Page 21 of 71

Posted: Tue Apr 15, 2008 6:39 pm
by devrimk
Ã?elik Leydi biraz şaşırarak Olaf'a baktı.
"Bu isteğiniz yerine getirilecektir. Vangerdahast'ın doğru kararı vermemi sağladığını görüyorum. Artık içim daha rahat."
Sonra kraliyet sembolünü içeren bir kolye çıkarttı;
"Bu onun kral kanından olduğunu kanıtlayacak sembol olacak. Alexander Obarskyr!"
Kolyeyi nazikçe bebeğin boynuna taktı, yanağından öptü.
"Cormyr size minnettardır. Elveda."

Kahramanlarımız saraydan çıkarken kütüphaneyi istedikleri gibi kullanmalarını sağlayan bir belge verdiler. Sarayın içinden kimseye görünmeden gizli geçitlerle dışarı çıkartıldılar.

Kütüphaneye gidip harita bölümüne girdiler, bir süre araştırdıktan sonra verilen koordinatların tam ortasında bulunduklarını anladılar. Kütüphanede kısa sürede araştırma yapmak imkansız olduğu için öncelikle bebeği güvenceye almaya karar verdiler. Yararlanabilecekleri kitapları geri getirmek üzere ödünç aldılar.

Eskiden Nemhir'in olan kuleye gittiler. Kapıya yaklaştıklarında Wulfgar bir terslik olduğunu farketti, kapıdan içeriye sessizce girdiler.

İçeriden çekiç sesleri geliyordu, seslerin geldiği yöne yani kütüphaneye doğru sessizce ilerlediler. İçeri girdiklerinde karşılarında Finder Olfffoodle ve Epoh'tan tanıdıkları birkaç gnome ve dwarf'a rastladılar. Kütüphanenin boş bir duvarına taştan bir kemer yapmakla uğraşıyorlardı.

Finder:
"Merhaba, nasılsınız? Neredeyse bitti sayılır tam zamanında geldiniz. O ihtiyar inatçıya bu işi yıllar önce yapalım demiştim ama bir türlü kabul etmemişti."
Çalışan cücelerden biri:
"Usta tamamdır!" dedi.
Finder:
"Güzel, güzel." dedikten sonra, büyücülerin çözemediği bazı büyülü kelimeler fısıldadı, çebinden çıkardığı tozu kemere doğru fırlattı.
"Denemek ister misiniz? Ama sihirli kelimeyi bilmeden deniyemezsiniz ki! Çok kolay bakın."
Kemerin karşısında durdu ve "E.P.O.H." dedi kemerin ortası bulanıklaştı ve karşılarında kardeşliğe katıldıklarında toplandıkları değirmenin içi görünmeye başladı.
"Haydi gidelim." dedi Finder ve hepsi kapıdan geçti.

Naolas'la görüşmeye gittiler başlarından geçenleri kısaca anlattılar.
Naolas Huor'a "Yaşadıklarınızı benim için not tutuyor musun? Okumak isterim." dedi. Huor ilk fırsatta bunu yapacağını söyledi. Naolas bebeği alıp havaya kaldırdı. "Alexander Obarskyr! Evet artık kasabamızda bir kral çocuğu var."

Sonra hepsine tek tek bakıp konuştu.
"Nemhir'in kulesiyle burada bir portal yaptık, görüşmemiz artık sorun olmayacak, sizin o tarafta kalmanızı istiyorum, bazı bilgiler alıyorum teyit eder etmez size haber göndereceğim olaya müdahale etmeniz için. O zamana kadar serbestsiniz."

Posted: Tue Apr 15, 2008 8:50 pm
by Mark
Yenendithas, babasıyla yalnız konuşabiliceği zamanı bekledi.
" Bunun yok edilmesine izin veremezdim. "
Siyah asayı masaya koydu.
" Nemhir'in çırağı bunu kullanıyordu,baba. Onu Mystra'ya olan bağlılığım için sakladım. Ne yapmayı düşünüyorsun? "

Posted: Wed Apr 16, 2008 1:51 am
by devrimk
Yalnız kalınca Talentis oğluna sıkıca sarıldı.
"şu kısacık sürede olgunlaşıp gerçek bir büyücü olmuşsun bunu gözlerinden okuyabiliyorum."
Sonra boğazındaki yaraya baktı:
"şu bebekle uçarken aldığın ok yarası mı bu? Neyseki birşey olmamış, bir dahaki sefere daha da dikkatli ol lütfen."
Yenendithas'ın verdiği asaya baktı:
"Evet Nemhir almıştı bunu, kullanmak için değil tabii ki. Yıllar önce Thay bölgesinde güçlü bir Lich'le yaptığımız savaştan kalma bir anı. Müsaade edersen bu bende kalsın."

Posted: Wed Apr 16, 2008 1:57 am
by Tersyuz
Wulfgar bir kaç gün kasabada kaldı, çocukluğunun geçtiği yerleri özlediğini farketti.
Huor'la birlikte nehir kenarında oturdular, Huor eski günlerdeki gibi sazını çaldı.
Sonrasında Nemhir'in kulesine döndüklerinde, herkesin odalara kapanıp çalışmasından sıkıldı. Gündüz erkenden çıkıp dışarılarda dolaşmaya etrafı gezmeye başladı, bazen gezileri o kadar uzun sürüyordu ki dışarıda kamp kuruyordu. Orman, dağ, tepe, nehir, bölgeyi iyice keşfetmeye çalıştı.

Posted: Wed Apr 16, 2008 2:24 am
by Mark
" Sana getirmiştim. Amonted'in sakladığı bilgiyi, Cormyr'in kütüphanesinde aramaya yönlendiriliyoruz. Ã?ıkan, koordinatlarda kütüphanenin merkezi vardı. "

Posted: Wed Apr 16, 2008 2:28 am
by devrimk
Wulfgar yaptığı gezilerden birinde dev gibi bir adamla karşılaştı. Siyah sakalları şiş göbeğine kadar iniyordu, çıplak nasırlı elleri ve ayaklarından yıllardır ormanda yaşadığı belli oluyordu. Pek temiz görünmüyordu şehirli biri bu kadar vahşi bir adamı gördüğünde ya silahına davranır ya da arkasına bakmadan kaçardı.
"Uzun süredir seni izliyorum, buralarda geziyorsun."
Wulfgar tedirgin oldu uzun süredir farketmeden gözetleniyordu demek ki.
"Kimsin sen?" diye sordu.
"Sana yakın biri, hemde düşünebileceğinden daha yakın, ama tanışmadan önce savaş yeteneklerini görmeliyim." dedi adam, ve elleri birden ayı pençesine dönüşüverdi Wulfgar şaşırmıştı kendisi gibi biri daha mı vardı?
Bir süre dövüştüler Wulfgar adamın inanılmaz kuvvetini farketti sonra adam durdu. Tok sesiyle güldü. "Ha ha, gerçek bir savaşçı var senin içinde, kesinlikle hanımevladı değilsin. Ben Gwantan, ayı Gwantan'da derler, gel sana öğreteceğim çok şey var."
Bir süre Gwantan'la yaşadı Wulfgar, vücudunun kapasitesini zorladı, doğal yeteneklerini daha iyi kullanabileceğini öğrendi ondan.

Prestige Class Warshaper açıldı.

Posted: Wed Apr 16, 2008 2:35 am
by devrimk
"Koca kütüphaneyi aramak? Tam ona göre bir bilmece. Nemhir'in Amontheb hakkında çok bilgisi vardı onun kütüphanesinden bilgi alabilirsin. Dikkat et Amontheb'in yarattığı eşyalara rastlarsan sakın üzerinde büyü deneme, çok garip sonuçlar doğurabilir, genellikle de yararsızdır." dedi Talenthis.

Posted: Wed Apr 16, 2008 2:46 am
by Mark
" Bazı parşomenleri çalışmak için kuleye gidiyorum. " Ayağa kalktı. Babasına sarıldı.
" Mystra'nın tapınağına hiç gitmedim, burada var mı, baba? Gitmeden, bir uğramak isterdim. "

Posted: Wed Apr 16, 2008 2:53 am
by devrimk
"En yakın Deepingdale'de var bildiğin gibi. Cormyr sınırları içinde de ilk kez bir tapınak kurulacakmış diye duyduk, Wheloon'da. Belki sonra orayı ziyaret edebilirsin."
Talenthis oğlunu uğurladı.
"İhtiyar babanı unutma, ara sıra uğra."
Yenendithas döndüğünde üçyüz yaşını aşkın dinç elf neşeli bir kahkaha attı.

Posted: Wed Apr 16, 2008 5:57 pm
by dwaxer
.
Olaf kendini meditasyona vermişti. Yaşadığı ölüme yakınlaşma tecrübesi, ruhunda olgunluğa benzer bir değişim yaratmıştı sanki ya da öyle hissediyordu. şimdi doğanın renkleri daha bir canlı, sesleri daha bir müzik gibiydi. Meditasyonlarında Lethander ile iletişime geçip, hayatın anlamı üzerine keskin ilhamlar almaya çalışıyordu. Bunun yanısıra her gün fiziksel egzersiz yaparak formda kalmaya gayret etti.
.

Posted: Wed Apr 16, 2008 11:55 pm
by Edmond
Huor yeni bir yay almıştı kendisine, birkaç da eşya.Ayrıca kütüphanede birkaç ozanın hayatını okumuş, birkaç yeni şey öğrenmişti.

Sürekli şiirler yazıyordu.Artık yazdığı şiirleri atmamaya karar vermişti.Macera sonunda hepsini birlikte sunacaktı grup arkadaşlarına.

Daha güzel şiir yazdığını farketmişti, daha duygusal, daha yoğun.

Posted: Thu Apr 17, 2008 12:14 am
by Illyra
Darthu elinden geldiğinde akrobatik hareketler çalışıyordu. Son zamanlarda en favorisi ip üzerinde yürümeye çalışmaktı. Tabii ki bunun ne kadar sakıncalarıda olsa kendisini zinde tutmak ve böyle şeyleri yapmak istiyordu.

Elbette ok atma çalışmalarınada ara vermiş değildi. Aynı zamanda sadece bedensel eğitiminle ilgilenirken zihnini boş bırakmıyor, boş kaldığı - dinlendiği zamanlarda bolca kitap okuyor, mantık kuruyor, kurgu yapıyor, aklının çarklarını durmadan çalıştırıyordu.

Hep kendi kendine şunu söylüyordu

"Ne kadar çok şey bilirsem - yapabilirsem, hem kendim hem de herkes için bir o kadar iyi olur!"

Posted: Thu Apr 17, 2008 4:38 am
by devrimk
Darthu ormana yakın bölgede iki ağacın arasına ip germiş yürüme talimi yapıyordu. Bütün dikkatini ipe vermişti hafifçe başını kaldırıp ulaşacağı yere baktı. Sağdan bir bıçak fırlatıldı, tam ipi bağladığı yere, ip koparken Darthu esnek bir hareketle yere indi, kalktığında elinde silah belirmişti.
Ağaca yaslanmış Sebba'yı gördü.
"İyisin, hiçte fena değilsin küçük kız." diyerek gülümsedi adam.
"Sen nereden buldun burayı?" diye şaşırarak sordu kız.
"O kadar da bilgi toplama kabiliyetimiz olsun müsaadenle. Küçük prens nerede? Gelmişken onu da göreyim."
Darthu bu bilginin sızmasına da çok şaşırdı, öyle ki bir yalan uyduracak fırsat bile bulamadı.
"Ã?elik Leydi'ye kim haber verdi sanıyorsun? Senin gibi bir yeteneğin heba olmasına müsaade edemezdim." Adam gülümseyerek kopardığı ipi tekrar bağladı.
"Gel sana ipte daha hızlı yürümeni sağlayacaki bir kaç ipucu vereyim."
Sonraki bir kaç gün Sebba kulede konuk oldu, o süre içinde Darthu'ya çalışmalarında yardımcı oldu.

Prestige Class Thief-Acrobat açıldı.

Posted: Thu Apr 17, 2008 11:41 pm
by Mark
At arasında, kucağımdaki kedimi okşarken, kuleye doğru yaklaşıyoruz.
" Baya masraflı tuttu. Ama yinede karlıyız, hem artık atların üzerinde gitmemiz gerekmicek. Bu atlar, dikkat etmedim! Umarım, biri kız diğeri erkektir. Ã?iftleştirebilirsek, paramızı çıkarırız. "

Büyücü konuşurken, kulenin sivri ucunu gördü.

Posted: Fri Apr 18, 2008 3:55 am
by devrimk
Suzail'de olanlardan sonra altı ay geçmişti, artık Nemhir'in kulesine iyice yerleşmişlerdi, köylülerle de fazla samimi olmadan aralarını iyi tutuyorlardı.

Kuleye yeni bir isim koymak konusunda tartışıyorlardı, Huor pencerenin kenarına oturmuş dışarıyı bakıyordu. Oflaya puflaya gelen şişman, rahip elbiseli birini gördü. şişman adam elinden geldiğince hızlı yürüyor elindeki mendille kel kafasında biriken terleri siliyordu.