Page 3 of 7

Posted: Tue Apr 04, 2006 4:25 pm
by burock
aslında başlık içinde tek bi kişiyle karşılıklı tartışmak pek hoş diil ama yine cevabım zülkarneyn'e yönelik olacak.

sırayla gideceğim. çok şükür ki, başka olaylara ya da kişilere kafam bozuldu diye aklımdan geçmeyen şeyleri yazacak kadar düzensiz bi ruhsal yapıya sahip diilim. bu nedenle,
zulkarneyn wrote:Sanıyorum, önceki tartışmaların harareti ile olacak, gayet olumsuz bir tepki ile görüş bildirmeye başlamışsın...
kısmını herhangi bir tatsızlık yaratmadan geçiyorum.
zulkarneyn wrote:...Önemli Türk düşünürü Demet şener'e ait olduğu söylenen bir deyiş var: "Kitap okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum." Nedense bu veciz sözleri hatırladım...

kısmına gelelim. ben diyorum ki, senin bahsettiğin ve "çeviri eleştirisinin yöntem sorunları ile ilgili" kitap ile zerre kadar ilgilenmiyorum. Yoksa ben kitap okumam vs... falan demiyorum. İlgi alanlarımız, önceliklerimiz farklıdır. Dolayısıyla, okuduğumuz kitaplar da farklıdır.

şimdi bu noktadan sonra aslında durum o kadar karışık ki nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. Ã?ncelikle şunu söyleyeyim ki, sitede daha önceden açılan başlıklar arasında türkçe OEK ile ilgili bi başlığın olduunu söölemiştik; ama bu başlık maalesef kayıp. İşte o başlık dahilinde uzun uzadıya tartışılan bu konuda ben dahil birçok kişi görüşlerini açıkladı. Ben bu başlığa yazdığım mesajlarda maalesef ki daha evel belirttiim görüşlere dayanarak yazmışım; ama tabii ki onlar burada olmadığı için arada bir kopukluk var gibi olmuş. şimdi ben onu toparlıyım izniniznen:

Daha evelden de dediim gibi, çevirinin kalitesini deerlendirmek gibi bi iddaam ya da isteem yok benim, zaten bu konuda donanımlı da diilim. benim dikkat çektiğim noktalar yukardaki msjlarımda yazıyo. Bu başlıktaki bir mesajda başarısız kelimesini kullanmam ise tamamen öznel bir anlam ifade eden bir yorumdur. O cümle ile anlatmak istediğim tam olarak şudur : "Ben ve benim gibi bu oyunun ne olduğunu ing. kaynaklardan öörenen insannar için bu kaynak kitap, amacına hitap etmemektedir. Bu nedenle başarısızdır."

Başkaları adına da konuşmuş oluyorum bunu derken; ama hem eski başlıkta hem de site kullanıcısı olmayan başka arkadaşlarımın da dile getirdiği bi husus bu. İşte o başlığa dayanarak yazdığım için bazı şeyleri, arada bi kopukluk olmuş. Bu konuda affınıza sığınıyorum. Yannış annama olmasın.

son paragrafındaki "seçkinciler" teriminden ise kesinniknen üzerime alınmıyorum. Bu oyun ing. kökenlidir ve biçok insan bu oyunu ing. diliyle öörenmiştir. Bu, ingilizceyi türkçeye tercih etme diil, bir mecburiyettir. Bu mecburiyet sadece ferepede diil, gelişmeye açık her konuda mevcuttur. türkçe -maalesef ki- geriden takip etmek durumundadır. Bu nedennen, yeni kaynakları takip edebilmek için o konudaki yeni eserlerin çıktığı dili anlayabilmek gerekir. yoksa ya cahil kalırsınız ya da gelişmeleri geriden takip etmek durumunda kalırsınız. Bunun adı ise seçkincilik diil, tembellik olur.

Ayrıca, bu forumlarda kullanıcıların ettii iki kelamdan hareketle nasıl olup da kullanıcıların çeşitli sıfatlarla, şıpınişi kategorize edildiğini de anlayamıyorum.

Posted: Tue Apr 04, 2006 5:11 pm
by CHANGES
Anladığım kadarıyla zulkarneyn çeviribilim konusunda gayet bilgiliisin.Ã?eviri teknikleri nedir ne değildir vs. Bu konuda seni takdir ediyorum.FRPWORLD camiasında yer alman site için büyük kazanç.
Ancak şunu unutmayalım biz son kullanıcıyız bu işi yapan satan para kazanan kişiler değiliz.Ben ve benim gibilerin getireceği eleştiriler kullanım konusundaki eleştirilerdir.En ileri tekniği de kullansan bütün kurallara uysan da eğer yaptığın iş müşteriyi tatmin etmiyorsa başarısızdır.Bunu hiç bir zaman unutmamak gerekir.Açıkça söylüyorum ki OEK başarısızdır.Zaten başarılı olsa insanlar yabancı dilde yazılmış kaynağı Türkçe yazılmış olanına tercih etmezlerdi. Ayrıca burada OEK yi eleştirmemizin nedeni ona karşı olmaktan değil daha iyi yapılmasını istemekten kaynaklanıyor ve bence yapılabilir de.
Bunu yaparken kimin hangi tekniği kullanıp nasıl yaptığı değil sonuçta ortaya çıkan şeyin ne kadar kullanışlı olduğudur benim için önemli olan.Aldığın bir ürün seni memnun etmediğinde sana "ama biz bunu çok ileri tekniklerle ürettik" deseler sanırım yeterli bir açıklama olmaz.Ayrıca bir müşterinin satın alacağı şeyin nasıl üretildiği vs. gibi konulara hakim olması şart değildir. :wink:
Bu nedenle daha iyisi yapılana kadar tekrarlıyorum OEK olmamış olamamış.Bu benim yorumumdur başkası çok beğenebilir o da başka bir kullanıcıdır sonuçta.

Posted: Tue Apr 04, 2006 6:19 pm
by mts19
İngilizce bilmeyen, FRP'yle ilgilenmeye daha yeni başlamış biri olarak OEK hakkındaki görüşümü bildirmek isterim. Kitabı elime yaklaşık bir yıl kadar önce aldım, ve FRP hakkında ne internetten ne de başka bir yerden bilgi edinmemiştim daha. O zaman konu aşırı derecede ilgimi çekmemişti, yine de öğrenmek istiyordum. Hani bir değişiklik olsun diye... O zamanlar FRP ile ilgili böyle siteler olduğunu filan da bilmiyordum, bu konuda tam anlamıyla "0"dım yani. O an için tek kaynağım elimde tuttuğum OEK idi. Başladım okumaya. Tam dikkat okuyordum, anlamadığım yerleri 5-6 kere... Yine de boşluklar vardı. Kaç kere okudum bilmiyorum ama iş sistemi uygulamaya gelince hiçbir şey yapamıyor, takılıp kalıyordum. Kitabın arkasında "Bu adresleri ziyaret edin," diye iki web adresi verilmişti (belki web adresi yasaktır diye adresleri yazmıyorum, ne de olsa hepimiz biliyoruz sanırım o adresleri). Girdim baktım. O sıra adreslerden biri kapalıydı, Türkçe olanı. Diğerine girdim, orası da İngilizce olduğu için tek kelime anlamadım. Böyle olunca, kitaptan da fazla bir şey anlayamayınca bıraktım FRP ile ilgilenmeyi. Zaman kaybı dedim kendi kendime...

şimdiye dönersek. Burası gibi Türkçe FRP siteleri ile tanıştım. Bir kenara attığım merakımı uyandırdı bu sitelerdeki bilgiler. Olay anlatılırken yine İngilizce terimler sıkça kullanılıyordu ancak bir şekilde o İngilizce terimlerin anlamı da belirtiliyordu. O yüzden anlamakta fazla sıkıntı çekmiyordum. Bu bilgilerle beraber OEK'i tekrar okumaya başladım. Bu sefer yazılanlar çok daha anlamlı geliyor. Ancak hala takıldığım bir-iki nokta oluyor ve bunların sitelerde okuduğum yazılarda bahsedilenlerden neye karşılık geldiğini çıkarmaya çalışıyorum. Ã?ıkarıyorum da zaten, fazla sorun yaşamıyorum. Ama ben hala İngilizce bilmiyorum ve kitapta sürekli referans gösterilen Zindancıbaşı'nın Rehberi ve Mahlukat Kılavuzu'nun Türkçe'ye çevrilmemiş olması son derece canımı sıkıyor. O kitaplardaki şeyleri bilmeden nereye kadar oynayabilirim sonuçta? OEK'te bir çok sayfada sürekli bu kitaplara referans gösteriliyor çünkü. Tıkanıp kalıyorum ben, ne yalan söyleyeyim.

Ã?evremde hiç FRP oynayan olmadığı için yakında arkadaşlarla oynayaağımız oyunda DM olacağım ve onlara bu boşlukları doldurmak için kendim uydurduğum şeyleri, yani yanlış şeyleri öğretmek istemiyorum. Gerçi, sonuçta bu bir eğlence oyunu, önemli olan eğlenmek. O boşlukları kendim de doldurabilirim. Ancak FRP ile ilgilenmeye yeni başlamış birinin uydurduğu şeyler oyun için ne kadar tutarlı olabilir ki? Dahası o oyuncular yanlış öğrendikleri şeyleri başka oyunlarda devam ettirmezler mi, sorunlar yaşamazlar mı? Ben de kendimce sitelerden yararlanarak bu boşlukları doldurmaya çalışıyorum işte...

Kısacası söylemeye çalıştığım şu ki; OEK, sadece o kitabı okuyarak FRP'yi öğrenecekler için yeterli bir kaynak değil. Benim çeviriye lafım yok, İngilizcesini bilmiyorum sonuçta. Büyü isimleri vb. gayet yaratıcı bulduğumu açık açık burda söylüyorum. Anlatımda İngilizce bilmeyen Türk okurlarını zorlayan şeyler bu tür sitelerdeki kaynaklardan yararlanılarak bir şekilde anlaşılır hale gelebilir. Ancak Zindancıbaşı'nın Rehberi ve Mahlukat Kılavuzu çevrilmedikçe bir boşluk hep olacak. Onlar da çevriliyordur herhalde, fakat kaç yıl oldu bu iki kitaba referanslar gösteren OEK çıkalı...

Posted: Wed Apr 12, 2006 8:13 am
by barabus
ne yazmışsınız be kardeşim amma abartmışsınız konuyu , kendi kanaatimdir , ben orta düzey bi ingilizce bilen biri olarak en sağlıklısının iki kitaptan da eşit olarak yararlanmak olduğunu düşünüyorum , yalnız bi konu var , yukarıda bi yerlerde biri büyünün ismine bakarak ne büyüsü olduğunu anlarım gibi bişey yazmış,

buna iki açıdan yaklaşmak gerekir

eğer büyücüysen ve yeteneğin ( bilgelik ) o büyüyü bilmeye yada yapmaya yetiyorsa dm sana o büyüyü açıklamak zorundadır zaten

eğer büyüce değilsen senin büyünün ismini bilmen yada ne olucağını bilmen mümkündeğil ancak sonucunu görebilirsin ,

örneğin bi büyülü sözcük duyarsın , bunun sonucunda artık karşındaki kişi senin çok eskiden beri tanıdığın bi arkadaşındır ( charm )

ama bu bahsettiklerim oyunun oynanışıyla alakalıdır, kalkar da büyücü bi barbarın yanında dm e ben bunu charm edicem derse o oyunun hiç bi anlamı kalmaz ,

neyse ben konuya pek bi fransızım ama paylaşayım istedim

bu arada önemli türk düşünürü demet şener güzel söylemiş , ben o öğüdü onun kadar ufak beyni olan herkese veriyorum .... :D:D:D:D:D:D:D

Posted: Wed Apr 12, 2006 4:27 pm
by burock
barabus wrote:ne yazmışsınız be kardeşim amma abartmışsınız konuyu , kendi kanaatimdir , ben orta düzey bi ingilizce bilen biri olarak en sağlıklısının iki kitaptan da eşit olarak yararlanmak olduğunu düşünüyorum , yalnız bi konu var , yukarıda bi yerlerde biri büyünün ismine bakarak ne büyüsü olduğunu anlarım gibi bişey yazmış,

buna iki açıdan yaklaşmak gerekir

eğer büyücüysen ve yeteneğin ( bilgelik ) o büyüyü bilmeye yada yapmaya yetiyorsa dm sana o büyüyü açıklamak zorundadır zaten

eğer büyüce değilsen senin büyünün ismini bilmen yada ne olucağını bilmen mümkündeğil ancak sonucunu görebilirsin ,

örneğin bi büyülü sözcük duyarsın , bunun sonucunda artık karşındaki kişi senin çok eskiden beri tanıdığın bi arkadaşındır ( charm )

ama bu bahsettiklerim oyunun oynanışıyla alakalıdır, kalkar da büyücü bi barbarın yanında dm e ben bunu charm edicem derse o oyunun hiç bi anlamı kalmaz ,

neyse ben konuya pek bi fransızım ama paylaşayım istedim

bu arada önemli türk düşünürü demet şener güzel söylemiş , ben o öğüdü onun kadar ufak beyni olan herkese veriyorum .... :D:D:D:D:D:D:D
büyünün ismine bakarak büyünün ne olduunu annama kısmını yannış annamışsın güzel kardeşim.

abartmışsınız demeden ewel yazılanı annamak lazım di mi?

Posted: Wed Apr 12, 2006 10:58 pm
by barabus
yok dostum ben şunu demek istedim oyun içinde büyülerin ismi kullanılmamalı demek istedim yanlış anladıysam kusura bakma , örneğin rp de büyücü oynayan oyuncu senin anlamadığın sözler söyler ve sen bunun sonucunda mesela charm olursun ,

yani eğer ben seni charm ediyorum derse hoş olmaz gibi geliyor

abartmışsınız da derrken , bence konu gitmemesi gereken yerlere gitmiş , hatta tabiri caiz se postların genelinde biraz sidik yarıştırılmış yani bunu özel algılama genele söylemek istedim :)

herşeye rağmen ben ilk başta dediğim gibi hem türkçe hemde yabancı kitaptan yararlanılması taraftarıyım

saygılar ......

Posted: Wed Apr 12, 2006 11:20 pm
by burock
yok gene yannış annadın. burda bahsi geçen şey, oyunun içinde büyü yapılırken ne demek istediinin annaşılması diil, kitaptan bilgi edinmek için okurken annaşılması.

Posted: Wed Apr 12, 2006 11:35 pm
by barabus
elbette öyle de bu anlaşılan bilgileri sonuçta oyunda kullanıcağımıza göre , bu terimelerin aslında hepsinin tam olarak bilinmemesi bi avantaj ,

ama sizi de anlıyorum bi şekilde yeterli kaynak olmalı elbetteki ama bu işide her iki kitaptan yararlanarak çözmek en iyisi ,

bide zaten biraz bilgilendikten sonra teknik terimlerin ne olduğu az çok ne işe yaradığı anlaşılıyo ,, neyse benim ki bi fikir , sonuçta bahsettiğimiz kural kitabı türkçe de olsa ingiliz ce de olsa elbetteki eksiklikleri olacaktır , onu da insanlar yazmıştır :):):)

Posted: Mon May 08, 2006 4:36 am
by amondra
ya sonuçta ana dilimizi kendi kimliğimizi kaybediyoruz ki böyle olmaması için hepimiz elimizden geleni yaparsak bişeyler değişmez mi?herhangi bir şey çok anlaşılmadık bi isim warsa onu günümüzede uyarlayacak birikime sahip değilmiyiz?artık diyarlardaki oyunlardaki ortak lisan gerçek hattaki ingilizce oldu we ingilizce bilmeyen birisi frpyi oynayıp zewk alamaicakmı?ben oyunu anlatırken şahsen zorlanıyorum ki çewremizdeki herkez ingilizce bilmek zorunda değil...hepimiz işin kolayına kaçıyoruz..daha önce gördünüzmü bilmiyorum ama d&d kitapları sadece ingilizce değil fransızcası vb. de war demekki diğer ülkelerdeki insanlarda bunu kendi ana dilleriyle oynuyorlar.ben fransızca okudum ve ingilizce frp oynarken zorlandım oldukça hala bile yazarken zorlanırım ama bizim fransız öğretmenimiz oynu fransızca oynatabiliyordu hatta kütphanede kendisiyle frp onamışlığımızda wardı:S-pek başarılı olamasakta-bu sadece örnek bence herkez elinden geleni yaparsa 2 kelime anlamadım yok bu çewiri kötü diye birşey kalmaz ortada..

Posted: Tue May 09, 2006 4:21 am
by Firble
Mesele oyunun Türkçe de oynanabilirliği değil... Oyun ingilizce geliştiği için oyundaki her ögeyi Türkçeye çevirmeye çalışmanın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. Oyun oynanırken tabii Türkçe kelimeler kullanılsın... Ancak büyü adlarına garip garip isimler bulmadan evel. Voriyor, vizırd, faytır, nayt, tiif gibi sözcükleri çevirmekle başlayabiliriz.

Yapabileceğimiz daha iyi şey DnD nin son derece karşı olduğum tarzı yerine oyunu kendi hayal gücümüzü daha fazla katarak oynamamız. Sadece çeviri ile uğraştığımız kendimiz yaratmadığımız sürece sonuçta hep geriden takip etmeye mahkumuz.

O nedenle eğer dilimizin gerilemesi ile savaşacaksak yanlış yöntemlerle savaşmamak lazım bence..

Posted: Tue May 09, 2006 4:27 am
by amondra
haklısın zaten herşeyi elimde d&d nin kitabına bakarak yapmaya kalkarsak oyunun monopoly den bir farkının kalmayacağı düşüncesindeyim:D pullar falan ne oöyle ya aynı zmanda öle büyü adlarına kadar türkçeleştirmemize gerek olduunu sölemedim ama şölede i durum war türçe kendi kelime hazinesi bakımından hepimizin hayal gücünü karşılayabilecek bir dil. :evillaugh:

Posted: Tue May 09, 2006 4:44 am
by Firble
Türkçenin o tarz bir dil olduğuna ben de katılıyorum. Türkçe bilimsel araştırmaları da rahatlıkla yütüeceğimiz bir dil. Türkçe spor terimlerini de karşılayabilecek bir dil... Ribaunt, ofsayt gibi sözcükleri rahatlıkla karşılayabilir. ( Bu arada hakkaten futbolda da hiçbir şey bilmeyen biri için terimlerin hiçbi anlamı yok)

Bütün bu alanlarda ve benzer şekilde frp ya da Ryo da sorunumuz dışardan gelenlerle yetinmeye meyilli olmamız. Belki hep dışarıdan bir şeyler almamız gerekecek ama üretirsek en azından kendi dilimizle de bir şeyler yaratacağız.

En basit kelimeleri bile yabancı dille kullanmak zorunda kalmayacağız.

Bilgisayar Türkiyeye geldiğinde Kompüter değil bilgisayar gibi bir sözcük rahatlıkla bulunabilmiş ama bugün internet için son derece başarısız birkaç sözcük bulunabiliyor bence... Bana sanki bunun nedeni son on yılda kendi yarattıklarımızı gittikçe daha az tercih etmemiz... Bunun sadece ulusal anlamda değil kişisel olarak da böyle olduğunu düşünüyorum.

Posted: Tue May 09, 2006 3:55 pm
by seraphima
Yapabileceklerimiz varken yapmıyoruz..Aynen katılıyorum...

Posted: Mon May 15, 2006 4:46 am
by Dreamscape
her zaman kendi dilimi kullanma taraftarıyım ve bunun içinde FRP de türkçeleşmeden yanayım

Posted: Mon May 15, 2006 5:29 am
by Firble
Galatrinol bir parça hoşuma gitmeyen bir şey yapacam ama insanların tutarlı olmaları her zaman hoşuma gider...

Senin büyük ihtimalle gözünden kaçmıştır ama avatarındaki yazı ingilizce olacağına Türkçe olsa daha iyi olurdu bence...

Bu konudaki görüşümü de bol bol tekrarladım. Bu konuda yazı yazan arkadaşlardan da yalnızca Türkçeleşme konusunda taraftar olup olmadıklarını değil.. Bu Türkçeleşmenin nasıl yapılacağı konusunda da fikir bekliyorum bir kullancı olarak..

İnsanlara anlatıyoruz dinlemiyorlar demek bence yeterli değil. İnsanların niye dinlemediklerini düşüp onların dinleyeceği şekilde anlatmak gerek..