir kraliçeyim.
philosondra kentim yanmadan önce ne gri bir renge sahiptim ne de geceleri uyumama engel olan pişmanlığa...
adım ashqueendra hobit hanımı, lanetlenmiş bir kraliçeyim, lanetlenmeden önce adım queendraydı,
yalnız değildim, bir halkım vardı.
adım queendra hobit hanımı, yemyeşil bir kentim vardı, içinde sevgi ve huzur...
hobit hanımı, lanetlendim, kötü tanrılar beni dayanılmaz bir kinle donattı, muazzam bir kötülükle, kibirle...
adım ashqueendra hobit hanımı, buraya geldim çünkü HALKIM YANDI, kentim yandı, üzerimdeki lanet koca bir kente yansıdı
şimdi hobit hanımı, diğer halklara yardım edersem ancak, halkım kurtuluş bulacak...
söyle bana hobit hanımı, arkadaşım ve ben size nasıl yardım edelim?

yorgun görünüyordu küller kraliçesi, çantasındaki mızraktan destek almaya çalıştı...