Page 3 of 3
Posted: Thu Aug 24, 2006 9:55 pm
by Artemis Entreri
Ölümle savaşmak, ölümün kendisini yenmek...
Tüm bunlar ölü yaşamaktan daha zor olmalıydı..
Ulfhan şu an olduğu şeyle savaşıyordu.
Kendisini yenmeye çalışıyordu.
Ama yaşamı elden almanın kolaylığı kadar, ölümü yollamak zordur.
Bırakın onunla savaşmayı,
Ölümü yenmek ?
İçindeki ölü ruh tüm kudretiyle ona haykırırken, daha baskın bir ses , diğer tüm gürültünün önüne geçmişti.
Baba?
Ölülerin lordu yere yıkılmış gözlerinden yaşlar akarken ordu taaruza devam ediyordu.
Sonra görünütler gördü...
Paramparça bir surat vardı oralarda..
Bir zombinin pençesiyle yüzü yarılmış bir surat.
Masum bir surat.
Endişeli bir surat.
Küçük bir kızın suratı...
Ölümü yenmek ??
Ulfhan taaruza geçti..
Ama bu seferki hedefi önünde yükselen kale değildi...
Posted: Mon Sep 18, 2006 2:42 am
by FaRaSTu
Emir subayı Geren'in odasına girdiğinde Geren , tüm hazırlıklarını tamamlamış ve komutanları ile süvarilerin yapacağı bu umutsuz karşı taarruzun son detaylarını tartışmaktaydı. Emir subayı içeri girdiğinde tüm tartışmalar sona erdi ve sanki ondan bir şey beklermişcesine herkes ona doğru sorgulayan bakışlar attı.
- "Süvari birliği hazır lordum. Emrettiğiniz gibi tüm atlı birlikler cümle kapısının önünde toplandı ve emirlerinizi bekliyorlar."
-"Teşekkürler Eric... Teğmenlere birazdan aralarına katılacağımı bildir"
-"Lordum ayrıca surlarda görmeniz gereken birşeyler var. Sanırım karşı tarafın formasyonlarında büyük açıklar oluştu."
Bu sözleri duyan Geren hızla surlara çıkan merdivenlere doğru koştu. Eğer subayın dediği doğru ise bu yapacakları taaruz o kadar ümitsiz olmazdı. Surların en tepesine vardığında ise onu hiç olmazsa gülümsemesine neden olacak bir sahne gördü. Biraz önce havada süzülmekte olan ve Geren'in zombilere hükmeden kişi olduğunu sandığı yaratık ortalıkta gözükmüyordu ve önceden gördüğü manzaraya ek olarak karşı ordunun merkez kısmında bir karşama hakimdi.
Geren, emir subayına dönerek;
- "Evlat, tüm bunlar biterse bana hatırlat ki sana bir içki ısmarlayayım!"
Sonra tüm hızı ile cümle kapısına süvari birliklerinin onu beklediği yere doğru yöneldi. Bu karmaşanın ne kadar süreceğini bilmiyordu ama bunu kendi lehlerine kullanmadan bunun bitmesine izin veremezdi.
Posted: Mon Sep 18, 2006 2:45 am
by FaRaSTu
(( biraz hızlı yazmak zorunda kaldım ve bu yüzden bir kaç yazım hatam olmuş bunlar için özür diliyorum))
Posted: Thu Sep 21, 2006 9:01 am
by Artemis Entreri
Süvari birliğinin, kafası karışmış ve iki taraftanda taaruza -maruz kalmış- zombileri ezip geçtiği sahneler komutanın gözleri önünden geçerken, komutanda elindeki bıçağı önünde tabakta bulunan domatese batırdı. Ã?arpışma da o sırada başladı. Aynı domatesin ilk darbede patlayıp etrafa saçılışı gibi dağıldı zombilerin safları. Gülümseyen komutan dişlerini domatese geçirirken, süvariler ellerindeki ağır mızrakları ve mızraklarını çoktan kullanmış diğerleri ise uzun kılıçlarıyla kelle uçuruyor, kol koparıyorlardı.
Tüm bu kargaşanın içinde, bir süvari atından düşmüş, kılıcınıda düşüş sırasında kaybetmişti. Aynı zamanda kolunu çarpan askerin omzu çıkmıştı ve bu, korkunç bir ağrıya sebep olurken, bayılacak kadar zorluyordu onu. O yüzdendir ki asker görmedi yanına yavaşça yaklaşan ve elindeki dikenli sopayı kafasına geçirmek üzere olan zombiyi...
Posted: Sat Dec 09, 2006 6:56 am
by Wolodya
Yaşamdan o an tat almak için kalp denen nesneye ihtiyacı vardı fakat cesetlerdeki anlamsız bakış onun üzerinde kalıcı ve acı etkiler bıraktı içine kapandı karanlığa karşı ayakları çözüldü gözlerini son bir umutla kaldırdı birisini görmek canlı bir ten hissetmek ona yetecekti ama bu düşünceler uzakta kaldı çünkü
Posted: Tue Dec 19, 2006 7:38 pm
by Artemis Entreri
Ã?ünkü başını kaldırdığında bambaşka bir yerde olduğunu farketti. şimdi etrafında hiç kimse yoktu. Uzun bir çöl. Rüzgarı hissetti, ve yaşıyor olduğunu düşünerek umutlandı.