Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero kılıcının elinden uçmasıyla kısa süreli bir şaşkınlık yaşamıştı ama bu şaşkınlığı üstünden çabucak atabilip disiplinini tekrar eline alabildi. Bugbear'a çarpınca bir şey hissetmemişti. Dostunun okuduğu büyüye dua ederdi böyle bir çatışma içinde olmasaydı. Konsantrasyonunu tamamen savaşa vermişti. Dünya onun için birkaç silah, hafif zırh tıngırtıları ve savaşçıların derin soluklarından başka bir şey değildi. Rakibine çelme takmayı denedi. Bunda başarılı olduğunu anladığında yüzüne kısa bir süre için bir gülümseme yerleşti. Sonra savaşın ciddiyetiyle tekrar sertleşti. Gözü kılıcına takıldı. Bu kadar büyük bir bugbear yerden kalkana kadar ona ulaşabilirdi. Kalkanını bugbearla kendisi arasına alarak kılıcına doğru hamle yaptı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Ezakiel'in Gurur Arbedesi:

Arbede İllüstrasyonu:
---------------------
-----------B--------
-----Ez-A-Ef----L--
-------K----T------
--------------------

Round 2:

Ezakiel hızla ayağa kalkarken, Andero kılıcını düşürdüğü yerden alır. İki savaşçı yeniden gözgöze geldiklerinde Ezakiel'in baltası ve Andero'nun kılıcı çoktan birbirine çarpmak için havada ıslık çalmaktadır.

Efla Andero'nun sırtına dokunduğunda Andero içine dolan müthiş gücü hisseder. (Andero +4 Strength)

Bu sırada eskiden Kharon olarak bilinen ölmeyen adeta buharlı bir gnome makinası gibi gürleyerek elindeki warhammerını tüm gücüyle savurarak Ezakiel'e saldırmaktadır(Kharon +2 Attack -2 AC)

Efla büyüsünü okuduktan sonra arkasından yaklaşan karanlığın ürpertisi içerisinde arkasına döndüğünde Thylotrel'in öfke içinde yüzünün çarpılmış olduğunu ve kılıcını ona savurmak üzere havada tuttuğunu fakat olduğu yerde hareketsiz durduğunu görür. (Thylotrel will save tutmadı.)
*Bilinçaltında ona bu büyüyü yapanı öldürmeyi düşünüyordu*

Lysana bu büyünün elfi fazla tutamayacığının farkındaydı.

Ezakiel'in baltası tüm gücüyle Andero'nun kalkanında gümbürdeyerek karaciğerinin yakınlarında zincir zırhına indi. Andero'nun taşcildi bile yaralanmıştı (Andero -7 hp Staoneskin -10 hp). Bu sırada acıyla inleyen Andero'nun kılıcı Ezakiel'in kolundaki zırhını delerek boydanboya yardı (Ezakiel -12 hp)

Brenne sözlerini bitirdiğinde görmeyen gözlerindeki kan hırs ve nefretle boşaldı. Ellerinden ve parmaklarından fırlayan şimşekler şimşeklerden neredeyse kaçmakta olan Ezakiel'e çarptı (Ezakiel reflex tutmadı -21 hp)

Ezakiel'in gözleri acıyla dönerken baltası bir kez daha Andero'ya indi fakat kuvveti ve hayatı vücudunu terkediyordu. Andero'nun taşcildinde ufak bir çizik bırakabildi (Andero -2 hp Stoneskin -10hp)

Andero'nun kılıcı Ezakiel'in koluna bir kez daha nefretle indi ve kolunu kırarken Ezakiel acıdan bilinçsiz bir şekilde yere yığıldı. (Ezakiel -9 hp)

Kharon gözü dönmüş bir şekilde koşarken yere yığılmakta olan Ezakiel'in tam sırtına warhammerını indirdi ve Andero'yu ve kendisini kanla yıkarken warhammer Ezakiel'in zırhını parçalayıp sırtını delerek göğüs kafesinin derinliklerine kadar girdi. (Ezakiel -22 hp)

Andero ve Efla zihinlerinde karanlık gücün sesini duydular. "Kılıcınızın her darbesi, büyülü her kelimelerin her vurgusu kurtuluşunuza giden yeni bir adım. Sizi cennette bekliyorum. Karanlığın cennetinde..."

"Gölü besle... Yolu takip et... BANA GEL..."

Kharon kanın sıcaklığıyla zevkten bilincini kaybetmenin eşiğindeydi, zihni dirense de açlığına yenik düşerek Ezakiel'in cesedinin üzerine atıldı ve pernçeleri ve dişleriyle onu parçalamaya başlayacaktı.

Round 2 sonu:

Ezakiel ölmüştür.
Efla, Brenne, Andero +1 Karma almıştır.
Kharon frenzy'dedir ve saldırılmadığı sürece tepki vermeyecektir.
Thylotrel *held* durumdadır.
Last edited by Raistlin on Tue Nov 16, 2004 4:15 am, edited 1 time in total.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Tenthor'un gözü dönünce...

Arbede İllüstrasyonu:
__________________
KARA NEHİR
__________________
-------------------------
------E-T---------------
-------------------------

Round 2:

Thentor Emrahab'ın hareketlerini takip ederken bir anda hızla kılıcını savurur ve parendeler atmakta olan Emrahab'ı kolundan yaralar (Emrahab -9 hp)

Fakat Emrahab da bu anı beklemektedir(Bluff), sopalarının ucundan fırlayan şişlerini Tenthor'un karnına doğru savurur. İlki hazırlıksız yakalanan Tenthor'un karnını sıyırır. Diğeri ise kalkanının altından sol böbreğinin olması gereken yere zarar verir. (Tenthor blöfü yer -13 hp)

Tenthor, yaralarından vücuduna yayılan yakıcı sıvıyı hissettiğinde zehirlendiğini anlamıştır. Bir anda kafasındaki kahkahalar artar ve kusarak bayılacağını düşünür. Kafasında dev akrepler ve böceklerden oluşan ordular gelirken... Ses yine ona seslenmektedir. "Doğru yoldasın Tenthor..." *Zehirin ilk etkisini Tenthor'un bünyesi yener.*

Konsantrasyonu bozulan Tenthor kılıcını tekrar soytarı'ya doğru savurur fakat Emrahab darbesinden rahatça kaçmaktadır. Emrahab şişiyle karşılık vermeye çalışır fakat Tenthor açığını kalkanıyla korumaktadır.

Round 2 sonu:
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Büyüsünü tamamladı. Mücadele bundan sonra pek uzun sürmedi. Zırh sesleri, Ete batan silahlar... Savaşın kokusu... Ve en sonunda zafer... Andero ile iyi bir takımdılar ve bir kez daha zafere ulaştılar. Farklı kişiler olarak farklı yerde ama yine zafer. Ve yine bir ses duydu zihninde. Her ne kadar ona karşı harekete geçtilerse de artık bir parçasının ona ait olduğunu düşündü ilk kez. Ã?yle kolay iletişime geçebildiğine göre...

Dikkatini artık büyüsüne yoğunlaştırması gerekmediğinde etrafına bakabildi. Gördüğü şey çok şaşırtıcı sayılırdı. Thylotrel ona saldırmak için kılıcını kaldırmıştı. Ama olduğu yerde kalakalmıştı. Bir süre kıpırdayamayacağını anladı. Bunu ne için yapmış olabilirdi? Mantıklı bir açıklama yoktu. Ama bunu yapmıştı artık tehlike arzediyordu. İradesi ile veya değil. Bu tekrar olabilirdi. Bunu göze alamazdı. Zaman pek de lehine işlemiyordu. Kararını verdi. "Bu da nedir böyle?" dedi şaşkınlıkla. "Thylotrel artık dost sayılmayacak anlaşılan." dedi Kaşlarını çatıyor ve Thylotrel'in bedenine bakıyordu. "Ã?LDÃ?R ONU ANDERO!" dedi. Kısa ve netti. Yaşamak için mi yapmıştı bunu? Bilmiyordu. Sözlerini söyledikten sonra arkasını döndü. Bu sahneyi izlemeye pek niyetli değildi.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero kolunu serbest bıraktı ve biraz gevşedi. Karşısındaki manzaraya bakıyordu. Bugbear ayaklarının dibinde, kanlar içinde, mahvolmuş bir halde yatıyordu. Andero tiksinerek ona baktı ama tiksindiği şey kan veya görüntü değildi. Bugbear'dan tiksinmişti. Nedenini bilmiyordu. Bu yaptığı onun bu tiksintisini azaltıp kendini rahat hissetmesini sağlamıştı. Adrenalin vücudunu yavaş yavaş terk ederken cesedin diğer yanına baktı. Bir ölemeyen olduğu belli olan yaratık orada duruyordu. Andero Majenta'yı öldürdüğünde ("Daha bu sabahtı...." diye düşündü) karşılaştığı şeyde yaşadığı korkuyu yaşamıyordu artık. Hem Brenne'in ölemeyenlerle ilgili olduğunu biliyordu artık.

Başını eğip üzerine baktı. Zırhı, bugbearın kanıyla yıkanmıştı. Pelerinini önüne çekip baktı. Eskiden beyaz olan pelerin kanla kızıla boyanmıştı. Andero kendini bir an rahatlamış hissetti. Bir paladin olsa şu an neler hissederdi? Gülümsedi. "Artık bir paladin değilim." dedi bugün için bir kez daha kendine. O an üstündeki yaraları hissetti. Lysana'nın iyileştirme yeteneğini kaybettiğini görmüştü daha önce. Brenne buraları iyi biliyora benziyordu, ve bu çevrede yapılacak büyüleri...

Efla'nın sesini duydu. Eli kılıcında tekrar kasıldı. Adrenalin vücuduna tekrar pompalanmaya başladı. Andero hışımla arkasını döndü ve görüntüye baktı. Thylotrel Efla'ya mı saldırıyordu? "Bu elfde garip bir şeyler olduğunu biliyordum." diye düşündü.

-Arkadaşıma kimse zarar veremez elf soyu. diye bağırdı. Thylotrel'e doğru ilerledi. Adam hareket edemiyordu. Andero hafif sağa doğru eğildi. Kılıcını elinde savurdu yavaşça. Kalkanını sol kolundan yere saldı. Sonra kılıcı iki eliyle tuttu. Sol tarafa doğru kaldırdı ve bağırdı. Kılıcı elfin boynuna doğru sağdan sola savurdu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne bir kez daha ölümü görmüş ölemeyen yoldaşının yaşayana karşı kinini nefretini kusmasını izlemiş ve bu sahneler onu yeniden mutlu kılmıştı.şimdi ölemeyen kölesi,kurbanının cesedi ile besleniyordu,Brenne zevki ölemeyene bırakarak sağına döndü.Andero nun kılıcını çektiğini gördü hem de elfe doğru,sadece bir refleks olarak ağzından sözler döküldü sol eli yağ fırlatırken sağ eli Andero nun kılıcını işaret etti.Tek istediği bu kargaşaya engel olabilmekti.Grubun birbirine düşmemesi gerekliydi ta ki efendinin huzuruna kadar ondan sonrası efendiye aitti.

RP DIşI:Yaptığım büyü grease dir.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Tenthor karşısındaki soytarıyı süzdü. Elinde şişleriyle sürekli haraket halindeydi, tıpkı Tenthor gibi o da dengeli bir dövüşçüydü. Fakat soytarı'nın yaraları daha ciddiydi... Karnının sol tarafında ciddi bir kanama söz konusuydu. Buna fazla dayanamaz diye düşündü Tenthor. Uygun anı kollayıp soytarıya hızlı bir saldırıda bulundu, öyle ki rakibinin onun açığını yakalama şansı olmayacaktı. (Spring attack)
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Thylrotel yaptığı büyü şimdilik etkili olmuş gibiydi,ama bu düşüncesi gördükleri karşısında uçup gitti..Efla ve Andero'nun Thlyrotel'e saldırdığını görünce yüzü bembeyaz oldu,Hızlı bir hamle yaparak Andero'nun Thlrotel'e savurduuğu kılıçlardan sıyrılarak Thyrotel'in tam önüne korumacı bir şekilde geçti "Napıyorsunuz siz herkesi Öldürebileceğinizimi sandınız" sesi hiddetli çıkmıştı,her ikisinede kızgın bakışlar atıyordu,bakışları yerde yatan böcayıya kaydı.Ezakiel ölmüştü Dost dediği kişiler bir başka dostunu öldürmüştü Acıyla inledi ama yerinden kıpırdamadı. kimsenin Thlyrotel'e saldırmayacağından emin olana kadarda kıpırdamayacaktı.Sonra brenne'nin anderoya doğru bir büyü yaptığını gördü.Hep bu olanlar büyücünün suçuymuş gibi baktı o gizlendiği cüppesinin ardından ne gibi dolaplar çeviriyordu tek suçlu büyücüde değildi.Kendiside en az diğerleri kadar suçluydu belki bu kavgayı durdurabilirdi,ama o gücü kendisinde bulamamıştı.Tanrısının varlığını ve gücünü artık daha az hissediyordu.Bu topraklarda tanımlayamadığı daha farklı kötü bir güç vardı ve bu güç diğer tüm güçleri emiyordu sanki...
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Hükümlü
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1548
Joined: Mon Jun 09, 2003 5:31 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Hükümlü »

Soytarınin yarası acıyordu; ama deliliği ve o anda duyduğu heyecandan nerdeyse bunu düşünmüyordu bile...
Dişlerinin arasından tıslayarak gülüyordu soytarı. Göz ucuyla sağına baktı...
Rakibinin saldırsını bekledi. yaklaştığı zaman ise bir parnade attı sağa doğru ve kendini düzelttikten sonra geriye takla attı. rakibin saldırısını burada bekleyecekti.

Gözleri parladı birden çılgınlar gibi bakıyordu. Hafif hafif bir şeyler mırıldanmaya başladı. Doğrudan rakbinin gözlerini görmeye çalışıyordu. Büyük bir sırıtış geldi yerleşti yüzüne. Doğru anı bekliyordu adam kasları gerilmiş bir vaziyette...

(rp dışı: yaptığım büyü 'light')
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Raistlin wrote:Ezakiel'in Gurur Arbedesi:

Arbede İllüstrasyonu:
---------------------
-----------B--------
--------A-Ef----L--
----------A-L-T-----
--------------------

Round 3:

Lysana son anda Thylotrel ile Andero'nun arasına girmeyi başarmıştı. Fakat Andero'nun kılıç darbesi umursamadan hız bile kaybetmeden Lysana'nın üzerine gelmeye devam etti. Lysana ilk başka gözlerine inanamasa da son anda darbeden kaçması gerektiğini anladı fakat çok geçti... Darbe acımasızca elf kadının tam sağ omzuna çarptı ve kolunu kopardı. *critical* (Lysana 42 damage). Elf kadının kolundan bir anda kan boşalırken çığlığı çok uzaklardan yankılandı.
*Lysana ölümün eşiğinde olduğunu farketti.*

Brennenin elinden fırlayan yağ Andero'nun kılıcını da yağlayarak yere boşaldı. Lysana ve Andero zor da olsa dengelerini sağlamayı başardılarsa da hareketsiz duran Thylotrel ve arkasını dönmekte olan Efla bir anda yere kapaklandılar. Andero kılıcını iki eliyle tutmasına rağmen zar zor kontrol edebildi.

Andero silahsız Lysana'nın boşluğundan faydalanarak onu öldürebilirdi ve elfi öldürürse yerde yatmakta olan Thylotrel'e de saldırabilirdi...

Brenne zihninde efendisinin alev gözlerini ve binlerce dişini gördü. Bu kez Kara Boynuzlarını ve vücudundaki binlerce vahşi dikeni görme onuru da ona bahşedilmişti. "Bırak ölümlüler kendi kaderlerine kendileri karar versin... Hahahahaha..."

Round 3 sonu (Andero'nun kararı bekleniyor):
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Esen"in sözleri iyice sinirlendirmişti Tudor"u. Esen olumlu yaklaşmadığı gibi ortalığa bağırıp çağırmaya başlamıştı. Bu hançer hakkında Esen"in hiçbir şey bilmediğini bilmiyordu Tudor. Nitekim Esen"de hançer hakkında hiçbir şey bilmediğini söylememişti kimseye ve söylememeye de niyetli gibiydi.

Tudor aşırı sinirli görünüyordu, vücudunu bir zırh gibi kaplayan büyük ve sert kaslarının arasından çıkan irili ufaklı damarlar sinirinin göstergesi gibiydi. Nefretle Esen"in gözlerine bakarken ağzından çıkan kelimeler şunlardı;

- "Madem bize güvenmeyip bir şey anlatmıyorsun o zaman bende sana güvenmiyorum. Madem ki dostum değilsin öyleyse düşmanımsım. Ã?ek kılıcını kadın!!!" dediği anda devasa kılıcıyla gardını almış, Esen"in oturduğu yerden kalkmasını bekliyordu ki tam o sırada kulağında çınlayan sesle irkildi "Kılıcını toprağa sok!" Bunun üzerine fazla düşünmedi Tudor. Kafasındaki sorulara bu çağrıyla yanıt bulabilirdi. İki eliyle kavradığı kılıcını ani bir hamle ile yumuşak toprağa soktu ve hızlıca çıkardı. Kılıç iğrenç bir yeşile boyanmıştı ve ortamdaki herkes afallamış gibi bir Tudor"a bir kılıca bakmaktaydı..
Only God can Judge me!
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Elinin kılıca temasıyla birlikte vücuduna aşırı bir yüklenme hisseden Tudor buna engel olamıyordu. Yeşil sıvı Tudor"a adeta güç enjekte ediyor gibiydi. Sıvının verdiği etkiyle gözü dönen Tudor yerde oturur vaziyette olan Esen"e doğru atağa geçti. "Rage-
Only God can Judge me!
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne efendisinin zihninde oluşan imgelemi karşısında heyecanlandı artık korku yerini derin bir bağlılığa bırakmıştı ama yinede vücudunun titremesine engel olamadı.Sözler -daha doğrusu- Brenne için "emirler" çok açıktı."Engel olma!"
Zaten Brenne'nin olan bitene müdahale etmek gibi bir isteği yoktu bunu sadece efendi için yapmıştı ama şimdi gerçeği görmüştü.Efendi sadece buna değecek kişileri istiyordu daha başkasını değil ve kişiler efendiye layık olduklarını kanıtlamalıydılar.
Brenne yavaş adımlarla geriye çekildi arbededen ve gelecek yanlış bir hücumdan sakınmak için uzaklaştı.Sadece olan biteni izliyordu.Ölemeyenin cesedi parçalamasını izledi bir süre sonra nehir kıyısındaki bir başka arbede gözüne takıldı.O soytarı ile savaşçının birbirlerine saldırdığını gördü.Sonra aklına sırtında kılıçla hana giren adam geldi.Onun söyledikleri geldi birer birer.
"Delirmiş gibilerdi...Herkes birbirine saldırdı..."
şimdi anlıyordu Brenne,bu olanların nehrin bu tarafında gerçekleşmesini anlıyordu.Bu sadece bir sınavdı,son bir sınav ve nehrin kenarına gelen herkes bu sınavı veriyordu.İlk önce Böcayı,şimdi yanındakiler ve şu uzaktaki soytarı ile elinde kılıç olan silüet.Dalgınlaşmıştı Brenne ama soytarının o sinir bozucu zilleri Brenne yi kendisine getirdi.Yeterince uzaklaşan Brenne yavaşça nehre döndü ve bir geçiş yolu düşünmeye başladı.Bu arbede elbet bitecekti ve karşıya geçmek gerekecekti.
Sonra efendisinin sözleri geldi aklına.
"Gölü besle bana gel.."
Mırıldandı Brenne
-Evet gölü değil ama nehri besleyeceğim
Yavaşça arkasını döndü ve yerdeki cesede baktı.Kharon onu parçalamıştı.İşe yaramaz diye düşündü,ama süren bir arbede vardı ve yeni cesetler ortaya çıkacaktı.Asasına dayanan Brenne olanları büyük bir keyifle izlemeye başladı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Elf Esen'e yapılacakları anlamıştı. Geri çekilmeye karar verdi. Olup biteni izleyecekti ve en önemlisi neler olduğunu anlayıp yapması gerekeni o zaman karar verecekti.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero kılıcının ete girişini hissetti. Aslında bu kadar büyük bir direnişe uğrayacağını zannetmiyordu kılıcının. Ne de olsa elfin boynuna savurmuştu kılıcı. Beklediği şey ufak bir direniş ve ardından kılıcının yardığı havanın boşluğuydu. Andero kılıcını iki eliyle tutmuş halde karşısındaki manzaraya baktı ve bir kısa bir an yüzünden bir şok ifadesi geçti. Lysana....

-Sen ne yaptın? dedi. kısık, çok kısık bir sesle. Ã?yle ki bu sözleri sadece o duymuştu belki de. Yüzü tekrar sertleşti. Dostuna saldıran birini mi koruyordu bu Lysana? Efla'ya saldıran bu sabah tanıştıkları birini...

-Sen de mi onlarlaydın? dedi yavaşça. Hayır. Bizi.... beni kimse engelleyemeyecek. Amacıma ulaşmama kimse mani olamayacak. dedi sessizce. Lysana'nın can çekişen haline ve yerdeki Thylotrel'e baktı. Sonra gözleri tekrar Lysana'ya döndü. İyileşmesi imkansızdı artık ve acı çekiyordu.

-Dostum musun, düşmanım mı? Dostum musun, düşmanım mı?...

Bir an sorguladı kendini. Bu soruya cevap aradı. "Ne fark eder ki? Hangisi olursa olsun şu an yapacağım hareket değişmeyecek."

Andero kılıcını havaya kaldırarak Lysana'nın yaralı bedenine savurdu. Ardından kılıç havadayken onu iki eliyle kavrayıp, kılıcı yerde yatan elfin kafasına saplayacaktı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest