Page 4 of 8
Posted: Thu Jun 28, 2007 4:42 am
by Mark
Ses duyammasına rağmen, Merladi'nin yanılmasına ihtimal vermiyordu.
Arkasından koşmaya başlamıştı.
Posted: Thu Jun 28, 2007 8:08 pm
by Sir Gerard
Barbarın başı dönüyordu ve ne yapacağını bilmeyen bir haldeydi. Anlaşılan küçük kızı kendi rızasıyla tapınağa götürmek pek kolay olmayacaktı. Onu korkutarak zorla götürmenin yerine konuşmanın daha etkili olabileceğini düşündü.
"Neden saklanıyorsun? Niçin bu kütüğün içine girdin? Sana zarar vermeyeceğimden emin olabilirsin küçük drow. Tapınak bu kütüğün içinden çok daha güvenli, bundan emin ol." (Elven)
Thor, küçük drowun cevabını beklemeye koyuldu-ve de başındaki ağrının geçmesini...
Posted: Sun Jul 01, 2007 12:51 am
by Illyra
Gilraén dikkatle aşağı baktı ve tırmandığı yüksekliği ölçtü. yayı sessizce yerine asarak gümüş kabus ve ölüm maskesini kabzalarını okşarak sessizce çekti. eğer yükseklik uygunsa ağacın üstünden uçarak orc ların tepesine binebilirdi. hem diğerleri gelene kadarda onları haklayabilirdi.
Kız kaslarını gererek kendini sıçrayışa hazırladı. Doğanın içindeydi, kendi doğal ortamındaydı ve diğerlerine zarar vermeleri için bu orc ları bırakmazdı. saf habis yaratıklar..
Düşündü. bacaklarının sağlam bir hareketiyle orc un birisinin sırtına atlayıp yere yıkabilir, ardından rahatça diğerlerini haklayabilirdi.
saldırı için hazırlandı...
Posted: Sun Jul 01, 2007 3:39 am
by Daho
sangwa daha dünden hocasının izii bulmaya kararlıydı. ve ona göre yola çıkmayada hazırdı. sadece nerede olduğunu merak ediyordu efendisinin... hazırlamadığı tek şey yolda yiyebileceği elf çörekleri ve içecekleri suydu. onundışında psikolojik olarak hep bugünü beklemeişti.
" rotamız neresi olacak yüzbaşım? anladım ki birşeyler biliyorsunuz lakin sizin rehberliğiniz olmadan yola çıkmamız kör bir şekilde ilerlemek olur."
Posted: Sun Jul 01, 2007 5:17 am
by Swain
Solaris bu taşın rolünün hırsızı hipnoz altında tutmaya yaradığını düşünüyordu ve üstündeki örümcek sembolü de yapan kişiye ait olmalıydı.Ã?rümcekler karanlık ve nemli mağaralarda, yer altı tünellerinde yaşarlardı fakat hala bu olaya anlam veremiyor, aklına geleni düşünmek bile istemiyordu.
"Anlaşılan yeraltında ufak bir gezintiye çıkacağız kardeşim. Haksızmıyım yüzbaşım?"
Posted: Mon Jul 02, 2007 11:17 pm
by darkelven
Odlanyer höhhöeeyt diye bağırarak yayı attıktan sonra Zaerniss gülmemek için kendini kasıyordu.''Pppfhhh,pu-''
Odlanyer bir de Zaerniss`i göbeğine küpe takmakla tehdit edince kayış koptu. ''Puhuhahah, haha, Od-heh-lanyer o ne sesti öyle* Her ok atışında böyle bağırıyosan avlayacak hayvan bırakmazsın, kalmaz.(hala güvenli bir mesafede olduğunu düşünerek sinir edici bir biçimde gülüyordu.)
Ama Odlanyer yayını sopa gibi tutarak gelince Zaerniss sırıtarak gerilemeye başladı.''Biraz sakinleşsen hiç fena olmaz, son günlerde çok gerginsin, aynı yayın gibi .''
Daha sonra ikisi de geyiğin devrilme sesini duydukarında Zaerniss o yöne doğru gitti, hayvan canını teslim etmiş olmalıydı.Ciddi bir şekilde hayvanın yanına çömeldi.Odlanyer`a baktı, ''Bunu taşısak iyi olur,ava ortak olmak isteyenler olabilir.'' garip bir drowdu Zaerniss, tüm elf ırklarında görülen o soğukluğa ve ciddiyete sahip değildi.Eğlenceyi çok severdi, ve şimdi bunu ciddi ciddi söylerken bile sırıtıyordu.
Avı kaldırıp taşımaya başladıklarında sordu: ''Neden ormanın bu kadar güneyinde avlanıyorsun, orklarla çalışmak mı istedin bu sefer ?'' elindeki bir taşı havaya fırlatıp tutuyordu.
''Ormanın biraz daha kuzeyinde avlanalım, orklarla çarpışmaktan korktuğumdan değil ,ama sen daha rahat bağırabilesin diye, bunca gürültüyü duymayan ork yoktur sanırım.''
Not (DM): RP lerde smiley kullanmayınız, yüz ifadenizin aldığı şekli similey yolu ile değil tasfir yolu ile verin.
Posted: Tue Jul 03, 2007 4:32 am
by Gaara of the Sand
"Orc lar senden bile daha kötü yön duygusuna sahipler Zaernis. Ayrıca bu gece uyuyacagını hatırlatırım. öyle alınmış gibi bakma tehtid degil hatırlatma." yüzünde pis bir sırıtışla yürümeye devam etti. "hem bi kaç orc u ormanın dışında daha güvende ola bileceklerine ikna etsek fenamı olur." Zaerniss'e dönüp göz kırptı.
Posted: Thu Jul 05, 2007 10:23 pm
by Yener
Odlanyer ve Zaerniss....
İkili geyiği kaldırmadan önce her zaman yaptıkları gibi tanrıçalarına bir şükür duası etmeleri gerektiğini biliyordu. Zaerniss dua etme konusunda daha yetenekliydi Odlanyer’ e göre ruhbanları dua ederken birkaç kez dinlemişti. Odlanyer ise hep sözleri karıştırırdı ve anlamsız bir şeyler söylerdi bu sebeple Zaerniss dua kısmını Odlanyer’ e bırakmaya hiç niyetli olmazdı.
Zaerniss yerde yatan hayvana yakından bakma fırsatı bulduğunda dostunun çok isabetli atışlar yaptığına şahit oldu, onun iyi bir avcı olduğu yatsınamaz bir gerçekti artık, kendini çok iyi geliştirmişti son zamanlarda.
İkili ellerini çabuk tutmaları gerektiğinin farkındaydı çünkü gece yarısı yüksek av kutlaması yapılacaktı, bu kutlamaya kimleri hangi avcıların katılacağı hiç belli olmuyordu çok ufak bir ihtimalde olsa onlarında isminin söylenme ihtimali vardı.
Posted: Thu Jul 05, 2007 10:26 pm
by Yener
Thor wrote:"Neden saklanıyorsun? Niçin bu kütüğün içine girdin? Sana zarar vermeyeceğimden emin olabilirsin küçük drow. Tapınak bu kütüğün içinden çok daha güvenli, bundan emin ol." (Elven)
Barbarın bu sözünden sonra kafasının etrafında adeta dans eden üç ışık birden çekilde ve kısa bir süre sonra kayboldular.
Kız konuşmaya başladı :
“Elfçe biliyorsun, nereden öğrendin bu dili, yoksa buralarda mı yaşıyorsun ?”
Hıçkırıklarına bir süreliğine ara vermişti ama göz yaşları hala tazeydi.
Tam o sırada barbar arkasından gelen iki silüeti fark etti.
Oeniaker, Merladi yi takip etti ve bir süre sonra ufak bir kızın karşısında duran iri bir insan gördüler, iri cüsseli insan adeta dev gibiydi, Oeniaker ve Merladi’ yi iki eliyle tutup ortadan ikiye bölebilirdi. Omuzları dik ve genişti, kaslarıyla birini anaconda gibi boğabilirdi.
Oeniaker yerdeki kızın bir yarı-drow olduğunu anlamıştı. Ã?nceden bir insanla ilişkiye giren bir kara elfin çocuğu. Belki gönüllü bir ilişkiden doğan bir çocuktu belki de bir talihsizliğin masum bir eseriydi.
Merladi iri cüsseli adama seslendi :
“Kızı rahat bırak !! kimsin sen !”
Dişi kara elf Oeniaker’ dönerek drow lisanı elfçe :
“Büyünü hazırla, Oeniaker”
Fakat erkek kara elf bu koşuşturmacadan biraz yorulmuştu ve nefes nefeseydi bu büyüsünü hazırlayıp sözlerini söylemesini biraz zorlaştıracaktı.
Posted: Thu Jul 05, 2007 10:29 pm
by Yener
Solaris : "Anlaşılan yeraltında ufak bir gezintiye çıkacağız kardeşim. Haksızmıyım yüzbaşım?"
Yüzbaşı önce Solaris ‘in sorusunu yanıtladı : “Evet Solaris, karanlık altına inmelisiniz, hocanız Nienna’ nin hayatı tehlikede olabilir, eğer ortada bilmediğimiz bir sır varsa da bunu öğrenmeliyiz. Karanlık altı drowlarının bizleri yok etmek için ne gibi planlar yaptıklarını öğrenmek onların planlarını önceden engellememiz için çok önemli. ”
Sangwa : " rotamız neresi olacak yüzbaşım? anladım ki birşeyler biliyorsunuz lakin sizin rehberliğiniz olmadan yola çıkmamız kör bir şekilde ilerlemek olur."
Yüzbaşı Lyrian : “Onu karanlık altının acımasız, kötülük ve kaos dolu şehri Menzoberranzan’ da tutuyorlar. Oraya girmek çok zor özelliklede yüzey elfi olarak, ama gizlilik içerisinde oraya inmenizin bir yolu var, geçebileceğiniz bir kapı... Kara Bakirenin Kapısı.”
İki kardeşte daha önce bu kapıyı hiç duymamışlardı.
Posted: Thu Jul 05, 2007 10:30 pm
by Yener
Gilraén ağacın üzerinden ateşin başında oturan orclara doğru atlayabilmesi oldukça zordu, fakat o an şansı oldukça yaver gitti orclardan bir tanesi tam tırmandığı ağacın altına gelmişti, kendi kendine homurdanarak bir şeyler söylüyordu, ateşin başındaki diğer üç orctan uzaklaşmak istiyormuş gibi bir hali vardı.
Orcça Gilraén ‘in bildiği diller arasındaydı ve hemen aşağısında ağacın dibine çömmüş olan orca biraz kulak misafiri oldu.
Orc bir kese açtı ve içerisindekileri yere döktü ve kendi kendine böbürlendi : “Ben o köyden çok parmak toplamak ben var daha da parmak toplamak, kadın parmakları, çocuk parmakları ve erkek parmakları, bizim şaman bunlara iyi para vermek....” (ve kısık bir sesle aptalca güldü).
Gilraén bu çirkin ucubenin tepesine çok rahat binebilirdi. Diğer üçü ile arasındaki mesefede 15 metre (50 feet) kadar kalırdı. Aşağıdaki orc baltasını da gelişigüzel bir şekilde yere bırakmıştı.
Posted: Fri Jul 06, 2007 12:19 am
by Sir Gerard
Thor, kızın kendisiyle konuşmasına sevinmişti. Ancak daha küçüğe verecek bir cevap hazırlayamadan, arkasından yaklaşan iki silüeti fark etti ve yeni bir soruyla daha karşılaştı.
Sorunun kimden geldiğini görmek için arkasını döndü koca adam. Karşılaştığı tablonun trajikomikliği, barbarı güldürdü. İki drow daha... Üstelik bu sefer yetişkin. Ã?ocuk drowlardan zarar gelmezdi, onlar ne kadar drow da olsalar çocukluğun saflığını taşıyorlardı-en azından sarışın barbar hep öyle olduğunu düşünmüştü. Ancak yetişkin drowlar...
Onlar ellerinden geldiği kadar pislik yaparlardı örümcek kraliçeleri için, sevgili "Lloth" ları için... Onlar bir köyü basarlardı, zevkleri için... Onlar, çıktıkları kabuğu beğenmeyip annelerini öldürürlerdi, güç için... Peki ya bu yapılanların sonuçları ne olurdu? Llolth tarafından ödüllendirilmek.
şimdi ödül verme sırası Tempus'taydı.
Barbarın yerinde bir müzisyen olsaydı, atalarına yapılanlarla ilgili ağıt yakardı...
Barbarın yerinde bir rahip olsa, köyleri yakıp yıkmanın büyük bir günah olduğunu anlatırdı...
Barbarın yerinde bir druid olsa, yeşil bir araziyi karartmanın iğrençliğine dayanamayıp yüzlerine tükürürdü...
Ancak Thor ne bir müzisyendi, ne rahip ne de druid. O bir barbardı... Ã?fkeli bir barbar-kana susamış bir kutup ayısı.
İçindeki tüm öfkeyi kusarcasına kükredi drowlara karşı. (Barbarian Rage)
Baltasını kaldırdı, ardından gözleri kararmışcasına erkek drowu ortadan ikiye bölecek şekilde hamle yaptı.
Posted: Fri Jul 06, 2007 4:18 am
by Mark
Drowlardan öğrendiği gibi, adam açık vermişti, Oeniaker hemen epesiyle, fırsattı değerlendirmeye karar verdi.
Küçük kızın, gelmeseler neler olacağını düşünüyordu..
Bu vahşi insan, intikam ile gözleri dönmüş kıza da zarar vermek üzereyken, Merladi sayesinde ne büyü bir şanstı. Belki de ilahi kader.
Ama Oeniaker, adamın saldırısının ardından savunma durumuna geçmeye karar verdi. Biraz sonra büyü yapabilicek, kadar kendine gelicekti. Koruma büyülerinin de, her sabah yaptığı için kendine güven duyuyordu. Hem yanında Merladi vardı.
Not (DM): Thor attack of Opportunity (fırsat saldırısı) vermedi, bir dahaki tur initiative (öncelikler) ler atılacaktır.
Posted: Sat Jul 07, 2007 4:51 am
by Gaara of the Sand
"hadi Zaerniss biran önce tanrıçaya dua edip eve dönelim.bu akşam şans bize güle bilir."
Posted: Sat Jul 07, 2007 9:18 pm
by darkelven
Zaerniss başıyla onaylar gibi bir işaret yaptı, geyiği yere bırakmalarını işaret etti ve geyiğin yanına,dizleri üzerine çöktü.Elini ölü geyiğin başına hafifçe dokundurdu.Ve tanrıçasına dua etmeye başladı:
Eilistraee, kara bakire,; bu avın zaferini sana sunuyoruz..Bu avın ruhunu sonsuz ormanda özgür kıl, ormanın bereketini koru, tüm drow ve elf kardeslerimizi de koru.
Sonra ayağa kalktı ve sırıtarak Odlanyer`a döndü. ''Ben bir av yakalayamadım ama olsun,haklısın şans bize de gülebilir, kutlama nerde yapılıcak demiştin?'' kemerin altından sarkan deri gömleğin eteklerini vurarak düzeltti.