Ölüm Labirenti

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Locked
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Adrian kamptaki telaşp duyar duymaz kafasının altındaki kılıçlarından birini çekip doğruldu. Ama karşısındaki manzara telaşlandığından daha farklıydı.

Adam kılıcına dayanarak ayağa kalktı. Ardından boyunu kütürdetti ve gerindi. Kibanın Huora işaret ettiği yerdeki küçük kızı gördü ve yanına gitti.

Wanga nın yanına çömeldi ve kızın yarasını inceledi. Kızın iç kanaması olduğu belliydi. Adam bunu telkine gerek kalmadan tecrübelerinden anlamıştı.

İri kollarıyla tuttuğu kılıcını kızın göğsünün üzerine koydu ve kızın kılıcı tutmasını sağladı. Kılıçtan yayılan küçük bir parlama kapladı etrafı kısa süreliğine.

"Bu en azından acını hafifletecektir.Küçüğüm" diyerek kızın saçlarını okşadı.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Başını ciddice sallamıştı elf prensesinin söylediklerine. Savaştan önce olanları aklından geçiriyordu, Adrian bunu birbirinden hoşlanan iki kişinin yaptığını söylemişti. Omuzunda uyuyan kuzgunla bir süre oraya, buraya yürümüş ve sonunda Adrian'ın kast ettiği şeyi anlamıştı. Onun dediği şey muhtemelen aşk olmalıydı ve kendi içini yokladığında iri savaşçıya karşı içinde böyle bir hissin olmadığını kendisine itiraf etti. Eğer bir daha buna kalkışırsa onu o şekilde sevmediğini ona söylemeye karar verdi.

Gerisine döndüğünde Miaé'nin yerde uyuduğunu gördü. Hafifçe gülümsedi. Kamptan sesler geliyordu. Biraz daha dinlediğinde bunların küçük kızla ilgili olduğunu anladı. Nöbetini ve Miaé'nin güvenliğini hemen yukarıdaki ağaca tünemiş kuzguna bırakarak hafif adımlarla kampa yürüdü. Bir korucu olarak savaş ve yaraşarı hakkında oldukça fazla şey öğrenmişti.

Adrian küçük kızın yanına eğilmiş, kılıcının kabzasını tutması için ona destek oluyordu. Bunun nedenini anlamadı ve başını sallayarak kendiside dizleri üzerine çöktü.

Tıpkı küçük kardeşleri ile ilgilenşrken yaptığı gibi sıcak ve güven veren bir gülümseme ile kıza baktı bu sırada iki elini hafifçe küçük eller üzerine koymuştu.

"şimdi bana güvenmelisin. Canını yakmayacağım, hatta sana yardımım bile dokunabilir."

Hafifçe kızın elbisesini üzerinden sıyırdı ve yarayı inceledi. Bir korucu olarak geçirdiği zamanda savaş ve yaraları hakkında oldukça bilgi edinmişti ve bilgisi ise bu yaranın ölümcül olduğunu söylüyordu. Nefesini içine çekerek ellerini hafifçe yaraya değdirdi, küçük kızın canını yakmamaya çalışıyordu. Sonra gözlerini kapattı, dudakları belirsiz bir şeyler mırıldanıyordu, yüzü ise çağırdığı şeyler yüzünden ifadesizdi.

Gözle görünür bir şey olmamıştı tabii ki, bu doğanın özü olan bir sihirdi. Ama küçük kız önce yarasının karıncalandığını hissetti. Daylight uzunca bir süre elini yaranın üzerinde tuttu. Sonunda yenien yaşam gelmiş gözlerini açıp ellerini geri çektiğinde yara gözle görünür bir biçimde iyileşmişti, ama hala içi iyileşmiş değildi. Korucu bunun farkındaydı ama elinden gelen bu kadardı. Hiç değilse şimdi küçük kızın daha rahat nefes aldığını görebiliyordu.

Özüntü ile küçük kıza baktı ve ellerini uzatarak saçını okşadı.

"Elimden gelen bu kadar. Umarım sana yardımcı olabilmişimdir. şimdi daha iyisin ya?"
Image
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Kiba Wanga ile birlikte kıza yardım eden arkadaşlarını izliyordu. Elinden gelen bu kadardı. Kız şansı varsa yaşayacaktı. Bazen ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgi sadece şansın üstünden geçerdi.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Daha rahat nefes alabiliyorum." dedi kısık sesle küçük kız.
Serferal kamp alanına girdi. İlgisizce çantaları karıştırmaya devam eden Thereona soğuk bir bakış attı ve diğerlerinin yanına gitti.
Küçük kız gülümsemeye çalıştı: "Serfi Amca!"
Serferal ağlamamak için kendini zor tuttu ama o da yaraya bakınca yaranın çok ciddi olduğunu fark etmişti. Elinden bir şey gelmemenin verdiği acı da eklenince ne yapacağını bilemez halde dolaşmaya başladı. Kiba'yı yanına çağırdı:
"O kızın ölmesine izin veremeyiz! Onu oğlum bana emanet etti ve o küçük kız yaşamak zorunda. Reks bir gün bunların hesabını verecek!"
Gökyüzüne bakıp: "Safiel tam da ihtiyacım olduğum da sana nerdesin evlat?" diye yakardı.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor olanları seyrediyordu, kız ölümle burun burunaydı ve herkes çalışıyordu onu yaşatmak için.Ne yazık ki Huor'un yapabileceği hiçbir şey yoktu.

"Olevia, benim için onu yaşat."

Huor bunun kayda değer bir şey olmadığını biliyordu ama çaresizdi.

Serferal da gelmişti ve Huor ona bakarak:

"Safiel, kız için onun peşinden gitmeliyiz."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Yerden yavaşça doğruldu Adrian. Arkasını dönüp uzaklaştı. Kız kılıcı ve daylighton yaptıkları sayesinde daha rahat nefes alabiliryordu. O kılıc adamın dayanılmaz acılara katlanmasını sağlamıştı.

Gözünden akan yaşları engellemek için eliyle yüüzünü sıvazladı. Ardından Huorun dediklerini duymuştu.

"Eğer o yaşlı kaçık madem çok bilge neden şimdi buralarda değil. Ayrıca babasının yapamadığı bir şeyi o nasıl yapacak ki ! unut bunu !" adam yanağından dökülen yaşları saklamak için için sinirli gözükmeye çalışıyrdu. Gidip kılıcını yıkadığı su birikintisinin yanına oturdu ve suyla oynamaya başladı.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Yaşlı kaçık dediğin insan sayesinde yaşadığını unutuyorsun, Adrian"

Aslında Adrian bunu bilmiyordu.Ama öğrenmeliydi.

"Kızın yaşaması için, birlikte dua etmek yetersiz kalacaktır, fakat Kerrae bir şeyler yapabilir belki, Kerrae?Mümkün mü?"

Aslında yapabileceği şeylerin arasında en büyüğü bile Daylight'ınkinden öte gitmeyecekti.

Sonra duraksayarak:

"Safiel, onun peşinden gitmeliyiz, o bir çaresini bulur elbet!"


Adrian'a tekrar baktı.

"Söyler misin Adrian, yardımcı mı olacaksın, mızmızlancak mısın?"
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Kerrae kılıcını yere sapladı. Bu varlığını hatırlatma girişiminden çok, ona bir destek yaratma çabasıydı. "Adım Kerrae, kralım. Karrea değil. Ve yapılabilecek bir şey var!" ikinci cümleyi elfe değil de, topluluğa söylemişti. "Bize... Tapınakta bir yöntem öğretmişlerdi..." yutkundu: "Burtha'da mutluluk için..." dedi. Aslında öğretilen 'şeyin' yaptığı tam olarak Burtha'da huzur vermek değildi; ama kızın önünde apaçık "ölümün acısız gerçekleşip, ruhun Burtha'da bile Olevia tarafından izlenmesi ve korunmasını sağlayan bir ayin" diyemezdi.

Gerçi bir problem vardı: Burtha artık mühürlüydü. Ama rahipler, Burtha'dan bahsetmiyorlardı. Ölümden sonra diyorlardı. Kimi ruhun öldükleri yerde kaldıklarına inanırdı insanlar, Olevia'ya tapanlar bile. "Çok zor bir ayin değil. Olevia dualarımı kabul ederse, ayini şimdilik boşuna yapmış oluruz. Umarım öyle olur. Tek başıma halledebileceğim bir şey, sadece ateş ve demin topladığım birkaç bitki lazım... Bu arada Daylight, bu bir Kızılnal yaprağı mı?"

"Bu ayini uygulamak istiyorum. İzin verirseniz. Bu arada, kızın üstüne ılık bir sıvı sürülmesine hazır olması lazım. Ayinin bir parçası; ama kocakarılar bir şifa yöntemi olarak kullanıyor."
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Ben ayinle vakit kaybetmeyeceğim. Kızı kurtarmak için ne gerekiyorsa yapacağım." diye haykırdı Serferal.
O sırada üç dryad ortaya çıktı. Dryadlardan biri reks rahibesini getiriyordu. Rahibe öfke dolu bakışlarla baktı herkese. Thereon bile bir bakış atma gereği duydu ama sonra kendi işine geri döndü.
Serferal, rahibeye küçük kızı gösterdi: "Onu iyileştirebilir misin?"
Rahibe ruhsuz bir tonda konuşuyordu: "Belki. Ama neden iyileştireyim ki?"
"Hadi ama o daha küçük bir kız." diye yalvardı Serferal.
"Oradaki elf kralı Huor efendi veya şu korucu sıçanı da mı iyileştiremiyor. şuradaki Olevai şövalyesi de değil mi? Oh, anladım. Kızılnal yaprağı arıyorsun değil mi küçük kızın ölümde huzur bulması için...." diye alay ederek konuştu rahibe.
Küçük kız Daylight'a sarıldı: "Ben ölecek miyim? Ölmek istemiyorum."
"Sizin tanrılarınız ve işe yaramaz büyüleri heo sorun çıkartmıştır zaten." diye alay etmesini sürdürdü Rahibe.
"Yeter artık! Lütfen sana yalvarıyorum. Küçük kızın sana ihtiyacı var." dedi Serferal son kez.
"Onu iyileştiririm ama bir şartım var. Sizin grubunuzdan aradığım kişi Elf Kralı Huor'du. Onu yakalayıp gizli yerimize götürme emrim vardı." dedi rahibe nefret dolu bir sesle.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor rahibeye baktı:

"Lanet olsun!"

diye mırıldanırken, kimse Huor'un gönüllü çıkmasını beklemiyordu.

Huor somurtarak baktı, evet, o yüzyıllarca yaşamıştı bu Dünya'da, artık Edmond'a gelmişti sıra.Ölmeliydi Huor, yerini bu küçük kıza bırakacaktı.Zaten karısının Huor'u sevdiği söylenemezdi.Edmond ise tahta geçecekti, bu onun üzüntüsünü dindirirdi.

Sonra Serferal'a baktı.Tabiî küçük kız için Huor'un kendisini feda etmesini istiyordu, ama bu istekti, beklenti değildi.

Daylight'a baktı, yanına doğru gitti.

"Grubun lideri olacaksın Daylight, vaktinde senin yerinde ben vardım, ve iyi işler başardım, sıra sende.Ben öleceğim, ama sen, benden az yaşayacak olmana rağmen, ölümün en huzurlu şekilde gerçekleşecek."

Kiba'nın yanına doğru gitti.

"Ve sen küçük, cesaretin benimkinden büyük, belki bu grup birçok maceraya daha girecek, belki onlarda ben olmayacağım, fakat aralarında en çok maceraya sen katılacaksın.Çok şey öğreneceksin, daha çok şey öğrenmene bak"

Gözlerinin dolmasına zor güç mani oluyordu artık.

Adrian'a baktı:

"Beni belki de hiçbir zaman sevmedin, ukalayım değil mi?Fakat Adrian, sen grubun sırtını dayadığı güçsün, bunu unutma."

şovalyeye son kez baktı.Wanga'ya konuşamamıştı, çünkü ağlayacak hâldeydi, gururuna yediremiyordu artık.

"Senin adın Kerrae, biliyorum, ama son sözlerimdi belki de onlar."

Rahibenin yanına gitti ve:

"İyileştir onu, söz veriyorum, sonra gideceğim seninle gizli yerine."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Beklediğimden kolay oldu. Emekliliğinin kısa sürecek olması ne kadar üzücü, yüce elf kralı?" dedi alayla rahibe.
Serferal, Huor'a yapma dermiş gibi bir bakış attı. Rahibe küçük kızın yanına ilerledi. Daylight'ı ittirdi: "Geri çekil küçük sıçan!" dedi.
Kiçük kız Daylightın elini bırakmak istemiyordu: "Lütfen korkuyorum." dedi ağlayarak.
Rahibe kızın bedenine göz gezdirdi.
"Çok hoş. Kızın içinde bir karanlık var. Sanki bir hareketiyle beni yok edebileceğine dair bir his." diye düşündü içinden rahibe.
Serferal: "Hadi ama." diye ısrar etti.
"Kes sesisni ihtiyar domuz. Konsantremi bozuyorsun. Hem sen şövalye kalk git. Ulu olevianı benden ırak tut! Barışınız batsın." dedi sert bir fısıltıyla.
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

kralın omzuna elini koyarak "merak etme bir yolunu bulacağım" diyerek fısıldadı.

Bu sadece o anı kurtarmak için söylenmiş birşeydi ama Adrian adama şu anda saygı duyuyordu. Oysa bir ara onu zorla teslim etmeyi bile gözden geçirmişti.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Kral somurttu.Eğer eski gücüne sahip olsaydı Adrian'a zihninden "Sen merak etme, ben her şeyi düşündüm!" derdi.Ama elinde değildi.

Sonra rahibeye baktı.

"Eğer kızı öldürürsen, burada olanlardan ben sorumlu olmam."

Gülümsedi.Gözyaşlarını saklıyordu zor bela.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Adrianın içinden bir yerlerden gelen sesle rahibenin hedefinin kızı iyleştirmekten daha öte birşey olduğunu fark etti. Adam rahibenin yanına doğru yaklaştı ve kendine çömelecek bir yer açarken onu haififten ittirdi. kadınla göz göze geldiklerinde ise. "Böhh !" dedi.

Kadının verdiği tepki herkesin sırıtmasına sebeb olmuştu. Kadın kendini geri atmış ve yere oturmuştu. Ardından adam kızın eline verdiği kılıcını aldı ve geri çekildi.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Suratı kaskatı ve neredeyse korkutucu bir derecede soğuk bakışlarla rahibeye baktı. Bir yandan küçük kızın elini bırakmıyordu. Huor' bir bakış attı ama içindeki hiçb ir şeyi belli etmedi. Gözlerindeki sabit ifade çelik kadar sertti ve bu bakışlar bir an bile rahibenin üzerinden ayrılmıyordu. Aynı zamanda kızı bırakmayada niyetli değldi.

"Kızın canını yakma."

Sonra kıza fısıldadı.

"Korkma. Senin yanındayım ve seni bırakmayacağım."

Ama bu sırada içinden hazırlanıyordu. Zihninin dişli çarkları durmadan çalışıyordu. Elf kralını rahibenin eline bırakmamaya kesinlikle kararlıydı. Asla dostlarını terk etmezdi... Tek yapması gereken kızın iyileşmesini beklemekti...

Bedeni ve zihni ne kadar saldırmaya hazır olsa da, bunu hiç bir şekilde belli etmedi. Sadece kız iyileşmeliydi... Sonra...

İki eli ile sıkıca kızın elini tutmaya devam etti.
Image
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest