Page 22 of 71

Posted: Fri Apr 18, 2008 4:31 am
by Tersyuz
"Bence Kara Kule diyelim artık buraya. Hem öyle herkes gelmez, korkarlar."
Bulduğu kelimeyi beğenmiş olacak ki memnun memnun gülümsedi, ellerini beline koyarak arkadaşlarının yorumlarını bekledi.

Posted: Fri Apr 18, 2008 4:45 am
by dwaxer
.
Kara Kule mi? Hadi canım ne uğursuz bir isim! Bence Güneş Kulesi diyelim!" dedi Olaf.
.

Posted: Fri Apr 18, 2008 5:16 am
by Edmond
Huor düşündü, *Hayır, buraya Wulfgar'ın düşündüğü gibi kötü bir isim vermeliyiz, ne olur ne olmaz, kimse girmemeli.*

Sonra ekledi.

*Lanetin yolu'na ne dersiniz, tamam tamam, çok kötü oldu.*

Gülümsüyordu ki gelen bir rahip farketti.Kötü bir his vardı içinde Huor'un.

*Misafirimiz var beyler!*

Posted: Sat Apr 19, 2008 12:02 am
by Illyra
Darthu elinde tuttuğu ve tek ısırık aldığı elmayı havaya atıp tutuyordu.

"bana sorarsanız, kabus yuvası diyelim. bu arada misafiri karşılamaya kim gidecek?"

elindeki elma ile ima edercesine rahibi gösterdi ve muzip bir şekilde gülmeye başladı.

Posted: Sat Apr 19, 2008 12:09 am
by Edmond
Huor rahibin gelişinden korkmuştu, içinde kötü bir his vardı.Dualar ederek aşağıya inmeye başladı.

*Ben gidiyorum!*

Posted: Sat Apr 19, 2008 1:07 am
by dwaxer
.
"Rahibi rahip karşılasa iyi olur," dedi Olaf ve aceleyle adamı karşılamaya gitti. "Merhaba, hoşgeldiniz!" diye seslendi yeni gelen adama.
.

Posted: Sat Apr 19, 2008 1:55 am
by devrimk
şişman adam eteklerini savura savura gelirken uzaktan el salladı. Bir kaç dakika sonra Olaf'ın karşısına gelmişti, Olaf adamın göğsündeki sembolden Mystra rahibi olduğunu hemen anladı.
"Merhaba, merhaba nasılsınız?." yolculuktan ter içinde kalmış ve kıpkırmızı olmuştu.
Teklif edilmeden içeri girip bir koltuğa çöktü. Kapalı bir zarfı Olaf'a uzatmıştı.
"Offf! Ayyy, çok yorulmuşum soluklanayım biraz. Bir bardak su alabilir miyim?"

Olaf zarfa baktı üzerinde ismi yazıyordu üzerindeki mühürü hemen tanıdı Naolas'ındı. Mühürü sıyırıp mektubu seslice okudu.
"Sevgili kardeşlerim,
Tunaster'in Wheloon'da yeni kurulan Mystra tapınağıyla ilgili şüpheleri var. Doğrusu ben de söylediklerine ikna oldum. Araştırmaya değer bir konu, sizden ricam bu olayla ilgilenmeniz.
Naolas Nightingale."


Rahibin de nefes alışı düzelmişti artık hemen söze başladı:
"Keşke size önceden gelseydim, merakıma yenik düşüp önce tapınağa gittim. Biliyorsunuz Cormyr'de çok fazla tapınak yoktur, Mystra tapınağı ise ilk kez kurulmuş. Kurulmuş diyorum çünkü haberim yoktu. Böyle bir şey mümkün mü sizce? Yıllardır rahiplik görevimi gezgin olarak yaparım, her yerden kulağıma haber gelir ama bu tapınak Lady Arthas diye hiç adını duymadığım biri tarafından yaptırılıyor."
Gözlerini kocaman açarak etrafındakilere baktı.
"Neyse merakımı yenemeyip Lady Arthas'la tanışmak için tapınağa gittim. Beni içeri sokmayıp avluda bir saat kadar beklettiler. İnanabiliyor musunuz? Neyse sonra Fembrys diye bir adam geldi, benim gibi rahip elbiseleri giymiş, beni orta avluya götürmek istedi. Bir şeylerin ters gittiğini hissettim, ne olduğunu söyleyemem ama birden korktum... ve... koşarak kaçtım. Onlarda beni kovalamaya başladı, arkamdan ok attılar. İnanabiliyor musunuz?
Oradaki yöneticilerden Caustal Tholl ile görüştüm tapınakta garip bir şey olmadığını söylediler. Oranın Lordu Redbeard'da ya bu işin içinde ya da tapınağın ona sağladığı bağış ve vergiler yüzünden olanlara ses çıkartmıyor. Ben Saerloon'daki tapınağa gideceğim, olanları bildirmek için ama öncelikle size uğradım, benim gitmem gelmem on beş günü bulur. Naolas sizin yardım edebileceğinizi söylemişti, edebilir misiniz?

Posted: Sat Apr 19, 2008 2:00 am
by Illyra
Darthu özenle elmasyı cebine sokuşturdu ve arkadaşlarına baktı.

"ben gidelim derim. ne yapmaya çalıştıkları belirsiz. bir rahibe ok atmak ha! evet kesinlikle gidelim derim ben..."

Posted: Sat Apr 19, 2008 2:04 am
by Edmond
Huor gülümseyerek:

*Kötü bir şey var ya, neyse.Yola ne zaman çıkıyoruz.*

Posted: Sat Apr 19, 2008 2:46 am
by dwaxer
.
Olaf düşünceliydi; "din adamı maskesi altına saklanan sahtekarlardan oldum olası nefret ederim. Böyle alçaklar yüzünden halkın rahiplere güveni sarsılıyor. Evet arkadaşlar bence de bu konuyu gidip araştırsak iyi olur... Demek peşinden ok attılar ha?.. Belki de bu adamlarla anladıkları lisandan konuşmalıyız!" dedi.
.

Posted: Sat Apr 19, 2008 3:02 am
by Edmond
Huor sırıttı.

*Anladığı dilden mi konuşacağız, geçen sefer az kalsın ölüyordum, bu kez kalsın.Ben benim dilimde konuşsam olur mu?*

Huor sırıtıyordu.

Posted: Sat Apr 19, 2008 4:35 am
by Tersyuz
Nihayet hayatına hareket gelmişti.
"Bence de hemen yola çıkalım."
Sonra durup kafasını kaşıdı.
"Cahilliğimi bağışlayın ama Wheloon nerede?"

Posted: Sat Apr 19, 2008 5:02 am
by Mark
" Yerini biliyorum. Zira oraya gitmeyi ertelemem isabet olmuş. "

" Pekala, Mystra'ya şükranlarımı sunmanın zamanı geldi. Ne ilginç, tesadüf mü? Yoksa, büyü tanrıçası beni mi çağırıyor. " Sevinçten, eskiden nemhirin olduğu çalışma odasına doğru koştu.

" Bir dakika sonra kapıda olurum. "

Çalışma odasındaki, penceresine büyü örmeye başladı.
* Arcane Lock
Sonra, yeni çıkmaya başlayan sakallarını kaşıdı. Bir sayfa çekti, önüne yazmaya başladı.

"Finder Olfffoodle,
Wheloon'daki Mystra tapınağına gidiyoruz. Biz yokken, kulenin güvenliğini sana emanet."

Altına, kendi işaretini büyüyle ekledi.
* Mark

Eşyalarını aldı. Gizli geçiti çalıştıtan manevrayı çevirdi. Amonted'e ilişkin çalışmaların olduğu odaya girdi. Ã?antasından, Nemhir'in çırağının kitabını çıkardı. Göze çarpmayan bir dizi kitap rafının arasına sıkıştırdı.

Posted: Sat Apr 19, 2008 5:38 am
by devrimk
Hazırlanarak doğuya doğru yola koyuldular, altı saat sonra nehir yatağının kenarına kurulmuş Wheloon'u gördüler. Aşağı yukarı beş bin kişinin yaşadığı bir yerleşim bölgesiydi burası.
Wheloon'a girdikten sonra ufak bir araştırmayla Mystra tapınağının yerini öğrendiker. Yerleşimin az olduğu kasabanın kuzey bölgesindeydi tapınak. Tapınak sırtını yüksekçe bir tepeye vermişti, büyük taş bloklardan yapılmıştı, ahşap geniş kapıları vardı.
Oyalandıkları zaman içerisinde hava kararmış, akşam olmuştu. Ne yapmaları gerektiğini konuşmaya başladılar.

Posted: Sat Apr 19, 2008 5:44 am
by Tersyuz
Wulfgar atını okşarken arkadaşlarına sordu
"Ne diyorsunuz? Kapıyı çalıp biz geldik, tanrı misafiriyiz diyelim mi?"