Pazar günkü oyun için arabada Yener ile birlikte Yener'in evini bulmak için tam 46 km Halkalı, Başakkent, İkitelli civarında dolandık. Aynı yerden 3 kere geçtiğimiz oldu... Taksicilere bize yolu göstermeleri için yalvardık... Ama yine kaybolduk.
Yener sürekli olarak balık gibi etrafına baktığı için ben de ortama tamamen yabancı olduğumdan dile kolay tamı tamına 46 kilometre boyunca devasa daireler çizdik durduk. En son ben sinir krizi geçirmek üzereydim ve Suadiye'de ki evime dönüp tüm yola baştan başlamayı düşünüyordum.
Her tabela Halkalı'yı gösteriyordu ama sonra bir sapakta hiç bir tabela kalmayınca yine kayboluyorduk. Yener'e o kadar yüklendim ki zavallı çocuk sinirden oflayıp pofladı, gözleri yaşardı...

Birbirimizi boğazlamak üzereyken ben tekrar sordum.
Can: Abi nerdeyiz?
Yener: Bilmiyorum abi...
(Bu konuşmadan tam 3 saniye sonra...)
Yener: Ahaaa oleey geldik!
(Halkalı meydana çıkılmıştır. Can isyan eder.)
Can: Abi bir insan evinin 3 adım önüne gelene kadar nasıl nerede olduğunu bilmez yaa... Yener sen nebicim adamsın olum evinin yolunu nasıl bulamıyorsun! Bu köşeyi dönüp taksim anıtını görünce aaa taksime gelmişiz demeye benziyor. Ya inanmıyorum yener sana offf yaa yeter yaa şimdi nereden gideceğiz?
Yener:

Sağdan gidicez abi sağdan... (bu arada eli ile sola dön işareti yapmaktadır...)
Can: Abi orası sol be soooooool.
Yener: Ha evet sol sol...
Serbülent Okmeydanından, mitingin göbeğinden iki vasıta Halkalı'ya, Yener'lerin evine bizden önce gelmiştir. Biz ise 46km boyunca benzine gark edene kadar Başakkent'in etrafında daire çizdiğimiz için oldukça zaman kaybetmişizdir.En sonunda Yener beni unutmayacağına ve tekrar bulabileceğine emin olduğu ıssız bir köşeye bırakır, yürüyerek Serbülent'i almaya gider. Arkadaş arabadayken kesinlikle yol yordam bulamamaktadır çünkü. Amazon karıncaları gibi gölgesini göremezse kaybolur.
Neyse sonra uzaktan Serbülent ve Yener arkadaşlar görünür, arabaya binerler. Yener'e hiç yol sorulmadan hafızada kalan bilgilerle eve gidilir, Bim'in önünde durulur ve alış veriş yapılır. Yener nasıl olsa birisi öder diye bütün sermayeyi Lavaşa yatırır, battal boy kola alınır. Bu arada Can ve Serbülent yol hikayelerini paylaşarak gülmekten sinir krizine girmektedirler. Yener lahevle diyerek o gün mitingde olmamak için haklı nedenlere sahip ninja vatandaşlarımız arasında kıpkırmızı bir suratla sıranın kendisine gelmesini bekler.
Nihayet alış veriş faslı da bitince Yener'in evine gidilir ve araba parkedilir. Tam gidecekken alarm ötmeye başlar. Serbülent araba yamuk duruyor ondan der, Can içerde sinek var ondan der.
Arabanın içinde iki sinek bir örümcek yakalanır. Alarm tekrar çalıştırılır. Sonuç aynıdır. Sonra acaba araba kokusu sallanıyor da alarm ötüyor diye düşünülür ama Serbület'in önerisi üzerine araba kaldırımdan indirilecekken bagajın açık bırakıldığı görülür. Bagaj kapatılır ve Yener'in evine çıkılır.
Evde Yener odanın yolunu bulabilecek misin? Mutfağın yolunu bulabilecek misin diye espriler yapılır. Yener iyice kıvama getirilir.
Sonra Yener çiğ köfte yapmaya başlar. Gıdıklasak mı gıdıklamasak mı diye düşünülür ve çiğ köftenin selameti adına vaz geçilir. Bu arada Can siteye rp kasar, Serbülent ise Engin'i almak için cep telefonunu almadan dışarı çıkar, 20 dk sonra eli boş geri döner. Bu sefer Yener gönderilir, kaybolmaması için arkasından çiğ köfte taneleri bırakması söylenir ama Yener ciddiye almaz. 30 dk sonra ev bir cümbüşe döner. Sofra hazırlanır, çiğ köfte hapur hupur yenir. Miting seyredilir. Herkes neden orada olmadığına dair hiç de ikna edici olmayan zayıf bahaneler uydurur. Keşke orada olsaydık diye hayıflanılır.
Daha sonra Yener'in garip Command & Conquer oyunu başlar, Can hemen kanepede oyundan kaytarır.. gün geçer, Fatih gelir, doğumgünü kutlanır ve kalabalık olay çıkarmadan evlerine dağılır. Aslında dağılmazlar. Can'ın arabasında toplanırlar, Can onları bir güzel evlerine dağıtır.
Yolda herkes Yener'e hayır duaları okumaktadır.
