Page 3 of 3
Posted: Thu Mar 20, 2008 5:46 am
by WeS_DeX
Donaef demirciden cıktıktan sonra Thorgan'ın da kendisine katıldıgını gördü.Aralarında gecen muhabbete kaptırmıslardı kendilerini.Hanın kapısından iceri girdiklerinde etrafın dagıldıgını gördü Donaef.Thorgan hızla yerde yatan -güzel fizikli kadın oldugunu anlamıstı- yanına kostu ve onu kollarına kavradı.Donaef hafifce mırıldandı eglenceyi kacırdık anlaşılan dedi ve bir adamın doktor cagırısını duydu.Donaef kadının yanına gitti ve yerde duran bıcaklardan birisini aldı.Düsündü yesil bir sıvı vardı bıcakta ve bu...bu acık yesildi.gangol kökü ezmesi dedi ve hızla odasına dogru kostu.Cantasını aradı ve sonunda yerde buldu.Hemen cantayla beraber tekrar asagıya indi.İcinden ufak bir tüp cıkardı.Thorgan garip bir bicimde Donaef'a bakıyordu.
"İsim gereği bazı panzehirleri bulundurmam gerekebiliyorda..." dedi hızlıca.Thorgan anlamıs gibi basını sallamıstı.
Donaef hemen tüpü bir sırıngaya cektirdi ve kızın elbisesini yavasca sıyırdı.Kolu acıga cıkana kadar sıyırdı ve Sırıngayı yavasca damarından enjekte etmeye basladı.Bu islemi yaparken baygın kadına konustu "bana bir gangol panzehiri borclusun" dedi sırıtarak.Sırıngayı kolundan cekti ve kadının kolunu tekrar kapadı.
"Thorgan onu odasına kadar tasıyabilir misin? dinlenmeye ihtiyacı olacak...ayrıca...anlarsın ya..." diyerek sırıttı ve konusmasına devam etti "yani demek istedigim basında bekleyen biri olmalı...Cok fazla susayacaktır...eger mesgulsen bende basında bekleyebilirim...veya handa calısan baskaları..." dedi ve sırıttı.Thorgan ürkek bicimde kadını kaldırmıstı.Yavasca odasına dogru cıkarmaya basladı.
Posted: Mon Mar 24, 2008 3:22 am
by CLiCKs
Odasındaydı. Gözlerini araladı. Karşısında bir şekil duruyordu. Tam seçemiyordu ama insandı, öyle olmalıydı. En son aklında kalan şey bir kara elfi öldürdüğüydü. Karşısında demirci duruyordu. Özüntülü bit gülümsemeyle.
-"Daha iyi misin .... Dendria."
-"Ne oldu bana?"
-"Zehirli bir bıçağa hedef oldun. Omzunu çok hareket ettirmessen iyi olur"
-"Peki. Bu arada o kara elfi ne yaptınız hala aşağıdamı?"
-"Eğer onu aşağıda tutmuş olsaydık şimdiye kadar cesedi bayağı bir kokardı."
-"Sormayı unuttum. Ne kadardır baygınım?"
-"Bir haftayı geçti."
-"Ahh olamaz." dedi sıkıntılı bir ifadeyle.
-"Ne oldu bir şeye ihtiyacın varsa hemen getireyim?"
-"Yoo hayır bir şeye ihtiyacım yok bir şeyi yapmam gerek." dedi yatağında doğrularak. Yarasının acıdığı belliydi ama ayağa kalkmak için direniyordu.
-"Ailem ya tehlikede ya da..."
-"Böyle şeyleri aklına getirme."
-"Bir kara elfin zehirli bıçaklarla bana saldırması normal bir şey değil. Elfler için... Bak şimdi oturup uzun uzun anlatamam ama ya ailem öldü ya da bu kara elf yapmak istediğini başaramadı. İlk önce ailememe mi yoksa bana mı yöneldiğini bilmiyorum." diyerek acıyla kasılan omzuna rağen merdivenlerden aşağıya indi.
Posted: Mon Mar 24, 2008 4:01 am
by Edmond
Huor handaki bütün o süre boyunca, düzenli olarak sevdiğiyle buluşmaya gidiyordu, kimsenin olmadığı yerlere, onunla konuşmaya gidiyordu.Akşamları ise düzenli olarak ney çalıyordu.
*******
Soğuk ve yağmurlu bir akşamdı.Esen rüzgarın uğultusu çalgıları bastırıyordu.Etrafta gençler beklemekten sıkılmıştı.Herkes aynı yerde aynı şekilde dans ediyordu.Aralarından birisi:
*Hadi ormana gidelim!*
diye bir fikir atmıştı.Diğerleri de kabul etmişlerdi, ormana gittiler fakat döndüklerinde kılıçtan geçirililmemiş tek bir kişi bile yoktu.Hepsinin anneleri, kardeşleri öldürülmüştü.
Huor ağır adımlarla ilerlerken annesinin cesedine, diğer arkadaşlarının hiçbir şey yapmadan öylece beklediklerini farketmişti.Annesinin yanına kadar muazzam güç harcayarak yaklaşmıştı, gözyaşı dahi dökemiyordu, kasabada en ufak bir yangın dahi yoktu, zaten herkes meydanda olduğu için evlere girilmemişti bile.Huor dayısının elinden neyini aldı.Dayısının yaptığı gibi dudağına yasladı, ömründe ilk kez eline ney almıştı.Diğer arkadaşları yalnızca ağlıyorlardı.Hiçbirinden ses çıkmıyordu, kuşlar bile susmuşlardı.Ã?ıkan tek ses neyin ağır ama güzel sesiydi.
Huor ve arkadaşlar bir hafta boyunca ilerlemişlerdi, nöbetleşe olarak avlanmışlardı.Huor geçen hergün daha da güzel ney çalışıyordu ve ailesinin acısı içinde daha da artıyordu.Düşünemez bir hale geliyordu yavaş yavaş.
Sonra bir köye rastladılar ve oraya yerleştiler.Huor insan gördüğü her vakit daha da deliriyordu.Ancak Bruan ile tanıştığı zaman deliliği yumuşamaya başlamıştı.Sevgi onun kalbini yumuşatıyordu.Çok uzun zamandır onunlaydı.
*******
Huor Bruan'dan dönüyordu ve eski arkadaşlarına rastlamıştı.Arkadaşları Huor'u sakin görünce şaşırmışlardı.İlk kez görüyorlardı kasabaya geldiklerinden beri Huor'u.Aslında ondan korkuyorlardı.Fakat Huor'un deliliğinin yatıştığını görünce şaşırmışlardı.Genç Elf, delilikten kurtulmuştu sanki.Aşk onu yumuşatmıştı belki.
Sonra Huor arkadaşlarına gelin sizi yarın Bruan'a götüreyim, diyerek bir söz verdi.Ertesi gün Bruan'ı ilk kez birileriyle tanıştıracaktı.
Posted: Tue Mar 25, 2008 7:15 pm
by Tersyuz
Thorgal düşündü ani kararlar vermeye alışık değildi fakat şimdi yüreği kafasından daha hızlı çalışıyordu.
"Dendria hanım."
Dendria başını çevirdi. Thorgal bir an ne diyeceğini bilemedi yanakları al al olmuş bir şekilde zorla konuştu.
"Elim pek silah tutmaz, savaşmayı bilmem ama size yardım etmek istiyorum. Hasta ve yorgun görünüyorsunuz. Yanınızda gelmemde bir sakınca olur mu?"
Posted: Sat Mar 29, 2008 2:52 am
by CLiCKs
"Yanımda gelmende hiç bir sakınca yok. Ben de tabiki tek başıma devam etmeyi düşünmüyorum yoldaşlara ihtiyacımız var." dedi ve arkasında sevinçli bir demirci bıraktı.
Posted: Wed Apr 02, 2008 12:15 am
by CLiCKs
Aşağıda hancıya da söyledi yoldaşlar aradığını arada sırada baş dönme sorunu vardı ama yola çıkabilirdi. Donaef'e sordu.
-"Uzun bir yolculuğa çıkıyorum. Burada sırt sırta savaştığım tek kişi sensin neredeyse. Gelmeni isterim." dedi. "Kararını verdiğin zaman bana söylersin." diyerek handan çıktı.
şimdi de bir kaç at lazımdı. Atçıya uğrayacak ordaki atları beğenmezse gerekirse çiftçilerden satın almaya çalışacaktı.
Posted: Sat Apr 05, 2008 4:16 am
by Edmond
Huor nihayet arkadaşlarıyla Bruan'ı tanıştırmak için Bruan'ın yanına gitmişti.Ancak arkadaşları şok olmuşlardı, Huor Bruan'a bakarak, *Ee, Bruan, arkadaşlarım nasıllar* dediğinde, arkadaşları Huor'un tamamen delirdiğini farketmişlerdi.Halüsinasyon görmeye başlamıştı.
*Huor!*
diye başladı arkadaşlarından birisi.
*Ne zamandır Bruan'lasın?*
dedi akan gözyaşlarını belli etmemeye çalışarak.Huor hala durumun farkında değildi.
*Siz gittikten hemen bir gün sonra tanıştım onunla.*
Arkadaşlar ağlayarak Huor'a baktılar.
*Huor, orada Bruan diye birisi yok!*
Huor ne dediklerini anlamaya çalışıyordu.
*Ne diyorsunuz siz!Var, işte burada, siz kör müsünüz?*
Arkadaşları ağlamayı artırdıklarında, Huor gerçeği anlamıştı.Evet, gerçekten orada öyle birisi yoktu, yıllardır hiç değişmemesinin, saçının bile değişmemesinin sebebi buydu.Huor, yıkılmıştı.Bruan'a baktı ağlamaklı gözlerle, *Huor, ben buradayım!*, Huor da ağlıyordu artık.Koşa koşa hana geri dönmüştü.Ağlayarak içeri girdiğinde herkes dikkatini ona doğrultmuştu.Huor hemen yukarı koşmuştu, neyine.
Posted: Sat Apr 05, 2008 7:48 am
by ElessarTelemnar
"Bugunlerde herkeste bi telasli bi dikkatsiz hayret biresey yani" diye az once handan cikp telaslica kendisine hafifce omuz atan ardindanda arkasindan aglayarak neredeyse cigneyip gecen o iki kisiye kizmisti aslinda ama icinde nefret duygusunu cok sevmezdi buyuzden hemen aklina biraz once demirciden aldigi aylardir bekledigi kilicina bakti tam istedigi gibi olmustu 4 4luk sirtina astiktan sonra pelerinini duzeltti ve ahnin kapisindan iceri girdi. Herkes suskun biraz once adeta kendisini cigneyerek iceri girmis kisiye bakiyordu. Bi problem oldugunu sezinlemis hazir herkesin dikkati baska yondeyken dusuncesiyle sesizce bos bir masaya oturdu ve olacaklari izlemeye basladi.
Posted: Sat Apr 05, 2008 8:28 am
by Tersyuz
Thorgan babasının yanına gitti. Kapıda dikilip kafasını kaşımaya, kendi kendine homurdanmaya başladı. Babası demir dövüyordu ve onun bu hallerini bilirdi mutlaka bir şey isteyecekti.
"Ne var? Ne istiyorsun?"
"Baba şeyy... Ben maceraya çıkmaya karar verdim, kaderimi bu kasabanın dışında arayacağım."
Babası demire vurmayı kesti. Genelde neşeli ve alaycı bir yapısı vardı ama şimdi çok ciddileşmişti.
"Maceracı ha! Mmm. Bir gün seninde aynı benim gibi yollara düşeceğini biliyordum. Demek o gün gelmiş." Özüntüyle karışık bir gurur duydu yaşlı adam.
"Gel hazırlanmana yardım edeyim, yanına ne alacağını bilemezsin şimdi. Güzel bir zırhla kılıçta bulalaım sana."
Posted: Sat Apr 05, 2008 8:21 pm
by Edmond
Huor gitmeliydi, artık Bruan'ı görmemeliydi.Yaşama geri dönmeliydi, hemen yukarıya çıktı, neyini, kılıcını, yayını, oklarını, dartlarını, bıçaklarını hepsini topladı, hemen gidip hancıya borcunu ödedi, ve atına yükledi eşyalarını.Gidecekti, fakat önce son kez kasabada tur atacaktı.
Posted: Mon Apr 07, 2008 12:59 am
by CLiCKs
Yeterince yoldaş bulmalıydı. Ã?nünde uzun bir yolculuk vardı. Eşyalarını hazırlamıştı ki gözleri karardı. Zehirin etkisi tamamiyle geçmemişti. Odadaki sessizlik hiçliğe inmişti. Yere düşüşünü hissetmişti. İçi boş bir duyguydu ama yaşadığını hissediyordu.
Posted: Mon Apr 07, 2008 4:06 am
by Alenthas
Bir hafta boyunca aramasına rağmen kızdan yana hiç bir iz yoktu. Ve vazgeçti.
"Den, sana diyorum. şişşşt!"
"Hı ne? Ne oldu?"
"Ne hal bu böyle?"
"H-hiç, hiç," dedi. Fakat Sakatha'ya değil başka bir yere bakıyordu. Sakatha baktığı yere dönünce bir bayanla karşılaştı.
"Aaah! Onca yılın ardından Den aşık mı oldu yoksa!"
"Ne!" hancı kıpkırmızı olmuştu "olmaz öyle şey! Benden geçmiş artık aşk meşk. Ve sende kendine baksan iyi edersin."
"Ne olmuş bana?" dedi Sakatha sırıtarak.
"Sende..ııı...şu kıza aşıksın!" dedi kafasıyla başka birini işaret ederek.
Sakatha gülümsedi. "Den..Den...hiç yakışıyor mu? Hı? Bak ne dicem, gidip onunla konuşup sana ayarlayalım. Ne dersin?"
Den daha da kızarmıştı "Hayır," diyebildi ama sesi kısık çıkmıştı. Sakatha sırıttı, "Hemen geliyorum."
Hemen kızın yanına gitti. Tek başına oturuyordu ve görünüşe bakılırsa düşüncelere dalmıştı. "Yanınız boş mu?"
"Hayır," dedi kadın Sakatha'ya bile bakmadan.
"Ah, özür dilerim. Arkadaşlarınızın oturduğunu görmemiştim."
Kadın bu iğneleyici lafın ardından Sakatha'ya dönüp "Ne istiyorsun?"
"Ben Saka-"
"Kim olduğunu sordum mu?"
Sakatha'nın sinirleri bozulmuştu "Sakatha. Adım bu. Sorup sormaman önemli değil nezaketen adımı söylüyorum."
"Her neyse, sabrımı yitirmeye başlıyorum. Ne istiyorsan söyle ve git."
O sırada Sakatha Den'e döndü ve sırıtarak "Yazık olacak be," dedi mırıldanarak.
"Seni biriyle tanıştırı-"
"İlgilenmiyorum."
"Çok memnun olacaktır."
"İlgilenmiyorum dedim!" demeye çalıştı ama Sakatha çoktan harekete geçmişti bile.
"Tanışmak için çok hevesliymiş, öyle dedi."
Den birden heyecanlanmıştı "Ã?yle mi?!"
"Evet, seni bekliyor... E hadi! Ne bekletiyorsun!"
"Tamam, hemen gidiyorum," diyerek hızlı adımlarla kadına doğru ilerlemeye başladı.
"Yazık olacak..."
Posted: Mon Apr 07, 2008 6:07 am
by Edmond
Huor son kez hanın önünden geçerken, içeriden bir kırıltı sesi gelmişti.Hemen aceleyle hana girdi ve Den'in yüzünün kanlar içinde yerde yattığını gördü ve bir kadının elinde kırık şişeyle ayakta.
*Lanet olsun sana Sakatha!Kendine başka bir yer bul!*
Sakatha ise kaçmak zorunda görünüyordu.
Posted: Mon Apr 07, 2008 6:54 am
by Alenthas
"Ah, Den özür dilerim! Aman, aman bayılmış yahu!" sonra kadının ona doğru yürümekte olduğunu gördü. "Ölmedi di mi? Ã?höm...ııı...iyi geceler sizeee!" diyerek handan dışarı doğru kaçmaya başladı.
Hanın bir kaç metre ötesinde nefes nefese durdu. "Manyak mıdır nedir be! Neler yapmış babama. Kadın olmasa geçirecem suratına bir tane ama. Off.." Ellerini dizine koyarak biraz eğildi. Sonra ayağa kalkıp tekrar hana gitmeye başladı. Den'i merak etmişti.
Posted: Mon Apr 07, 2008 7:13 am
by ElessarTelemnar
olaylar okadar hizli gelismistiki yaktigi tutununden daha bir nefes cekememisti adeta kadinin biri yanina yaklasan adama oyle bir vurmustuki adamcagizi kanlar icinde yere sermisti once masadan kalkip kalkmamakta tereddut etti kimse zaten kipirdamiyordu. Kendi kasabalarindaki birine boyle bisi yapilsa diye dusunerek kosmaya basladi ve yarali adamin yanina geldi.
kafasini avuclarinin icine alarak yerde diz cokti
"Sakin ol dostum, simdi sana yardim edicem" adam coktan kendisinden gecmisti bile
"Bana biraz sicak su getirin " diye haykirdi
Once adamin suratindaki sise kirintilarini temizlemeliydi yavasca kucuk parcalari cikarmaya basladi fazla yoktu gerci ardindan cebinden ufak bir kese cikardi kesenin icinden ozenle mavi yapraklar cikardi . bunu sicak suya atacak ardindan ufak bir bez parcasiyla adamin kafasina pansuman yapacakti