Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Goblin Dekotta"nın manyakça teklifine sadece gülmüştü. Ya aklını kaçırmıştı, yada Dekotta"nın ona zarar verebileceğine inanmıyordu.

Dekotta goblini sürükleyerek götürürken, Selemor, V"ladhek, Horcoel, Harbormm ve Barra Qu"aeleruk da onunlaydılar. Grup, yolun sonlarına varıyorken gözlerine ormanın önünde uçuşan üç koca böcek takıldı. Harbormm, V"ladhek ve Horcoel hemen bunun az önce gördükleri böcekler olduklarını anladılar.

Aynı anda yolun sonundan biraz soldan gelen ard arda birkaç patlama, grubu irkiltti. Bir şeyler olmuştu ama hiçbirisi neler olduğunu anlayamamıştı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Ilyamain ortada kalakalmıştı. Köy halkı sessizce yerleşmeye çalışıyordu ama Ilyamain"in hassas kulakları onları duyabiliyordu. Dioraveni"yi de bulamıyordu Ilyamain. Üstelik Albertuna da kaybolmuştu.

Göremiyordu hiçbir şey. Her yer karanlıktı. Sesler geliyordu ama hiç görüntü yoktu. Karanlık, Ilyamain"i boğarken yanıbaşındaki Koruyucu, hırlamaya başladı. Hemen ardından Ilyamain kolunu sıkıca kavrayan bir el hissetti.

"Lütfen benimle gelin." diye fısıldadı elin sahibi. Genç bir erkek sesiydi. El, Ilyamain"i çekiştirmeye başladı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

"Tanrılar aşkına! Ben yaşlı bir kadınım ve eşyalarımı yerleştirip onların konforunun tadını çıkartmalıyım. Yine ne istiyorsun benden ha? Hayır gelmiyorum işte!"

Zehiran kollarını kavuşturup ters ters Cervantes"in gözünün içine baktı ama birkaç saniye sonra bakışları yumuşadı.

"Pekala evlat, senin dediğin gibi olsun. Gidelim hadi."

Cervantes, arkasında Slach, Maximillian ve Zehiran ile birlikte kaleye doğru ilerlemeye başladı. Ã?eşitli binaları, yolları sokakları geçip kalenin önüne varıyordu ki, sol tarafında kalan bir kalabalığı seçti. Kalabalık bir şeyin etrafını sanmıştı ve tüm insanların yüzlerinden öfke okunuyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Cervantes Zehiran'ın kendisiyle gelmeyi istememesine hemen bir tepki verecekti ki madamın snoradan yumuşaması onu da rahatlattı. Zaten istese de kasabadan getirdiği onca eşyayı kullanamayacağını düşünüyordu paladin. Onca işin içinde madamın koltuğunda keyif çatabileceğini hiç sanmıyordu. Yine de olumlu cevap vermesi Cervantes'i memnun etti. Paladin Zehiran'ı başıyla onayladı, Slach ve Maximilian'ı da alarak kalenin içine doğru ilerlemeye başladı.

Cervantes bunca ahalinin nasıl ve ne zaman daha güvenli bir yere yerleştirileceklerini düşünmekteydi. Ve güvenli bir yer bulabilecekler miydi. şu mağaralar ügvenli olabilir miydi, kaşifler birşey bulabilmişler miydi acaba?

Cervantes bu düşüncelerle beynini yorarken birden çoklu sesler ile irkildi. Adımlarını önce yavaşlattı, sonra durdu. Hemen seslerin geldiği tarafa döndü.
Burada bir grup toplanmıştı ve ortalarında her ne vardı ise onun etrafını sarmışlardı. Ã?fkeli halleri yüzlerinden, konuşmalarından ve hareketlerinden belli oluyordu.

Cervantes o tarafa doğru yaklaştı. Ã?nce grubun neye öfkelenmiş olduklarını öğrenmek için aralarına girmeyi denedi. Olan bitenden haberdar olmak için ise kendisini terslemeyecek bir yüz aradı. Eğer bulabilirse ona, burada neler olduğunu soracaktı paladin. Böyle birini bulamazsa ortaya daha da yaklaşmayı deneyecekti.
Bu gerginlik pekte hoşuna gitmemişti. 10 kasaba halkı üzerine düşüncelerini de bir kenara atamaması kendisini de gerginleştiriyordu...
Last edited by Eldarin_ on Thu Feb 23, 2006 12:19 am, edited 1 time in total.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

İlyamain kendisini bir an bir boşlukta gibi hissetmişti ki Kurtarıcı havlamaya başlayınca onun varlığını hissederek rahatladı. Tabi buna rahatlamak denebilirse.

Kurtarıcı oraya gelen birisinin varlığını haber veriyordu.
Lütfen benimle gelin.
İlyamain aniden çekiştirilmeye başlayınca kendisini hafif bir çığlık patlatmaktan alıkoyamadı. Ama neredeyse anında çığlığı bastırdı ve "Kimsiniz?" diye sordu. "Lütfen bırakın beni. Nereye götürüyorsunuz?" Ã?ekiştirmeye ve durmaya çalıştı. Ardından "Kim olduğunuzu söyleyiniz!" diye ciddi ve oteriter bir ifade ile buyurdu.

Adamın çekiştirmeyi bırakıp kendini tanıtmaması durumunda Kurtarıcıya saldırmasını söyleyecekti. Bu adam her kimse kör bir bayana bu şekilde yaklaşmaması gerektiğini öğrenmeliydi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
dekotta
Kutsanmış Kişi
Posts: 233
Joined: Sun Apr 10, 2005 10:00 am
Contact:

Post by dekotta »

Elemsar goblinin salakça tepkisi karşısında şok olmuştu. Korkaklıkları ile ünlü olan bu ırk bu kadar cürretkar olmazlardı genelde ona karşı ama işte karşısındaydı.

"Sanırım biraz fazla iyi huylu davranıyorum" diye düşündü. "Canlın konuşmazsa ölünde mi konuşmayacak ha !! sersem goblin " dedi gobline kendi pis dilinde.

"Seni gebertip alacağımı o şekilde almam gerekecek " ha dedi Dekotta, aslında böyle bir pozisyonda olmasa bu aptal varlıktan bilgi almak için canlısına soru bile sormazdı ama şimdi bunun için uygun bir zaman değildi.

Elemsar dev yumruğunu bir kez daha goblinin midesine indirdikten sonra sinirle büyücüye döndü. "Sanırım senin büyülerinden daha çok anlayacaktır bu pislik. " dedi sinirle.

"Benden pek korkmuşa benzemiyor ha " dedi ve sinirle bir kez daha ağır yumruğunu goblinin midesine geçirdi. Ardından da goblini de yanında sürükleyerek gurubun geri kalanına katıldı. Morali gerçekten bozulmuştu, bir goblini bile korkutamamak, bu Dekotta'nın rüyasına girse hayra yormazdı ama şu durumda eğer gerçekten birşeyler başarmak istiyorsa gerçek kimliğini gizlemeliydi. Bu hem kendisi hem de yanındakiler için şarttı, saçma bir dini tartışmanın amaçlarından geri kalmasını istemezdi. Nitekim bu görev onun için çok önemliydi.

Sinirle büyücüye baktı ve "Benden korkmadı büyücü, istediğin kadar büyü kullan bu pislikte ama değmez, bir kez daha soracağım ve o zamanda konuşmazsa bu pisliğin sefil hayatına son vereceğim." dedi, sesinde hiddet ve çaresizlik karışımı bir tını vardı. Varsın başkaları onu aciz görsündü çok umursadığı söylenemezdi.

Bu yürüyüşten sonra diğerlerinin yanına varmışlardı. Dekotta, yeni adı ile Elemsar oradakileri gözleri ile süzdü. Yanlarındaki kara elfe birkaç kez daha baktı. Oldukça sefil bir halde gibiydi, bağlı değildi ama yine de çok kabul görür bir hali yoktu.

Az önce deneme amaçlı onu goblinle bir tutmuştu ama hiddetlenmesine karşın daha büyük bir tepki vermemişti. Dekotta kara elfleri azçok tanırdı ve onlarla ilgili bildiği en öncelikli kural da çok kibirli olduklarıydı. Tutsak dahi olsa bir karaelf goblinlerle aynı kefeye konulmayı yediremezdi. Ama az önce oldukça kontrollü davranmış, kendisine hakim olmuş... hakaret dahi etmemişti.

"Kesinlikle birşeyler peşinde " diye düşündü karanlık rahip ama bunu kendisine saklayacaktı. "Sadece gözümüondan ayırmasam ve konuştuklarına dikkat etsem şimdilik yeter " diye düşündü.

Tanışmak ve durumu biraz daha iyi hale getirmek için, ya da kendi içindeki siniri biraz olsun atabilmek.. az önceki goblin olayını atlatabilmek için Elemsar yüzüne çok hafif bir tebessüm yerleştirdi ve gurupla konuşmaya başladı.

"Nasılsınız bakalım ? " dedi hafif şakacı bir eda ile ama gözü bir kez daha gobline kaydı... Bu sinir bozucu bir durumdu ve can sıkıntısı ile ekledi..

"BU nu ne yapsam acaba ? " ve ardından bir patlama... Elemsarın konuşması yarıda kesilmişti, dev adam anında dikkat kesildi ve patlamayı anlamaya çalıştı.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Schön'ün iyi olması onu rahatlatmıştı. Gnom tekrar ayağa kalktı ve ormanın içindeki gruba doğru yürümeye başladı. Albert, Newton ve Pastör'ün bu patlamalardan sonra oraya gitmeyeceğini biliyordu. Oysaki aslında şimdi binanın neden böylesine çöktüğüne bakması için onların gücüne ihtiyacı vardı. Onların zekaları ancak bir böcek gibi çalışıyordu ve tehlike gördüklerinde kaçacaklarını biliyordu. Sonra birden aklına bu patlamanın onları ürkütmüş olabileceği geldi. Gözleri Albert, Newton ve Pastör'ü aramaya başladı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Squan
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 557
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Squan »

Salvador kalabalığa merakla bakıyordu. Buna bir anlam verememişti. Acaba savaş düşünülenden erken mi başlıyordu? Bunu anca oraya varınca anlayacaklardı. Askerlerine baktığında hepsinin yaralı olduğunu gördü. Ã?nce askerlerini götürüp onların sağlıklarıyla ilgilenmeliydi. Ardından koboltlara baktı. Bunları böyle kaleye sokmak tehlikeli olablirdi. En iyi 5 adamını seçerek(sağlıklı) koboltlarla burada beklemelerini söyledi. En kısa zamanda komutan cervantes le konuşup geri geleckti. Tabi şu kalabalığa bakmayıda ihmal etmeyecekti...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

V'ladhek ilerlerken arkasından gelen manyakça gülmeyi duydu ve hafifçe yavaşlar gibi oldu..Lanet olası pis goblin kendileriyle dalga geçiyordu.Bu lanet ortamda bu kadar kasvet sinir bozukluğu varken bir de bu gerizekalının kendileriyle dalga geçmesi V'ladhek'in sinirlerini hoplatmıştı..

V'ladhek aklındaki düşünceleri attı ve kılıcını aynı anda çekip goblinin suratına yumruğu bastı yakasından tutarak onun boynuna kılıcını değdiriyordu.." Eğer..Tek kelime daha etmezsen sana yemin ederim..Bir daha edebilmek için yalvaracaksın. " bir anda kendisine inanılmaz şaşmıştı..Ne oluyordu kendisine..Neden sinirlerini tutamıyordu..

Sinirlerini o anlığına kontrol etmeye çalıştı..Bu kadar sinirlenmemeliydi ama buradaki hava bile içindeki kasveti..Özüntüyü yukarı seviyelere çıkarmaya yeterdi.Herkes yeterince stres altındaydı ve bu salak goblinin sinirleri daha fazla çıkarmasına izin vermeyecekti..

"Son kez söylüyorum aptal yaratık arkadaşımın sorduğu soruya ceva vereceksin.." bu sefer eli yakası yerine çenesine gitmişti ve çenesini sıkmaya başlamıştı..

Bir veya iki dakika sonunda dekotta bir şey derken arkada bir patlama sesi ortalığı yardı geçti.Daha sonra ileriye baktığında gözleri sonuna kadar açıldı bu karşılaştıkları böceklerdi..Finrod ölmeden önce geçen böcekler..V'ladhek biraz yüzünü astıktan sonra kendini tekrar toparladı..Ama binicileri neredeydi?

V'ladhek gobline tekrar baktı "işimiz bitmedi gerizekalı" dedi sinirli bir şekilde ve diğer kılıcını da kınından çıkardı.İki kılıcı elinde hazır bir şekilde ilerliyordu böceklerin ne yapacağı belli olmazdı.." Dikkat edin.Elemsar,Selemor siz benimle gelin dikkat edin.." dedi ve etrafa bakarak hem patlamanın kaynağına bakmaya çalıştı hemde bu aptal goblinlerin bineklerinden inip ne yaptığına bakmaya çalıştı..

Görmek istediği sadece dostlarıydı..Birde........
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Necros_Spellweaver wrote:Yılmax, Azazel ve Nakh da patlamalar olurken istemsizce eğilmişlerdi. Neler olduğunu anlayamasalar da Yılmax, gnomun oraya gitmiş olduğunu biliyordu. Ã?ünkü gnomun aracı oraya düşmüştü.

Drow o bölgeyi incelerken deponun birkaç metre önünde Schön"ün havada uçtuğunu gördü. Ama Hastlisch yanında yoktu. Gnom, kuşundan hiç ayrılmazdı ki!
Yilmax, On Kasaba'yı izlerken oraya giden grubun akıbetini düşünüyordu. Özellikle de Konseyin büyücülerinden olan Finrod'u ne durumdaydılar acaba diye içinden geçirdi. Kendilerinin üzerine gelen goblinlerle binekleri olan böcekleri düşününce (ki onlar da On Kasaba yönünden geliyorlardı) On Kasaba'yı araştırmaya giden grup hakkında endişelenmeye başlamıştı. Acaba neden hala gelmediler diye düşündü. Diğerlerine dönerek

"San..." Ani gelen şiddetli patlama sesi istemsizce eğilmesine sebep olmuştu. Patlama ise gnom'un gittiği yönden, "Aracın düştüğü bina" yönünden geliyordu.

"Lanet olsun, Hastlisch! Neredesin?" Avazı çıktığı kadar bağırmıştı. Gerçekten de aralarından birini daha kaybetmek istemiyordu. Hastlisch güçlü olmasa da faydalı bir büyücüydü. Patlamanın olduğu yönü gözleriyle tarayarak Gnom'u ararken, büyücün baykuşunun havada uçtuğunu gördü. Büyücünün ne durumda olduğunu düşünmeden edemedi ve

"Hastlisch! yaşıyormusun?" Bağırarak o yöne doğru hızla yürümeye başladı...

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

"Lanet olsun, Hastlisch! Neredesin?"
Duyguları yorulmuş yada tükenmiş gnom ayakta dengede durmaya çalışırken ileride Yılmax'ı gördü. Sanki bir şeyler diyordu ama çok kısık sesle konuşuyordu. Abartılı hareketleri ile demek istediğinin anlaşılmasını sağlıyor olabilirdi. Karaelflerin yer altında haberleşmek için beden dilini kullandığını duymuştu ama ticarette yaramadığından hiç ilgilenmemişti. Demekki onların beden dilide böyle bir şeydi.

*Aslında oldukça kolaymış.*

şaşırmasına yol açan bir şey de Yılmax'ın tamda onun olduğu yöne bakmasıydı. Nasıl olupta onu görüyor olabilirdi. Ellerine bir kere daha baktı. Kendisini göremiyordu ama Yılmax onun tarafına bakıyor ve hayır hatta onun olduğu tarafa doğru yürüyordu.
"Hastlisch! yaşıyormusun?"
Daha demin fark edilmemek için yer altına ait gizli dili kullanan karaelf şimdi ormandan çıkmış herhangi dikkatsiz bir gözün dahi görebileceği şekilde yürüyordu. Birde şu çınlama olmasa herhalde herşeyi daha rahat düşünebilecekti.

Yılmax kendini görünmezmi sanıyordu yoksa. Yoksa o kendini göremiyormuydu. şu anda Yılmax Hastlisch'i görürken, Hastlisch'te Yılmax'ımı görüyordu. Belkide herkes onları görürken onlar kendilerini göremiyorlardı.

Code: Select all

Yada büyünün aynı dalgadan etkilenmesi sebebiyle görünmez olanlar birbirlerini görebiliyorlardı. Ama Hastlisch daha büyüyü yapmadan önce görmeye başlamıştı. Aklını dolduran büyüsel ve bilimsel düşünceler bir anda durdu. Bu şekilide çözülecek bir olay değildi bu. Ya çok daha basit yada çok daha karmaşıktı!
Yılmax'ın onu görep göremediğini anlamak için Yılmax'ın önüne geçti ve üstüne doğru yürümeye başladı. Görünmez büyücünün görünür kuşuda onun tepesinde uçmaya devam ediyordu.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Beş asker de Grok ve koboldlarla geride kalırken, Salvador kalan askerlerinin tedavi edileceğini düşündüğü merkez kaleye doğru ilerliyordu. Bu da haliyle onu kalabalığa yaklaştırıyordu.

Cervantes de aynı anda kalabalığa yaklaşmaktaydı. Kalabalığın yüzündeki öfkeyi ve tiksinmeyi okuyabiliyordu.

İki adam da kalabalığa iki farklı yönden yaklaştılar. Halk küfürlü tezahüratlar yapıp ortalarındaki bir şeyi tekmeliyor ve yumrukluyordu.

Cervantes"e veya Salvador"a tek bakanlar, ortaya geçmek için iteledikleriydi. Epey uğraş sonucu ikisi de ortaya geçmişlerdi.

O anda Cervantes de Salvador "da göz göze geldiler...ve sonra da önlerinde tekmelenen, yumruklanan, kan ve çürükle kaplı olan koboldu gördüler.

Ama daha da kötüsü vardı: Cervantes, Oren"le olan temasının büyük ölçüde kesintiye uğradığını hissediyordu. Daha önceki gibi bir meşguliyet hissi değildi bu. Oren"i bir hissediyor, sonra bir süre hiç yokmuş gibi kaybediyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

"Lütfen. Lütfen benimle gelin. Size ihtiyacımız var. Lütfen."

Kol hala Ilyamain"i çekiştiriyordu. Sesi yalvarırcasına ve telaşlı çıkıyordu. Koruyucu ise hala hırlayıp duruyordu. Sanki adama saldırıp onu parçalamak için kör rahibeden emir bekliyor gibiydi.

Ve o anda Ilyamain Oren"i kaybetti. Tuhaf bir şekilde tanrısıyla olan bağının kesildiğini hissediyordu. Sonra aniden geri geliyor, ama ardından tekrar yitip gidiyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Grup artık daha temkinli ilerliyordu. V"ladhek en öndeydi. Başka bir patlama duymamışlardı. Ama böcekler ortada boş boş dolanıyorlardı. Binicileri yoktu.

Böcekler saldırgan görünmüyorlardı. Sakince dolaşıyorlardı.

Sonra V"ladhek"in gözüne, ağaçların arasında kırmızı bir şey takıldı. Kırmızı bir şeyler giyen birisi.Yanında hareket eden birkaç şekil daha vardı.

Selemor o sırada tuhaf bir panik havasına girmişti. Ã?evresindeki büyü ağı inanılmaz dengesizleşmişti. Sanki dokunsa patlayacak gibiydi.

Dekotta da peşi sıra goblini sürükleyerek geliyordu. Karnına çivili yumrukları yiyen goblin, iki büklüm kalmıştı. Sonra Dekotta aniden kalakaldı. Yeminer'i hissedemiyordu. Tanrısı bir şekilde ondna uzaklaşmıştı. Bir an hissedebiliyor, sonra yine kaybediyordu. O kadar uzaktaydı ki...Sanki bir şey ikisinin aralarına geçmiş gibiydi.

Harbormm artık patlamalar konusunda homurdanıyordu. Horcoel ise hiçbir şey söylemeden drowu izliyordu.

Barra Qu"aelaruk ise sadece kendisini goblin gibi bir aşağı yaratıkla bir tutan Dekotta"yı pis pis süzmekle yetiniyordu. Sonra aniden o da çok huzursuz görünmeye başladı. Büyü ağındaki dengesizliği o da sezmiş olmalıydı.
Last edited by Lord Necros on Fri Feb 24, 2006 10:56 pm, edited 1 time in total.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Görünmez gnom ve görünür drow birbirlerine yaklaşırken ikisi de aniden durdular. İkisi de hissetmişlerdi.

Büyü ağı... Tuhaf bir şeyler oluyordu. Büyü ağı inanılmaz dengesizleşmişti. Ã?yle ki sanki dokunsalar patlayacaktı. Büyünün tüm dengesi bozulmuştu. Artık yapacakları her büyü tehlikedeydi.

Hastlisch telaşla böceklere baktı. Acaba onlarla da bağlantısı kesilecek miydi? Hayır, böceklerin zihnindeydi hala. Böcekler de sakin görünüyorlardı. Patlamadan huzursuz olmuşlardı ama yine de bu onları kontrolden çıkartmamıştı.

Schön, Hastlisch"in başının tepesinde dönüyordu.

Azazel ve Nakh ise aniden duran Yılmax"ı ve havada daire çizen Schön"ü görüyorlardı. Yılmax"ın aniden durmasına anlam verememişlerdi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests