YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
hmmm seni sevdim ahbap dedi drimnahil kötülük her zaman kazanmalı tabii bu arada bizim de para kazanmamız gerekli soytarıya döndü ve bize efendimizi çağır dedi efendimize ancak hizmet ederim bir soytarıya değil bu arada inceden diğer kara elfi inceliyordu aklı yatmıştı hemcinsine ve beklemeye koyuldu !
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karşıyaka
- Contact:
Mağaranın karanlığında emin adımlarla ilerlerken hissettiği tek şey karanlığın egemenliği, içerideki havanın yoğun ve kötü kokusuydu. Ama burada, dışarıdan daha rahat hissediyordu kendini. Mağaranın derinliklerine yaklaştıkça bir takım sesler duydu fakat bir anlam çıkaramadı. İşittiği seslerin ne olduğunu anlamaya çalışıyor, bir yandan da sessizce yürümeye devam ediyordu. Ve çok geçmeden seslerin nerden geldiğini, kimlere ait olduğunu öğrendi. Karşılaştığı manzarada bir soytarı vardı ve iki kara elf. Kara elfler hakkında çok şey duymuştu Thor, ama bunlar dişi drow değildi. Onları alt edebileceğine inanıyordu. Zaten bu inancı hiç kaybetmemiş, tam aksine daha da güçlenmişti.
Bu düşüncelerinden ayrılmasına neden olan şey soytarının çağrısıydı. Diğer iki kara elf ile birlikte çağırılıyordu işte. Bu kara elfleri sevmemişti Thor ama soytarı....Soytarı da Thor'u çeken bir yön vardı belki karanlığa olan bağlılığı belki de kendine olan olağanüstü güveni...ya da başka bir şey! Soytarı sürekli konuşuyor ve bu konuşmalara iki kara elften ukalaca cevaplar geliyordu. Thor'un içindeki o yok etme arzusu şimdi daha da fazla ortaya çıkmıştı ama savaşçı bunu bastırmayı çok fazla istemiyordu. Kara elflerden biri kötülükten bahsetmişti. "Kötülüğün ne olduğunu biliyor mu ki hah! Hiç sanmıyorum!!" diye düşündü. Cezalarını çekmeliydiler ama şu an için değil... Nedense sonra Thor " ben cezalandırmasam da eninde sonunda birileri cezalandıracaktır" diye düşündü. İlk önce burasının neresi olduğunu, kimlerin yönetiminde olduğunu ve kimlerin hangi görevlerde olduğunu öğrenmeliydi. Hiçbir şey yapmadı, içindeki yok etme arzusunu bastırdı ve sadece bekledi...
Bu düşüncelerinden ayrılmasına neden olan şey soytarının çağrısıydı. Diğer iki kara elf ile birlikte çağırılıyordu işte. Bu kara elfleri sevmemişti Thor ama soytarı....Soytarı da Thor'u çeken bir yön vardı belki karanlığa olan bağlılığı belki de kendine olan olağanüstü güveni...ya da başka bir şey! Soytarı sürekli konuşuyor ve bu konuşmalara iki kara elften ukalaca cevaplar geliyordu. Thor'un içindeki o yok etme arzusu şimdi daha da fazla ortaya çıkmıştı ama savaşçı bunu bastırmayı çok fazla istemiyordu. Kara elflerden biri kötülükten bahsetmişti. "Kötülüğün ne olduğunu biliyor mu ki hah! Hiç sanmıyorum!!" diye düşündü. Cezalarını çekmeliydiler ama şu an için değil... Nedense sonra Thor " ben cezalandırmasam da eninde sonunda birileri cezalandıracaktır" diye düşündü. İlk önce burasının neresi olduğunu, kimlerin yönetiminde olduğunu ve kimlerin hangi görevlerde olduğunu öğrenmeliydi. Hiçbir şey yapmadı, içindeki yok etme arzusunu bastırdı ve sadece bekledi...
Soytarının aldığı cevaplar sonucu gözü parlamıştı kahkahalar atmaya başladı adam inanılmaz bir kahkahaydı bğtğn duvarlarda yankılanıyor o korkunç ince kahkaha. Zillerinin çınlamaları da kahkaha ile artmıştı. orada bulunan üç kişi kulaklarını kapamak zorunda kaldı. O sırada soytarı kahkahasını kesmeden bir adamın üstüne atladı ve onu yere serdi. Adam refleks olarak kılıcına elini attı ama şimşek hızıyla çıkan soytarının şişleri adamın elinde çok derin bir iz açtı adam uzunca bir süre boyunca elini kullanamayacaktı artık. Ardından iki şişi adamın boynunda çapraz tutu aynı bir makas gibi ve bunları yaparken kahkahası hiç kesilmemişti.
"Bana bak zibidi ya burada buranın kurallarına uyarsın ya da geberir gidersin...seç beğen al!! Hangisini seçiceksin seni yumurcak? Ha Karaoğlan seç bakalım!!! Peki sen ince bir sızı hissediyor musun bakalım şimdi karaoğlan!!! Ha söyle bakalım!!! Konuşsana seni küçük serseri yoksa dilini koparıp buldupum her deliğine sürdükten sonra ağzına dikerim" Soytarı konuştuktan sonra tekrar kahkahalar atmaya başladı.
"Bana bak zibidi ya burada buranın kurallarına uyarsın ya da geberir gidersin...seç beğen al!! Hangisini seçiceksin seni yumurcak? Ha Karaoğlan seç bakalım!!! Peki sen ince bir sızı hissediyor musun bakalım şimdi karaoğlan!!! Ha söyle bakalım!!! Konuşsana seni küçük serseri yoksa dilini koparıp buldupum her deliğine sürdükten sonra ağzına dikerim" Soytarı konuştuktan sonra tekrar kahkahalar atmaya başladı.
bu olay karşısında bir drimnahil çok şaşırdı bu soytarının bu kadar hızlı hareket etmesi ve diğer karaelfi alaşağı etmesi sonucu adeta küçük dilini yumuştu normalde korkusuz olmasına rağmen bu tuhaf adam karşısında hem korkmuştu hemde içindenbir itaat etme isteği doğmuştu yoksa efendi o muydu soytaıya doğru baktı ve eğildi sanırım efendim sizsiniz ve bizi test etmek için bu kılığa girdiniz size ettiğim bütün hakaretlerden ötürü özür dilerim drow belkide hayatında ilkkez korkmuştu ve odadaki üçüncü kişininde ne yapacağını fazlasıyla merak ediyordu !
Soytarı sürekli olarak adamı sıkıştırıyordu konuşması için kahkahlar atıyor o pis nefesini adamın yüzüne üflüyordu. O sırada yanında duran ve eğilen duran elfin hiçbir hareketini algılamıyoru bütün her şeyini bu adama yoğunlaştırmıştı.
yavaş yavaş şişlerinden oluşturduğu makası daraltıyordu. Adamın boynunun iki tarafından ince ince kan şeritleri akıyordu.
"EEe karaoğlan şimdi ince bir sızı hissediyor musun? Konuşsana!!!" soytarı adamın üstünden kalktı bir anda ama adamın kalkmasına izin vermeden karnına ince ince yarıklar açmaya başladı her tarafa kan fışkırıyordu bütün bunlardan büyük bir zevk alıyordu soytarı. damlaa damla kanlar yüzüne, kıyafetine ve yerlere savruluyordu. Soytarı marifetli ellerinin kullandığı keskin şişleri ile adamın zırhının altından onu kevgire çevirmişti.
"Ee karaoplan küçük bir sızı hissediyor musun bakalım şimdi? Hissediyor musun?"
soytarı hiç duraksamadan adamın kollarını yarmaya başladı bu sefer yüzüye yakın olan damarlar teker teker patlarken acı çığlıkları atan kara elf hiçbir şekilde kımıldayamıyordu. bir yandan elleri ile adamı keserken, diğer yandan adamın diz kapaklarına bastırıyordu kalkmaması için. kendi işini kolaylaştırmak için diz kapaklarına soktu şişlerini ve parçaladı hızlıca. adam kan kaybından gebermeden önce azıcık daha eğlenmek istiyordu soytarı. Bu yüzden hemencecik yüzüne geçti.
"bana çok çirkin geliyorsun. gel seni daha güzel yapalım." şişleri ile rastgele çizikler atan soytarı bu dehşet tablosunu kahkahaları ile çok güzel tamamlıyordu. Adamın tek kulağı parçalanmıştı, çığlıklar atan ağıznın sol kısmı ise kulağına kadar açılmış ve sallanıyordu, tam bu sırada soytarının bir göz darbesi le adamın sağ gözü patladı bi anda ve kara kara aktı...
"Tamam karaoğlan çok güzel oldun bak şimdi işte...artık seninle yatmıycak olan kız tanımıyorum." şişlerini hızla kemerine soktu işaret parmağı ile burnunu karıştırmaya başladı "Bak buralarda bir kara elf kızımız var sana yapayım mı onu? İster misin? bence istersin neyse hadi ben kalkıyım yorgun görünüyosun."
adam son nefeslerini verirken burnundaki sümüğü aldı ve kara elfin diline sürdü ardından dilini eliyle tuttu ve koparttı.
Arkada son kıpırtılarla titreyen elfin dilini alıp diğerine fırlattı.
"Al bakalım evlat sana en azından hatıra olur."
sonra olduğu yerde gülmeye başladı kahkahalarla...ortalık şenlik alalına dönmüştü
yavaş yavaş şişlerinden oluşturduğu makası daraltıyordu. Adamın boynunun iki tarafından ince ince kan şeritleri akıyordu.
"EEe karaoğlan şimdi ince bir sızı hissediyor musun? Konuşsana!!!" soytarı adamın üstünden kalktı bir anda ama adamın kalkmasına izin vermeden karnına ince ince yarıklar açmaya başladı her tarafa kan fışkırıyordu bütün bunlardan büyük bir zevk alıyordu soytarı. damlaa damla kanlar yüzüne, kıyafetine ve yerlere savruluyordu. Soytarı marifetli ellerinin kullandığı keskin şişleri ile adamın zırhının altından onu kevgire çevirmişti.
"Ee karaoplan küçük bir sızı hissediyor musun bakalım şimdi? Hissediyor musun?"
soytarı hiç duraksamadan adamın kollarını yarmaya başladı bu sefer yüzüye yakın olan damarlar teker teker patlarken acı çığlıkları atan kara elf hiçbir şekilde kımıldayamıyordu. bir yandan elleri ile adamı keserken, diğer yandan adamın diz kapaklarına bastırıyordu kalkmaması için. kendi işini kolaylaştırmak için diz kapaklarına soktu şişlerini ve parçaladı hızlıca. adam kan kaybından gebermeden önce azıcık daha eğlenmek istiyordu soytarı. Bu yüzden hemencecik yüzüne geçti.
"bana çok çirkin geliyorsun. gel seni daha güzel yapalım." şişleri ile rastgele çizikler atan soytarı bu dehşet tablosunu kahkahaları ile çok güzel tamamlıyordu. Adamın tek kulağı parçalanmıştı, çığlıklar atan ağıznın sol kısmı ise kulağına kadar açılmış ve sallanıyordu, tam bu sırada soytarının bir göz darbesi le adamın sağ gözü patladı bi anda ve kara kara aktı...
"Tamam karaoğlan çok güzel oldun bak şimdi işte...artık seninle yatmıycak olan kız tanımıyorum." şişlerini hızla kemerine soktu işaret parmağı ile burnunu karıştırmaya başladı "Bak buralarda bir kara elf kızımız var sana yapayım mı onu? İster misin? bence istersin neyse hadi ben kalkıyım yorgun görünüyosun."
adam son nefeslerini verirken burnundaki sümüğü aldı ve kara elfin diline sürdü ardından dilini eliyle tuttu ve koparttı.
Arkada son kıpırtılarla titreyen elfin dilini alıp diğerine fırlattı.
"Al bakalım evlat sana en azından hatıra olur."
sonra olduğu yerde gülmeye başladı kahkahalarla...ortalık şenlik alalına dönmüştü
Drimnahil olay karşısında hem dehşet hem zevk duymuştu şimdi evimdeyim diye düşündü drimnahil şimdi evimdeyim ölen karaelf e baktı oysa onu sevmeye başlamıştı bir drow başkasını ne kadar severse o kadar diye düşündü kendi kendine ve kıkırdadı hizmet edeceği insanın bu kadar eğlenceli bir şekilde adam öldürmesi onu çok sevindirmişti aslında bu arada düşünüyordu bu yerde yatan elfin torbasında aşırmaya değecek neler vardı? bu arada önüne atılmış dile bakıyordu o dili yerden alıp bugünün anısına saklamayı düşünecek kadarda psikopat ve onursuzdu darkelf sonra bu isteğinden vaz geçerek soytarıya bakmaya koyuldu hafif bir saygıyla ...
Elleri belinde karşısında duran adamları izledi.
"Sen evladım bi dahaki sefere daha saygılı ol yoksa sana da küçük bi operasyon yaparım ona göre...eheheh." avuçlarını birleştirdi " O zaman sanırım sizi Balor amcanızla tanıştırmanın vakti geldi de geçiyor. Büyük patraon için yeterince güçlü ve kuvvetli misiniz bi görmek lazım değil mi? Buyrun beni izleyin bakalım yumurcaklar
İki yeni geleni Balor'a doğru götürdü soytarı ardından bağırmaya başladı.
"Hey Balor efendi gel bak iki tane daha .aylak geldi. şunları dağla da görelim bakalım olgunlaş mı bu veletler!!!!!"
Arından bir iki adım geriye yöneldi ve hafif hafif kıkırdadı...
"Sen evladım bi dahaki sefere daha saygılı ol yoksa sana da küçük bi operasyon yaparım ona göre...eheheh." avuçlarını birleştirdi " O zaman sanırım sizi Balor amcanızla tanıştırmanın vakti geldi de geçiyor. Büyük patraon için yeterince güçlü ve kuvvetli misiniz bi görmek lazım değil mi? Buyrun beni izleyin bakalım yumurcaklar
İki yeni geleni Balor'a doğru götürdü soytarı ardından bağırmaya başladı.
"Hey Balor efendi gel bak iki tane daha .aylak geldi. şunları dağla da görelim bakalım olgunlaş mı bu veletler!!!!!"
Arından bir iki adım geriye yöneldi ve hafif hafif kıkırdadı...
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karşıyaka
- Contact:
Soytarı kara elfin üzerine atladığında Thor olacakları anlamıştı ve bu yüzden yüzüne pis bir sırıtış yayıldı. İşte cezasını bulmuştu. Aslında bir kara elf erkeğindende pek akıllı olmasını beklemezdi. Belliki hayatı boyunca belli bir amaca hizmet etme gibi bir emeli yoktu diye düşündü. Ã?ünkü kara elf pisi pisine hiç hesapta yokken kendini ölümün kucağına atmıştı Thor'a göre. Thor susmayı seçiyor ve bu kararlılığından vaz geçmeyi de düşünmüyordu. Kendine güveniyordu, soytarının bu gösterisini beğenmiş ve dahada hırslanmıştı. Soytarı yürümeye başladığında ardından yavaş ama kendinden emin adımlarla ilerledi.
Taş kapılar büyük bir gürültüyle aralandı ve açıldı. Uzunca bir süre bekledikten sonra yeni müritlerin solukları kesildi. şimdi karnlıktan onların altı metre tepesinden bir çift kırmızı göz bakıyordu. Bir süre onları süzen gözler ardından bütün bedeniyle beraber karanlıktan dışarıya çıktı.
Balordu bu!
Balor ağzıyla değil gözleri ile oradakilerin kalbine konuşuyordu.
YAKLAşIN
İki yeni gelen birden hipnotize olmuş gibi yaklaştılar. Balor önce Thor'a yaklaşması için emir verdi ve devasa elini adama yaklaştırırken Thor daha önce hiç duymadığı bir korku duydu. Değdiğinde ise bu el adeta kendinen geçmişti dizlerinin üstüne düşmemek için zor tuttu kendini ama içindeki kaos ve katliam arzusu onu ayakta tuttu.
Thor sınavı geçmişti.
Zar zor geriledi adam hala güçlükle yutkunuyordu.
Balor Drimnahil'i çağırdı yanına bu sefer hiç sesini çıkartmadan. Sadece öfkeli gözlerle izliyordu onları. Arkada sırıtarak olayları izleyen soytarıyı görünce gözleri parıldadı dev iblisin. Birden sırıtması silindi soytarının ama bir an sonra tekrar yerine geldi o pis sırıtış.
Drimnahil aynı şekilde büyük bir acı hissetti o devasa el vücüdunu dağlarken kara elfin. Dudaklarını ve ellerini sıkmıştı elf ve her ikisinden de kan sızıyordu hafif hafif şimdi.
Balor elini yavaşça çekti. kara elfte sınavını geçmişti. İçindeki kaos ve katliam baskın çıkmıştı.
Ardından hiç konuşma gereği duymayan BALor karanlıklar arasında tekrar yerini aldı.
soytarı Balr gittikten sonra rahatlamıştı. şu koca mağarada onu rahatsız eden bir tek o vardı ve tabii ki korkutan!
"Evet yumurcaklarım artık dağlandığınıza göre resmen Kaos'un birer lejyonusunuz...ehehehe...bundan sonra asıl macera başlıyor küçüklerim sizin için. Güzel bir arkadaşlık ortamı, iyi kalpli insanlar hep burada...ehehe..." soytarı anlaşılan söylediğine kendisi de inanmamıştı. Sonra iki yeni dağlanan adamın arkasına geçti ve kollarını sırtlarına atamadığı için bellerine doladı.
"Hadi gelin ben de tam çıkmak üzereydim birazcık dolaşalım ne dersiniz? Bence evet dersiniz...di mi!!!!!! Ahahah!!! Bende öyle tahmin etmiştim zaten."
Soytarı önde mağaradan çıkmak üzere yürümeye başladılar.
rp dışı not: Balor'u oynama izni raistlin tarafından verilmiştir.
Balordu bu!
Balor ağzıyla değil gözleri ile oradakilerin kalbine konuşuyordu.
YAKLAşIN
İki yeni gelen birden hipnotize olmuş gibi yaklaştılar. Balor önce Thor'a yaklaşması için emir verdi ve devasa elini adama yaklaştırırken Thor daha önce hiç duymadığı bir korku duydu. Değdiğinde ise bu el adeta kendinen geçmişti dizlerinin üstüne düşmemek için zor tuttu kendini ama içindeki kaos ve katliam arzusu onu ayakta tuttu.
Thor sınavı geçmişti.
Zar zor geriledi adam hala güçlükle yutkunuyordu.
Balor Drimnahil'i çağırdı yanına bu sefer hiç sesini çıkartmadan. Sadece öfkeli gözlerle izliyordu onları. Arkada sırıtarak olayları izleyen soytarıyı görünce gözleri parıldadı dev iblisin. Birden sırıtması silindi soytarının ama bir an sonra tekrar yerine geldi o pis sırıtış.
Drimnahil aynı şekilde büyük bir acı hissetti o devasa el vücüdunu dağlarken kara elfin. Dudaklarını ve ellerini sıkmıştı elf ve her ikisinden de kan sızıyordu hafif hafif şimdi.
Balor elini yavaşça çekti. kara elfte sınavını geçmişti. İçindeki kaos ve katliam baskın çıkmıştı.
Ardından hiç konuşma gereği duymayan BALor karanlıklar arasında tekrar yerini aldı.
soytarı Balr gittikten sonra rahatlamıştı. şu koca mağarada onu rahatsız eden bir tek o vardı ve tabii ki korkutan!
"Evet yumurcaklarım artık dağlandığınıza göre resmen Kaos'un birer lejyonusunuz...ehehehe...bundan sonra asıl macera başlıyor küçüklerim sizin için. Güzel bir arkadaşlık ortamı, iyi kalpli insanlar hep burada...ehehe..." soytarı anlaşılan söylediğine kendisi de inanmamıştı. Sonra iki yeni dağlanan adamın arkasına geçti ve kollarını sırtlarına atamadığı için bellerine doladı.
"Hadi gelin ben de tam çıkmak üzereydim birazcık dolaşalım ne dersiniz? Bence evet dersiniz...di mi!!!!!! Ahahah!!! Bende öyle tahmin etmiştim zaten."
Soytarı önde mağaradan çıkmak üzere yürümeye başladılar.
rp dışı not: Balor'u oynama izni raistlin tarafından verilmiştir.
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karşıyaka
- Contact:
Thor bu olaylar karşısında fazlasıyla etkilenmişti. Ve tüm bunlar bittikten sonra içindeki boşluğun onu artık rahatsız etmediğini düşündü. Thor'a göre taşlar yerine oturmuştu. Artık içindeki boşluğu sımsıkı dolduran bir güç vardı arkasında. Bu düşüncelerin heman ardından kaos'u ve karanlığı yaymak için fazlasıyla sabırsızlandığını anladı. Karanlığı ve kaos'u yaymak adına birşeyler yapması gerektiğini hisediyordu. Hazır ve kararlıydı. Soytarının arkasından biraz sersemlemiş az da olsa içindeki korkuyu bastırmış, artık kim olduğunu ve neye hizmet ettiğini kavramış ve bunun hazzı içinde yüzüne yayılan pis bir sırıtışla ilerlemeye başladı.
...........................S.D.W...........................
Drimnahil aynı anda hem acıyı hemde zevki hissetmişti psikopat ruhu şimdi daha da serbest kalmıştı önden giden soytarıyı izlerken ileride daha ne psikopatlıklar yapacağını düşünüyordu omuzundaki yarayı incelemek istedi ama sonra vazgeçti hem şu an gereksizdi de şu an artık lejyonerdi ve içindeki para hırsı ilginç bir şekilde dinmeye başlamıştı artık para kazanmaktan çok insanların içindeki ruhları serbest (!) bırakmayı düşünüyordu pis pis sırıtarak yürümeye devam etti...
herkes yalnız ölür by donnie darko...
http://turkishengineering.blogspot.com/
http://turkishengineering.blogspot.com/
Kaosun peygamberi tapınak içerisine girdi ve derin bir nefes aldı.Nihayet evimdeyim diye düşündü.Tapınağın girişinde sessiz adımlarla ilerlerken karşıdan gelen ayak seslerini işitti ve sonrasında beliren silüetleri gördü.Topluluk birer ikişer yamaçta aşağıya düzlüğe indi.Yaklaşık iki yüz ok atımlık mesafeyi yürüdüler düzlük boyunca.Küçük bir patika onları doğruca tapınağa doğru götürüyordu.Patikanın etrafındaki ağaçlar bir süre sonra sıklaştı ve tapınağın kapısına kadar kişilerin etrafını görmesini engelliyordu.Sonra bir anda önlerinde dikilen devasa kapı,kaosun seçilmişini selamlarcasına açıktı.Halk yorgunluğunu bir an için olsun unutmuş gibiydi.Kaosun peygamberi halk arasında yavaş yavaş yükselen uğultuların karmaşaya dönüşmesini önlemek amacıyla bir kayanın üzerine çıktı.
-Dostlarım!...
Uğultu bir anda yerini sessizliğe bırakmıştı.
-Gördüğünüz gibi pek de zor olmayan bir yürüyüş sonunda tapınağımıza gelmiş bulunmaktayız.Hepimize geçmiş olsun!şu anda tapınağın cümle kapısının önünde bulunmaktayız.Ne kadar sağlam ve büyük olduğunu görüyorsunuz.Burada hepimiz güvendeyiz.
Kalabalık sözleri dikkatlice dinledi.
-şimdi içeriye gireceğiz,sırayla.Korkmayın herkese yetecek kadar yerimiz mevcut durumda.Ben içeridekileri size yol göstermeleri için çağırayım.şimdi dinlenin dostlarım,evinize hoş geldiniz!
Kalabalıktan sevinç nidaları yükseldi ve bir alkış koptu.Kaosun peygamberi hafifçe eğilip bir reverans yaptı ve katliamın tapınağına girdi.
Gelenleri inceledi sessiz bir şekilde.Kulağına gelen zil sesleri onu biraz olsun rahatsız ediyordu.Garip bir şekilde tanıdık geliyordu bu sesler.
Sonrasında ortaya çıkan soytarıyı gördüğünde tüm taşlar yerli yerine oturdu.Demek bu soytarı da sonunda O*na hizmet için gelmişti.Gördüğü son soytarı bir şövalye tarafından kara nehire atılmıştı,belki bu soytarı daha beceriklidir diye düşündü.Diğerlerinden yayılan aura Balorun işaretinin aurasıydı.Bunu görmese de hissetmesi çok kolaydı Kaosun Peygamberi için.
-Hey siz askerler! Ortalıkta dolaşmayın da gelip bir işe yarayın,hemen!
Kaosun Peygamberi konuşurken duvardaki iskeletlerden huzursuz sesler yükseldi.Salonlarda dolaşan huzursuz ruhlar efendilerinin tapınağa girişini haber almışçasına uğuldadılar.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Thor Balor'un dokunuşuyla o korkunç anın ürpermesini yeniden yaşadı. Gözlerinin önüne aniden gelen karalık ve yanan bir çift göz, kulaklarını yırtan tizlikte bir çığlık. Ve kırmızı gökyüzünden ona bakan dev varlık. Thro acıyla inlediğinde gözlerinden birer damla gözyaşı döküldü. Fakat bu gözyaşları kırmızı ve sıcaktı...dreamshadow wrote:Karanlığı ve kaos'u yaymak adına birşeyler yapması gerektiğini hisediyordu. Hazır ve kararlıydı. Soytarının
"Kaderine geldin ölümlü... Sonsuza kadar var olmak ister misin... Hahaha!"
Thor korkunç acının son bulmasıyla yeniden omzundaki dağlanmış dövmenin sızısını duydu, gözleri kuruydu...
Fakat bu müthiş acı ve dehşet onu her gece avlayacaktı... Ve karanlığın sonsuz vaatleri...
Drimnahil kalp atışlarını duyuyordu. Kalp atışının titreşimi boğazına kadar yükseldi, midesini bulandırdı, kendini zayıf ve güçsüz hissetti. Her an öleceğini düşünüyordu. Omzundaki acı duyduğu korku ve dehşetin yanında sinek ısırığı gibiydi. *O* nu yeniden gördü... ve yeniden... ve yeniden...yuceeren wrote:artık para kazanmaktan çok insanların içindeki ruhları serbest (!) bırakmayı düşünüyordu pis pis sırıtarak yürümeye devam etti...
Her kalp atışı yeniden o inanılmaz dehşeti gösteriyordu. Normal bir insanı korkudan öldürebilecek kadar korkunç ve aynı zamanda muhteşem...
"Seni görüyorum savaşçı... Yıkımı dünyaya getirmeye ve onun gücünü elde etmeye hazır mısın..."
Drimnahil vücudundan akan soğuk terle kendine geldi, bir göz kırpması kadar anda hissettiği duyguyu kafasından savmaya çalışarak... Fakat kbuslar artık onu her gece avlayacaktı... Kaos'a hizmet eden zihnini kamçılamak için...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Tam tapınaktan çıkmak üzereyken Büyük Patron'un ulağı gelmişti. 'Bu kaçıncı oldu acaba?' diye düşündü soytarı. Bu üst kıdemdekileri sevmemişti zaten. Hoş pek sohbet de etmemişti ama kötü olacağından da emindi aralarının. Ama ne yapması gerektiğini biliyordu.
"Hoşgeldiniz efendim" abartılı bir reverans yaptı soytarı "Varlığınız bile burayı ne kadar canlandırıyor...istekleriniz bizlerin için birer emirdir efendim lakin ne yapmamızı istersiniz?" Eğdiği kafasını boynundan kaldırdı ve sırıttı soytarı.
"Hoşgeldiniz efendim" abartılı bir reverans yaptı soytarı "Varlığınız bile burayı ne kadar canlandırıyor...istekleriniz bizlerin için birer emirdir efendim lakin ne yapmamızı istersiniz?" Eğdiği kafasını boynundan kaldırdı ve sırıttı soytarı.
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karşıyaka
- Contact:
Thor gördüklerine bir anlam veremiyordu. Soytarının önünde eğildiği adamı tanımıyordu fakat aynı tarafta olduğunu anlamıştı. Soytarının adamın karşısında eğilmesiyle, reflekslerinin verdiği cesaretle soytarıy'la aynı anda eğilerek adamı selamladı.
...........................S.D.W...........................
Who is online
Users browsing this forum: Google [Bot] and 1 guest