Zamanın Kulesi
Firan içerde artık Lord un gücünden ve yaratılmış olan büyülü nesnelerden nerdeyse tamamen büyülenmiş durumda dolaşıyordu. Odada kendini ne kadar kontrol etmeye çalışsada bir oraya bir oraya gidip herşeyi incelemeye çalıştı, ve inceledi.
En çok küçük dolabı açıpta içindeki rahip cübbelerini görünce duraksadı. Acaba dedi bende Majenta yada Üstad Firble gibi... ama hayır onun lorda hizmet yöntemi, şekli, isteği ilahi değil , gizemli güçlerden geçmekteydi. o bir rahip değil ama iyi bir büyücüydü.
odanın içindeki nesneleri bir bir kafasına kazıdı ve umarım bu nesnelerin hiç birine bir savaş yada kötü bir olay sırasında ihtiyacım olmaz diye düşündü. hatta bir tane almayı bile düşündü ama sonra bıraktı. şu anda bunlara ihtiyacı yoktu. belki ihtiyacı olan birine daha çok yardımları olur. diye iç geçirdi.
tam o anda üstad firble ın sesi yankılandı kafasında."çık bir kat daha". "buna inancın ve imanın yeterli." o anda anladı Firan verilen hiç bir fedakarlık Lord tarafından geri çevrilmezdi. ve çevrilmemişti.
büyük bir süratle odadan çıktı sarışın büyücü. eline tekrar madalyonunu aldı ve merdivenleri takrar çıkmaya başladı.
taki... 4. katın kapısına kadar. kapıya eli uzandı ama kum saatleri ile donatılmış kapı onu içeri buyur edercesine o daha o kulbu tutamadan açıldı. ve Firan Zalhonan odaya girdi.
En çok küçük dolabı açıpta içindeki rahip cübbelerini görünce duraksadı. Acaba dedi bende Majenta yada Üstad Firble gibi... ama hayır onun lorda hizmet yöntemi, şekli, isteği ilahi değil , gizemli güçlerden geçmekteydi. o bir rahip değil ama iyi bir büyücüydü.
odanın içindeki nesneleri bir bir kafasına kazıdı ve umarım bu nesnelerin hiç birine bir savaş yada kötü bir olay sırasında ihtiyacım olmaz diye düşündü. hatta bir tane almayı bile düşündü ama sonra bıraktı. şu anda bunlara ihtiyacı yoktu. belki ihtiyacı olan birine daha çok yardımları olur. diye iç geçirdi.
tam o anda üstad firble ın sesi yankılandı kafasında."çık bir kat daha". "buna inancın ve imanın yeterli." o anda anladı Firan verilen hiç bir fedakarlık Lord tarafından geri çevrilmezdi. ve çevrilmemişti.
büyük bir süratle odadan çıktı sarışın büyücü. eline tekrar madalyonunu aldı ve merdivenleri takrar çıkmaya başladı.
taki... 4. katın kapısına kadar. kapıya eli uzandı ama kum saatleri ile donatılmış kapı onu içeri buyur edercesine o daha o kulbu tutamadan açıldı. ve Firan Zalhonan odaya girdi.
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Kapının ardındaki oda duvarları garip resimleri ile süslü ilk oda idi. burası zemin kat sayılmazsa ilk üç katın sonuncusu idi. Ve duvarlarda Kum taneciklerinin savruluşunu andıran resimler vardı hareket ediyorlardı. Kimi zaman yavaş hızlı arasıra geriye. Bunun zamanın tasviri olduğunu farketti Firan ve zamanın kendisinin direk gözleri ile görünür olduu ilk katta olduunu farketti. Katta garip iksirler göze çarpıyordu ilerde bir masa vardı ve garip parşomenler.. Ve iksirlerin yanında ufak kutular sanki zehirli iğneleri andıran iğneler Zamanın çağrısını duyduunda bunları inceliyordu ve ansızın hissetti. İksirler içildiğinde parşomenler okunduunda iğneler batırıldıında mevcud zamanın bir saati aşmayacak kadar ilerii ve gerisine götürüyordu inanaları ve orada her bir nesne için değişen süreler boyunca kalınıyor sonra mevcud zamana geri dönülüyordu.. Azalain iki iksiri aldı bunlar odadaki nesnelerden en uzak zamana götürüp orda en fazla kalmasına izin verenlerdi. Sağdaki bir gün ileri soldaki de bir gün geri gitmesini sağlıyordu ve orada bir gün kalabiliyordu.. Ses bir defa daha kafasında yankılandı.. Ancak zamanın birinci sırrını unutma.. Döndüğünde oraya gitmeseydin yapmayacağın her hareket geleceği deiştiri ve artık başka bir gelecek yaşayacak olursun. Aynı şey geçmişe gittiğinde de geçerli.. Orada ne yaptıına ve bunun doğuracağı sonuçlara dikkat et..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Bulunduğu gölgelerden yavaşça çıktı. Dostuna referans yaptı. Yüzünde donuk bir ifade hakimdi fakat gözlerinde parıldama uzun süredir görülmemiş bir dostu tekrar görmenin sağladığı heyecanı hissettiriyordu. Gözlerinde bile olsa bunu gören sadece bir kaç kişi vardı ve bir çoğu son nefesleni onun ellerinde vermişti.
- Kuleden çıkar sağlamak...Lord'un geri dönüşünü sağlamak için kule kullanılabilir. Ama asıl önemli olan tanımak kuleyi ve efendisini..
Karanlık mı ışık mı hakim kulenin içine?
- Kuleden çıkar sağlamak...Lord'un geri dönüşünü sağlamak için kule kullanılabilir. Ama asıl önemli olan tanımak kuleyi ve efendisini..
Karanlık mı ışık mı hakim kulenin içine?
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Takrar gitmenin zamanı geldi dedi kendine. Bu sefer gidişi bir keşif ya da bir meraktan kaynaklanmıyordu. Bazı şeyleri daha iyi anlaması gerekiyordu. Yeni cevaplar ve yeni sorular bulmak için gidecekti.
Ve gitti.Girmeden kuleye birkez daha göz attı. Yüksekti, ihtişamlıydı, etkileyiciydi. Ama bunlar onun için pek önemli değildi. Asıl güzellik anlayabilene, inanabilene diye düşündü.İkinci kez girdi kuleye ve bu kez anlamak için büyüyü, zamanı ve bunların efendisini...
İçeri girdi insan büyücü. İçeri girdi. Artık ilk kata çıkabileceğini biliyordu inancı sınanmıştı. Ama daha birçok kez sınanacaktı. Sınanması gerekliydi zaten. Merdivenlerden çıktı. Ayak sesleri yankılandı. Durdu, bir kez daha kürelerin önündeydi. Bir nefes aldı ve ikinci kez dokundu kürelere. Birkez daha imgeler, şekiller aktı beynine. Fakat bu sefer farklı olan birşey vardı. Eskisi gibi heyecanlı değildi. Daha kontrollüydü.
Ve gitti.Girmeden kuleye birkez daha göz attı. Yüksekti, ihtişamlıydı, etkileyiciydi. Ama bunlar onun için pek önemli değildi. Asıl güzellik anlayabilene, inanabilene diye düşündü.İkinci kez girdi kuleye ve bu kez anlamak için büyüyü, zamanı ve bunların efendisini...
İçeri girdi insan büyücü. İçeri girdi. Artık ilk kata çıkabileceğini biliyordu inancı sınanmıştı. Ama daha birçok kez sınanacaktı. Sınanması gerekliydi zaten. Merdivenlerden çıktı. Ayak sesleri yankılandı. Durdu, bir kez daha kürelerin önündeydi. Bir nefes aldı ve ikinci kez dokundu kürelere. Birkez daha imgeler, şekiller aktı beynine. Fakat bu sefer farklı olan birşey vardı. Eskisi gibi heyecanlı değildi. Daha kontrollüydü.
Efla görüntülerin zihnine gönderdiği şeylerin yoğunluğu ile afalladı. Kürelerden sadece bir bölümü ie ilgilenildiinde bile muazzam ve algılanması güç bir bilgi yığını ortaya çıkabiliyordu.. Buraya ne aradıını bilerek gelmek belki de en doğrusu idi.
RP dışı:unholy birinci kata çıkabiliyorsun. (yani kürelerin olduu kata.. )
RP dışı:unholy birinci kata çıkabiliyorsun. (yani kürelerin olduu kata.. )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
[quote="Firble"]Kapının ardındaki oda duvarları garip resimleri ile süslü ilk oda idi. burası zemin kat sayılmazsa ilk üç katın sonuncusu idi. Ve duvarlarda Kum taneciklerinin savruluşunu andıran resimler vardı hareket ediyorlardı. Kimi zaman yavaş hızlı arasıra geriye. Bunun zamanın tasviri olduğunu farketti Firan ve zamanın kendisinin direk gözleri ile görünür olduu ilk katta olduunu farketti. Katta garip iksirler göze çarpıyordu ilerde bir masa vardı ve garip parşomenler.. Ve iksirlerin yanında ufak kutular sanki zehirli iğneleri andıran iğneler Zamanın çağrısını duyduunda bunları inceliyordu ve ansızın hissetti. İksirler içildiğinde parşomenler okunduunda iğneler batırıldıında mevcud zamanın bir saati aşmayacak kadar ilerii ve gerisine götürüyordu inanaları ve orada her bir nesne için değişen süreler boyunca kalınıyor sonra mevcud zamana geri dönülüyordu.. Azalain iki iksiri aldı bunlar odadaki nesnelerden en uzak zamana götürüp orda en fazla kalmasına izin verenlerdi. Sağdaki bir gün ileri soldaki de bir gün geri gitmesini sağlıyordu ve orada bir gün kalabiliyordu.. Ses bir defa daha kafasında yankılandı.. Ancak zamanın birinci sırrını unutma.. Döndüğünde oraya gitmeseydin yapmayacağın her hareket geleceği deiştiri ve artık başka bir gelecek yaşayacak olursun. Aynı şey geçmişe gittiğinde de geçerli.. Orada ne yaptıına ve bunun doğuracağı sonuçlara dikkat et..[/quote]
Geçmiş ve gelecek üstünde hükümlü olmak inanılmaz bir güç diye düşündü. İki iksiri de aldı robe nun içindeki sayısız ceplerden birine attı. Zamanı gelir kullanırım dedi. ve üstad firble kesinlikle tavsiyelerini dinleeacek ve dikkat edeceğim....
Firan ne kadar çıkarsa çıksın içindeki öğrenme ve kendini sınama duygusunu bastıramıyordu. Hatta katları çıktıkça içindeki heyecan dahada artmıştı ve aklına gelen ilk şey bir kat daha oldu .
Artık ne kadar süredir kulede olduğunu bilmiyordu.Zamanın kulesinde zaman kavramını kaybetmişti Firan. Belkide günlerdir burdayım, yada daha yarım saat bile olmadı.
Firan son bir gayretle üstündeki hem ruhi hemde fiziksel yorgunluğu beyninde arka taraflara itip. Kapıdan çıktı. Ve bir sonraki kata doğru hareketlendi.
Ama ilk defa aklında bir şüphe vardı. Bu katıda çıkabilecek miyim diye.
Firan Zalhonan gene eli madalyonunda merdivenleri ağır ağır çıkmaya başladı.
Geçmiş ve gelecek üstünde hükümlü olmak inanılmaz bir güç diye düşündü. İki iksiri de aldı robe nun içindeki sayısız ceplerden birine attı. Zamanı gelir kullanırım dedi. ve üstad firble kesinlikle tavsiyelerini dinleeacek ve dikkat edeceğim....
Firan ne kadar çıkarsa çıksın içindeki öğrenme ve kendini sınama duygusunu bastıramıyordu. Hatta katları çıktıkça içindeki heyecan dahada artmıştı ve aklına gelen ilk şey bir kat daha oldu .
Artık ne kadar süredir kulede olduğunu bilmiyordu.Zamanın kulesinde zaman kavramını kaybetmişti Firan. Belkide günlerdir burdayım, yada daha yarım saat bile olmadı.
Firan son bir gayretle üstündeki hem ruhi hemde fiziksel yorgunluğu beyninde arka taraflara itip. Kapıdan çıktı. Ve bir sonraki kata doğru hareketlendi.
Ama ilk defa aklında bir şüphe vardı. Bu katıda çıkabilecek miyim diye.
Firan Zalhonan gene eli madalyonunda merdivenleri ağır ağır çıkmaya başladı.
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Dostuna tekrar reverans yaptı ve arkasını döndü.
- Senin kadar tehlikeli birine arkamı dönebiliyor olmam için sevinmem gerekir,değil mi? Çok merak ediyorum "Unholy" kaç kişi sana sırt çevirip hayatta kalabilmiştir? Seni tekrar gördüğüme çok sevindim dostum,yalnız acelem olduğunu görüyorsun.Rahip Rayem'in başına birşeyler gelmiş olabilir -ki bunun içinde bulunduğumuz durumu nasıl etkileyeceğini düşün.Gidip onu görmeliyim,ve eğer rahibin başına bir şey gelmişse çok kişinin canı yanacak..
Bu uzun konuşma sırasında hiç arkasına bakmadı.Döndüğünde ise Unholy gitmişti,tıpkı beklediği gibi."Nereye veya ne yapmaya gittiği önemli değil" diye düşündü spirit,"benim halletmem gereken daha önemli işler var.Nasılsa o başının çaresine bakar."
Ve tekrar sembolünü avucunun içine aldı,tekrar ilahisini mırıldanmaya başladı.Gözlerini açtığında istediği yere geldiğini farketti.Yine de tedbiri elden bırakmamak için kılıçlarından birini çekti ve sessizce ilerledi.Rahibin çalışma odasının kapısına kadar geldikten sonra durdu ve dinledi.Bir kitabın sayfalarından çıkan hışırtıyı farketti,Rayem kitap okuyordu.Rahibi hiç düşünmeden kılıcını sesli bir şekilde kınına soktu ve yapabileceği kadar gürültü çıkartarak odanın içine girdi.Zira rahip için bir sevgi beslemiyordu,mümkünatı olsa rahibi bir kaşık suda boğuverirdi."şartlar" diye düşündü spirit,"bir gün gelecek şartlar benim lehime olacak.O zaman kaçacak delik ara rahip."
- Selam sana Başrahip Rayem,Cinayetler Prensinin yorulmak nedir bilmez takipçisi.Sana bilgi sunmaya geldim.şehirde herkes boyu bulutlara ulaşan,belki de geçen bir kuleden bahsediyor.Akın akın büyücüler kulenin yolunu tutmuş durumda.Çok büyük bir gücün oyunlar oynamaya başladığını seziyorum.
+ Büyük güçler her zaman oyun oynar,evlat.Geç şöyle otur ve bana bildiklerini anlat.
- Bütün bildiklerim bunlar,ha bir de buraya gelirken karşıma çıkan şu cübbeli herif var.Senin tılsımların bir işe yaramamaya başladı Rayem,yaşlanıyorsun.Yakında çalışma odana gelmek yerine bir taşın içine gireceğim.
+ Hmm,böyle bir şeyin olmaması gerekirdi.Sanırım anahtarını değiştirsen iyi olur.şu masanın üzerindekini alabilirsin.Her neyse,bu adam sana ne söyledi,anlatacak mısın artık?
- Bana sabırlı olmayı öğreten sizsiniz,efendim.(Yüzüne alaycı bir sırıtış yayıldı).Nasılsa burada zamandan bol şeyiniz yok.Cübbeli adam bana bilgi paylaşmaktan ve "kayıp ruhların toplayıcısı" olduğundan söz etti.Ne kadar hoş değil mi? Ah,bir de sana hırsız yakıştırmasını yaptı.Ne kadar da uygun aslında..
Rayem'in son sözleri duymazlıktan geldiği suratında beliren hoşnutsuzluk dolu ifadeden anlaşılıyordu.Rahip düşüncelere daldı,önündeki kitapları karıştırmaya başladı.Spirit ise rahibin bu düşünceli halinden sıkılmış gözüküyordu.Etrafına bakındı ve ayağa kalktı.
- İzninle Rahip Rayem,artık gitmeliyim.Sanırım araştırma yapmaya başlayacaksın.Seni araştırmandan alıkoymak istemem,istediğin kadar o sıkıcı kitapların içine gömülebilirsin.Ben araştırmama Kulenin içinde devam etmek istiyorum.
Tam giderken arkasını döndü ve masanın üzerinde duran altın dolu bir keseyi cebine attı.
"Bu da tabii ki bilgimin ücreti" dedi Rahibin bakışlarına karşılık vererek.
Odadan dışarı çıktı ve karşı odaya girdi.Yerdeki sembolün,bu boynunda taşıdığı kolyeyle aynı semboldu,üzerinde durarak birşeyler mırıldandı ve o düzlemden dışarı çıktı.Tekrar Kulenin önünde duruyor ve Kulenin enginliğine bakıyordu.
"Aptal Rayem,sonsuz yaşamı kitapların arasında harcıyor.Acaba anlaşma yaparken böyle olacağını bilseydi kabul eder miydi? şu Kuleyi görememesi onun için ne büyük kayıptır kim bilir." diye düşündü ve suratına büyük bir gülümseme yayıldı.
- Bakalım Kulenin içi de dışı kadar gizemli mi? dedi kendi kendine ve kapısına doğru yürümeye başladı.
RP Dışı: "-" ile başlayanlar benim,"+" ile başlayanlar Rahip Rayem'in konuşmaları.Biliyorum çok uzun oldu ama kendimi tutamadım napıyım
- Senin kadar tehlikeli birine arkamı dönebiliyor olmam için sevinmem gerekir,değil mi? Çok merak ediyorum "Unholy" kaç kişi sana sırt çevirip hayatta kalabilmiştir? Seni tekrar gördüğüme çok sevindim dostum,yalnız acelem olduğunu görüyorsun.Rahip Rayem'in başına birşeyler gelmiş olabilir -ki bunun içinde bulunduğumuz durumu nasıl etkileyeceğini düşün.Gidip onu görmeliyim,ve eğer rahibin başına bir şey gelmişse çok kişinin canı yanacak..
Bu uzun konuşma sırasında hiç arkasına bakmadı.Döndüğünde ise Unholy gitmişti,tıpkı beklediği gibi."Nereye veya ne yapmaya gittiği önemli değil" diye düşündü spirit,"benim halletmem gereken daha önemli işler var.Nasılsa o başının çaresine bakar."
Ve tekrar sembolünü avucunun içine aldı,tekrar ilahisini mırıldanmaya başladı.Gözlerini açtığında istediği yere geldiğini farketti.Yine de tedbiri elden bırakmamak için kılıçlarından birini çekti ve sessizce ilerledi.Rahibin çalışma odasının kapısına kadar geldikten sonra durdu ve dinledi.Bir kitabın sayfalarından çıkan hışırtıyı farketti,Rayem kitap okuyordu.Rahibi hiç düşünmeden kılıcını sesli bir şekilde kınına soktu ve yapabileceği kadar gürültü çıkartarak odanın içine girdi.Zira rahip için bir sevgi beslemiyordu,mümkünatı olsa rahibi bir kaşık suda boğuverirdi."şartlar" diye düşündü spirit,"bir gün gelecek şartlar benim lehime olacak.O zaman kaçacak delik ara rahip."
- Selam sana Başrahip Rayem,Cinayetler Prensinin yorulmak nedir bilmez takipçisi.Sana bilgi sunmaya geldim.şehirde herkes boyu bulutlara ulaşan,belki de geçen bir kuleden bahsediyor.Akın akın büyücüler kulenin yolunu tutmuş durumda.Çok büyük bir gücün oyunlar oynamaya başladığını seziyorum.
+ Büyük güçler her zaman oyun oynar,evlat.Geç şöyle otur ve bana bildiklerini anlat.
- Bütün bildiklerim bunlar,ha bir de buraya gelirken karşıma çıkan şu cübbeli herif var.Senin tılsımların bir işe yaramamaya başladı Rayem,yaşlanıyorsun.Yakında çalışma odana gelmek yerine bir taşın içine gireceğim.
+ Hmm,böyle bir şeyin olmaması gerekirdi.Sanırım anahtarını değiştirsen iyi olur.şu masanın üzerindekini alabilirsin.Her neyse,bu adam sana ne söyledi,anlatacak mısın artık?
- Bana sabırlı olmayı öğreten sizsiniz,efendim.(Yüzüne alaycı bir sırıtış yayıldı).Nasılsa burada zamandan bol şeyiniz yok.Cübbeli adam bana bilgi paylaşmaktan ve "kayıp ruhların toplayıcısı" olduğundan söz etti.Ne kadar hoş değil mi? Ah,bir de sana hırsız yakıştırmasını yaptı.Ne kadar da uygun aslında..
Rayem'in son sözleri duymazlıktan geldiği suratında beliren hoşnutsuzluk dolu ifadeden anlaşılıyordu.Rahip düşüncelere daldı,önündeki kitapları karıştırmaya başladı.Spirit ise rahibin bu düşünceli halinden sıkılmış gözüküyordu.Etrafına bakındı ve ayağa kalktı.
- İzninle Rahip Rayem,artık gitmeliyim.Sanırım araştırma yapmaya başlayacaksın.Seni araştırmandan alıkoymak istemem,istediğin kadar o sıkıcı kitapların içine gömülebilirsin.Ben araştırmama Kulenin içinde devam etmek istiyorum.
Tam giderken arkasını döndü ve masanın üzerinde duran altın dolu bir keseyi cebine attı.
"Bu da tabii ki bilgimin ücreti" dedi Rahibin bakışlarına karşılık vererek.
Odadan dışarı çıktı ve karşı odaya girdi.Yerdeki sembolün,bu boynunda taşıdığı kolyeyle aynı semboldu,üzerinde durarak birşeyler mırıldandı ve o düzlemden dışarı çıktı.Tekrar Kulenin önünde duruyor ve Kulenin enginliğine bakıyordu.
"Aptal Rayem,sonsuz yaşamı kitapların arasında harcıyor.Acaba anlaşma yaparken böyle olacağını bilseydi kabul eder miydi? şu Kuleyi görememesi onun için ne büyük kayıptır kim bilir." diye düşündü ve suratına büyük bir gülümseme yayıldı.
- Bakalım Kulenin içi de dışı kadar gizemli mi? dedi kendi kendine ve kapısına doğru yürümeye başladı.
RP Dışı: "-" ile başlayanlar benim,"+" ile başlayanlar Rahip Rayem'in konuşmaları.Biliyorum çok uzun oldu ama kendimi tutamadım napıyım
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Spirit kulenin kapısından rahatça içeri girdi. Hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Hiçbir koruma büyüsü asker yada rahip. Sadece boş ve engin bir salon. İçgüdüleri Spiriti dürtüyor bir tuzağa doğru gittiğini bağrıyordu ama kendisini bir adım daha atmaktan alıkoyamadığınıda farkediyordu.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Kendini yeniden toparlayabildiğinde aklına sorular geldi. Çok şey vardı ama öncelikler de vardı. "Zaman" diye geçirdi aklından. Zamanın ne olduğunu bildiğini sanırdı çoğu insan ama o anlamak istiyordu. Olayların düzenle yürümesini sağlayacak bir araç mıydı zaman. Yoksa çoğu kişiyi şİMDİ nin içine hapseden bir hapis mi?
Unholy tüm katların kendisine kapandıını hissetti artık sadece ilk kata girebilecekti. Daa ötesine deil.. Yani tüm herkesin kullanımına açılmış olan kata..
Bu arada Firan üst kata çıkarken diğerlerinin bilmemesi gereken sır kulaklarına fısldandı.. Asla ilk dör kattaki nesneleri günde bir defadan fazla kullanma yoksa... Vucudun zaman ağındaki yerini bulamaz..
Firan bir sonraki kapıyı önünde açık buldu. Altıncı kat başarmıştı bir kata daa çıkmıştı. Kat önünde idi. Katın içinde ise dört asa dört yüzük ve dört hançer vardı. Her biri sadece onu bu kattan alana güç veriyor ve içlerinden her hangi birinin alınması dierini yok ediyordu. Bu nesnelerin her biri bir dakikayı belirli ölçülerde yavaşlatıyordu. Biri bir saat biri bir gün biri bir haft sonuncusu ise bir aya çeviriyordu.. Ancak bunlar çok tehlikeli idiler. Bir günde sadece bir defa kullanılabiliyor ve istenen kişi ya da nesneye uygulanabiliniyordu ve uygulanan kişi ya da nesne bir dakika (kendisi için bir ay bir hafta ya da bir gün bitene kadar) gölge formunda kalıyordu.
Efla sorusunun cevabını yankılanark duydu.. Zaman araç .. Efla hiç bir şeyi ne küçümse ne de gereinden fazla büyüt zaman bu evrenin yürümesini saalayan parçalardan birisidir. Ancak yine de bu parça canlıdır kendi ruhu ve iradesi vardı. Sistemin işlemesine mükemmel bir şekilde hizmet etmesi onun iradesiz bir köle olduunu göstermez. Ve her ne kadar sisteminkalanı için küçük bir parça da olsa.. Biz ölümlüler için zaman çok muazzam onu tamamen kavramaya muhtemeln hiç yaklaşamayacaımız bir parçadır. Ancak bu onun bizden uzak olduunu göstermez tersine o bize yakındır hele onu kalbinde hissedenler. Ve gerçekten inanlar ve bunu öle hissedenler için o en muazzam parçadır. Zaten inanç da böle bi şeydir her inanan için kendi inandıı olgu en yeri tutulmaz şeydir ancak bu tüm olguların diyarların varlıını devam ettirmesi için gerekli olduu gerçeini yok etmez.
Not: Azalin bir kat daha çıkabileceksin.
Pug artık Paladinsin ihtiyaç duyman halinde en üst kata kadar çıkabiliyorsun ama paladin olarak bunu çok zorunlu haller dışında yapmaman isteniyo.
Bu arada Firan üst kata çıkarken diğerlerinin bilmemesi gereken sır kulaklarına fısldandı.. Asla ilk dör kattaki nesneleri günde bir defadan fazla kullanma yoksa... Vucudun zaman ağındaki yerini bulamaz..
Firan bir sonraki kapıyı önünde açık buldu. Altıncı kat başarmıştı bir kata daa çıkmıştı. Kat önünde idi. Katın içinde ise dört asa dört yüzük ve dört hançer vardı. Her biri sadece onu bu kattan alana güç veriyor ve içlerinden her hangi birinin alınması dierini yok ediyordu. Bu nesnelerin her biri bir dakikayı belirli ölçülerde yavaşlatıyordu. Biri bir saat biri bir gün biri bir haft sonuncusu ise bir aya çeviriyordu.. Ancak bunlar çok tehlikeli idiler. Bir günde sadece bir defa kullanılabiliyor ve istenen kişi ya da nesneye uygulanabiliniyordu ve uygulanan kişi ya da nesne bir dakika (kendisi için bir ay bir hafta ya da bir gün bitene kadar) gölge formunda kalıyordu.
Efla sorusunun cevabını yankılanark duydu.. Zaman araç .. Efla hiç bir şeyi ne küçümse ne de gereinden fazla büyüt zaman bu evrenin yürümesini saalayan parçalardan birisidir. Ancak yine de bu parça canlıdır kendi ruhu ve iradesi vardı. Sistemin işlemesine mükemmel bir şekilde hizmet etmesi onun iradesiz bir köle olduunu göstermez. Ve her ne kadar sisteminkalanı için küçük bir parça da olsa.. Biz ölümlüler için zaman çok muazzam onu tamamen kavramaya muhtemeln hiç yaklaşamayacaımız bir parçadır. Ancak bu onun bizden uzak olduunu göstermez tersine o bize yakındır hele onu kalbinde hissedenler. Ve gerçekten inanlar ve bunu öle hissedenler için o en muazzam parçadır. Zaten inanç da böle bi şeydir her inanan için kendi inandıı olgu en yeri tutulmaz şeydir ancak bu tüm olguların diyarların varlıını devam ettirmesi için gerekli olduu gerçeini yok etmez.
Not: Azalin bir kat daha çıkabileceksin.
Pug artık Paladinsin ihtiyaç duyman halinde en üst kata kadar çıkabiliyorsun ama paladin olarak bunu çok zorunlu haller dışında yapmaman isteniyo.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firan hançerler kendisine pek uygun olmadığı için asalardan birini aldı. Aldığı asa 1 saati bir haftaya çevirebilecek güçteydi. Lordun zaman üstündeki gücü giderek kutsanmış büyücüyü biel büyülemeye başlamıştı. Burda bulduğu nesneler ona inanılmaz güç veriyordu. Ayrıca Dragonfire ın bu kadar cömert olması ise onu daha da mutlu ediyordu. Sonuçta diyarda savaş ve kaos isteyen güçler vardı. Bu gücün hizmetkarlarına karşı mutlaka çeşitli destek gerekiyordu. Ve lord buna karşı desteğini böyle göstermekteydi. İçinden teşekkürlerini sunan Firan Zalhonan elinde yeni asası ile bulunduğu büyüleyici odadan çıkıp. İç güdülerine ve inancına güvenip tekrar merdivenlere doğru yol almaya başladı.
Yukarı dedi daha yukarı... sonuna kadar.
Yukarı dedi daha yukarı... sonuna kadar.
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Erethanda çağrıyı duymuştu elbette...bir büyücünü böyle bir çağrıya cevap vermemesi düşünülemezdi tabiki,ancak o acele etmemenin en iyisi olacağını düşünerek bekledi ve izledi.
Kuleye girenleri inceledi,bir amacı anlamaya çalışıyordu....
Ancak gözlemlerinden bir sonuç çıkaramayacağını farketmişti.Bu kulenin efendisinin amacı neyse bunu anlamanın tek yolu kulenin içinden geçiyordu.
Yavaş adımlarla girişe yaklaştı,"sadakatimi istiyorsun... önce onu haketmen lazım" diye geçirdi içinden ve kapıdan içeriye adımını attı.
Kuleye girenleri inceledi,bir amacı anlamaya çalışıyordu....
Ancak gözlemlerinden bir sonuç çıkaramayacağını farketmişti.Bu kulenin efendisinin amacı neyse bunu anlamanın tek yolu kulenin içinden geçiyordu.
Yavaş adımlarla girişe yaklaştı,"sadakatimi istiyorsun... önce onu haketmen lazım" diye geçirdi içinden ve kapıdan içeriye adımını attı.
Erethan ilk kattaki odaya rahatlıkla girer. İçeridi bir sürü parşomen ve ufak asalar ve bazı iksirler vardır bunlar genelde basit büyülerle ilgili eşyalardır ancak yine de gerektiğinde bunlara bile ne kadar ihtiyaç duyulduğunu her büyücü bilmektedir. (1. level büyüler) Tabii ki her defasında sadece beş eşyanın çıkmasına izin verilmekte olduğunu okumuştur ve bunları kullanana kadar başka eşya almaması gerektiğini . Eşyalardan daha fazlasını alması halinde aldığı eşyaların etkisini kaybedeceğini de hisseder. İlerde uzanıp giden bir merdiven vardır kulenin üstlerine doğru.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Merdivenler bu defa Firana bitmiyor gibi gelir belki saatlerce çıkıyor ve çıkmaktadır bir an pes etmeyi düşünür ama içinden bir ses daha fazla çıkmalısın daha fazla çıkmalısın demiştir. Ona sonsuzluk gibi gelen bir sürenin sonunda kulenin yedinci katına ulaşır. Ve bir anda tüm bu çıkışın da başlı başına bir sınav olduunu kavrar. Odanın kapısını açtığında ise hayret etmiştir burası bir mutfaktır. Kapının hemen ilerisinde sadece taze yemeği yiyin yazmaktadır. İlerde de eğer çıkarırısanız bayatlar yazıyordur.. Firan yemek ve içeceklere bakar. pastalar kurabiyeler meyveler süt ve çikolata ile yapılmış tatlılar ve içecekler. Bir sürü içecek. çay şarap şerbetler. Tüm bunların ne işe yaradığını merak etmektedir. Sonra birden içindeki o hissi tekrar duyar ttüm bunların ne işe yaradığını söyleyen o hissi. Bunların hepsi bir gücün anahtarıdır bir yiyecekle içeceğin birleşmesi ile elde edilen güç.. Bir yiyecek çeşidi ile bir içecek çeşidini bitiren kişi 1 metrekare çapındaki bir alanda zamanı tamamen kontrol edebilecektidurdurma ve yavaşlatma yapabilecekti istediği gibi ve isterse hatta aksi yöne dahi akıtabilecekti. Ancak bu güce sadece önündeki kendi bedeni için geçerli olan 10 dakika içinde kullanabilecekti. Ve bu güç de bir yeme içme de 10 defa kullanılabiliyordu. Firan başka bir uyarıyı daha hissetti. 10 defa kullanımın onunu da harcamadan yeniden buraya gelip bir şeyler yeme.. Bunu yaparsa ne olacağını ise henüz bilmiyordu sadece.......... yapmamalı idi. Onu hissediyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
"cömertlik iyi bir başlangıç "diye geçirir içinden Erethan.Eşyalara doğru yaklaşır,tedbir bir büyücünün en büyük silahlarındandır ona göre.Cömertliğin çok kolay verilmiyeceğini bilmektedir,bunu öğrenecek kadar çok zaman geçirmiştir bu diyarlarda.Eşyaların üzerinde herhangi bir büyü olup olmadığını anlamak amacı ile ufak bir tılsım mırıldanmaya başlar...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

